
Kendinizi yalnız hisseder misiniz? Yalnız kalınca hemen bir şeyler yapmak, birileriyle buluşmak telaşında mı olursunuz? Yalnızlık sizin için olumsuz bir durum mu?
Bu bölümde yalnızlığı hem iyi hem de kötü hissettiren taraflarıyla konuşuyoruz. Yalnızlığın bizim için olumlu etkileri neler, yalnızlık bize neler öğretir, fazla yalnız kalırsak nelerle karşılarız ve daha fazlası bu bölümde 😍
*****
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/-nurtacturkeli-
Ayrıca, %10 indirim kodumuz olan "10nurtac"ı kullanarak bu avantajdan faydalanabilirsiniz.
******
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Yalnızlığa elbet alışır bedenim.
Yalnızlıkla belki de başa çıkabilirim.
Sesim güzel olsa bağıra bağıra söylemek isterdim.
Üff ya neden sesim güzel değil.
Belki bir gün denerim şarkı söylemeyi.
Kaçan kaçar, kalan kalır.
Beraber cringe oluruz yapacak bir şey yok.
Bu şarkı çok yalnızlık temalı değil.
Sensizlik zaten şarkının adı ama yine de çok hoşuma gidiyor.
Zaten Canan Erçetin'in birçok şarkısını çok seviyorum aslında.
Yalnızlık konuşmak istiyorum bugün.
Yalnız hissettiğim için bu Türkiye'de olsam da fark etmez, yurt dışında yaşamış olsam da fark etmiyor.
Yalnızlık dediğimiz şey çevrendeki insanlar sayısına göre değerlendirilebilecek bir şey değil bence.
İçeride hissettiğin hisle alakalı.
Yalnızlığın tanımı sosyal, fiziksel ve duygusal olarak kişinin hissettiği, bulunduğu durum olarak değerlendiriliyor.
Yani çevrenizde çok fazla insan olsa dahi eğer onlardan uzak hissediyorsanız, kopuk hissediyorsanız, anlaşılmadığınızı hissediyorsanız ya da bağ kuramıyorsanız eğer bu maalesef yalnızlık da getirebiliyor.
Ama yalnızlık kendi başına tamamen olumsuz bir şey mi, olumlu tarafları var mı?
Yaşadığımız sosyal hayatta biliyorsunuz ki yalnız kalmaktan çok korkuyoruz.
Yalnızlığı birazcık böyle istenmeyen, sevilmeyen...
yani kötü bir şey olarak değerlendiriyoruz.
Tabii ki de çok pozitif bir şey de değil.
Burada oturup yalnızlığı övmeyeceğim.
Ama olumlu tarafları da var.
Benim üzerimde çok işe yarayan tarafları var.
Beni çok aşağı çeken, üzen, hüngür hüngür ağlatan tarafları da var.
O yüzden böyle birazcık yalnızlık konusuna değinelim istiyorum.
Eğer yalnız hissediyorsanız yalnızlığımıza birazcık dokunalım istiyorum.
Ben galiba yalnızlık konusunda tam bir ortadayım.
Bazen yalnızlığa aşırı ihtiyaç duyuyorum.
Çok mutlu oluyorum yalnız kaldığımda.
Kendimle vakit geçirdiğimde, sessizleştiğimde, biraz daha böyle izole olduğumda.
Bazen de çok da sosyal bir insan olduğum için kaliteli çevreye ihtiyaç duyuyorum.
O kaliteli kalabalığa ihtiyaç duyuyorum.
Bağ kurabildiğim, derin sohbetler edebildiğim, sevildiğimi, kabul edildiğimi hissettiğim ortamlarda bulunup o hissi karşı iki tarafa da verebilmeyi ve...
Bağlarımı daha derinleştirebilmeyi de çok seviyorum.
Bu olmadığında yani daha yüzeysel ortamlarda olduğumda yalnız hissediyorum.
