
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Saat 11 ama bana podcast perilere geldi.
O yüzden bu konuyu konuşmak için hemen mikrofonumu hazırladım, geldim.
Bölüme başlamadan önce yine size tekrardan teşekkür etmek istiyorum.
Spotify'da bana verdiğiniz puanlar için ve beni ön sıralara çektiğiniz için gerçekten çok teşekkür ediyorum.
Ve yapmayanlara da tekrardan rica edeceğim.
Eğer böyle 5 puan verirseniz çok mutlu olurum.
Nasıl verileceğini bilmeyenler için çok hızlı söyleyeyim.
En iyi versiyon adına tıklıyorsunuz orada hakkında kısmı var.
Hakkındadan yıldız olan bölüme giriyorsunuz ve hemen 5 yıldız verirseniz çok mutlu olurum ve çok teşekkür ediyorum.
Bugünkü konum aslında geçenki bölüme atıfta bulunacak.
Çünkü geçen bölümde dedik ki artık kendi kararlarından şüphe duyma.
Second guessing yapma.
Bugünkü konuda kolaylık yani convenience.
Yine İngilizcelerini söylüyorum.
Çünkü galiba bu konuları genelde İngilizce öğrendiğim, çalıştığım, okuduğum, dinlediğim için biraz daha böyle kafamda İngilizce hali oturuyor aslına bakarsanız.
Ama işte bunun Türkçesi biraz daha kolaylık, uygunluk anlamına geliyor.
Yani bir yerde tam Türkçe tabiriyle elinizin altında olması.
Daha ulaşılabilir olması.
Daha böyle hani üşenmediğimiz şeyler.
Bu aslında Atomik Alışkanlıklar kitabında da benim öğrendiğim ve hayatımda uyguladığım bir şeydi.
Özellikle spor yapma konusunda.
Çünkü mesela sabah uyandığımda spor taytın ve spor buram hemen çok ulaşılabilir bir yerde duruyor.
O yüzden uyan uyanmaz onları giyiyorum.
Çoğunlukla bazen hemen spora başlamıyorum ama en azından böyle elimin altında ve gözümün önünde.
Spor konusu benim için uzağa gidemiyor.
Aynı şekilde ağırlıklarım da hemen böyle salonun yanında olduğu için.
Onu da görüyorum oradan yani beni rahatsız edebilecek şeyler.
Yoga matım falan böyle odanın köşelerine serpiştirdiğim için.
Elimin altında eşittir, gözümün önünde eşittir hayatımın bir parçası.
Hani karar vermek konusunda zorlanıyoruz demiştik ya.
Beyin bunu istiyor ve bunu seviyor ve buna yöneliyor.
Eğer bir şey daha kolaysa biz ona daha çabuk yöneliyoruz.
A.k.a. fast food.
Yani geçenlerde Amerika'nın neden bu kadar...
Bezoğlu'yla alakalı bir documentary izlemiştim.
Orada da gerçekten fast food'un bu kadar ulaşılabilir olması işte özellikle araba kullanılan şehirlerde yani neredeyse Amerika'nın hepsi drive-thru diye bir kültür var ya siz arabanızdan inmiyorsunuz abi.
Sadece pencereden ki işte orada ses cihazı falan var.
Ne söyleyeceğinizi, ne yemek istediğinizi söylüyorsunuz.
Pencereden ödüyorsunuz.
Diğer pencereden de siparişinizi alıyorsunuz.
Yani totalde bu olay sıra yoksa eğer 3-5 dakika falan sürüyor.
Ve böyle yemek yerleri de tabii ki de fast food.
Bir de Amerika'da porsiyon muhabbeti var.
Ölçüler aşırı büyük.
Böyle kocaman kovaya benzeyen şeylerle içecek satılıyor.
Ben bu arada gazlı içecek hiç içmiyorum.
Yani soda sayılıyor mu ki?
Bu bizim mineral sular var ya.
O gazlı içecek diye geçiyor mu?
Yok bilmiyorum. Yani onun dışında hiçbir şey içmiyorum.
Koladır falan tadır işte Sprite'dir falan.
Hiç mümkün değil yani.
Çok uzun yıllardır ağzıma almadığım şeyler.
Bir de düşünün yani Amerika'da kovayla içiyorlar onu.
Şakasız kocaman yani galon deniyor burada bir de.
Ama işte alışkanlık insanlar arabalarından inmiyorlar.
İşten çıkmışsın eve gidiyorsun yol kenarında.
Ve bütün bu restoranlar fast food restoran olduğu için bir tanesine muhakkak yöneliyorsun.
Amerika'nın birçok yerinde herkesin arabası var ama mesela New York'ta aslında arabanızın olması ekstra problem ve her yere metro ile gidebiliyorsun ya da otobüs diyelim.
