
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Nurtaç, doğum günlerinde tetiklenen duygulardan, değersizlik hissinden, fark etmeden girilen beklentilerden ve sonunda bunlar için neler yaptığından bahsediyor.
Keyifli dinlemeler ! 🎧🌟
Bana ulaşın,Instagram: https://www.instagram.com/nurtacturkeli/Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Happy birthday to me.
İki gün önce 33 yaşıma mükemmel bir şekilde girdim.
33 de şöyle ağza dolu dolu gelen kocaman bir sayı ya.
Acayip güçlü hissettiriyor.
İçerisinde farklı bir enerji olduğunun habercisini veriyor.
Bilmiyorum ben şimdiden 33'ü sevdim.
Alıştık aramız gayet iyi.
Ha 33 hissediyor muyum?
Hayır. Yani küçükken bana 33 dendiğinde çok daha yaşlı hissiyat alıyordum.
Ama sonra 33 iken söyleyemiyorum da hızlı hızlı.
Ama sen 33 yaşındayken çok daha genç olarak hissedebiliyormuş.
Bugünkü bölümde de doğum günlerinde eğer ki siz de böyle birazcık beklentilere giriyorsanız ya da hayal kırıklıklarına uğruyorsanız, sebepsiz yere ağlıyorsanız, eğer birazcık değersizlik
duygularınız tetikleniyorsa efendim bugün bu konulardan bahsedeceğiz.
Kendi yaşadığım şeyleri ve şu anda nasıl hissediyorum zaten onlara anlattığım bir bölüm olacak.
İlk defa bu yıl gerçekten tertemiz, ak ve pak bir şekilde geçirdim.
Kimseden beklentiye girmediğim, nasıl geçirmek istiyorsam, neler yaptığım.
Çünkü bu doğum günleri neden bilmiyorum yani gerçekten doğduğumuzdan beri üzerine fazlaca mı anlam yüklediğimiz günler bunlar ve ona alıştığımız için büyüdükçe hem bir korku var.
Yaşlanıyorsun maalesef yani doğru oranda gidiyorsa eğer ölüme yaklaştığının da kutlamasını yaptığın için belki bilinçaltında o korku da olabilir.
Bilmiyorum. Ama aynı zamanda da insanlar bana neler yapacak, ne kadar değerliyim mi de sanki ufaktan çaktırmadan biçmeye çalıştığımız bir gün gibi de olabilir.
Yani ben benim gibi hissedenler için bir bölüm yapacağım bugün.
Ben bir kere yaz.
Yani benim doğum günüm olduğunda okulda asla hiçbir zaman kutlama yapılmadı.
Ve bütün okul sezonu boyunca başka insanların yapılan kutlamalarına falan katılarak sadece doğum günlerini kutlamış oluyorsunuz.
Yaz olduğunda da sizi kimse hatırlamıyor.
Yaz olduğu zaman hiçbir arkadaşınız yok.
Ortalıkta eğer ailenin sizin için doğum günü partisi vermiyorsa böyle dümdüz normal sade bir doğum günü geçirmiş oluyorsunuz.
Yani aslında baştan sanki ufak ufak...
Bunu başka bir şeylerle eşleştirilen, yani değersizlik ya da değer verilme hissiyatıyla eşleştirilen bir süreç olmuş olabilir.
Ya da benim için öyle olmuş olabilir.
Kendi adımı anlatacağım.
Bu nedenledir sanıyorum ki aslında doğum günleriyle alakalı her zaman benim bir derdim vardı.
Ya işte doğum gününde büyük bir şey yapmam gerektiğine inanıyorum.
Ya bütün tanıdığım insanların beni aramasını, mesaj atmasını.
Mümkünse yakınımda olan insanların bana hediye almalarını ve aldıkları hediyeleri de beğenmem gerekiyor bu arada.
Çünkü o konuda da çok gıcık bir tip olduğum için.
İşte özenilmemiş bir hediye alınmasını sevmem.
Ne bileyim hani güzel paketlenmemiş hediyeleri pek sevmem falan filan.
Yani çevremdekilere de kolay bir doğum günü insanı değilim bu anlamda.
Çevremdekiler dediğimde aslında direkt yakınımda olanlar.
