
Utanma duygusu bireysel midir yoksa toplumun getirdiği bir duygu mudur? Dışlanmamak, kabul edilmek için bu duyguya ne kadar sarılıyoruz. Utanma duygusundan dolayı kendimizi ne kadar ortaya koyabiliyoruz, gerçekten istediğimiz kişi olabiliyoruz ve bu duygu olmasa içimizden nasıl birisi çıkardı. Tüm bu soruların cevapları ve yorumlar bu bölümde. Keyifli dinlemeler.
*****
Hiwell online psikolojini platformunda yapacağınız ilk 15 dakikalık ön görüşme ücretsiz ve alacağınız ilk seansta nurtac50 kodu ile %50 indirimden de faydalanabilirsiniz.
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki
kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/-k-nurtacturkeli
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com******
Bu bölüm "Hiwell" hakkında reklam içerir.
Transkript
Bazen bölümlere giriş yapmak o kadar zor oluyor ki böyle hani falan diye kalıyorum.
İşte merhaba En İyi Versiyonun podcastine hoş geldiniz falan diye sürekli aynı şeyi tekrardan bir şey yapmak istemiyorum.
Ama orijinal bir şey de aklıma gelmiyor.
Ben de madem ki bu aklıma gelmiyor onunla başlayayım dedim.
Bir de bu sıra oyunculuk dersi aldığım için metot oyunculuğu yapıyorum bu arada.
Metot oyunculuğu dersi alıyorum.
Böyle... En en en önemli olan şey sahnede kendin olabilmek.
Bunu sahneden dışarıdaki hayatıma çekmek de şu anda hedefim.
O yüzden böyle kendin olabilmek, o an ne hissettiğini söyleyebilmek, neyi beceremediğini söyleyebilmek de o duygunun güncel bir parçası olduğu için bunu da ekleyerek başlamak istedim.
Nasıl ama? Nasıl bir başlangıç?
Şu an o kadar şık bir şekilde oturuyorum ki bembeyaz giyindim.
Bir tane beyaz ceketim var. En sevdiğim ceketim.
İkinci el almıştım ve...
İnanılmaz uygun bir fiyata almıştım.
Bir daha da böyle bir şey bulamadım.
Yani bu kalite, bu tarz, bu güzellik.
Bölümün konusu utanma olduğu için hiç utanmamayı düşünüyorum bu bölümde.
Sürekli kendimi ömeyi düşünüyorum.
Nasıl? Şaka. Merak etmeyin bölümü de bırakmayın.
Kendimden bahsetmeyeceğim.
Utanma duygumuzdan bahsedeceğim sadece.
Ama elbette bölüm çeken kişi olarak kendi hayatımdan da bir takım...
Kuple miydi? Mukleler miydi?
Neydi o? Eklemeyi de ihmal etmeyeceğim.
Neden şu anda şık ve hazırım biraz ondan da bahsetmek istiyorum.
Bu akşam Zek Carnegie Hall'da konser verecek.
Carnegie Hall yani dünyaca ünlü en prestijli konser salonlarından bir tanesi.
Beatles falan sahne almış düşünün Tchaikovsky orada açılış konseri varmış.
Öyle bir salonda Zek bu akşam şarkı söyleyecek.
Koroda olacak. Birleşmiş Milletler'in korosundaydı ve bu akşam konser verecekler.
O yüzden bembeyaz giyindim.
Topuklu ayakkabılarımla tık tık tık gideceğim.
Instagram'da muhakkak fotoğraf paylaşırım.
O yüzden Instagram'dan takip etmiyorsanız oraya da gelebilirsiniz.
Aralara kendi Instagram'dan da bahsetmeyi unutmayan kız.
Like. Bugün utanma, cringe diyeceğim birazcık da.
Bunlardan bahsetmek istiyorum. Yani utanma duygusu ne?
Bizi neden bu kadar etkiliyor?
Neden bu kadar tutuyor?
Kendimizle olan o mesafeyi uzaklaştırıyor mu?
Gerçek benliğimizi hiç tanımadan bu hayattan geçip gidiyor muyuz?
