
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
İstanbul'dan selamlar.
Yağmurlu bir güne uyandım.
Aman Allah'ım çok mutluyum.
Ve biliyorsunuz ki yaklaşık iki aydır Türkiye'deyim.
Artık son bölümüne gelmiş bulunmaktayız Türkiye seyahatimiz.
Bir sürü şey hissediyorum.
Ağlamaklı hissediyorum. New York'a dönmek için heyecanlı hissediyorum.
Zeki aşırı özledim.
Ama bir yandan burada da kalmaya devam etmek istiyorum.
Yani çok karışık duygular var.
Nişantaşı tarafında kalıyorum.
Şimdi çıkacağım. Bir kahvaltıya gideceğim.
Bir sürü planım var.
Yani saç kesimidir. İşte şudur budur alışveriş.
Son dakika alışverişleri ki annem geliyor benimle.
Bilmeyenler için söyleyeyim. Bu akşam da annemi alacağım otogardan.
Onunla beraber yarın son alışverişlerimizi yapacağız.
İlk defa Amerikalı aile ile annem buluşacak.
Dünürler ilk kez tanışacak.
O yüzden bir şu anda heyecan yok galiba tanıştırırken onlar bir araya geldikleri gün muhtemelen heyecan hissedeceğim.
Instagram'dan takip etmiyorsanız muhtemelen Instagram'a reels olarak paylaşacağım.
Bakalım moduma göre çünkü Türkiye'ye gelme amaçlarımdan bir tanesi kendime yaklaşmaktı.
New York'taki yoğunluğumdan biraz daha uzaklaşıp Türkiye'de Türk versiyonumla, Türkiye'deki halimle yani daha önceki Hiç yurt dışına gitmemiş halimle de biraz daha bağ kurmaktı.
Oldu. Gerçekten çok iyi geldi.
Bir sürü arkadaşımla buluştum.
Üniversiteden kalan özellikle çok çok yakın arkadaşlarımla tekrardan bir araya geldim.
Tiyatro, konser, sanatsal aktiviteleri devam ettim.
Zaten dansı izledikten sonra çok başka boyuta geçtim.
Eski dans hocamla çünkü bilmeyenler için söyleyeyim.
Ben uzun yıllar yazları Bodrum'da dansçı olarak çalışıyordum.
Otellerde dans gösterisi yapıyorduk.
Türk halkı öneri gösterileri yapıyorduk.
Yabancılara halayla havuz başında.
O yüzden o eski dans hocamla yani patronlardan bir tanesiyle buluştum.
Aklımda baya bir şey var yani.
buraya geldikten sonra gerçekten olmasını istediğim şey oldu.
Kendimle o bağı kurdum.
New York'taki hayatımı buradan daha iyi gözlemleyebildim.
Neler benim anksiyetimi tetikliyor, neler beni overstimulated yapıyor.
Yani bulunduğunuz şehre göre içerinizdeki insanlar yaptığınız iş sizi çok fazla bir moda sokabilir ve siz onun içindeyken nasıl tepki verdiğinizi, nasıl hareket ettiğinizi çok da gözlemleyemiyorsunuz.
Dışarıdan bir göze baktığımda kendime de nereleri fazla yaptığımı, nereleri daha az yaptığımı daha iyi görebildim.
Bunun bir diğer sebebi de İstanbul'dan önce çok yakın bir arkadaşımlaydım.
Onun iş yoğunluğu, kendi karakteriyle benim karakterim aşırı benziyor bu arada.
Yani biz çok benziyoruz birbirimize.
Ve onun o iş yoğunluğu, işine verdiği önem ama zorlandığı yerler, stresinin doğduğu yer stresine verdiği tepkiyi o açıdan da biraz daha iyi gözlemleyebildiğimi düşünüyorum.
Benim yapımda bir insansanız yani aşırı hassas.
grubundan diyeyim. Çevrenizdeki enerjiyi sponge gibiyseniz yani çabuk sindiriyorsanız, başka insanın yaşadığı duygusal reaksiyon sizin üzerinize de bir reaksiyon etkisi yaratıyorsa yani kendinizi tam olarak koruyabilmeyi
başaramıyorsanız çünkü belki küçükken öyle öğrendiniz.
Annenizin mutsuzluğu sizi mutsuz etti ve siz onu mutlu etmek için belirli bir harekete geçtiniz.
O yüzden biz fark etmeden hypervigilance oluyoruz.
Yani başka insanların duygularını hissedip onlara göre bu yumurta kabuklarında yürüme deniyor ya.
