
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Uzun bir süreden sonra, tekrardan aileyle bir araya gelmek var. Aileden ayrışmak bölümünde biraz bahsetmiştik. Aileden ayrılaşabilmek, bağımsızlık, uzaktan o bağı koparmamak için yapılanlar, bir araya gelince dikkat edilmesi gerekenler, oynanan oyunlar, hepsi bu bölümde.
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Aile evine dönmek diye bir şey var gerçekten ve sadece başlı başına bu konu.
Bir kitap olabilir, bir film olabilir, uzun uzun anlatılan hikayeler olabilir.
Çünkü gerçekten altı dolu olan bir hikaye.
Neyse galiba üç hafta kaçırdık.
Çünkü aslında üç hafta önce bölüm çekmiştik ama seyahat ettiğim için ben yaklaşık bir buçuk aydır seyahat ediyorum.
O bölümümüzde seste bir sıkıntı vardı, gönderemedik.
Sonrasındaysa zaten aman Allah'ım yani birkaç ülke değiştirdiğim için gerçekten oturup bir...
Kayıt alma şansım olmadı.
Şimdi de ablamın evinde Bodrum'dayız.
Buralara kadar ki olan süreçten birazcık bahsedeceğim.
Aile evine dönmek üzere olan duygularımdan bahsedeceğim.
Birazcık sohbet edeceğiz yani.
Seyahatimiz Dallas'ta Zeki'nin ailesiyle başladı.
Çünkü Norm 80. yaşını kutladı ve büyük bir parti vardı.
Hem onun için gittik hem de Zeki'nin arkadaşları ile bir kabin seyahati yapılacaktı.
Yani bütün herkes bir Airbnb'de toplanacaktı.
Normalde oraya katılmayı düşünmüyordum ki bu son dakika karar değişikliği, trying to fit in kültürü yani bir şekilde uyum sağlamak üzerine olan konudan da bahsetmek istiyorum sonrasında.
Neyse amanın sebebim o değildi çünkü önce Dallas sonra Zekin bu arkadaş toplantısı.
O da çünkü 4 günlük bir eğlence planıydı.
Ve hemen akabinde Zekin beni doğum günü için götüreceği sürpriz ülke ve ondan sonra Türkiye.
Yani o kadar çok hareket halinde olacağımız bir süreçti ki.
Oraya dahil olmayı düşünmüyordum ama tabii ki de tahmin edileceği üzere gittim ve çok da keyifli geçti.
Bunu bir kenara koyalım. Zeki'nin beni doğum günüm için hazırladığı sürpriz ülke Fas oldu.
Marrakeş'e gittik. Uzun zamandır Marrakeş'i merak ediyordum.
Medine'ye gittik ve Riyad'da kaldık.
Merkezi gezdik.
Yani güzel, hızlıca kendi aramızda bir tecrübe olmuş oldu, deneyim olmuş oldu.
Hani böyle hep egzotik şeylerden bahsediyoruz ya gerçekten.
Fas'ın o egzotik tarafını da görmüş oldum.
Bir de galiba Türk olmanın bir avantajı bize benzeyen kültüre yaklaştığımız zaman zaten bizden gibi görüyorsun.
Oturduğun koltuktan, yemek sunumuna, tat çeşitleri tamam belki biraz daha farklıdır ama genel itibariyle çok yakın hissettiğim bir kültür zaten.
Ve sonrasında İstanbul, orada çok az kaldık ve hemen Bodrum'a geçtik.
Türkiye geliyor gelmez ilk dikkatimi çeken şey aslında...
İnsanların sabahlara kadar dışarıda olması yani tamam sabahlara kadar aynı yoğunlukta insan olmayabilir ama gün içerisinde insanların kafelerde, restoranlarda, alışveriş mağazalarında kimse evinde
durmuyor gibi bir hava var.
Ve turist de değil bu dışarıda gördüğümüz insanlar gayet günlük hayatı için dışarıya çıkan, restoranda yemeğini yiyen, kahvede çayını kahvesini içen, bilgisayarıyla oturan insanlardan bahsediyorum ve Türkiye'ye gelir
gelmez birçok şeyi sorgulamaya başlıyorum doğal olarak.
İşte Amerika'daki hayatımdan memnun muyum?
Oradaki hayatın akışından memnun muyum?
Burayla orayı kıyaslama duygusuna kapılıyorum ister istemez.