Yani bunlara neler engel oluyor?
Neler karşımızda ve biz bunları nasıl fark edeceğiz?
Biraz bunlardan bahsedeceğim.
Utanma duygusu normalde yaşadığımız topluma uyum sağlayabilmek için.
geliştirdiğimiz bir savunma mekanizmasıymış aslında yani biz o toplumun parçası gibi hissedelim dışlanmayalım diye kendimizi biraz daha bastırdığımız belki de farklı olmaktan çekindiğimiz kendi düşüncelerimizi özgürce
ifade edemediğimiz ve bir yerde kendimizi bir alana sıkıştırdığımız bir savunma mekanizması Toplumda bize söylenilen ayıp ya da günah diye ifade edilen şeylerden de biraz daha böyle korkma, kaçma gibi
geliştirdiğimiz içgüdülerle de bağlantısı var.
Fakat aynı zamanda da çok da kültürel bir şey çünkü bir kültürde, bir toplulukta kabul edilen ayıp ya da günah olarak kabul edilmeyen bir şey başka bir kültürde karşımıza gayet doğal, olağan bir şey olarak da çıkabiliyor.
Buradan da aslında utanma duygusunun bireysel değil de toplumsal olduğunu görebiliyoruz.
Çünkü kendi kendimize bizim içimizden gelen bir duygu değil de toplumun bize hissettirdiği bir duygudan kaynaklı.
Başkalarının ne düşündüğü, başkalarının bizim üzerimizdeki beklentisiyle alakalı olan bir duygudan bahsediyoruz.
Çünkü gayet sosyal canlılar olduğumuz için başka insanlarla...
anlaşabilmek, bir arada olabilmek, yaşayabilmek için onlara uyum sağlama çabası gösteriyoruz ve bizden öncekilere ne söylendiyse onların bize aktardığıyla kendimizde olanları böyle bir karıştırıp yeni bir şey çıkarmayı
hayal ediyoruz. Kendimizi anlamak, tanımak istiyoruz.
Fakat işte tüm bunlar bize toplumun verdiği o fanusun içindeki kurallar ve formlar ve normlar çerçevesinde olduğu için biz bu utanma duygularıyla acaba kendi gerçek benliğimize ne kadar yakın olabiliyoruz?
Yani utanma duygusu hiç olmuyor.
İnsanlarımızı dışlamasından korkmasak, yargılanmaktan korkmasak, ayıplanmaktan, günahtan vs.
korkmasak nasıl insanlar olurduk?
Neler yapardınız? Hayalleriniz ne yönde gelişirdi?
Bugün nasıl bir hayat şekli yaşıyor olurdunuz?
Hiç bunları düşündünüz mü bugüne kadar bilmiyorum.
Ya da kendinizdeki bu anları ne kadar yakalayabiliyorsunuz?
İşte utanma duygunuzdan dolayı, cringe olmaktan korktuğunuz için yapmak istediğiniz şeyi, gerçekten yapmak istediğinizi fark edemiyor bile olabilirsiniz.
Kendinizi başka bir şeye ikna etmiş olabilirsiniz.
O olacak olan şeyin olmasından inanılmaz derecede korkuyor olabilirsiniz.
Çünkü ben bunu kendi arkadaşlarımla konuştuğumda işte bazen insan başarıdan korkar, başarılı olmaktan korkar ve bu yüzden kendisini sabote eder dediğimde inanmakta güçlük çekebiliyorlar.
Farkındalığımız bu yönde gelişmediği için zaten olmuyor gibi zannederiz.
Hatta ve hatta olmayan şeylerin sebebini dışarıda aramaktır genel alışkanlığımız işte.
Param olsaydı şöyle yapardım, annem babam böyle olsaydı şöyle yapardım gibi gibi.
Biraz daha dışarıya yönelik şikayetlerimiz ve oraya sorumluluk yüklemekle beraber kendimizle alakalı o farkındalık gelişmemiş oluyor.
Ve bu utanma duygusundan da dolayı aslında bize ait olan, arzu ettiğimiz hayatı erteliyor da olabiliriz.
