
Bu bölümde Şema terapisinden danışan gözüyle bahsediyoruz. Şema terapisi nedir, hangi şemalar var, baş etme yöntemleri neler ve daha fazlası burada.
*****
Hiwell online psikolojini platformunda yapacağınız ilk 15 dakikalık ön görüşme ücretsiz ve alacağınız ilk seansta nurtac50 kodu ile %50 indirimden de faydalanabilirsiniz.
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki
kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/-e-k-nurtacturkeli
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com******
Bu bölüm "Hiwell" hakkında reklam içerir.
Transkript
Türkiye'den döneli neredeyse bir ay olmuş artık.
O kadar hızlı geçti ki gerçekten.
Annemle döndüm. Beş hafta kalacaktı Amerika'da.
Son haftasına girdik. Bu son haftası da bana garip duygular yükselttirdi.
Hem telaşlanıyorum.
Annem işte şunu da yapamadık bunu da yapamadık ama buraya da götürecektim şunu da görecekti gibi.
Hem de kendi işlerimi aksatmak istemiyorum.
Kendi sınırımın ve kendi alanımın dışına çok çıkmak istemiyorum.
Dengeyi kurmak gerçekten zor.
Birisini ağırlıyorken özellikle yabancı ülkede İngilizce bilmeyen ve çok yakınınız olan birisini ağırlıyorken bu dengeyi korumak biraz daha zorlaşabiliyor.
Elbette Zeki'nin desteği çok oldu.
Türkçe bildiği için. Hem de çalışmadığı zamanlar mümkün mertebe annemi alıp kendisi de dışarı götürdü.
Bu dengeyi biraz korumama yardımcı oldu ama şimdi son hafta olduğu için Washington DC planladık.
Hem annemin başkenti görmesini istedim.
Oradaki müzeleri işte Beyaz Sarayı vesaire bir gezeceğiz.
National Mall deniyor o bölgeye.
Hem onu gezeceğiz hem de orada bir dostum var.
Beraber New York'a döneceğiz.
Onlarla geldik gitti falan derken annemin artık dönüş vakti gelmiş oluyor.
Duygusal olarak garip hissediyorum.
Çünkü bir yandan işte annemin olması da çok güzel de acaba burada mı kalsa gibi düşünceler geliyor.
Bir yandan da ama kendi hayatım, kendi kurduğum düzenim ve tam olarak kendi rutinime dönememenin verdiği bir çelişki oluşuyor.
Tüm bunlar böyle kendinize ayna yaptığınızda, kendinizi incelediğinizde biraz daha iyi anladığınız, algıladığınız bir şey oluyor.
En önemli tool diyeceğim, araç burada kendine şefkat çünkü bende şey çok kolay çıkıyor böyle kendine saldırma, eğer kendimle alakalı bir şey istersen bencil miyim soruları, işte
neden kendini düşünüyorsun gibi altta yatan toplumsal, kültürel değerlerimiz var diyeceğim tırnak içerisinde.
Neden bunlar bu şekilde oluştu ve biz bunlara inandık?
Hadi inandık, oluştu, neden sistemimize girdi ve sistemimizden çıkaramıyoruz bir türlü.
Sistemimizden çıkarmaya çalışıyorken suçluluk hissediyoruz, kendimizi bencillikle suçluyoruz.
Ben böyle bayağı genel konuşuyorum ama kendimden bahsediyorum.
Çünkü kendim için bir şey yaptığımda hala kafamın arkasında bencilli olmamla alakalı bir korku var.
Çünkü hayatım boyunca birkaç kere bencilli olduğum söylendi.
Bence bencillik değildi.
Kendimi korumaya çalıştığım, sınırımı korumaya çalıştığım yerde karşıdaki kişinin hoşuna gitmeyen bir şey olmuştur.
Çünkü bencillik dediğiniz biraz daha karşıdaki insana zarar veren bir tutum.
Ama siz karşınızdaki kişiden bağımsız, sadece kendi sınırlarınıza saygı göstermek istediğinizde ve onları korumak istediğinizdeki yaptığınız hareketler bencillik değil.
