
Tek Başına Gezmek | Korkun sana ne öğretiyor?
14 Temmuz 2025 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur. Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için: https://s.evital.app/versiyon25 - VERSIYON25
VERSIYON25 koduyla ilk psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
---
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Bu bölüm ''Evital'' hakkında reklam içerir.
Transkript
Bu bölüm Evital'le ilgili tanıtım içerir.
Daha önce başka bir ülkeye kendi başınıza gittiniz mi bilmiyorum ama bu bölüm sadece işte başka bir ülkeye solo travel etmek üzerine değil.
Daha çok böyle kendini tanımak, cesaret etmek, kendinle baş başa kalmak, kendi korkularınla yüzleşmek başlıkları altında bir bölüm olacak.
Geçen yaz Bodrum'da Gümüşlük'te kendime böyle 3-4 gün tatil vermiştim.
Yanımda kitaplarım, defterlerim olduğu sürece tadından da geçilmiyor.
Çünkü yalnız zaten hissetmiyorum.
Herhalde Yengeç Burcu olduğum için bilmiyorum.
Ya da kalabalık bir ailede doğup büyüdüğüm için bilmiyorum.
Yalnız başıma küçüklüğümden beri çok kalmışımdır, takılmışımdır.
Kendime ait ufak bir alan yaratmak, kendimle baş başa kalmak, o vakit geçirme hallerini çok severim.
Bir de üniversitedeyken de kız yurdunda kaldığım için, 6 kişilik kız yurdunda kaldığım için kalabalıklar arasında ayrışmayı...
Severim. Becerebilirim de.
Ya da eskiden beri bir kafeye yalnız gitmek, restorana yalnız gitmek vs.
zaten sıkça yaptığım şeylerdi.
Şimdi seyahat etmek adı altında daha önce neler yaptım?
Evet kendi ülkemde başka yerlere gittim.
Tamamen yalnız olduğum şeyler de oldu.
Sonuçta kendi ülkemde yani yine comfort zone.
Çin'e yalnız başıma taşındım.
Giderken kimseyi tanımıyordum.
Ama Çince biliyorum. Ya da ne bileyim okul olduğu için hani öncesinde konforlu gibisiniz.
Gittiğiniz yerde okulunuz, yurdunuz her şey hazır.
Şimdi Amerika pasaportu aldıktan sonraki ilk yapmak istediğim şey tabii ki de Avrupa'ya show up yapmak.
Yani çat diye gidebilmek, bunun tadına bakmaktı.
Bu Avrupa olayı nereden çıktı biraz onu anlatacağım.
Zach Norveç'te iş konferansına katılacaktı.
Ben de hani Norveç'e mi gitsem onunla, Oslo'yu mu görsem falan derken biraz konferans alanının şehir dışında olduğu için sıkılacağımı düşündük.
Çok yakın arkadaşlarım da Paris'telerdi.
Hani bize katıl falan dediler.
Sonra dedim yeni bir yeri görelim.
Hadi hep beraber Lisbon ve Porto'ya karar verdik Portekiz'de.
Fakat arkadaşlarımla benim kendi yapmak istediğim şey solos hayatı.
Yani tamamen yalnız olmak. Çok rahat olmadığım bir şeydi en başta.
Çünkü tamamen yalnız olduğum, şehirde hiç kimseyi tanımadığım bir ortamım daha önce olmadı.
Yani hani gittiğinde belki birisi olur ya da atıyorum bilirsin neyle karşılaşacağını.
Ya da telefonumun internetini yurt dışında açamıyorum ben.
İnterneti bile nasıl çözeceğimi bilemiyordum.
Sonrasında ASIM olayını falan yükledik.
Çok çok çok kolaymış.
Bir de şunu fark ettim.
Zaten İngilizceniz varsa, internetiniz varsa her yer size memleketiniz gibi oluyor.
Bir de gittiğiniz yerler zaten turistin çok olduğu yerler olunca insanlar size o şekilde davranıyor.
Size yardımcı olmak isteyen bir sürü kişiyle karşılaşıyorsunuz.
Ya da dediğim gibi İngilizce konuştuğunuz için hiçbir şekilde zorlanmıyorsunuz.
Hatta ufak ufak oranın dilini de öğrenirseniz o küçük interactionlar da çok daha tatlı ve öğretici olabiliyor.
