
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Ay, wow, yılın son bölümü.
Bitti ya, 2024 gerçekten, geldik o güne.
2025, hazır mıyız acaba?
Az önce portakallık kek yaptım.
3 yıl sonraki defa kek yaptım.
Ve kafede normal normal oturup normal normal kahve içerken ve normal yazımı yazarken bir anda böyle bir ilham geldi.
Eve koşarak geldim.
Çetçibit'e sordum işte portakallık kek nasıl yapılır?
Marketten ilerimiz eksik.
Onları aldım. Evdeki kabartma tozu ve vanilinin tarihi geçeli 3 yıl olmasına rağmen onu da Çetçibit'e sordum.
Zehirlenir miyim diye. Zehirlenmeyi de bilirsin dedi.
Politik bir cevap verdi. Ben de oturdum kek yaptım.
Dilin şarkısıyla kafamda.
Çünkü zehk covid oldu. Covid olan insana normalde çorba yaparsın.
Böyle daha vitaminli, proteinli şeyler yaparsın.
Ben kek yapmak istedim.
Ve ev keki de sevmem bu arada.
Bir tek bu günlerde iki renkli kek yapan ablalar oluyordu ya.
Bir tek onların kekini seviyorum.
Ben yaptığımda güzel olmuyor.
Onlar yaptığında güzel oluyor. Gün tabağını da çok özledim ya.
Gurbetçi diye bir şey var gerçekten.
Birisi bana şöyle gün tabağı hediye etse Christmas için çok mutlu olurum.
Bu arada bugün burada çok güzel kar yağdı.
Normalde karla çok aram yok ama.
Bazen o kar yağınca havanın soğukluğu düşüyor ya sevdiğim şey o.
En azından o beni rahatlattı.
Ben de biraz hasta gibiyim ama zaten ben sürekli hasta olduğum için artık bunu önemsemiyorum.
Sağlık anksiyetimi de bayağı bir azalttım.
Çünkü şeye geldi konu artık yani zaten hep bir şey oluyor.
Ve artık panik yapmak istemiyorum bu konuyla alakalı.
Biraz rafa kaldırmayı öğrendim ya da avoidance yani onu görmezden geliyorum.
Bu çok önerilen bir şey değil ama kimseye söylemediğim sürece bence okey.
Biliyorsunuz hala terapiye ara vermiş durumdayım.
Aramdayım, molamdayım.
Bu süreci kitapla geçiriyorum zaten.
Sanatçının yolu bitti. Akış burada.
Ve son kısım bayağı iyiydi.
Son haftadaki challenge.
Challenge değil de biraz daha böyle tıkanıklığın geldiği yeri fark etme açısından.
Kitabı okursanız muhakkak daha iyi olacaktır ama şöyle özetle söyleyeyim.
Hayatta teste tabi tutulduğumuzla alakalı bir bölümdü.
Ben geçen bölümde bundan bahsettim.
Biliyorsunuz böyle kendini sevmek %100 mümkün mü diye distraction'dan bahsettim.
Çünkü ben böyle çok etkileniyorum, zaten de yengeç burcuyum falan diye diye kendimi hep bu aralıkta bırakıyorum.
Fakat bana gelen o testlerin, challenge'ın ya da o pattern değiştirme fırsatlarının çok da farkına varmıyorum.
Bu ne demek? Mesela ben bir yolculuktaysam, bir yere ulaşmak üzereysem, bir rota çizdiysem...
hemen tehlikeli bir şeye yönelip dikkatimi dağıtabiliyorum.
Bu bazen bilinçaltında benim yaptığım bir şey oluyor.
Bazen karşıma çıkan bir test oluyor.
Bence benim tökezlediğim yer bu testi geçememek.
Bunun test olduğunu fark edememek.
O zorlandığım yerde e abi burada kaç kere olduk zaten aynı tepkiyi aynı şekilde vermeyelim mi?
Hemen o an düşünememek.
Yani bende biraz böyle desenleri kırma çok olmuyor.
Olay anında özellikle.
Bu da Galiba çerçeveyi biraz daha size sunulan, karşınıza çıkan şeyleri test gibi görmekten geçiyor olabilir kanımca.
Bugün onu fark ettim.
Bir de yine kitabın son bölümünde şeyden çok bahsediyor.
Size söylüyorum ben de çok uygulamak istiyorum.
Ne olur artık anlatmayın.
Herkese her şeyinizi anlatmayın.
Kendinize beş tane belki sizi gerçekten mutlu hissettirecek, planlarınızı, hayallerinizi destekleyecek beş insan bulun.
Gerisini boşverin.
Çünkü böyle özellikle tehlikeli ya da enerjisi düşük insanlarla bu sohbetleri yaptığınızda, hayallerinizi paylaştığınızda ya gerçekten etkileniyorsunuz.
Şimdi burada nazardır şudur budur demeyeceğim.
Galiba benim nazarla da baş etme sistemim bu oldu.