Bu gerçekten kendinize duyduğunuz saygının göstergesi aslında.
Ama bizim o kalıplarımız, değerlendirmelerimiz, alışkanlıklarımız, onları tutumlarımız, bugüne kadar getirdiğimiz desenlerimiz derken bir şey oluşuyor.
Bunları sorgulamazsak, hep böyle olduğuna inanırsak, işin içinde böyle kaybolursak da böyle olduğunu zannede zannede belki 40 yaşına, 50 yaşına, 60 yaşına gelip geriye dönüp baktığımızda ama öyle
değildi yanılgısına varabiliriz.
Varabiliyoruz, 60 yaşında değilim.
Galiba yaşla alakalı biraz korktuğum şey de bunlar.
Şimdi 34'ten 24 bana nasıl minicik görünüyorsa, ya çok toymuşsun ama daha çok küçükmüşsün ama çok tatlıymışsın derken, 24'te kendimi kocaman zannediyor isem, şimdi de 44, 54, 64 yaşına
geldiğimde 34 yaşım bana minicik görünecek.
O yüzden böyle kendinize olan öz şefkati hiçbir zaman bırakmadan, kendi isteklerinize saygı duyup, kendinizi biraz daha yakından tanımanın önemi çok büyük.
Bence hatta hayat değiştiren bir araç.
Ben bu araçlardan en keyif alarak kullandığım şey şema terapisi.
Ben bugün biraz şema terapisinden bahsedeceğim.
Tabii ki de uzman değilim, psikoloji eğitimi almadım.
Sadece şema terapisini öğrenen, uygulayan, kitaplar okuyan, işte danışan olarak öğrendikleri şeyleri aktaran bir insan tarafından sizinle bunu hazırlamak istiyorum.
Sürçülisan edersem affola kendi tanımlamalarımı biraz etleyeceğim muhtemelen, kendi değerlendirmelerimi.
O yüzden yanlış bir şey söylersem de kusura bakmayın.
Gerçekten bir danışan tarafından dinlemenizi istiyorum.
Bunu anlatan, aktaran çok güzel psikoterapistler var.
İlginizi çekerse onları da dinlemenizi tavsiye ederim.
Kitaplar okumanızı tavsiye ederim.
Daha derine inmek isterseniz, daha çok öğrenmek, kendinizi uygulamak isterseniz tabii ki de terapide almanızı tavsiye ederim.
Önce biraz şema terapisi nedir?
Ondan bahsedelim. Şema terapisi adı üzerinde kişilerin çocukluk ve ergenlik dönemlerinde gerektiği duygusal ihtiyaçların karşılanmaması sonucu oluşturduğu şemaları inceleyen
bir terapi ekolü. Bu şemalar çocuklukta geliştirdiğiniz olumsuz düşünce, duygu ve davranış kalıplarını sonrasında yetişkinliğe de aktardığınız ve sonrasında kendiniz olduğuna inandığınız bir alan olarak da
görebilirsiniz. Yani şemalarınızı alışkanlıklarınız, karakterinizin bir parçası, öyle olduğuna inandığınız bir şey gibi de Görebilirsiniz, inanabilirsiniz.
Değiştirilmesi zor olan bir şeydir bu arada.
Çünkü çok derinlerdedir.
Küçükken inandığınız, böyle derinlere işlettiğiniz düşünce kalıpları ve tutumlardır.
Bir de bunlarla başa çıkma yöntemleri geliştirilir.
Yine çocuk halimizde diyeceğim.
Karşılaşılan zorlukta, duyguda, ihtiyaç anında bizim ona verdiğimiz cevap niteliğinde ve sonrasında karakterimize göre, mizacımıza göre onunla baş etme yöntemleri geliştiririz.
Bazen buna teslim oluruz, bazen aşırı telafiye gideriz, bazen de kaçınırız, hiç yok gibi davranırız ya da kendimizi o duruma sokmayacak her şeyi yapmaya çalışırız.
Ama fark ederseniz günün sonunda bu üçü de bu şemaların hayatınızda verdiği etkiye verdiğiniz cevap.
