
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümde, overachieving yani aşırılı başarılı olma telaşının neler hissettireceğini, sürekli başarı peşinde koşmanın yorgunluğunu ve neler yapabileceğini konuşuyoruz.
***Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Transkript
Altyazı M.K.
Bu bölümü direkt arattırarak geldiyseniz eğer tamamen aynı noktadayız şu anda.
Çünkü geçen gün podcast'e gidip direkt İngilizce olarak araştırdım aslında overachiever diye.
Çünkü tam Türkçe karşılığı yok bence.
Türkçe karşılığını çevirdiğinde şöyle hani aşırı başarılı.
gibi görünüyor da bizim kültürümüzde biraz fazla kendiliği övünen bir şey gibi düşünsenize.
Yani ben aşırı başarılıyım.
Yani I am an overachiever dediğinizde birazcık tepki alabilirsiniz.
O yüzden tam Türkçe karşılığını kullanamıyorum ama ben İngilizce olarak arattırdım.
Aslında dinlediğim podcast tamamen böyle spritüel konuya falan geçti.
Overachiever'dan başlayıp.
Neyse o podcast ile alakalı bölümden bahsetmeyeceğim.
Ama ilginizi çekerse hem overachiever'ı hem de spritüel konuları bir arada almışlar.
Aşağıya linkini bırakırız tabii ki de.
Şimdi ben neden bugün bu konuyu konuşuyorum?
Çünkü geçenki podcastımda da aslında olmuyorsa olmuyor diye bir bölüm yaptım.
Çünkü bazı şeyler bazen olmuyor ve bu overachiever tarafım yani illa da olacak, başarılı olacağım, yeni başarılı, bir sonraki başarılı tarafım beni birazcık yordu.
Bence birazcık değil, bayağı bir yordu.
Ben 33 yaşındayım bilmiyorsanız eğer ve bence 33 yaşıma kadar da hayatı çok güzel yaşadım, dop dolu yaşadım.
Dop dolu. Full dolu gibi oldu bu.
fazla fazla neyse yani 20'li yaşlarımı Asya'da geçirdim ve Asya'nın birçok ülkesini seyahat edebildim o yüzden kendimi Çinli diyorum mesela çünkü baya bir kültürle haşır neşir oldum dil zaten biliyorum şimdi
4,5 yıldır Amerika'dayım hem doğuyu hem batıyı anladığımı düşünüyorum kültürler hem kültürler hem kültürel söyleyemiyorum kültürel alalım hem kültürel olarak hem de buradaki yaşam
standartları olarak başka bir şekilde kendimi geliştirdiğimi düşünüyorum zaten podcastlerimizin amacı en iyi versiyonumuza ulaşmak çok iyi biliyorsunuz En iyi versiyonumuza girerken iki ileri bir geri hep diyoruz zaten.
Bu geri mi ondan emin değilim.
Çünkü şu anda yine İngilizce açıklamasını söyleyeceğim aslında burnout prosesindeyim.
Yani crispy burnout diyorum kendime çıtır çıtır yandım.
Türkçe'de tam karşıda tükenmişlik diye geçiyor ama neden bilmiyorum tükenmişlik sendromu terimini.
Ben çok beğenmiyorum içime sinmiyor yani neden bilmiyorum gerçekten bilmiyorum.
Ama siz isterseniz burnout deyin, isterseniz tükenmişlik sendromu deyin.
Şimdi burnout'un nedenini konuşacağız aslında.
Yani burnout oldu da bu bir sonuç.
Bir şeyin başlangıcının sonucu olarak.
Şu anda yorgun hissediyorsunuz, bitkin, bıkmış hissediyorsunuz.
Peki içinizden bir şey gelmiyor. Bu arada hep söylüyorum bunun seviyeleri var.
Yani sıfır ile on arasında kendinize bir rakam belirleyebilirsiniz.