Annem işte kardeşlerim.
ise evet ve partnerim bence en çok partner ya.
Yani şimdi dönüp baktığımda aileme bile o kadar şey yapmamışımdır.
Partner dediğimde galiba Zek'ten örnek vereceğim bugünkü bölümlerde.
Çünkü Zek'ten sonra bir şeyler değişti bende.
İlk defa aydınlanmalar ya da kabullenmeler vesaire de başladı bence.
Çünkü galiba Türk geleneklerinde ya da Türk kültüründe diyeyim gelenekten de ziyade bilmiyorum gelenekte olabilir.
Hediyeleşme daha yaygın ya biz.
Ve bu verdiğimiz hediyeleri biraz şeyle bağdaştırıyoruz ya.
İşte ne kadar pahalı, hangi marka, işte nasıl özenilmiş, bezenilmiş.
Yani demek istediğimi anlıyor musunuz? Bunları ben kendi kendime uydurmadım.
Bir yerlerden bana verildiği için.
Büyürken maalesef ben de dikkat ediyor olmuş oldum.
İşte kendim de bir insana hediye alacaksam.
Çocukken işte bu Japon pazarından falan hediyeler oluyordu ya.
Birisi bana bir minyocudan ya da Japon pazarından bir hediye aldığında ufak böyle bir kalp kırıklığı falan yaşıyordum.
Yaşım geri dönüp aklımda saçma ama hani bu geriye dönüp bakmazsak da gelişimi göremeyeceğiz.
O yüzden biraz açık açık bahsetmekte zorunda kalıyorum.
Kendim de hediye alırken bunun karın ağrısını çok yaşıyordum.
Çünkü maalesef ki maalesef sanki karşıdaki insana verdiğin değeri göstermek için pahalı hediye almam gerekiyordu hissine kapıldığım için.
İşte bütçemin üstüne çıkıyordum.
Belki beni zorlayacak bir duruma giriyordum ya da Eğer ki o kadar iyi bir hediye vermediysem de utanç duyuyordum falan.
Böyle yerlerde zorlandım.
Bunları yaparken de farkındayım aslında.
Bir farkındalığım var.
Kendimi zora soktuğumun da farkındayım.
Ama maalesef günün sonunda o kadar inanmışım ki bunun bana verilen değerle eşleştirildiğine ya da benim ona verdiğim değeri gösteren bir ölçütmüş gibi de olduğuna inandığım için
bir kanıt çabasındayım yıllardır.
Şimdi bu doğum günleri.
Pandora'mızı aslında ben Zek'le en çok açığa çıkarabildim.
Çünkü bu bölümü zaten Zek dinlemeyecek.
O yüzden Zek'in dedikodusunu rahat rahat yapabiliriz bence.
Hiç hoşlanmıyor bu konulardan bahsetmemi.
Çünkü bence kendisi de şu an geri dönüp baktığında.
Ya yine kültür farkı ama öyle söyleyeyim baştan.
Kendisi de geri dönüp baktığında aslında beni kırabilecek bir şey olduğunu şimdi daha çok bence kabul ediyor.
Bu nedenle çok da bahsetmiyoruz.
Onun yanındayken ama onun yanımızda değilken podcast ile bence konuşabiliriz birazcık.
Şimdi ilk doğum günüm benim Zek'le.
Zaten yeni başlamıştık sevgililiğimizin ilk ayları falan.
Zek Amerika'ya gitti. Benim doğum günümün geleceği ayda.
Bu arada ben Temmuz çocuğuyum.
6. Selim. Amerika'ya gitti ailesiyle yaz tatili yapacak.
Tam doğum günü günümde Nicaragua'dalar.
İşte masaj alıyor birisinden falan böyle.
O kendi keyif yapıyor. Ben de Çin'de yalnızım ve o zaman...
Ki yılda ben bir yaz kampına katılıp Çinli çocuklara Yunnan diye bir yeni eyalete gitmişiz.
Yeni bir şehre gitmişiz. Aslında çok güzel bir doğum günü geçiriyorum.
Tapınakta kalıyorum. Hani kendi adıma mükemmel bir yerdeyim.
İşte para kazanıyorum ama sadece sabahları ders yapıyoruz.
Sonrasında işte o okul bizi Yunnan eyaleti bu arada mükemmel bir eyalettir.
