
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Selamlar! Hello!
Bugün sıcak suyla geldim.
Çin günlerimden kalma.
Eğer daha önce böyle sıcak su içmediyseniz kesinlikle tavsiye ediyorum.
Çin'de sabah, akşam yemek yerken vs.
çok sıcak su tüketirler.
Hatta orada soğuk su içilmez ya oda sıcaklığında ya da böyle sıcak su getirirler restoranda falan.
O günlerden beri çok seviyorum. Ve bu sıra biliyorsunuz ameliyatımdan da kaynaklı.
İşte uyandığımda vesaire ılık su içmek.
Bazen böyle gün içerisinde çay, kahve istemediğimde.
Hani illa bir tat istemedim de sıcak suya geri dönüyorum.
Size de tavsiye ediyorum. Bugünkü konum.
Normalde audio yapıyorduk.
O yüzden böyle kitapları gösteremiyordum ama.
Ta ta! Ekran gitti, arkası gitti.
Big Magic. Ön kamera kullandığım için muhtemelen tersten görünüyor.
Türkçesi galiba büyük sihir diye çevrilmiş.
Bu kitabın hepsinden bahsetmeyeceğim ama.
Birkaç bölümümüzü yani ilerleyen bölümlerde de birkaç podcast bölümümüzü, video cast bölümümüzü bu kitaptan hazırlamak istiyorum.
Çünkü bence beni derinden etkileyen, yataktan kaldıran, harekete geçiren bir kitap oldu.
Dedim ki bunu niye sizinle paylaşmayayım?
Çünkü birkaç bölümümüz işte hayal kurukluğu, şöyle üzgünüm, böyle üzülüyorum, bir şey yapasım da yok derken bu kitaptaki özellikle bugün bahsedeceğim bölüm bence beni bayağı bir...
Etkiledi. Etkilemesini de istediğim bir yerde galiba.
O yüzden birazcık bu konudan bahsedelim istiyorum.
İngilizcesi shit sandwich. İngilizce söylemesi daha kolay çünkü Türkçesi boklu sandwich diye geçiyor.
Yani dil konusunda da böyle bir etkinlik var bu arada.
Başka dili konuşurken küfür etsek dahi küfür ediyormuşum gibi hissetmiyorum.
Ama seni seviyorum derken de seni seviyorum der gibi hissediyorum.
Yani çok garip bir şey. Dil konusu gerçekten neyi nasıl tekrardan tasarladığınız, kendi hayatınıza geçirdiğinizle alakalı da bir şey.
Ayrı bir dipnot olarak bunu bırakıyorum.
Bu kitap genel olarak Korkunuzun dışında nasıl yaratıcı hayatınızı yaşarsınız üzerine.
Daha öncesinde sanatçının yolundan bahsetmiştik.
Sanatçının yolunun cep hali düşünün.
Yani sanatçının yolu çünkü 12 hafta böyle ödevlerle uzun uzun yapılan bir şey.
Çoğunuz, grup da kurduk çünkü Instagram'da.
Çok istemiyorsunuz o 12 haftayı komit etmek istemiyorsunuz.
Ama tekrardan şöyle bir hatırlatma yapayım.
Bence benim hayatım sanatçının yolunu gerçekten tam zamanlı yaptıktan sonra değişti.
Şöyle ilk 12 hafta bittikten sonra şunu sormuştum.
Hani tamam ne değişti hadi çabuk bir şey.
Ama direkt öyle olmuyor.
Size yeni bir gözlük takıyormuş gibi hissedin.
Yeni lensler takıyormuşsunuz gibi hissedin.
Hayatı daha farklı görmeye başlıyorsunuz.
Ya da aldığınız kararları biraz daha o mercek üzerinden değerlendiriyorsunuz.
Bence benim hayatımı o anlamda çok olumlu etkiledi.
Fakat yine de kör topal zorlanarak ilerlerken unuttuğum şeyler oluyor.