Yani bu cüreti. gösteriyoruz diyeceğim ve sebepleri her zaman dışarıda aradığımız için de işte içeriği görüp acaba ben gerçekten ne istiyorum bunu yaptığımda karşıma neler çıkar dışlanmaktan korkmasam ailemin beni reddedeceğinden
korkmasam işte sevgilimi beni terk edeceğinden korkmasam neler yaparım işten atılacağımı düşünmesem acaba başka bir şey dener miyim ya da başka bir kariyer denesem ve orada başarısız olmaktan korkmasam buna adım atabilir miyim gibi
bu içgörüleri yapmakta biraz zorlanıyoruz çünkü içeriği görmek kolay değil bu Zaman istiyor, emek istiyor.
Hadi buna başladık, denedik.
Bu yolculuk da öyle kolay olmuyor.
Ara sıra pes etmek istiyoruz.
Ara sıra ya tamam hiçbir şey istemiyorum ben.
Kendi hayatım devam etsin.
Aslında belki de onu istemiyorum diye.
Kendimizi de başka bir şeye, belki de çok da istemediğimiz şeye ikna ediyoruz.
Ve hatta hepimizin başına gelmiştir.
Zaman zaman da ne istediğimizi bilmediğimizi zannettiğimiz süreçler oluyor.
Gerçekten ne istediğimizi anlamıyor oluyoruz.
Çünkü bir şeyi denemekten korkup, risk almaktan çekinip olmadığında herkesin önünde başarısız olmak diye bir şey var.
İsterseniz sosyal medyada olun, isterseniz yakın çevrenize karşı olsun.
Onlara karşı göstereceğiniz o başarısızlık durumundan korktuğumuz için de ne istediğimizi bilmiyor oluyoruz ya da erteliyoruz, korkuyoruz, kaçıyoruz.
Peki kaçtığımız süreci ne kadar anlayabiliyoruz?
Neden kaçtığımızı görebiliyor muyuz?
Ve tüm bu duygularla baş etme mekanizmalarımız neler?
Biraz da bu bizim sorumluluğumuzda.
Ben burada terapinin gücünden bahsetmek istiyorum.
Çünkü terapiyle beraber içeriği çok daha rahatlıkla görebiliyorsunuz.
Nerede utanıyorsunuz?
Kendinizi nerelerde değiştirmek istiyorsunuz?
Ve bu konuda nasıl destek alabilirsiniz?
Bunlara yardımcı olan bir şey terapi.
Ben de uzun zamandır yurt dışında yaşadığım için terapiyi online olarak alıyorum.
Ve biliyorsunuz Hayval Terapi platformunda istediğiniz zaman kendi programınıza uygun.
Türkçe dilinde bu çok önemli çünkü yurt dışında yaşadığınızda buna gerçekten farklı bir ihtiyaç da hissediyorsunuz.
Ve istediğiniz mekandan da terapinize katılım sağlayabiliyorsunuz.
Hayvel içerisinde 1400'ü aşkın uzman klinik psikolog var ve siz herhangi bir sensatını almadan önce ücretsiz olarak 15 dakika ön görüşmeler yapabiliyorsunuz.
Hemen bir terapiste uyum sağlanamayabilir, o uyumu hissetmeyebilirsiniz ki bu da çok doğal, çok normal.
Bunun da süreci bir parçası olduğunu unutmamanızı isterim.
Seans satın almak isterseniz de nurtaç50 kodunu kullanarak alacağınız ilk seansa özel %50 indirimden de faydalanabilirsiniz.
Daha fazla detay için açıklamalarda linki bırakıyor olacağım.
Mutlaka denemenizi öneririm.
Ben bu utanma duygusuyla alakalı uzun zamandır.
bir alıştırma sürecindeyim aslında.
Alıştırmadan kastım yani sürekli kendimi test etme, yeni yerlerde kendimi keşfetme, yeni bir deneyim kazanma gibi bir alıştırma sürecindeyim.
Daha öncesinde YouTube'da cringe olmakla alakalı bir video yapmıştım.