İlla da ondasınız, çıtır çıtır yandınız ve hiçbir şey yapasınız yok, yataktan kalkasınız yok gibi bir şeyden bahsetmiyorum.
Böyle hayatla alakalı ufak bir isteksizliğin başladığı bir süreç olabilir.
Şimdi benim kendimde yakaladığım ve terapistimin yakaladığı bir şeyden devam edeceğim burada.
Overachievers'ın dedi bana.
Bu dedi depresyon falan değil.
Sen de depresyonda değilsin.
Evet, anksiyeten var. Ya bu arada anksiyetse olmayan insan yok bence.
Çünkü birçoğumuz gelecekle alakalı kaygı duyabiliyor ve bu kaygı bozukluğu bu arada anksiyete.
Yani bir şey olmadan olması ihtimaliyle alakalı düşüncelere sahip olabiliyorsunuz.
Ya da öğrendiğiniz şeylere göre, kalıplara göre geçmişinizde genelleme yapabiliyorsunuz, etiketlendirme yapabiliyorsunuz.
Yani kendi öğrendiğiniz şeyleri gerçekmiş gibi, her zaman öyle olacakmış gibi belirli kalıplara dayandırarak beklentiye girebiliyorsunuz ya da kaygı olabiliyor.
Şimdi bende bir de panik var bu ara çünkü...
Pandemiden sonra bende klostrofobi patladı.
Hatta biraz daha kendimi geliştirdim de yani terapistimle bu konuyu biraz daha açtığımızda, anladığımızda ve bence ilerletimde sizinle de paylaşmak istiyorum.
Muhakkak klostrofobiyle alakalı sıkıntısı olan insanlar vardır.
Pandemiyle beraber patladı dediğim gibi.
Çünkü hani evden çıkmamak, bir yere tıkılı kalmak ki biliyorsanız eğer ben pandemiyi aslında Teksas'ta kocaman bir evde geçirdim.
Zekin ailesiyle geçirdim.
Aslında küçük bir yerde sıkışmamıştım ki Çin'de de başıma gelebilirdi bu.
Çünkü Çin'deki evim minicik değil.
Loft ev diye geçiyordu. Ve biliyorsunuz ki Çin hükümeti Çinlileri bildiğiniz eve tıktı, kilitledi, kapıya polis dikti.
Yani orada olsam herhalde kafayı yerdim.
Gerçekten son dakika kurtulmuşum oradan.
Çünkü yok yani yapamazdım, kesinlikle akıl sağlığımı yerinde tutamazdım diye düşünüyorum.
Ama genel olarak bende de patlayan şey krosofobi oldu.
Şimdi bu benim günlük hayatımı ne kadar etkiliyor?
Zaten terapi alıyorsanız eğer bu arada.
Genelde bunları anlarlar önce.
Yani terapistiniz bunu birazcık araştırır.
Yaşadığınız sorun, o konu günlük hayatınıza, işinize...
Evliliğinize ya da yani ilişkinize, günlük aktivitelerinize ne kadar etki ediyor?
Seviyesi ne? Önce onu bir anlarlar.
O yüzden klostrofobiye bir baktık.
Şu anda hayatımı etkileyen bir aşamada değil ama mesela New York'taysanız eğer bu arada çok iyi biliyorsunuz.
Trenler tünelde takılı kalıyor.
Tıkılı kalıyor. Takılı tıkılı.
Stuck. Neyse. Ve bazen işte 5-10 dakika falan sürüyor bu.
Okey kendimi hazırlıyorum ama hala tam aşamadım onu.
Öncelikle terapide zaten hani onu aşmak istiyoruz ama şimdi bunun...
Sebebine doğru gittiğimizde en başında şöyle elinde asasıyla bekleyen bir overachiever Nurtaç var tepede.
İşte Türkçesini söyleyeyim yani aşırı başarılı olan Nurtaç var.
Bu aşırı başarılı ne demek aslında biliyor musunuz?