O yüzden benim için Sanatçının Yolu kitabı da böyle başucu kitabı gibi.
Bazen 12 hafta böyle committed bir şekilde yapmasam dahi ara ara bölümlerine bakarım.
Ödevlerinden bazılarını tekrar ederim, yaparım.
Şimdi benim elime Big Mac...
Önce kitabı geldi. Bir tane arkadaşım bana hediye etti ve şey dedi yani bu kitap bence tam sana göre.
Ben de okey tamam bir deneyelim dedim.
Kitabı bırakamadım, bitirmek istemedim.
Tekrar tekrar okumak istiyorum.
Bunu da sanatçının yoluyla beraber sık sık tekrar ederek baktığım kitaplar arasına ekledim.
Onun yanında Atomic Alışkanlıklar da var.
Ondan daha önce bahsetmiştik. Atomic Alışkanlıklar kitabı da böyle dışarıdan baktığınızda çok optimizasyon bir kitap gibi duruyor.
Ama o da benim hayatımı çok güzel değiştirdi.
Çünkü şey oluyorum böyle bir kalkayım hani kalkarken şunu toparlayayım.
Koltuğu her zaman bir yerine düzenleyeyim.
İşte yastıklarını, battaniyesini kaldırayım falan derken koltuğa bakıyorum şu anda.
Yastıklar çok güzel. değil ama genel olarak o mindset'i yerleştirdim ya da işte Biraz daha böyle ilgi alanlarımı çünkü genetik kodlama kısmı da var.
Hani kendinize göre neler yapabilirsiniz.
Biraz daha böyle içinizden çıkıp kendinize objektif bakmayı da gösterip.
Ona göre bir karar mekanizması da ekletiyor size.
Ama bugün otomik alışkanlıklardan bahsetmeyeceğiz.
Fakat ilginizi çekerse ilerleyen bölümlerde bir de o kitap üzerine bir bölüm hazırlayabiliriz.
Bu arada Spotify'dan en iyi versiyon hesabını takip etmeyi unutmayın.
YouTube'dan izliyorsanız da aşağıda yorumlarınızı bekliyorum.
Çünkü pazartesi saat 7'de yayınladığım için YouTube algoritması bizden çok hoşlanmıyor şu anda.
Ama yapacak bir şey yok. Çünkü podcast yayın saatimiz bu saatlerde.
O yüzden YouTube'dan izliyorsanız bir like'ınızı bir de yorumunuzu rica edeceğim.
Teşekkür ediyorum. Ve hala abone değilseniz de abone olabilirsiniz.
Ben bundan sonra İngilizce söyleyeceğim çünkü boklu sandviç demek istemiyorum.
Boklu deyince gerçekten yani belki de küfre bile giriyor olabilir.
O yüzden şitten devam ediyoruz.
Başlangıçta yaratıcılık üzerinden birazcık bahsedeceğim.
Hatta beni nasıl işte yataktan kaldıran, tekrardan motivasyonumu getiren o hayal kırıklıkları reddedilme döngüsünden çıkartan kısımdan bahsedeceğim.
Ve sonra profesyonel hayat, sosyal ilişkilerimiz, romantik ilişkilerimizi de ekleyeceğim.
Altyazı M.K.
ruhun olduğunu düşünüyorum.
Ben saçma gelebilir size ama ben her şeyin içinde böyle bir yaratıcılık bulduğum için ve yaratıcı hissettiğiniz zaman yani bir şeyi ortaya çıkarttığınız zaman siz sanki ruhunuzla bir bağ kuruyor musunuz gibi oluyor.
O zaman da bence tam bir akış sağlandığı için gerçek yaşama şeklimiz bu gibi geliyor bana.
Çok mu karışık anlattım bilmiyorum ama güncel hayatta genelde biz böyle verimlilik kategorisine itildik ya yani çok mekanik gidiyor her şey, çok robotik gidiyor her şey.
