
Selamlar,
Videocastle geldik! Umarım keyifle izlersiniz, yorumlarınızı bekliyorum.
Bu bölümde yeni yılda sinir sistemimizi yavaşlatmayı hedefliyoruz, sürekli hedefler, planlarla alarmda kalan sistemi sakinleştiriyor, sadece hayatta olabilmeyi de deneyimlemek istiyoruz. Hadi bize güveniyorum 🥰
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Selamlar! Oh my god!
Oh my god! Videocast'a geldim.
Yeni yıla hepimiz hoş geldik.
Bu seride önümde yumuşacık bir battaniye, elimde sıcak çikolatayla geldim.
Dışarısı soğuk, kış havası.
Dedim ki böyle kış uykusu motivasyonuna geçelim.
Hibernation yapalım. Biraz daha dinlenelim.
Zaten biliyorsunuz ki hayatımın son 7-8 ayı yavaşlama üzerine geçiyor.
Yani yavaşlama aktiviteleri üzerine geçiyor.
Bu kolay olmadı. Hala devam ediyor bu arada.
Olmuyor yani. Ama şimdi yeni yıl geldi deyip birçoğumuz gaza geleceğiz gibi geliyor.
Yani öncesinde öyle yaptık.
İlk 2-3 ay iyi gidiyoruz.
Her gün spor yapıyoruz. Besinlerimize dikkat ediyoruz.
Birçok hedefimiz birazcık gerçekleşmeye başlıyor en başlarda.
Sonra bir platoya vuruyoruz.
Hayatımızdaki alakasız şeyleri sorgulamaya başlıyoruz falan derken ben dedim ki bu bölüm birazcık bizi hani daha uyanık tutan bir bölüm olsun.
En azından yılın başlangıcında.
Çünkü hedefimiz artık sürekli koştur koştur değil.
Yani bu sinyalleri çok aldık.
Birçoğumuz hayatımızdan, sağlık konusunda olabilir, çevremizden olabilir.
Birçok sinyal aldık ama hala tam oturtamadık.
Geçen yıl ben seyahatten geldiğimde havaalanında şöyle bir yazı yazıyordu.
You can do anything but not in rush.
O yüzden motivasyonumuz birazcık bu olsun istiyorum.
Bir süredir, bir süredir akupuntur alıyorum, dinlenmeye çalışıyorum biliyorsunuz.
Ama yine akupuntura gittim de akupunturistim diyor ki yani şöyle nabıza bakıyor.
Hala streslisin. Sinir sistemin sakinleşemiyor.
Ama niye bu sinir sistemin sakinleşemiyor?
İşte bugün bu konuları birazcık daha böyle bölelim istiyorum.
Birincisi az önce söylediğim gibi her şeyi aceleyle yapmamız.
Telaş. Yani sanki arkamızdan bir atlı kovalıyor.
Yemek yerken telaşlısın, vücudun şöyle bir tight.
İşte hazırlanırken telaş içinde hazırlanıyorsun.
Vaktin varken hazırlanmaya başlamıyorsun.
Bunu çoğumuz yapıyoruz. Böyle iki saat var.
Son yarım saat. Ben çünkü dakik birisiyim.
Ama niye son yarım saatte hızlı hızlı hazırlanıyorum mesela?
Yani o hızlı hızlı hareket etmek aslında vücudunuzu çok böyle survivor modunda tutan, sinir sisteminizi tetikte tutan bir şey.
Yediğiniz içtiğiniz zaten ayrı onu ayrıca konuşacağız ama maalesef bu sürekli acele halinde hareket etmemiz, sürekli acele etmemiz yemek yerken, yemek yaparken, arkadaşlarımıza konuşurken birisi böyle konuştuğunda bile onu dinlerken acele ediyoruz.
Çabuk çabuk çabuk her şey çabuk olsun diye.
Bunu sadece ekrana bağlamak istemiyorum bu arada.