Çok uzun yıllar önce cringe olmaktan korkmayarak bir adım attığım için şu anda aslında yapmak istediğim tarzda bir iş yapıyorum ve günlük hayatım gerçekten tam da hayal ettiğim gibi bir şekilde ilerliyor.
Bu ne demek? Full time hayatta çalışmayı istemiyordum zaten.
Oradan kendimi çıkarabildim.
Sosyal medyada olduğum için. Kendi günümü kendim planlayabiliyorum ve gerçekten bu bence hayatta kazanılabilecek en en en önemli.
Finansal özgürlük yani sizin kendi gününüzü kendiniz planlıyor olabilmeniz demek.
Belki sonsuza kadar beni idame ettirebilecek bir madde gücüm yok ama şu anda bu günlük şartlarda benim bu pozisyonda olman benim hayal ettiğim bir pozisyondu.
Bunun sebebi de yıllar önce cringe olmaktan korkmadığım için, yeni bir şey denemek istediğim için.
Bu sadece sosyal medyaya girmek değil bu arada.
Yıllar önce Çince bölümünü seçtiğim için.
Çünkü o zaman o bölümü seçen, 2008'den bahsediyorum, çok fazla insan yoktu.
O yüzden böyle hocalarım tarafından, komşular tarafından, arkadaşlarım tarafından dışlanıyordum.
Biraz komik görülüyordu. Ha ha ha Çinço mu diyeceksin falan deniyordu.
Ama o zamanki öngörüm diyelim, vizyon diyelim beni...
Önce Çin'e taşıdı. Çin'de birçok iş imkanı yapmamı sağladı.
Orada aslında sosyal medyayla tanıştım ki Çin'de bilmeyenler vardır muhakkak.
Google ve herhangi bir uygulamasını kullanamıyorsunuz.
Yasak yani YouTube, Facebook, Instagram, Snapchat neyse artık.
Hiçbirini VPN'siz kullanamıyordunuz.
O yüzden ben YouTube'la çok geç tanıştım çünkü YouTube kullanmıyordum bile.
Fakat tanıştıktan sonra da içimdeki o ateşi fark ettim ve hemen yapmak istedim.
Ben sosyal medyaya girdim de hala çok fazla yapan yoktu.
2018 yılına girdim bu arada.
Belki de sosyal medyanın biraz daha yükselip böyle kabul görmeye başladığı yıllar.
Şu anda herkes influencer. Gerçekten hani şu anda bu vay işte cringe olmaktan korkup yapmanız gereken bir şey değil.
Ama kendi örneğimi vermek istiyorum.
Hani yıllar önceki cesaretimden, risk almaktan ya da karşıki tepkilerden ya da aldığım tepkilere rağmen deneyimlerimden bugünkü kazanımlarımı aslında size aktarmak istiyorum.
Ve ben bugün buraya geldim işte New York'ta 34 yaşında belirli bir hayata...
kurdum deyip salmıyorum, salamıyorum, salamam da.
Çünkü başka bir boyuta geçme iştahını arka plana atamam.
En azından benim bünyemde böyle bir şey yok.
Buraya geldikten sonra bir sonraki adımı merak ediyorum, hayal ediyorum, arzu ediyorum ve önümdeki engelleri teker teker ayıklamak istiyorum.
Bu kelimeleri çok duyuyorsunuz benden.
O yüzdendir ki hani bu podcast'a gelip bütün deneyimlerimi, kazanımlarımı sizinle paylaşmak istiyorum.
Sizlerden gelen feedbacklerle bunun zenginleştiğine inanıyorum.
Çünkü beraber yeni şeyler öğreniyoruz, yeni şeyler kazanıyoruz.
Risk alıyoruz. Mesela bana sizden şöyle mesajlar çok geliyor.
Ne kadar çok benzediğimiz ya da hayatlarımızın çok benzer olduğu ile alakalı, karakterlerimizin çok benzer olduğu ile alakalı mesajlar geliyor.
O yüzden çok mutlu oluyorum. Ve bu utanma duygusunun aslında çok sinsi de olduğunu düşünüyorum.