Çünkü neyi kaçırıyorum hayatta?
Özellikle bir gurbetçi olarak yaşadığınız için hala siz aslında o ülkenin tam bir parçası olamıyorsunuz.
Her zaman bir tık böyle ben bunu şey gibi tanımıyorum.
Bir puzzle kurduğunuzda parçalar birazcık havada kalıyor yani tık.
Otursanız tam oturacak ve hissiyat olarak sanki birisini böyle ufak bir itmesini falan istiyorum bazen.
Hatta Amerika'da da oradaki arkadaşlarımla konuştuğum şey şu oluyor.
Tam kendi elementimde olmadığımı hissediyorum.
Bu ne demek? Yeni arkadaşlar kurduğunuzda, kendiniz yeni bir ortam kurmaya çalıştığınızda, başka bir dilde, başka bir kültürle kaynaşarak yeni bir kimlik oluşturmak istediğinizde kendi büyüyüp geliştiğiniz kimlikten uzaklaşıyor oluyorsunuz.
Değişim ve gelişimden çok memnunum.
Fakat ülkeye geri döndüğünde bir 16-17 yaşında 20 yaşında diyeyim tekrardan bağ kuruyor oluyorsun.
Tekrardan karşılaşmış oluyorsun.
Ülke ne kadar değişirse değilsin.
Mesela Marrakeş'te direkt Amerika'dan da geçtiğimiz için olabilir ama çok daha yorgundum.
İstanbul'a indiğimiz anda Beşiktaş'ta sabaha kadar gezdik ve hem yol yorgunuyuz hem jet lag var.
Asla uyumak istemiyorum.
Müthiş bir adrenalin var vücudumda.
Çok keyif alıyorum. Birçok şeyi özlemişim ve...
Hiçbir şey yapmasam dahi gerçekten sadece Beşiktaş'ın kalabalığından keyif almak istiyorum.
Tek yapmak istediğim şey ki Zek hemen dürüm yedi.
Yani boyun kadar dürüm aldı Zek ve otur diyedi.
Ben de tabii ki biraz tadına baktım.
Bu canlılık, insanların sıcaklığı, birbirine olan yakınlığı, işte mehaneler, sabahlara kadar şarkı söyleyip oynamaları, canlı müzikler vs.
Gerçekten çok ihtiyacım olan ve özlediğim bir ortam.
Çünkü yabancı ülkede zaten gidip orada eller kaldır şarkılara çok dahil olamadığım için benim kültürüm olmadığı için.
Yani yabancı şarkı üzerinden bilmiyorum ben çok bu kadar bizim meyhane kültürümüz gibi işte bu bar ortamlarımız gibi zevk alamıyorum açıkçası.
Alanlar illaki vardır.
Bu arada şundan da bahsetmek istiyorum.
Fiyatlar gerçekten uçmuş.
Bana bunu söylemişler yani döndüğüne çok şaşıracaksın falan diye.
Şaşırdığım şey şu oldu.
New York'tan daha pahalı ve tamam belki sadece Beşiktaş'ı gördüğüm için Beşiktaş üzerine anlatıyorum.
Biliyorsunuz o darıcık sokaklarında ara sokaklarında alelade bir restoranın yemeği diyeceğim size.
New York'taki şık bir restoranla aynı fiyattaydı.
Ona da şaşırdım. Ve daha çok şaşırdığım şey belki sizinle konuşmak istediğim şey insanların bunu nasıl effort ettiği üzerine.
Yani dışarıdan konuşulduğu zaman ben şimdi Amerika'dayken dışarıdan bakıldığı zaman.
Birçok kişi Türkiye'nin ne kadar pahalı olduğundan şikayet ediyor.
Ne kadar karşılayamadığından şikayet ediyor.
Fakat bir yandan da şunu gözlemliyorum.
Kimse hayat standartlarını değiştirmiyor.
Yani yine alkolünü alıyor.
Bir tane de almıyor. 3-4 tane içiyor.
Ve yani New York'la kıyaslayacağım.
New York'ta bir kadeh şarap 18 dolar değil mi?
Burada 40 dolardı bir barda.
Şarap içemiyorum bu arada.
Yani ben artık kullanmıyorum ama.
Baktığım zaman çok şaşırdım açıkçası.
Burada yaşadığım kafa karışıklığı aslında biraz daha şu.
