
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümümüzde sonunda Nurtaç’ın iki farklı aileyi bir araya getirişi, hissettikleri, gerginlikleri, mutluluğu ve heyecanı konuşuluyor. Bu buluşmada neler oldu, son zamanlarda olanlar, son 100 gün planlamasındaki gelişmeler ve daha fazlası bu bölümde.
***
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Eğer beni diğer platformlarda da dinliyorsanız burada olmanın en büyük avantajı bence en önce size anlatıyorum.
En çok size anlatıyorum.
Böyle pedikoduları falan size getiriyorum.
Detaylarıyla konuşmak. Hani vulnerable diyoruz ya.
En savunmasız olduğum hale göstermek.
Belki bazen oversharing yapmak.
Hani kime anlattığını tam da bilemeden.
O seyirciyi tam tahayyül edemeden.
Uzun uzadı ya. Bütün detaylarıyla kendini açmak.
Belki bazen privacy'den çıkmak gibi.
Ama ben seviyorum.
En güvende hissettiğim yer burası.
Sizin bana gönderdiğiniz mesajlardan çok mutlu oluyorum.
Hem DM hem e-maillerden çok mutlu oluyorum.
Aramızdaki bağdan o kadar çok keyif alıyorum ki ve takip ettiğiniz için de çok teşekkür ediyorum.
Eğer hala takip etmiyorsanız Spotify üzerinden bu hesabı takip edebilirsiniz.
Diğer platformlarda da Nurtaş Türkeli olarak beni bulabilirsiniz.
Daha çok mesaj atabilirsiniz, daha çok anlatabilirsiniz.
İnanın uzun uzun dönüyorum.
Yani hele ki podcast'tan dinliyorum diyen birisine dövmediğim hiç görülmemiştir.
Genel olarak zaten diğerlerine dönen birisiyim.
Ama podcast ince bir çizgimiz diyeceğim.
Bu bölümde de sonunda 9 yıllık ilişkimden sonra, sonunda 9 yıllık ilişkimde ilk defa aileler bir araya geldi.
Genel olarak o kadar tatlı, o kadar güzeldi ki hem bunları konuşacağız, detaylarını vereceğim, zorlandığım yerleri anlatacağım.
Hem hani son 100 gün çalışması yapıyorduk, bana neler yeni eklendi, ben neler yapıyorum, nasıl gidiyor, onun birazcık değerlendirmesini vereceğim.
Bir de dünden beri üzerine bir gerginlik var, negatif bir enerji var.
Bunun sebebi ne? Böyle hissettiğimde neler yapıyorum biraz onları konuşmuş olacağız.
Çok uzatmayayım, çok dallandırıp budaklandırmayayım, çok da sıkmayayım sizi.
Gelin önce bir Dallas'la başlayalım.
Öncelikle muhtemelen galiba annem büyürken şu Dallas dizisini izlediği için fazla mı manifest yaptı bilmiyorum.
Böyle her şeyle yok JR yok Dallas, Teksas hani bilerek geldi kadın gerçekten ve çok seviyordu, çok istiyordu Teksas'a gidebilmek.
Mary'lerle tanışabilmek.
Mary işte Zeki'nin babası Norm herkesle tanıştı.
Maalesef Zeki'nin babası Covid oldu.
Tesadüf. Şansımıza bakın yani.
Adam Meksika'ya gidecekti hatta.
Onu bile iptal etti. O yüzden onu böyle kapıda ayaküstü hani bayağı dışarıya sandalyeler koyarak 2020 gibi oturduk, vakit geçirdik.
Hediyeleşme seansımız oldu.
Biz hediyeler götürdük.
Onlar bize hediyeler verdi. Ben hediye alırken kaba olacak ama Arap gibiydim.
Hani böyle Araplar çanta çanta hediye alır ya.
Bence Türk geleneğinde de var bu.
Biraz abarttım. Abartmak da istedim galiba.
Yani... Pamuklu şeylerden tutun satenlere, ipeklere, el yapımı şeylere, böyle dizaynlara falan.
