
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki bölümümüzün konusu öz disiplin. Nurtaç, öz disiplin konusunda kendi karşılaştğı zorlukları şeffaflıkla paylaşırken, bu konuda neler yapıyor, nasıl geliştirir detaylarıyla ve sohbet havasında ekliyor.***
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Sayın dinleyiciler, yeni bölümümüze hoş geldiniz.
Bugün benim... En sevdiğim konu, ay bir türlü kendimi geliştiremediğim, başaramadığım, ilerletemediğim, büyütemediğim bir konu.
Sevgili öz disiplinden bahsedeceğiz.
Yine bir hastayım. 2024'ün ilk hastalığı değil zannediyorum.
Bilmiyorum siz benden daha iyi biliyor olabilirsiniz.
Çünkü ya çok hızlı geçmedi mi 2024?
Gerçekten ne ara Mart'ın ortası oldu?
Kaç kere hasta oldum? Ne ara 2023'ten çıktım hatırlamıyorum.
Ama yine hastalığını kabul etmeyen bir insan ve illa sürüncemeye sokan bir insan olaraktan bir haftadır geziniyorum ve bir haftadır da sürünüyorum açık söylemek gerekirse.
O nedenle arada bir sesimi duyarsanız misofinikler için özellikle özür diliyorum.
Çünkü... Ben de bir misofenik olarak podcastlerde o hıh hıh hıh gibi sesleri duyduğumda kriz geçirdiğim için şimdiden özürlerimi size gönderiyorum ve canımız özdisiplin konusuna
geçmek istiyorum. Son dönemlerdeki tamamen gündemim özdisiplin.
Yani baya her gün kendimi bununla alakalı bir tartıya alıyorum.
Birincisi her yerden şu uyarı geliyor bana bak.
Odak noktanı seçmelisin Nurtaş.
Ne yapacağına karar vermelisin tatlım.
Yani her yere sağa sola dolanıyorsun, bulaşıyorsun.
Yani bir türlü odaklanamadın ama böyle olursa başarısız olacaksın gibi.
Ama en alakasız yerlerden bu uyarıyı alıyorum kendimle alakalı.
Son gelen uyarı birçoğunuza saçma gelecek ama spritüel bir yerden geldi.
Yani... şifacı bir kadından.
Sakik diyeyim daha doğrusu.
Özellikle gidip bir okuma falan yaptırmadım gerçekten.
Misafirimizdi. Evimize gelmişti.
Kristallerle alakalı zaten bir çalışma yapıyor.
Kendi kristal dükkanı var.
Bu bahsettiğim kadın 74 yaşında.
Böyle kristallerle bizim eve falan geldi.
Bizim evde kaldılar zaten. Zekin teyzesinin arkadaşı kendisi.
Kadının adı Dayan. Dayan eve geldikten sonra evin ortasına kristal koydu.
Sonra ikinci gün falan kadın hasta oldu ki bence ben hastalığı ondan kaptım.
Hasta olduğu için de dışarıya çıkamadık.
Evde oturuyoruz falan. Sonra konu nereden nasıl geldi bilmiyorum ama kristallerle böyle bir okuma gibi bir şey oldu.
Hani enerji okuması olur ya.
Onun gibi bir şey yapıldı.
Bana gelen mesaj yine fokus oldu tamam mı?
Fokus da fokus. Aman da odaklan Nurtaç.
Aman da sağa sola sıçrama.
Aman ne istediğini bul. Yahu ne istediğimi bilsem hemencik bulabilsem yapmaz mıyım?
Yani normal şartlarda.
Yıllardır bir şeyleri deniyorum, deneyimliyorum.
O olmuyor oraya geçiyorum falan hani.
bir çaba halindeyim.
Durmuyorum sonuçta. Hareketteyim.
Normal şartlarda. Nasıl o dar alana geçilebilir?
Nasıl odaklanılabilir?
