
Günlük hayatımızda birçok olaya birçok farklı tepki gösterebiliyoruz. Hissettiklerimiz karşısında savunmaya geçebiliyoruz. Kendimizi, egomuzu korumak adına. Bunu çok bilinçli yapmasak da, savunma mekanizmaları olarak hayatımızı etkileyen bir faktör olabiliyor.
Bu bölümde savunma mekanizmalarının neler olduğunu örneklerle konuşuyoruz. Kendinizde neler buluyorsunuz?
*****
Hiwell platformunu denemek için aşağıdaki linki
kullanabilirsiniz:
https://hiwell.app/nurtacturkeli
Ayrıca, %10 indirim kodumuz olan "10nurtac"ı kullanarak bu avantajdan faydalanabilirsiniz.
******
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
******
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Karakterimiz sandığımız şeyler savunma mekanizmamız olabiliyor.
Bugünkü bölümde acaba bazı şeyler kendi karakterimizden dolayı mı şekillendi yoksa savunma mekanizması olarak mı kullanıyoruz onu inceleyeceğiz.
Bölüme başlamadan önce yine ve yeniden hasta oldum.
Yani ben hayatımda bu kadar sık sık hasta olduğumu bilmiyorum.
Artık New York'un pisliğinden mi dersiniz, bağışıklık sistemimin bana yaptığı vurgun mu dersiniz yoksa stresten mi?
Acaba bilmiyorum ama sesim yine kötü, kısıldı hatta geçen hafta daha da beterdi.
Neyse doparlanıyoruz yavaşça.
Savunma mekanizması teorisini Freud geliştirmiş.
Freud genel olarak insanların bilinç dışı süreçlerini, içinde yaşadıkları çatışmaları ve bunların aslında insan davranışlarına nasıl etki ettiği üzerine çalışma yapmış bir psikolog.
O yüzden ben yani tamamen Freud'cu değilim ama Freud'un geliştirdiği teorileri incelemeyi ve belki de bu yöntemle kendimi biraz daha tanımayı seviyorum.
Özellikle savunma mekanizmalarındaysa biliyorsunuz ki çoğumuz kendimizi tanıdığımızı zannedebiliyoruz zannetmek diyorum.
Çünkü çok eskiden geliştirdiğimiz bir özellik kimliğimizin bir parçası oluyor ve değişilemez zannediyoruz.
Bilinç dışında çok daha derin bir yere yerleştiyse eğer gerçekten bunu değiştirmek hatta bazen fark etmek de çok zor olabiliyor.
Ve kendini daha fazla tanıdıkça bilmediğin, hiç fark etmediğin yönlerinle karşılaşıyorsun aslında.
Ve de hangi olaya neden, nasıl tepki verdiğini, korkularını ve de hangi olaya neden, nasıl tepki verdiğini altta yatan korkularını da gözlemleyebiliyorsun.
Bunlar işte biraz daha savunma mekanizması olarak da günlük hayatımızın bir parçası olabiliyor.
Ya da kararımızı etkileyen bir mekanizma olabiliyor.
Tüm bunları fark etmek, kendini objektif ve şefkatli olabilmek için de destek sistemini terapi olarak güçlendirebilirsin.
Hayval Online Terapi platformunda 1200'ü aşkın uzman psikolog ile kendi ihtiyacına göre ve yoğun programına uygun olan terapisti bulabilir.
15 dakika ücretsiz öngörüşmeler yaparak bu süreci başlatabilirsin.
Hemen bugün denemek için açıklamalarda linki kullanabilir.
Onur Taşkodan'ı kullanarak alacağınız seans üzerinden %10 indirimden faydalanabilirsiniz.
Biliyorsunuz ben kendimi tanıma yolculuğunda terapiye çok uzun zamandır başvuruyorum ve faydasını görüyorum.
Çünkü içeriği deşerek bakmak gibi diyorum ona.
O yüzden dediğim gibi siz de deneyebilirsiniz.
Ve şimdi biraz daha savunma mekanizmalarının neler olduğunu anlatmak istiyorum.
Kendinizde neler buluyorsunuz?
Onları isterseniz Instagram'da ya da e-mail üzerinden de bana ulaştırabilirsiniz.
Çünkü bence çoğu bende var mesela.
Başlıca savunma mekanizmalarını şimdi kategori kategori birazcık anlatmak istiyorum.
Birincisi... Bastırma, İngilizce'de repression diye geçiyor.
Yani bu böyle yok ya olmadı gibi bilinçaltımıza ittiğimiz, hatırlamak istemediğimiz düşünce ve duygular olabiliyor.