Benim korktuğum şey bu arada eskiden olsa bunu daha çok konuşurduk şu anda Allah'tan öyle bir şeyim kalmadı.
Eskiden ben böyle otellerde falan da kalmaya korkardım ya da hayaletten korkuyordum.
Kendi başıma uyumak ve hani kendi başıma kalmaktan birazcık korkuyordum daha da.
Küçükken diyeceğim de yani belki de iki yıl öncesine kadar vardı bu.
Bunun etkisini birazcık spritüel şeylerle ilgilendiğim için de olduğunu düşünüyorum.
Çünkü daha öncesinde böyle çok fazla enerji şeylerle uğraşırsanız aklınıza bir sürü şey geliyor aslında.
Ama dediğim gibi biraz böyle kendimi oralardan uzaklaştırıp daha çok realitede kaldığım için.
Otel de daha öncesinde review'lara baktığımdan dolayı hiç korkacağım bir yer değildi.
Çok rahat uyudum, korkmadım.
Ya da... Bütün şehirde yalnızdım.
Hiç kimseyi tanımıyordum. Hiçbir şekilde korkmadım.
Bunların en büyük sebepleri bence hani cesaret bu demek ya.
Biraz bugünkü konunun ana tabanı bu olacak.
Cesaret dediğimiz şey korkuna rağmen yapabilmek ya.
Ben cesur birisi olduğumu düşünüyorum bu arada.
Çünkü o şeyi görmek istiyorum.
Hani o eşikten geçmiş halimi görmeyi hep çok merak etmişimdir.
Çocukluğumdan beri herhangi bir konuda.
Korkarım ama korkuma rağmen kısmını da severim.
Korktuğumu söylemekten de çekinmem.
Bir yabancı ülkeye gitmek belki çok abartılacak bir şey değildir birkaç kişiye göre.
Kimisine göre asla yapmak istediği bir şey değildir ya da ilgisini çeken bir şey değildir.
Ya da asla cesaret edemeyeceği bir şey olabilir.
Aslında bu bölümü biraz da onun için çekmek istiyorum.
Yani korkularımızın üstüne gitmekle hani illa hadi yapalım zorla yapalım değil.
Ama biliyorsunuz zaten bizim ana başlıklarımız yine bir basamak daha yukarı çıkmak.
Kendi potansiyelimize ulaşmak için biraz daha yukarıya çıkmak.
Ve... Galiba 35 yaşıma yaklaşırken bunları daha çok hissediyorum diyeyim.
Yani daha derinlerde hissediyorum.
Çünkü daha önceden yapmam dediğin ya da yapamam dediğin şeylerle biraz daha farklı ortamlarda ya da zamanda karşılaşabiliyorsun.
Ve yaptığın zaman belki geçmişine şey diyorsun.
Neden daha önce yapmadım?
Yani bu bu kadar da korkacağım bir şey değilmiş.
Maksimum otobüse atlayıp gideceğim bir şeymiş.
Maksimum bir uçaklık bir şeymiş.
Ve yaparken bence hayattaki en tatlı şeylerden bir tanesi kendini bir filmde izliyor gibi yaptığında yani bu üçüncü kişiye geçiyor.
Bu arada psikolojide çok bildiğimden dolayı değil ama kendini dışarıdan izlemeye başladığında acayip de keyif alıyorsun.
Ya bak diyorsun o kendinin küçük halini, o bıdı bıdı havaalanlarında gezerken, işte kahvesini ararken, suyunu almaya çalışırken, karnı acıkmışken falan.
Sen onu izliyorsun, uçağa biniyor, bavulunu kaldırmaya çalışıyor.
Çünkü biliyorsunuz ki ben uzun zamandır zevkle seyahat ettiğim için o bavulu yukarı kaldırmak bile benim için bir şeydi yani.
Hani okey, kimseden yardım da istemek istemiyorum.
Böyle bacağıma falan koyuyorum, omuzumdan güç alıyorum falan.
Acayip keyif alıyorum. Bir de Zeki şunu söyledim.
Bazen internette de böyle komik videolar görüyorsunuz.
Hani kızlar kavanozu partnerleri yanında yokken çok rahat açarlar.
Çat çat ben mesela bıçakla açıyorum.