Daha dikkatli olmaya çalışıyoruz.
Ama ben bu sponge halinden çok yoruldum.
Yani çevremdeki insanların enerjisini üzerimde hissetmek ya da onları değiştirmeye çalışma gibi bir reaksiyondan çok yoruldum.
Kendimi uzun zamandır zaten fark ederek korumaya çalışıyorum.
İşte birisi yanında stresliyse, gerginse benim üzerime o gerginliği almadan ama aynı zamanda onun gerginliğini de azaltmaya çalışmadan.
Fakat yanında olarak kendimi nasıl koruyabilirim üzerine biraz daha kendimi eğitiyorum, kendimi çekmeye çalışıyorum.
Belki bu tarz alışkanlıklarınız varsa siz de kendinizi burada gözlemleyebilirsiniz.
Belki partneriniz, anneniz, arkadaşlarınız, patronunuz yanınızda sinirlendiğinde ya da öfkelendiğinde siz vücudunuzda neler hissediyorsunuz?
Üzerinize bir sorumluluk hissediyor musunuz?
Benle alakalı mı diye düşünüyorsunuz?
Ya da hemen ona iyileştirmek için, ona iyi gelmesi için neler yapabilirimi düşünmeye başlıyorsunuz?
Bir kendinizi orada gözlemleyebilirsiniz.
Çünkü bu size ekstra bir yük.
Çünkü bu sizin probleminiz değil.
Bu tarz... Cümleleri bu arada kendinize sık kurmanızı tavsiye edebilirim.
Çünkü evet bu benim sorunum değil.
Şu anda konunun benimle alakası yok.
Benim yapabileceğim bir şey yok dediğinizde o koruma duvarını biraz daha iyi yapabiliyorsunuz.
Çünkü bu sünger gibi olmak diyeyim ben.
Böyle bir terim varsa bilmiyorum.
Yoksa da ben uydurdum.
Bu biraz daha işte çevrenizdeki insanlardan, olaylardan, davranışlardan, enerjilerden çok daha hızlı etkilendiğiniz anlamına geliyor.
Aslında bu bir hediye olabilecek kadar bence hassasiyet yaşadığınız bir durum.
Başkalarının duygularını hissedebilmek, bu kadar empatik olabilmek, onların acısını anlayabilmek, onlarla bağ kurabilmek çok değerli normal şartlarda.
Eğer ki sınır geçtiyse ve siz kendinize zarar verecek boyutta bunu hissediyorsanız ve kendinizden fazla fazla içeriden böyle fazla fazla veriyorsanız, tüketiyorsanız tabii ki de günün sonunda bu size zarar verecek
ya da yorulacak bir alışkanlık olarak hayatınızda devam ediyor.
Bu arada böyle hissetmenizin sebeplerini bilmiyorsanız ya da biliyorsanız da tekrardan bir üstünden geçmek istiyorum.
Neden böyle sünger gibiyiz biz?
Neden başka insanları bu kadar hissediyoruz?
Mesela çok yüksek empati.
Bu empatiden bahsediyoruz, empatiyi pozitifliyoruz.
Tabii ki de kendinizi korumayı bilmiyorsanız işte belki bazen yorucu bir şey olabiliyor ama yüksek empatisi olan insanlar gerçekten başka insanları daha yakından hissediyor, onlarla arasındaki bağı hissediyor
ve o ruh halimiz ona göre değişkenlik gösterebiliyor.
Yani belki de empati özelliğiniz çok yüksek.
Bir diğeri bu çok hoşumuza gitmeyen bir şey düşük öz saygı.
Öz saygı dediğimiz şey kendimize olan saygımız.
Düşükse eğer çevremizdeki insanların size nasıl davrandığıyla alakalı fazla hassasiyet geliştirmiş oluyorsunuz.
Yani bana nasıl davrandı, beni sevdi mi, neden böyle davrandı, işte ben selam verdim bana selam vermedi gibi biraz daha böyle başkalarının size nasıl davrandığıyla alakalı daha fazla merak geliştiriyorsunuz
orayı. Önemsiyorsunuz.
O yüzden maalesef saygılarımız, öz saygılarımız birazcık düşük kalıyordu.
Bende de vardı. Yani hala devam eden yerler var ama genel olarak kendimi yakaladığımda bir alandayız.
Orası da değişiyor ama işte bu sponge olmanın bir sebebi de düşük öz saygımız.