Yani neredeyse varlığını kabul etmediğimiz.
Bu evet bir olayla başa çıkma yöntemi olarak kullandığınız bir metot olabilir.
Ama sorunun var olduğu ve orada durduğu gerçeğini de alıp götürmüyor.
Bu genelde bastırdığımız duygular çocukluğumuzda yaşadığımız travmalar olabiliyor maalesef ki eğer ki bir istismar varsa ihmal edildiyseniz bir ölüm yaşandıysa aile içerisinde akraba içerisinde yaşadığınız duyguları
o travmatik an olarak gömebiliyorsunuz bastırabiliyorsunuz.
Aynı şekilde kazalar ve doğal afetleri de eğer çocukken bir kaza yaşadıysanız ya da doğal afet ile karşılaştıysanız onu da Sonrasında kabul edilmeyen duygular.
Biliyorsunuz bizim toplumumuzda öfke ve nefret olumsuz.
Yani sadece bizim toplumumuzda değil aslında birçok millette olumsuz duygular.
Çok da kabul edilmeyen duygular ve onları dışarıya göstermek.
Ailenle paylaşmak bazen kolay olmuyor özellikle aile dinamiğinize göre.
Uzun yıllar çocuk olduğunuz ve söz hakkınız olmadığı söylenilen bir evde bulunduysanız eğer bir şeyleri içinize atarak bastırarak başa çıkma yöntemini kullanmış olabilirsiniz.
Sonrasında ise kıskançlık ve düşmanlık olarak görülen duygular var.
Tabii ki de hepimiz insanız çoğumuzun olumsuz duyguları bir yerlerimizden pıt diye çıkıveriyor yani hiç beklemediğim bir yerden çıkabiliyor.
Bazen bu çok yakınlarımıza olabiliyor, kardeş olabilir, çok yakın arkadaşınıza olabilir, bir akraba olabilir.
Tabii yine bu duygular kabul edilmeyen duygular olduğu için, sonuçta hani kardeşin ya da aile bireyine bu tarz yüksek ve olumsuz duygularını hissetmek çok da kabul edilen duygular değil.
O yüzden bastırma eğiliminde bulunabiliyorsunuz.
Yine Freud'un teorisine göre enses düşünceler var.
Burada aile içerisinde kardeşine ya da ebeveyne karşı cinsel...
çekim hisseden bireyler varmış.
Bu toplumsal normlar tarafından yasaklandığı için de bastırılan duygular kategorisinde görülüyor.
Bir de sapkınlık toplum tarafından kabul edilmeyen cinsel eğilim ve fantezilerde bilinçaltına itilebiliyormuş.
Yani baktığınız zaman belki sizin de toplum tarafından kabul edilmeyeceğini düşündüğünüz birçok duygunuz var, arzunuz var.
O yüzden onları bir yerde yetiştirip, kakıştırabiliyorsunuz.
Bir diğeri de suçluluk ve utanç duyguları.
Sonuçta özellikle utançtan dolayı bastırdığımız, yani çok açıkça söyleyemediğimiz, hiç varlığını kabul etmediğimiz birçok duygumuz da olabiliyor.
Bunlar ahlaki ikilemler üzerine olabiliyor özellikle.
Ya da geçmişte yaptığımız hatalarımızdan dolayı yaşadığımız suçluluk duyguları olabiliyor.
Öncesinde yaptığımız hatalarımızı, başarısızlıklarımızı unutmak istiyoruz, hatırlamak istemiyoruz.
O yüzden onlar da varlığını kabul etmek istemediğimiz ya da hatırlamak istemediğimiz duygular olarak devam ediyor hayatımızda.
Sosyal ve kültürel normlara aykırı düşünceler kategorisi var burada.
Mesela bizim gibi İslam dini daha baskın olan bir toplumda yetiştiyseniz eğer ve bu inancı siz benimsemiyorsanız, şüpheleriniz varsa ya da başka bir yerden de politik açıdan yine baskın olan bir
partinin taraftarı değilseniz, daha farklı düşünceleriniz varsa başka şey yapmak istiyorsanız bunlar da bulunduğunuz topluma ve kültüre ve bunlarla gelen normlara aykırı olan düşünceleriniz olduğu için bastırma
eğiliminde bulunabiliyorsunuz.
Bununla alakalı çok fazla söz hakkı verilmiyor, çok fazla hak.
verilmiyor aslında size. O yüzden belki güvenlik açısından da kaygı duyduğunuz bir alan olabiliyor.
