
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni podcast bölümünde 80+ insanların geriye dönük hangi konularda pişmanlık duydukları, bugün olsa farklı yapacakları şeyleri aldık.
Henüz 80+ yaşında değilseniz, hayatınıza başka bir perspektiften bakmak istiyorsanız, bu bölüm sizin için.
***
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Ben bu tarz konulara bayılıyorum.
İşte ölmeden önce yaşlı insanların hayatlarında pişman oldukları, geriye dönebilseler neler yapabilecekleri, 20'li yaşlarındaki insanlara verdikleri tavsiyeler vs.
Çocukluğumdan beri çok keyif aldığım şeyler.
Bize gençlere verilen bir yaşama kılavuzu gibi hissettiriyor, bir rota veriyor, harita gösteriyor gibi düşünüyorum çocukluğumdan beri.
Ve muhtemelen beni ben yapan şeylerden bir tanesi de bu oldu.
Çok küçükken böyle yaşlı insanların verdikleri tavsiyeler, hayatı nasıl yaşamamızla alakalı işte daha çok deneyim, daha çok yapmak gibi.
Beni de böyle kamçılayan, heveslendiren, merak ettiren, o içimdeki kimliğe biraz daha katkı sağlayan düşünce oldu.
Yine böyle lise çağındaydık zannediyorum.
Anlar şiiriyle karşılaşmıştım.
Bilmeyenler için şiiri burada okuyacağım.
Bilenler bence tekrardan hatırlasın.
Çünkü her okuduğumda ve her hatırladığımda bir silkelenme yaşıyorum açıkçası.
Hayatla alakalı, hayata karşı tutumumla alakalı, o enerjiyle alakalı bir silkelenme yaşıyorum.
O yüzden ilk defa şiiri okuyacağım burada.
Umarım çok da batırmam fakat deneyelim hadi.
Şiiri kimin yazdığı çok net bilgi değil.
Birkaç tane isim var internette o yüzden maalesef isim veremiyorum ama şiirin ismi Anlar.
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşamaya ikincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz sırt üstü yatardım.
Neşeli olurdum ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim.
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneş doğuşu izler, daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine.
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem, yaşam budur zaten.
Anlar. Sadece anlar.
Siz de anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemse ve paraşüt olmadan gitmeyen insanlardandım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim ilkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır, çocuklarla oynardım bir şansım olsaydı eğer.
Ama işte 85'indeyim ve biliyorum, ölüyorum.
Bunu lisede okuduğumda bana çok fazla motivasyon verdi.
Hayatla alakalı, hayatı nasıl yaşamam gerektiğiyle alakalı.
Belki de bundan dolayı hayatım boyunca o tam zamanlı işe girmek istemeyeceğimi biliyordum.
Yani bir şirkete girip orada yükselmek, bütün hayatımı tek bir yere kanalize etmek, dediket etmek, aynı şehirde yaşamak, yaşlanmak vs.
çok korktuğum şeyler oldu.
Muhtemelen bu şiir çok etkiledi beni çok genç yaşımdayken.
Ve hayatımı bu alanda şekillendirmek için çok çaba sarf ettim.
Çok fazla ülkeyi gezmeye çalıştım.
Yabancı diller, yabancı kültüre, yabancı mutfağa çok hevesliydim.
Yabancı insanlara.
Ve son dönemlerde Amerika'da yaşadıktan sonra tabii ki de burada da başka insanlardan, insanlarla, başka kültürle, başka dille karşılaşabiliyorum.
Fakat şu son dönemlerde bir şeylerin yavaşladığını ya da tıkandığını da hissediyorum aynı zamanda.
Hala çok genç olduğum için bu sorgulamalara da bu şekilde devam ediyorum.
Çünkü bu kadar gençken...
Settle down olma fikri beni korkutuyor.
Yani bir ara ev alayım ve çocuk yapayım fikirleri beni korkutuyor.
33 tamam çocuk da değilsin, bebek de değilsin ama hala çok genç geliyor bana.
Şey deniyor ya hatta yeni dönemde eskilerin 20'leri şimdiki 30.
Aslında böyle 20'li yaşlar gibi yaşıyoruz bu kafayı.
Bana sorarsanız ben 40 yaşına kadar dijital nomad olmaya okeyim.
Tekrardan o stürkülasyona girmeye okeyim.
Başka ülkeleri gezmek, başka ülkelerde yaşamak.
Çünkü belki de şimdi New York'ta bir yıl kaldık.