Çünkü çok uzun yıllar önce bir şeyden utandığınızdan dolayı kendinizi aksi bir şey ikna etmiş olabilirsiniz.
Ve hala onu onaylatan şeyler arayışında olabilirsiniz.
Onu değiştirmek istemiyor olabilirsiniz.
Bu hepimizin başına gelen şeyler.
biraz böyle utanma duygusu olmasa neler değişirdi?
Biraz onlardan bahsedelim isterim.
Mesela bence birincisi kendimizi ifade etme özgürlüğümüz değişirdi.
Eleştirilmekten ve yargılanmaktan korktuğumuz için ya da hatta başımıza bir şey gelecek korkusu olduğu için çoğu yerde ne düşündüğümüzü çok açıkça söyleyemiyoruz.
Kendimizi tam olarak ifade edemiyoruz.
Utanma duygusu olmadığında böyle tamam ağzımıza her geleni söyleyelim patavatsızca gidelim de demiyorum ama eleştirilmekten korkmadığınızda bir düşünün gerçekten kendi düşüncelerinizi özünüzde hissettiğiniz bütün size ait olan şeyleri
daha rahat aktarabiliriz bence.
Bir diğeri de kariyer alanında özellikle yaratıcılık gerektiren bir iş yapmak istediğimizde ki bundan daha önce bahsetmiştim bence hepimiz sanatçıyız ama başka şeylerle ilgilenmek zorunda kaldığımız için ya da başka şeyler bize boostlandığı
için muhtemelen sanatçı tarafımızdan çok uzağız ve o tarafa geri dönmek de bizim için çok zormuş gibi geliyor.
Ama eğer ki böyle utanma duygumuz olmasaydı belki şiir yazan, bir yerlerde onu rastgele yayınlayan birisi olacaksınız.
Belki resim yapan, fotoğraf çeken, heykel yapan, kendi evinde, kendi mutfağında renkli, kokulu kurabiyeler yapan birisi olacaktınız.
Ama gerçekten bu utanma duygularımızdan dolayı başkasına göstermekten korktuğumuz için, başarısız olmaktan korktuğumuz için yaratıcılık tarafımız özellikle Bu alanda çok baltalanıyor.
Ben de öncesinde güzel olmaktan korkmakla alakalı bir podcast çekmiştim.
Çünkü bazen güzel olmaktan bile utanıyoruz.
Dikkat çekmekten, insanların bakışlarının üzerimizde olmasından da korkuyoruz.
Biraz da böyle büyüdüyseniz eğer mesela dışarıdayken...
Peşinizden birisi geldiyse maalesef ne kadar güzel olduğunuzla alakalı sizi sokakta taciz ettiyse yani sözle bile taciz ettiyse eğer birazcık böyle bizde içe doğru kapanma olabiliyor kadınlarda.
O yüzden böyle bazen açık giyinmemek işte daha dikkat çekici giyinmemek üzere de bir çaba gösteriyoruz.
Çünkü güzel olmaktan da korkuyoruz.
Kendimizdeki güzelliği dışarıya göstermekten de korkuyor oluyoruz.
Bu da utanmanın başka bir formu çünkü onu göstermek istemiyoruz.
Kendimizle alakalı zekamızla alakalı yeteneklerimizle alakalı dış görünüşümüzle alakalı.
Çünkü moda da, size ait olan moda da sizin bir ifade şeklinizdir.
Onu ortaya koymak da bir cesaret gerektirdiği için ve karşıki taraftan olumsuz yorum alma, işte eleştirilme şansı da şanslı diyeceğim yani potansiyeli olduğu için buralarda da aslında kendimizi tam olarak ifade
edemiyor oluyoruz. Romantik ilişkilerimizde, aile ilişkilerimizde de...
Kendi düşüncelerimizi açıkça söyleyemediğimiz için, utandığımız için yine bir şekilde kendimizi kapatıyor oluyoruz.
Gerçekten bizi tanımayan arkadaşlarımız olabilirler.
Yani sizin kendi öz halinizi tanımayan arkadaşlarınız, çevrenizdeki insanlar.