Bilmiyorum ben çok heveslendim yani.
Hiç kimsenin talebi olmadan, annemin böyle bir kaygısı olmadan, karşı tarafın böyle bir beklentisi olmadan ben yapmak istedim.
Ve karşılığında böyle hımm biz şöyle bir hediye aldık onlar bize böyle bir hediye getirdik gibi bir beklentiyle girmeden gerçekten benim içimden geldi.
Çok da tatlı oldu. Onlar da anneme çok şirin hediyeler hazırlamışlardı.
O hediyeleşme kısmı zaten böyle şey gibi oldu.
Santa Claus dönemi hani Christmas dönemi gibi bir şey oldu.
Kendimi zaten şey gibi hissettim.
Paketlerle bir de hediyeleri paketleyerek götürmüştüm.
Bayağı Santa Claus gibi girdim içeriye falan.
Neyse ama çok tatlıydı.
En çok zorlandığım kısım tahmin edeceğiniz üzere dil bariyeriydi.
Ama ne ala annem gerçekten vücuduyla konuşabilen, hiç Türkçe konuşup konuyu anlatabilen de bir insan olduğu için oralarda çok yardımcı oldu.
Zekin Türkçe biliyor olması bana müthiş bir yardımcı oldu.
Hatta sanki böyle bir gün çocuğumuz olursa nasıl olacağını tahmin edebiliyorum.
Çünkü paslaşıyoruz böyle aramızda.
Hani sen git dinlen işte Meri'nin evini biliyorsanız YouTube kanalından.
Arka odası bizim kaldığımız odaydı.
Zaten benim oda diyorum ben oraya.
Hatta oraya gittiğimde back home.
Yani Amerika'daki benim aile evim orası.
Bu duygu da çok güzel bir duygu bu arada.
Yani birinin evine kendi eviniz gibi görebilmeniz, bir aileyi kendi ailenizin partisi gibi tahtaları vuralım, popomuzu kaşıyalım.
Gerçekten çok şanslıyım maşallah.
Elbette zorlandığım yerler oldu.
Eski Nurtaç olsa. Biraz bu konuyu konuşacağım şimdi.
Eski Nurtaç olsa. Çünkü artık 34 yaşında.
Bu konulara çok yatırım yapmış.
Psikolojik olarak, mental olarak.
Eğitim almış. Kendisini geliştirmiş bir insan olduğum için.
Artık bence bu raddeye gelebildim.
Bir de şunu ayrı düşüreceğim.
Karşımdaki insanlar da. Aile de buna çok uyan bir aile.
Fakat. Karşımda Türk bir aile olsaydı.
Şu an farazi konuşuyorum.
Genelleme konuşuyorum. Yanlış bir yerlere çekmeyelim.
Ama Türk bir aile olsaydı beklentiler biraz daha farklı olacaktı.
Gelenek görenek diye ya da sosyoekonomik farktan dolayı.
Çünkü bariz bir şekilde ben Zek'in ailesinin sosyoekonomik düzeyinde değilim.
Öyle bir ailede büyümedim. Zaten Amerika ve Türkiye'yi karşılaştırmak ayrı bir şey.
Zek Amerika şartlarında da upper middle diye geçtiği için yine iyi.
Yani benim onlarla kendimi kıyaslamam ve kendimi aşağı hissetmem sadece bana zarar verebilecek bir şey.
Eski Nurtaç bunun altında ezilirdi.
Eski Nurtaş bunları dert edebilirdi.
Ama karşımdaki insanlar ne bunu bana hissettirdi ne de böyle şeyleri önemseyen insanlar.
En başından beri hatta Zek ve Zek'in ailesi bana bunu hissettirmedi.
O yüzden o kadar smooth diyeceğim yani o kadar yumuşak geçti ki bu.
Galiba Türk bir aileyle olsa gerginliğim yine oluşabilirdi tahminim.
Çok açık konuşacağım çünkü burası benim platformum.