Biraz daha kalabiliriz evet ama deseniz ki yarın Meksika'ya taşınır mısın?
Costa Rica'da bir yıl kalır mısın?
Ne bileyim... Tekrar da Nasya'ya döner misin?
6 ay Bali'de yaşasak falan.
İnanın bana şu anda bavulumu toplar giderim.
Sahip olduğum diğer eşyalar bile umurumda değil.
Bunu romantik bir yerden söylemiyorum.
Gerçekten bir şeyleri sorgulamaya başladığınızda şey dank etmeye başlıyor zaten.
Hmm acaba gerçekten bu yaşamayı istediğimi düşündüğüm ve kendimi ikna ettiğim hayat şu anda vadini doldurdu mu?
Çünkü bu tamamen fake bir hayat değil.
Yaşamayı istemek üzerine değil.
Fakat belki de...
Şu anda o süreyi doldurmuş olabilirsiniz.
Bu sorgulamaların en güzel tarafı sorgulamanın sonundaki hissiyatınız.
Yani bu sorgulamadan geçtikten sonra diyeceksiniz ki evet ben seyahat etmekten çok keyif alan bir insanım.
Fakat bir yıl sonra seyahat etmeye devam edebilirim.
Bir yıl sonra hayatımı onun çevresinde geliştirebilirim, şekillendirebilirim.
Burada biraz daha mindfulness yani o farkındalık da arttırılmış oluyor.
Bu bahsettiğimiz şeyler bu arada ihtiyaç.
Belki böyle fantezi gibi geliyor kulağa ya da herkes yapıyor sen de yapmak istiyormuşsun gibi zannediyor olabilirsiniz.
İşte sadece instagramda paylaşmak için seyahat etme arzusu duyduğunuzu düşünebilirsiniz.
Çevrenizdeki insanlar size o ithamda bulunabilir bilmiyorum ama Bence diğer insanlarla karşılaşmak, diğer kültürle karşılaşmak belgesel bile olabilir bu arada.
Ben bu sıra acayip belgesel izliyorum.
Bunların hepsinin bir ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.
Kaynaşmak üzere, birbirimizden beslenmek üzere.
Tabii her ihtiyaç geldiğinde anında karşılanacak diye bir kaide de yok.
Sadece bu farkındalığı artırıp...
ne zaman realistik olarak gerçekleştirilebiliri düşünmek ve bunu sorgulamak ve o şekilde karar vermek ya da belki para biriktirmek de bu anlamda faydalı olacaktır.
En azından güncel durumu anlayıp bir sonraki adım için hazırlık yapmak ve bunu daha çok mantıksal olarak bir yere oturtabilmek de sizin içinizde rahatlatacak ve o anlam arayışına da destek olacaktır.
Bir de bugün liste olarak vereceğim size 80'nin üstünde insanların Yine hayatla alakalı vermek istediği tavsiyeler listesi var.
İnternetten buldum ben de. Böyle şeyleri izlemek, okumak bana iyi geliyor.
Hoşuma gidiyor. Birazcık sanki yaşlanmışım da geriye dönüp bakıyormuşum gibi düşünmek bana iyi geliyor.
Hani elimizde olan fırsatı biraz daha anlamak için sanki dışına çıkmak da gerekiyor gibi.
Yani 50 yaşından 33 yaşına bakıyorum ben bazen.
Çünkü 50 yaşında olsam 33 yaşında olan kişi çocuk gibi geliyor bana.
Ya çocukmuş bu falan diyorum 50 yaşına gidip.
Sonra diyorum ki 33 hala çok genç Nurtaç'cığım.
O yüzden bu dissituationlar psikolojik jargonda çok sağlıksız bir yere gitmiyorsa eğer vücuttan çıkıp 50-60 yaşından buraya bakmak hoşuma gidiyor.
Şimdi bugün 80 yaşına gidiyoruz ve 80 yaşında olan insanların hayatla...
Alakalı pişmanlıklarının listesini beraber geçeceğiz.
Keşke daha çok kendim olabilmeye cesaret edebilseydim.
Keşke sevdiğim insanlarla daha çok vakit geçirseydim.
Keşke maneviyata biraz daha öncelik verseydim.
Keşke çalışmakla bu kadar çok zaman harcamasaydım.
Keşke hayattaki amacımı biraz daha erken keşfetseydim.
Keşke hislerimi daha fazla dile getirebilmeyi öğrenseydim.
Keşke hiç olmamış şeyleri endişe etmekle vakit kaybetmeseydim.
