
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Kahveye ara vermeye karar vermemin ikinci dakikasında ikinci Türk kahvemi yapıp karşınıza geldim.
Bazen hayat böyle gerçekten.
Bir şeye karar verip anında bozmak kadar keyifli bir şey yok herhalde.
Yani kahvenin belirgin bir zararının olduğunu düşünmüyorum üzerimde.
Sadece bir jinekoloğum işte çok içmesen olur demişti.
Bazen böyle hormonları ve işte göğsünüzdeki dens deniyor.
Yoğunluğu nasıl diyeyim?
O sıkılığını mı diyeyim? İçindeki şeyi yani etkilenmiş olabiliyormuş.
Ne kadar bilgim varsa artık.
İçerideki dens falan diyorum.
Anladığınızı tahmin edeceğim kadınların özellikle.
Bazen bu periyotin üstündeki ağrıları da etkilenmiş oluyor.
Ama doktor bir şey yapma dedikten iki dakika sonra da yaptığım için öyle bir saçmalık da var.
Yani bu konu nereye gidecek hiç bilmiyorum arkadaşlar bugün.
Bilmiyorum. Şimdi şeyden birazcık bahsedelim.
Dün Zek'in geç doğum gününü yaptık.
Normalde iyi doğacaktı ama hafta sonuna böyle arkadaşlarını çağırıp Zek bir parti hazırlamak istedi.
Ama baktık ki eve sığamıyoruz.
Bir tane çift arkadaşımız var.
Onlar böyle kallavi tipler bu arada.
Financial independent kişiler yani yaşları 50 plus.
Çok da güzel evleri var Soho'da ve dediler ki zaten burası parti evi gelin partilerin istediğiniz kadar.
Çok güzel çok karma bir doğum günüydü.
Ben de hemen Türk annesine bağlanıp poğaça falan yaptım.
Neden poğaça yaptım? Mesela hiçbir bilgim yok ama içeriden otomatik akıyor.
Her şey böyle bir yandan hamur yoğurmaya başladım.
Sarma sarıyorum ayağımla falan böyle her şeyi aynı anda kısır yapıyorum üçüncü kolumla.
Birkaç saatte her şeyi böyle yaptım ve aslında dün uyandığımda çok yorgundum.
Bu kahve içmeyi ara vermemin bir sebebi ya da ara vermek istememin en büyük sebebi.
Kendimi şeyde aşırı merak ediyorum böyle kafeinsiz, white noises uyumadan, ondan sonra hayvansal gıda beslenmediğim, daha daha egzersiz yapabildiğim, kendime gerçekten tam
anlamıyla iyi bakabildiğim dönemdeki Nurtaş'la bir karşılaşmak istiyorum.
Yani o kızla bir kahve içmek istiyorum o raddeye geldikten sonra.
Çünkü yani bu en iyi versiyonsa sanki onun bana verdiği vaat daha bir en iyi versiyonmuş gibi ya.
Tamam böyle her şey tükaka demek istemiyorum işte karbonhidratlar şekerler falan ama hayrı da yok ya bize bunların at the end of the day.
Gerçekten böyle mesela sabah istemsiz diyeceğim.
Dünden kalan yaş pastayı yedim ve yerken ikinci çatal alırken de şey diyorum zaten yani yeme şunu kızım iyi gelmeyecek.
Bitirdim anında midem bulandı.
Sonra Zek kahvaltı hazırlamış böyle yumurtalı büyük bir tost yapmış.
Onu da yerken çok zorlandım ve hani midem de istemiyor aslında.
Yavrum hala midemin ne dediğini de dinlemiyorum maalesef.
Yani günün sonunda yine bununla karşı karşıya kaldık.
Bir de bir şeyden daha bahsetmek istiyorum.
Zek'in partisinde gerçekten böyle küçük bir Birleşmiş Milletler Kongresi haline dönüşmüştük.
Çünkü dünyanın her yerinden birileri vardı.
Ve muhtemelen benim bu Türk annesi vibe'ına bağlanmamın en büyük sebebi işte başka milletten insanlar da bizim yemeğimizi yesin.
tonuyla bir yerden girdiğim için konuya yalnız şeyinde biraz gerçeğiyle karşılaşmamız da gerekiyor yani çok da milletçi olmadan bazen yemeklerimiz sevilmeye de bilir yani her insan yaprak sevmeyebilir
mesela yaprak yiyorsun abi çünkü hani bunu güzel sunuyoruz tadı da güzel ekşiliği böyle pişmiş içinden pilav falan çıkıyor ama hani adam diyor ki ne var bunun içinde ben ne yiyorum şu anda Garip
garip görünen böyle yuvarlak yuvarlak yaprak yani onlar günün sonunda.