Yani evet ya ben her şeyi başardım, elime gelen her şeyi yapıyorum gibi bir şey değil.
Ama kendiniz bir şeyi başarınca okey tamam bu bitti, what's next?
Bir sonraki ne üzerine sürekli kendisine yeni hedefler belirleyen çoğunlukla maalesef altını çizerik söyleyeceğim birazcık gerçekçi olmayan hedefler belirleyen kendisinden fazla hani
beklentisi olan kişilere aslında overachiever yani aşırı başarı beklentisi olan insan diyebiliriz.
Bir de bunun Anxious Achiever var.
Hatta bir tane kitap var. İngilizce okuyorum.
Onu da hemen alta yazarız hangi kitap olduğunu.
Anxious Achiever da endişeli başarılı kişi.
Yani hem ansiyetesi var, günlük olarak birçok konuda kaygı duyuyor.
Bazen belki fiziksel olarak da anksiyete belirti gösteriyor.
İşte bacağınız ağrıyabilir, kalbiniz ağrıyabilir, başınız ağrıyabilir.
Bu arada bu her zaman fiziksel bir hastalığın belirtisi değil.
Gerçekten mental olarak da yorgunluğunuzun, anksiyetinizin bir göstergesi de olabiliyor.
Ben çünkü ilk defa bununla karşılaştığımda fiziksel bir sorunumun olduğunu düşünmüştüm ama sonrasında anladım.
Ve gerçekten sağlık anksiyetesi olan da bir insan olduğum için yani mesela şimdi bacaklarımda benim morarma var.
Damarlarımla alakalı bir sorun yaşıyormuşum ve hemen tabii ki de ben katastrofiye müsait bir insan olduğum için damarımda sorun varsa ondan sonra böyle olacak, ondan sonra böyle olacak, ondan sonra şöyle olacak gibi kocaman bir hat çizebiliyorum kendime.
Onun da sebebi tabii ki de babamı kanserden kaybettiğim için panik var o arka planda.
Bugün çok dağınık anlatıyorum konuları ama toparlayacağım.
Toparlayacağım çünkü biraz da acele ediyorum.
Bu hafta sonu yine başka bir misafir grubum geliyor.
Geçenki bölümde bahsetmiştim.
Yoldalar, gelmek üzereler.
O yüzden benim hemen bu bölümü toparlamam lazım.
Overachiever diyeceğim yani artık İngilizce devam edeyim.
Çünkü Türkçesi gerçekten çok komik geliyor.
Ya aşırı başarılı kişi bence komik geliyor.
Şimdi overachiever insanların özelliklerinden birazcık bahsedeceğim.
Genelde yüksek motivasyonlu oluyorlar kendinizden payın için.
Kendi kendinize bir işe başlatabiliyorsunuz.
Ben mesela motive edebiliyorum kendimi.
Çok da seviniyorum, çok mutlu oluyorum, çabuk gaza geliyorum.
Kendi kendimle not yazdığımda, konuştuğumda vs.
O motivasyonu kendimden alabiliyorum.
Çok güzel. Mükemmelliyetçi olabiliyorlar.
Aslında bende bu çok yok. Ama bende şu var.
Yaparken illa da her şey mükemmel olsun değil.
Yaptıktan sonra beğenmeme gibi hani bu standartlarıma erişemedi gibi bir tarafım var.
Yine mükemmelliyetçiliğe giriyor sanırım.
Ama bazı insanlarda şey var.
Yine varsa sizde. Yani mükemmel olmadan başlayamamak gibi bir özellik var.
Açıkçası öyle bir şeyin olmamasından daha çok memnunum.
Çünkü yaptıktan sonra beğenmemek vs.
hiç yapamamaktansa yapıp da beğenmemeyi tercih ediyorum kendi adıma.
Sonrasında yoğun çalışma temposu yani benim zaten freelancer olduğum için kendi programımı kendim hazırlıyorum.