Fakat çoğunlukla üşendim zaman hemen Uber'e yönelmek istiyorum.
Yani bazen 10 dakika bile yürümek istemiyorum o subway station'a.
Ve yine Uber'i çağırdığınızda kapınızın önüne gelecek ve bitti.
Aynı şekilde marketten alışveriş yapmak.
Yani ben mesela Türkiye'deyken bu arada Amerika'da o kadar yaygın değil.
Yani böyle bir ayran alayım gofret alayım eve gelsin öyle bir şey yok.
Baya hani minimum 30-40 dolarlık bir alışveriş yapacaksınız.
Yine üstüne bahşiş vereceksiniz.
Yine üstüne taksidir şudur budur.
O size 50-60'a falan çıkıyor yani.
Zaten 30-40'lıkla kalmıyorsunuz.
Yani Türkiye'de o kolaylık o kadar hoşuma gitti ki yani bir tane app üzerinden istediğin zaman istediğin şeyi sipariş verebiliyorsun.
Amerika'da yine saat mevzusu var.
Bu arada 6'dan sonra bir şeyin gelmesi çok nadir.
Para falan veriyorsun böyle ekstra.
Ne olur bir şey getirin diye.
Ya bakın işte Amerika gelişmiş diyoruz ama bence Türkiye birçok konuda çok daha ileride yani bence.
Bu uygunluk konusunda bu kadar yatkınlık göstermemizin sebebi aslında anında tatminlik his.
Yani hemen dopamin salgılıyorsunuz, hemen tatmin oluyorsunuz ve bir şey hemen sonuçlanmış gibi görünüyor karşınızda.
Yemek yemek konusu bunun için en güzel örnek zaten.
Çünkü açsınız, en hızlı yemeğe ulaştınız, yediniz ve doydunuz.
Yani bu kadar hızlı ve bu kadar elle tutulabilir sonuç başka çok az şeyden aslında alıyoruz.
Bir de alışkanlık döngüsü var.
Bir şey sürekli karşınızda olduğu zaman ona daha hızlı yöneliyorsunuz ve onu daha sıklıkla yapmaya başlıyorsunuz.
Sıklıkla yaptıktan sonra da size aslında alışkanlık haline geliyor.
Ki dediğim gibi aslında bu alışkanlık geliştirmek için de kullanılan bir yöntem, format.
Aynı zamanda bu kadar kolayla yönelmemizin sebebi...
Bir yerde enerji tasarrufu yapmak istiyor.
Biliyorsunuz o kadar seçenek var ki biz aslında bu seçenekler karşısında paralize oluyoruz.
Yani her gün ama.
Giyeceğiniz kıyafetten, yemeğinize, ne bileyim birisiyle buluşup buluşmamak kararınıza, mesleğiniz, yaptığınız iş, işinizdeki kararlarınız yani şu anda hepsini bulamıyorum kafamda ama gerçekten gün
içerisinde yaptığımız kararları saysak bitmez.
Bu arada o yüzden üniform deniyor ya böyle kıyafet konusunda çok benzer, belirli şeylere yönelmek bir yerde yardımcı oluyor beyniniz için.
En azından düşünmüyorsunuz.
Mesela benim gardırobum şu anda capsule wardrobe kategorisinde.
Mesela benim üniforma dediğim şey kot pantolon, bir crop top, bir blazer mesela.
Yani ben bunu casual bir günde de giyebilirim, yemeğe gideceğimiz zaman da giyebilirim, pikniğe gideceğimiz zaman da giyebilirim.
Yani her yere uyabilecek bir üniforma bu.
O yüzden böyle hiç zamanım yoksa direkt bu tarz kıyafetlere yöneliyorum ya da işte kumaş pantolonsa sneakersla onu kırıyorum falan.
Bu aynı şekilde evde abur cubur varsa neden kendinizi tutamadığınız gibi bir konu.
Çünkü elinizin altında. Yani o yüzden en güzeli hiç almamak.
Mesela şu anda benim canım bir şeyler istiyor ama gece geç ve maksimum bir hurma yerim herhalde.
En azından bir şey yemek istiyorum.
Biraz gece oturmak istiyorum.
Çünkü evimde eskisi gibi sağlıksız olabilecek hiçbir şey yok.
Önceden hele ki hatırlarsanız New York'a ilk taşındığımda kafaları yemiştim ya.
Çünkü çok fazla böyle Türk ürünü bulabileceğim marketler vardı.
Sürekli abur cubur'a gidiyor değilim.
Şu anda Allah'a şükür diyeyim yani geçti o dönemim.
En son ne zaman baklava yedim hatırlamıyorum bile.
Gerçekten o kadar da aram yokmuş yani benim bunlarla.
Benimkisi biraz daha böyle gurbetçi yemesiymiş gerçekten.