O tam ihtiyacım karşılanmamış gibi geliyor bana.
Genelde de öyle olur zaten. Özellikle bu hızlı yaşanılan şehir hayatında derinleşebilmek daha da zorlaşabiliyor.
Arkadaşlıklar çok hızlı değişebiliyor.
Yani birisiyle arkadaşlık kuruyorsunuz ama o insanlar şehirden taşınıyor, yeni kişiler geliyor, sizin ortamınız değişiyor, iş hayatınız değişiyor vs.
derken o dengeyi eski haliyle tutturabilmek de zorlaşıyor.
Nitekim şimdi okul hayatında, mahalle hayatındaki...
komünitelere, topluluklara alıştıysanız eğer belirli bir yaştan sonra o topluluğu kurmak daha da zorlaşıyor.
Çünkü herkesin hayat meşgalesi, çevresi, günlük yoğunluğu vs.
rutinleri derken onu kurmak daha da zorlaşıyor.
Ben bunu kabul edene kadar yıllar geçti.
Çünkü ilk başta yurt dışında yaşadığım için olmuyor zannediyordum.
Özellikle Çin'deyken yurtta yaşıyordum ve her yıl başka öğrenciler geliyordu.
Tam bir insanla böyle bir grupla arkadaşlık ortamını kurup derinleştirdiğimizde mutlaka içimizden birisi ülke dışına çıkıyordu.
Başka şehre taşınıyordu ya da bir şekilde o grup dağılıyordu.
Ve bu her yıl tekrarlandığı için maalesef süre gelen ilişkilerim yani fiziksel olarak bu arada yani online devam edebiliyorsunuz ama fiziksel olarak sık sık bir araya geldiğim arkadaş grubum değişiyordu.
Bu da okey ama ihtiyacımın tam olarak ne olduğunu anlayamıyordum.
Sonra bunu Türkiye'de de maalesef bu şekilde yaşanıldığını duyduktan sonra he okey bu yaşla gelen bir şey olabilir galiba fark ettim.
Çünkü Türkiye'de de özellikle insanlar iş hayatına atıldıktan sonra çevrenizdeki kişiler iş...
arkadaşlarınız ve işten sonra görüştüğünüz aile ve yakın çevreniz oluyor.
O topluluğu tekrardan kurmak hani hafta sonu bir organizasyon yapmıyorsanız eğer her hafta sonu daha zorlaşabiliyor.
Ben de mahallede büyüdüğüm için, mahalle kültürüyle büyüdüğüm için buna sıklıkla ihtiyaç duyduğumu fark ediyorum.
En son kabullenme aşamasına geldim hani tamam.
İstiyorsun Nurtaç ama o topluluğu kurulduktan sonra da onun getirdikleri ve götürdükleri var bu arada.
Onu sürekli devam ettirebilmek, o ritini koruyabilmek, oradaki ilişkileri yine kaliteli bir şekilde devam ettirebilmek de zor olabiliyor.
Bir de neden bilmiyorum, burada lütfen yanlış anlaşılmasın ama yurt dışında yaşayan Türkler de garip bir...
enerji var. Bunu nasıl tanımlayabilirim bilmiyorum ama bizler hem bu kadar bir ürüne düşkün olup hem de bir araya nasıl gelemiyoruz?
Nasıl etkinlikler yapamıyoruz?
Neden? Bir şekilde pürüz çıkıyor.
İnanın bilmiyorum. Şu sıra aklımda bir şeyler var.
New York'ta yaşayan ve çevresinde yaşayan insanları da ilgilendirebilecek bir şey var.
Biraz daha oluşum oluştukça haber vereceğim.
Mutlaka bildireceğim sosyal medyadan vesaire.
Umuyorum ki istediğim gibi ilerler ve ben de o tatminlik ihtiyacımı alırım oradan.
Çünkü şimdi bir de bu özel günler olduğunda hani Ramazan sonra bayram dönemi gelecek.
