
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Nasıl bir evde büyüdünüz? Misafir gelince patı patı topluca evi topladığınız bir ev miydi?
Bu bölümde Nurtaç’ın temizlik üzerine olan travmasını, şimdiki yaklaşımını, öğrendiklerini ve travmasından özgürleşmesini konuşuyoruz.
Sizin çocukluktan kalan, üzerinize yapışan, kimliğiniz sandığınız özellikler neler? Neleri değiştirmek istiyorsunuz ve zor geliyor?
***
Keyifle dinlediğiniz bir bölüm olsun.
***
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bugün kendimi tamamen ponçiklemek istiyorum.
Bugün çok seviyorum kendimi.
Mıncır mıncır böyle. İçim içime sığmadı.
Aslında sabah zeki uğurladım.
Los Angeles'a gitti. Bilmeyenler için söyleyeyim.
Zek Dijital Yapımcı çekimleri var.
Bir haftaya yakın orada kalacak.
Bittersweet. Yani evet uzun ilişkide yaşayan insanlar için çok önerilen, tavsiye edilen bir şey.
Ama aynı zamanda FOMO yaşıyorum.
Çünkü gitti araba falan kiraladı.
California Vibes. Hatta Zeki'nin üniversiteden sınıf arkadaşı Alessandra.
Benim de çok yakın bir arkadaşım oldu.
Onun tiyatro gösterisi var bu akşam.
Onu izliyorlar. FOMO yaşıyorum evet.
Ama kendi içimdeki yolculuk bana çok keyifli geliyor şu anda.
Çok uzun zaman sonra ilk defa gündüz uyku...
Hatta bir şeyler izlerken uykuya daldım.
O bana çok iyi geldi.
Bir de beni anlayanlar çok iyi anlayacak.
İlk defa hayatımda temizlik yapmaktan keyif alan bir insan oldum.
Yani benim için hayatta çözülemeyecek bir sorundu bu.
Atlanamayacak bir eşikti.
Yani insanlar neden temizlik yapmaktan keyif alır diye sorguladığım bir şeydi.
O yüzden... Gerçekten temizlik yapma isteğinin gelmesi, işte gidip çamaşır suyu almak, domestosu özlemek.
Gidip cif buldum ya ben burada.
Yani şurada reklam yerleştirmesi yapsam çok uygun olacaktı.
Ama Amerika'da cif bulmak, ya cif çok güzel bir şeymiş bilmiyorum.
Belki daha iyi geliştirilmiş ürünler çıkmıştır ama ben küçükken cif vardı o yüzden cife karşı şu anda ekstra bir sempatim var.
Temizlik kokusu, bir şeyin temiz olması bana ekstra bir haz vermeye başladı.
Şöyle söyleyeyim, biraz geçmiş bilgi de vermek adına.
Ben dağınık bir evde büyüdüm.
Özellikle Türk kadınlarının yani ya da Türk erkeklerinin değil mi standartlarına göre görece dağınık, pis, karışık denilebilen bir ev ortamında büyüdüm.
Benlik hiçbir sıkıntı yok bu arada.
Yani benim için sorun teşkil eden bir şey değildi.
Ama misafir gelmeden önce böyle...
diye sihir yapar gibi bütün o karışıklıkları, dolapları sıkıştırdığımız sıkıştırdığımız, bir şeyleri çabucak temizlemeye çalıştığımız bir ev ortamında büyüdüm.
Bana sorarsanız geriye dönüp baktığımda keyfi de geliyor.
Yani vay be ne komik şeylermiş diyorum.
Kendi temizlik standartlarımda şey yok bu arada.
Yani bir insanın evine gittiğimde acaba temiz miymiş değil miymiş bakayım nasıl düzelmiş falan.
Hiç yok. Beni hiç ilgilendirmez.
Benim evime geliyorsanız onu yapıyorsanız da size yazıklar olsun.
Hiç beni ilgilendirmiyor. Yani sizin ne düşündüğünüz de beni hiç ilgilendirmiyor.
Çünkü ben bunu kabul ediyorum.
Hatta muhtemelen psikolojik olarak da yani.
Kendimi kendi ortamımda da hissediyorum.
Bu arada bunu söylediğimde çok da karışık bir şey düşünmeyin.
O kadar fena bir yerde değilim.