O aralarda kendi gerçek ilgi alanlarımıza genelde vakit ayırmıyoruz.
Hatta benim Instagram'da bir grubum var bu sanatçının yolundan sonrasında ayırdığım daha minik bir grubum var.
Onlarla toplantı yaptığımızda şeyi soruyorum hani kimler ne yaratıcılık çalışmaları yapıyor şu ara diye.
Herkes kendi hayatının meşguliyetinde önce yaratıcı kısmından vazgeçiyor.
Yaratıcı hissettiği alanlardan vazgeçiyor işte artist date'lerden vazgeçiyor.
geçiyor. Kendisiyle buluşmamaya başlıyor.
Ve gerekçesi de çok yoğunluğum oluyor.
Yani bu sıra böyle diyoruz.
Yaratıcı çalışmalarımızı yapmıyoruz.
Oysa ki yani yaratıcı çalışma bazen haftada bir saat bile okey.
Yani her gün böyle saatlerce vakit ayırmanıza gerek yok.
Yeter ki bazı anlarda kendinizle buluşun.
Bazı alanlarda kendinizi yakalayın.
Bu okey. Shit Sandwich'i şöyle değerlendirebiliriz.
Diyelim ki ekmeğin bir tanesi.
Yaratıcılık, keyif, anlam, akış.
Ortası... Diğeri de tatmin, kendin olma ve ifade özgürlüğü.
Böyle baktığınızda ortasındakiler neler?
Reddedilme, hayal kırıklığı, yaptığınız bir şeyin kimseye ulaşmaması, onay almaması.
Ama konumuzun özü bütün bir sandviç paket olarak hayatınıza geliyor.
Siz bir şeyi çok sevdiğinizde, gönül verdiğinizde o bir paket olarak giriyor hayatınıza ve siz o sandviçi her haliyle yemeye okey misiniz?
Esas soru burada yani neyi o kadar çok seviyorsunuz ki ortasındaki kısımla da söylemeyelim her zaman siz okey olasınız.
Şimdi bunu alın hayatınızın her yerine uygulayın.
Çünkü biz bir şeyi çok sevdiğimizde sadece olumlu tarafların işte yukarıdaki ve aşağıdaki ekmeğe odaklanıyoruz.
Ortasını görmek istemiyoruz.
Ortasıyla ilgilenmek istemiyoruz.
Ortası olsun istemiyoruz.
Biz o sandviçi yemek istemiyoruz aslında.
Ama hayat öyle değil.
Her şey bir de diyalektiyle beraber geliyor.
Hep olumlu şeyler olmuyor.
Ama biz o sandviçi yemekten...
Vaz mı geçiyoruz o zaman?
Ya da vazgeçtiyseniz acaba gerçekten sevmediniz mi?
Yani buradaki ana soru neyi o kadar çok seviyorsun ki bütün bu haliyle okey olacaksın?
Şimdi ben bunu böyle düşündüğümde dedim ki hayal kırıklığı reddedilmişti.
Ay büyümedim de şöyle oldu da böyle oldu da işte sosyal medya yaratıcılık.
Kimse benim çalışmalarımı beğenmiyor.
Ben bir gerçek sanatçı değilim.
İşte okumadım ki eğitimlerini almadım ki.
Yani kafada böyle bir sürü düşünce geziyor.
Çünkü gerçek zannediyorsun.
Bir de biliyorsunuz ki negatif düşünce akışına geçtiğinizde beyin olumlu.
İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Beynimiz niye bizim düşmanımız gibi bu anlamda ama sistem bu.
O yüzden böyle biz hemen unutuveriyoruz bazı güzel taraflarını, olumlu şeyleri, zevk aldığımız, keyif aldığımız bizi geliştiren kısımlarını.
Daha çok negatif kısımda takılı kalmaya meyilli olabiliyoruz.
Bir de üstüne overthinking tarafınız varsa eyvah eyvah kolay gelsin.