Aynı zamanda ırkçı ve cinsiyetçi düşünceleriniz de olabilir.
Bunlar yine biliyorsunuz ki birçok kültürde ve toplumda kabul edilmediği için bir ırka karşı yaşadığınız hisleriniz ve ya da cinsiyetçi olarak yaklaşımınız da kabul edilmeyen bir şey.
Topluma aykırı olan bir şey. Birçok topluluk da böyle bu arada.
O yüzden yine bastırdığınız düşünce ve duygularınız bunlar da olabiliyor.
Genel olarak bastırma mekanizmasını sık kullandığımızı tahmin ediyorum.
Bu işte dediğim gibi geçmişte yaşadığımız şeyler, hatalar, travma, şu an yaşadığımız duygular, düşünceler, fanteziler, dinle alakalı görüşler gibi böyle henüz tam ne olduğunu anlayamadığımız, bilinçaltında bir yere ittiğimiz
duygularımız olabiliyor. Bir diğer savunma mekanizması olarak reddetme var.
Yani hiç olmamış gibi davranmak.
Onu tamamen inkar etmek diyebiliriz.
Denial yani. Burada örnekleri şu şekilde açıklamak istiyorum.
Öncelikle mesela sağlık sorunları.
Eğer ölümcül bir hastalığa yakalandığınızı duyduysanız ilk verdiğiniz tepki çoğunlukla reddetme olarak olabiliyor.
Yani gerçek kabul etmek istemiyorsunuz aslında burada.
Çünkü... Tabii ki de bazı gerçekler duymak istediğimiz gerçekler değil.
Rahatsız edici ve hatta yaşamınızı tehdit edici olan gerçekler.
O yüzden onun varlığını hiç kabul etmemek, hiç duymamış gibi davranmak ya da aslında öyle olmadığı üzere yeni bir teori geliştirmek burada geliştirdiğiniz bir savunma mekanizması olarak karşınıza çıkabiliyor.
Dediğim gibi ilk örneklerden bir tanesi sağlık sorunlarının üzerine olabiliyor.
Mesela bir doktor size teşhis koyduğunda aslında kendinizin çok sağlıklı olduğunu ve doktorun yanlış yaptığı gibi bir düşünceyle reddetme eğiliminde bulunabiliyorsunuz.
Sonrasında bağımlılık var.
Çevrenizde bağımlılığı olan birçok insandan şu gibi cümleleri duyduğunuzu tahmin ediyorum.
İşte ben alkol bağımlısı değilim, istediğim zaman bırakabilirim ya da sigaraya bağımlı değilim, istediğim zaman bırakabilirim gibi.
Genelde bağımlılığı olan insanlar bunu kabul etmek istemiyorlar.
Bunun içinde aslında utanç da var tabii ki de.
O yüzden kendilerince bir savunma mekanizması olarak bağımlılıklarının olduklarını kabul etmiyorlar ve kendilerini diğer gerçeğe ikna edebiliyorlar.
Bir diğeri ilişki problemleri.
Eğer ilişkide taraflardan bir tanesi aldattıysa ilişkinin bozulmaması üzere bu aldatmanın gerçek olmadığıyla alakalı yine kendisini ikna edebiliyor, zorlayabiliyor ve aldatıldığını reddedebiliyor.
Yani affetmek istiyor aslında.
Bu gerçek olamaz, işte doğru değildir ya da tek seferliktir.
Aslında beni sevmesiyle alakalı herhangi bir şüphem yok gibi kendisini ikna edici cümleler ile kişi bu gerçeği de reddedebiliyor.
Kayıp ve yaz sürecinde de reddetme uygulanabiliyormuş.
Mesela çok yakın birisini kaybettiğiniz zaman hayır aslında ölmedi bir gün geri gelecek gibi biraz daha derin olarak bence yani bu çok daha başka bir noktada olduğunu düşünüyorum.
Yine reddetme olarak tepki verilebiliyormuş.
Böyle teker teker yaparsam galiba bölüm çok uzayacak.
Başlık olarak şöyle söyleyeyim finansal problemler yani iflas yaşandığında.
Bunu reddetmek gibi. Akademik başarısızlık, sınavlarda başarısız olduğunuzda işte belki iyi bir üniversiteyi kazanamadığınızda yine bu reddetmek ve aslında hatayı başkasında aramak gibi de düşünülebiliyor burada.
Bir de ilişkinin sona ermesi, ayrılık ya da boşanmada.