Kendimi değerlendirdiğime göre bunları yakalıyorum kendimde.
Mary'den yana Norm'dan yana zaten Norm şey diyor annemi annene o kadar çok benzettim ki o da hep böyle kolunda çantasıyla gezerdi falan.
Annemi böyle baya minik minik kolunda küçük bir çanta verdim ben ona.
Benim çantamı takıyordu çünkü normalde hiç şakasız şemsiye, flashback, ekstra çanta falan var annemin çantasında.
Camper gibi geziyor kadın. Bu arada çok da faydalı oluyor.
Birçok yerde çok lazım oluyor ama yavrum senin omzuna yazık baktığın zaman.
Neyse biz oradayken her yere arabayla gittiğimiz için anneme minik bir çanta verdim hani kendi çantamı.
Ama onda kolundan düşürmüyor falan böyle mini bir tin tin tin yürüyor.
Ve Norm annesini çok sever, annesini çok özler.
Annemi annesine benzetmesi hani onların arasındaki diyalog da çok tatlıydı.
Zeki'nin babası gerçekten Covid olduğu için çok üzüldü.
Kapıda görüştük.
Dediğim gibi sandalyeleri falan bayağı arka bahçeye koyup orada oturduk.
Dışarıda 2020 gibiydi yani biz maskelerimizi falan takmıştık.
Onlar da bizi Tex-Mex yemeğe götüreceklerdi.
Çünkü bilmiyorsanız eğer bir gün ne olur Teksas'a gittiğinizde Tex-Mex yiyin.
Bence dünyadaki en iyi mutfaklardan bir tanesi.
Meksikan mutfağını daha çok Amerikanlaştırmışlar.
Ben Meksika'da yediğim yemekleri o kadar beğenmedim.
Burada kötü bir yorum bence.
Maalesef yani kültürsüzlüğüm olabilir.
Ama gerçek Meksikan yemeğini o kadar sevmiyorum.
Tex-Mex'i o kadar çok seviyorum ki.
Anneme tanıtmamız da bizim için çok değerliydi.
Babayla gidemeyince merilerle gittik biz de.
Fahita yedik. İşte bu guacamole falan hani.
Bir de Meksikan mutfağı Türk mutfağına yakın olduğu için dürüm yani sonuçta.
İçine pilav işte. Sour cream belki bilmediğimiz bir şey.
Guac koyuyorsun. Şirinpli karides diyemiştik.
Onu sararak böyle lavaşı sararak yiyorsun.
Annemin bu diğer kültürlere açıklığı, merakı o kadar faydalı ki.
Yani o kadar işime geliyor.
O kadar işimi kolaylaştırıyor ki.
Çünkü maşallah diyeyim yani kadını Kore restorantına götürdük.
Tayland restorantına işte birkaç...
Farklı mutfağa götürdü ki hiç eminim yemem demiyor.
Sadece helal olan kısımlara dikkat ediyor.
Bir de beğeniyor. Mesela kimçili pilava falan bayıldı benim annem.
Bu benim için çok değerli gerçekten.
Yoksa annem üzerimde ağırlık yaratabilirdi.
Çünkü hem İngilizce bilmiyor, hem yanımda uzun süre kalacak, hem Amerika, farklı bir kültür.
Ama hiç kültür şoku yaşıyormuş gibi davranmıyor annem bayağı zaten.
Önceki bölümde de bahsetmiştim Türk annesiyle anlaşabilmek bölümünde.
Kendi memleketi gibi davranıyor.
Burada beni...
yorabilen şeyler oluyor hani dedim ya anne böyle davranma onu söyleme gibi yerlerde çıkış yapabiliyorum müdahale buraları da yakalayabilirsiniz kendime de ebeveyn sesi kullanıyorum anneme de ebeveyn sesi kullanıyorum bu eski bir alışkanlık yakalayıp tutacaksınız
onu diyoruz ya böyle hani fishing gibi balık tutuyormuşuz gibi tüm bu davranışları düşünce kalıplarını pıt pıt pıt yakalayacağız tutacağız geri çekeceğiz mümkün mertebe kendimizi Oralarda ehleyeceğiz çünkü ben şey
konusunda çok iyiyim. Bu arada bütün terapistlerimden bu iltifatı da aldım diyeceğim.