Ekran bağımlılığına, attention span'a bağlamak istemiyorum.
Hepimiz verimlilik tuzağına düşmüş bulunmaktayız.
Bu arada dipnot şunu söylemek istiyorum.
Verimlilik normalde yine erkekler dünyasına göre hazırlanan bir şey ama biz kadınlar biliyorsunuz ki hormonlarımız sağ olsun.
Yani sürekli... Biz ona uyumlanalım derken de bir yandan sistem olarak zarar görüyoruz.
Genelde vücudumuz şişiyor, sinirim sistemimiz iyi çalışmıyor, enflamasyon oluyor vücudumuzda işte ne deniyor onlara?
İşte ödem, ödem oluyoruz, şişiyoruz yani bunların hepsi böyle belki ağzımızda alışı gelmiş şeyler ama sağlığımızla alakalı bizi uyaran, sinir sistemimizle alakalı bize mesajlar veren şeyler.
Bir yerine gerçekten mola verememek.
Yani bu yılki hedefimiz ne olsun istiyorum biliyor musunuz?
Exist. Sadece var olabilmek yani bir şeyler yaptığınız için sevilme değil bir yerlere koşturup birilerinin gözüne bir şeyler sokup bakın başardım demek için değil.
Yani bu proper molalar proper molalardan kastımızda oralarda bile verimli olmaya çalışıyoruz ya işte dışarı gidiyoruz alışveriş yapıyoruz bir iki tane böyle ayak işi varsa onları halletmeye çalışıyoruz.
Yani bizim molalarımız onlar ya da oturduğumuzda şöyle bir kafa dağıtayım diyorsun telefonu scroll'dan yapıyorsun.
Geçen bir arkadaşım şey dedi çünkü ben öyle çok rahatlıyorum dedi uyumadan önce onu izliyorum uyuyorum dedi.
Yani rahatladığını zannetmiyorum aslında yani beynin hiç sessiz kalmıyor sürekli bir şeye maruz kalıyorsun ve rahatladığını zannediyorsun ama aslında rahatlamıyorsun ya da o molalarda bir şey yaparken aslında gerçekten dinlenmiyorsun
hala bir şey hallediyorsun hala multitasking olmasa bile hala bir verimlilik halindesin hiç böyle boş boş durduğunuz oldu mu?
Benim muhtemelen şu anki evimden de kaynaklı geçen bulutları o kadar çok izliyorum ki yani böyle durup Bulutlara bakıyorum.
Şekillerine bakıyorum. Bazen dümdüz oturuyorum.
Hani mal gibi denir ya.
Mal gibi oturuyorum. Benim hedefim biraz da just exist ya.
Sadece var olabilmek.
Hatta bu terapide de karşıma çıkıyor.
Bazen terapistime anlatıyorum anlatıyorum anlatıyorum.
Bir teşhis bekliyorum ve terapistim diyor ki hani because you're nurtaç.
Hani sadece nurtaçsın.
Nurtaç ol. Sadece kendin olabil.
Ama biz ne zannediyoruz işte bir şeyler yaparsam sevileceğim, bir şeyler yaparsam değerli görüleceğim.
Yani bunlar gerçekten uzun yıllardır benim de hissettiğim ve içinden tırnaklarımla çıkmaya çalıştığım bir şey.
Bir duygu, bir alışkanlık.
Bir de geçenlerde başka bir arkadaşım şunu söyledi o da çok hoşuma gitti.
Unlearn'e odaklanma yani o öğrendiklerini sistemden çıkartmaya odaklanma.
Sadece yeni hani o change'e odaklan, gelişmeye odaklan diye.
Çok hoşuma gitti çünkü o unlearn'e yani unutmaya, değiştirmeye odaklanmak da hala...
biraz böyle enerjini orada tutmak gibi bir şey.
O yüzden bir sakinleşip şöyle var olabilmek, sadece sen olabilmek, sen olabildiğin için sevildiğine inanmak gibi düşünebilirsiniz.