Hani bulunca tencereyi sıyırmaya falan dönmüştü.
Neyse o yüzden çevre faktörü çok önemli.
Eğer kendinizi biraz daha böyle uzaklaştırırsanız daha seveceğinizi geliştirmek istediğiniz özelliklere göre ulaşılabilirliğinizi artırırsanız muhtemelen alışkanlıklarınızın ona göre değiştiğini fark edeceksiniz.
Mesela aynı şekilde başlangıcı kolaysa devamı da geliyor.
Bu yine aynı muhabbete giriyor aslında.
Kumanda masanın üstünde böyle tam koltuğa oturmuşsunuz.
Bir kitap var orada bir de kumanda var.
İşte hemen eliniz kumandaya gidiyor.
Oysaki kitap da orada bu arada ama nedense önce kumanda.
Sonra işte Netflix'dir, HBO'dur bir şey izlemeye başlıyorsunuz.
Dizidir, şudur budur derken biraz daha böyle beynin daha az enerji harcadığı şeyi yapmak istiyoruz ya.
Orada koltuğa gömülüp bir şey izlemek daha kolayımıza geliyor.
O yüzden burada da başlangıcı kolay olan şeyin devamının kolay olması oluyor.
Mesela ortalıkta kumanda olmasa muhtemelen biz kalkar kumandayı ararız ya.
Bizim kitabı önermemiz biraz zor.
Birkaç yıl daha bu konuda kendimize gitmemiz gerekebilir.
Bu convenience olayını alıp kendi...
çıkarımıza nasıl kullanabiliriz?
Yani madem ki beyin böyle işliyor, madem ki beyin daha kolay, daha hızlı, daha az enerjili olan tarafına yöneliyor, o zaman Başta da dediğim gibi spor kıyafetleri direkt gözünüzün önünde olsun.
Belki postitler yapıştırın evinize.
Kendinizi hatırlatmak istediğiniz şeyler.
Aynı şekilde hatırlarsanız işte ben telefona alarmlar kuruyorum bir şeyleri hatırlatmak için kendime.
Böyle sizi pok eden, gözünüzün önünde hatırlatan, daha kolay ulaşabildiğiniz, eve böyle daha sağlıklı atıştırmalıklar aldığınız, ne bileyim işte yoga matınız dediğim gibi.
Mesela yeni gym kıyafetleri almak da acayip şek verici bu arada.
Çünkü yeni olunca biraz daha yöneliyoruz ya o da yardımcı oluyor.
O yüzden burada kendi karar yorgunluğumuzu azaltıp olayı lehimize çevirebiliriz.
Özellikle dopamin konusunda mesela spordan sonra sevdiğiniz bir şey yapmak da bayağı teşvik edici.
O da bir yerde hani böyle sağlıklı alışkanlıklarımızı geliştirmek için beynimizi çürük etme hali.
Peki bölümü bitirmeden önce size sormak istiyorum.
Hatta bana mesaj atarsanız çok sevinirim.
Sizin de böyle kolaylıktan dolayı geliştirebildiğiniz güzel...
İyi alışkanlıklarınız oldu mu?
Ya da kolaylığından dolayı kurtulamadığınız bazı kötü alışkanlıklarınız var mı?
Mesela benim normalde abur cubur yemek.
Yani günlük yemeklerim, öğünlerim aşırı sağlıklı ve çok seviyorum sağlıklı yemeği.
Belki çok söylemişsindir ya.
Gerçekten burger, makarna, pizza sevmeyen birisiyim ben.
Yani varsa yerim ama benim böyle uf ya canım pizza istedi, burger istedi dediğim gün yoktur.
Çok şükür makarna bile yemem ben bu arada.
Yani çok çok çok nadir makarna yerim.
O yüzden böyle yemek konusunda sağlıklı olduğumu düşünüyorum.
Fakat atıştırmalık yani mesela ben duygusal olarak genelde mutlu olduğumda işte sıkıldığımda bir şey üzüldüğümde yemeğe yöneliyorum ve bu yemeğin direkt tık tık tık falan gitmesini istiyorum.
İşte şu anda bir süredir yeni takıntımız şey yoğurtlu pretzellar şu küçük küçük crunchy pretzellar var ya mesela öyle şeylere taktım gibi.
Almayınca yemiyorsunuz işte hurmayı yiyorsunuz.
Hurmanın içine maksimum badem koyuyorsunuz bu yani.
Güzel bir alışkanlık oluyor fakat bu forever devam etmeyecek.
Elbette muhtemelen önümüzdeki yıllarda tekrardan bazı alışkanlıkıma döneceğim.
Ama uzun vadede bunu dengede tutmaya çalışıyorum diyelim.
O yüzden siz de bana mesaj atarsanız çok sevinirim.
Haftaya yeni bölümler görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