Lütfen Google'layın orayı.
Çok güzel doğasıyla.
Bir sürü yere bizi gezmeye götürüyorlar.
Çocuklarla öğretmenlerle falan geziyorum.
Aslında güzel bir yerdeyim.
Ama Zek yanımda değil ve doğum günümü işte sevgilimle geçirmediğim için alttan alttan gıcık oluyorum.
Sonra neyse Zek Amerika'dan dönüyor Çin'e.
Bana getirdiği hediyelere bakıyorum çünkü doğum günüm geçti bu bir.
Bir de Amerika'dan geldi. Bu iki.
Çünkü niye? Biz küçükken Almanya'dan gelen akrabalarınız falan size bir şey getirdiği için şeye hep inandık.
İnanmadık mı? Yani doğru değilse siz söyleyin.
Her böyle tatile giden, başka bir şehre giden insanın geri döndüğünde size hediye getirmesi gerekliliğine inandık.
Ve ben bunu hala daha, belki çok daha azalttım ama hala daha yapıyorum.
Neyse yani bu Almanya'dan gelen akrabalarımızla başlayan bu özelliğimizi Zek'e uyarlamaya çalışıyorum.
Zek bana neler getirmiş?
Birincisi Amerika'dan, ikincisi Nicaragua'dan.
Bir de ailesiyle görüşmüş ben onun annesine hediyeler falan.
Ya anlatabiliyor muyum? Ya çok saçma.
Şimdi geri dönüp baktığımda ne yükler ne yükler.
Ama o zamanki beklentim, altını çiziyoruz beklentim bu.
Bana Zek neler getirmiş?
Gerçi fena değildi o zamanki hediyeler ama Zek'le olan ilişkimi bu hediye konseptini bu arada biliyorsunuz yani sevginin dillerinde hediye de sevgi dillerinden bir tanesi.
Ama Zek'in kendi yaptığı teste göre de hediye hiç yok.
Benim de en tepelerden bir tanesi ya birincisi ya ikincisiydi.
Yani hani tamam kaliteli zaman geçirmek nedir o hizmetler vesaire onlar da önemli.
Bence 5'i birden çok önemli.
Hatta bence %20 olarak hepsini %100'e bölebiliriz.
Ama benim için hediyelerin ne kadar önemli olduğunu hem babamdan kalan bir alışkanlık aslında babamın bize verdiği hediyeler bize olan davranışları hem Türkiye'deki ilişkilerimde bizim o hani arkadaş
ilişkilerimizde ya da sevgililik ilişkilerimde de hediyeleşmenin çok olduğu bir dengeden zevkle biraz böyle siparişe dayalı olan hediye dönemine falan girmiştim.
Ve çok zorlanıyordum bir de ben öyle bir şey istediğimi de söyleye...
Bilecek birisi de değilim. Yani ben bunu istiyorum bunu alalım.
Gerçi şu an farklı bir derecedeyiz ama o zaman o zamanki dönemden bahsediyorum.
Bunu istiyorum işte doğum günlerinde bana şöyle hediye alınmalı işte wish list diye bir şey var ya kendi ne o istek listeniz.
Öyle bir şey de falan hazırlamıyorum ki onun insanı da değilim bence.
Artık böyle böyle Zek'e ne beklediğimi benim ne sevdiğimi açıklamaya başladım.
Zek Birazcık zorlandı.
Hediyenin ne demek olduğunu anlamakta zorlandı.
Yani mesela Zek bana yemek yapıyorsa bu onun için hediyeydi.
Ben de hayır. Bu bir kaliteli zaman geçirmek ya da bu bir hizmet göstergesi.
Hani başka şeyleri de örnek vererek aslında.
Anlatabiliyor muyum? Tamamen anlayış farkımız yani.
Ve kültür farkı bence.
Bilmiyorum bence anlayış farkı. Kültür farkı.
Gerçi Amerikalılarda da şey görmüyorum.
Yani hediyeye boğmayı pek görmedim.
Bu anlamda da. Kendi arkadaşlarından vesaire de görmüyorum bunu.
Buradan başlayan aslında Zek'in üzerine koyduğum bir yük olmaya başladı.