Yani gerçek siz olmayabilirsiniz.
Sizin hissettiğiniz o şemaya göre verdiğiniz cevap.
Mesela şemalardan, dayanıksızlık şemasından ben bugün biraz daha bahsetmek istiyorum.
Çünkü kendimde olduğuna inandığım bir şema idi.
Üzerine çalışıyoruz. Zaten birkaç tane şema var böyle.
Hepsinden birer birer almıştım.
Sanki açık büfe böyle gidip biraz da şundan alayım.
Biraz da terk edilme şemasından koyayım.
Biraz da başarısızlık şemasından koyayım.
Biraz da işte duygusal yoksulluk falan derken bir kombo yapmışız.
Yani içeride bir sistem var.
Okey. Kendimi onunla özleştirdiğimi falan zannediyorum.
Ama aynı zamanda bu tanımdan çok bahsettim.
Kendi tanımlamam bu arada başka bir yerde duymadım varsa da bilmiyorum.
Gerçekten bana gelen bir hissiyat bu.
Şemada kendi böyle organlarınızı teker teker alıp masa üstüne koyup çalışıyormuşsunuz, temizliyormuşsunuz ve tekrardan sisteminize geri koyuyormuşsunuz gibi hissediyorum ben.
Yani böyle vücudunuza yapışan, size yapışan, sizin böyle olduğunuza inandığınız şeyleri alıp teker teker ayıklayıp temizleyip tekrardan yenilenme gibi diyelim hani fabrika ayarlarına geri dönmek gibi de görüyorum ben.
O yüzden tüm bunlarla karşılaştığımda panik yapmıyorum.
Aa ne kadar da çok şeman varmış demiyorum.
Zaten şema terapisinde biraz da böyle sıfır ile on arasında değerlendirme yapılıyor.
Hepimizde bir miktar şema görülebilir ama günlük hayatınızı ne kadar etkiliyor, verdiğiniz kararları ne kadar etkiliyor, kendi benliğinizin ne kadar önüne geçiyor, belki sınırınıza işte en iyi potansiyelinize gitmenize ne kadar engelliyor
gibi alanlarda destek de almak gerekiyor.
Bu baş etme yönteminde dayanıksızlık şeması ile alakalı şöyle aktarabilirim.
Teslim olma. Mesela bir tanesi teslim olma.
Kişi zaten kendisinin dayanıksız olduğuna, zorluklarla başa çıkamayacağına inanıp hayatını buna göre yönlendirmeye çalışıyor.
Başkalarından daha çok destek istiyor.
Kendi kararlarına pek güvenemiyor.
Sürekli kötü bir şey olacak algısı oluyor.
Ve buna kişi artık teslim oluyor.
Diyor ki ben zorluklarla baş edemem.
Kendimi o şekilde güçlü görmüyorum.
O yüzden sürekli bir korku ve kaygı içerisinde olabiliyor.
Bir diğeri de kaçınma.
Yine bazımız bu.
dayanıksızlık, kendisine olan güvensizlik, korku ile zaten hiç böyle onları hissettirmeyeceği, tetiklemeyeceği alanlara girmemeye çalışıyor.
İşte bu risk almak olabilir.
Ona göre bir ortamdan kaçmak olabilir.
Mesela benim biliyorsunuz klostrofobiden bahsetmiştim.
New York'ta metrolar tünelde kalırlar bazen.
Bu dayanıksızlık şemasını da şöyle örneklendireyim.
Mesela benim korkum ben metroda kalırsam çıkamam, nefes alamam, şu olur bu olur gibi panik ile Kendime konuşsam yani korkuma teslim olsam orada muhtemelen trene binmek istemeyeceğim
artık. Trene bineceğim yerlerden kaçınmaya çalışacağım.
Belki daha çok arabaya yöneleceğim, bisiklet yapacağım.
Otobüs yok bu arada yani benim gittiğim güzergahta genelde otobüs yok ama belki otobüse gideceğim gibi gibi.
Yani burada daha çok oradan çok tetiklenmemek için kaçınma eyleminde bulunabiliyorsunuz.
