
Yeni bölümde hayatımızda karşılaştığımız zorlukların temelinde yetişkinliğe gecikme, erteleme, sorumluluk alamama, korkular ve bunların nasıl değiştirebileceğini konuştuk.
*****
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki
kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/-e-nurtacturkeli
Ayrıca, %10 indirim kodumuz olan "10nurtac"ı kullanarak bu avantajdan faydalanabilirsiniz.
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Duyanlar duymayanlara anlatsın efendim.
Bug'ımızı buldum.
Bundan sonra karşılaştığımız sorunlarda neler yapacağımızı, hayat motto'umuzu, pusulamızı çizeceğiz.
Hadi gelin başlayalım gibi yüksek bir giriş yapmak istiyorum.
Çünkü modum çok yüksek ama çok da abartmayalım.
Sakin. Tabii ki de sakin olalım.
Ama bence bu konu gerçekten yani şaka bir yana pusulamız olmalı.
Ben kendimdeki bug'ı buldum.
Şöyle söyleyeyim bug'ı buldum derken bunu önceliklendirdim de.
Bazı şeyleri bu ölçeye göre ayarladığımda taşlar yerine oturuyor.
Yetişkinlikten bahsedeceğiz bugün.
Yetişkin olma, yetişkin olamama, yetişkin olamadığımızda işte bu karşılaştığımız sorunlar.
Baktığınız zaman bugüne kadar bence o anlattığımız konuların hepsinin...
Bu arada terapist falan değilim.
Ne kadar biliyorum, kendi tecrübelerimi anlatıyorum biliyorsunuz zaten.
Benim podcast'imin amacı bu, bu kadar yani.
Belirli bir bilimsel dayanağı yok.
Yani istediğinizi alın istediğinizi almayın.
Bu ayrı. Ama bugüne kadar anlattığım bütün konuların altında yatan sebep belki de o yetişkin sorumluluğunu alamamızdan kaynaklı olabilir.
Gibi geliyor bana. Yetişkin olmak ne demek?
Önce onu birazcık açıklayalım.
Bu arada yaşla alakalı değil.
Tamam sosyal formda belirli bir yaş belirlenmiş.
Mesela 24'e kadar young adult diye geçiyor.
Yani genç yetişkin oluyorsunuz.
24'den sonra geçmiş olsun artık yetişkinlik.
Ve sonra işte. Olgunluk falan yaşlılığa doğru bir basamak var.
Onu bırakalım. Yetişkin olmanın belirli bir yaşı yok.
Bu sizin zihinsel, duygusal, sosyal açıdan kendinizi ne kadar geliştirdiğiniz ve kendinizi ne kadar olgunlaştırdığınızla ilişkili bir durum.
Kendi hayatınızı ne kadar yönetebildiğiniz, ne kadar sorumlulukları alabildiğiniz, kendi başınıza karar verip veremediğiniz ve bu kararların sonuçlarına da katlanabilme kapasitenizi gösteren bir
şey. O nedenledir ki önceki bahsettiğimiz konular biraz da bu şemsiyenin altında kalıyor.
Yani yetişkin olabilme, yetişkin modu üzerinden değerlendirebilirsiniz.
Çünkü ben kendi terapi sürecimde de bununla karşılaşıyorum.
Bir şey anlattığımda kullandığım cümle kalıpları, olaya bakış açım, yaklaşımım, verdiğim reaksiyon, iletişim şeklim, hissettiklerim vs.
hala o yetişkin modunu kullanamadığımdan kaynaklı bir pürüz.
fark ediyorum. Kendi kendimi de silkeliyorum aslında terapinin ortasında bile şey diyorum şu an çocuk gibi konuşuyorum değil mi?
Ya şu an çok saçmaladım değil mi?
Hiç yetişkin gibi konuşamıyorum değil mi?
Falan diye böyle kendimi de şey öne sürüyorum ki hani terapistim de oradan beni yakalasın beni bir yere götürsün işte oradan büyüyelim.
O sorumluluğu alalım artık değişimi gerçekleştirelim.
Bence bu cümleler bana yapıştı zaten.
Değişimi gerçekleştirebilmek, dönüşümü gerçekleştirebilmek.
Kafaya takmış durumdayım çünkü çok seviyorum birincisi.
kendisini bu kadar yakından irdelemeyi, değiştirmeyi, dönüştürmeyi çok seviyorum.