İş hayatı zaman belki biraz daha...
her şeyi şeffaf haliyle sunabileceğiniz bir yer olmayabilir.
Ama romantik ilişkinizde ya da aile üyelerinizle olan ilişkilerinizde bu utanma duygusundan dolayı sizi tam anlamıyla tanımıyor bile olabilirler.
Çok yakınlarınıza daha dürüst, daha samimi olduğunuz ilişkileri bir hayal edebiliyor musunuz?
Mesela istediğiniz şeyi istediğiniz gibi ifade edebiliyor musunuz?
İstediğiniz şekilde ifade edebiliyor musunuz?
Ve onun cevabı yine ona uyum sağlayarak saygıyla mı size geri dönüş yapıyor?
Tüm bu alanlarda utanma duygusu olmadığında daha derin, daha kuvvetli, bağlı...
güçlü olan ilişkiler de olacaktır.
O yüzden bu açık iletişim, utanmadan kendini ifade edebilme, özgürce konuşabilme gerçek benliğini ortaya koyabilme bu ilişkiler kısmında da çok önemli.
Biliyorsunuz zaten sosyal medyayla hepimiz hepimiz diyeceğim.
Biraz daha böyle genelleme aldım ama Böyle hep iyi taraflarımızı gösterme gayretinde olduğumuz için aslında böyle zorlandığımız, başarısız olduğumuz şeyleri göstermekten de utanıyoruz.
Ya da mesela ben sosyal medyadayım biliyorsunuz.
Kıyafetimle alakalı bir eleştiri geliyor.
Dış görünüşümle alakalı eleştiri geliyor.
Yani beğenilmiyorum. Bir türlü beğenilmiyorum.
Ama inanın çok... Kalpten söyleyeceğim.
Ben kendimi seviyorum, kendimi beğeniyorum.
Kendi unique özelliklerimi, burnumu, ağzımı, çenemi seviyorum.
Yani ben plastik surgery, başkası yaptırabilir, istemiyorum.
Ama sırf bu konudan harassment yiyorum resmen.
Dış görünüşümle alakalı, bazen kıyafetimle alakalı birisi şey yazmış mesela.
Yani çok sakil duran kıyafetler giyiyorsun.
Senden daha güzel kızlara yakışacak kıyafetler onlar.
Excuse me? Yani WTF?
Yani ne yapıyorsunuz?
Ne demek benden daha güzel olan kızlara yakışacak kıyafet?
Asla, asla öyle bir şey yok.
Ben o birkaç kişinin düşüncesini öğrensesem gerçekten istediğim gibi giyinemeyeceğim.
Kendi modamı kendim yaratamayacağım.
Bu arada kendi stilini de çok seven birisiyim.
Ve hala deneyimlere devam ediyorum.
Öğrenmeye, geliştirmeye devam ediyorum.
Bununla alakalı bir şeyler yapıyorum.
Ama kendi tarzımı genel olarak severim.
Daha çocukluğumda moda tasarımcısı olmak vardı.
Okuldaki arkadaşlarımın kıyafet alışverişlerine ben yardım ederdim.
Bu eşittir bu konudaki danışılacak kişi ben demiyorum.
Öyle bir şey yok. Sadece şunu demek istiyorum.
Benim kıyafetlerle ilişkim çok güzel.
Kendimi ifade etme şeklimi de severim.
Giyinme tarzımı da severim.
Ve bu benim utanmadan ortaya koyabildiğim bir şey.
Başkasının ne düşündüğünü önemsemeden.
Bu eşittir açık giyinmekten bahsetmiyorum arkadaşlar.
Yani bir çorabı farklı giymek olabilir.
Ceketinizin üzerine bir başka model koymak olabilir.
Kendi yarattığınız bir şey olabilir. Ufak aksesuarla çeşitlendirmek olabilir.
Size ait, sizi ifade eden bir şey.
kullanmaktan bahsediyorum. Utanmayın, açık saçık giyinin gibi bir şey değil.
Yanlış anlaşılmasın diyeceğim de.