Hayatında hiç görmemiş insan var bunu bilmiyorum artık.
Yunanlar sayesinde diyeyim bayağı da popülerleşti normalde.
Bu dolmades diye geçiyor.
Artık özellikle New York'ta yani çok popüler.
Ama yine Yunan yemeği olarak çok popüler.
Ulan bence bana bir yerden bağış toplayalım.
Bence ben bizi birazcık popülerleştireyim.
Yani Türk kültürünü hem müzik, dans, yemekler olarak böyle workshoplar çıkarmak istiyorum ben ya.
Gelin diyeceğim yaprak sermeyi öğreteceğim size.
Tamam ben yani... Bildiğim kadarıyla yeter.
Bazı insanlar kalem gibi denir ya bizde.
Kalem gibi sarıyor. Benimki bence toparlak bir parmaktan hallice fena değil.
Sonuçta sarılıyor ve dağılmıyor.
Önemli olan da o. O yüzden bunun workshop'unu verebilmek için kendimi o kalifeyi de buluyorum.
Böyle bir workshop verebilirim.
Türk yemeklerini tanıtabilirim.
Mesela biz yoğurdu acayip iyi kullanıyoruz ve yabancılar yoğurtla çok tanışmıyorlar.
Yoğurdu biraz daha böyle probiyotik, işte granolayla.
müsliyle yedikleri şey gibi zannediyorlar ama yemekle karıştırmak işte bu tarator mu deniyordu?
Tarator yapmak işte bir şeyin üstüne o sarımsaklı yoğurdu dökmeyinin keyfini bence öğretebiliriz insanlara diye düşünüyorum.
Yani en azından o yetkiyi kendime vermek istiyorum ama sadece bana bağış yapmanız lazım.
Param yok bunun için.
Çünkü büyük bir kampanya gerekecek.
Şeyi de bilmiyorum çünkü. Mesela Türkiye'den kimlerle bu görüşmeleri yapabilirim ve dalga geçiyorum gibi duruyor ama ben gerçekten isterim.
Birisi bana sponsor olsun.
Bir şeyin hani atıyorum Bellona bana sponsor ve ben...
Amerika'da workshoplar yapıyorum.
Türk kültürünü tanıtıyorum. Yani hiç mi kimsenin artık umurunda değil ya?
Sanki eskiden daha bir umurumuzdaydı ama artık değişen dünyadan dolayı mı bilemiyorum.
Tabii gerçek problemler de farklılaştı ama bilmiyorum kafam çok dağınık galiba bugün.
Sonra doğum gününde Zek şöyle bir şey talep etti.
Herkes bir şiir okusun istedi.
Kendin de yazabilirsin. Başkasının şiiri de olabilir.
Ben de ortaokulda bir şiir okumuştum.
Ve bugünkü Nurtaç'ı inşa eden...
önemli yapı taşlarından bir tanesidir.
Şiirin adı Anlar.
Bilir misiniz? Bildiğinizi tahmin ediyorum.
Çünkü Türkiye'nin de böyle bir güzelliği var.
Hani Türkiye'nin neresinde büyürsem büyüğü hep aynı şeyle büyümüşüz.
Aynı şeylerden etkilenmişiz ki benim zamanımda internet bugünkü kadar yaygın değildi.
Bu kadar çabuk etkilenmiyorduk ama muhakkak böyle aynı dramayı yaşamışız.
Aynı şarkılar işte, aynı kültür, oyunlar vs.
derken çok benzer bir yapıyla büyüdüğümüz için Anlar şiirini bildiğinizi tahmin ediyorum.
Özetle Yuvarlayacağım şiiri.
İşte 85 yaşında ölmek üzere olan bir kadının bir daha hayata gelirse yapacağı hatalardan daha az hayatı ciddiye almasından vs.
bahsediyor. Siz de çok küçükken işte 10-15 yaşlarında bu şiiri okursanız hayatınızı buna göre inşa ettiğinizde biraz daha bu en iyi versiyonun muhabbetine benzer bir şey oluyor.
Kendinizi daha iyi tanımak, hayatı daha dolu yaşamak üzere bir misyon belirleyebiliyorsunuz.