Burada bu bitişin olduğunu kabul etmemek, reddetmek ve evet şu anda ayrıyız ama ikimizin de sürece ihtiyacı var ve sonradan tekrardan bir araya geleceğiz gibi kendinizi savunmaya aldığınız yine bir yeni cümle grubu diyebiliriz.
Bir diğer grup...
Projection yani yansıtma kişi kendisinde olan duyguları kabul etmek istemediği için başkasına yansıtma hali olarak tanımlanıyor.
Mesela kıskançlık duygusunda kişi kendisine kıskanç olduğunu hiç zannetmiyor.
Yani kabul etmek istemiyor aslında.
Ve söylediği cümle şöyle olabiliyor hani bir ilişki içerisindeyse işte eşim çok kıskanç ve sürekli beni kontrol etmeye çalışıyor gibi kendisinde olduğunu hiç fark etmeden kabul etmeden başka insan yapıyormuş gibi yansıtarak.
kendini savunmaya aldığı bir durum olabiliyor.
Yine aynı şekilde öfke ve düşmanlık duyguları açısından da mesela bir iş ortamındaysanız, iş yerindeyseniz yani belki iş arkadaşınıza karşı bir öfke var içinizde, yoğun duygular var yani olumsuz olarak yoğun
duygular var ama siz kendinizde olan bu duyguları kabul etmek istemediğiniz için karşınızdaki kişinin size karşı bir düşmanlık hissettiğini düşünüyorsunuz yani yansıtıyorsunuz.
İşte beni hiç sevmiyor, bana çok kötü davranıyor gibi yansıtma yapıyorsunuz.
Bu çok tanıdık geliyordur eminim.
Yani insan kendisindeki olumsuz duyguları fark etmeye çok da meyilli davranmıyor gibi.
Bilmiyorum. Aynı zamanda sadakatsizlik üzerine olan bir...
duygu daha var. Kişi evlilikte ya da bir ilişki içerisinde aslında aldatma potansiyelinin kendisinde olmasına rağmen karşıki tarafın sürekli kendisini aldatacağı varsayımına varıyor.
Çünkü yine bir yansıtma yapabiliyor orada.
Yani karşınızdakine hiçbir sebep yokken sürekli güvensizlik duyuyorsanız eğer yine oraya kurcuklamakta fayda vardır diye düşünüyorum.
Çünkü belki de bir yansıtma yapıyorsunuz.
Belki sizde olan duyguları karşınızda varmış gibi zannediyorsunuz.
Dediğim gibi herhangi bir kanıt yoksa karşınızdakinin sizi aldatma potansiyeli olması ile alakalı.
Yetersizlik hissi üzerine yine bir yansıtma var.
Kendinizde olan yetersizlik hissinizi fark etmeyip başka insanların beceremediğiyle alakalı, yapamadığıyla alakalı işte iyi olmadıklarıyla alakalı bir yargıya varabiliyorsunuz.
Kendi yeteneklerinize göre olan alanda tekrardan bir inceleme yapabilirsiniz bununla da alakalı.
Yine suçluk duygusu üzerine bir yansıtma alanı da var.
Burada kendi yaptığınız bir kötü davranışın sonunda suçluluk hissedebiliyorsunuz ve aslında bu duyguyu kabul etmek istemiyorsunuz.
Yani gerçekten kendiniz kötü davrandığınızı ve bununla alakalı suçluluk duyduğunuzu kabul etmek istemiyorsunuz.
Bunun yerine işte başkalarının size sürekli kötü davrandığını, sizi anlamadığını iddia ediyor olabiliyorsunuz.
Ya da işte herkes bana çok kötü davranıyor, kimse beni anlamıyor, bana çok kaba davranıyor gibi genelleme yaparak belki de bu duyguyu yine yansıtarak hallediyor olabiliyorsunuz.
Sonra yine cinsel dürtülerle alakalı, cinsel düşünceleriniz, fantezilerinizle alakalı düşünceli duyguları yine başkası düşünüyormuş gibi.
İşte insanlar çok sapık.
Sürekli başka şeyler düşünüyorlar gibi başkalarına yansıtarak kendinizde olduğunu kabul etmediğiniz bir savunma mekanizması olabiliyor.
Son olarak da korku ve güvensizlik diyelim bu kategori için.
Yani kendiniz bir toplum içerisine girdiğinizde mesela socially awkward deniyor ya aslında siz korku hissediyorsunuz.
Güvende sıkıntı yaşıyorsunuz ama başka insanların size yaklaşmadığını, işte sizden çekindiğini ve size güvenmediklerini iddia ederek başka bir yansıtma yöntemi yapabiliyorsunuz.
