
.
Transkript
Bugün birazcık hava kapalı, ben de bir ufak uykuluyorum.
Azıcık böyle mahmur hissediyorum kendimi.
Böyle hissettiğimde bana çok iyi gelen şeylerden bir tanesi yoga yapmak.
Özellikle yin yoga. Daha önce yapmadıysanız eğer bir pozu 5-6 dakika tutabiliyorsunuz.
Mesela ben güvercinde kitap okuyabilirim.
Güvercin pozu tutup. Bir de geçenlerde burada bir tane arkadaşımla karga pozu challenge'ına girdik.
Ben niyeyse... Hem de yemek yiyoruz hem de Indian yemek yiyoruz.
Yani Hint yemeği yiyoruz. Dedim ki ben karga pozunu 5 dakika tutabilirim.
Altımda da kot pantolon var.
Arkadaşım da hayır tutamazsın dedi.
Kendisi de spor yapıyor. Arkadaşım dediğim kişiyi de çok ufak şöyle bir tanımlamak isterim.
Bir çift bunlar 50 plus yaşındalar.
İkisi de financially independent.
Yani hayatları boyunca çalışmalarına gerek yok.
Aile dostumuz sık sık görüşürüz.
Çocuklarıyla da arkadaşız zaten.
Bir araya geldiğimizde böyle hani yemektir, sohbettir, muhabbettir.
Ama bir anda adam da bu arada yoga yapıyor.
Bir anda böyle bana bir gaz geldi.
Dedim ben onu çok rahat yaparım.
İkimiz de challenge'a girdik ve kaybettim.
O benden daha uzun yaptı.
Yani açıklamasını şöyle yapabilirim.
Ya Hint yemeğinden sonra kocaman naanları yemişim.
O körülere banmışım.
Hani belki başka bir gün daha az yemek yemişken yoga taytımla tekrardan bir challenge yapabiliriz.
Raporlayacağım size. Merak etmeyin.
Bu çiften bahsetmemin ufak bir anahtarı da, çevrenizdeki insanlar gerçekten nasıl düşündüğünüzü etkiliyorlar bu arada.
Biraz daha böyle nasıl sorusunu sordunuz, başka hayatların mümkün olduğunu gördünüz.
Farklı vizyon, farklı karakterler, farklı çevreler sizin hayatınıza başka güzel katkılar getirebiliyor.
O yüzden aklınızda bulunsun.
Hani o yüzden aklınızda bulunsun.
Eskiden böyle arkadaşlarım olmaz zannediyordum.
Ama şu anda çok sayıda multimilyoner arkadaşım var ve inanılmaz ilham alıyorum.
Onların nasıl yaşadığını gördüğümde, hayatı nasıl şekillendirdiklerini gördüğümde, yatırımcı, zekalı...
Açıkçası buna da bir kapı açıyor.
Sadece aklınızda bulunsun. Küçük bir böyle anekdot olarak bırakmak istedim.
Bugünkü konumuz çirkin bulunmak ve pretty privilege.
Bu hayat skalasında hangi kategoriye düşüyorsunuz?
Pretty privilege'da, yüksekte misiniz, işte alçakta mısınız?
Bunun toplumda, ilişkilerinizdeki etkisi nedir?
Birazcık onlara gireceğiz. Ve ben özellikle sosyal medyaya girdikten sonra bu konuda çok zorbalandım bence.
Bununla alakalı daha öncesinde YouTube'da zevkle bir video yapmıştık.
Beni çirkin bulmalarıyla alakalı.
Mesela Zeki mavi gözlü, sarışın olduğu için ve Zek hani Amerikalı, beyaz olduğu için direkt onu yakışıklı bulup beni yanına yakıştırmamaları ve benim fiziksel özelliklerimle neleri değiştirmemle alakalı.
Bayağı bir kötü yorum gelmişti buna linç denmez gerçi ama bir saldırı gibi oldu açıkçası yani siber zorbalığı orada yaşamıştım.
Youtube'la başlayan serüven daha sonrasında Instagram'da benim hızlı büyümem o viral videolar kimi getirdiğinizin belli olmadığı videolar oluyor genelde ve maalesef böyle çok izlenen videolardaki saldırı bana oldu.
Burada en başta bir cinsiyetçilik görüyorsunuz zaten çünkü kadın.