O dönemlerde biz böyle felsefeler, hayat moddoları falan çok önemsediğimiz şeylerdi.
İyi ki de önemsemişiz. Mesela ben Zeki'ye şeyi sordum da Memento Mori'yi biliyor musun hiç bundan etkilendin mi falan hiç duymamış bile.
Bizim ülkemizde bilmeyen yoktur.
Memento Mori'yi edebileştirmişizdir, dövmeler yapılmıştır, bir yerlere yazılmıştır.
Etkileniriz yani böyle şeylerden ve Türklerin bu yönünden çok mutluyum ben, çok hoşuma gidiyor.
Etkilenip böyle hemen felsefe haline getirip bunu uygulayabilmemiz o küçücük yaşta.
Çünkü bugünkü hale bizi bence getiren bir şey olabiliyor bu.
Neyse ben de o şiir okurken ama sadece corny hissettim.
İngilizcesini ilk defa okumuştum.
Galiba bu yaşta olduğum için biraz hani çok duyduğumuz şeyler ya bunlar artık.
İşte şöyle yaşayacağım. Bundan sonra daha çok dikkat edeceğim falan.
Ama yapmıyoruz da bir yandan.
Ya ben buralarda gerçekten bize hem hayret ediyorum hem de üzülüyorum.
Yani benim gibi düşünen insanlara bir şeyi böyle...
değiştirmenin neden bu kadar zor olmasıyla alakalı yani bir de ben psikolojiden de sıkıldım şu anda.
Yani tamam anladık falan modundayım.
Yine her şeyi bir reddetme evresi gibi görünüyor ama kısa sürecek merak etmeyin.
Çünkü Ocak mesela benim için şu an inanılmaz yoğun başladı.
10 gün ama bana 2 ay gibi falan hissettiriyor şu anda.
Yani çok hızlı geçiyor benim için.
Aslında benim hoşuma giden bir şey bu.
Kısa günlerinin dolu hissetmesi, uzun hissettirmesi, daha çok şey yaşanması hoşuma giden bir şey.
Ama aynı anda slow down da istediğim için böyle daha yavaş yaşamak, biraz daha sindirerek yaşamak, hemen böyle her şeyi öğrenme telaşıyla olmadan ona da değer veriyorum.
Şu anda flamenko derslerine başladım.
İlk dersten sonra bacaklarım morardı.
Çünkü böyle bacaklarınıza vurarak bir hareket çalışıyoruz.
Hemen morardı. Yani artık nasıl bir istekle, şevkle vurmuşsam kendime.
Uzun zaman sonra ilk defa ayna karşısında toplulukla dans ettim.
Özetle güzel bir başlangıç olmuş oldu flamenkoya.
Çünkü çok hoşuma giden bir dans türü.
Müziklerinden falan da çok etkileniyorum.
Bazen ağlıyorum gerçekten dinlerken.
Umuyorum devam ederim.
Bayağı bir ilerletirim. Son olarak da biliyorsunuz geçenki bölümde de bahsettim.
Instagram'da sanatçının yolu kitabı üzerine bir grup oluşturdum.
Birinci hafta bitti. İkinci haftaya başlıyoruz şimdi.
Sanatçının yolu 12 haftalık bir kitap.
Katılmak isterseniz tabii ki de dahil olabilirsiniz.
Sadece bana Instagram'dan yazmanız gerekiyor.
Sizi gruba eklemem gerekiyor.
Bayağı böyle yaratıcılığınızı etkileyen, uzun zamanlar yapmak istediğiniz şeyleri sizi yönlendiren, teşvik eden bir alıştırma kitabı diyelim.
Kendinizle daha çok vakit geçirmeniz üzerine ya da Daha yaratıcı hissetmek üzere ya da yeni bir şeye başlayacaksanız ona adım atmanız üzerine bir kitap.
Başka kitaplar da çok okuyorum.
Şu anda gerçekten okunmaya susamışım yani.
O yüzden böyle gidersek iyi gidiyoruz.
Böyle umalım daha da iyi olsun.
En iyi versiyonlarımız olsun.
Bölümleri dinlediğiniz için de çok teşekkür ediyorum.
Daha önce de bahsetmiştim.
Spotify'dan beni takip edebilirsiniz.
Bu takipler dinlenme algoritmasına yardımcı oluyor.
Öyle de destek olabilirsiniz.
Teşekkür ediyorum. Hafta yeni bölümüne görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