Bir de sosyal bağımlılık yani onay ihtiyacı.
İlla da başkalarının onayına ve onların kabul etmeyesine ihtiyaç duymak.
Bu da diğer insanların bize olan davranışlarından, sözlerinden, bize hissettirdiklerinden daha hızlı etkilenmemize neden olan bir şey.
Ruh halimiz ona göre değişkenlik gösteriyor.
Kabul edildik mi, onay aldık mı, sevildik mi?
Bunlara biraz daha işte sosyal bağımlılık geliştirmiş oluyoruz.
Bir de duygusal bağımlılık tarafı var.
Çevrenizde belki bu anneniz olabilir, partneriniz olabilir, arkadaşlarınız olabilir.
Onlara duygusal olarak bağımlılık diyeceğim yani bağımlılık derecesinde bir şey geliştirdiyseniz eğer de onların ruh halleri sizin ruh haliniz üzerinde bir etken yaratıyor.
Kendi ruh haliniz ona göre şekilleniyor.
Az önce bahsettiğim gibi onların daha iyi hissetmesi için bir şey yapma gerekliliği düşünüyorsunuz.
O yüzden oralarda da bağımlılık geliştirdiyseniz yakınınızdaki insanlarla onların ruh hali sizin ruh halinizde.
Böyle bir etki yaratıyor ki hiç hoş değil gerçekten.
Oraya bir bakmak lazım.
Son olarak da çevresel etkenler.
Zaten biraz daha kaotik bir yerdeyseniz, toksik bir ortamdaysanız bu iş yeriniz olabilir, evliliğiniz olabilir.
Bu ister istemez sizin üzerinizde de bu etkiyi yaratıyor çünkü bağımsız olarak kalamıyorsunuz bu çevresel faktörlerden.
Biz tüm bu etkenlere bir bakalım, gözden geçirelim.
Çevrenizdeki insanlarla ilişkiniz nasıl?
Ortamınız nasıl? Toksik bir yerde misiniz?
Kaotik bir yerde misiniz? Partnerinizle ilişkiniz nasıl?
Anneniz sizin üzerinizde nasıl bir etki yaratıyor?
Sizden ne bekliyor? Çünkü Türkiye'de özellikle birçok anne çocuğundan destek bekliyor.
Ona terapist gibi yaklaşıyor.
Sorun olduğunda böyle şunu fark ettim hiç.
Nasılsın? Ne yapıyorsun? Müsait misin?
değil. Arayıp bütün problemlerini dump ediyor.
Aslında bu da bir haksızlık.
Çünkü belki ben o an müsait değilim.
Ama destek olurken enabling diye de bir şey var.
Yani siz birisine sürekli destek sistemini kurdukça belki o kişi öğrenmesi gereken şeyi orada öğrenemiyor.
Yani şunu demek istiyorum. Sürekli sizi telefonda arayıp aynı sorunu anlattıkça o da çözüm yolunu bulamıyor.
Çünkü sadece sorun anlatarak o çözümü geliştirdiğini düşünüyor.
Anlatarak yani bir şeyi değiştirerek değil.
Günün sonunda ne ona faydası var ne bana faydası var.
Ben ruh halim tamamen etkilenmiş oluyorum.
Benim modum değişiyor. Beni niye stresle sokuyorsun?
Çat diye beni arayıp bana bir şey anlatıp ki sormadan.
Yani müsait misin değil misin de değil.
Buralar çok hassas noktalarım olmaya başladı benim.
Bu sünger halimden dediğim gibi zaten yorulduğum için başka insanların enerjisini üzerimde hissettiğim için ki bu bir de yengeç burcu özelliğidir bu arada.
Eğer yengeç burcuysanız maalesef çok hassasız ya.
Yani Allah'tan yükseldim aslan diyorum çünkü bu hassasiyetten de birazcık yoruldum.
Fakat farkındalıkla, bilinçle işte olay anındaki tepkimi gözlemleyerek buna biraz daha mesafe koyabildim.
Kendimi korumayı da öğrendim ama işte buraya gelip size anlatıyorum.
Umarım sizin de böyle bir durumunuz varsa böyle bir bölüm size yardımcı olur.
O yüzden şimdi bir de çözüm yolları listesi yapalım.
Umarım ve hatta bunları yazın bence.
Size de yardımcı bir rehber çıkartacağız hep beraber.
Şimdi birincisi kendi duygularını tanıyacaksın.
Yani sen kendini nerede nasıl hissettiğini anladığında başka insanın duygularından daha iyi ayırt edebiliyorsun.