Yapamadığım yerde de işte böyle fıttırıyorum, neden son çeşkisi arıyorum, yapabileceklerimize odaklanıyorum.
O nedenle bugüne kadar kendi hayatınızda belirlediğiniz birçok planı yetişkinlik modu çatısı altına almanız için bir çalışma yapmamızı istiyorum bugünkü bölümde.
Çünkü bunu yaptığımızda, yol haritamızı buna göre çizdiğimizde belki de artık aşamadığımızı düşündüğümüz şeyleri biraz daha anlaşılabilir hale getireceğiz.
Hemen değişmeyecek çünkü gerçekten yetişkinlik yılların birikimi ile geliyor.
Ben mesela şu anda 34 yaşında olmama rağmen çok geç kalmış ya da çok erken gibi hissetmiyorum.
Bu yetişkinlik hissiyatı, uygulaması, pratiğe dökme zamanla yaşadıklarımdan ve birikimlerimden aldığım şeylere dayanıyor.
Kimisi olur, 50 yaşına gelir, 60 yaşına gelir, kendini yetişkin hissetmez.
Bunu belki hiç sorgulamamıştır, irdelememiştir, ilgilenmemiştir.
Kendi hayatına dümdüz devam etmiştir.
Kimisi olur 19 yaşında kendisini daha yetişkin hisseder.
Ailesinden ayrışabilir. Kendi kararlarını kendi başına alabilir.
Özgürce ayaklarının üstünde durabilir.
Hem finansal olarak hem psikolojik olarak kendi destek sistemini içerisinde sağlam koruyabilir.
Yani bu durum yaşla gelen bir şey değil.
O yüzden merak etmeyin kaç yaşında olursanız olun.
Sizin değiştirebileceğiniz bir şey.
Farkındalığınızı artırabileceğiniz bir şey.
Belki o yeni sorumlulukları almak, eski alışkanlıkları değiştirmek hemen kolay gelmiyor.
Ya da o yönde bir disiplinimiz gelişmemiş olabiliyor.
Burası da en çok zorlayan kısım aslına bakarsanız.
Fakat değiştirmek istiyorsak kendimizi, başka bir hayatın mümkün olduğunu da düşünüyorsak küçük küçük de olsa adımlar atarak bu süreci başlatabiliriz.
Ben burada bölümümüzün sponsoru Hayval'den bahsetmek istiyorum ve Hayval'e öncelikle teşekkür ediyorum.
Hayval Terapi Platformu sayesinde bu değişimi aslında ilk adama rahatlıkla atabilirsiniz.
Çünkü Hayver bünyesinde 1200'ü aşkın uzman psikolog arasından yapacağınız 15 dakikalık ücretsiz ön görüşmelerle kendi ihtiyacınızda en uygun olan terapiste tanışıp aranızdaki uyumu görebilir ve kendi
programınıza göre bir terapi sürecine girebilirsiniz.
Hayver'i açıklamalardaki linkten hemen indirebilirsiniz.
Bu ücretsiz ön görüşmeleri hemen deneyin derim.
Daha önce herhangi bir terapiste görüşmediyseniz ya da önceki denemeleriniz istediğiniz gibi gitmediyse size güzel bir fırsat da sağlamış olacaktır.
Yetişkin olmaya, böyle hissetmeye, kararlarınızı buna göre almaya ve daha cesur olmaya hazır olun derim.
Ayrıca alacağınız seanstan %10 indirimden fayda almak isterseniz de Onur Taç kodunu kullanabilirsiniz.
Birden fazla da kullanabilirsiniz bu arada.
Link hemen açıklamalarda.
Tıklayın. Yetişkin hissetmeyi ve yetişkin olmayı geciktiren konulardan biraz bahsedelim öncelikle.
Bunların başında ekonomik zorluklar geliyor ve ekonomik zorluklar sadece Türkiye'de değil dünyanın birçok yerinde karşılaştığımız bir şey.
Bu arada hani ben Amerika'da yaşıyorum ve her şey çok rahat gibi bir durum söz konusu değil.
Çünkü ben de zorlanıyorum.
Fakat geçim sıkıntısında zaten günümüzde yüksek yaşam maliyetleri, iş güvensizliği, insanlar işlerini kaybetmekten çok korkuyorlar çünkü ekonominin durumu belli.
Ve akabinde gelen düşük ücretleri kabul etme durumu, bu tarz faktörler...
bireylerin ekonomik olarak bağımsızlık kazanmasını gerçekten zorlaştırıyor.