İnsanlar ne kadar para kazanıyorlar ki bu tarz yaşam standartlarını karşılayabiliyorlar?
Ya da herkes büyük borçlar içerisinde mi?
Bunu samimi bir yerden sormak istiyorum size.
Çünkü ben New York'ta mesela kazandığım paraya göre bir hayat tarzı kurmaya çalışıyorum.
Ama Türkiye'ye geldiğimde o bolluğun, bereketin, enerjinin, canlılığın bir de finansal karşılama tarafı var.
O yüzden orada da biraz kafa karışıklığı yaşadım.
Belki siz bana bu konuda bir şey söylersiniz.
Belki buradaki arkadaşlarımla daha çok konuşmam gerekecek.
İki yıl gelmediğim için galiba birazcık bu hissiyatla başladım.
Çünkü tamam çok güzel ama ben bu hayat tarzını her akşam yapıyorsam ya da her hafta sonu yapıyorsam bunun bir karşılığı olacaktır diye düşünüyorum.
Siz ne diyorsunuz? Sonra zaten zevkle gelmiştim biliyorsunuz.
Hemen Bodrum'a geçtik.
Bodrum'da tuttuğumuz ev çok güzeldi.
Eğer Instagram'dan takip ediyorsanız sonsuzluk havuzu, o deniz manzarası, bütün odalardan denizin görülmesi vs.
Gerçekten çok keyifli oldu bizim için de.
Bütün kardeşlerim, bir tane kardeşimin kız arkadaşı, ablam, çocuklar, annem vs.
ailecek bir aradaydık.
Kahvaltılar hazırladık, akşam yemekleri yaptık.
Yani evden çıkmak istemedik zaten. Tam böyle bir dağ başı gibi bir yerdeydi.
Yazın böyle kalabalık aileler için bir yazlık tutup, alışverişini yapıp...
Akşama kadar bir arada olup işte oyunlar falan oynamak buna çok daha mantıklı geliyor.
Çünkü Amerika'dan da baya bir board game getirdik.
Kardeşlerime falan da öğrettik ve çok keyif aldık.
Çünkü eskiden Amerikaların bu kadar board game oynamasını eleştiriyordum.
Yani hiçbir şey konuşamıyor musunuz?
Neden sürekli oyun oynuyorsunuz falan diye.
Ama bir evden çıkmadığın zaman ve sürekli bir arada olunca bu tarz oyunlar gerçekten ortama biraz daha farklı bir enerji getiriyor.
Sohbet konularını yine orada yapabiliyorsun.
Çünkü oyun oynarken de sohbet etme devam.
Farklı yapıdaki insanların.
Çünkü arkadaşlarınız size benzeyen arkadaşlar olabiliyor.
Kendi karakterinize, yaşam tarzınıza.
Ama kardeşlerin bir araya gelmesi farklı yaşam tarzlarına, farklı karakterlerin bir araya gelmesi anlamına da geliyor.
Hele ki ben uzun zamandır onlardan uzakta olduğum için onların biraz daha birbirine yakınlaştıkları...
sık görüştükleri dönemlerde ben yine uzakta kalmış oluyorum.
O yüzden döndüğümde oyun oynamanın çok güzel bir aracı olduğunu düşünüyorum.
Özellikle de bu çiftli oyunlar oynandığında, ekip olduğunda, birbirine destek olduğunda vs.
hem enerjiyi artırdığını hem de Sohbetin daha da kolaylaştığını da fark ediyorum.
Tabii ki de bütün gün oyun oynayıp sohbet edin demiyorum.
Sadece masa başında oturup çayımızı kahvemizi içip de uzun uzun sohbet ettiğimiz.
Grubun bir bölümü havuzdayken bir bölümünün işte belki teker teker sohbet ettiği bölündüğü anlar da oldu.
O yüzden böyle eğer ki aileyle beraber bir tatil planlaması yapıyorsanız bunu kesinlikle tavsiye edebilirim.
Evin büyük olması, yeteri kadar tuvaletinin banyonun olması.
Çünkü bilmiyorum bunlar size saçma mı geliyor ama...
Çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Yani her odanın içerisinde tuvaletin banyosunun olması, birbirinize o özel alanı açabilmeniz.
Çünkü odalara döndüğünde evine dönmüş gibi oluyorsun.
Salona, mutfağa işte dışarı çıktığında ortak alan olduğu için herkes hem kendine ait alanı oluşturabilmiş oluyor hem de bir arada olunca ona özen gösteriyor.