Hep söylüyorum, bütün bölümlerimde kendini tanımak zaten en iyi versiyonun, bizim podcastlerimizin amacı bu.
Önce biz, önce benim hissiyatım, önce benim olaylara verdiğim tepki, gerçek Nurtaç, gerçek benliğin, işte gerçek karakterin, başka insanların onayı olmadan, başka insanlara bağımlılık göstermeden ki bölümü güzel bir
süzgeçten, o fitreden geçirdikten sonra elinde kalan malzemeye yoğunlaşacağız.
Bu da aslında özündekini anlayıp başka insanlarla işte o...
mesafeyi, sınırı daha iyi koruyabilmene yardımcı olacak.
Tabii ki de bu hemen yapılabilen bir kit değil.
Hemen de oluşturduk ve yaptık diyebileceğimiz bir durum değil.
O yüzden panik yok. Yavaş yavaş.
O yüzden hani ikincisini belki sınırlar koymak diye daha net söylemek istiyorum ikinci çözüm yolumuzu.
Bunu anladıktan sonra zaten bunu anlamak bir süreç bu arada.
Don't worry. Bunu anladıktan sonra sınır koyma pratiği yapacağız.
Böyle bir durumda nasıl hissettiğinize bir bakabilirsiniz.
Hatta bence bazen cümleyle söylemek de çok iyi.
Karşınızdaki insana anlıyorum şu anda çok streslisin ama ben müsait değilim.
Şu anda böyle bir konuşma yapmak istemiyorum.
Bu moda girmek istemiyorum artık kendi cümlelerimizle.
Bu sınırı açık ve net bir şekilde koyabilirsiniz.
Üçüncü maddemizi kendine zaman ayırmak olarak söyleyeceğim.
Yani kaçımız bir günde telefonlardan bahsetmiyorum bu arada eve gelip Bir koltuğa geçip o Instagram'da, TikTok'ta saçma saçma videoları izleyip saatlerimizi harcayıp bir de kendimize kızarak geçirmeden.
Gerçekten. Şöyle bir kitap olabilir, hiçbir şey yapmamak olabilir.
Yoga gibi böyle esnem hareketleri yaptığınız bir an olabilir.
Meditasyon, yürüyüş, yemek yapmak.
Daha sessiz, daha kendi halinde.
Belki bir rutin işte at kılığıyla bacağını fırçalamak değil mi yani?
Neyse artık sizin o.
Kendine zaman ayırmak.
Fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir rutin oluşturmak.
Yani bu neredeyse olmazsa olmaz bir şey.
Eğer ki kendimizi korumak istiyorsak, sünger halimizden kurtulmak istiyorsak, başkalarının enerjilerini kendi üzerimizde hissetmek istemiyor isek biz kendi rutinimizi korumak zorundayız.
Biz kendi alanımızı korumak zorundayız.
Kendimizi o zamana ayırmak zorundayız.
Yoksa başka insanlar böyle gerçekten kapıya tekmeyi atıp o enerjinize giriş yapabiliyorlar.
Destursuz, hiç sormadan.
Siz de ona müsaade ediyor oluyorsunuz.
Bir de eğer kişiye de yatkınsanız böyle fedakar olma özelliğine yatkınsanız bende o yok.
Bu arada fedakarlık şamam çıkmadı Allah'tan.
Kendimden alıp başkasına verme huyum çok yok.
Önce kendi ihtiyaçlarımı önemsiyorum.
Bazen bunu koruyamıyorum yani rutin olarak koruyamıyorum.
Ama kendim canım çok seviyorum.
O alanı kendime ayırmayı çok seviyorum.
Bir diğer şey işte bu en iyi versiyonumuz yolundaki en önemli şey.
Öz saygımızı artırmak.
Yani bu çat diye gelişmiyor.
Tam olarak nerede, ne zaman, çocuklukta hangi olayla bir yerde o sarsıntıya uğradı bilmiyorum ama birçoğumuzun öz saygı ve öz değerle alakalı ufak bir kopukluk var diyeyim.
Sorun demeyeceğim. Yani tam oturmayan bir şeyler var.
Kendimize değer vermeyi biraz bencillik gibi algılıyor olabiliriz.
Kendini övmek gibi yapıp elimizin tersiyle itiyor olabiliriz.
Oralarda oturmayan bir şeyler var.
Canım kendimi söylemek zor.
Şimdiki jenerasyon biraz daha iyi bu konuda galiba.