Çünkü alışveriş yaparken sürekli sorguluyorsun.
Alayım mı, almayayım mı? Gideyim mi, gitmeyeyim mi?
Tatile gideyim mi, gitmeyeyim mi? Borç mu yapayım?
Bankadan kredimi çekeyim?
Yani sürekli bir handikap olduğu için önünde, bir dönemeyen döngü olduğu için önünde orada kişi en başta ekonomik bağımsızlık kazanması zor oluyor.
Bir de böyle bir durumda belki bazen kişi ailesinin evine geri dönüyor.
Üniversite okumuştur, şehir dışında okumuştur, belki aynı şehirde okumuştur, bilmiyorum.
Burada da aileden ayrışamama oluşabiliyor.
New York'ta hiç şaka yapmıyorum.
Kiradan dolayı ayrılamayan sevgililer var.
Yani ayrılsak ayrı eve çıkamayacağım, kirayı ödeyemeyeceğim diyen benzer bir durumun Türkiye'de de olduğunu tahmin ediyorum.
Ekonomik durumdan dolayı ayrışamıyorsun.
Yani ailenden, sevgilinden, arkadaşından, ev arkadaşından, belki sevmediğin insandan.
İş hayatından ayrışamıyorsun.
Bir de yeni yaşadığımız günümüz dünyasında ben shiny object sendromundan da çok bahsediyorum.
Fırsatların fazla görünmesi.
hepsine ulaşılabilirdiğimizin ilüzyonu ile kariyer belirsizlikleri de başladı.
Yani bir şeye odaklanıyorsun, yarım yamalak yapıyorsun, bırakıyorsun, öbürüne geçiyorsun.
Biraz böyle halk ağzıyla maymun iştahlılık yapıyorsun.
Onu da döneceğim, bunu da yapacağım, burayı da geliştireceğim.
Sonra bir bakmışsın hiçbir şey geliştirememişsin, tanıdık geldim yani.
Önceki podcastlerde kimi anlatıyorum ben?
Kendimden bahsediyorum. Çok fazla şey değiştiriyorum, çok fazla yön değiştiriyorum.
Çünkü hepsine imkanımın olduğunu düşünüyorum.
Hepsinin tadına... Bakmam gerekliliğine inanıyorum arka planda yani bilinçsiz olarak.
Bunun dışında işten çıkarılmalar çok fazla, iş piyasası sürekli değişiyor.
Gençler artık sabit bir yol çizemiyorlar kendilerine ya da düşük ücretli işleri kabul ediyor oluyorlar.
Stabil olmayan bir hayat da düzensizlik ve kaygı yaratabiliyor.
Bu kaygı da aslında karar alma mekanizmamızı zayıflatıyor.
Bir diğer önümüzdeki engel sosyal ve kültürel olarak yaşadığımız dinamikler.
Bizim gibi topluluklarda aile bağımlılığı var bu arada.
Belki fiziksel olarak ailenizden bağımsızlaşabilmişsinizdir, ayrışabilmişsinizdir.
Ama duygusal olarak aileden ayrışmak çok zor.
Bakınız ben. Uzun yıllar Çin'de yaşamama rağmen annem üzülmesin, annem için.
Mesela ben doktoramı okurken hiç keyif almadım.
Zaten yanlış bir bölüm seçtim.
Doktora okumamın sebebi Çin'de, Şahay'da kalmam için de %100 burs kazanıyordum.
Ve önüme çıkan ilk bölümü seçtim.
Bu kadar açık ve net anlatıyorum size.
gönlümde akademisyen olmak, saatlerce kitap okumak ve kitap yazmak gibi bir düşünce olmadığı için öyle bir hareket de benden çıkmıyordu.
Orada mesela annemle zıtlaştığım şeyler oluyordu.
Anneme göre çünkü birçok veli, veli ne ya?
Ebeveyn, aile size şunu söyler.
Abiniz, ablanız, arkadaşınız belki partneriniz de şey söyler.
Altın bileziktir o. Sen yap.
Sen yap kenarda dursun.
Sanki doktor öyle bir şey ki.
Yani yapayım kenarda dursun.
Hayatınızın tamamını...
Adamanız gereken bir süreç doktoru süreci.
Gönlüm orada olmamasına rağmen annemden gelen o yap o kenarda dursun altın bilezik baskısı aslında baktığınız zaman aileden bağımsızlaşamadığımı tam da ayrışamadığımı gösteren bir örnek.