Yani doğum günlerim. Doğum günlerim geldiğinde gerilme dönemi.
Biz Zek'le artık 8. yıla giriyoruz.
Sonunda ne olması gerektiğini son 4 yıldır falan oturtabildik bence.
Ama ilk 4 yıl biraz sancılı geçti.
Yani ben ne istediğimi söylemiyorum.
Ne beklediğimi söylemiyorum.
Ama bir şeyler bekliyorum.
Tabii ki de söylememek demek.
Hiçbir şey beklememek değil. Sanki sürpriz olmasını istiyorum.
Bana çok güzel sürpriz yapılmasını falan istiyorum.
Ama Zek de benim kafamdan neler geçtiğini hani okuyabiliyor ya.
Öyle bir özellik yok ya. İnsanlar da maalesef artık şu teknoloji oraya gelirse de birbirimizin zihnini okuyabilsek keşke ama.
Zek için zor olan bir şey oldu.
Benim doğum günüm. Dediğim gibi ilk dört yılımız falan oluyor bence bu.
Biz sonra şeyi fark edince galiba oturup açık açık konuşmamız lazım.
Yani ben ne istiyorum? Doğum günümü nasıl geçirmek istiyorum?
Neden bunu bana verilen değerle özleştiriyorum?
Kendime verdiğim değer ne?
Ben neden kendimi tanımıyorum?
Ben neden kendimi şımartmıyorumları artık böyle anladığımda bir şeyler değişmeye başladı.
Zaten bu bölümde de aslında benim ne yaptığımı ve sizin de belki işinize yarayacak olan şeyleri konuşacağız.
Aslında genel olarak ben özel günleri...
Çok seven bir insan değilim yani düğün bile yapmadım ben bilmiyorsanız eğer.
Düğünleri sevmem başka insanların düğünlerine gitmeyi sevmem.
Doğum günlerini de o kadar çok sevmem.
Yani bir insana o ayrılan tek günün.
Belki de biraz fazla mı abartıldı yani o insana da verilen ekstra bir bilmiyorum tabii ki de olumlu tarafından baktığınızda ne güzel size ait olan bir gün dünyaya geldiğiniz gün ve bir yıl daha geçmiş neler yapmışsınız
neler geliştirmişsiniz hayatınızda neler olmuş geri dönüp bakmak bunu ölçmek açısından da aslında faydalı olabilir ve uygun şartlarda yapıldığında belki çok daha heyecanlı ve mutlu da olabilir.
Benim gibi gerilenler, strese girenler, fazla beklentiye girenler için aslında bugün konuşacağım.
Çünkü böyle fark etmeden insan beklentiye girebiliyor.
Bunun da en büyük sebeplerinden bir tanesinin karşılaştırma olduğunu düşünüyorum.
Yani sosyal medyada belki arkadaşınızın, belki kuzeninizin doğum günlerini nasıl kutladığını gördüyseniz ve onlar idealize edilebilmiş bir doğum günü türü ise eğer siz de aslında benzer bir doğum günü yapmak istiyorsunuz.
Olmadığında da İşte insanlar size o değeri altını çizerek söyleyelim göstermediğinde de maalesef hayal kırıklığıyla karşılaşıyorsunuz.
Doğum günlerinizde hiç ağladınız mı?
Beklediğiniz şey olmadı mı?
Size alınan hediyeyi beğenmediniz mi?
Yani mutlaka en azından bir tanesinin başınıza geldiğini düşünüyorum.
Bunun sebebi de bence çoğunlukla karşılaştırma yaptığımız ve idealize ettiğimiz bir doğum günü modeli olduğu için.
Benimkinin tam sebebi gerçekten ne bilmiyorum.
Belki bunu bir terapi ile derinlere girip bulmamız gereken bir şey.
Çok çok çocukluğuma baktığınızda annem çok güzel doğum günleri partisi veriyordu benim için.
İnsanlar hediyelerle geliyordu.
Bu arada annelerin yaptığı doğum günlerinde genelde komşudaki...
Komşu teyzeler falan da gelir ya.
Yani hiç sizinle alakası olmayan insanlar sizin doğum gününüze gelir.
Ve o fotoğraflarda falan o teyzeler vardır.
Ve hayatınız boyunca asla görmediğiniz, görmeyeceğiniz teyzelerdir bunlar.