Zen jenerasyonu biraz daha iyi geliyor bu konuda ama benim jenerasyonum kendine zaman ayırmayı, kendine saygı göstermeyi ve kendine işte o değeri vermeyi başka şeylerle eşleştirmiş oluyor.
O yüzden orası tam gelişmiş olmuyor.
Buralarda bilinçli olarak çalışma yapmaya devam, bilinçli olarak kendini hatırlatmaya devam.
Benim en sevdiğim egzersizlerden bir tanesi kök çakra çalışması ve işte grounded yani kendi vücuduna gelebilmek.
Grounding'in Türkçesi de hala yok.
Yani köklenme diyeceğim, kök çakrası diyelim.
Bence hayattaki en önemli şeyler benden.
Bütün çakralar önemli ama kendi kök çakramla sıkıntı yaşadığım için galiba.
Dünyanın bir parçası olduğunuzu, sizin de burada yeriniz olduğunu, kendi değeriniz, kendi bastığınız yer, insanlarla olan iletişiminiz.
Bunu hissetmek için düzenli olarak çalışma, işte çakra çalışması olabilir, grounding egzersizleri olabilir.
Kendi vücudunuza dönmek, kendi öz saygınızı, kendi değerinizi, kendi benliğinizi hissetmek üzere.
bir çalışma olabilir. Yani bunu ayrı kategori şöyle söyleyebiliriz.
Duygusal teknikler yani duygusal yönetim teknikleri.
Nefes egzersizleri o kadar değerli ki ben de bunu çok düzenli yapmıyorum ama aklıma geldikçe yapınca gerçekten aa ben bunu niye daha çok yapmıyorum dediğim bir yer.
Meditasyon neden yapmıyoruz?
Bu namaz da bu arada yani namaz da kılabilirsiniz.
Meditasyon da yapabilirsiniz. Kendi inancınız alışkanlıklarınıza göre orayı siz konumlandırın.
Mindfulness egzersizleri.
şu anda ne yaptığınızı, kendi vücudunuzu, reaksiyonlarınızı gerçekten anda olmak üzere hissederek tüm bunları uyguladığınızda zaten fark edersiniz.
Yani neye nasıl tepki verdiğinizi, doğru nefes kontrolüyle vücudunuzdaki stresin biraz daha dışarı çıkımı, dönüşümü.
Çünkü biz spritüel egzersizlerde hani negatif enerjiye çık git, yok ol demiyoruz.
Negatifi pozitife dönüştürmek, o enerjinin dönüşümünü sağlamak, onu...
Sizin işinize yarayan hale çevirmek diyelim.
Size faydalı olan hale çevirmek diyelim.
Son olarak da psikoterapi.
Yani bu sponsor bölüm değil.
Merak etmeyin. Hep de atlıyorsunuz oraları.
Bakın atlamayın. Ama eğer ki tek kendiniz yapamadığınızı düşünüyorsanız, duygusal desteğiniz yeterli değilse dışarıdan destek almanın %100 faydasını ben görüyorum.
O yüzden tavsiye ediyorum. Bu süreci biraz daha iyi yönetmeniz de sağlıyor.
Diyorum. Umarım güzel bir bölüm olmuştur, faydalı bir bölüm olmuştur.
Kendimi gözlemlediğimde benim için değerli bir bölümdü.
Çünkü dediğim gibi Türkiye'ye geldikten sonra sosyal medyadan uzaklaşmak istememin bir sebebi buydu.
O yüzden şey diyorum hani annemlerle olan videoyu paylaşır mıyım, paylaşmaz mıyım, çeker miyim bilmiyorum.
Şu anki modda çekmem ama sosyal medya stratejisi tarafın tabii ki de çok güzel bir kontent olacağını bildiği için orayı destekliyor.
Ama ruh halim şu anda desteklemiyor.
Benim için önemli olan şu an ruh halimin de iyi hissetmesini sağlamak.
Sadece iş için bir şey yapmak istemiyorum.
Sanatçının yolu kitabını hep öneriyorum.
Yine önereceğim. Sanatçının yoluyla aslında bu özünüze gitme üzere bir çalışma yapıyorsunuz.
Dışarıdaki tüm olaylardan uzak, diğer insanların onayından, etkileşiminden uzak, içeriği güçlendirmek üzere bir çalışma yapıyorsunuz.
Tüm bunlarla bakalım.
En iyi versiyonumuza bir adım daha gidiyoruz.
Bölümü dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yeni bölümler görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