Yani bunun gibi çok fazla örnek var.
Sizin de eminim vardır benzer örnekleriniz.
Kültürel olarak da bu dijital dünyanın hayatımıza girmesiyle beraber aslında in person yani gerçek hayatta ki yaşadıklarımız, deneyimlerimiz azaldı.
Ve bu deneyimlerin etkisi...
Bizde azaldı. Bize öğrettikleri, tecrübeden kazandıklarımız azaldı.
Burada da otomatik olarak birazcık şey alışkanlığı gelişebiliyor.
Zorluklardan kaçma. Üşenme.
Ya onu yapmayalım. Oraya gitmeyelim.
Bunu başlatmayalım. Mesela Amerika'da şey yok bu arada.
Bu reklam veriyor gibi olmayayım.
Telefonunuzdan sipariş verebildiğiniz yemek siparişi ya da market alışverişi yapabildiğiniz aplikasyonlar var ya.
Amerika'da bu kadar hızlı gelen bir aplikasyon yok.
Yani... Bir marka vardı.
Amerika'ya geldi. Olmadı.
Battı geri döndü. Türk markasıydı.
Ben buraya geldiğimden beri zırzbırt onu kullandım başta.
Aşağı git, yürü, markete git, gez.
Aslında sıcaktan kaynaklı olabilir ama bu da bir zorluktan kaçma.
Yani ona da üşeniyorum. Sıcağı da istemiyorum.
Zaten yaşlandıktan sonra burası çok sıcak, burası çok soğuk moduna geçtim ben.
Yani o kategorideyim. Yaşlandıktan sonra mı dedim ben?
Ay inanmıyorum. Silelim burayı.
Tamam tamam 34 olduktan sonra 34 diyelim ona dolu dolu.
Neyse yani anladınız dediğimi.
Bir de karakteriniz biraz daha böyle risk almaktan kaçınan bir yapıdaysa çabuk uyum sağlayamıyorsanız markete gidemiyorsunuz demiyorum.
Onu demiyorum. Ama biraz risk almaktan kaçınan bir insansanız kendi kendinize ket vuruyor olma ihtimaliniz çok yüksek.
Çünkü baştan zaten onun ihtimalini düşürüp hiç yapmama girişiminde bulunmak, o riski hesap etmemek.
Her riske de atlamayacağız zaten gözümüz kapalı ama ne kadar onu halledebileceğimizle alakalı bir bilgi yoksa içeride ve dayanıksızlık gibi bir şemada başladıysa eğer sizde zorluklardan kaçma ile
zaten sorumluluk almama başlamış oluyor.
Çünkü birey diyor ki ben bunu yapamam.
Bu bende yok. İstemiyorum diyor.
Yapmak istemiyorum diyor. Ya da ben bunu beceremem diyor.
En baştan üstüne kapatıyor.
O sorumluluğu almaya, o değişimi gerçekleştirmeye cesaret gösteremiyor.
Başlamadan da vazgeçmiş oluyor.
Bu kolay olan seçim. Çabuk ayak uyduramayan insanlar var.
Biraz daha sabit kalmak isteyen, değişimden çok hoşlanmayan, ellemeyin beni diyen.
Orada belki hemen adapte olamamanın geciktirdiği bir şey oluyor.
Bu uyum sağlamaktan kastım.
Ortaokuldan liseye, liseden üniversiteden iş hayatına geçiş bile olabilir bu arada.
Belki evlilik, çocuk olduktan sonraki süreç bunların hepsi bir uyum ve bu hayatı da basamak basamak görürseniz eğer oradaki adaptasyonunu sağlayabilme adına oluyor.
Çünkü kendim için söyleyeyim.
Çocuğa hazır olmadığımı hep söylüyorum uzun zamandır.
Çünkü muhtemelen çocuk kategorisinde o sorumluluğu alacak yetişkinlikte değilim.
Çünkü baktığınız zaman yaşım gereği o yaştayım ama hissiyat olarak o yaşa gelmedim bile.
Henüz kendimi hazır hissetmiyorum ve yetişkin modumun burada gelişmediğinin de çok farkındayım.
Farkındalık hep zaten başımızın tacı, en sevdiğimiz şey.
Bu bazen o sorumluluğu alamamak, hareket edememek biliyorsunuz atarelik de söylüyorum.
Donup kalma hali de yaratabiliyor insanda.