Umarım bunu beceririz çünkü 2026'daki en büyük hedefimin bu olmasını istiyorum aslında.
Hayatıma getirmek istediğim çok güzel şeyler var.
Bir sonraki bölümde de onlardan bahsetmek istiyorum.
Hayatımdan çıkarmak istediğim de başka bir sürü şey var.
Ama bu sinir sistemi dediğimiz şey birazcık tricky.
Yani sürekli acele ettiğinizde, sürekli yeni bilgiye maruz kaldığınızda maalesef vücudumuz rahatlayamıyor.
O yüzden bir üçüncüsü de şunu söylemek istiyorum.
Bence artık yeteri kadar bir şey öğrendik.
Yani o kadar da self-help ya bu podcast da dahil bence.
Yeni bir şey öğreneyim, bir daha başka video izleyeyim, yeni bir kanala bakayım, başka sohbetleri dinleyeyim vs.
derken. Geçenlerde öyle oldu çünkü bana.
Bakıyorum bir şey izliyorum. İki psikiyatrin konuşmasını dinliyorum ve sonra dedim ki, ekranı kapattım, kafam şişmiş.
Sürekli bilgiye maruz kalıyorum.
Bugüne kadar öğrendiklerim nereye gitti?
Yani nerelere sıkıştırıyorum ben o kadar bilgiyi mesela.
O yüzden bir sakin şöyle bugüne kadar öğrendiklerimizi hazmedelim, kullanabileceğimiz yerleri görelim, kullanamayacaklarımızı beynimizden çıkartalım.
Mümkünse tabii ki de öyle kolay değil ama biraz daha böyle sindirme ve hayata geçirme üzerine alıştırmalar yapılmasının daha iyi olacağını düşünüyorum.
Çünkü bu ekran bağımlılığından kastım.
Normalde telefonu azalttım.
Hatta şöyle bir kuralım var.
Video izlemiyorum. Evet Instagram'a bakıyorum ama DM'lerime çok cevap veriyorum.
Ya da kendim hikayeler atıyorum.
İşte hikayelerle alakalı bir yorum geldiyse vesaire onlara bakıyorum.
Ama başka insanların videosuna bakmama gibi bir kuralım var.
Eğer ki ilk video beğendim bir şeyse onu likelıyorum.
O kadar gibi düşünebilirsiniz. Sadece YouTube'dan bazen videolar izliyorum.
Ama YouTube'da da premium kullanıyordum.
Onu kaldırdım. Ya aylık 25 dolar mesela o.
Ne gerek var? Sonra şu anda Netflix'imiz yok.
Sadece HBO kaldı galiba.
O da hani hiçbir şey izlemeyeceksiniz değil.
Tabii ki de izleyebilirsiniz. Ama mesela biz şimdi daha çok sinemaya gitmeye başladık.
Geçen gün pijama tellik gerçekten.
Evde patlamış mısır yapıp arabamızı çağırdık.
Zaten yakın bir yerdeydi sinema.
Gittik gece matinesine.
Filmimizi izledik bu arada Marty Supreme.
Yani Timothy'nin en iyi filmiydi bence.
Bence. Yani mükemmel.
Mükemmel oynamış. Bravo.
Neyse gece ki erken uyumama rağmen.
Gittim gece filmimizi izledik.
Pıtı pıtı terliklerimizle böyle yumuşak pijamalarımıza eve geldik.
Yani illa bir şey izleyecekseniz tabii ki de izleyebilirsiniz.
Hani hiçbir şey izlemeyeceksiniz diye bir şey yok.
Ama hani deliberate deniyor ya daha bilinçli.
Hani sürekli her gördüğünüze maruz kalmak gibi değil de çünkü bu gerçekten beyninizde clutter yaratıyor.
Yani karmaşıklık, kirlilik, sürekli bilgi, sürekli ses.