Bu metodu Zeki'de öğrettim.
Ama zevk varken açamıyorum kavanozu bu.
Bu arada bilinçli yaptığın bir şey de değil biliyor musun?
Yani partnerin yanındayken sen otomatik olarak bazen fazla hani dişil enerjinde kalabiliyorsun.
Ben mesela sevmiyorum yani bir bavul taşıyayım, poşet taşıyayım onları sevmiyorum zekanımdayken.
Ama yokken ben böyle 20-22 yaşındaki halime geri dönmüşüm.
Ufak bir serserilik yüklenmiş.
Hani birisi bir şey dese ne diyorsun oğluma çıkacak yani.
Kendi savunma tarafım da açık.
Ve daha az korkuyorum.
Yani yalnız başınayken bence daha az korkuyorsun.
Sonra getirdiklerini de biraz sonra konuşacağım.
Yani bu bir iki gün...
Önce kendini izliyorsun zaten.
Aa evet korkulacak bir şey yokmuş diyorsun.
Sonra kendinle daha böyle sessizleşmeye başlıyor.
Bence işin en güzel tarafı orada.
Yani kimseyle konuşmadığın için neredeyse meditative bir şey oluyor zaten.
Maksimum kiminle konuşuyorsun?
Kahve alırken işte sana kahveyi veren barista ile konuşuyorsun.
Belki yanındaki kişi bu sandalye boş mu diyor.
Evet boş diyorsun ya da...
Oturuyor mesela belki onunla.
Sen de misafir ediyorsun falan.
Çok böyle small chat dediğimiz şeyler var ya.
Ki açıkçası ben onu tercih ettim.
Yani kimseyle böyle hadi bakalım şimdi Amsterdam'a gideceğim ve hayatımdaki en iyi dostlarımdan bir tanesini bulacağım.
Ve birbirimize her şeyi anlatacağız ve başka bir ruh ikizim olacak gibi bir düşüncem yoktu.
Ben daha çok yalnız kalmak istedim.
Kendi başıma olmak istedim.
Ve kendi sesimi duymak istedim.
Bulunduğun ortamdan, rutininden uzaklaşmak, yeni bir şehirdeki ev versiyonunu görmek zaten başlı başına bir etkinlik.
Yani bazen bütün gün otelde dursanız bile ki buna da izin vermek lazım bu arada.
Yine de sizin için bir tecrübe ve yine de sizin için bir aktivite aslında o.
Çünkü o otelde yaşamıyorsunuz ve o günkü programınızı siz kendinize göre yapıyorsunuz.
Şimdi karşılaştığım en büyük handikaplardan bir tanesi de buydu aslında.
Acayip derecede kararsız olduğumu fark ettim.
Çünkü yalnız başınız olduğunuzda kendiniz vermek zorundasınız bütün bu kararları ve karar veremiyorum.
Diyorum ki şu müzeye mi gitsem?
Şöyle bir şey mi yapsam? Sadece tur mu yapsam?
Kanala mı girsem? İşte kanal turuna mı katılsam?
Hani bir sürü şey var önünde ve senin karar vermen gerekiyor.
Orada ne kadar kararsız olduğumu, karar verirken neleri değerlendirdiğimi, ne kadar sürede karar alabildiğimi, karar aldıktan sonraki pişmanlıklarımı falan böyle yüzüme çarpa çarpa görüyorum.
Şimdi bu kendini tanıma kategorisine giriyor ya bunlar.
Bunlar benim için hayatta en önem verdiğim şeylerden bir tanesi bence.
Burada da işte kendine yakınlaşmak, kendini anlamak, bunları değerlendirebilmek, sonra gelip birisiyle konuşmak, dertleşmek, anlatabilmek, yazmak.
İşte ben podcast çekiyorum, terapi alıyorum biliyorsunuz.
O yüzden bunların hepsi benim hayat hanemde acayip derecede önem verdiğim şeyler.
Ben terapimi Evital platformu üzerinden alıyorum.
Çünkü böyle seyahat ettiğimde aksatmama gerek kalmıyor.
Zaten terapistimle bu bağı kurduğum için hem beni daha iyi tanımış oluyor, kendi travmalarımı görüyor.
Seyahat ederkenki paylaşımlarımı da ona çok daha rahat aktarabiliyorum.