Bence benim podcast dinleyicim zaten bunu yanlış anlayacak kişi değil.
Başka daha önemli olan bir şeyse kariyer hayatımızda da bizi çok etkileyen bir durum olması.
Çünkü başarısız olmaktan korktuğumuz için, risk almaktan korktuğumuz için muhtemelen belki de yapmak istediğimiz başka bir mesleğe cesaret dahi edemiyoruz.
Çünkü başarısız olursanız bunu insanlara açıklamanız gerekiyor gibi bir algı da var ya eğer başarısız olursanız bir kere başarısız oldunuz yani artık bitti denediniz yaptınız ve elinizde patladı.
Aslında o ulaşılmak istenilen hani nihai hedefe gidene kadar ki yolda olmak oraya gidip başarısız olmaktan daha kolay ya.
Demek istediğim siz bundan hep bahsedersiniz işte bir gün fotoğrafçı olacağım dersiniz ama bir gün fotoğrafçı olacağım demek aslında bir gün fotoğrafçı olup başarısız olmanızdan daha kolay olduğu için biz hep o hayal kısmında takılı kalırız.
Çünkü ya başarısız olursan artık bitti hayalin bitti insanlar gördü yapamadın elinde patladı ve ondan korkuyorsun ve bu da seni tutuyor.
Ya başarılı olursan kısmından da çoğumuz korktuğu için hiç denememek sadece o yolda kalmak, arafta kalmak, arada kalmak bize daha konforlu geliyor.
Çoğumuz aile baskısıyla şekillendik, toplum baskısıyla şekillendik ve bize verilen bu normlarda kendimize ait bir karakter.
çıktığını düşündük. Acaba gerçekten öyle miyiz?
Ben hep soğanın cücüğünden bahsediyorum.
Tüm o üzerinizdeki layer'ları attığınızda, katmanları attığınızda başka bir şey çıkacak mı içinizden?
Böyle canavar, daha değişik, daha böyle hani toplumca belki kabul edilmeyen, daha car diyeceğim, daha böyle cadaloz diyeceğim bir şey mi çıkacak içinizden?
Hep böyle uyumlu, ılımlı olmaktan bıkmış olabilir misiniz acaba?
İnsanlara tamam hakaret edin, kaba davranın demiyorum ama gerçek benliğiniz birçok şeyi reddetmek istiyor olabilir.
Birçok şeye karşı gelmek istiyor olabilir.
Bütün o masayı tamamen elinizin tersiyle itip tepe taklak edip her şeyi değiştirmek istiyor olabilirsiniz.
Ne sizi bu kadar tutuyor ne bu kadar korkutuyor işte onları bulmak lazım.
Aile baskısından dolayı işte ailem utanır diye acaba bir şeyleri yapmıyor olabilir misiniz?
Annenizin babanızın yüzü yere eğilmesin diye bunlar toplum cümleleridir.
Bizler acaba nelerden feragat ediyoruz?
Hiç istediğimizi bile fark etmiyoruz.
Oraları da bir düşünmeye alalım hemen.
Ve tüm bunları bir düşünsenize yani artık utanmadığınızı cringe olmaktan korkmadığınızı bambaşka bir tarafınızın ortaya çıktığını bir hayal eder misiniz?
Ben de hep böyle hayal eder misiniz deyip duruyorum ama bunlar ancak ve ancak hayal edip mış gibi olduğunu gördükten sonra da farkındalığınızın yükseldiği yerler oluyor.
Çünkü hiç denemediğiniz, hiç görmediğiniz bir şeyin tadını bilmiyorsunuz.
Mış gibi yaptığınızda biraz daha gözünüzde şekilleniyor, canlanıyor ve siz bunu biraz daha idrak etmiş oluyorsunuz.
Bu nedenle tüm bu utanma duygusundan, cringe olma korkusundan uzaklaştığımızda inanın toplumda çeşitlilik artacak ve kabul etme başlayacak.
olduğu gibi kabul edebileceksiniz.
Onun kendi hayatını yaşama şekline saygı göstereceksiniz ve kendiniz de kendi istediğiniz şekilde hayatı yaşayacaksınız.