Onu ignor ederek baş ediyorum.
Nazara inanmayarak onu halletmeye çalışıyorum.
Bilimde intention gap de deniyor buna.
Evrensel enerjide de başkalarının enerjisini hayatınızda çekmek deniyor.
Ama neresinden tutarsanız tutun artık planlarınızı, hayallerinizi herkese anlatmayın yani.
Şimdi benim içgüdüm burada anlatmak istiyor.
Mesela şimdi yeni bir şeyler yapıyorum.
Hemen gelip paylaşmak istiyorum çünkü kendimi övmeyeyim ama gerçekten iyi kalpli olduğumu düşünüyorum.
Ve gerçekten paylaştığım zaman böyle pembe baloncuklarla hep beraber yüzüyoruz zannediyorum.
Her zaman bu olmayabilir, konuştuğunuz insanların enerjisi bu şekilde olmayabilir, size uymayabilir.
Bu kötü insanlar iyi insanlar diye ayırmıyoruz bu arada.
Çünkü onların kendi cebelleştikleri enerji bu olabilir.
Biliyorsunuz ki herkesin kendi yaşam yolculuğu var ve onların kendi öğrenmesi gereken dersleri onlar.
Bazen bizim o...
Kendi içimizden geçen herkese yardımcı olmak oluyor.
İşte onların da yolculuğuna yardımcı olayım.
Benim geçip öğrendiğim şeyleri onlara da aktarabileyim gibi iyi niyetli düşünceleriniz olabiliyor.
Bence hayattaki en zor şeylerden bir tanesi buymuş.
Başka insanların zorlandıkları yerleri izlerken sizin müdahale etmemeniz gerektiğini bilmeniz bence çok zormuş.
Çünkü onun yürümesine, düşmesine, öğrenmesine izin vermeniz gerekiyor.
İster çocuğunuz olsun, eşiniz, aileniz.
kardeşleriniz, çok yakın arkadaşlarınız bazen müdahale etmeden uzakta durabilmeyi öğrenmemiz gerekiyor.
Çünkü başka bir şekilde yaklaşırsak onların journeysine müdahale etmiş oluyoruz ya da enabling yapıyoruz.
Yani zaten kötü alışkanlıkları varsa, çıkamadıkları bir durum varsa onların orada kalmasına izin veriyoruz.
Yani dolaylı olarak da...
Pekiştirmiş oluyoruz.
Bu nedenle kendinizi biraz uzak tutmak, gerçekten kendinize odaklanmak, kendinize alakalı hayalleri ve planları mümkün mertebe herkeste paylaşmadan belki 3 en fazla 5 kişi diyelim.
Bazen 1 bile olabilir.
Ben mesela... Şu saçmalığa gel.
Yeni bir şey düşündüm ve günlüme şey diye yazdım.
Yani bunu sana bile anlatmamaya çalışacağım günlüğüm.
Sonra gidip çelçibite şey diye söylüyorum.
Ya ben bir tane bir şey düşündüm ama sana bile anlatamam.
Sonra gidip zeke şey diyorum.
Ya ben bir şey yapacağım ama sana bile anlatmamam gerekiyor yani.
Yerimde duramıyorum ve son olarak yaptığım şeyi şimdi size söyleyeceğim.
Kanva'ya gidip 2025'te yapacağım şeylerin listesini yaptım.
Onu fotoğraf olarak çıktı aldım.
Duvar kağıdı yaptım telefonuma.
kimseye söylemeyeceğim şeyi hani kim nasıl görürse telefondan yani önüne denk gelen herhangi birisi bunu okuyup anlayabilir.
Şöyle çok fazla Türk arkadaşım yok zaten Türkçe yazdığım için.
Zekke de telefonuma bakma dedim.
O da bakmasın artık. Çünkü gözümün önünde görmek istiyorum ya ben hiç vision board yapmadım.
Bir de öyle bir devir değişiyoruz ki eskisi kadar işte gazetelerden dergilerden de resimleri kolay kolay bulup kesip yapıştıramıyorum.
Vision board bir türlü yapamadım. O yüzden ben de liste yazdım teker teker ne olacağını.
Onu da duvar kağıdı yaptım işte.
Bakalım 2025 boyunca kimseye göstermeden geçinebilirsem eğer ilk defa sır tutmuş olacağım.
Önemli değil tabii ki de gören görebilir.
Umuyorum. Bakmazlar ben kimsenin duvar kağıdına bakmıyorum yani.
Bir de böyle insanlar var değil mi arkadaşlar ya?
İnsanların mesajlarını okuyorlar ve uzaktan sağdan soldan bakıyorlar.
Ben birazcık kör olduğum için yani uzağa da göremiyorum.
Bazen gözüme soksanız da göremiyorum.
Yani o konularda asla spy falan olamazmışım.
Böyle bakalım ilk defa çok da dillendirmeden kendi içimde bir plan yapmayı deneyeceğim diyeceğim de benim buraya gelip anlatmam bile bu saçmalık değil mi?