Kendi isteklerinden vazgeçmeye başlıyorsun.
Kendi isteklerini istemediğini düşünmeye başlıyorsun.
Yeni bir hayatın mümkün olacağına inanmamaya başlıyorsun.
Belki biraz kurban rolüne geçiyorsun.
Geldik gidiyoruz zaten böyle.
Bize de düşmemiş, şanssızım gibi kendine kurduğun olumsuz cümleler olabiliyor.
Bir de bunları kurdukça buna da inanmaya başlıyorsun.
Bu arada şöyle bir şey geldi şu an aklıma.
Dışarıdan iyi zannettiğiniz, çok neşeli, başarılı, maddi durumu iyi gibi görünen insanlar da kendi içerisinde çok zorlanıyor.
Kendinizi kullandığınız hitabet şekli, öz şefkatiniz, yetişkinliğe ne kadar yakın olduğunuz, adaptasyonunuzun ne kadar yüksek olması hepsi bir faktör.
O yüzden kendinizi kimseyle kıyaslamadan gerçekten kendi içinizde buradan sonra söyleyeceklerim bence bu konuyla alakalı en en önemli olan şeyler.
Birincisi değerlerinizi belirleyebilmek.
Kendi değerlerinizi belirlemek zorundasınız.
Oturun kağıt kalem sizin için ne değerli?
Sizin için çizgiler, sınırlar.
Ne tarz iletişim şekli?
Sevdiğiniz, sevmediğiniz şeyler.
Kendi değerlerinizi oturup yazmanız gerekiyor.
Bu hemen oturmayabilir, hemen gelişmeyebilir.
Belki iki yıl sonra değişebilir, yeni başka bir şekle girebilir.
Bu da okey. Ama baştan siz kendinize o reçeteyi yazmak zorundasınız.
Kendi değerlerinizi Nurtaç ne sever?
Nurtaç'ın çizgisi nerede bitiyor?
Nurtaç'a ne kadar yaklaşılır?
Nurtaç neden hoşlanır, neden hoşlanmaz?
Benim. Nerede hayır diyor?
Neye göre karar verir? Bunun yanında kendi geliştirdiğimiz alışkanlıklardan bazıları çok sorarak karar alma da olabilir.
Annenize sorma, arkadaşınıza sorma.
Sence ne yapayım kanka ya? Falan yaptığınızda siz kendinizi dinlememiş oluyorsunuz.
Kendi değer süzgecinizden geçirmemiş oluyorsunuz.
Kendi kararınızı kendiniz vermemiş oluyorsunuz.
Ve o sesi dinlemek için hiç çaba sarf etmediğiniz için, o derine bakmadığınız için içeriye belki de hiç sizle alakası olmayan bir şeyden karar verip sonucuna katlanmış oluyorsunuz.
Arkadaşınızın dışarıdan gördüğü, dışarıdan hissettiği yorumlamaya göre evet dışarıdan destek almak, onlarla değerlendirmek çok güzel ama eve gelip kendi başınıza kalıp o bütün aldığınız doneleri, bilgileri
kendi süzgecinize koyup çıkandan o poseden kararı vermek burada yetişkinliğin göstergesi.
O antrenmanı, o alışkanlığı burada yapmanız gerekiyor.
Kendi sesinizi duyabilmek için, kendi karar mekanizmanızı kuvvetlendirebilmek için.
Her zaman danışabilirsiniz.
Destek sisteminiz çok önemli.
Bu profesyonel olabilir.
Arkadaşınız, partneriniz, aileniz olabilir.
Ama nihai karar sizde.
Bir diğer şey kadın erkek fark etmeksizin mali bağımsızlığınızın olması.
Gelirinizin tabii ki de miktar değişebilir.
Yaptığınız mesleğe göre, yaşadığınız şehre göre, ekonomi durumuna göre vs.
Belki tecrübenize göre. Ama belirli bir miktar da olsa o para kazanma alışkanlığınızın, finansal özgürlüğün, finansal zekanın...
Finansınızı yönetebilmenin, bunun üzerine karar alabilmenin yetişkinliğe geçişte o kadar önemli bir adımı var ki.
Çünkü kendi paranız, kendi kazancınız, kendi yaptığınız şey, kendi kararınızın arkasında durma hali.
Onu yönetiyorsunuz.
Gereksiz alışveriş yapmamak, ihtiyaca göre karar verebilmek.