Ve seyahat ederkenki paylaşımlarımı da ona çok rahat aktarabiliyorum.
Çünkü bu güveni kurmak benim için hayatta en önemli şeylerden bir tanesi.
Çünkü şey gibi düşünün yani duygu operasyonu yapıyorsunuz gibi düşünün.
Bütün duygularınızı kendinizi açığa çıkardığınız kişiyle bu güveni kurabilmeniz çok değerli.
Evital platformunu ben burada o yüzden tanıtmak istiyorum.
Çünkü Evital kendi bünyesinde diploma onaylı sağlık profesyonelleriyle isterseniz beslenme danışmanlığı ya da psikolojik danışmanlık alabileceğiniz dijital bir sağlık platformu.
Yani beslenme danışmanlığı konusunda da Çok rahat bir şekilde kullanabilirsiniz.
Ücretsiz öngörüşme yaparak size en uygun uzmanı seçebiliyorsunuz.
Ki bu benim az önce bahsettiğim şey.
O güven ilişkisini kurabilmek için ücretsiz olarak denemeler yapabiliyorsunuz.
Avantajlı seans paketlerine de bakabilirsiniz.
Ve ödemelerde de taksit imkanı sunuluyor.
Ve tüm bunun önüne versiyon 25 kodunu kullandığınızda %20 indirim alabiliyorsunuz.
Mutlaka denemenizi öneriyorum.
Çünkü terapiyle beraber daha çok kendinizi tanıyabileceğiniz, o güven ortamını oluşturabileceğiniz destek sistemini geliştirebileceğiniz bir ortam hazırlamış oluyor.
Böylece en iyi versiyonumuza da yeni bir adım kattık.
Seyahatin başlarında böyle daha hype oluyorsunuz bu arada.
Aa evet ya bir de şuraya bakayım buna gideyim falan.
Sonlara doğru o sessizleşme anı bence en çok fayda alacağımız yer.
Çünkü kendinle baş başa kaldıktan sonra zaten uzunca bir süre çok fazla dopamin de almıyorsun.
Hani ilk günler nereye gideyim ne yapayım işte şehirde ne var ne yiyeyim falan diye düşünürken sonlara doğru kendinle alakalı şeyleri kurcalamaya başlıyorsun.
Sen neyi gerçekten severek yapıyorsun, o an neyi canın istiyor, neyi yapmak istemiyor ya da hayatınla alakalı yani bunu gerçekten neredeyse 10 günlük dağ başında meditasyon kampları var ya onun gibi bir şey düşünebilirsiniz
yalnız ziyaret etmeyi çünkü kendi düşünceleriyle baş başa kalıyorsun.
Hayatta şu an yaptığın şeyleri aslında bir yerde sorguluyorsun.
Bu birçok kategoriye girebilir.
Biliyorum herkes yurt dışına gidemeyebilir.
Şu anda vize durumları var, maddi durumlar var.
Yani bu illa yurt dışı da olmak zorunda değil o yüzden.
Ama korktuğunuz şeyi yapmak, o ilk günler dediğim gibi önce onun hype'ını veriyor size.
Sonrasında birincisi eski hallerinizden bir şeyler hatırlatıyor size.
Çünkü şu anda olan haliniz, gündeminiz, belki yeni oluştuğunuz haliniz bazen özünüzden uzak olabiliyor.
İnternetle beraber çevremizdeki insanlar olabilir, yaşadığımız yer, şehir, çevremiz olabilir.
Biz önceden kimdik, nelerden keyif alıyorduk, neler yapıyorduk, hayatla alakalı beklentilerimiz neydi?
O sesler ve görüntüler kalabalıklaştıkça biz kendi o çok istediğimiz özden bazen uzak kalabiliyoruz.
O yüzden bu yalnız seyahatlerin dediğim gibi ilk 2-3 gün belki o hype'da geziyorsun ama sonraki ikinci bölümü, sonlara doğru olan bölümü seni bununla baş başa bırakıyor.
Kendinle baş başa kaldığında hani ne yediğin, nerede yediğin de önemli değil oradan sonra.
Yani ben bazı akşamlarda markete gidip şöyle basit bir yemek alıp otele gidip kendimle vakit geçirmek istedim.
Dedim ki sadece evde kal.
Yani sadece odanda kal.
Sadece kendinle vakit geçir.