Değil mi? Yani kadın olduğunda eleştirmeniz daha kolay ve kadın olduğunda eleştirmeniz gerekiyormuş gibi bir algı da var.
Ve siz de biliyorsunuz ki kadın izleyiciyseniz ya da hayatınızda ablanız, anneniz, birileri vardır muhakkak, kız arkadaşınız vardır.
Yıllardır biz bu konuda hedef görüldük.
Ne kadar neyi değiştirmemiz gerektiğiyle alakalı, hangi makyaj ürünlerini kullanmamız gerektiği, saçın boyası, yapısı, neyse artık boyun, kilon, her yerden bir şekilde biz belirli standartlara tabi tutuluyoruz.
Ve şimdi Pretty Privilege aslında bilimsel tarafını açıklayamayacağım o kadar.
bilmiyorum ama bebeklerde bile güzel çirkin ayrım aslında reaksiyon olarak var.
Tamam belki doğal olarak güzele bakmak hani o estetiği hayranlık duymak onu beğenmek okey doğalımızda var.
Bunu bomboş bir tuval düşündüğünüzde belirli standartları az çok anlayabilirim.
Ama bugün geldiğimiz noktada ne yaparsan yap gibi bir şey de söz konusu.
Bir türlü beğenilemiyoruz, bir türlü yeterli olamıyoruz ve güzellik standartları sürekli değişiyor.
Daha yeni büyük burunların modu olmasıyla alakalı bir bölüm çektim.
Mesela Amerika'da gerçekten kemerli burun daha çok dikkat çekiyor.
Çünkü unik, ailenizle alakalı bir de güzellik standartlarına kapılıp sürekli kendinizi değiştirmediğiniz için bir yerde özgüven de göstergesi olarak kabul ediliyor.
Ve ben bunların çıkısı memnunum, mutluluk duyuyorum.
Çünkü kendin olarak bu dünyada var olabilmek zor.
Çünkü ben aynı zamanda New York'ta da influencerlık yapıyorum.
Şu anda çok iş almıyorum ama o eventlere gittiğimde oradaki hiyerarşi, oradaki o kızlar arasındaki enerji Türkiye'deki kadar değildir muhtemelen.
Çünkü en azından benim karşıma o kadar çok çıkmadı öyle söyleyeyim.
Belki burada da vardır ama ben yaşamadım.
Yine de hissediliyor yani ne giyindiğin, nasıl show up yaptığın, saçın, başın, makyajın belirli standartlara kadar olması benim için de okey.
Yani bahsettiğim konu bu. Zaten bakımlıysan değil mi?
Temizsen, kendine dikkat ediyorsan, giyimin kuşamın ne bileyim yani o kadar göze batmayacak kadar okeysen, belirli standartları karşılıyorsan diyelim, benim için okey.
Ve bir de şöyle bir şey de var. Bazı kadınlara baktıkça güzelleşiyor ya gözünüzde.
İlk bakışta belki konvansiyonel güzel değil ama baktıkça onun tarzı, karizması, aurası, duruşu, üzerindeki kıyafeti taşıyışı, konuşması, konuşması çok önemli, ses tonu yani bunların hepsi bir bütün olarak
karizma. Ve siz belki o kitap üzerindeki güzellik standartlarına uymadığınızda ve bir iki kişi size çirkin olduğunuzu söylediğinde belki siz de ister istemez ben yatarak kadar güzel değil miyim?
Ben o kadar da güzel değil miyim gibi düşüncelere kapılabiliyorsunuz ya da buna inanabiliyorsunuz.
Maalesef yani inanmanız belki de kendinize yaptığınız en büyük haksızlıklardan bir tanesi.
Çünkü ben de buna benzer bir süreçten geçtim.
Dediğim gibi Türkiye'de sosyal medya öncesi yani Türkiye'de yaşarken bu konuda herhangi bir zorbalanmaya uğramadım.
Nitekim benim üniversite dönemimde sosyal medya güzellik standartları bu kadar burnumuza sokulan bir şey değildi.
Ve Karadeniz'de olduğum için burnum dikkat çekiyordu sadece o ama hiçbir zaman çirkinsin.
İşte güzel değilsin falan diyen olmadı bana.
Ne zaman sosyal medyaya başladım size anlatamam.