Bunun gelişmesi zaten size özgüven veren bir zemin aslında.
Şimdi geldiğimden beri birkaç şey dikkatimi çekti.
Gözlemlerimi aktarmak istiyorum.
İnsanlar çok çılgınca alışveriş yapıyorlar.
Ve fiyatlar çok yüksek.
Belki doları çevirme normaldir ama TL'ye bazlı baktığımızda dışarıdaki yemeğe hadi geçtim artık.
Bilmiyorum belki dışarıda yemek lüks gibi geliyordur ama yemek yani en azından.
Ama bu kadar kıyafet almak, evi bu kadar doldurmak, ıvır zıvır her gördüğüne bir merak, istek.
Orada... Biraz daha belki kontrol edilmesinin gelişmesi gereken bir yer de olabilir.
Bu şahsi görüşüm.
Alışveriş seviye olabilirsiniz.
Maksimalist olabilirsiniz. Ben minimalist değilim ama şeyde inanıyorum yani ihtiyacım olağan kadar.
Geldiğimden beri aynı kıyafetleri giyiyorum.
Renkleri gitti. Bu arada Amerika'da da benim Instagram'dan beni takip ediyorsanız sürekli değişen bir ayakkabım yoktur.
Sürekli değişen kıyafetim yoktur.
Aynı kıyafetlerle görürsünüz beni.
Bunu şeybazda da söylemiyorum.
Yani çünkü böyle olması gerekiyor gibi değil.
Kafa rahatlığı arkadaşlar. Kendi paranı ona yatırmamak, indirimden alışveriş yapmak bir şey çok beğenirsin.
Rafine zevklerin vardır o ayrı.
Ama bu kadar alışveriş çılgınlığı, yeni bir moda, yeni bir kıyafet alamıyorsunuz o sorumluluğu bence.
Bir bakın derim. Haddime değildir belki bunu söylemek ama biraz dikkatimi çekti açıkçası.
Yani bu alışverişe sürekli bir şey almaya yönelim ve merak.
Bilmiyorum. Dikkatimi çekti.
Paylaşmak istedim. Konuya da uygun olduğunu düşündüm.
Yetişkin olacağımız bir yerde, yetişkin olabileceğimiz başka bir yerde kendi kendine yetebilme hali.
Bu ne demektir? İşte kendi yemeğini yapabilmek.
Otur bir, bir dene.
Sadece makarna ve tavuk sötüyle geçirmene gerek yok hayatında.
Daha kolay ve daha güzel yemekler de var.
Sadece aç kalmamak, hayatta kalmak için yemek yapmanızda gerek yok.
Ondan keyif almak, kendi kendine yetebildiğini bilmek, temizlik yapabilmek, kişisel bakımınız.
Günlük hayatınızdaki o çor diyoruz ya işte ıvır zıvır işler.
Angarya işler, onları yapabilmek.
Kendi kendinize ama bazen yeri geliyor kargoya bir şeyi iade götürmek bile bir sorumluluk hissi veriyor ve onu yaptığınızda başarı böyle kafadan bravo sesi alıyorsunuz.
O yüzden o günlük işleri yapabilmek, kendi kendine yetebilmek yetişkinlik için çok değerli.
E bir de sağlığımız var.
Günlük spor, beslenme şekliniz, kendinize ayırdığınız o özen, bakım.
Hem stresi biraz daha iyi yönetmenize yardımcı olacak.
hem daha iyi bir yaşam kalitesine aslında sahip olacaksınız.
Çünkü sporunu yapan, daha özenli beslenen, kendisine dikkat eden, sabah uyandığında yatağını yapan, duşunu alan, dişini fırçalayan bir insan vs.
hayata küskün uyanan, yataktan kalkmak istemeyen, hantal, abucubura odaklanan, sürekli kahve içen, sürekli kola içen bu ikisinin arasında çok büyük bir fark var.
Baktığınız zaman kendi kendinize iyi bakmadığınızdaki ruh haliniz ile kendinize iyi baktığınızdaki ruh haliniz arasındaki fark bile Size bunu aslında güzel bir şekilde gösteriyor, aynı tutuyor olan bir şey.
O yüzden hareket, sağlık, spor bunlar önemli.
Yetişkinliğe giden yoldaki en önemli adımlardan, belki de en başa bunu koymamız gerekirdi ama iletişim.