Disiplini kendim kurmam gerekiyor.
Kendi kendimin patronuyum.
O yüzden gece oluyor 11'de e-maile cevap verebiliyorum.
Yeni bir markaya ulaşabiliyorum.
Ben pitch yapıyorum. Ya da işte edit kaldıysa bir şey revizyon falan kaldıysa onlarla ilgileniyorum.
Aslında saatlerimin belirli olmaması ve kendimi o alana çizememem beni çok çalıştırıyor hissi veriyor ve bu sefer de hiçbir şey yapmak istemiyor hale geliyorum.
Yani çok çalışıyorum aslında. ama çalışamıyormuşum gibi oluyor.
Bir de özellik başarı odaklı.
Sanki yaptığınız her şey başarılı olması gerekiyor gibi ve genelde belirlediğiniz standartlar aslında yüksek standartlar oluyor ve o yüzden hani oraya ulaşamadığınızda başarılı olmadığınız hissi de olabiliyor.
Yani hep başarı başarı üzerine gidiyorsunuz.
Bir deneyelim görelim çok olmuyor maalesef overachiever'larda.
Bir de işte dediğim gibi yüksek beklentiler.
Yani yapalım tadına bakalım bu tarafım da var ama günün sonunda gerçekten en iyisini kendimden bekliyorum, çevremden bekliyorum.
En iyisi olmadığında bir tık böyle falan huysuzlaşabiliyorum, çirkinleşebiliyorum bazen.
Gıcıklaşabiliyorum, kıskançlaşabiliyorum, kendimi kıyaslıyorum böyle.
İçimden garip garip hisler çıkıyor.
Gerçekten yani ne kadar ilerlerseniz ilerleyin bazen içinizde o köşeye sıkışmış kötü alışkanlıklarınızı, kötü taraflarınızı görebiliyorsunuz.
Bu da zaten hani dark tarafınız artık yapacak bir şey yok tamamen.
kendimizi pamuk gibi yapamayız herhalde bence.
Affediyoruz kendimizi, kendimize sevgi veriyoruz.
Fakat şimdi bu kadar overachiever isek yani hep buna odaklı isek tabii ki de bunun kaçınılmaz sonuçlarına bir tane...
Annesi tükenmişlik yani burnout diyeceğim.
Burada sürekli yüksek performans göstermek istediğiniz için ve hep başarılı olmak istediğiniz için artık böyle bir yerde patlama.
Yani fiziksel olarak duygusal olarak hiçbir şey istemiyorum lan hiçbir şey istemiyorum falan diye böyle bir köşeye çekilmek istiyorsunuz.
Ben şu an oradayım böyle 3 ay acaba nereye gitsem New York'umu bıraksam yani.
Bir süre Asya'ya dönsem şu an yaz çok sıcak orası.
Böyle Latin Amerika falan mı gezsem?
Ama Zek olmadan 3 ay nasıl gezeceğim bilmiyorum.
Yani ben şu anda tası tarağı toplayıp gitmek istiyorum.
Keloğlan'a bağlayacağım. Böyle alacağım sopamı omzuma.
Gideceğim. Gidemeyeceğim bu arada.
Sadece lafını yapıyorum ama.
En azından bir tatil olur diye tahmin ediyorum yakın zamanda.
Zek'i bekliyorum. Zek'in işi tam netleştikten sonra haber vereceğim.
Yani şu anda Zek'in işiyle alakalı bir yenilik var.
O netleştikten sonra haber vereceğim.
Ona göre seyahate çıkacağız. Neyse bir diğer zorlanılan şeyse stres.
Yani ben doktora falan gittim de kanat halli falan yaptırdığımda sadece bana söyledikleri şey stres yapma.
Yani o okey tamam yapmıyorum.
Hani o kadar kolaymış gibi değil tabii ki de.