Ama aynı zamanda işte o mahalledeki arkadaşlarımla falan toplar.
Bu arada ben denizin üstünde büyüdüm.
Çok güzel bir mahallede büyüdüm.
Yani çok güzel mahalle arkadaşlarım da vardı.
Baktığınız zaman güzel bir çocukluk doğum günü anılarım var kafamda.
Yani nerede bozuldu, nerede paniklemeye başladım, nerede o beklentilere girdim.
Yani burada birazcık yaşlanma korkusu da olabilir.
Onu da tekrardan hatırlatalım.
Çünkü ben bir tık yaşlanmaktan korkan bir insanım.
Yani şu anda hala genç olduğum için bence okey ama sanki kırklara geldiğimizde falan böyle ellileri atmışlar.
Çok da böyle ay ya çok merak ediyorum yaşlandığında nasıl bir insan olacağım gibi bir halde de değilim.
Yani onu da açık açık söylemek isterim.
Belki 30'lar şimdi günümüz dünyasında özellikle millennial jenerasyonu için hala çok genç belki de hatta prime time gibi de hissedildiği için mi bilmiyorum.
Ben okeyim. Ama bir tık böyle hani o 50'ler 60'lar şu anda gözümde büyüyen yaşlar gibi de hissediyorum.
Yani bir tık belki de...
O arka planda işleyen, bilinçaltında gelişen bir yaşlanma ve ölüm korkusu da olabilir.
Bunun altına bence terapide girmek gerekir.
Onun dışında dediğim gibi bu karşılaştırmalar yapmamız işte kamışık kızının nasıl doğum günü geçirdiği.
Ayrıca ben sosyal medyadayım.
Sanki genelde sosyal medyada içerik üreten insanların doğum günleri hep partilerle, büyük kutlamalarla yapıldığı için artık yok.
Bu yılki doğum günüm belli bile olmadı.
Yani instagramda göremezsiniz bile doğum günümle alakalı hiçbir paylaşım ya da bunu ithafen yaptığım bir post yok.
Ya da kutlamalar vesaire yok.
Çünkü bu yıl o attention'ı istemedim.
Bu yıl o bana gelen kutlamalar, mesajlara geri dönmek, yorumlara geri cevap vermek gibi bir ilgi de istemedim.
Ama demek istedim siz sosyal medyadaysanız diğer insanların nasıl kutlama yaptığını gördüğünüzde sanki beklenti ona yönelikmiş gibi de bir hissiyat oluşabiliyor.
Ama bunu fark ettiğinizde işte ben bu yıl biraz daha üzerine çalışabildiğim bir şey olmuş oldu.
Ama ilk fark ettim de hemen uygulayamadım.
Özellikle 3 yıl önce 30 yaşına girerken inanılmaz kaygılı bir doğum günü geçirdim.
İnanılmaz panikle geçirdiğim bir doğum günü oldu.
Çünkü 30'dan çok korktum.
Yani o başka bir konu aslında.
Ama aynı zamanda o yıl sosyal medyada büyümeye başladığım için bence korkunç bir komboydu.
Hem sosyal medyada nasıl kutladığımı gösterme çabası var.
Hem işte pandemi dönemi bu arada çok imkanlarında yok.
Hem de 30 yaşına giriyorum.
Yani artık official bir şekilde yaşlanıyorum.
Peki ben bunları nasıl aşabildim?
Bunun remedisi nedir?
Buna özgü yapılabilecek olan şeyler nedir?
Derseniz hadi gelin birazcık bunlardan bahsedelim.
Birincisi gerçekçi beklentiler belirleyin.
Madem beklentileriniz olacak bunlar gerçekçi olsun.
Yani herkes... Sizin istediğiniz şekilde, sizin o kafanızda canlandırdığınız şekilde sizin doğum gününüzü kutlamayacak.
Yani böyle bir şey yok.
Onlar da kendi anladıkları şekilde ya bütçesine göre ya tarzına göre ya bilmiyorum o günkü durumuna göre artık neyse o.
O haliyle sizin doğum gününüzü kutlayacak.
Yani o beklentiyi gerçekten gerçekçi kılabildiğiniz zaman bu ilk adımı aşmış oluyorsunuz.