Çünkü ben şimdi overthinking ile alakalı da bir kitap okuyorum.
Onu da size paylaşırım bittikten sonra beğenirsem.
Yani maalesef benim kendimle alakalı...
Sevmediğim özelliklerimden bir tanesi de bu.
Negatife girdiğim anda beni görmeyin.
Yani o kafa, senaryolar, felaketlendirmeler falan böyle cirit atıyor.
Allah'tan böyle yakalıyorum havada.
Diyorum ki yani şu an gitmeyeceğiz buraya.
Üstüne binip oraya kapılmak istemiyorum.
Kendimi hemen yere indirmeye çalışıyorum.
Ama genel olarak çok zor.
Dediğim gibi şimdi yaratıcılık kısmında da şunu bende uyandırdı.
Ya güzel keyif aldığım taraflar var ama...
Zorlandığım kısımları da var. Yani bunu bütün olarak seviyorsan Nurtaç'cığım ne kadar seviyorsun önce bir ona karar ver.
Bununla okeysen de... Bunu bütün olarak al, kabul et.
Bunda birazcık şımarıklık da görüyorum kendimde.
Çünkü ben genel olarak mızmızım.
Bahsetmiştim daha öncesinde. Yani böyle hemen olmasını istemiyorum falan.
Hani bunlarla zorlanıyorum falan oluyorum.
Ne kadar hani yapsam da zorlanarak, yapsam da mızmızlanırım.
O yüzden böyle gönlümden geçen sanki hiç zorluk kısmı olmasın.
Fakat biliyorsunuz ki önümüzdeki engelleri açtığımızda gelişimimizi hissediyoruz.
O gelişim de bizi güçlendiriyor ve acayip bir tatmin duygusu var orada.
Yani her şey hop hop kucağımıza düşse o kadar da keyif almayacağız.
Bunun da farkı var. Ben de biliyorum.
Yani bir zorluğu engeli açtığımdaki tatmin başka bir şey de yok.
O yüzden bununla farkındayım.
Sadece işte o sandviç yerken tadı güzel değil.
Yani o tattan keyif almak zaten muhtemelen olmayacak.
Yine Elizabeth kitapta şey kısmından bahsediyor.
Bir tane yazar varmış. Çok çok daha iyi yazıyormuş Elizabeth'den.
Ama bırakmış. Elizabeth de şöyle ifade ediyor.
Can I eat your sandwich? Yani siz vazgeçtiğinizde, yeteneklerinizi bıraktığınızda, yarım kaldığınızda bir başkası gelip...
Sizin o sandviçinizi devam edebilir ve bakın.
yayınlanan kitapları olabilir.
Olmaya da bilir. Yine dediğim gibi bu kitap ondan da çok bahsediyor.
Belki hiçbir şey olmayabilir, bir yere evrilmeyebilir ama bizler işte bu sendemişten bahsediyoruz ya ortadaki kötü lezzet okey ama üstteki ve alttaki gayet lezzetli.
Yani biz o lezzetlerden faydalandık, hayatımıza eklendi.
O yüzden bütün olarak görmek buradaki daha faydalı bakış açısı.
En azından işinize yarayan bakış açısı.
Bunu iş hayatında şöyle çevirebiliriz.
Mesela tam maaşlı işler değil mi?
Aslında ortasındaki özgürlüğünüzü alan bir şey gibi.
Yani sizi bir yere kısıtlayan, sınırlı alanlar gibi.
Yani genelde de öyle. Ama aynı zamanda da stabilite getiriyor size.
Bir hayat rutininiz var.
Düzenli maaş var. Aynı zamanda o da maddi özgürlük getiriyor size.
Yani bu da beraber geliyor.
Hiçbir şeyi tamamen çıkartamıyorsunuz ya.
Onun işaretine de bu şekilde lanse edebilirsiniz.
Çünkü ben full time çalışırken inanılmaz mutsuz oluyordum.
Kendime hiç benzemiyordum.