Yani stres yapmamayı ben bilmiyorum.
gerçekten sabah uyandığımda aslında gayet kendi programımı kendim yaptığım bir hayatım var işte meditasyon mu yapacaksın günlük mü yazacaksın kahve mi içeceksin ne istiyorsan ya Nurta açık bir yürüyüş yap mesela kahveni şu köşeden al
ki karşımda Türk kafesi var ya çok tatlı bir yerde yaşıyorum her şey güzel neye stres yapıyorsun ya yani ne bu stresin merak etmeyin terapide bunları konuşuyoruz zaten hani tam çözeyim hepsini gelip size anlatacağım söz veriyorum o
yüzden stres işte stres yapma kanka ya deyince geçmiyor O yüzden size doğru bir şey söylemeyeceğim.
Don't worry, be happy. Bir de ilişkilerde zorluk aslında zevkle yani evliliğimde diyeyim bir sorun yaşamıyorum ama diğer insanlarla sorun yaşıyorum.
Devam ettirmekte zorlanıyorum çünkü bir anda çok kişiyle tanıştım.
Biraz fazla kişiyle tanıştım ve aslında yetiştiremediğimi fark ettim.
Birçok insanı uzun süre göremediğimi fark ettim.
Yakınlarımı dahi yani komşum falan okeydi.
Böyle biraz daha o çemberin ikinci üçüncü şeyinde diyeyim layerinde katmanında ki kişilere fazla ulaşamıyorum.
O da bana yeni bir anksiyete butonu verdi.
İşte ilişkilerimi...
İlerletebiliyor muyum? Derinleştirebiliyor muyum?
Onlar beni seviyorlar mı? Ben onları seviyor muyum?
Ne oldu ne bitti arkadaşlıklarım?
Yeni bir şehirde hani kendimi bir komüniste kuruyor muyum falan filan.
Bir sürü soru işaretiyle yeni bir buton açıldı kafamız.
Bekliyor orada. Son olarak bir de dengesizlik var.
Yani bu iş ve yaşam arasında tabii yine dediğim gibi benim gibi freelancer iseniz neredeyse imkansız.
Yani çok kendi öz disiplininiz yerleşmediyse bence bende yok.
Bir geliştiriyorum bir gidiyor.
Bir geliyor bir gidiyor. Yani bir diyorum ki tamam ya çözdük çözdük çok iyiyim falan.
Sonra bir şey oluyor. Duygusal bir şeyden etkileniyorum.
Üç gün yokum. O üç günden sonra tekrardan öz disipline geri dönmek falan.
Yani tabii ki de tecrübeden dolayı bazı şeyler bir tık daha hızlı oluyor.
Ama bu roller coaster'ın hala hayatımda olmadığı anlamına gelmiyor.
O yüzden yine dönemlerden bahsedeceğim.
Yani bir oluyor bir olmuyor.
Panik yapmayın. olduğu döneme hep beraber geri dönebileceğiz.
Ama burada işte bu kadar motivasyon, bu kadar işte hayaller, istekler, beklentiler var iken o İş ve yaşam dengesini kurabilmeniz gerekiyor.
Süreyi kendi kendiniz koyabilmeniz gerekiyor.
Hayır diyebilmeniz gerekiyor.
Bazen introvertseniz eğer kendinizi odanıza çekip güzel bir kendinizi şarj etmeniz gerekiyor.
Bence ben ortadayım. Bazen insanlarla çok şarj oluyorum.
Direkt dışarıya çıkmak, böyle gezmek, tozmak, sosyalleşmek bana aşırı iyi geliyor.
Ama eve gelip böyle laps diye yatağda yüzü kapak yatmayı da çok seviyorum yani.
Hani onu da seviyorum kendi başıma olmayı.
Şimdi bu burnout diyeceğim yani bu overachiever isek ve bu noktaya geldiysek eğer artık çok yorulduysak falan ben kendi yaptığım şeylerden bahsedeyim.