Ben yıllardır anladım ki benim isteklerime, benim tarzıma göre bir şey olmuyor.
Bunu kabul etmeniz er ya da geç sizin faydanıza olacaktır.
Yani ben şimdiden söyleyeyim bunu bir an önce kabul edin.
İkinci olarak kendinize değer verin.
Yani burası hayatın birçok yerinde.
Ben hatta daha önce değersizlikle alakalı da bölümler çektim.
Değersizlik hissi maalesef birçok yerden kaynaklanabilir.
Doğum günlerinde dediğim gibi tetiklenebilir.
Sanki onu bir bağdaştırma olarak görüyoruz hayatımızda ama kendi kendinize değer vermeyi öğrenmek hayatınızın her yerinde yardımcı olan bir şey zaten.
Doğum günlerinde de tabii ki de sizin için en önemli, en faydalı yer.
Yani siz neler yapıyorsunuz kendiniz için?
Kendinizi nasıl tanıyorsunuz?
Siz kendinizi o dışarıdan gelen ilgiye, alakaya, maddi ya da manevi değere göre mi değer verip biçiyorsunuz?
Yoksa sizin için sizin değerleriniz neler?
Ve bunları nasıl uyguluyorsunuz?
Bunlar mı daha önemli? Kendinizi nasılsanız o haliyle artık kabul edebilmek.
Yani bu artık çok pelesenk olduğunu.
Kendin olduğun gibi kabul et.
Ama ne kadar klişe olursa olsun altı çok dolu olan, çok önemli olan bir yer.
Artık bazı şeyleri hani gerçekçi olmayan şeyleri bırakıp.
Öf tamam ya bu yani deyip.
Yani kendimi kabul ediyorum.
Bu benim için mesela güzellik konusunda bir konuydu.
Yani kabul ediyorum bu ve güzeli görmeye başlamak.
Onu o haliyle kabul edip onu o haliyle sevmek.
Kendinize de o anlamda değer verip bunu hissettirmek.
Belki sevdiğiniz bir aktiviteyle şımartmak olabilir.
Bir şey olabilir. Bunu kendinize göstermek.
Kendi ihtiyaçlarınızı belirleyip buna özen gösterdiğinizi kendinize göstermek de olabilir burada.
Üçüncü olarak aslında bahsetmiştim ama burada tekrardan.
Biraz da altını çizmek istiyorum.
Kıyaslamayı bırakmak.
Başka insanlar nasıl, nerede, ne derece doğum günlerini ya da başarılarını kutluyorlar.
O onlar için ne ifade ediyor?
Ve siz bunu neden kendi hayatınıza uygulamaya çalışıyorsunuz?
Ben son dönemlerde şeyi yapmayı çok seviyorum mesela.
Atıyorum sabah uyandım.
Kahve içmem gerekiyormuş gibi ya.
Artık alışkanlık oldu, sabah rutini oldu.
Kendi kendime soruyorum. Bugün kahve içmek istiyor muyum?
Aslında istemiyorsun.
Bazen bir şeyleri yapmadan önce kendinizi durdurup ben aslında ne istiyorum?
Yani baktım bir hafta önce bir arkadaşım çok güzel bir yerde doğum günü kutladı.
Ben de onu öyle mi kutlamak istiyorum yoksa ben sessiz sakin kendi halinde bir doğum günümü kutlamak istiyorum.
Mesela ben bu yıl kendime bu cevabı verdim.
Ben aslında kimseden hediye, arama, mesaj istemiyorum.
Bunu fark ettim.
Yani kimsenin bana hediyelerle gelmesine gerek yok.
Muhtemelen öncesinde neden bilmiyorum kendime verdiğim değeri dışarıya bağladığım için bana verilen hediyelerle o değeri aldığımı zannettiğim için bu beklentiye giriyordum ve karşılığında
genellikle hayal kırıklığı oluyordu.
Çünkü ne demiştik? Herkesin sizin isteklerinizi karşılayabileceği bir dünya yok.
Öyle bir dünya yok. Ve herkes sizin tarzınızda o kutlamaları yapmıyor.
Kimisi sadece arar, kimisi sadece mesaj atar.
Kimisi unutur. Hiç unutmuyor muyuz?
