
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bütün people players'lar burada mı?
Bir parmak kaldırın, yoklama alacağım.
Çok kötü bir şey değil mi bu ya?
Yani kötü bence direkt bölüme çat diye girmiş oldum ama people pleaser yani insanları böyle memnun etme gayesi olan kişiler.
Bu nereden nasıl başladı, şu an nasıl yükseliyor, hayatımızı nasıl şekillendiriyor onları biraz bu bölümde konuşacağız.
People pleaser'ımı diyebilmek bile aslında bir yerde cesaret gerektiren bir şey.
Egosu olanlara özellikle.
Egomla alakalı da bir sıkıntım var zaten.
Birçok yerde egosantrik davranabiliyorum.
Ve people pleaser olduğumu kabul etmek benim için çok güçlü.
Yani ne demek, nasıl yani?
Ben başkalarını mı önemsiyorum?
Başkalarını mı memnun etmek üzere kararlar alıyorum?
Ya da işte ona ihtiyacım çok mu fazla gibi konularda yaram vardı ve uzun süre kabul edemedim.
Kabul edince zaten yani klasiktir, klişedir iyileşme başlıyor biliyorsunuz.
Çünkü en azından bir şeye karşı yüzmemeye başlıyorsunuz.
Olmayan. işlemeyen bir şey, servis etmeyen bir şeye karşı da o çabayı göstermemiş oluyorsunuz.
Bu da doğal olarak daha kolay olan, daha böyle çözüme de ulaştırabilen bir yöntem.
People Pleaser aslında böyle çocukken geliştirdiğimiz bir özellik.
Çok basit, en böyle basit haliyle şöyle söyleyeceğim.
Siz bebekken ağlıyorsunuz.
Ebeveyniniz ya da size bakım veren kişi ağlama diyor ve siz de onun memnun olması için yani hayatta kalabilmek için ağlamıyorsunuz.
Aslında bunun en temel başlangıcı böyle yani çok basit haliyle size bakım veren kişinin bakım vermeye devam etmesi için onu memnun etmek istiyorsunuz.
Ve birçok yerde de hani gözün içine bakıyorsunuz doğru şeyi yaptım mı onay aldım mı takdiri gördüm mü.
Tamam zaten insan doğamız gereği bunlar bizim sistemimizde var.
Takdir görmek istiyoruz.
Büyüsek de yani artık yetişkin de olsak takdir görmeye devam etmek istiyoruz.
Yakın çevremizdeki insanlar tarafından sevilmek istiyoruz.
Ama uzun vadede dediğim gibi bunun çocukluktan gelen bir tarafı oluyor.
Yetişkinliğimize yansıyan tarafıyla da acaba şu anki halimizi nasıl şekillendiriyor?
Çünkü ben people pleaser olmaktan memnun değilim.
Özetle. Fakat...
People Pleaser olmamanın karşıt halini bilmiyorum.
Maalesef onu birçok negatiflikle yoğurmuşum.
Muhtemelen büyürken, kendimi geliştirirken.
Bu şu demek, işte başka insanların alanına saygı göstermeyen, başka insanların haklarını elinden alan, fazlaca bencil, işte kendine çok düşkün, belki narsisist, birçok böyle olumsuz şeyleri yüklediğim
hal halini almış.
Çünkü People Pleaser değilsem sanki yırtıcıyım.
Sanki daha sevilmeyen, sevilmeye layık olmayan, yalnızlaşan bir şey olacakmış gibi kalıplar var kafamda.
Zaten sadece şu konuyla alakalı bir bölüm çekmek istiyorum.
Kendi descriptionlarımız neler?
Yani bir şeyi biz nasıl tanımlıyoruz?
Bizim kafamızdaki şekli nasıl?
Biz onu neyle özdeştirmişiz, yerleştirmişiz?
Buralara bakmak gerçekten çok değerli.
Çünkü people pleaser olmamanın eşittir, olumsuz bir şey olduğunu fark ettiğimde zaten...
Demek ki benim tanımlamam buymuş.
Sevilmek için, değer görmek için, hayatta kalabilmek için uzun yıllarca ben diğer insanları tatmin etmek üzere, onay almak üzere hareket ettim.
Ve bunun karşılığında sanki yalnız kalacağım ile özetlenen bir durum aslında benim kafamda.
Böyle olmadığını biliyorum.
Yetişkinim artık. E tamam, insanları tatmin etmek zorunda değilim.
Bu arada benim hayatımda %100 geçerli olan bir şey değil.
Yani hep diyoruz ya böyle skala olarak baktığımızda.