Ailemden yıllardır uzaktayım.
Artık Türkiye'de yaşamak ne demek bilmiyorum.
Türkiye'ye gittiğimde hiçbir şey anlamıyorum.
Bir de hayatımdaki insan da yabancı olduğu için onunla gittiğimde biraz daha şeye dönüşüyorlar.
İşte Zek bak biz böyle bunları yapıyoruz, bunları seviyoruz.
İşte Zek'i kendi arkadaşlarımla tanıştırma.
Hep şeyi söylüyorum bir türlü yapamadım.
Ben Türkiye'ye gittiğimde Nurtaç'la buluşmak istiyorum.
Arkadaşlarımla, ailemle okey.
Onlar bir kenarda. Ama ben kendi halimle orada doğup büyüyen Nurtaç'la da buluşmak istiyorum.
Çünkü yurt dışında yaşadığımızda aidiyet duygusu...
Biraz daha sarsılıyor. Nereye aitsiniz tam olarak anlayamıyorsunuz.
Tamam kökler belki Türkiye'de.
Yurt dışında bir şeyleri kurmaya çalışmak, burada geliştirmeye çalışmak, hele ki derinleştirmeye çalışmak çok daha efor sarf etmeniz gereken bir alan oluyor.
Tamam efor sarf ediyoruz. Bazen istediğiniz gibi de sonuçlanmıyor.
Ben sıklıkla yalnız hissediyorum.
Yani bu oturup yalnız kaldığım anlamına gelmiyor bu arada.
Çok fazla dışarıda çıkıyorum.
Çok fazla arkadaşım da var.
Onlarla da bağ kuruyorum.
Ama günün sonunda baya yalnızlık duygusuyla da...
Karşı karşıya kalıyorum. Geçen gün oturup Lale Belkıs'ın Doğduğum Ev diye bir şarkısı var.
Doğduğum ev ne güzeldi, doğduğum ev ne güzel deyip TRT'ye bağlıymışım burada.
TRT yayıncısı gibi oldum.
Doğduğum ev ne güzeldi, doğduğum ev ne güzeldi.
Okey. Ve ara ara bana şunlar geliyor tabii ki de.
Sadece ağlamak istiyorum, oturup gurbetçiliğimi fark etmek istiyorum, gerçekten verdiğim bu kararın iyisiyle kötüsüyle, olumlu ya da olumsuz taraflarıyla yaşamak, hissetmek istiyorum.
Bu bazen ağır oluyor, bazen kabul ettiğiniz bir şey oluyor.
O ağır olduğunda ne yapılabilir bilmiyorum çünkü sonuçta ailenizden uzakta olmak demek, her Türkiye'ye döndüğünüzde onların biraz daha yaşlandığını görmek demek, onların özel günlerinde yanlarında olamamak demek ve her
gittiğinizde bir şeylerin biraz daha uzaklaşması.
Çünkü siz en başta bir kere Türk...
tarafınızdan uzaklaşıyorsunuz.
Türkiye'de neler olmuş ne bitmiş, şu an insanların güncel hayatındaki sorunlar ne, gündem ne çok da fark edemiyorsunuz.
Yurt dışında ne kadar ulaşmaya çalışsanız da bu arada çünkü orada değilsiniz, ortamda değilsiniz.
Fakat yaşadığınız ülkede de aynı şekilde buranın tamamen bir parçası olamıyorsunuz.
Buraya çok odaklanırsanız buranın bir parçası olmaya çalışırsanız bu sefer diğer tarafınızdan daha daha daha uzaklaşıyorsunuz.
Nitekim ne kadar buraya odaklanırsanız odaklanın buralı gibi olamayacağınız için.
Haydi bakalım tam bir arada kalma sendromu oluşuyor.
Benim bunu anlamam, idrak etmem, kabul etmem, bununla yaşamak için yeni alışkanlıklar geliştirmem.