Bilmiyorum. Çünkü benim yelpazem çok geniş.
Çok geniş şeyler görüyor.
Gerçekten shiny object sendromu var.
Okey. Aa ben bunu da yapabilirim.
Bu da güzelmişler. Var. Orada katılıyorum meleklere.
Bu arada hiç merak etmeyin.
Spritüellikle alakalı taptaze bambaşka bir bölüm hazırlayacağım.
Ne zaman bilmiyorum. Hatta bölüm adını bile şey diye düşünmüştüm.
Spritüelsizler gibi. Hani ruhsal şeyler inanmayana.
Çünkü ben %50 %50'yim.
Bir tarafım acayip inanıyor ya.
Bir tarafım böyle bayağı şifacı olduğuma falan inanıyor yani.
Ben bir şironum normal şartlarda.
Yaralı şifacıyım. Bir tarafım da falan oluyor.
Ya ben bugün konuyu çok dağıttım.
Farkındayım ama dağıtmak da istiyorum çünkü hastayım.
Yani evet. Birazcık mızmızlığımı da görün bence değil mi?
Hep böyle profesyonel profesyonel çekim halinde değil de.
Gerçekten bazen geyik de yapmak istiyorum yani.
Azıcık salmak istiyorum. Bugün bu moddayım en azından.
O yüzden bazılarınız çok yüksek ihtimalle çoktan terk etti bölümü.
Sonra bakacağım. O datalarda bakacağım.
Neyse sonra bu meleklerden bana gelen mesajla beraber ben bir sinirlenmeye geçtim tabii ki de ertesi gün.
Yahu dedim nedir bu odaklanmak meselesi?
Bir de ben grounded olmayı da beceremiyorum.
Sonra tüm bunların öz disiplin konusuyla bağlantılı olup benim öz disiplin konusunda zayıf olmamdan kaynaklı diğer alanlara da bir türlü o istediğim performansı gösteremememin bağlantılı
olduğunu fark ettim. Çok garip uzun bir cümle oldu ama özetle.
Öz disiplin çok zayıf.
Yani kendimi keyifçi olarak tanımlarım.
Aman da keyfim bozulmasın.
Aman da benim canım onu istemiyor.
Canım kendim gibi bir tarafım var.
Hani kendini eleştiren, kendisiyle sıkıntısı olan, kendini haldur huldur sabote eden bir tarafım var.
Okey. Bir yandan da acayip keyifçiyim.
Yani o kahve içilmeyecek mi dendi?
İçilecek. O ne bileyim o şekilde yapılmayacak mı dendi?
Herhangi bir şey. gibi böyle bir isyankar, kendisine çelme takan, özdisiplini bir şekilde sabote eden bir tarafım var.
Bu bölümde bunların neden kaynaklandığını ve nasıl aşılabileceğini konuşamayacağız.
Çünkü bir psikolog değilim ve bayağı zorlanıyorum bu konularda.
Ben neler yapıyorum, kendimi nasıl yakalıyorum ve şu anda, özellikle şu anda bunu geliştirmek için neler yapıyorumu biraz daha almak istiyorum bu bölümde.
Son 1-2 aydır ben 6-7 gibi uyanıyorum.
Biraz telefonuma bakıyorum, kurcukluyorum.
Sonra erken yaa deyip geri atıyorum.
9-10 gibi bazen 10.30 gibi de uyanıyorum tekrardan ve sonra kendime çok kızıyorum.
Neden bir daha uyudun, tekrar bir uyku saykılını başlattın, işte bu seni yorgun hissettirecek, hani beyin falan filan uyanamadık, işte kahveye yöneldik yine gibi duygular içerisine de giriyorum uyandıktan sonra.
Ve haliyle uyandım, aman şunu yaptım, duş aldım, yatağı topladım, kahvaltı yaptım falan derken öğlen oluyor.
Öğlen olduktan sonra da işte genel olarak bir kaçışım varsa onları hallediyorum.