İntrospektif konusunda yani içeride ne oluyor ne bitiyor hemen anlıyoruz.
Buradan da şuna bağlayayım.
Dünden beri üzerimde bir ağırlık var.
Bunun ilk başlangıç noktası dün neredeyse bütün günümü bir influencer arkadaşımla geçirdim.
Burada şöyle bir not düşeyim.
Yani annem burada olduğu için işlerimi boşlamadım.
Yine geri döner dönmez işlere yoğunlaştım.
Influencer arkadaşlarımla etkinliklere de gittim ve...
Bu dün görüştüğüm arkadaşım benim için değerli bir arkadaşım.
Fakat Türkiye döneminden sonra biliyorsunuz Türkiye'de nasıl bir moda girdiğimi ve hangi psikolojiyi buraya taşımaya çalıştığımı dinleyenler çok iyi biliyor.
Bu konuda çok hassasım, korumak istiyorum.
Personal space diyoruz.
Anneme ben bunu aktarmaya çalışıyorum.
Amerikanca bir bakış açısı okey ama anne benim alanıma girme.
Anne benim yalnız kalmaya ihtiyacım var.
Benim decompress yapmaya ihtiyacım var.
rahatlamaya, gevşeme ihtiyacım varları.
Artık annem anlıyor ve çok çabuk dönüş yaptı bunlara.
Hemen saygı gösterdi. Çok dikkat ediyor.
Mesela eğer ben onu söylediysem bir daha beni çağırmıyor, soru sormuyor.
Bu konularda da çok şanslıyım.
Yani gerçekten annemle yaşanabilir.
Tamam bunu kenara aldık. Dün normalde işte New York sezonunda, geçen sezonda sık buluştuğum arkadaşlarımdan bir tanesi.
Hatta haftalık buluşuyorduk neredeyse.
Belki çok vakit geçirdiğimiz için de olabilir ama genel anlamda en büyük handikapın alma verme enerjisindeki dengesizlikten kaynaklandığını fark ettim.
Bir şeyler söylüyorum sonuçta meslek arkadaşım baktığınız zaman influencer.
Hangi markalarına...
Ne kadar çalıştığını söylüyorum.
O da bana bunu söylemek istediğini söylüyor ama hiçbir zaman söylemiyor.
Hiçbir zaman markadan bahsetmiyor.
Ben böyle digging hani kendim sorarak alıyorum.
Bu beni çok yordu.
Bazı birkaç bir şeyler oldu.
O beni çok yordu. Beni en çok yoran ise iyi bir dinleyici değildi.
Normalde ben insanları dinlerken hep benim nasıl dinlediğimi odaklanıyorum.
İşte dur onu güzel dinleyeyim, onun söylediğini dinleyeyim.
Hemen arkasından ne söyleyeceğimi hani bu da bir düşünme sistemi ama hani kendimi oturtturmaya çalışıyorum.
Çünkü biliyorsunuz ki insanlar birbirlerini dinlemezler.
Çoğumuz dinlemeyiz.
Herkes biraz daha kendine odaklanır.
Ne söyleyeceğini düşünür, bir sonraki cümlesini düşünür, ona ne cevap vereceğini düşünür.
Fakat bu arkadaşıma ulaşamadığımı, belki onun dünkü moduydu bilmiyorum ama Üzerimde bir ağırlık yarattığını ve duvara tosladığımı fark ettim.
Sonrasında karnım acıkmıştı ve iş birliğim vardı.
Benimle gelir misin dedim. Ona da geldi.
Belki o yüzden hani çok vakit geçirdiğimiz için mi bilmiyorum.
Ayrıldığımızda benim üzerine bir öküz oturdu.
Drained olduğumu hissettim.