Yine %... 50 derecesinde yükselen yerler var.
Özellikle yakın çevremde.
İşte arkadaşlarıma karşı nasıl daralmam gerektiği, hayır diyememekle alakalı başka bir konu.
Ya da kendimi nasıl ifade ettiğim.
Bir de son dönemdeki gündemim değişmek.
Ben şimdi people pleaser olmaz.
Biraz daha kendime yönelirsem değişme halimden korkuyorum.
Acaba nasıl değişeceğim?
Değiştiğim kişi sevilecek mi?
Yine aynı sonuca çıkıyor. Yalnızlaşacak mıyım?
Galiba yalnız kalmaktan korkuyorum ama dün Zeki şu cümleyi kurdum arkadaşlar.
Dedim ki ben bence yalnızım.
Çünkü benim şöyle bir sıkıntım var.
Sıkıntı olarak nitelendirdim öyle ağzımdan çıktı ama.
Derin bağlara çok ihtiyaç duyuyorum.
Derin olmadığında tatmin olmuyorum.
Çevremde çok insan var bu arada.
Bayağı sosyal bir insanım.
Çok fazla arkadaşım var.
Yani hep öyleydi. Çocukluğumdan beri hiçbir zaman yalnız kalmadım.
Ama duygusal anlamda yalnız hissediyorum.
Bu da birçok insanda oluyor bence.
Yani bir varoluşsal taraftan değinmek istiyorum bu konuya.
Çünkü çok derin bağlara ihtiyacım var ama o derin bağları kuracak güven tabanım yok.
Yani güvensizlik yaşıyorum.
Muhtemelen o da çocukluktan gelen bir şey, yetiştirme tarzımdan.
Böyle herkese güvenemiyorum ya da ilişkilerimin uzun süreceğini zannetmiyorum eğer çok derinleşirsek.
Sanki derinleştiğimizde o insana karşı ilgimi kaybedeceğimle alakalı bir algı var ya da karşıma ki insanın bana karşı ilgisini kaybedeceğiyle alakalı.
Çünkü böyle şeyde bir anlam yok.
Çok gizemli olması haliyle daha ilgi çekici olmasıyla alakalı bu arada beynin çalışma sistemi de olabilir.
Bir şeyi tüketmiş oluyorsunuz ve artık o eski anlamını ya da değerini size hissettirmiyor.
Alışveriş yapmak gibi bir şey yani alışveriş yaparken çok keyiflisiniz, çok mutlusunuz.
Zannediyorsunuz ki mutluluğu orada yakaladınız.
Eve geliyorsunuz o aldığınız şeyler bir kenarda duruyor.
Yani bu artık gizli bir bilgi değil.
Nitekim şimdi böyle kendimle alakalı dönemeçlerim var.
Fakat en çok ihtiyaç duyduğum şeylerden bir tanesi de değişim.
Yani ben ne kadar korksam da, belirli kalıplara sokmaya çalışsam da değişimi istiyorum, arzuluyorum.
Buna böyle birazcık rebirth de denebilir.
Hani kendinizi baştan doğurmak gibi, kendinizin ebeveyni olmak gibi.
Daha önce karşılanmamış ihtiyaçlar bölümüne de bahsetmiştim.
Karşılanmamış ihtiyaçlarınızı şimdi siz karşılayabilirsiniz.
Kendi kendinize bakım verebilirsiniz ve fabrika ayarlarınıza geri dönebilirsiniz ve baştan baştan yeni şeyleri yükleyebilirsiniz.
Bu uzun bir yolculuk.
Yani hele ki benim tarzımda bir insansanız bir şeyi çabuk böyle unutan, motivasyonunu hızlı kaybeden ve geri dönmekte zorlanan bir insansanız onun da etkisi var.
Çünkü tatil dönüşü mesela ben hala o rütine geri dönmekte zorlanıyorum.
Hatta tatil dönüşü sendromuna yakalandım.
Böyle üç gün evden çıkmak istemedim.
Gerçekten fiziksel olarak yorgun hissediyordum.
Belki dönüşümüz yani yolculuk olarak da yoğun geçtiği için gerçekten bir fiziksel yorgunluk hissetmiş olabilirim.
Ama bu değişimi göstermek için en önemli şey ne biliyor musunuz?
Eski versiyonunuza gerçekten hoşça kal demek.
Bunu yapmak aşırı zor bence.
Çünkü işte eski alışkanlıklar var, kök inançlar var, bıdı bıdı var, şu var.
Ama böyle karar verip artık tamam.