Haydi zamanımı aldı.
Yani 10 yılı geçkindir.
Ben bununla yaşıyorum.
Yalnız kalmanın en güzel taraflarından bir tanesi yine bireyselleşme bölümünde de ya da aileden ayrışma bölümünde de çok bahsettiğim üzere kendinizi bulabilme fırsatı veriyor size aslında.
Yani o içinde bulunduğunuz topluluktan, yaşadığınız...
aile ortamından, arkadaş ortamından, çevreden biraz daha uzaklaşıp kendinizi boş bir kanvas gibi görüp aslında hani içerideki sistemi çıkartıp unlearning diyoruz ya neleri öğrendiniz bugüne kadar bunları öğrenmeseydiniz,
duymasaydınız o kalıplar size yüklenmeseydi otomatik olarak siz nelere yönelirdiniz, siz neleri severdiniz, isterdiniz, üzerine giderdiniz biraz daha o çalışmayı size oluşturmuş oluyor.
Çok fazla kalabalık içerisinde oturup neredeyse kaba tabirle vaktinizi boşa harcamayacağınız için yaratıcılığınız artıyor.
Çünkü biliyorsunuz sıkılmak güzel bir şey.
Sıkılmayı hep böyle kötü bir şey gibi aktarıyoruz ya.
Sıkıldığımızda telefonlarımıza sarılıyoruz.
Sürekli bir şeyler izliyoruz.
Duramıyoruz sıkıldığımızda.
Ama sıkılmak güzel bir şeydir.
Sıkıldığınızda daha kaliteli aktivitelere yöneliyorsunuz.
Ve yalnız kaldığınızda belki daha yaratıcı çalışmalar yapabiliyorsunuz.
Çünkü gerçekten içeriye yöneldiğinizde Kendinizle baş başa kaldığınızda içeride böyle bir şeyler yapmak isteyen, üretkenliğini dışarıya püskürtmek isteyen bir güç var, bir enerji
var. Ve biz günlük hayat akışında onu dinlemediğimizde, sürekli kalabalıklar içerisinde, yalnız kalmaktan korktuğumuzda o sesten uzaklaşıyoruz.
Neredeyse ondan kaçma eğiliminde yaşıyoruz hayatımızı.
Evet, oturmak, hiçbir şey yapmamak, kendinle baş başa kalmak, sessizlik çok korkutucu.
Alışkanlığımızın gelişmediği bir şey maalesef.
Çünkü otomatik olarak...
Hele ki bu devirde bu teknolojiyle beraber neredeyse sessiz kaldığımız anlar yok.
Bunlardan çok bahsediyorum biliyorsunuz ve ben çok uzun zamandır dopamin detoksu ile beraber biraz daha kendimi o alana çekmek istiyorum.
Bu kolay olmuyor. Bunu yaparken bazen panik yaşadığım anlar da oluyor.
Nefes alamıyorum gibi durumlarda da karşılaştım ama...
Bu bir eşik diyeceğim. O eşiği geçtikten sonra kendinizle baş başa kaldığınızda bambaşka bir tarafa da yöneliyorsunuz aslında.
Çünkü biraz da böyle acaba neler yapıyorum, ben neler getirmek istiyorum bu hayata, benim görevim neyi de birazcık sorgulamaya başlıyorsunuz.
Kendi güçlü yanlarınızı keşfediyorsunuz ve günlük hayatta güçlü yanlarımızı hatırlamak tamamen...
kas gerektiren bir şey. Ve oraya yönelmediğimizde, oraya önem vermediğimizde unutmak o kadar, göz ardı etmek o kadar kolay ki çok karşılaştım biliyorum.
O yüzden biraz böyle sessizleşip, sakinleşip, yalnız kalıp kendinizle baş başa kaldığınızda ve kendi güçlü yanlarınızı fark ettiğinizde bunu tekrardan sosyal ortamlara döndüğünüzde biraz daha emin adımla, emin hissederek götürebiliyorsunuz.