Bunlardan bahsettik yani umarım çok başınızı şişirmiyorumdur aynı şeyi tekrar ederek ama alışkanlıklardan kurtulmak kolay olmuyor.
Yani hadi öğrendim ve bitti olmadı olmuyor yani dediğim gibi birkaç aydır bunun üzerine gidiyorum ben.
Ama işte 2026 hedefleri arasında da yanlışlıkla bu gördüğünüz duyduğunuz şeyleri uup uzun liste yapıyor olabilirsiniz.
O da vücudunuzu Survivor modda tutacak.
Yani bir türlü rahatlayamayacaksınız.
Ve yapamadığınızı gördüğünüzde üzüleceksiniz.
Yeni hedef yapmaktan belki vazgeçeceksiniz.
Bir de şu oluyor ya kendinize verdiğiniz sözü tutmadığınızda maalesef kendinize olan güveniniz sarsılıyor.
Yani şey gibi düşünebiliyorsunuz.
Bu kız bunu yapmaz.
Diyor ama. Gördü çünkü öncesinde.
Tam yapacaktı yapmadı.
Yapmaya başladı dikkati dağıldı.
Yapmaya başladı yapmak istemediğini anladı falan.
Şefkat diyoruz ama bazen kendimize karşı da dürüst olmamız gerekiyor.
Bir şeyleri başlatıp başlatıp çok yarım bıraktık.
Bazen şey diyorum yani bir sürü başarısız olan projem var.
Bu güzel bir şey ama kendimle alakalı bir bilgi veriyor işte bana.
Eğer dikkat etmezsem biraz daha olumsuz etkiliyor beni.
Başka bir diğer çok önemli olan şey.
Bence şu an siz de fark edeceksiniz.
Nefesimizi tutuyoruz.
Ya da böyle derin derin nefes almıyoruz.
Daha çok hayatta kalmak için nefes alıyor gibiyiz.
Ya da böyle bir şeyler yaparken nefesimizi tutmak alışkanlık olmuş.
Bir de mesela ben onu yapıyorum.
Omuzlarım bazen dik kalıyor.
Eğer dışarıdaysam falan da kendime şey diyorum şöyle omuzlarını bir indir.
Burnundan nefes al. Şöyle güzel.
Nefesini hatta tut birazcık içinde dolansın.
Bir gezsin. Dolaşsın.
Ve sonra ağzına yavaş yavaş ver.
Gerçekten nefes al. Yani hayatta kalmak için değil.
İnanılmaz faydalı oluyor bana.
Biz bunu fark etmiyoruz. Ya da yemek yerken böyle hızlı hızlı yemek yiyoruz.
Nefes almadan yemek yiyoruz. Zaten biliyorsunuz çoğumuzun elinde telefon olduğu için hep dikkatimiz dağınık.
Bunlar maalesef şu an normalimiz.
Hani çıkartmak çok zor.
Belki sıkılıyorsunuz bile bunları söylerken.
Ama bana inanın. Eğer bunları yaparsak, yavaşlarsak birincisi biraz daha böyle gerçek hayata döneceğiz.
Sürekli bilgiye maruz kalmanıza gerek yok.
Mesela geçen gün başka bir arkadaşım şey dedi.
İşte Instagram'a falan baktığımda arkadaşlarımın başarılarını görüyorum.
Çok mutlu oluyorum. Onları tebrik ediyorum.
Hani onlardan haber alıyorum. Benim için de şöyle oluyor.
Bir sürü insan kafamda yaşıyor.
Zaten benim bir sürü arkadaşım var.
Gerçek hayatta buluştuğum.
İnternette de tabii ki de bazen hani şu an Türkiye'de olan görüşemediğim bir sürü arkadaşım var.
Ama yani kapısı da belli.
O kadar insanla alakalı bilgiyi burada tutamam.
Bir de biliyorsunuz ki beyin ister istemez bir karşılaştırmaya da giriyor.
Birisi bir şey başarmış oluyor.