Bunun büyük bir sebebi genelde çalıştığım insanlar...
da yani mutsuz oldukları için yani hep böyle mutsuz ortamlarda çalıştım.
Biraz talihsizliğim de oydu.
Belki de biraz daha böyle yaratıcı hissettiğimiz iyi işler çıkardığımız bir şey olursa Full time'a bile düşünebilirim.
Yani bu kitap bana onun da gazını verdi.
Çünkü bir yerde de day job kısmı var.
Tamam ben böyle yaratıcı çalışmalarımı falan seviyorum ama aynı zamanda çalışma ortamını da seviyorum.
Bu full time olmak zorunda değil bu arada.
Ama beraber başka şirketlerle, başka insanlarla yapılacak projeler de olabilir.
Bu bile aklıma gelmeye başladı.
Çünkü uzun zamanları sadece kendi iş alanlarımda, fikirlerimde devam ediyordum.
Şimdi bu güzel aslında. Kendi işinizi kurmanız bir yaratıcılık getiriyor.
Size özgürlük getiriyor. Başka alanlara yayılma fırsatı veriyor.
Belki hatta bağımsızlık getiriyor.
Ama işte aradaki şeyler belirsizlik, para kısıtlı olması, belki hemen gelmemesi gibi handikapları da var.
Şimdi ben bunu yaparken çok keyif alıyorum.
Yani kendi işimi kurmaya çalışırken, başarısız olurken de aslında keyif aldım.
Çünkü öğreniyorum. Çatır çatır öğreniyorum.
Sadece bazen yere düştüğümde bir süre beni yerde bırakmanız gerekiyor gibi düşünebilirsiniz.
Yani bir süre benim orada ağlamam lazım.
Gerçi ağlarken... çok zorlanıyorum ya.
Benim ağlarken görülmem nadirdir.
Bazı içerik üreticileri var ya hani ağlarken ses kaydedebiliyor falan.
Bir kere böyle olur gibi oldu benim.
Böyle tam böyle tutamadığım bir yer oldu.
Bunu ilişkilerimize şöyle aktarabiliriz.
Mesela derin ilişki kurmak istiyorsunuz.
Bunun güzel tarafı sende. Çünkü güzel tarafı işte o yakınlık, samimiyet, bağ kurma.
Ama ortasındaki kısım hayal kırıklığı olabilir, bir ihanet olabilir, kırılganlık olabilir.
Yani bu da bir bütün olarak giriyor hayatınıza ve siz buna da okey diyorsunuz.
Bir aşka başlarken hani hep bir korku vardır ya aşk her zaman devam etmez ya da İhanet riski vardır.
Belki siz yarı yolda bırakacaksınızdır.
Yani bu bir bütün bir paket anlaşması gibi düşünün.
Onu duygusal ilişkilerinizde de böyle görebilirsiniz.
Ya da yakın arkadaşlarınıza da görebilirsiniz.
Yüzeysel ilişkilerde mesela baktığınız zaman ne güzel.
Drama yok, işte hiçbir beklentiler yok.
Hani her şey güzel gibi görünüyor.
Sandviçin üstü ve alt kısmı.
Ama ortası da bağ yok.
Derinlik yok. Yani tam belki o tatmini alamıyorsunuz.
O derinlere giremiyorsunuz.
O yüzden kötü anlamda söylemiyorum tabii ki de.
Siz ne tür bir sandviç yemek istiyorsunuz hayatınızda?
neler almak istiyorsunuz?
Bir diğer örnek mesela New York'ta yaşamak.
Yani bu yaşam tarzı da gibi düşünebilirsiniz.
Güzel tarafları, sende üçün güzel tarafları.
New York. Yani ben çok tatmin oluyorum.
Burada yaşamak benim sanatçı tarafımı da bayağı bir besliyor.
Daha çok şey yapmak istiyorum.
Dışarı çıktığımda gerçekten ilham alıyorum.