Ve bence öğrendiğim en güzel şeylerden bir tanesi diğer insanların onayına bağlı kalmadan çünkü diğer insanların onayları olumlu ya da olumsuz olabilir.
Biz kendimizden emin, kendimizi bilerek, kendimizle alakalı nasıl hissettiğimizi anladığımızda diğer insanların fikirleri de bizi olumlu ya da olumsuz olsun bu arada çok da etkilemiyor.
Olumlu olduğunda evet zaten bildiğiniz bir şey.
Olumsuz olduğunda da o gücü karşınızdaki insana verip vermeyeceğinize kendiniz karar veriyor oluyorsunuz.
Bu şu demek ben bugün aldığım eleştiri karşısında Buna ne kadar izin vereceğim?
Bu kişiye ne kadar o gücü vereceğim beni etkileyebilsin, aşağı çekebilsin?
Burada da birazcık o self-esteem denilen şeyin gelişiminden bahsediyorum aslında.
Kendinize olan öz saygınız, öz sevginizle alakalı bir yerden bahsediyorum.
Fark ederseniz yalnız kalmadığınızda, kendinizle baş başa kalmadığınızda birazcık o öz saygıyı da zedeleyen bir şey olabiliyor.
Ben bir de bir süredir hep bu yavaşlamadan da bahsettiğim için Sosyal hayatım hala devam ediyor.
Çevremdeki insanlarla görüşmelere devam ediyorum.
Mutlaka haftada birkaç kere dışarıdayım.
Arkadaşlarımla oturup sohbet ediyorum.
Bir arkadaş grubum var mesela.
İkisi de Kore kökenli Amerikalı.
Kendilerinin podcast'ı da var.
Hatta misafirleri olmuştum bir bölümde.
O kadar derin sohbetleri diyoruz ki ya bana o tatmin mesela bir haftalık enerjiyi, gazı veriyor.
istediğim gitme gücünü alabiliyorum oradan.
Tabii bu bir örnekti.
Çevremde, yaşadığım mahallede de çok yakın, çok tatlı arkadaşlarım var.
Eşim keza Zek.
Onunla istediğim zaman o bağı kurabiliyorum.
Türkiye'den ailemle, arkadaşlarımla sık sık görüşebiliyorum.
Yani o ne zaman yalnız kalmak istediğiniz, ne zaman yalnız kalmak istemediğiniz sizin kontrolünüzde olduğunda gerçekten tadına varılamayacak bir şey oluyor.
Bir de neredeyse her bölümde bahsettiğim gibi ben haftada bir terapi alıyorum.
Terapistimle olan görüşmeler benim için çok değerli.
Çünkü hem haftayı bir değerlendirmiş oluyoruz.
Bir de şey çok güzel oluyor. O soruyor ya size.
Nasıldı bu hafta? Resmen oturup böyle Z raporunu beraber hazırlamış oluyorsunuz.
Gerçekten neden keyif aldım?
Neden keyif almadım? Ne işe yaradı?
Ne işe yaramadı? Nerede tökezledik?
Nerede hani gelişmiştik?
Onları da fark etmek çok zor ya.
Hep şeyi söylerim zaten. İnsanoğlu gelişimi konusunda çok nankör.
Nereden ne kadar ilerlediğimizi fark etmek...
Zaman alıyor. Unutuyoruz.
Dikkat etmiyoruz. Ama hep A ile Z noktasındaki örneği de veriyorum.
Tekrardan bir hatırlatalım. A'dan M noktasına gelmişsinizdir.
Ama Z'de olmadığınız için şikayet edersiniz.
M'ye gelene kadar ki bütün eforlarınızı görmezden gelirsiniz.
Biraz insan doğasında var galiba bu.
Ve terapide bunu tekrardan terapistle beraber görüşmek, üzerinden geçmek güzel bir değerlendirme oluyor.