Hem terapistimle konuştuğum bana destek olduğu şeyleri de size aktarmış olayım.
Öncelikle lütfen iyi bir uyku yani uykuyu bazen ben de ne kadar önemli olabilir ki düşünüyorum.
Gece 1'de 2'de bile yatsam genelde 8-9 gibi uyanıyorum.
Hemen bir şey yapmıyorum ama uyanırım.
Yani geç uyanmam.
Bu huyumu da seviyorum ama bir de erken uyusam mesela daha iyi olur tabii.
Dinlenmek ve bu dinlenmeleri schedule bir şekilde yapmak.
Yani programlayarak gerçekten.
Şimdi dinlenmek istediğinizde oturuyorsunuz bir şey izliyorsunuz mesela.
Hala diğer şeyi düşünüyorsanız aslında maalesef tam dinlenemiyorsunuz.
Hem o alanı kendinize yaratmadığınız için kafanız orada değil.
Kendinizi suçlu hissediyorsunuz.
Bir sonraki şeyi düşünüyorsunuz falan.
Çıkılmıyor o kuyudan ya. Vallahi çıkabilene aşk olsun.
Bize de tarif gönderin lütfen.
Bir diğeri sağlıklı yaşam.
Burada açık olacağım.
Ben sağlıklı yemeği aşırı seviyorum.
Yani benim için... kocaman bir roka salatası içinde pancar turşusu böyle keçi peyniri gibi yoğun yani ekşili ekşili lezzetli şeyleri yerken ki aldığım haz ile versus bir hamburger
yesem korkunç yani ben hamburgeri zaten sevmiyorum bu arada pizza sevmem makarna falan sevmem pilav sevmem yani neden kilo alıyorum ben ona da şaşırıyorum galiba bir tek atıştırma huyumdan dolayı ama yani son dönemlerde kilo
aldım maalesef onu da konuşmamız lazım bir ara Neyse o yüzden sağlıklı yaşamda gerçekten şu dengeli beslenmeyi, bu arada hani sadece sağlıklı yaşayın demiyorum.
Arada hani %80, %20 deniyor ya tabii ki de canınızın istediği, yemek istediğiniz şeyleri ara ara yemek lazım.
Sadece o dengede 80-20 diye öneriliyor.
Eğer başarabiliyorsanız o dengeyi süper.
Tabii ki de egzersiz yani.
Şeyi yaptığınızda %100 eminim.
Yoga yapıyorsunuz mesela.
Yapana kadar mızmız böyle ay kim geçecek ona ya kim yapacak falan.
Yaparken şu geçmiyor mu aklınızdan?
Ya ben bunu neden sürekli yapmıyorum?
Bu kadar güzel hem ben keyif alıyorum.
Vücuduma çok iyi, beynime çok iyi.
Yani beden, zihin her şeyi böyle rahatlatan, sizi hafifleten bir spor diyeceğim.
Yani yoga spor mu bilmiyorum.
İken oraya gidene kadar zorlanıyorsunuz.
Hani haldur huldur koşun, şunu yapın bunu yapın da demiyorum.
İnsan kendi kendisinin ayağına çelme takıyor gerçekten.
Ama işte eğer ki yogayı, meditasyonu, bol bol uzun yürüyüşleri, o tempolu yürüyüşleri hayatınıza katarsanız eğer çok rahatlatıcı.
Hele ki nefes egzersizleri.
Keşke buna birazcık daha odaklansak.
Ben biraz daha öğreneyim. Hepsini sizinle paylaşacağım.
Çünkü nefes egzersizi yaptığımda ben başka bir boyuta geçiyormuşum gibi oluyor.
Bana çok iyi geliyor. Onu biraz da artırmak lazım tabii ki de.
Bir diğeri hedeflerimizi yeniden değerlendirmek.
Çünkü mesela ben.
Çok uç yani tamamen gerçekçi olmayan hedefler koyuyorum.