Bir şeylere beni yönlendiriyor ama kötü kısmı işte yalnızlık olabiliyor.
Çok fazla hasıl kültürü var.
Herkes böyle koştur koştur tamam hareket etmek güzel ama hani bir koşturmadan da gitmenin önemi ya da çok pahalı gibi.
Aradaki boklu tarafları yani.
Bunu yaşam stilinize göre düşünebilirsiniz.
İlişkilerinizde düşünebilirsiniz. İşte iş hayatınızda düşünebilirsiniz.
Her şey iyi güzel ama kötü tarafları.
Ya da işte kendi işinizi kurmak istediğinizde iyi güzel ama...
Olumsuz tarafları. Fakat işte en çok yaratıcı olan kısımda tökez diyoruz.
Çünkü mesela ben bazen şey DM'leri de alıyorum.
Ben de podcast'a başlamak istiyorum ama ne yapacağımı bilemiyorum gibi.
Güzel tarafları ise ifade özgürlüğü getiriyor.
Hobilerinizi geliştiriyorsunuz.
Belki tanımadığınız insanlarla tanışıyorsunuz.
Büyüyorsunuz, gelişiyorsunuz.
Ama işte ortadaki kısım kimse dinlemiyor olabilir.
Ya da ben bunu niye böyle söyledim gibi kendinizi yargıladığınız zamanlar olabilir.
Bu da işte bir bütün. Aynı şekilde yazmayı çok seviyorsunuz.
Bu yazmayı da şey gibi düşünebilirsiniz.
Yine kendini ifade edebildiğin özgür bir alan.
kelimelerle oynadığın, yaratıcı hissettiğin işte edebi hissettiğin çok güzel dolu dolu sanatsalsın yani.
Ama ortası da kimse okumadı ya da okudular beğenmediler eleştirdiler yani o boklu kısmı.
Özetle siz hangi tarafa odaklanıyorsunuz ya da bir sandviçi bütün olarak yemeye razı mısınız?
Hayatınızda şu anda yaptığınız, geliştirmek istediğiniz şeye bu göze yaklaşın, bu lenslerle bir bakın ve deyin ki ben Hangisine her şeyiyle razıyım?
Ben buna gönül koydum dediğiniz zaman aslında oradaki şetin yoğunluğu ve yükü azalıyor.
Çünkü diyorsun ki tamam. Bu böyle, bu bütün olarak geliyor.
Anlaşmamız buydu ve ben buna razıyım dediğinde bence o kısımdan bile bir ufak zevk almaya başlıyoruz.
Yani bende öyle oldu en azından.
Çünkü biraz da onu fark edince bir kere kendine o sözü veriyorsun.
Diyorsun ki ya ben bunu gerçekten bu kadar seviyorum.
Onun farkına varmak bile şöyle kendini arkadan itmeye benziyor.
Ne güzel. En azından akışa devam ediyoruz.
Çünkü akışı çok seviyoruz.
Akıştan çok bahsediyoruz.
Akışlarımıza devam. Bu bölüm bu kadar olsun diyelim.
Ben bir hafta tatile gidiyorum.
İnstagram'dan bakarsanız eğer nereye gittiğimi...
Paylaşıyor olacağım. Güzel bir tatil olsun istiyorum çünkü uzun zamandır biliyorsunuz bayağı bir şey geçti başımdan.
Benim de dinlenmeye, gerçekten dinlenmeye ihtiyacım var.
Şimdi full time çalışmayınca insanlar bizi çalışmıyor zannediyorlar ama öyle değil.
Yani mental olarak bayağı bir, bir sürü şey yaptığım bir süreçteyim yine.
Hatta bir tane arkadaşım var yukarıda yaşıyor işte komşum.
Şey dedi, sen çalışmıyorum dediğin dönemde bile çalışıyorsun Nurtaş dedi.
Haklı yani. Seviyorum bu tarafımı diyerek bölümü bitiriyorum.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