Keşke daha çok risk alsaydım.
Keşke diğer insanların benim hakkımda ne düşündüğünü daha az önemseseydim.
Keşke mutluluğun bir tercih olduğunu daha önce keşfetseydim.
Keşke daha çok sevseydim.
Keşke kendimle daha çok ilgilenseydim.
Daha iyi bir eş olabilirdim.
İnsanların benden beklentilerini karşılamak üzerine daha az enerji harcasaydım.
İşimi bırakıp gerçekten yapmaktan keyif aldığım şeyi bulsaydım.
Eski arkadaşlarımla irtibatta kalsaydım.
Keşke aklımdan geçenleri daha rahat söyleseydim.
Keşke yanlış şeylerin peşinden o kadar koşmasaydım.
Daha fazla çocuklarım olsaydı.
Daha fazla hayata dokunsaydım.
Keşke hayatın daha büyük soruları üzerine biraz daha düşünseydim.
Keşke daha çok seyahat etseydim.
Daha fazla anda kalsaydım.
Keşke daha fazla hayallerimin peşinden koşsaydım.
Şimdi bunları duyup kendi hayatınıza bakıp ne yapıyorum ben ya dememek mümkün mü?
Yani tabii ki de sadece bundan dolayı hayatımızı sorguluyoruz.
Daha ilk defa bunları duyduk değil.
Ama ara ara insan gerçekten unutuyor.
Farkına varmıyor. İçinde bulunduğu konumu çok da idrak edemiyor.
Ne yapmak istediğini gerçekten sev sevmediğini bilmiyorum.
Yani bana çok oluyor bunlar. O yüzden böyle kendimi 80 yaşına koyup kendi hayatıma oradan bakmak.
Bana yeni bir perspektif veriyor çünkü şu anda bulunduğunuz konumda belki yeni bir şeye başlayacaksınız.
Geç kaldığınızı hissediyorsunuz.
Size yakışmadığını düşünüyorsunuz ya da annenizin babanızın onaylamayacağını düşünüyorsunuz.
Belki güncel maddi durumunuzun buna el vermeyeceğini düşünüyorsunuz.
Ya da girmek istediğiniz sektöre girmek için elinizde yeteneklerinizin olmadığına ya da kabul edilemeyeceğinize dair bir şekilde kendinizi inandırdınız.
O seslerle beraber kendinizi o istediğiniz şeyden uzak tutuyorsunuz.
kendimden biliyorum. Çünkü ben biraz geriye çekildim de.
Gerçekten Nurtaş nelerden keyif alıyor sorusuna.
Genellikle tasarım, dizayn, renkler, sanatla alakalı şeyler cevap geliyor bende.
Mesela moda dünyası.
Modayı çok seviyorum. Modayla alakalı iyi bir gözümün olduğunu düşünüyorum.
İyi dikiş dikebilir miyim bilmiyorum ama ya da çizimlerim çok harika olur mu bilmiyorum ama daha hiç bunları denemeden, yapmadan kendimle alakalı ufak bir fikre kapılıp bir de moda dünyasının o sert yüzünden korkup
kendimi sokmuyorum bile.
Sonra bunları fark ettim.
Kafamdaki ses önden önümü kapatıyor, ket vuruyor.
Belki bazen o komşunuz size bir şey söylediğinde arkadaşınız yapamazsın ya dediğinde daha ne...
bir tepki verebiliyorsunuz ama ses içeriden geldiğinde yok ya kızım sen olmaz ya yapamam oğlum biliyorum ben seni ya çizimlerin falan da o kadar iyi değil bak zaten külü almaya başladın piknik tüpe dönüyoruz beraber o moda dünyasındaki insanları
biliyorsun bir de daha sertler acımasızlar seni silip süpürürler yani havada yenilirsin nurtaç gibi sesler içeriden geldiğinde kime yani rest çekeceksin kime gösteririm ben sana diyeceksin
diyemiyorsun çünkü içeride bir kalıp bir ses oraya oturmuş Yıllar önce artık kim bilir nereden geldi o ses hanımefendi.
Ya ne yapıyorsun ya? Rent free yaşıyorsun yani benim kafamda.
Sana bu hakkı kim verdi kardeşim öncelikle?
Bazen bu seslerle burun buruna gelmek ne diyorsun ya?
Sen kimsin falan demek çok yani empowering bu arada.
Gerçekten sizi güçlendiren, cesaretinizi artıran şeyler.
Çünkü who the fuck are you kardeşim?