Ama yani şu atomik alışkanlıklarla beraber başladığımız alışkanlıklar var ya.
İşte mesela yatak odasından mutfağa giderken o bardağı götür.
Aman da yere çorap atmıştık onu alalım sepete koyalım.
Neyse ki sonunda ufak alışkanlıklarımla beraber bu yepyeni...
Yani taptaze alışkanlığımız gelişti.
Ben artık marketlere gittiğimde temizlik ürünlerine de falan bakıyorum.
Dolabımı nasıl temizleyebilirim?
Evi nasıl değiştiririm? Aman da bu çarşafların rengi değişmiş.
Ya da dolaplara bir şeyler koyalım o koku artsın gibi gibi alışkanlıklarım başladı.
Bundan çok mutluyum. Beni gerçekten bu tarz bir evde büyüyen, bu alışkanlığı geliştirmek isteyen ya da şu temizlik konusunun neden yani sürekli maintenance olması gereken bir alan olduğunu anlamayan insanlar
bu bölümü çok iyi anlayacaktır.
Çünkü... Benim hayattaki en büyük handikapım bir şeye başlamak değil, onu maintain edebilmek.
Yine devam ediyorum ama aynı özenle, aynı çabayla, aynı özveriyle devam edebilmek benim için bir challenge.
Onu maintain edebilmek bir challenge.
Temizlik konusu da buradaki en temel konularımızdan bir tanesi.
Çünkü elbette Türkiye'de büyüyen bir insan olarak insanların temizlikle alakalı standartları bence biraz daha fazla.
Türkiye'de özellikle. Kötü bir şey anlamında söylemiyorum.
Sadece bizim bakış açımız adına konuşmak istiyorum.
Bir insan evine gittiğinde çok fazla detaylara dikkat edilen sonra maalesef arkasından yorum yapılan da bir konu olduğu için bende ufaktan bir travma da yaratan bir konu.
Çünkü tabii ki de böyle bir evde büyüdüğümde o dönemde yaşadığım sıkıntılar vardı.
Arkadaşlarımın benim evime gelmesi benim için bende gerçekten panik olabilen bir durumdu.
Çünkü benle alakalı hiçbir sıkıntı yok.
Sadece o eve gelen İnsanların bana ve benim aileme olan bakış açısıyla alakalı bir sıkıntı olduğu için kaygı duyduğum bir şeydi.
Sonuçta etiket olarak görülüyor bazı şeyler Türkiye'de ve biz biraz fazla değer veriyoruz dışarıdaki algımıza, görüntümüze, başka insanların bizim hakkımızda söylediği şeylere.
O yüzden ben bir insan eve gittim de onun dağınak olması beni ilgilendiren bir şey olmamasına rağmen keza kendi evimdeki ortamım da beni o derece rahatsız etmiyor iken senin benim evime gelip o evle alakalı yorumun ve arkamdan konuşma
veya Ya da sonrasında benimle alakalı ilişkini ona göre düzenleme durumun.
Elbette çok da hoş olmayan bir durum oluşturuyordu.
Çocukken özellikle.
Arkadaşlarımı davet edemezdim.
Edeceğim zaman mutlaka bir biraz daha toplamam gerekirdi.
Gerginlik olurdu. Ailemle kavga ederdim.
Kardeşlerime kızardım. Annemle zaten çok daha boğuşurdum.
Şimdi geriye dönüp baktığımda annemi çok çok çok iyi anlıyorum.
Ve belki de bu bölümü kendime, geçmişteki halime, anneme iyileştirme enerjisi olarak çekmek istiyorum.
Çünkü kolay değildi dağınık bir evde büyümek, temizlik alışkanlıklarını geliştirememek.
Hele ki şimdi kendi sıkıntımı şöyle ifade etmek istiyorum.
Bizim evimizin dağınık ve pis olmasının en büyük sebebi aslında benim annemin fazla temizliğe düşkün olmasıydı.
Yani... Mutlaka, içinizden mutlaka bir tanenizin annesinde bu özelliğin olduğunu düşünüyorum.
Benim annemin bir ocağı temizlemesi, bu fırınlı ocağı temizlemesi çok uzun sürerdi.
Çok detaylara dikkat eder, onu gıcır gıcır yapar.
Hani o gazın çıktığı minik delikler var ya, onları alır teker teker temizler, parıl parıl.