Burada vurgulamak istediğim şey şimdi Türk aile yapısında biraz o kişisel alana saygı duymak.
İlla ki her aile farklıdır ama.
Şimdi evler küçük olunca çocuklar aynı odada işte biz dört tane ranza vardı.
İkili ikili oluyor ya. Öyle bir odada büyüdük.
Yani kimsenin kendine ait bir alanı, kendine ait bir odası vesaire olmadı.
Ben bir de yurtta da, üniversitede de kız yurdunda kaldığımda ufacık bir odada altı kız kaldığımız için ranzan senin odan gibiydi.
Yani hani ranzanı bir köşesine kitaplarını koyup bir köşesine çay kahve falan koyacaksın.
Yani neredeyse o kadarcık alana çünkü.
O şekilde büyüyorsun. Kalabalık içerisinde kendine ufak bir alan yaratıp sana ait sınırı çizmeye çalışarak buna çaba göstererek büyüyorsun.
Haliyle böyle büyüyünce kişisel alanın da çok olmadığında annenin kapıyı çat diye açabiliyor.
Senin alanına girebiliyor.
Senden bir şey isteyebiliyorsan kendine ait zaman ayırmaya çalıştığın anda ve yapınıza göre mutlaka değişiyordur ama bu konudaki sabrınız ya da toleransınız artık...
kalmamaya başlıyor. Başka insanların sizin alanınıza girmesine, izinsiz bir şey yapmasına vs.
biraz daha fazla tepki gösteriyor olabiliyorsunuz.
Tüm bunları artık geçmişte tecrübe ettiğimiz için ve zaten büyürken bunlarla alakalı çok kavga sıkıntı yaşadığımız için özellikle kardeşler arasında işte bu benim bunu ellemem şimdi yapma.
Buraya gelme hele ki annemle vs.
çat diye kapı açması mesela.
Yani öğrenemiyor. Artık öğrendi bence de.
Çocukken o lise döneminde belki de çok öğrenmek ya da kıvretmek istemediği bir şeydi tahminim.
Şimdi ise elimdeki standartlara ve şartlara göre neler yapabilirim?
Bütün aileyi bir araya getirdiğimde mümkün olduğu sürece nasıl hem kendimize alan yaratabiliriz hem bir arada olduğumuzda tabii kardeşlerinizle de alakalı bir şey bu.
Herkesin buna özen göstermesi, herkesin bir tık daha belki normalden daha dikkat etmesi vs.
değerli olabiliyor. Bizde de öyle oldu açıkçası.
Zaten uzunca bir süreden sonra kısa süreliğine bir araya geldiğimiz için hepimizde o heyecan, mutluluk, paylaşım, saygı, sevgiyle çok Şükür diyeyim çok güzel bir tatil oldu.
Bazen oturup ailenle bunu konuşamayabilirsin, talep edemeyebilirsin.
Yani herkesin kendine ait o sınırını çizebilmesi belki de bu kadar iletişime açık olan bir konu olmayabilir.
Kendi aile dinameninize göre.
Çünkü bana sorarsanız bir ailedeki en en en önemli olması gereken şey o sınırları koruyabilmek.
Birbirinin alanına dahil olduğunda ona özen göstermek, izin istemek, müsaade almak gibi şeyler.
Çok ince detaylar ve...
Bütün iletişimi ve enerjiyi, dengeyi değiştirebilecek yaklaşımlar aslında.
Elbette ki bu talep gösterilebilir, istenebilir.
Yani kendi alanınıza saygı duymak istediğinizi, sınırınızı çizmek istediğinizi ailenizle paylaşabilirsiniz.
Belki ilk başta anlamayabilirler ama sonrasında anlayabilirler.
Çünkü hele ki ben zaten nadiren geldiğim için buraya elimden geldiğince güzel vakit geçirmek istiyorum.
Ve kardeşlerimden, annemden de o yaklaşımı gördüğüm için çok şanslı olduğumu düşünüyorum.
Şimdi iki gün sonra Zek dönecek.
Çünkü artık yeni işine başlayacak.
Bense bir süre buralarda kalacağım.
Çünkü önceki bölümlerden çok iyi biliyorsunuz ki.
Ben bu sıra kendimin ne istediğini tam bulamıyorum.
Yani sosyal medya şu bu hep konuştuk bunları.