Kim bilir siz de bu yaşınıza kadar kaç kişinin doğum gününü unuttunuz.
Yani ben bu arada şeyden bahsetmiyorum.
Az tanıdığımız ya da az sıklıkla konuştuğumuz insanlardan değil.
Bayağı hayatınızda her gün görüştüğünüz, hayatınızın tam içinde olan insanlardan bahsediyorum.
Çünkü diğer insanların doğum gününü kutlamaya mümkün değil.
Vaktiniz dahi yetmez.
Kesinlikle öyle bir ölçekten bahsetmiyorum.
Bu nedenle de bu yıl kendime baktığımda ben sadece zevkle zaman geçirmek istiyorum.
Sessiz sakin bir doğum günü yapmak istiyorum.
Kimseyle telefonla görüşmek istemiyorum.
Beni arayan insanları maalesef meşgule verdim bu yıl.
İnstagram'da dediğim gibi bunu bir post olarak paylaşmadım.
Sessiz sakin kendi halimde bir doğum günü geçirmek istediğimi fark ettim.
Ama bu şu anlama gelmiyor.
Dördüncüye geçiyoruz. Kendi kendinizi şımartın.
Ya sen nasıl geçirmek istiyorsan kendini eğer bir hediye vermek istiyorsan kendini almak.
Bu arada ben uzun zamandır bunu yapıyorum her yıl.
İnternetten sipariş veriyorum hediyemi.
Notla kendime getiriyorum.
Bir tane hediye kendime alıyorum yani.
Ve doğum günün notu bırakıyorum.
İşte benimle alakalı komik bir şey yazıyorum, yeni bir şey yazıyorum.
Eğer o yıla özgü bir hedefim varsa onunla alakalı bir dilekte bulunuyorum.
Ama o eve kutu geldiğinde onu açması ve o küçük notu görmek vs.
kendi kendine şımartma anlamında ve kendine hediye alma anlamında inanılmaz yardımcı güzel bir şey de oluyor bence.
Burada şuraya da bağlayabiliriz buradan.
İletişim kurabilirsiniz.
Yani hayatınızda kiminle o doğum gününü geçirmek istiyorsanız ya da Bilmiyorum hayatınızdaki karşılığı ne şu anda belki yalnızsınızdır belki birisiyle berabersinizdir.
Onunla iletişim kurarak.
Bu da çok önemli çünkü ben Zek'le dediğim gibi başlarda böyle bir zorluk yaşamıştım.
Sonra biz şuna karar verdik.
Ben Zek'e artık...
Nasıl doğum günü geçirmek istediğimi bundan 2 yıl önce şu anda artık New York'ta yaşıyorum ama bundan 2 yıl önce Zeki şey demiştim.
Doğum günümde New York'a gitmek istiyorum.
3 gün orada kalacağız yani kutlama olarak.
Bana bakar mısın? 3 gün kutlayacağım.
3 gün 3 gece. Ve bir tane hiç beklemediğim bir hediye almasını istiyorum Zeki'nin bana.
Yani sürpriz olarak bir hediye alacağım.
Bilmiyorum onun ne olduğunu. Ama genel olarak ne tür bir yemek yiyeceğimizi, hangi restorana gideceğimizi, nerelere gezeceğimizi vs.
bilmek istiyorum. Çünkü...
Çok da sürpriz seven bir insan değilim.
Hele ki doğum günlerinde.
İnsanların şeyi hiç sevmiyorum mesela.
İnsanlar evine geliyor.
Işıkları bir açıyor. 20-30 tane insan orada.
Doğum günün kutlu olsun.
Bana kimse yapmasın onu lütfen.
Hiç sevmiyorum.
Sürpriz şeyleri hiç sevmiyorum.
Beklemeyeceğim. Kendimi bulmak istemediğim bir ortamda bulmak istemem.
Açıkçası doğum günümde özellikle.
Bu nedenle eğer siz de doğum günlerinizde partnerinizle böyle bir zıtlaşma falan yaşıyorsanız ne olursunuz iletişim kurun.
Çünkü bu özellikle Zeki çok yardımcı oldu.
Artık çocuk nefes alıyor ve gerilmiyor.
Hani bir tane sürpriz hediye neyse o olacak.