Bir diğer savunma mekanizmamız regression yani gerileme.
Bakalım bu kategoride ne hissedeceksiniz?
Yani bu arada her söylediğimi %100 doğru işte ben ne yapıyorum kesin böyledir gibi algılamayın.
Çünkü bence bu kategoride birazcık canımızı acıtacak gerçekler var.
Şöyle çocukluğa geri dönmek gibi algılanıyor.
Yani herhangi bir stresli bir durumla karşılaştığınızda, istemediğiniz ya da zor bir durumla karşılaştığınızda verdiğiniz savunma mekanizmasını biraz daha böyle çocukluğunuza geri dönerek çocuklukta yaptığınız alışkanlıklarınızı tekrardan uygulamak gibi olabiliyor.
Mesela çocukluk alışkanlıklarınıza dönüş, parmak emme olarak geçiyor benim gördüğüm artık hılda ve makalede.
Ve sonrasında bağımlı ve itaatkar davranışlar eğer iş yerindeyseniz.
zorlandığınız bir yerde hemen işte patronunuz ne söyledi, öğretmeniniz ne söyledi hemen onu uygulamanız lazım.
Yani çocuk moduna geçiyorsunuz hemencik.
Çünkü orada kontrolün sizden çıktığını bilmek ve otoriteye itaat etmek tabii ki de orada sizi güvenli bir alanda hissettiriyor.
Öfke ve ağlama nöbetleri diye geçiyor bir diğer yine rahatlatıcı yöntem.
Burada ben de yapıyorum bu arada. Çok stresli bir şeyle karşılaştığımda bir öfkeleniyorum, bir ağlıyorum ama kısa sürüyor.
Vücudumdan o öfkeyi çıkardığımı düşünüyorum aslında ama galiba yine çocuklukta olduğu için.
Başvuru yöntemim oraya gidiyor olabilir.
Ben de bilmiyorum. Böyle diyorlar yani.
Artık Freud'a mı inanırsınız?
Kendinize mi inanırsınız? Yani o kadar çok şey de duyuyoruz ki bu arada sağdan soldan.
Yani gerçekten günün sonunda.
Yani bu küçük bir bilgi olarak kalsın hayatınızda.
Hani haydi bakalım hepsini yapıyoruz.
Demek ki çocukluğuma döndüm gibi düşünmenize de gerek yok.
Ama öyle de olabilir. I don't know.
Bazı insanlar oyuncaklarıyla oynuyorlarmış.
Çünkü biliyorsunuz çocukken zaten en çok eğlenilen, keyif alınan ve güvende hissettiğimiz alan oyuncaklarla oynadığımız alanlardı.
Ve ben 12 yaşına kadar Barbie bebeklerle oynadım ya.
Belki kıyafet diktiğim için onlara ama gerçekten onların bir sürü topluluk vardı.
Yani benim bebeklerimde kıyafetleri vardı.
Sürekli oyun oynuyordum. 12 yaşına kadar Barbie ile oynamak.
Okey. Hani burada ay ben Cendere gibi değil.
Ama biraz daha böyle karşındakini suçlayarak gibi yani mesela benimle böyle konuşamazsın yerine bana bunu yapamazsın gibi basit ve bebeksi ifadelermiş.
Bilmiyorum ya bu bana biraz garip geldi.
Yeme alışkanlıklarında değişim bu.
Bu kimde yok ya?
Yani direkt böyle daha bizi rahatlatan şeylere saldırmamız üzerine bu genelde karbonhidratlı şeyler oluyor, şekerli şeyler oluyor tabii ki de.
Böyle stresli anda elinize hemen bir dondurma olabilir, işte şeker olabilir, cips olabilir.
Hemen ona saldırmak gibi rahatlatıcı yöntem olarak gittiğimiz bir yer olabiliyormuş.
Sarılma ve kucaklaşma ihtiyacı...
Yine zor bir durumla karşılaştığınız anda işte birinin kucağına gitmek gibi düşünebilirsiniz birine sarılmak gibi.
O sıcaklığa ihtiyacınız olabilir.
Bu hani bir kayıp karşısında ya da yaşadığınız bir travma anında olabilir.
Bu bende var bu arada. Yani bir şeye üzüldüğümde, panik yaşadığımda falan gidip böyle falan regression yapıyorum galiba.
Nasıl savunuyorum bak kendimi.
Ve okul ya da işaretlilik stresten kaçmak için de işte video game oynamak, sürekli televizyonu izlemek gibi.
Geriye döndüğünüz aktiviteler olabiliyormuş.
Bu arada bu savunma mekanizmaları anlık olarak işe yarıyor.