Zaten gün içerisinde çok yazıyorum biliyorsunuz.
Yani yazmak, okumak, sevdiğim şeyler.
Ama bazen okumak bile.
Yani orada farklı bir ses getiriyorsunuz kafanıza.
Ona bile gerek yok. Kendinle baş başa kaldığında hatta bazen yazmak bile diyeyim yani bunu benden çok nadir duyarsınız.
O anlarda en büyük keşiflerimden bir tanesi şu anda yaptığım işle alakalıydı.
Yani bu sosyal medya ve kendimle alakalı ileride kurmak istediğim işle alakalı böyle aydınlanmalar diyeceğim ya da gerçekten ne istiyorsun nurtaçı.
Hani böyle şeyi söylemiyorum bu arada oturun ve bunu düşünün ve cevapları bulun değil.
Bu doğal olarak geliyor.
Kendinizi duyduğunuz için günlerce Biraz daha böyle o seslerin azalması, kendinizin yalnızlaşması, o kalabalıktan uzaklaşmanız, o gerçekten neyi istiyorum'a yakınlaşmak bende
biraz böyle evraka etkisi yarattı.
Hatta böyle tepinmek falan istedim, çok sevindim.
Bu, bu arada haydi bakalım şimdi bulduk ve yarın başlayacağız da değil.
Bir kere içinizde onun rahatlığı geliyor.
Bugün yaptığınız şey aslında yapmak istediğiniz şey olmuyor olabilir.
O yüzden hani acele etmemek.
Tamam, ileride. Belki zamanı geldiğinde yine yapacaksınız.
Tekrardan kendinize böyle daha yumuşak tonlarla söylediğinizde en azından şey diyorsun tamam biliyorum.
Gerçekte ne yapmak istediğini daha çok anlıyorsun, görüyorsun ve orada bir yavaşlama geliyor zaten ve huzurlanma geliyor orada.
Bana geldi öyle söyleyeyim.
Şu sıra başka şeylerle hayatım etkilendiği için, geçenki bölümde biraz bahsettim, ufak bir kriz yaşadım.
Son dönemlerde enerjiyle alakalı, kendimi korumakla alakalı, kendi sınırımı çizmekle alakalı.
Onun şu an etkilerini yaşıyorum.
Fakat şimdi benim hayatımda bu şeyler çok oluyor.
Tam böyle bir yolda gidiyorum bir şeyler ilerliyor falan hop dışarıdan bir şey yaşanıyor ve ben onun rüzgarına kapılıp savruluyorum.
Kendimi getirene kadar bir yıl geçmiş işte iki yıl olmuş falan.
Bu benim çok başıma geldi maalesef.
Dışarıdan etkilenebiliyorum eğer çok yakınımdaki bir yerden geldiyse bu sertlik.
Ama şimdi onu söylüyorum kendime yani biz bunu çok yaşadık.
Artık yaşamayalım ya da daha az etkilenelim.
Sonuçta illaki etkileneceğim.
Zaten hassas bir tipim.
O yüzden hani bunları da yakaladığımda diyorum ki zamanı geldiğinde olacak.
Yani sadece şunu söyleyeyim. Şu sıra garip şeylerle uğraşıyorum.
Mental olarak, fiziksel olarak, duygusal olarak.
Biraz yaz olduğu için daha tatlı, yüksek enerjiler falan da beklerdim.
Ama ufak böyle bir zorlandığım süreçteyim.
Özetle. Ama en azından yalnız seyahatten cebime kalanlar çok tatlı şeyler oldu.
Bu dediğim gibi hemen başka bir ülkeye gidin gezin değil.
Şu an benim bu tecrübem. Belki sizin yarın kendinize bir kafede kahve ısmarlamanıza.
Sebep olur. Kendinizi dışarıya çıkartmanıza yardımcı olur.
Bir restorana gidebilirsiniz. Bir kitap dükkanına gidebilirsiniz.
Kendinize küçük bir şey hediye edebilirsiniz.
O kendinle date diyoruz ya.
Onlar hani daha böyle süslenip püslen din de olmak zorunda değil ama daha tatlı oluyor öyle olunca.
Onlar hayatımıza farklı bir enerji katıyor.
Onları bırakmayalım. Onlar değerli.
O yüzden bölümü dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