Hem kendiniz de fark ediyorsunuz.
Bir de bence en tatlı tarafı onay da alıyorsunuz.
Yani bu işin içinde onay oluyor illa ki.
Başkasıyla paylaştığınızda çünkü yaşadığınız her şey ne olursa olsun birisiyle paylaşmadığınızda o istenilen etki gücü yaratılmıyor maalesef.
Ben terapinin gücüne çok inanıyorum.
İster yurt dışında yaşayın, ister kendi ana vatanınızda yaşayın.
Yalnızlık hissi neredeyse herkesin bir miktar hayatında karşılaştığı bir duygu, bir durum.
Bununla karşılaştığınızda siz nasıl tepki veriyorsunuz?
Neye nasıl reaksiyon gösteriyorsunuz?
Hemen panik yapıyor musunuz?
Eyvah yalnızım deyip başka kalabalığa bir şeylere dahil olmaya mı çalışıyorsunuz?
Yoksa şu anda ne olup bittiğini anlamak üzere biraz daha zaman ayırıp, sakinleşip...
Bunu belki bir bilenle, profesyonelle paylaşıyor musunuz?
Eğer böyle bir destek çevreniz yoksa, bunu geliştirmek istiyorsanız, eğer terapiyi daha önce denemediyseniz ve denemek istiyorsanız ben her zaman önerdiğim gibi HiVal platformunu önermek istiyorum.
Çünkü HiVal platformunda öncelikle herhangi bir sensatın almadan önce 15 dakika ücretsiz olarak terapiste tanışabiliyorsunuz ve konuşmak istediğiniz konuları önden bildirebiliyorsunuz.
Nasıl bir çalışma yapacağınızı da önden görüşmüş oluyorsunuz.
Eğer içinize sindiyse de aynı terapiste devam edebiliyorsunuz.
Sinmediyse de yine ücretsiz olarak başka bir terapistle 15 dakika görüşme yapabiliyorsunuz.
Hayval platformunda beni aşkın uzman psikolog var bu arada.
Yani mutlaka bir tanesinin içinize sinceğine eminim.
Hemen bütün sorularınızı yanıtlayan, içinize sinen bir terapist bulmanız kolay olmayabilir.
O yüzden orada da bir mod düşüklüğünüz olmasın.
Ayrıca platformda arkadaşını davet et özelliğiyle beraber sevdiğiniz insanları, terapiyi önerdiğiniz...
insanları da yönlendirebiliyorsunuz.
Onlar terapiyi satın almak istediklerinde 400 TL indirim kazanabiliyorlar ve aynı şekilde sizin de hesabınıza 400 TL indirim kodu tanımlanmış oluyor.
Ve bir de bütün bunların üstüne 10 nurtaç kodunu kullandığınızda ayrıca %10 indirimden de faydalanmış oluyorsunuz.
Galiba böyle böyle terapiyi alan, kendini tanımak isteyen, sorunlarıyla kendi başına başa çıkmak istemeyen ve güçlenen bir grup olacağız diye düşünüyorum.
Daha fazla detay içinde açıklamalarda linki bulabilirsiniz.
Çok teşekkür ediyorum. Bilmiyorum siz nasıl hissediyorsunuz?
Yani şu anda kendinizi yalnız mı görürsünüz?
Çevrenizde insanlar var, sizi anlayan insanlar var.
Ya da hep söylediğim gibi sonuçta hepimiz hayatta kalmaya çalıştığımız için, hepimiz her gün bir şeylerin keşfine, yolculuğuna çıkmaya çalıştığımız için.
Ya bana bazen çok komik geliyor insanoğlunun bu hayatta kalmak için.
çaba göstermesi, yaptığımız şeyler, birbirini anlama ihtiyacı, kendini anlama ihtiyacı, kendin olma ihtiyacı vs.
derken tabii ki de hepimiz zaman zaman yuvarlanıyoruz.