Fakat uzun vadede soruna asla çözüm bulmayan.
Anlık rahatlatıcı bir alışkanlık.
Oy oy neler yapıyorsunuz bana da yazın.
Yani bilmiyorum televizyon izlemek de niye şey ya.
Rahatlatıyordum ben orada kendimi.
Ve bir diğer maddemiz rasyonalize etmek.
Burada kişi yaşadığı duyguları ve davranışlarını daha mantıklı.
Yani böyle daha kabul edilebilir.
nedenlerle açıklamak üzerine geliştirdiği bir mekanizma yöntemi.
Burada yine kişi kendi duygularını daha az tehdit edici ya da utanç verici göstermek üzere bu yönteme başvurarak kabul edilebilir hale getirdiğini düşünüyor olabilir.
Mesela nelermiş bunlar? Onları inceleyelim.
Akademik başarısızlık.
Diyelim ki sınavda kötü sonuç aldınız.
Burada hemen tabii ki de işte zaten Bu sınav iyi geçmeyecekti.
Ben de çok çalışmamıştım.
Yani hani gereksiz bir sınavdı benim için gibi.
Bunu böyle rasyonalize ederek başarısızlığınızı aslında daha böyle kendinizce kabul ettirdiğiniz ve utanç duygunuzu da çok da açığa vermek istemediğiniz şekilde cover edebiliyorsunuz.
Oysa ki gerçekten çalıştın mı acaba?
Yani o başarısızlığın sebebi sınav kötü olduğu için mi?
İşte saçma bulduğun için mi o konuyu çalışmadın yoksa yapamadın mı mesela?
Sonra işten kovulmak var.
Yani kimse işten kovulduğunu kabul etmek istemez bence ya.
Zaten iş bulmak zor artık.
Ekmek, bilmiyorum aslanın neresine gelmiş yani.
İnsanlar zar zor buldukları işten çıkarılmak istemiyorlar.
Bu arada gerçeklik de var.
Yani Amerika'da da benim eski çalıştığım şirkette de Allah'ın her günü birini layoff yapıyorlardı.
Yani işten çıkarıyorlardı. Ama tabii işte kişi burada kovulduğunu kabul etmek istemediği için kendince kafasında zaten mutlu değildim, beni geliştirmiyordu.
Bence... Kovulmasam da ben çıkacaktım zaten gibi yine kendisini rasyonalize ederek rahatlatabiliyor.
Oysa ki acaba arka planda performans düşüklüğün var mıydı?
Bu kötü performansların sebepleri neydi?
Onları incelemek yerine kendine hiç hata olmadan hayata devam etmek.
Hiç de fena değil valla. Sonrasında kötü alışkanlıklar var.
İşte bu... Kumara oynamak olabilir, maalesef sigara içmek olabilir.
İşte kendinizi rahatlattığını, zaten çok stresli bir hayatınız olduğunu.
Bununla alakalı yani bir tek bu zevkim var denir ya bizde.
İşte tek zevkim sigara içmek gibi, başka bir şey para harcamıyorum gibi.
Yine orada rasyonalize ederek kabul edilebilir hale getirdiğinizi düşünüyorsunuz.
Aldatmada da şöyle bir çıkışı varmış bunun.
İşte mesela partnerinin size yeteri kadar ilgi göstermediğini iddia ederek.
Hatta belki de o aldatma pozisyonunuza partnerinizin sizi itmesiyle alakalı iddia ederek yine orada bir rasyonize yapabiliyorsunuz.
Maddi sorunlarla karşılaşıldığında da yine gereksiz harcamalar üzeri yaptığımız rasyonizasyon yolo yani you only live once bunu ben de yapıyorum maalesef.
Ya hayata bir kere gelmişiz bırak da şöyle yapayım bunu da alayım falan gibi bazen ben de bu çıkışları yapabiliyorum.
Burada haksız doğduğumu düşünmüyorum aslında ama tabii ki de bütçe ayarlamanıza dikkat etmek.
Yani eğer bütçeniz dahilinde ise ne yapacaksınız yapın kendi kararınız sonuçta ama bir tık daha üstüne çıktığınızda orada belki disiplin eksikliği olabilir.
Yine mantıksız nedenlere dayanarak mantıklı bir açıklama yapıyor olabilirsiniz.
Bu maddeyi daha da uzatmayayım bence ama genel hatlarıyla anladığımızı düşünüyorum.
Yani bir şeyi daha böyle mantıklı hale getirmek üzere yaptığımız içsel konuşmalar.