Normal şartlarda okey değil mi?
Sonuçta freelancerım, kendi programımı kendim ayarlıyorum.
İstediğim hayat buydu ama istediğim hayat buydu da istediğim gibi sistem kuramıyorum.
İstediğim gibi yaşayamıyorum.
Günüm tamamen bana ait olmasına rağmen onu programlandıramıyorum.
Yani benim için onda uyanmak bir vakit kaybı.
Çünkü gerçekten o tekrardan uykuya ihtiyacım yok.
orada bir şey var.
Okey şu ara geliştirdiğim kıştan da olması kaynaklı olabilir.
Bir de herhangi bir program yaptığımda 11 öncesini almıyorum.
Yani şu an sabah olabilecek herhangi bir programdan çok rahatsızlık duyuyorum video call haricinde.
İşte burada insanlarla bir şey yapacaksam herhangi bir etkinliğe gideceksem doktor dahi sabah olmasından hoşlanmıyorum.
Uyanık olsam bile hoşlanmıyorum.
Bir şey yapmaktan hoşlanmıyorum yani bu sıra.
Kendimi ayırmak istiyorum o saati.
Tamam ne güzel. Fakat Bu da bilinçli olmadığı için, bu da böyle tam olarak sistematik ilerlemediği için arka planda suçluluk duyabiliyorum.
Kendim o dinlenme alanını daha bilinçli olarak oluşturamıyorum, kuramıyorum ve hep all over.
Yani kafada o zaman şimdi bunu yapayım, o zaman bunu yapayım, bu da vardı, listem nerede?
Benim planlayıcılarım var normal şartlarda hem manuel hem Google Calendar'dan.
İki planlayıcı da kullanıyorum ama son dönemlerde...
Kullansam dahi bir karışık hissediyorum kendimi.
Yani iyi değilim. İyi değilim bu sıra arkadaşlar.
Bir şey yapmayı istemiyor değilim.
Hani böyle keyifçilik dedik, fokus dedik, öz disiplin dedik.
Çalışmayı çok seven bir insanım.
Para kazanmaktan çok keyif alan bir insanım.
İş modellerim var bir sürü.
Ama bu sıra istemiyorum.
Bu sıra yapasım gelmiyor.
Bu sıra bir şeyin ucunu tutup sonuna kadar götüremiyorum.
Başlatıyorum mesela tık tık tık.
yarıya getirip bırakıyorum.
Yaptık ya. Dedik ya falan oluyor.
Bu sıra biraz kayış koptu gibi.
O yüzden öz disiplin konusuna da ekstra dikkat çektim dedim.
Yani her gün aklıma bu geliyor.
Peki bunları düzeltmek için diyelim.
Çünkü benim hayatımda bu bir sorun şu anda.
Bir şeye başladığım zaman devamının gelmemesi ya da Ya da bakın bende çok önemli bir şey bu.
Zorlandığım yerde topuk yapıyorum.
Ya bununla mı uğraşacağız ya?
Olmuyor işte. Bak ya olmuyorsa gidelim.
Zaten herkes vazgeçmenin ne bir yardım olduğunu söylemiyor mu?
Gibi böyle kafada bir de casife de ediyorum bazı şeylere.
O yüzden oradan içsel olarak zorlandığım yeri devam ettirebilme gücü yok.
Tamam mı? Zaten sıkıntı orada başlıyor.
Bir şeyi denedin. Ne güzel.
Çünkü şu anda özellikle e-ticaret örneğini vermek istiyorum.
Ağustos ayından beri ben e-ticaret deniyorum.
Dropshipping modelini deniyorum.
Bir ürüne başlıyorum, tık tık tık bir yere geliyor, bırakıyorum.
Başka bir ürüne gidiyorum, onu tık tık tık bir yere getiriyorum, bırakıyorum.