Bir diğeri de aşırı telafi.
Sanki bu hiç yokmuş gibi daha cesur davranmak, daha böyle kontrolü eline almaya çalışmak gibi.
Biraz daha böyle pik olduğumuz reaksiyon da olabiliyor aşırı telafi yapmaya çalıştığımızda.
Yine baktığınızda tüm bu başa çıkma yöntemlerinin tabanında aslında dayanıksızlık şeması var.
Kişi burada kendisinin dayanıksız olduğuna inandığı sürece ya teslim oluyor ya kaçınıyor ya da aşırı telafi yöntemine gidiyor.
Başka şemada mesela başarı konusunda diyelim.
Ben de başarısızlık şeması olduğu için aşırı başarı gösterme gibi bir eğilimim ya da aşırı hırs gibi bir reaksiyonum da olabiliyor.
Dayanıksızlık şamanız varsa eğer kendinizle alakalı zannetmeleriniz, bir şey yapamayacağınıza olan inancınız, her an kötü bir şey olacağını, sizin beceremeyeceğinize, halledemeyeceğinize, elinizden
alınacağına dair kök inançlar ya da koşullu ve cezalandırıcı inançlar olabiliyor.
Ve tüm bu inançlar takdir edersiniz ki kendimize olan duyduğumuz özgüveni ya da öz saygıyı etkileyebiliyor.
Şimdi daha çülike olan kısım, bizi biraz daha etkileyen kısım bunlar.
Çok derinlerde olduğu için bu inançlar bulmamız, kendimizden ayrıştırmamız ve değiştirmemiz zor olabiliyor.
Zaman ve emek çok isteyen bir şey olabiliyor.
Vazgeçme eğilimi gösterebilirsiniz.
Artık yorgun hissediyor olabilirsiniz.
Ama bunun uzun da süreceğini bilerek, anlayarak, vazgeçmeden, kendi başınıza pes etmeden bir uzman ile bunu destekleyebilirsiniz.
Ben terapi sürecimi Hayver platformu üzerinden yapıyorum.
Siz de kendinizi değiştirmek istiyorsanız, derinlere girmek istiyorsanız Highwell Online Psikoloji Platformu'nda bu terapiyi başlatabilirsiniz.
Sistematik olarak da bu süreci çok rahatlıkla yönetebilirsiniz.
Highwell Platformu'nda 1400'ü aşkın uzman psikolog var ve siz kendi programınıza ve belirlediğiniz saate göre bulunduğunuz yerden terapisinizle 15 dakika ücretsiz ön görüşme yapabilirsiniz.
Seans satın almak istediğinizde toplu seans satın alanlarında Hayver zaten bir indirim uyguluyor.
Bir de buna ek olarak Nurtaç50 kodunu kullandığınızda ilk seansınızda geçerli %50 indirimden de faydalanabiliyorsunuz.
Daha fazla detay için açıklamalardaki linki tıklamayı unutmayın.
Dayanıksızlıkla alakalı galiba biraz böyle hassas bir noktam olmuş benim.
Aşarı telafiye de gittiğim bir yer oldu işte.
Hayır ben çok güçlüyüm onu da yaparım bunu da yaparım gibi.
Reaksiyonlarım var ama baktığınız zaman arka planda benim başıma bir şey gelecek, parasız kalacağım, maddiyatım işte gidecek, elimdeki varlığım neyse hepsi elimden alınacak, çevremdeki insanlar yok olacak, kimse
beni sevmeyecek gibi böyle alttan alta yatan, arada böyle pikleyen, dürten düşünceler de olabiliyor kafamın arkasında.
O yüzden böyle kendi hareketlerinizi incelediğinizde, cevap verme şeklinize baktığınızda altta yatan düşünceleri görebiliyorsunuz.
Hatta bazen bu aşırı telafide.
Belki de yapmamanız gereken bir şeyi kalkıp yapıyorsunuz.
Kendinize güçlü olduğunuzu ispat etmek için.
Olması gerekenden fazla sorumluluğu omuzlarınıza alabiliyorsunuz.