Bir diğer savunma mekanizmamız yer değiştirmek.
Displacement olarak geçiyor.
Yani yaşadığınız o duyguları, düşünceleri aslında olan kaynağa aktarmak yerine daha rahat bulduğunuz, sizi biraz daha rahat hissettiren, daha güvenli hissettiren yere aktarmak gibi düşünebiliriz.
Bu ne demek? Mesela aile içerisinde bir sıkıntı yaşıyorsunuz ama belki bunu babanızla paylaşamıyorsunuz.
Erkek kardeşinizden çıkarıyorsunuz acısını, ablanızdan çıkarıyorsunuz.
Gidiyorsunuz arkadaşlarınızla kavga ediyorsunuz.
Onlara soğuk davranıyorsunuz, onlarla kavga etmek istiyorsunuz.
çok küçük bir konuda daha büyük tepkiler veriyorsunuz.
Çünkü içeride hazmedilemeyen duygu ve düşünce var.
Onu da başka yere aktararak çıkardığınızı farz ediyorsunuz.
Ki bunu çevrenizden de çoğunlukla duymuşsunuz.
Ben böyleyim, hiç değişemem.
Zaten şöyle, zaten böyle gibi.
Hiç sorumluluk almadan. Bir yerde yaşadığı duyguyu başka yere aktarım gibi düşünebilirsiniz.
Çok da örnekler vermeyeyim. Zaten genel olarak anlaşıldı bence.
Yani iş hayatında, evlilik hayatında, aile içerisinde, arkadaşlarınızla vs.
Yaşadığınız duyguyu genel olarak rahat hissetmediğiniz yerden başka yere aktarmak gibi düşünebilirsiniz.
Son olarak savunma mekanizmamızda da karşı tepki geliştirme.
Yani buradan sonra kimseye güvenebilecek miyiz onu da bilmiyorum.
Bu maddeden sonra çünkü burada kişi yine yaşadığı duyguları kabul edilemeyen yani dürtülerini, düşüncelerini bastırmak için bunların tam zıttı gibi hareket ediyor.
Buna göre davranış geliştiriyor.
Çünkü öyle olduğunda daha çok kabul edilebilir olacak, daha çok sevilecek belki ve o yüzden bununla alakalı bir özellik değiştirmiş oluyor.
Fakat şimdi örneklere bakalım. Öfke ve agresyon mesela.
Birisi sinirli, çok öfkeli fakat tam tersi tepki gösterip böyle daha iyi niyetli, daha sevgi dolu yaklaşabiliyor, daha anlayışlı gibi gösterebiliyor kendisini.
Dediğim gibi yani bu maddeden sonra insanlara güvenimiz sarsılabilir.
Yani acaba sinirli misin, içeride öfkelendin, dışarı iyi niyetli mi gösteriyorsun?
I don't know. Cinsel dürtüler kısmında aseksüel davranış olarak çıkmış.
Mesela bir kişinin içerisinde yaşadığı çok fazla dürtü var, fanteziler var ve bunları bastırmak için kişi tamamen aseksüelmiş gibi davranışlar gösterebiliyormuş.
Yine burada genel hatlarıyla olumsuz duyguları düşünebilirsiniz.
İşte kıskançlık, içinizde yaşadığınız stres, suçluluk, düşük benlik saygısı, şu içsel yaşadığımız şüpheler ya da aşağılık duygusu, içsel kibir.
Bunlar ne demek oluyor mesela?
Bunu muhakkak daha önce duymuşsunuzdur.
Böyle bazen aşırı özgüvenli insanlar aslında içeride maalesef düşük öz saygısı olan insanlar olabiliyor.
Yine aynı şekilde kişi kendisinde bir aşağılık duygusu varsa bunu kabul etmeyi asla istemediği için başkalarını beğenmeyen ve kibirli davranışlar sergileyebiliyor.
Ve siz dışarıdan baktığınızda işte ne kadar kendine emin, güvenli gibi düşünseniz de belki de içeride düşük öz saygısı olan ya da aşağılık duygusu yoğun olan insanlar olabiliyorlar.
Bu aynı zamanda işte kaygı ve endişe yaşanılan durumda da bazı insan aşırı derecede sakin görünüyorsa belki içeride çok gergin, belki çok kaygılı, panik olan bir insan olabiliyor.
Yani dışarıya gösterdiğine insanın çok da inanamıyorsunuz bazen.
Kendinizden de pay biçim bence.
Birçok yerde savunma ihtiyacı hissettiğimiz için yani bu artık beynin geliştirdiği bir özellik.