Hani bu hayatı hak etmediğim, Zeki hak etmediğim, büyümü yaptırdığım, hani büyü yaptırmışım ben ya da çirkin şansı.
Hala bugün bile o kadar Türkçe video yapmamama rağmen şöyle yorumlar geliyor.
Allah çirkin şansı versin bize de bacım ne kadar çirkinsin gibi yorumlar gelebiliyor.
Başlarda insan şöyle hissiyata kapılıyor yani.
Niye abi? Neden?
Niye bu kadar saldırıyorsunuz?
Bu içinizdeki öfke vs. Sonra zaten bir alışmaya başlıyorsun.
Sonra zaten kişinin kendisiyle alakalı, hayata bakış açısıyla alakalı olduğunu anlıyorsun.
Bunları böyle katman katman görebiliriz.
Başta bir şaşkınlık.
Sonra... Hani üstüne yapışmaması için belirli bir standarda geliyorsun sen de.
Deri kalınlaşması deniyor ya.
Bir insansa saldırı yaptığında artık bunun sizinle alakalı olmadığını anlayıp kendinize o zırhı geçirebiliyorsunuz.
Bu çok güzel. Geçiremiyorsanız, kendinizi çirkin hissediyorsanız, başka insanların bu konuyla alakalı validationını bekliyorsanız yani birisi gelsin beni güzel olduğumu ikna etsin diye bekliyorsanız üzücü
haber bu olmayacak.
Siz kendinizi aynada güzel görmediğiniz sürece Maalesef enerjiniz de aslında karşı tarafa bu şekilde gitmiyor.
Yani sürekli ağzınızı burnunuzu düşünüyorsanız sürekli nasıl göründüğünüzü düşünüyorsanız.
Mesela birisiyle konuşurken ona bakarken şey mi diye düşünüyorsunuz şu anda burnumu fark ediyor mu?
şu anda dudaklarımı fark ediyor mu diye düşünüyorsanız eğer zaten birincisi siz o konuşmada değilsiniz.
Aklınız fikriniz hani başka yerde.
Sürekli dış görünüşle alakalı bir yerdesiniz.
Aynı şekilde karşınızdaki insana da o şekilde bakıyorsunuz.
Hani kaşı, gözü bir bakayım.
Bunlara bir ilk bakışta bakılır bu arada.
Tamamen hani görmeyin. Asla güzellik standartınız olmasın.
Herkesi güzel, herkesi yakışıklı düşünün demiyorum.
Sadece size yapılan o hakaret olabilir, iltifat olabilir, o yorumlar olabilir.
Biliyorsunuz kiloyla alakalı şey de çok yaygın.
Hani aa kilo almış. Ama kilo vermişsin.
Aslında kilo vermişsini bile söylememeye başlamamız gerekiyor.
Ben yapmıyorum bu arada artık.
İltifat olarak bile söylemiyorum çünkü hala orada kalıyoruz.
İltifat olarak bile düşünüp söylediğinizde zihniyet hala orada kalıyor.
Bu çirkinlik kısmı aslında benim anlatmak istediğim konunun bir kısmı.
Bir de pretty privilege var.
Yani... Bazı insanlar bu kategorileştirmede daha yüksek katmanlarda kalıyorlar.
Mesela bazı kişiler konvansiyonel olarak çok güzeller.
Uzunlar, inceler, yüz hatları, altın oran vs.
her konuda süper.
İlk bakışta gözünüze çok güzel görünüyor.
Böyle insanların pretty privilege...
bazı kapıları direkt açma gibi bir özelliği var.
Yani zaten güzel olduğunuz için, zaten iyi göründüğünüz için hayatta bunun bir avantajı var.
Normal konuşmalarınızda, iş görüşmenizde, alışveriş yaparken vs.
bunun etkisini görebiliyorsunuz.
Daha çok dikkat çekiyorsunuz.
Bazı şeyler, bazı kapılarsa daha kolay açılıyor.
İnsanlar sizinle daha çok konuşmak istiyorlar.
Bu kötü bir şey değil bu arada. Beynimizin buna verdiği cevap.
Halo etkisi. Bir insana baktığınızda ona otomatik olarak çekiliyorsunuz bazen ve Onunla daha çok vakit geçirmek istiyorsunuz, onu daha çok tanımak istiyorsunuz.
Bu güzellik standardı belki de konvensiyonel olmak zorunda değil bu arada.