Ama yeni bir şeye ihtiyaç duyduğumu biliyorum.
Fakat bunun cevabı da chat diye gelemediği için öncesinde de dinlenmek, baş başa kalmak, kendimle baş başa kalmanın bana iyi geleceğini bildiğim için şu anda bir tatil kasabası arıyorum.
Böyle... Daha sakin olan kendi başıma kalacağım ama böyle dağ başında değil.
Yani dağ başı sevmiyorum çünkü korkuyorum öyle şeylerden.
Hem böyle denizin dibinde minik oteller var ya.
Öyle bir yerde iki hafta kadar kendi başıma takılmayı düşünüyorum.
Sonrasında arkadaşlarımla bir araya gelmek istiyorum.
Çünkü inanın ki yurt dışında yaşayan kişi için söyleyeceğim.
Türkiye'ye döndüğünde sürekli olarak aile, arkadaş, işte yanına getiren arkadaşlarım varsa ben Zek'le döndüğümde genelde Zek ne ister, Zek'e neler yapalım üzerinden de gidiyor düşüncem.
Böyle kendin döndüğünde eskiden ne yapardın ben?
Yani burada yaşıyorken nelerden keyif alıyordum?
Kendimle nasıl bağ kuruyordum?
Mesela, kendi adıma. Mesela ben otobüs yolculuklarını çok özlemişim.
Çünkü önceden biliyorsunuz biz zaten otobüslerle seyahat ettiğimiz için o alışkanlığı yok.
Otobüslerde o geceliğin, o otobüsün dilenme tesisinde durması, senin sigara içmemen, içenlerin yanında böyle uzaktan çok da dumanın gelmeyeceği bir yerde öyle dümdüz durman.
Çünkü otobüse de girmek istemiyorsun ama sigara da içmiyorsun.
Yapacak bir şey yok. O satılan şeylere gereksiz bir şekilde bakman, hepsinin çok kötü ve çok biçimsiz olması ve ne kadar pahalı olması vs.
Hani o tuvaletlere para verilmesi artık hala para veriliyor mu bilmiyorum ama 1 liraydı.
Onları bilmiyorum bir insan özler mi ama uzun yolculukları, camdan dışarıya bakmayı, dağları izleme.
Yani dağlar kadar hele ki Türkiye'deki dağlar o seyahat esnasında görünen.
Çok güzel yani dünyanın her yerinde daha güzel ama bilmiyorum çok hoşuma gidiyor.
Bana çok güzel şeyler hissettiriyor.
Müzik falan dinlemek zorunda da değilsiniz bu arada.
Ama tabii ki de başka bir yere zonat olmak için çünkü otobüsteki sesler falan.
Hani oradan çıkabilmek için güzel olabilir.
Şu anda bir otobüs yolculuğu bana acayip çekici geliyor.
Sahil kasabasında tek kendim kalmak, sabah şöyle bir plajıma inmek, orada kitabımı, dergimi okumak, güneşlenmek, suya bir çıp çıp çıp girip ne bileyim hafif bir yemek yemek.
Çünkü... Geldimden beri fazla yiyorum.
Bu biraz da gurbetçi kafasıdır.
Döndüğünde, hele ki New York'ta da yiyorum aslında ama döndüğünde böyle iştahla, gerçi şundan dolayı da olabilir, çevrendeki insanlar da seni beslemek istiyorlar.
Yani hani ye, yediğini de görelim, bunu da ye, şunu da yapalım gibi olduğu için normalden fazla yemek yiyor oluyorsun.
Şimdi kendi başıma kaldığımda muhtemelen sabah yine granolamla, yoğurdumla, çiğ tohumumla uyanmak.
Hafif beslenmek istiyorum.
Bir karpuz yemek mesela deniz kenarında.
Dur bakalım henüz bulamadım nerede kalacağım neler yapacağımı ama şeye gerçekten çok ihtiyacım var.
Yani o iki hafta sadece okuyup yazıp podcast kaydedebilirim ve bence podcast kaydederken oradan o tecrübelerden o duygulardan güzel şeylerin çıkacağını da düşünüyorum.
Öyle diyelim çok da uzun bir bölüm olmasın.
Bu kadar hafta beklediğiniz için teşekkür ediyorum.
Yeni bir bölüm tekrardan kaydedeceğim tabii ki de sizi yalnız bırakmayacağım.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Haftaya yeni bölümler görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