Yani bu gerçekten psikolojik anlamda hangi kategoriye giriyor bilmiyorum.
Çünkü OKB derecesinde değil.
Ama annem bir temizliğe başladığında çok uzun sürdüğü için...
Orayı halledemiyordu, bitiremiyordu.
Ya da Ben temizlik yaptığımda asla beğenilmiyordu.
Benim ablam bana göre çok daha iyiydi.
Zaten aile dengesinde şimdi biz dört çocuğuz.
Önce ablam var. Ablayla anne o konuda biraz daha iyi anlaşıyorlar.
Benden sonra da iki tane erkek kardeş var.
Babam ve o iki erkek kardeşim takılırlarken ben onlarla takılmayı tercih etmiştim.
Çünkü annem ablam biraz daha dantel, temizlik, yemek daha böyle hani kadınlara atfedilen özellikler arasında gezindikleri için ve bence ben onlara uymadığım için ya da benim...
Yaptığım beğenilmediği için.
Ben aslında o gurba ait hissetmiyordum kendimi.
Bir de ben solak olduğum için öğrenemiyordum.
Yani annem bana böyle örgü öğretmeye çalışıyordu.
Öğrenemiyordum. Bir şey yapmıyordum.
Yani ters geliyordu bana her şey.
Gerçekten anlamıyordum.
Bir de istemiyordum yahu.
Ya şu Türkiye'de gerçekten annelerin kız çocuklarına affettirdikleri ve dahi zorladıkları özellikler ki kullandıkları cümleler bunların hepsi bence harassment.
Çünkü hani yaptığın bana ise öğrendiğin kendine yarın yapam...
diyecekler, annesi bir şey öğretmemiş diyecekler gibi cümleleri duymadan büyüdüyseniz alnınızdan öpüyorum.
Bunların hepsi bir travma ve ben gerçekten bu bölümü çekerek hem kendi küçük halime iyileştirme enerjisi göndermek istiyorum hem de annemi gerçekten affediyorum.
Ona karşı bir kırgınlığım yok, kızgınlığım yok fakat üzerimden geçen bir travma olmuş tabii ki de ezildiğim bir süreç olmuş.
Şimdi ailemizle alakalı belki biraz daha bilgi vermek adına bir şeyleri anlatacağım size ama çok fazla detaya giremeyeceğim çünkü sonuçta annemle alakalı konular ve biliyorsunuz ki anneler kendileriyle alakalı bir şey anlatmasını
pek sevmezler hele ki eleştiri boyutuna kaçıyorsa çok hoşlarına gitmez.
Bir de bence benim annemde yakaladığım şey şu bize bütün hayatını adadığı için Muhtemelen herhangi bir eleştiri annem için çok daha ağır bir etki yaratabiliyor.
Çünkü 40 yaşındayken maalesef dul kaldı ve 4 çocukla yalnız kaldı.
Herhangi bir maddi desteği yoktu.
Ben şimdi 33 yaşındayım.
40 nerede yani şurada 4 çocukla yapayalnız ve parasız kalsam bilmiyorum.
Belki de çocuk istememimin bir sebebi de bu olabilir.
Hayattan korkuyorum. Bunların hepsi travmatik.
O yüzden terapiyle derinleştiğim, değiştiğim, anlamaya çalıştım.
Şöyle masaya yatırdım ve hayatı özgürleştirmeye çalıştım.
Çalıştığım konular bunlar. Benimle alakalı tabii ki de bunlar.
Ama elbette içinizden benzer deneyimler yaşayanlar vardır.
Geçmişte, şu anda. Umuyorum ki ortak bir payla da buluşuruz.
Size de iyi gelen bir bölüm olur.
Neyse annem için şöyle tekrardan devam etmek istiyorum.
Ben ikinci çocuğum ve ben 6 aylıkken maalesef kendi annesini çok acı bir şekilde kaybediyor.
Çok ani bir ölüm.
Zaten babası daha öncesinde ölmüş.
Bu arada babadan da aynı şekilde.
Ben doğduktan 3 gün sonra babaannem ölüyor.
Zaten büyük babayı hiçbir şekilde görmedim.
Yani ben aslında anneanne, babaanne, dede, büyük baba hiçbiriyle tanışmadan büyümüş birisiyim.