Yani sizi çeken başka bir şey de olabilir.
Hani sizin gözünüze güzel görünen, size estetik görünen bir şey de olabilir.
Ama günlük hayat standartlarında diyeyim, bazı insanların, daha güzel görünen insanların, işte daha uzun boylu, daha kaslı erkeklerin, bazı kapıları daha kolay açması, daha uzun, daha havalı görünen kadınların bazı yerlere daha kolay ulaşması gibi.
Bunu haksızlık olarak söylemiyorum bu arada.
Yani hayatta böyle bir gerçeklik var.
diye bir şey var. Böyle bir efekt var ve bundan faydalanmak kötü bir şey değil bu arada.
Sonuçta nasıl giyindiğiniz, nasıl göründüğünüz, kendinizi nasıl represent ettiğiniz bir ortama nasıl show up yaptığınız önemli.
Evet, çünkü onlar sizin ilk etiketiniz.
Kendinizi nasıl tanıttığınız, nasıl görünmek istediğiniz ve nasıl algılanmak istediğiniz.
Zaten doğuştan genetik güzelliğiniz varsa...
Evet şanslısınız. Ama diyelim ki mesela şimdi benim hakkımda konuşalım.
Burnum, dişlerim, ağzım değiştirmemle alakalı çok yorum gelen bir yer.
Bunlar kusur olarak görülüyor.
Ben bu kusurları değiştirmek üzere hareket etsem belki pretty privilege merdivenlerine daha yukarı çıkacağım.
Belki hayatta daha çok avantaja sahip olacağım.
Ama mesela ben hayatı bu şekilde yaşamak istemiyorum.
Sürekli kendimi değiştirmek, sürekli o güzellik standartlarına göre hayatımı şekillendirmek, bir şeyin arkasından koşmak açıkçası istemiyorum.
Ben kendimi olduğum gibi kabullenip dış görünüşümle, işte çirkin diye anılıyorsam da mesela bazı insanlar beni güzel bulmuyor.
That's okay. Yani bana direkt zarar vermediği sürece benim hakkımda ne düşündüğün gerçekten beni etkilemiyor.
Ve bu etkilememe aşaması ancak yaşla beraber oluyor bu arada.
Çünkü daha küçükken, daha gençken...
Buna önem veriyorsunuz.
İnsanların sizi güzel diye anmasını istiyorsunuz.
İşte Nurtaş'ta güzel bir kız.
Yani mesela belki o standart güzellik kategorisinde bazı insanları tatmin edemiyorum.
Ve inanın bana yaşla gelen bir kabullenme diyeyim, olgunlaşma diyeyim.
Bu inanılmaz yorucu.
Sürekli böyle olması çok zor olan bir şeyin arkasında koşuyormuşum gibi bir şey.
Yol yakınken kendi güzelliğinizi ne kadarsa eğer kabul edip.
Belki de o hani kategoride katmanlarda.
Ona göre hayatı şekillendirmek.
Yani ben daha yukarılara tırmanacağım ve daha çok avantaj alacağım.
Çünkü hayatta böyle ilerliyor diye bakarsanız.
Eğer bence bitmeyen bir şey ve çok yorucu ve masraflı ve riskli.
Bayağı bir uzattım. Özetle kendiniz nasılsanız onu öyle görüp kabul edip.
Çirkin mi deniliyor size? Evet.
Hani. Onlara göre çirkinsiniz ama kendinizi o aynaya baktığınızda ne kadar güzel olduğunuzu her gün kendinize hatırlatmanız gerekiyor.
Her gün başka bir tarafınızı gerçekten olduğu haliyle görmeniz ve kabul etmeniz gerekiyor.
Bunu yaşayan bir insan olarak anlatıyorum.
Bu konuda zorbalığa uğrayan birisi olarak anlatıyorum.
Ben aynaya baktığımda gördüğüm insandan çok memnunum.
Ben aynaya baktığımda gördüğüm kızı çok seviyorum.
Bugüne kadar yaptığı her şeyi çok seviyorum.
Dış görünüşünü, hareketlerini, enerjisini çok seviyorum.
Ve bu vücut bu. Burada yaşıyorsunuz.
Ruhunuz burada. Yol akınken bu vücudu kabul edin.
Buradan devam edin. Hafta yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