Yani enerjimden alınmış.
Şimdi bunlar o kadar güzel sinyaller, alarmlar ki kendinizle alakalı.
Birisiyle buluştuğunuzda eğer gerçekten enerjiniz çekildiyse bir şeyler yanlış gitmiş.
Birisiyle buluştuğunuzda bazen Hani ilham alırız, daha motive hissederiz, mutlu hissederiz, bize bir şeyler yaptırtır.
Benim hayatta istediğim şeyler bunlar.
Bana iyi gelen insanlarla beraber olmak.
Bu arkadaşımı kötülemiyorum.
Şunu fark ettim. Limitlemem gerekiyor.
6 saat değil de kızla 7 saat oturdum.
7 saat değil de belki 2 ya da 3 saat bir arada olmam gerekiyor.
Bu kadar işimin detayını anlatmak değil de özet ile anlatmam gerekiyor.
Buralar bize güzel...
İpuçları veren şeyler, ilişkilerde insanlar üzerine.
Sonuçta sen kiminle nasıl ilişki kurmak istediğine zaten yine sen karar vereceksin.
Daha derine girebilirsin.
Daha detay anlattığın arkadaşların olabilir.
Hiç kimseye bir şey anlatma değil.
Kişisine bağlı. Demek ki benim dün aldığım feedback bu arkadaşımla ben bu kadar detay anlatamayacağım.
Bu kadar vermeme gerek yok.
Karşıki taraftan da çünkü her zaman 50-50 olmak zorunda değil bu arada.
bir şeylerin akması gerekiyor.
Orası akmıyorsa ben aktırmaya çalışıyorsam o beni yoruyor.
Yorduğu yerde de geri çekiliyorum.
Çok güzel. Fakat üzerimde hala bir ağırlığı olduğu için bugün Zek'le annem dışarıda vakit geçiriyorlar.
Zek annemi aldı alışverişe götürdü.
Sonra beraber board game oynamaya gittiler.
Şimdi yemek yemeye çıktılar ve Zek şey diyor hani sen kendin takıl hani kendin dinlen birazcık.
Kendin kal. Çünkü buna ihtiyacım olduğunu da biliyor.
E ben ne yaptım? New York'ta maalesef laundry yani çamaşır yıkamak bir problemdir, bir sıkıntıdır ama evde de onlar biriktiği için o da benim üzerimde ağırlık yapıyordu.
Normalde çamaşırı zeki kakalıyorum.
Maalesef sevmiyorum çünkü evde çamaşır makinesi olmadığı için.
Tamam çok yakın laundromat ama oraya kadar gitmek, onları taşımak falan bir günü ona ayırmanız gerekiyor.
Çünkü gidiyorsun eve geliyorsun bir daha kurutmaya götürüyorsun falan.
Bir iş yani o.
Neyse bugün onu yaptım.
Evi biraz düzenledim.
İşte bölüm çekiyorum.
Daha böyle decompress ve zekşet.
Akşam gelmeyelim biz yemeğe çıkalım.
Sen de kendin bir şeyler yap.
Bu ara bana aşırı iyi gelen şey kitap okumak.
Çünkü daha öncesinde hep sesli kitap dinliyordum.
Hard copy. Çok fazla böyle çok sevdiğim kitaplar yoktu elimde.
Gelirken Türkiye'den bir sürü kitap getirdim.
Benim için çok değerliydi.
O yüzden şimdi kitaplarıma sarılmak.
Neredeyse evden çıkmadan kitap okumak istiyorum bu sıra.
Çok iyi geliyor bana.
O yüzden hep bölümlerde de söylüyorum ya sana ne iyi geliyor?
Sana seni en çok yakınlaştıran şey ne?
Nerede dinlenmiş hissediyorsun?
Kimsenin o horizonına, yörüngene girdi.
Belki yoruldun çünkü baktığınız zaman New York'a döndükten sonra tamam annem işimi zorlaştırmıyor ama yine günün sonunda birisini host ediyorsunuz.