O kavramları bilmiyorum. Birisi böyle anneannem, babaannem falan dediğinde bende o kavram, o algı yok.
Şimdi benim annem. Kendisi zaten doğum yapmış.
6 aylık bebeği var. Diğer çocuğu 4 yaşında.
Kendi annesi ani bir şekilde öldüğünde muhtemelen zamanında çok acı bir kayıbı tam da acısını yaşayamadan geçirdi.
Tahminim. Çok yüksek ihtimalle depresyondaydı.
Aaa bu bölüm ilk defa zorlanıyorum.
Normalde böyle podcast'e ağlayan insanları lan ne ağlıyorsunuz podcast'e kapatın devam edin diyordum da biraz zorlandım bu bölümde.
Okey. Çok yüksek ihtimalle annem o acısını iyi yaşayamadığı için, yasını yaşayamadığı için bence depresyona girmiş bile olabilir.
Psikolog değilim, sadece geri dönüp baktığımda annemin psikolojisini anlamak adına gerçekten çok çaba sarf ettim.
Yani annemi... bir kadın olarak, bir insan olarak düşünmeye başladıktan sonra benim birçok konuyla alakalı görüş açım değişti.
Çünkü anne bizim ülkemizde biraz daha kutsal topraklara yerleştirilen, aman da eleştirilmeyen, aman da her şeyin doğru olduğu ya da çok cefakar, çok acı çeken, çok yani her şeyini veren bir model
olduğu için biz anneleri bir kadın.
bir insan, bir birey, normal bir varlık gibi görmeye çok alışkın olamayabiliyoruz.
Bu nedenle terapide genelde benim annemle olan ilişkimde çok fazla sevgi var ve aynı zamanda fazla merhamet var, bir acıma var, bir de öfke var.
Yani sonuçta hepimizin annesi babası var ve hepimiz bir miktar travmayla.
O ilişkilerden geçiyoruz.
O yüzden oradaki duyguları belki belirlemek, algılayabilmek çok yardımcı oluyor.
Ve sonra o duygularla karşılaşıp, onları bir süzgeçten geçirip, yüzleşip, tekrardan sindirmek daha da yardımcı oluyor.
Ve hatta bence özgürleştirici bir gücü oluyor.
Başa geri dönecek olursak bence annem depresyondaydı ve benden sonra iki tane daha çocuğu oldu.
O dönemler psikoloğa gitmek, ruhsal sağlığını anlamak, pek gündemde olan şeyler olmadığı hatta tam tersi maalesef olumsuz olarak bakıldığı için muhtemelen benim annemin gündeminde olan konular değildi.
Devam etmesi gerektiği bir hayattı.
Kadınlık görevleri vardı. Temizliğini yapması gerekiyordu.
Evine alışveriş, yemekti, şuydu buydu.
Çocuklar, komşu, kocası derken muhtemelen kendince bir hayata sıkışmıştı.
Ve biz dört çocuk, gerçekten birbirinden farklı ama aynı zamanda çılgın, yerinde duramayan, dağınık, yaramaz aslında çocuktuk.
Ama annem için...
Hiç uslu olmayan, tam tersi hatta biraz daha böyle kavgacı, asi, biraz daha yırtık çocuklardık.
Bundan olumsuz anlamda konuşuyor gibi görülebilirim.
Ama ben çok mutluyum bu tarz bir çocuk olma halinden.
Çünkü kendimi ben bu şekilde tanımladım, bu şekilde sevdim.
Benim o dönemler yırtık, işte isyankar, asi olmam.
Bugün bir şeyleri yırtmama belki de yani bunu övmek için söylemek istemiyorum ama kendime de kredi vermek istiyorum.
Allah'ın yorkuna gelip şurada aman da ben immigrantim aman dingileceğim şöyle şu bu demeden çat çat çat bir yerlere girip insanlarla tanışıp kendime bir alan açmamı sağlayan da bir özelliğim oldu.
Ben bu dünyaya gelmiş ve bu dünyadan alacağımın olduğuna inanan bir insanım.
İyi ki de öyleymişim çocukken de öyleydim şimdi de öyleyim 7 ve 70 diyeceğim yani 7'sinde neyse 70'inde o da gerçekten doğru bence.
Ve tabii ki de dört çocuğun yerinde durmayan, söz dinlemeyen, dağınıklık, işte oyuncaklar şu bu, annenin dediğini yapmayan çocuklar arasında ev daha da karıştı.