Yapmanız gerekenden fazla şeyi yapıp işte fedakarlığa doğru oradan geçiş yapabiliyorsunuz.
Çünkü bunların arasındaki geçişler tabii ki de olabiliyor.
Bir düşünce kalıbı şeme oluştuktan sonra diğerine de yansıyabiliyor.
Tüm bu yansımalar şöyle bir çember çizin kendinize.
Acaba yani o özdeki kişi ne?
annenizden işte toplumun size söylediklerinden inandığınız dini inançtan bağımsız sanki yapılması zor ve birilerine haksızlık yapacak gibi bir alıştırma işte annemi üzmemeliyim dinime karşı bir
saygısızlık yapmamalıyım toplum vesaire tüm bu öğrendiğiniz üzerinize yapışmış bütün kalıplardan ayrışmak inanılmaz zor aşırı zor sizi siz yaptığınız zannedilen de bir şey olduğu için ve yine suçluluk
hissettirebilecek bir şey olduğu için yani bende o Reaksiyon verdiriyor suçlu hissediyorum.
Sanki haksızlık yapıyormuşum gibi hissediyorum.
Anneme karşı işte inancıma karşı vesaire haksızlıkmış gibi hissettiğim için.
Oraları genelde çok dokunmak istemiyoruz.
Ya da değiştikten sonraki versiyonumuzdan çok emin olamıyoruz.
Acaba daha mı iyi olacak daha mı kötü olacak.
Belki sevmeyeceksiniz o halinizi.
Bilmediğiniz bir şey yani.
Yine günün sonunda beyin konfor alanından çıkmak istemiyor.
Bilmediğiniz bir tarafınızla çok da karşılaşmak istemiyor olabiliriz.
Ama anlatmak istediğim bunları bilinsizce yapıyoruz.
Yani oturduğumuzda hepimiz hayatımızı değiştirmek istediğimizden bahsediyoruz.
Hepimiz başka versiyonlarımızı merak ediyoruz.
Hepimiz daha iyi koşullarda yaşamak istiyoruz.
Ama iş işte harekete geçince buna çok da motivasyon bulamıyoruz.
Belki başkalarını suçlama eğiliminde bulunuyoruz.
İşte annem şöyle olsaydı, arkadaşım böyle olsaydı, evliliğim böyle olsaydı, ben şu eğitimi alsaydım gibi başka yerlere yine yansıtma yapabiliyoruz.
Ama kaç yaşınızda olursanız olun.
Hala hayattasınız. Nefes alıyorsunuz.
Bugün bu podcast'ı dinliyorsunuz.
Demek ki. Demek ki bu.
Şu an bunun zamanı.
Demek ki bir şeyleri neşterle aşmanın zamanı.
Demek ki bütün o organları masaya yatırma zamanı.
Ama iyi ama kötü. Temizleyerek.
Mesela ben bazen şeyi visualize etmeyi de çok seviyorum.
Böyle görüntülemeyi, imgelemeyi çok seviyorum.
Sanki bir şey içimden alıyorum.
Bazen kalp oluyor bu. Onu böyle ellerimle temizliyormuşum gibi.
Çünkü temiz hani böyle sevgi yüklemeyi.
Temiz enerji yüklemeyi.
İmgeleyerek de yapmayı seviyorum.
Sonra kalbimi tekrardan yerine geri koyuyorum.
Bu size saçma gelebilir.
O yüzden size saçma gelmeyen belki size yakın olan bir şey yapabilirsiniz.
Ben böyle imgelemeyi seviyorum.
Organlarımı çıkarıp çıkarıp sanki içimi görüyormuşum gibi yapmayı seviyorum.
Yenilenmek diyorum ona.
Sadece şunun altını çizmek istiyorum.
Bu gerçekten çok kolay bir şey değil.
Yaparken de zorlandığınız bir şey.
İlk karşılaştığınızda yani benim bu ilk defa almıyorum şeme terapisini.
İlk defa karşılaştığınızda ufaktan gıcık da olduğunuz bir şey.
Şimdi bunlar nereden çıktı?
Yani bizim böyle kötü bir alışkanlığımız yoktu.