Zaman zaman kendimizi bulduğumuzu zannediyoruz.
Bazen tam o bulduğumuzu zannettiğimiz yerden tökezleniyoruz.
Hoşuma da gidiyor bunlar benim.
Tepe taklak olmak olumsuz anlamda değil bu arada.
Bazen korkuyorum o enerjiyi çarmaya da.
Ama kendini tamamen yeniden inşa etmek, bir şeyleri yeniden başlamak bana çok keyif veriyor.
Sanki beni genç ve dinç tutan.
yapılarmış gibi geliyor.
Biraz daha kendimi anlamak istiyorum, size aktarmak istiyorum, sizi anlamak, sizi tanımak, sizinle paylaşmak istiyorum.
Belki de ben de yalnızlığımı böyle gidermeye çalışıyorum.
Bence belki de değil, kesinlikle öyle.
Çünkü yıllardır yurt dışında olduğunuz için bir kere bir şeylerin keşfine çıkıyorsunuz ve bunu paylaşmak istiyorsunuz öncelikle.
Bunu paylaşabileceğim bir platform oluşturabildiysem eğer ne mutlu bana ki gördüğüm üzere sizlerden gelen dönüşlerle de beraber güzel bir topluluk oluşturduğumuzu da hissediyorum burada.
Günün sonunda hepimiz bir şey...
şeyler hisseden ve bunu paylaşma ihtiyacı duyan ve bence hayattaki en önemli şeylerden bir tanesi aa sadece ben böyle hissetmiyormuşum, başka insanlar da böyle hissediyormuşu, bilmek istediğimiz de bir yerdeyiz gibi geliyor.
Elbette yalnız kalmanın, izole olmanın getirdiği çok fazla olumsuz duygular, düşünceler de var.
Eğer ki sadece bu akışa kapılırsak eğer, hani hiçbir şey yapmak istemiyorum, evden çıkmak istemiyorum, insanları sevmiyorum, herkesten uzak kalmak istiyorum enerjisinde çok kalırsanız eğer tabii ki de depresyona ya da fazla kaygıya
da yönelebiliyor. Ve bu fazla kaygıdan çıkmak için de çaba sarf etmek daha da zorlaşıyor.
Bu da olağan akışı diye düşünüyorum ama olumsuz duyguların içerisinde fazla kalmak da tabii ki de uzun vadede zarar verici olabilir.
Biraz şeye okeyim.
Şu anda iyi hissetmek zorunda değilsin.
Şu anda hemen bir şeyleri iyileştirmek, çözüm bulmak, değiştirmek, geliştirmek, dönüştürmek zorunda değilsin.
Demek ki şu anda birazcık geri yapışma sezonumuzdayız.
Birazcık geri yapışacağız, birazcık ağlayacağız, birazcık üzüleceğiz, birazcık hırpalanacağız.
Yırtacağız, şikayet edeceğiz.
Bu arada bunların da insan içinde biraz güç yarattığına da inanıyorum.
Çünkü bir niçeye gönderme seni öldürmeyen şeyi güçlendirir.
Gerçekten canın acıdığında mesela öfke duygusunu dönüştürebildiğinde seni ilerletebilen, motive eden bir güç haline de dönüşebiliyor.
O yüzden şu an yalnız mısınız, yalnız mı hissediyorsunuz?
Ve bu yalnızlıkla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Başa çıkmak için bir şeyler yapıyor musunuz?
Yoksa eyvah yalnız kalıyorum diyerek sürekli kendinizi dışarıya atarak kendinizi size hiç...
uymayan insanlar arasında mı buluyorsunuz?
Çünkü özellikle yeni insanlarla tanıştığımızda sormamız gereken birkaç soru var.
Çoğunlukla onların bizi sevip sevmediğiyle ilgileniyoruz.
Acaba beni sevdiler mi?
Saçma bir şey söyledim mi?