Ben bundan sıklıkla bahsediyorum.
Özellikle metroda bu çok oluyor bana.
Bir anda böyle Hayata dönüyorum gibi oluyor.
Köklenmiş hissediyorum ve diyorum ki hepimiz geçiciyiz.
Hepimiz bu hayatta bir şeyler peşinde koşuyoruz ama maalesef yine hayal kırıklığı olacak ama hepimiz de öleceğiz.
Bilmiyorum ne zaman. Umuyorum Allah gecinden versin hepimiz için.
Ama şu kadarcık hayatta sadece korktuğun için, utandığın için sana verilen hayatı yaşamama cüreti gösteriyorsun.
Elinin tersiyle itiyor oluyorsun.
Çünkü annem kızar, öyle değil, böyle istemiyorum aslında ben diye belki de kendini başka bir şeye ikna etmiş ve o hayatı yaşıyor.
Sen de çok iyi biliyorsun ki kalbinde hissettiğin ağırlık aslında yaşamak istediğin hayatı yaşamadığın için.
Kendinle daha barışık olabilmek için, kendini kendin gibi kabul edebilmek için, içindeki gücü ortaya çıkarabilmek için ufak ufak alıştırmalar yapabilirsin.
Kendi gerçekten istediğin şeyler neler?
Şu anda hayatında olan ve değiştirmek istediğin şeyler neler?
Arkadaş çevren olabilir, mesleğin olabilir, okuduğun kitap tarzı olabilir, izlediğin film tarzları olabilir, müzik tarzı olabilir ama başka bir şeyi denemek istiyorsan ve bir şeyden dolayı o seni tutuyorsa belki onları bu hafta içerisinde yazabilirsin.
Teker teker bir kağıda dökebilirsin.
Yazı yazmak bu konudaki en... En etkili yöntemlerden bir tanesi.
O yüzden yazı yazmanın gücünü kesinlikle yatsımayın.
Utanma duygunuzun şu anda hayatınızda neleri etkilediğini, kısıtladığını sorgulayabilirsiniz.
Neden böyle hissediyorsunuz?
Nereden başladı bu duygu?
Kimden geçti? Şu an hayatınızda nerelerde?
Baş gösteriyor.
Ve bu duygunun sizin hayatınızda getirdiği sınırlayıcı alanlar, yönler, neler?
Bunlardan nasıl özgürleşebiliriz?
Bunlar üzerine yazı yazabilirsiniz.
Aynada kendinizle konuşabilirsiniz.
Utandığınız şeyleri kendinize söyleyebilirsiniz.
Yani burada utanılacak bir şey olmadığını kendinize söyleyebilirsiniz.
Ve tüm bunları yaparken lütfen lütfen lütfen yargısızca davranın kendinize karşı ve öz şefkati hiçbir zaman eksik etmeyin.
Çünkü siz böyle büyüdünüz, böyle bir toplumda yaşadınız.
Tüm bunların olması o kadar doğal ki bugüne kadar yaptığınız şeyler elinizden gelenin en iyisiydi.
Ve bugün bu podcast'ı dinliyorsanız da demek ki bir dönüşümün vakti gelmiş demektir.
Bugün bu alıştırmayı yapmanız... gerekiyor olabilir.
Bugün yapmazsınız. 3 ay sonra, 1 yıl sonra yaparsınız.
Bazı şeylerin zamanı gelmeden olmuyor.
Zorlayamazsınız, hızlandıramazsınız.
O yüzden buralarda telaş etmeyin.
Bugün duyuyorsanız demek ki...
Bugünün bir nedeni vardır.
Hemen kalkıp yapacaksınız ve bütün hayatınız değişecek diye bir şey yok.
Ama diyorum ya ben uzun yıllardır bunun üzerine düşünüyorum, kafa yürüyorum, alıştırmalar yapıyorum.
Ama bugün burada olmamızın sebebi demek ki buymuş.
Krenç duygusundan, utanma duygusundan uzakta cücüğümüzü bulmak üzere diyorum.
Hafta yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