O ürün olmuyor başka. Çünkü zorlanılan yere kadar getiriyorum.
Hani daha da zorlanılması gerekilen orada bir...
bariyer var. Onu aşmaktansa başa sarıyorum.
Başa sarıyorum. Orada artık kendimi neyle tatmin ediyorum ya da zorlandığım için hani affedersiniz ama götüm götüm kaçıyor muyum?
Ondan demin değilim. Bir de destekçim yok.
Doğru. Yani şu anda ya savuracağım kenarda duran 5-10 bin dolarım yok.
ya da işte bu işi bilen, yapan, çat çat çat ilerleyen bir tanıdığım yok.
Ona da çok şaşırıyorum ya. Şu günümüz dünyasında hala nasıl e-ticaret yapan, bu işlerden anlayan birisi yok.
Aranızdan varsa bana ulaşın lütfen.
Bir şey istemeyeceğim sizden. Sadece bir belki video call ile.
Belki bir iki adım beni ilere götürebilirsiniz.
Çünkü... O e-ticaret kurslarına katılmayı da istemiyorum.
Bu var ya internette işte sizin için dükkan açıyorlar, bir şey gösteriyorlar sonra size bırakıyorlar falan.
Orada da şey söylüyorum çünkü yahu Amerika'da yaşıyorum, İngilizcem, Çincem var.
Daha önce ticaret yapmışım nasıl zorlanırsın gibi.
Galiba orada gurur meselesi de yapıyor olabilirim.
Ya bu gururun da dışında bence beni anlayan anladı.
Çünkü zorlandığın yerde kaçma eğilimi işte bu öz disiplin eksikliği.
O yüzden oraya değiniyorum bugün.
En çok dikkat etmek istediğim yer.
Çünkü öz disiplinin aslında tam kelime anlamı ne biliyor musunuz?
O belirlediğiniz hedeflere ve amaçlara ulaşabilmek için gösterdiğiniz, kontrolünüz...
O düzen, yaptığınız düzen, oluşturduğunuz düzen, kararlılığınız, sorumluluklarınıza başa çıkabilme eğiliminiz, o yeteneğiniz normal şartlardan.
Kendi davranışlarını kontrol edebilmek, hani o istemediğin halde de hedeflerine ulaşmak için onu yapabilmek, o sistemi kurabilmek, ona sadık kalabilmek, istikrarla devam
edebilmek bir öz disiplin.
Bu arada... Şöyle bir şey de not etmeyi çok isterim.
Bu hayatın her alanında, her konuda gösterdiğiniz öz disiplinden bahsetmiyorum.
Çünkü birçok yerde başlatıp sonunda getirebilen bir insanım.
0 ile 10 arasında değerlendirmeye aldığımızda çoğu yerde ben 7-8 ayarında giderim.
Hani belki 8'in üstüne çıkmam.
Ama şu an iş kurma konusunda...
Bence 4-5'deyim.
Öyle söyleyeyim. Yani hani çok kötü değil ama geliştirilmesi gereken bir konuda süper de değilim.
Ama çok da kötü değil. Kendimi de savunayım burada.
Çünkü öyle bir anlatıyorum ki yani hiçbir şey yapmıyorum gibi.
Ben yapıyorum yapıyorum zorlandığım yerde kaçıyorum.
Şimdi benim... Orada karşılaştığım zorluklarla başa çıkma eğiliminde geliştirmem gereken şeyler var.
Öz disiplin alıştırmaları var.
Yani egzersizler diyorum ben ona.
Daha önce de bahsetmiştim Atomik Alışkanlıklar diye bir kitap var.
O kitap normalde alışkanlıklar geliştirmek üzerine okunulabilecek en baştaki kitaplardan bir tanesi.
Çünkü kitabın içerisinde alışkanlık geliştirmek üzerine verilen birkaç stratejiyle beraber ulaşmak istediğiniz hedefler için önünüzdeki yolu aslında biraz daha böyle küçük, erişilebilir.
adımlara bölerek, daha çok çevrenizdeki etkenleri kullanarak ve de motivasyonu artırarak böyle...