Tamam kusura bakmayın ama harbiden İngilizce olarak söylediğimde daha yerlerine oturuyor.
Çünkü Türkçe küfür edemiyorum.
Bu arada böyle bir huyunuz var mı bilmiyorum.
Türkçe küfür ettiğimde gerçekten küfür ediyormuşum gibi oluyor.
Ama İngilizce söylediğimde küfür ediyormuşum gibi olmuyor.
Tamam benle alakalı küçük bir anekdotu da buraya sıkıştırdığımıza göre devam edebiliriz.
O yüzden yani bu benim için bir moda örneğiydi.
Sizin de kendi hayatınıza baktığınızda neyi yapamadığınızı söyleyen ses.
Yani who the fuck are you?
Tamam mı? Ayrıca denedin mi?
Denedin de mi yapamadın? Denedip de yapamamanın tadı o kadar güzel ki bence.
Yani denedim yapamadım abi. Mesela benim ajans yapmamla alakalı.
Şu anda yapamıyorum. Yani gerçekten yapamıyorum.
Çıkmıyor içimden. Baktım böyle sürüne sürüne gidiyorum.
Crawl yani her yere.
O yüzden demek ki şu sıra bunu yapamıyoruz Nurtaç.
Deyip kabul etmek de o kadar büyük bir erdem ki.
Yani böyle şeyleri es geçmeyelim.
Denedik, tadına baktık, yapıp yapamayacağımızı anladık.
Çünkü denemeden önce kendinizle alakalı bir yargıya varıyorsunuz.
Sonra bir vazgeçiş yaşıyorsunuz.
Sonra 3 yıl sonra arkadaşınız ya da tanıdığınız ya da internette gördüğünüz bir insan sizin o yapmak istediğiniz şeyi çatır çatır yapmış, yapılabilir olduğunu gördükten sonra dank ediyor ve o dank sesi...
Müthiş bir gürültü ve o dang sesi sizi bir uyandırıyor.
Sonra pişmanlıklar, sonra keşke ben de yapsaydımlar falan.
Ya of hepimiz olmadık mı orada?
Hepimizin başına gelmedi mi?
Keşke işte ben aslında var ya yani 10 yıl önce buna başlamıştım ama devam etseydim var ya.
Ooo şimdi yani en iyi yoga öğretmeni bendim.
Yani en iyi şunu yapan bendim falan diye kendi kendimizi de avutuyoruz.
O yüzden 80 yaşına gelmeden.
Böyle geriye dönüp pişmanlıklarımızı anlatmadan sağa sola 33 yaşındaki insanlara hali hazırda bu kadar genç iken yapmak istediğimiz şeyleri bulabilmek için birazcık soluklanmak, belki şu anda bulunduğunuz ortamda başarısız
olduğunuzu kabul etmek ve Bir sonraki adımı daha sakince düşünebilmek.
Gerçekten size uyan haliyle.
Çünkü şöyle bir gerçek de var.
Bizler de değişiyoruz. İhtiyaçlarımız değişiyor.
Yeteneklerimiz değişiyor. İlgi alanlarımız değişiyor.
Şu anda olan biteni anlamak o yüzden çok değerli.
Elimizde olanları kullanmak.
Eğer değişmemiz gereken bir yer varsa o manevrayı en sağlıklı şekilde atlatmak.
Düştüysek bir süre burada kalıp ağlamak.
Ona izin vermek. Yere yapışmak ya.
Yere yapışmak kadar zevkli bir şey var mı?
Yapıştık yere. Yapacak bir şey yok.
Hali hazırda buradayken bunun da tadını çıkartmak, orada belki dinlenmek, bir süre nefes almak.
Nefes almak o kadar dikkat etmediğimiz bir şey ki vücuduna neler yapabildiğini, vücudunu nasıl etkileyebildiğini, nasıl ayar değiştirebildiğini o kadar göz ardı ediyoruz ki tüm bunları gözden geçirmek ve gündeme getirmek burada bizim
için en önemli olan şey tabii ki de.
Bu bölümün amacı işte yarın hemen yeni bir şeye başlayalım, hayatımızı değiştirelim, tekrardan inşa edelim, yıkalım, kuralım gibi değil.
Gerçekten olanı kabullenmek.
Gençliğinin elinde olan imkanların farkına varmak ve bir sonraki adıma hazır olabilmek için anda kalabilmek.
Çünkü anlar.
Çünkü mutlu olabilmek.
Çünkü mutluluk bir seçimdir.
Haftaya pazartesi günü yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