Evde başkası var. Bugün olmazsa yarın bir şeyler yapacağım.
Ya da bir yerlere götürmem gerekiyor onu.
Ya da tam anlamıyla...
Mesela ev boş olmadığı için yapmak istediğim diğer şeyleri yapamıyor oluyorum.
Bu benim kafamda da olabilir bu arada.
Yani annem beni engellemiyor. Ben annemin beni engellediğine inandığım için bazı şeyleri yapmıyorum.
Çünkü annem aslında easy going bir kadın.
Söylediğin zaman anlayan bir kadın.
O yüzden bunlar benim üzerimdeki görevler diyelim.
Fakat yine de şu anda yapmadığım için önümde de bir engel olarak duruyor.
Yani bazı şeyleri yapmadığım için.
Sanatçı buluşmaları yapmıyorum ne zamandır.
Böyle bir tiyatro olabilir, konsere gitmek olabilir, tek kendim bir şey olabilir.
Evde işte dikiş yapmak olabilir.
Evde gerçi annemle yapıyoruz dikişi.
O yüzden hani o sanatçı buluşması da çok önemli.
Yalnız kaldığın, kendini sanatçı gibi hissettiğin ya da dinlendiğin sanatçının yolu kitabından bahsediyorum.
Burada oraya atıfta bulunuyorum.
Sanatçı buluşmalarını yapmıyorsan da yine işte o ruhuna iyi gelen aktiviteyi yapmadığın için bir yerde bunlar birikiyor.
Demek ki ben mesela kendimi geri çekiyorum.
Dallas'tayken de eğer ki yoğun hissettiysem diyorum ki odaya geç.
Sen odaya geçtiğinde olaylara müdahale etmediğinde, her şeyi kontrol etmediğinde orası yangın yeri olmuyor.
Oradaki insanlar mahvolmuyor.
Yani böyle bir algınız varsa buraya dokunmak istiyorum sizde de.
Her şeye müdahale etmeniz gerekmiyor.
Her şeyin bir parçası olmanız gerekmiyor.
Siz bir şeye yardım etmediğinizde o kötü gitmiyor.
Gitmeyecek. Ya da gittiyse de sizin sorumluluğunuz değil.
Biraz böyle geri çekilmek, bir şeylere güvenebilmek, başka şeylerin sizin kontrolünüzde olmadığında da...
iyi çalışabildiğini anlamak ve kabul etmek belki kolay olmuyor ama andıktan sindirdikten sonra çok da yardımcı oluyor, keyifli oluyor.
Nitekim dediğim gibi yani ben demek ki enerjiyi fazla kullandım bir yerde.
Geri çekiliyorum, başka şeylere izin veriyorum, başka insanların kendileri olmalarına izin veriyorum.
Çok değil yani bundan 2-3 yıl öncesinde bunu yapabileceğimi düşünmüyordum.
Çok fazla aileden ayrışamadığım için annemin beni...
temsil etmesiyle alakalı, zekin beni temsil etmesiyle alakalı müdahalelerim oluyordu.
Şöyle yapma, böyle söyle.
Yine var to a degree diyeceğim.
Yani bir miktar. Eskisi gibi değil.
Beni çok etkileyen de karşımdaki insanı etkileyen kadar değil.
Sınır çizmek miktarında diyeceğim.
Buradaki onu ben veriyorum.
Sınır çiziyorum. Yani diyorum ki okey ama şuraya kadar.
Yani benim sınırım bu. Buraya kadar yapıyorsam okey.
Buradan sonrası benim için okey değil.
Karşı tarafta anlayınca işimiz kolaylaşıyor.
Huzur oluyor. Olmayan taraflar oluyor.
Tabii ki de sürtüştüğüm şeyler oluyor.
Bir de bazen durduk geri cadılaştığım oluyor.
Yani ben de anlamıyorum mesela. İçimden bir şey çıkıyor falan.
Onu anlamadığımda sadece şunu anlıyorum.
Bir şey beni rahatsız etmiş.