Bir alışkanlık geliştirme alışkanlığını da veriyor size.
En güzel kurallardan bir tanesi mesela 2 dakikalık kural.
Yeni geliştirmek istediğiniz bir alışkanlığı en azından 2 dakika olarak yapmak gibi.
Mesela egzersiz yapmak, kitap okumak, ders çalışmak gibi.
Yani o en azından 2 dakikanızı ayırın.
Bir diğeri bir şeyi gözle görülebilir yere koymak.
Ben bunu egzersiz yaparken çok güzel kullandım.
Mesela uyanır uyanmaz. egzersiz kıyafetlerim gözümün önündeydi ve uyandıktan sonra hemen onları giyiyordum.
Çünkü öbür türlü işte yok dolabı açacaksın, oradan onu bulacaksın falan filan.
O birazcık motivasyonu kıran bir şey oluyor orada.
Beyninize ekstra ekstra görevler yüklüyorsunuz ya.
O yüzden geliştirmek istediğiniz alışkanlığı neyse artık o gözünüzün önüne koymak gibi ya da gözünüzün önünden kaldırmak gibi.
Mesela çok fazla televizyon izliyorsanız kumandayı saklamanız gibi.
Orayı biraz daha böyle gözünüzün önünden çıkartıp Daha kendinizi alıştırıyorsunuz ona.
Yine bununla alakalı biraz daha otomasyon...
ve bağlam değişikliği olarak diye geçiyor kitapta.
Yeni geliştirmek istediğiniz bir özelliği de ulaşılabilir yere koymak.
Yani mesela ben şimdi dikiş yapmayı öğrenmek istiyorum.
Onu dolabın içinde bir yere saklayacağımı daha ulaşılabilir bir yere koymak.
Gözümün önünde, daha rahat erişebildiğim bir yerde olması ya da kitap okumak diyelim.
O kitapların mesela hemen başucunuzda olması, çalışma masanızda olması, elinizin altında bir yere olması gibi.
Sonra küçük ödüllerle motivasyon var.
Mesela iki dakikalık egzersiz yaptınız ya kendinizi motive...
edecek gidin kek giyin diyormuş.
Kocaman bir kek giyin arkasında.
O değil ama kendinizi motive edecek bir hediye edebilirsiniz kendinize.
Mesela bence beni çok etkileyen bir şey yeni bir spor kıyafeti almak.
Spor bra ya da yeni bir tight almak.
Ya da yeni bir spor ayakkabısını mesela spor için.
Bu arada hep böyle gaza gelip gelip kendimize hediyeler alıp devam da etmiyoruz ama neyse yani biz alışkanlık geliştirmeye çalışıyoruz şu anda.
O yüzden küçük ödüller diyelim.
Hadi illa pahalı bir şeye gitmeyin.
Küçük bir ödülle kendinizi motive ettiğinizde beyninizde o olumlu bağlamı da kurmuş oluyorsunuz aslında.
Bak sen bunu yaptın, arkasından bunu kazandın gibi.
Ay bu beyin var ya mahvetti bizi ya.
İlla da ödül peşinde gerçekten ya keyif ya ödül peşinde.
Mahvolduk beyincim. Bir de benim uyguladığım bir diğer şey ise yapacağınız herhangi bir şey bir dakikanın altında bir zaman gerektiriyorsa hemen yap.
Mesela bardağı salondan alıp mutfağa götürmek, kıyafetinizi yataktan alıp askıya asmak gibi yani o küçük detaylar sizi tekrardan harekete geçirecek, bir işi küçük parçalara bölecek,
kolaylaştıracak örneklerle beraber.
Yani aslında bir hedefiniz var karşınızda.
Tabii ki de sıfırla yüz noktası arasında diyelim o ulaşmak istediğiniz yer.