Nasıl hareket ettim? gibi. Başka tarafa, karşıki tarafa odaklanarak karar verebiliyoruz.
Oysaki şu soruyu sorabilmek.
Ben onları sevdim mi?
Ben onlarla arkadaş olabilir miyim?
Ve de daha da önemlisi onların yanındayken nasıl hissediyorum?
Çünkü biliyorsunuz ki vücudunuz aslında size onu söylüyor.
Rahat mı hissediyorsunuz? Gergin mi hissediyorsunuz?
Kendiniz gibi olamıyor musunuz?
O hisler sizi yönelten duygular olacak.
O yüzden oraya önem verin. Oraya dikkat edin.
O size cevap veriyor olacak. Çünkü sadece diğer insanların sizi sevip sevmediğiyle ilgilendiğinizde ve yalnız kalmaktan korktuğunuzda birazcık belki de vakit kaybedeceğiniz kişiler arasında da olabiliyorsunuz.
Bu insanları yargılamak anlamında söylemiyorum.
Biraz da kendi kabiliyeni kurmak.
anlamında söylüyorum. Çünkü biliyorsunuz herkes bize uymuyor, biz herkese uymuyoruz ve sürekli uyma çabasıyla hareket ettiğimizde kendinizden uzaklaşmış oluyorsunuz.
O yüzden tüm bunları değerlendirip bir potaya koyup ben şu an neredeyim?
Yalnız kaldım. Okey.
Ve yalnızlığın bana getirdiği olumlu şeyler neler?
Ben buradan neler öğreniyorum?
Kendinle baş başa kaldığında çünkü başta dediğim gibi bir panik duygusu oluşuyor ama sonrasında alışıyorsun ısınıyor buralar ve ay okey ya kendinle vakit geçirmek de keyifliymiş diyebiliyorsun.
Eğer hiç yalnız kalmadıysanız belki ufak ufak kafeye giderek Yazı yazarak kafede çünkü bazen boş boş ne yapacağını bilemiyor insan.
Ya kitap okuyorsun ya yazı yazıyorsun.
Okey anlıyorum. Bilgisayarla gidebilirsin.
Yeter ki biraz böyle kendi kendine dışarıda kalmaya, bir masada oturabilmeye.
Ben kendimi akşam yemeğine çıkarmaya bayılıyorum.
Baya süslenip püslenip kendimi date'e çıkartıyorum ve keyifli geçiyor.
Benle beraber vakit. Yani ben eğleniyorum.
Maalesef elimin telefona gittiğini çok fark ettiğimde hemen okey deyip telefonu saklamaya çalışıyorum kendimden.
Sinema olabilir, belki alışveriş olabilir ama bir şekilde yalnız kalma aktivitelerini de arttırabilirsiniz.
Onun dışında eğer kötü hissediyorsanız öncelikle destek çevresi çok güzel, çok önemli, çok değerli.
Yeni hobiler geliştirebilirsiniz.
Çevrenizde bir kulüp varsa hani o toplanılan kitap kulübü olabilir, gitar kursu olabilir.
Eğer katılabileceğiniz bir kurs varsa...
Öyle bir kursa da dahil olabilirsiniz.
Çünkü öyle öyle inanın bana mutlaka bir iki tane arkadaş buluyorsunuz.
Diğer şeyde tabii ki de profesyonel destek alabilirsiniz.
Çünkü yalnızlığınızı tetikleyen şey ne?
Neden korkuyorsunuz? Arka planında ne var?
Neden yalnız kalmak istemiyorsunuz?
Mesela bunları anlamak ve bilen birisiyle, profesyonel birisiyle bunu değerlendirmek de size uzun vadede güzel bir yol çizmek için yardımcı olabiliyor diyorum.
Bayağı konuştuğum bu bölümde umarım keyif aldığınız yardımcı da olan bir bölüm olmuştur.
Haftaya pazartesi görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın. Çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