İyiydik biz falan. Onları kabullenmek de birazcık zor olabiliyor.
Kendinizde hani eksiklik tırnak içinde söyleyeceğim.
Olduğunu işte beceremediğiniz şeyler ya da ben aşırı telafimi gösteriyormuşum.
Oysa ki o benim karakterim. Ben güçlüyüm.
Ben başarırım. Ben becerikliyim.
Oraları yüklediğinizde belki bir şeyin kapatması gibi de olabiliyor.
Tüm bunlar günün sonunda altta olumsuz olduğu için.
Ellemekte fayda var, incelemekte fayda var, değiştirmeye çabalamakta fayda var.
Zaman alır, olur, dereceleri değişir.
9'dan biz onu 4'e indiririz.
Belki görmediğiniz bir odaya girersiniz hayatınızda.
Hiç bilmediğiniz başka bir kokuyu almaya başlarsınız.
Bambaşka bir şeyin de vaadi var ya orada hani.
Zaten buradayken, zaten yaşıyor iken.
Başka bir şeyin vaadi var ise eğer...
Ben ona yakın olma fikrini seviyorum.
Olur olmaz, alabilirim, alamam ama ben o yolda olmaya devam edeyim.
Ben kendimi değiştirmeye, dönüştürmeye devam edeyim.
En iyi versiyonuma ne olursun bir adım daha yaklaşayım.
Benim işim kâfi. Benim en en zorlandığım şeyler sabır.
Sabırsızlık ve kendime gösterdiğim öz şefkatin çok dengesiz olması.
Bir gün böyle kendime şefkatim yüksek, daha ılımlı.
Hani başkasına diyoruz ya, başkasına konuştuğun gibi daha affedici, daha şefkatlisin.
Bir gün o eleştirel, o cezalandırıcı ses tonu, o dışarıdan gelen talepkarlık ile aslında öz şefkatten dışarı çıkmış oluyorum.
Benim en çok zorlandığım şey bu.
Çok açık söyleyeyim, kendi hayatımda.
Eğer ki o talepkarlığı, cezalandırmayı, suçlayıcı sesleri ayrıştırabilirsem, uzaklaştırabilirsem, kendime olan öz şefkatimi artırabilirsem...
Bu yolda daha huzurlu ilerleyeceğimizi düşünüyorum.
Hemen olmuyor. Hemen olmayacağını biliyorum.
Sabırsızlık işte o yüzden beni birazcık zorlayan bir şey oluyor.
Çünkü genel olarak sabırsız bir insanım.
Bir kere Karadenizliyim. Ayrıca bilmiyorum mizacım bu deyip işte bak buradan bir şeyime de çıkabilir.
Mizacımı ya falan. Ben böyleyim.
Vay şarkılar bile yapılmış bak bununla alakalı.
Hayır çok da güzel şarkılar bu arada.
Yani özgüven de var gibi.
Ama böyle altını incelemek de güzel bence.
Okey. Kendi bildiğimce aktarmaya çalıştım.
İlla ki eksik bilgi kalmıştır.
O yüzden kusura bakmayın. Ama zaten bir tane bölüm yetmez.
Birkaç tane daha bölüm yaparız.
Siz de birkaç kitap okuyabilirsiniz.
Bununla alakalı YouTube'da çok fazla program var.
Dinleyebilirsiniz. Kitap olarak Hayatı Yeniden Şekillendirin kitabını ben seviyorum.
Çalışmalı bir kitap bu arada.
Yani bayağı oturup kağıtla kalemle, onun size verdiği testlerle de gidiyorsunuz.
Burada testlerle kendinizdeki şemaları görebiliyorsunuz.
Kendi yaklaşımlarınızı ve tutumlarınızı biraz daha anlayabiliyorsunuz.
Böyle böyle yerleştiğini düşünüyorum kafamızda.
Şemalar değişebiliyor, dereceleri değişebiliyor.
O yüzden son sözlerimi bu bir süreç vazgeçmeden devam edeceğiz diyorum.
Bu yolda olmaya devam edeceğiz.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