Bizim gönlümüzden geçen hemen yüze atlamak.
Ya da kendi geliştirdiğimiz şeyleri fark etmediğimiz için mesela 0 noktasından 10 noktasına geldik ama 100 hala çok uzak göründüğü için o 0 ile 10 arasını yok sayıyoruz.
Hemen bir vazgeçme eğilimine gidiliyor.
Yorulma reaksiyonu gösteriyoruz.
Şikayetçi olabiliyoruz.
Mızmızsanız bir de benim dönem dönem mızmızlığım artıyor.
Bence ben şu an o dönemdeyim.
Çabuk pes etme öyle geliyor.
Nihai hedefimiz 100.
Gönlümüzden geçen 100 ve 10 noktasına geldik diyelim.
Hala 100'e çıkamadığımız için sinirlenebiliyoruz.
Orada da benim bu şu an geliştirdiğim şeyler çok yardımcı oluyor.
Yani bir şeyi daha da küçük parçalara bölerek bir yerde tıkandıysak devam etmek için yeni çözümler aramak, yeni yollara başvurmak.
Belki... Unuttuğumuz bir şeyi hatırlamak çünkü yola başlarken başka fikirleriniz oluyor, başka motivasyonlarınız oluyor ve yolun ortasında ya da biraz ilerleyince onları unutabiliyoruz.
Bu nedenle zaman zaman geriye dönmek, baştaki motivasyonlarını hatırlamak, küçük parçalara bölmek, en küçüğünü başardığın zaman dahi kendine teşekkür edebilmek çok değerli.
Çünkü geçen terapistimle de bu konuyu konuştuk.
Kendimle alakalı duygusal yakınlıktan dolayı kendi güçlü taraflarımı fark etmiyorum.
Unutuyorum çünkü benim için onlar basit.
Zaten olan yani ahaha olması gereken bunlar canım gibi gördüğüm şeyler belki bir başkası için çok değerli, çok güzel ulaşılmak istenilen özellikler.
Ama insan kendi içinde olduğunda kendi güzel özelliklerini fark etmiyor.
Hatta ben terapistim benden istedi ben de sizden isteyeyim.
Kendinizle alakalı o güçlü anlarınızı yazın.
Sevdiğiniz özelliklerinizi yazın.
Çünkü insan doğası gerçekten buna çok müsait fark etmiyor.
Daha çok... Zayıf yonlarımız dikkatimizi çekiyor.
Bizde olmayanlar dikkatimizi çekiyor.
Negatif de ya biraz daha beynin dikkatini çeken yerler.
O yüzden... Kendinize bunu hatırlatmanızda fayda var.
Biraz yavaşlamada. Dedik ya en başta grounded olmakta da ben zorlanıyorum.
Grounded de tam Türkçesini bilmiyorum ama biraz da ayaklarının yere basması gibi diyebiliriz.
Dünyaya ait de hissetmek bir yerde.
Bastığınız yeri hissetmek.
Kök çakrasıyla da alakası var bu arada.
Yurt dışında yaşadığım için de olabilir çünkü köküm nerede bilmiyorum.
Grounded olabilmek için de bir tane egzersiz var mesela.
Vücudunuzu taramak gibi düşünün.
Vücudumda nasıl, hangi duygu...
Nerede hissediyorum gibi sorularla sabah uyandığınızda kendinizi tarıyorsunuz.
Meditasyon yapabilirsiniz.
Bir diğer egzersiz Çin geleneksel tıbbında ya da Taoizm'de, Çin dövüş sanatlarında diyelim.
Dantiyen denilen vücudun enerji merkezi ya da enerji depolanan bir noktası var.
Üç ana bölgede aslında.
Normalde grounded için yani köklenmek için göbek deliğinizin üç parmak altındaki bölgeden Orada bir imgeleme ile enerji depoladığınızı, enerjinizi yenilediğinizi, köklendiğinizi
hayal edebilirsiniz oraya dokunduğunuzda.