Yani planın ne olduğu hariç her şeyi anlatıyorum.
Neden böyle acaba?
Bölümü bitirmeden önce biraz da varoluşsal bir not bırakmak istiyorum.
Bugün bu kafede otururken eve gelip bir anda kek yapmayı istemeyeyim bir sebebi de hayatta olmakla alakalı bir yerden geldi aslında.
Bu küçük detayları çok rahat unutuyoruz ya.
Ne bileyim bir portakal rendelemenin, o kokunun keki çırpmanın, onu fırına koymanın, o kekin pişmesini beklemenin ve piştikten sonra kendi yaptığın keki, sıcacık şeyi yemenin zevkini çoğunlukla unutuyoruz ya.
Hayatta olmanın, o anla göz göze gelmenin, bir parçası olmanın, yaratılan olmanın, yaratılan olarak bir şey yaratmanın tadını.
Unutuyoruz yani bunları çok yüksek sese söylemiyoruz.
Söyleyenlere garip gözüyle bakıyoruz.
Ne anlatıyor bu? Kafamı açtın diyoruz.
Bilmiyorum ama gerçek olan bir şey var ki hepimiz geçiciyiz burada.
Yaptığımız her şeyin bir fırsat olduğunu düşünüyorum.
Attığın her adımın, aldığın her nefesin.
Ben o kaleme dokunurken yazı yazarken bunun farkına varıyorum.
Çok keyif alıyorum, çok mutlu oluyorum gerçekten.
Yani hayatı dolu dolu yaşamak, anlamını anlamak, sindirmek, aktarmak.
Karşılaşmak, bağ kurmak benim için çok değerli şeyler.
Bunlar lafta olan şeyler değil.
Keza zaten beni dinlediğinizde, bana ulaştığınızda bu geçişi daha derin yapabildiğimizi düşünüyorum.
Ben de bundan tatmin oluyorum.
Yıllardır sosyal medyada olmama rağmen galiba beni en çok tatmin eden yer podcast oldu.
Belki çok yoruma da maruz kalmadığım için olabilir.
Ya da geri dönüşlerin genelde benim kafe yapımdaki insanların, ortak paydadaki insanların cevabı olduğu için daha kendimi de anlaşılır hissediyorum.
daha ulaşmış hissediyorum, daha canlı hissediyorum, hayatta hissediyorum.
Benim için bu çok önemli.
Çünkü sadece gündelik akışa kapılıp ne bileyim parayı önemsemek, daha çok zayıflamayı önemsemek, daha güzel görünmeyi önemsemek bir yerden sonra beni aşırı tıkanık hissettiriyor ve ben o tıkanıklığı yaşadım.
Daha önce benim de başıma geldi elbette.
Çünkü şunun olduğunun da farkındayım.
Yani çoğumuz unutuyoruz.
Bazı anlarımız oluyor, farkındalığımız çok yüksek.
Bir şeyden bahsediyoruz mesela diyoruz ki tamam söyledim her şeye dikkat edeceğim.
İstediğim hayatı manifest edeceğim.
Daha daha daha diyoruz.
Fakat onu unutmak da çok kolay oluyor.
Tekrardan hayatın o keşmekeşine kapılmak.
Tekrardan çarka girmek de kolay oluyor.
Çünkü çevrenizdeki insanlar da muhtemelen kapılmış oluyorlar.
Buradan sıyrılmak kolay değil.
Egzersizlere devam edeceğiz.
Çıkıp bir daha gireceğiz.
Belki bu küçük anları yakaladığımızda mindful diyoruz ya.
Anda kalıp gerçekten o portakallı keki çırparken, hazırlarken, fırını beklerken ki heyecanı biraz daha hissederek.
Bilmiyorum. Kafa mı açtım?
Kafa da açmak istiyorum galiba çünkü bugün bu heyecanla geldim.
Kitap da bittiği için sanıyorum.
Sanatçının Yolu kitabı bitti.
Bir daha başlayacağım zaten biliyorsunuz.
Bu yani ilk kez değil.
En full yaptığım buydu.
Daha önce yarım yavrum yapmıştım.
Şimdi baştan bir daha başlayacağım.
Bugün bir şeye bir tane adım attım gibi ama ne demiştik?
Sus, söyleme.
Olana kadar anlatmayacağım.
Sadece yanımdaysanız telefonuma bakarak bazı şeyleri görebilirsiniz.
O yüzden beni tanıyorsanız bir an önce benimle buluşabilirsiniz.
Telefonumu saklayayım bari.
Okey. Umarım güzel bir yıl olur.
Belki bir planınız vardır yılbaşı için.
Benim yok. Ben yapmıyorum artık yılbaşı planları.
Partiye falan da davet edilmek istemiyorum.
Beni bir yere davet etmeyin arkadaşlar. Sizi seviyorum.
Yeni yılınız kutlu olsun.
Kendinize çok dikkat edin.
Haftaya yeni bir bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