Siz işte hala başaramamış oluyorsunuz.
Yani hiçbirimiz de o kadar minnoş değiliz yani.
Ah ne güzel ya çok mutlular falan diyemiyorsun.
Eğer sen o mindset de değilsen.
Eğer sen başka şeylerle zorlanıyorsan.
Yani o kadar evliya olamadık bence.
Buralarda birazcık dürüst olalım kendimize.
Hani ah ne güzel herkesin başarısını kutluyorum diyemiyorsun.
İster istemez böyle bir karşılaştırmaya giriyorsun.
Ki kendi yolculuğun olmasına rağmen.
Yani hepimizin başka artıları var, eksileri var, iyi olan tarafları var, zorlandığımız tarafları var.
Ama sen zorlandığın tarafı başkasının kolayca yaptığını gördüğünde biraz böyle bozuluyorsun.
Ya da geçen bir ortamda bir tane kadın bana şey dedi.
Çok bilmiyor hikayeyi.
Bir iki bir şey anlattım.
Ha dedi benim hayatım senin kadar kolay olmadı.
Hep çok zorlandım dedi.
Açıklama yapmadım. Yeni bir ortamda tanışmıştık.
Hiçbir şey anlatmadım. Yani bilemiyorsunuz.
O kimin neyle uğraştığının nasıl geçtiğini de bilemiyorsunuz.
Özetle biz kendi yolumuza bakacağız.
Mümkün mertebe kendimizi böyle overbooked yapmayalım isterim.
Yani sürekli bir yerle yetişmemize gerek yok.
Herkesin partisine gitmemize gerek yok.
Herkesle yakın arkadaş olmamıza gerek yok.
Bunları... söylerken inanın kendim de bunlarla mücadele ettiğim için söylüyorum.
Biraz daha böyle hayır diyebildiğimiz, kendimize evet diyebildiğimiz bir yıl olsun.
Fokustan bahsetmiyorum çünkü ben kendim şunu fark ettim.
Ben öyle bir tane bir şey seçtim.
Sadece ona odaklandığım kadını değilim.
Ben aslında birçok şeyle ilgilenmekten keyif alıyorum.
Sadece şuna önem veriyorum artık.
Bir şeyleri ne için yapıyorum, ne bekliyorum.
Çünkü öncesinde hemen bir reaksiyon almak istiyordum.
Hemen hazzı almak istiyordum.
İşte dopamin. Şu anda böyle biraz daha sabrı denediğim şeyler oldu.
Daha çok yaratıcılık üzerine yaptığım çalışmalarım var.
Belki size de şu anda çok bahsetmediğim arka planda kendi kendime yaptığım çalışmalar var.
O yüzden şu anda bu ritim benim çok hoşuma gidiyor.
Yani tek bir şeyde kal ve yap bir kadın değilim ben.
Fokus sizin için ne ifade ediyor?
Siz bunu nasıl kullanıyorsunuz? Tabii ki de sizin kararınız.
Özetle biz bu yıl sadece exist olmayı öğrenelim.
Kendimiz olabildiğimiz için sevilmeyi öğrenelim.
Kendimizi kendimiz olduğumuz için sevmeyi öğrenelim.
Güzel. Kocaman, bereketli, hayırlı bir yıl olsun.
Yılın sonunda tekrardan toparlarız zaten.
Bakalım neler olmuş, nasıl geçmiş.
Böyle bir mindsetle başlayınca bir şeyler değişmiş mi falan.
Onun da değerlendirmesini yaparız.
Hepinize teşekkür ediyorum. Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Hafta yeni bölümle görüşmek üzere.
Eğer video kesti de beğendiyseniz ekstra yorum yapmanızı, DM'den ya da Gmail'den buna ulaşmanızı istiyorum.
Unutmadan Spotify'dan En İyi Versiyonun hesabını takip edebilirsiniz.
Ve 5 yıldız verebilirsiniz.
Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