Nefes alışverişleri ile karın alt bölgesindeki dantiyeni aktive edebilirsiniz.
Ve herhangi yeni bir düşünce aslında yükleme yapmak istiyorsanız da yine bu egzersiz esnasında o yüklemeyi de yapabilirsiniz.
Mesela dünyayla aram iyi, dünyayla bağlantım iyi, kökleniyorum, I am grounded neyse artık nasıl söylemek istiyorsanız.
Dantiyen bölgesi. parmakla dokunup böyle bir enerji yüklemesi de yapabilirsiniz eğer böyle şeylere inanıyorsanız.
Siz de benim gibiyseniz yani bir tarafım inanıyor, bir tarafım kuşkuyla bakıyor.
O yüzden bir şey diyemeyeceğim.
Ama ben yaklaşık 10 yıldır bir şekilde spritüel çalışmalar yapıyorum.
Bazen... tamamen kopuyorum.
Bazen geri dönüyorum. O yüzden bu da bir yolculuk diyeceğim.
Yani hadi başladınız ve her gün spiritüel bir insan değilsiniz.
Bazen egzersizlerle hayata devam ediyorsunuz.
Çünkü çok yüksek ihtimalle ben bunları survival olarak görüyorum.
Yani hayatta kalmak için ve kendinizi daha iyi hissetmek için başvurduğumuz yollar.
Günün sonunda size ne iyi geliyorsa, sizi ne iyi hissettiriyorsa ve hedeflerinize gidecek o yolda size ne destek oluyorsa tabii ki de onu tercih etmek en akıllıcası.
Ben şu anda kendimi gerçekten Odak noktasında karmaşık buluyorum.
Odağımın dağıldığının farkındayım.
Kök çakram üzerinde biraz daha çalışmaktan keyif alıyorum.
Genel olarak açık fikirli birisiyim.
Kendimi bir şeye kapatmayı sevmem zaten.
O yüzden şu anda bunları deneyimliyorum, bunları deniyorum.
Ve öz disiplinimi artırabilmek için, yani biraz daha zorlandığım şeylerde, başa çıkabilmek için, ilerleyebilmek için farklı farklı şeyleri hayatıma ekliyorum.
Her şeyde olduğu gibi bu da pat diye hemen gelişip değişmeyecek.
Her gün bilimun emek vermemizin de gerektiği bir yer.
Daha ölçülebilir gerçekçi hedefler belirlemek.
Mesela burada smart diye var ya smart tekniği kullanılabilir.
Specific yani belirli.
Measurable ölçülebilir.
Achievable ulaşılabilir.
Relevant yani gerçekçi.
Ve time bound yani zamana bağlı.
olarak hedeflerinizi belirleyebilirsiniz.
Çünkü önünüzde biraz daha net bir tablo olacak bu şekilde.
Bir de bu hedeflere ulaşmak için kısa ve de uzun vadeli planlar.
Çünkü dedim ya sıfırla yüz arasında biz yüze hemen atlamak istediğimiz için önümüzde bir kısa vadeli yolu da kestirebilmek, görebilmek çok yardımcı.
Bir sonraki adım önceliklendirerek devam etmek.
Bunlar arasında neleri önce yapabiliriz, neleri sonraya alabiliriz, hangisi daha acil gibi orada da bir değerlendirme yapmak gerekiyor.
Ve sonra alışkanlıkların gücünden faydalanmak.
İşte bu minik minik geliştirilmiş alışkanlıkları o rutinlerimizi eklemek ve bunları bir şekilde harmanlamak, bir araya getirmek.
Bize yardımcı olacak şekline sokmak diyeyim yani.
İlla kalıp kalıp gitmesine gerek yok.
Sonrası zaman yönetimi.
Ben hep söylüyorum zaman yönetiminde fena değilim ama hala zorlanıyorum.