Benim en çok sıkıntı yaşadığım şeylerden bir tanesi annemin yaptığım temizliği beğenmemesiydi özellikle.
Çünkü ben yaptıktan sonra ya o arkamdan temizliyordu ya beğenmiyordu.
Bir de şey laflarını çok söylerden çok üstün körü yapıyorsunuz.
Ben hala o tarafımla savaşıyorum.
Bir şeyi üstün körü yapıyorum hala bugün de.
Yani özenmeye çalıştığımda daha da batırıyorum.
gibi geliyor. Biraz son dakikacı, spontaneous tip olarak tanımlamaya başladım kendimi.
Muhtemelen öbür taraftan kaçmaya çalıştığım için.
Bu da terapi seansına döndü bu bölüm yani bilmiyorum.
Tüm bunlarla dağınık, karışık, işte hali hazırda yine dediğim gibi Türk standartlarına göre pis sayılabilecek bir evimiz oldu.
Nur topu gibi. Ve baba vefat ettikten sonra biz bayağı korkunç bir eve taşındık.
Çünkü paramız da yoktu. O evde annemin yıllardır kıyıp kullanamadığı çeyizleri fareler yedi.
Baya fare girmişti eve ve o kullanmadığımız bir oda vardı.
İşte Türkiye'de salon mantığı vardır ya koltuklar durur orada.
Takım olan koltuklar durur ama kimse o odayı kullanmaz.
Misafir gelirse orada oturulur falan.
Bu arada öyle fancy bir ev de değildi yani.
Yine de takım olan koltuklarımız oradaydı.
Orada da annemin ipek yorganları vardı.
Kıyıp kullanamadı ve hepsini fareler yedi gerçekten.
Maddi ve manevi olarak çok zorlandığımız bir eve geçmiştik zaten.
Aslında küçük çocuklar olarak o evdeki en eğlenceli olan şey bahçesinde Bir sürü meyve ağacı vardı ve ben hayatımda ilk defa kiraz ağacına tırmanıp oturup kitap okurdum.
Elimi uzattığımda taptaze kirazlara ulaşırdım.
Bir yandan kiraz yiyip bir yandan kitap okumak, ağacın tepesinde oturmak.
Yani şu anda öyle bir şey yapmak aklıma dahi gelmez ve o minicik halimle 12-13 yaşındaydım işte o zamanlar.
Bu çok keyif aldığım bir aktiviteydi.
Bir de bilirsiniz ki tam ergenlik çağındayım.
Yani 14 yaşıma geldiğimde artık bir genç kız olduğumun, zaten sürekli çocuklardan hoşlanırım.
Bu arada yani ben bebeklikten beri bir sürü erkek çocuklarından hoşlanmış bir kızım.
Ama 14 yaşıyla beraber işte vücuttaki gelişimler, değişimler, hormonlar.
İşte ilk defa reglinin başlaması.
Mesela ben reglin başladığında annem kapıda halı yıkıyordu.
Ben de ona sözde yardım ediyordum falan.
Sonra bir anda karnımda bir ağrı oldu.
Ayaklarım üşüdü zannettim.
İşte o cıp cıp cıp suyun içinde olmaktan.
Sonra tuvalete gittiğimde kan gördüm ve artık ilk defa o beklenilen şey oldu.
Fakat... Çok ilginçtir ki kendi kendime bir pet buldum.
Kendi kendime yerleştirdim ve ilk defa yapıyorum bunları.
İşte okulda gösterdikleri için muhtemelen birazcık öğrenmiştim.
Anneme söyledim mi söylemedim mi hatırlamıyorum bile.
Çok ilginç. Biraz alakasız bir detaydı ama galiba anlatmak, genel anlatmak istediğim konu şu.
Biraz bu ölümde travması ile beraber aile içerisindeki kopukluklar, işte annenin belki yüksek standartları, benim üzerimde yarattığı o Şemalar diyeceğim ve şemalarla başa çıkma
yöntemleri olarak genelde belki de ya kaçıyordum ya da teslim olmuştum.
Teslim olmak konusunda artık hani salmak da diyebiliriz bu konuda.
Yani gerçekten ben yapamıyorum, benim elimden gelmiyor deyip belki de bunun benimle alakalı bir özellik olduğuna kendimi inandırıp tamamen bırakmıştım.