Kendi duygularını anlayabilmek, kendi duygularını ifade edebilmek, üslup ve karşıki tarafı dinleyebilmek, hemen her şey üstüne alınmadan, daha böyle ılımlı, yapıcı haliyle iletişime açık olmak.
o zemini hem kurmak hem kurulmasına destek olmak.
Çünkü İngilizce'de de bir söylem var.
Help me, help you. Yani sana yardımcı olmama yardımcı ol.
O iletişim, olgunlaşmak o kadar şey ki yani yetişkinlikteki en top, önemli şeylerden bir tanesi.
Zaten o kavga ettiğinizde falan kendinize bir bakın.
Ben hep şey derim yani böyle çirkef çıktığında, işte geldi bizimki içimden o cadaloz çıktığında.
Artık onun çıkmaları azaldı diyelim.
Çünkü diyorum ya yetişkin olma, yetişkin modunu.
Rotanız yaparsanız eğer, pusulanız yaparsanız eğer, değerlendirme, ölçeklendirmesini buna göre yapıyorsunuz.
Diyorum ki mesela yetişkin gibi davran Nurtaç.
Dinle, anla, iletişim kur, bağ kur.
Çünkü yalnız olmadığını bilmek, çevrendeki insanlardan destek isteyebilmek, destek alabilmek, sormak sizin yalnız olmadığınızı hissettirir.
O bağları kurabilmenizi, topluluğun parçası olduğunuzu hissettirir.
Yetişkinliğin üzerine bir adım daha gitmiş olursunuz.
Son bir şey var ki...
Gelişimin durmayacağı.
Şimdi belirli bir yaştasınızdır.
Hangi yaştan dinliyorsunuz beni bilmiyorum.
Hangi odadan. Ne yaparken dinliyorsunuz beni bilmiyorum.
Ama olduk bitti gibi bir şey de olmuyor ya hani bu.
Tamam ya ben yetiştim artık. Artık yetişkin kategorisine gibi bir tanımlamaya geçtiyseniz geçmiş olsun.
Bitmiyor. Kişisel gelişim, kültür, bilgi yükleme, yeni beceriler öğrenmek, kendini geliştirmek, gezmek, daha çok tanımak.
Merak etmek. Ben çok meraklı bir insanım ve çok seviyorum merakımı.
Zaman zaman isteğimin azaldığı, kendimden uzaklaştığım dönemlerde işte bu.
İsteğimin azaldığı, merakımın düştüğü zamanlar olduğunda artık anlıyorum.
Demek ediyorum kendimden uzaklaşmışım.
Çünkü bu gerçek nurtaç değil.
Biraz daha negatife geçiyorsam eğer orada bir düşüş var.
O zaman müdahale ediyoruz. Bakınız şu an bir buçuk iki aydır Türkiye'deyim.
Kendimle yakınlaşmak için Türkiye...
Güzel bir alan benim için.
En eski halimle, en eski sesimle.
Ama bu gelişim, değişim bitmiyor.
Sürekli yeni şeyler kendine katabilmek çok zevkli.
Bir inceleyin kendinizi.
Bir belgesel izlediğinizde, yeni bir bilgiyle karşılaştığınızda, biraz daha tarihle, coğrafyayla ilgilendiğinizde.
Bilimle alakalı bir şey yaptığınızda belki bir kuantum okumak olabilir.
Matematiği baz alarak düşünmek bile size başka bir perspektif katıyor.
Olayları çok yönlü değerlendirebiliyorsunuz.
Daha çözüm odaklı olabilme kasınızı geliştiriyorsunuz.
Çünkü bazen işte oldu bitti deyip dizimize vurup oturmak çok keyifli.
Çünkü hiçbir şey yapmıyorsun. Ama o sorumluluğu almak, o popoyu kaldırmak, adımı atmak, soruna çözüm ile bakmak daha zor olan.
Ama yaptıktan sonra bir içinden cengaver çıkıyor.
Yaptıktan sonra şöyle bir koltuklar kabarıyor falan.
Ben bunu yaptıysam dur bakalım daha neler yaparım.
Özgü beni geliyor. Bunların çok şişirilmiş özgün olduğunu düşünmüyorum.
Yaptıkça, geliştikçe daha da güçleşen kas olduğunu düşünüyorum.
Denemeye devam. Deneyin derim.
Bak bir şey izledikçe, kendini geliştirdikçe herhangi bir yerden aldığınız bilginin size hiçbir zararı yok.