Çünkü günlük, haftalık, aylık planlar yapabiliyorum.
Çok da keyif alıyorum ama orada sadık kalamadığım alanlar çok olabiliyor.
Ya da keyfime uymayan alanlar olabiliyor.
O yüzden oralarda da biraz daha dikkat etmek.
Direnç göstermek, sıkıldığın yerde yani direnç göstermek ve odaklanma süresini artırma egzersizleri de yardımcı olabilir.
Bir diğer önemli şey aslında bazen neyi neden yaptığımızı tam anlamıyoruz.
Çok sorgulamıyoruz ya da üzerine düşmüyoruz.
Oradaki motivasyonu tam anlamak da faydalı olabilir.
Yani dışsal bir motivasyonunuz mu var?
Mesela para için mi istiyorsunuz onu?
Statü için mi? Başkalarının sizin hakkında ne söylediğini önemsediğiniz için mi istiyorsunuz?
Yoksa içsel motivasyonla mı ilerliyorsunuz?
Yani sizin sadece...
Kendi memnuniyetiniz için, kendi ilgi alanlarınız, tutkularınız üzerine, kendi kişisel hedefleriniz üzerine geliştirdiğiniz bir motivasyon mu?
Sizinle alakalı yani biraz daha.
Bir sonraki şey yardımcı olacaksa belki sorumluluk arkadaşı bulabilirsiniz kendinize.
Sizin çevrenizde, sizin hedeflerinize uygun adımlar atan ya da sizi anlayan, size destek vermek isteyen insanlara biraz daha o hedef bölgesine yakınlaştırıp belki hesap vermek, onlara bir
şey aktarmak. Haftalık görüşme gibi düzenli bir görüşme ile de devam ettirmek, aktarmak olabilir.
Ya da direkt mentor ya da koç da bulabilirsiniz daha profesyonelde ilerlemek istiyorsanız.
Bir diğer yapılması gereken şey molayı ve rahatlama sürelerini.
Doğru bir şekilde kullanabilmek.
Bazen mola verdiğimizde arka planda hala çalıştığınız şey üzerine düşünmeye devam edebiliyor oluyorsunuz.
Onu ben de çok iyi yapamıyorum.
O ayrımı tam yapamıyorum maalesef.
Orası biraz daha gelişebilir ve mola verdiğinizde gerçekten dinlenmek, rahatlamak üzere bir alan yaratabilirsiniz.
Sonra hata yapma olasılığınızın olduğunu kabul edin.
Ve böyle bir şeyle karşılaştığınızda hatalarınızdan öğrenmeyi deneyin diyeceğim.
Çünkü ben de bir hata yaptığımda kendime karşı hırçın olabiliyorum.
Ama sonuçta bu bir yolculuk.
Hatalarımız da olacak. Karşımıza çıkacak.
Bunu unutmayalım. Yani son olarak bütün bu yolculuğu...
Büyük bir picture olarak, büyük bir resim olarak görebiliriz.
Ve sabırlı olmak sadece bir bölüm bence sabır konusu.
Ben biraz sabırsız bir tipim, dürtüsel bir tipim.
O yüzden sabırı hatırlayıp o sürekli gelişim halinde olduğunuzu kendinize hatırlatmak ve hemen sonuç beklemeden bunun bir proses olduğunu, bir süreç olduğunu hatırlayıp Yolun sonunu beraber görmek diyelim.
Haydi ben bize inanıyorum, güveniyorum.
Bu bölümden sonra bak ben de kendimi bayağı gaza getirdim bu bölümle.
Hasta olmama rağmen. Öz disiplin denen arkadaşı biraz daha geliştireceğiz.
İlerleyeceğiz. Keyifçiler.
Azıcık o keyiflerimizden feragat edeceğiz.
Sonra DM'lerde ya da e-mail üzerinden de tekrardan konuşuruz.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