Yani Nurtaç temizliği güzel yapamıyor, beceremiyor da zaten.
Beceriksiz lafını da çok duydum çünkü.
Beceremiyor da zaten deyip tamamen salma, oradan uzaklaşma.
İşte kaçınma gibi geliştirdiğim özellikler oluyor.
Bu arada altını çizerek söylemek istiyorum.
Terapist falan değilim.
Ama terapide öğrendiklerim beni iyileştiren, özgürleştiren şeyleri o yüzden burada belki yüksek sesle söylüyorum.
Bu şekilde sorun yaşıyorsanız ve şema terapisine ilgi duyuyorsanız terapide belki terapisinize bunu sorabilirsiniz.
Ya da hiç terapiye başlamadıysanız bu konuyu biraz araştırabilirsiniz.
Bunun üzerinde çalışan bir terapistle görüşebilirsiniz.
Ben kendi öğrendiğim şeylerden bu yakınlığı ve cevap verme şey...
Aslında burada algılayabiliyorum ve belki de bu bölümde en çok vurgulamak istediğim şey oradaki travmayı iyileştirmek ve oradan özgürleşmek üzerine olan konuydu.
Çünkü travmayı görmek...
Başta çok acı veriyor.
Ona yaklaşmak, yaşadığın şeyleri hatırlamak ya da kabul etmek.
Çünkü bizim ülkemizde bunlar utanılacak olan şeyler.
Aslına bakarsınız hani başka kimseye anlatma, geçmiş geçmişte kalmış aman hatırlama, unut, kimseyle konuşmana gerek yok gibi.
Belki de üstünü kapatmaya çalıştığımız şeyler.
Ben bir şeylerin üstünü kapattığımda bende işe yaramadığını artık çok iyi biliyorum.
O yüzden çoğunlukla yüzleşmek belki ilk karşılaştığınız anda canınız acıtan bir şey.
Ama üzerinizden tonlarca yükün.
azaldığında hissettiğiniz bir şey.
Böyle şeyler de dahil. Yani geçmişinizde ailenizle alakalı bir şey olduğunda belki tırnak içerisinde söylüyorum utanılacak bir şey yaşadığınızı düşündüğünüz şeyi unutmak ya da bastırmak yerine onunla karşılaşmak, yüzleşmek,
onu gün yüzüne çıkarmak ve daha sağlıklı olan şey tabii ki de bunu bir terapist eşliğinde yapmak.
Kendi kendinize çok daha zorlanacağınız bir alan olabilir elbette.
Kitaplar okuyarak, podcastler dinleyerek fakat yine işte onunla Karşılaşıp ondan özgürleşmek üzere tekrardan kendiniz eklediğiniz yeni özelliklerle hayata devam ediyorsunuz.
Burada ben bir temizlik örneğinden bu yola çıktım.
Fakat yıllarca kendimi temizlik yapmak istemiyorum, temizliği sevmiyorum, temizlik şöyle, temizlik böyle diye diye geçiştirdim.
Fakat şu anda temizlik yapmayı seviyorum dediğimde de skalanın diğer ucuna fırlamış anlamına gelmiyor.
Yavaş yavaş, hazmederek, biraz daha severek, hissederek de...
yapabildiğim bir şey oldu.
Önceden bana yük olan, zorlandığım hatta tam tersi karşı çıktım yani yapmayacağım lan dediğim şeyler şu anda hayatımın normal akışında olan şeyler.
O yüzden belki sizin hayatınızda bu temizlik olmaz başka bir konu olur.
Bir şeye karşı aşırı reaksiyon gösteriyorsanız belki de orada kaçtığınız bastırdığınız başka bir şey olabilir.
Geçmişinizden kalan kendinizi inandırdığınız karakterinizin bir parçası olduğunu zannettiğiniz başka bir özellik olabilir.
Bana inanın ki arınma başladıktan sonra sanki bütün sisteminizi tekrar Ben kendi ellerinizle minik minik minik inşa ediyorsunuz.
Belki de o çocukken çevrenizde olmasını istediğiniz yetişkin olarak siz hayatınıza devam ediyorsunuz.
Ve o çocuk halinize o iyileşme enerjisini gönderiyorsunuz.