Burada zaten... Adı üstünde yani kabul etmek istemediğimiz duygular olduğu için hadi oturun hepsini bulun ve kabul edin diyemiyorum tabii ki de.
Ama tüm bu kategorileri anlamanın, kendinizi biraz daha gözlemlemenin de faydası olacağına inanıyorum.
Çok hızlı bunların ne olduğunu tekrardan söylemek istiyorum.
Böyle bastırma, inkar, yansıtma, gerileme, rasyonalizasyon, yer değiştirme, karşı tepki geliştirme.
Tüm bunları alıp...
Tekrardan üzerine düşünebilirsiniz.
Savunma mekanizmaları tabii ki de birçok yerde bizi koruyan, hayatta kalmamızı sağlayan olumlu tarafları olduğu gibi olumsuz tarafları da var.
Çünkü kişi kendisini anlamadığında ve bastırmaya devam ettiğinde, inkara devam ettiğinde, karşı tepki geliştirdiğinde aslında sorunun kendisini halletmemiş oluyor.
Ve bu daha sonrasında psikolojik olarak da illaki onu etkileyen bir faktör de olabiliyor hayatında.
Bunları anladıktan sonra, fark ettikten, yakaladıktan sonra belki olumlu anlamda kendinizi...
Tekrardan yeni bir çalışmaya hazırlayabilirsiniz.
Burada problem çözme yeteneklerinizi geliştirebilirsiniz.
Zaman yönetimi çok önemli.
Çünkü dedik ya mesela geç kalıyor kişi.
Şey diyor bir yere geç kaldığında.
Zaten herkes geç gelecekti yani o yüzden geç kaldım falan.
Bu şekilde aslında arka planda sizin yaşadığınız zaman yönetimiyle alakalı sorununuzu yine başkalarına yansıtarak ya da kabul etmeyerek devam ettirdiğiniz ve bu sorunu çözmediğiniz için başka yerde de karşınıza çıkacak bir özellik olabiliyor.
Yine hep söylüyorum sosyal destek arama.
Bu arkadaşlarınız olabilir, aileniz, çevreniz olabilir.
Bir de tabii ki de hep söylüyoruz terapi ile sosyal desteğinizi geliştirebilirsiniz, arttırabilirsiniz.
Fiziksel aktiviteler bunları hep söylüyorum.
Kendime de yani bunu hatırlatmak istiyorum.
Spor yapmak yani bence...
Zayıflamak için, başkalarına güzel görünmek için değil.
Yani bunun neredeyse lamıcımı yok.
Non-negotiable deniyor ya. Yani bunu tartışmaya bile açık olmaması lazım aslında spor yapmanın.
Çünkü bütün faydaları ortada.
O yüzden umarım bize not olsun yani bu inşallah.
Spor dedim yani haldır haldır haltar kaldırın demiyorum.
En azından bir yürüyüş, en azından bir ufak aktivite, belki yoga gibi.
Yine rahatlatıcı şeylerle hayatınıza bunları ekleyebilirsiniz.
Rahatlatıcı demişken meditasyon, nefes teknikleri bence on numara.
Ben de mesela artırmalıyım.
Henüz tam istediğim şeyde sıklıkla yapmıyorum.
Sonra hobiler. Yani ilgi alanlarınıza zaman ayırmak.
Bu en küçük şeyden büyük bir etkinlik bile olabilir.
Yani küçük diye düşünmeyin.
Belki de bir cam boyamak, örgü yapmak, kitap okumak, seyahat etmek, kıyafet dizayn etmek.
Ne geliyorsa aklınıza sizi mutlu eden şeyler.
Pozitif düşünceyi artırmak.
Kendinizi bir yakalayın. Hep negatifteyiz.
Bir toplum olarak böyle bir rahatsızlığımız var.
Pozitife biraz daha, kendini böyle daha çok teşvik etmek, olumlu yönlerinizi hatırlatmak kendinize, sağlıklı yaşam tarzınızı benimsemeniz, işte daha iyi yemek yemek gibi böyle kendinizi hep bir yandan alabilirsiniz.
Bilmiyorum hani ne kadar faydalı bir bölüm oldu.
Daha da uzatmayayım bence çünkü uzunca gitti bu.
Benim için ilgimi çeken bir konu oldu aslında ve belki devam da ederiz bunlarla alakalı.
Belki tek bir bölüm sadece inkar etmekle alakalı konuşuruz falan bilmiyorum.
Çünkü yetmedi gibi. Bana yetmedi.
Siz de düşünüyorsunuz. Bilmiyorum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