Baktığınızda buna karar vermek gerçekten net olabildiğinde uygulaması daha kolay olan bir yaklaşım olacak.
Yani eski haliniz öldü.
Artık yok. Ay çok dramatik oldu böyle söyleyince.
Artık o istediğiniz hale kapı açıyorsunuz.
Tamam mı? O içeri giriyor, vücudunuza giriyor, sisteminize giriyor.
Siz artık osunuz.
Ne mesela bu? Ben cime ve sağlıklı beslenme yine takmış durumdayım ve bu takma haline aşırı mutluyum.
Çünkü böyle bir hayat istiyorum.
Yani sporun non-negotiable olduğu bir hayat istiyorum ben.
Gerçekten spor tartışmasız bir konu.
Yapacaksın yani egzersiz yapacaksın, en azından yürüyeceksin, en azından esneyeceksin.
Ama ben şu anda biraz böyle ağırlık çalışma, işte kendi ağırlığım üzerinden çalışma yaptığım için kas gelişimini de hissediyorum.
E bunu uygun olarak beslenmem şekillendi.
Daha dikkat ediyorum. Dikkat etmenin zamanlar da var bu arada.
Yani bu 80-20 kuralını uyguladığınızda gayet uygulanabilir bir şey bu arada.
Yani eyvah tatlı yedin ve mahvoldun.
Eyvah bir işte karbonhidratlı şey yedin ve mahvoldun gibi bir şey yok burada.
Nitekim o değişime karar verdiğinizde ve yeni identiteleri kendinize yüklediğinizde, işte ben sağlıklı beslenmekten keyif alan, sporunu yapan, sabah erken uyanan, kendisine dikkat eden birisiyim dediğinizde bunun karşı talih yok.
Bu. Bitti.
Hikaye burada bitiyor arkadaşlar.
Yani siz bunu böyle sisteminize soktuğunuzda, kendinizle kavga etmediğinizde, kendinize sabote etmediğinizde zaten uygulanabilir bir şey oluyor aslında.
Bence bizim tökezlediğimiz yer o değişimden korktuğumuz için erteleme.
Eski alışkanlıklara geri dönme hali, bir de biraz böyle işin içinde tembellik varsa ya da yaptığımız şeylere azıcık böyle bir yüksünüyorsak, motivasyonumuz eksikse daha kolay oluyor o cycle'ın içinde geri kalmak.
Fakat ben hep şeyi söylüyorum, kendime söylüyorum, bunu da size hatırlatıyorum.
Öz şefkat yani çat atanak diye olmadıysa bir daha başla.
Yine mi tosladın? Bir daha başla.
Yani bu bir daha başlaya başlaya zaten biraz daha yerleşiyor ve güçleşiyor.
Bir de şunu çok seviyorum.
Daha önce burada olduğumuz için bu geri dönemeçte geri çıkması da daha kolay oluyor bence.
Benden önce buradaydım çıktım şimdi bir daha çıkacağım ve artık yeter kısmına gelebiliyorum.
Yani artık yeter değişimi istediysen eğer bunu uygula modundayım.
Özetle burada neyi nasıl öğrendiğimiz konusu benim için çok değerli oluyor.
Çünkü kendini feda etmeyi Erdem zannettiysen eğer o kalıptan çıkmak çok zor oluyor.
ve people pleaserlığı böyle ona ihtiyacıyla fazla özleştirdiysen eğer sürekli başka insanların onayına ihtiyaç duyuyorsan başka insanların senin kim olduğunla alakalı söz söylemesine çok çok izin veriyorsan gerçekten
kendi sesinden ve kendi benliğinden uzaklaşmış oluyorsun.
Onun sonucunda işte böyle içimizde bazen hüzün hissediyoruz ya o boşluk hissediyoruz.
O oluyor bence. O duyguların meyvesi bu olarak karşımıza çıkıyor.
Ama iyi haber bunlar değişmez şeyler değiller.
Farkındalık geldikçe, üzerine emek verdikçe değişecek şeyler olduğunu düşünüyorum.
Bilmiyorum people pleaser mısınız ve bu durumdan memnun musunuz?
Bunu ne kadar yakalayabiliyorsunuz?
Kendinize ne kadar objektif olarak bakabiliyorsunuz?
Bu soruları sorarak bölümü bitirebiliriz.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Bu arada lütfen beni Spotify'dan takip edip bana puanlama verebilirsiniz.
Yani 5 yıldız verirseniz çok sevinirim.
Yeni bölümle görüşmek üzere kendinize dikkat edin.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