Ben anneme de bu enerjiyi gönderiyorum.
Çünkü annem aslına bakarsanız kendi bildiğinin en en en iyisini yaptı.
Tüm o şartlarda yalnız başına hem de yine Türkiye'de diyeceğim.
Çünkü Türkiye'de dul ve parasız bir kadın olmak kolay değildi.
Eminim şu anda bu... Bu ekonomiyle çok daha zordur.
Şu anda bu süreçte olan birçok insana sevgi ve dualarımı gönderiyorum.
Çünkü hayat kolay değil ve bazı şeyler bazı şeyleri daha da zorlaştırıyor.
Benim kendi hayatımı yaşama şeklimde sevgiyi temel almak bana çok iyi geldi.
Yani öfkeyi, kızgınlığı, asiliği, kibiri neyse artık.
onları pusula almak yerine sevgiyi önceliklendirmek, bir şeylere sevgiyle yaklaşmak inanılmaz iyileştirici etki yaratıyor ve bunlardan arınmak, bunlardan hafiflemek ve kendinize
yeni karakterler eklemek sizin elinizde ve gücünüzde olan bir şey.
İnanın bana kimse size bunu yaptıramaz.
Siz istediğiniz zaman yapıyorsunuz.
Kendinizdeki gücün farkına vardığınızda böyle sihir gibi bir şey hissediyorsunuz zaten.
Oha bende var mıydı ya falan oluyorsun.
Oradaki ilk aydınlanma garip bir etki yaratabiliyor.
Sonrasında bence bana sorarsanız kendi hayatınızı yaşamaya başlıyorsunuz.
Yani ilk başta o geçişi yapmak belki kolay olmayabilir.
Size verilen ya da o travmalarınızdan arınana kadar bir süreç var.
Kaç yaşındasınız bilmiyorum. Bunun yaşla biraz alakalı olduğunu düşünüyorum açıkçası.
Yaş ve tecrübeyle diyeceğim.
Çünkü çok genç yaşta o kadar tecrübe...
ve karşılaşılmıyor isteseniz de.
Ama hem yaşla gelen bir olgunluk Beynin çalışma sistemi bile değişiyor, algılarınız değişiyor.
Keza kendi üzerinizde çalışıyorsanız biraz daha yerleşmeye başlıyor.
Praktiz ediyorsunuz, üzerinde duruyorsunuz.
Yavaş yavaş yerleştiriyorsunuz yeni özellikleri.
O yüzden belki de gerçekten o yaşamak istediğiniz hayatı tekrardan kendi ellerinizle inşa etmiş oluyorsunuz.
O nedenle burada zaman kavramını biraz daha bastırıyorum.
Çünkü bazen e-mailler alıyorum.
19 yaşında çok genç bir kadın diyor ki ben hayatıma çok mu geç kaldım, nasıl yapayım?
yapacağım, kendimi hissetmiyorum, araftayım gibi cümleler kuruyor ve ben aslında hani 33 yaşından ona nasıl söyleyebilirim?
Yani 19, 20, çok gençsin, her şey zamanla oturacak.
Böyle böyle iki ileri bir geri, hatta bazen bir ileri beş geri olacak.
Yani aslında baktığınız zaman hayatın tadı da bu, güzelliği de bu gibi gibi.
Belki de bir hatırlatma ile, bilmiyorum.
Bu bölümü aslında o yüzden iyileşmek üzere yapmak istedim.
Travmalarımızdan arınmak üzere yapmak istedim.
Yeni kendimize kendi ellerimizle hazırlayacağımız yeni kimlikler üzerine hayat inşa edelim isterim.
Ben şahsen kategori atlamış gibi hissediyorum.
Temizlik yaparken sinirlenmeyen, erinmeyen, hayatın akışına bunu yerleştirebilmeyi başarmış bir kadın olarak dünyaya bunu duyurmak istedim.
Kendimi kendi alnımdan öpmek istedim.
Eski Nurtaç'a zorlan...
İçinizden bu konuyla alakalı olabilir.
Başka bir konu olabilir. Geçmişini biraz daha bastırmaya çalışan kişiler olabilir.
Onlara da bütün bu sevgi ve iyileştirme enerjisini gönderiyorum.
Bölümü dinlediğiniz için çok teşekkür ediyorum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Umarım keyif almışsınızdır.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