Bir şey beni yormuş.
Nurtaç'ı bir odaya alalım.
Sakinleşelim. Dinlenelim.
Onu birazcık mutlu edelim.
Enerjimizi yenileyelim.
Yani rejuvenation. Bir yenileyelim.
Kendimize gelelim. Yükseltelim.
Sonra. bittiyse eğer buradaki piliniz üstüne eklediğiniz her şey o bitmiş halinizle herkese garip bir ya vibe yayıyor.
Gerçekten vibe'ınız bozuk oluyor.
O yüzden o vibe'ı temizlemek lazım.
A oraya birazcık dokunmak lazım.
Hep çakralardan bahsediyorum.
Çakraları birazcık ellemek lazım.
Son olarak şeyden de bahsedeceğim.
Bu son 100 gün planlamasında iki tane çok değerli bana beni iyi hissettireceğine emin olduğum şeylere başlıyorum.
Birincisi oyunculuk.
İkincisi de New York City fotoğrafçılığı yani New York Street fotoğrafçılığı yani bayağı sokak fotoğrafçılığı dersleri alacağım.
Dream yani nasıl bilmiyorum çok heyecanlıyım.
Önümüzdeki haftalarda başlayacak.
Oyunculuğun ilk dersini kaçırdım Dallas'ta olduğumuz için.
Oyunculuk hobi gibi okey ama bir yandan UGC tarafından karşıma çıkacak da bir şey olduğu için evet işle alakası var.
Fotoğrafçılık da illaki işimin bir yerinde dokunur ama ruh olarak, hobi olarak Yaratıcılık olarak beni çok tatmin edeceğini düşündüğüm de bir alan.
Normalde bana en iyi gelen yer dans.
Dansı hala istediğim gibi başlatamadım.
Orada projelerde ufak bir tıkanıklık yaşadık.
Ama orada da şunu fark ediyorum.
5-6 tane de hobin olmaz.
Yani oralarda da birazcık yavaş.
Çünkü fokusumuzda problem var.
Çok konuştuk fokusta.
Odakta hala problem yaşıyorum.
Bu kadar hevesli, bu kadar meraklı olmak, bu kadar iştahlı yani her şeyi yapma isteği bence güzel.
Ama zamana yaymak, disipline edebilmek, dengeyi kurabilmek ile sanki daha keyifli ve doyurucu ve verimli bir karşılığı olacaktır.
O yüzden yavaş yavaş, acele etmeden, inanarak, kendimizi bilerek son 100 gün dedik.
Kaç gün kaldı bilmiyorum size saplayın.
Nasıl geçiyor bilmiyorum yani yeniden bahsetmiştik biliyorsunuz yeni bir kitaba başlamak, yeni şarkı dinlemek, yeni bir yemek tarifi ya da yeni bir tat tatmak.
Yeni bir çikolata denemek her şey olabilir.
Ben yeniyi çok seviyorum.
Böyle expand hissediyorum şu hayatta, ahir ömrümde.
Ne kadar bir yerlere dokunabilirsem o yüzden seyahat etmeyi çok seviyorum sanırım.
Ne kadar dokunabilirsem o kadar genişlemiş ve yayılmış gibi hissediyorum.
Ruh olarak bu dünyaya yayılmış gibi hissediyorum.
Bundan ben çok keyif alıyorum.
Bana çok iyi geliyor. Olmadığı yerlerde, blokajlar yaşadığımız yerlerde, negatifliklerin biriktiği yerlerde de dinlenebilmek, kendini yenileyebilmek.
Regeneration yapabilmek, decompress yapabilmek için kendimi geri çekiyorum.
Özetle böyle bir haftaydı.
Umuyorum keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Zaten son dakikayı dinlemiyorsunuz.
Buralara kadar geldiyseniz ekstra teşekkür ediyorum.
Son bölümü dinleyen bana bir yerde pok yapabilir mi?
Bir yerden beni dürtün lütfen.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Haftaya yeni bölümler. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