Tam tersi. Sizi çeşitlendiren, zenginleştiren bir özellik.
Sonra kariyerinizi daha çok planlayabilirsiniz.
Belirli bir yön çizebilirsiniz.
Seçim yapmak zor. Ben de zorlanıyorum bazen.
Hobilerle yapmak istediğim tam işi karıştırabiliyorum.
Hani bunu çok zevk aldığım için hobide mi bırakmalıyım yoksa hemen çok zevk aldığım için paraya mı dönüştürmeliyim?
Handikapı var bende. Çünkü yaptığım iş freelance olduğu için önü açık bir iş.
Ben bir de öz disiplinde de zayıf olduğum için kendi kendimi geliştireceğim bir alan buluyorum işte.
Tamam tamam ben bunu yapamıyorum deyip bir işe de saldırmıyorum.
Onu böyle filtreleye filtreleye, kendimizi tanıya tanıya, anlaya anlaya, şefkat göstererek belirli bir seviyeye getiriyoruz bence.
Özetle yetişkinlik çat diye olmuyor.
Yavaş yavaş, ilmek ilmek, ama ileri ama geri giderek, düşerek kalkarak, hissederek, sevinerek, üzülerek kendinize bir hamur oluşturuyorsunuz ve o hamur sizsiniz.
Düşünsene ne kadar şanslı bir şey değil mi aslında?
Kendi kendini sen yoğuruyorsun.
Sen ekliyorsun, çıkarıyorsun.
Lego gibi düşün.
Yetişkin olmakla alakalı bayağı iyi kitaplar da var bu arada ama benim listemdekiler İngilizce.
Türkçesi muhakkak vardır.
Google'a bir yazabilirsiniz.
Çetçebit'e yazabilirsiniz. Yetişkin olmakla alakalı okumamı.
Önerdiğin kitaplar ne Çetçebit için diyebilirsiniz.
Biz böyle canımı cilimle konuşuyoruz.
Bazen garip garip cevaplar veriyor bana.
İnşallah başımız belaya girmez ileride Çetçebit ile Memory Update'in.
Bölümü burada bitirelim.
Başta çok iddialı giriş yaptım.
Bug'ımızı buldum diye. Ama bir kendinizi bu süzgeçten geçirerek değerlendirmenizi isterim.
Yetişkin modunda mı tepki verdim?
Yetişkin modunda mı karar alıyorum?
Çok mu sordum? Çok mu dağıldım?
Çok mu dışarıya yöneldim?
Ne kadar içerideyiz?
O grounded diyorum ya ben artık yapıştı ağzımıza.
Köklenme. Kendi vücudunda kalabilme.
Kendi duygularında, kendi düşüncelerinde kalabilme.
Zaten dışarıdan çok belli oluyor.
Ben artık böyle grounded olmayan insanları çat diye anlayıp uzak duruyorum.
Ya da yakınımsa diyorum senin birazcık köklenmen lazım.
Azıcık in. Kırmızı kullan.
Ayağında kırmızı ayakkabı var gibi hissed.
Yani bilmeyenler için söyleyeyim.
Şimdi kök çakrasının rengi kırmızıdır.
Şu an gülerek söylememe rağmen güzel bir şeydir aslında.
Yürürken ayağında kırmızı renginin olduğunu hayal etmen.
Çünkü bastığını hissediyorsun.
O yere doğru gittiğini, aktığını hissediyorsun.
Yani kullanabilirsiniz, kullanmayabilirsiniz.
Kırmızı ben çok seviyorum. Şu anda ojelerim de kırmızı.
Parmaklarım da kırmızı.
Seviyorum. Minik detaylar pop diyorum ben buna çünkü.
Kırmızıyı büyük parçada kullanmam ama küçük parçada en sevdiğim şey gerçekten.
Deyip ne alaka kırmızı bilgisi de vermiş olduk.
Son dakika. İnşallah keyifle dinlemişsinizdir bu bölümü.
Yetişkin modu diye bir yere not alın.
Ben de alacağım. Sürekli kendimizi dürtmemiz lazım.
Yetişkin miyim ben? Şu an yetişkin gibi mi davrandım?
Yetişkin gibi mi düşündüm? Bir bakın bakalım.
Bana da yazın bence. Instagram'dan ya da e-mail'den.
Eğer kendinizde geliştirdiğiniz böyle...
fark ettiğiniz bir değişiklik olursa bana da haber verin ne olur.
Hadi görüşürüz. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