Bu şekilde de küçük sevinçlere de odaklanarak doğum gününüzü geçirebilirsiniz.
Yani hoş bir aktivite olabilir.
Partnerinizle belki müzeye gidebilirsiniz.
Belki yeni bir restoran keşfedebilirsiniz.
Yeni bir hobi edinebilirsiniz.
Mesela ben bu yıl... dikiş makinesi aldım.
Artık böyle ufak ufak kendi şeylerimle dikmeye başlamak istiyorum.
Kendime yeni bir hobi hediye edindim.
Gerçi zekin hediyesiydi ama beraber görüştüğümüz bir hediyeydi yine.
Yani küçük jestlerle, aktivitelerle, kendinize alacağınız küçük hediyelerle yine o değerli hissiyatını hissetmek istiyorsanız o şekilde geçirebilirsiniz.
Yani bu Yani bu bölümün amacı da sakın beklentilere giriyorsanız, doğum günlerinizde bir şey yapıyorsanız bu sizin işte değer arayışı içerisinde olduğunuzun göstergesidir gibi bir anlam yok.
Tam tersi sizin için ne ifade ediyor, siz kendinize nasıl değerli hissettirebilirsiniz, hayatınızdaki kişiyle neler yapabilirsiniz iletişim kurarak belki küçük bir...
Alışkanlık haline getirerek bir şeyleri bugünü en iyi şekilde nasıl geçirebilirsiniz aslında üzerine olan bir konuşma olacak.
Çünkü günün sonunda hepimizin değerli hissetme ihtiyacı var.
Ama bu değeri dışarıdaki insanlara endekse edersek eğer dışarıdaki insanların tepkilerini size karşı yaptıkları şeylere göre değerlendirirsek eğer bence işte orada en büyük
hatayı yapıyoruz. Çünkü bunun ucu yok.
Sizin beklentileriniz, onların beklentisi, onların hayat tarzı vs.
Yani işin içine girdiğiniz zaman çıkamayacağınız bir yer.
Ne kadar iletişim kurulsa da yani bu gerçekçi olan bir şey değil.
Ve günün sonunda tamamen hayal kırıklığı duvarını da toslayacağınız bir yer.
Hele ki bu doğum günleri zaten bir tanecik gün, bir gün yani bütün kendinize verdiğiniz değeri...
Hayatınızdaki insanların size verdiği değeri bir güne göre değerlendirmeniz tamamen bir hata ve yorucu bir durum olabilir.
Yani hayatınızdaki insanlar için de yorucu olabilir.
Bilen birisi olarak söylüyorum.
Zeki bu anlamda yormuş bir insan olarak söylüyorum.
Yıllar sonra artık bir yere gelebildik bu anlamda.
Daha huzurlu geçebilen, daha şefkatli geçebilen bir yıl oldu.
Ama dediğim gibi önemli olan...
Bugün sadece bir güncük hayatınızdaki insanları da yormadan şefkatle, kendinize de verdiğiniz şefkatle, kendi kendinize verdiğiniz değerle oluşabilecek bir gün de olabilir.
Yani en güzeli kendi değerinizi kendiniz belirleyin ve bunu hiçbir zaman unutmayın derim.
Aslında fark etmeden bu gücü başkasına vermiş olmak ne kadar ahmaklık bir yerde değil mi?
Yani bana verilen değeri ne kadar değerli hissettiğimi başkalarının davranışlarına göre...
Karar veriyorum ya da öyle inanıyorum ya da öyle hissediyorum.
Yani bu gücü onlara vermek biraz böyle ahmaklık gibi de değil mi sizce de?
Bilmiyorum bana öyle geliyor birazcık.
Bundan sonraki bölümlerde yeni yaşım için neler hedeflediğimden de bahsedebilirim.
Çünkü işte bu doğum günlerinin bence en güzel tarafı geriye dönüp baktığınızda neler olmuş, ne kadar ilerleme göstermişsiniz, hedeflerinize ne kadar ulaşmışsınız biraz onları takip etmek ve sanki daha çok onun kutlamasını
yapmak adına da Güzel bir gün olabilir.
Umarım keyif aldığınız belki size de dokunan bir bölüm olmuştur.
Yeni bölümlerle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın ve hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