Mesela ben Amerika'da ayda 30 bin dolar kazanacağımı çok emin olan bir kadınım.
Ama kazanamıyorum çünkü gerçekçi değil.
Yani elimde o donelerin olduğuna neredeyse yüzde yüz eminim.
Ama kazanamadığım için de kendime karşı böyle bir hayal kırıklığı yaşıyorum.
Ama tabii terapiste falan da konuştuğumda arkadaşlarıma da söyledim de.
Şu anda diyelim hani belki seneye olur.
Ama şu anda bulunduğum konumda benim ayda 30 bin dolar kazanmam gerçekçi değil, nurtaçlım değil.
Yani hani ne olabilir ki şu anda sen o 30 bin doları kazan?
Şundan dolayı bu kanıya vardığımı düşünüyorum.
Özellikle Amerika'daki influencerlar tek işbirliğiyle işte en az 5 bin, 10 bin, 15 bin dolar falan kazanıyorlar.
Galiba hani hedefim o.
Galiba. Kendime çaktırmadan bu hedefi koymuş olabilirim.
O yüzden hani şey zannediyorum yani herkes 30 bin dolar kazanıyordur herhalde canım.
Ama diğer influencer arkadaşlarımla konuştuğumda da hepsi benim gibiler ya.
Hepsi sıkıntı yaşıyorlar.
Artık markalar bütçeyi acayip azalttı.
Yani influencerlar o kadar para dökmüyorlar.
Bir de çok fazla influencer var.
Yani böyle bir gerçek de var.
Aynı zamanda ortada. O yüzden hedeflerinizi tekrardan gözden geçirin.
Gerçekçi olmayan hedefler yerine gerçekçi ve ulaşılabilir hedefler yapıp kısa vadeli ve uzun vadeli planlar yapılıyor ya ona göre kendinizi hazırlayabilirsiniz.
Tabii o mapta kalmak da önemli.
Kendinizi çizdiğiniz haritada kalmak da önemli.
Bir diğeri tabii ki de sosyal destek.
Arkadaşlarınız, aileniz çok çok önemli ama terapi de almak istiyorsanız merak etmeyin bu terapi sponsor bölümü değil.
Ama yani ben çok faydasını görüyorum, çok seviyorum.
Yaşam kuçu da olabilir bu arada illa terapi olmak zorunda değil.
Kendi tercihiniz nihayetinde ama burada vurgulamak istediğim şey sosyal desteğinizi artırmak ve paylaşabilmek.
Yani kendi başınıza kalmayın burada.
Toparlayalım eğer ki böyle bir insansanız hayatınızda bugüne kadar çok fazla başarı gösterdiyseniz ve bu aralar Allah Allah ya niye o başarı gelmiyor ya da bir sonraki başarı bir sonraki başarı gibi bir tutku halindeyseniz
birazcık nefes alalım birazcık geri çekilelim.
Bunun getirdiği zorluklar var evet kendi kendine motive olabilmek yeni planlar hedefler kurabilmek onlara ulaşabilmek işte go getter diyoruz ya alıp yani gidip alan kişi olmak.
Çok güzel, çok lezzetli yani kendimde gerçekten en sevdiğim özelliklerden bir tanesi yırtık bir tip olduğumu düşünüyorum.
Yırtıp alabiliyorum, ben de buradayım diyebiliyorum ama bu sıra diyemiyorum.
Bu sıra geri çekilme döneminde olduğumu düşünüyorum, dinlenme döneminde olduğumu düşünüyorum ve bunu sizinle paylaşarak umarım bu süreçten geçen varsa yalnız olmadığınızı da size belirtmek istiyorum.
Bir diğer bölümün daha sonuna geldik.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Sorularınız varsa lütfen e-mail üzerinden ya da Instagram üzerinden bana ulaştırın.
Paylaşmak istediğiniz şeyler varsa DM atıyorsunuz.
Çok güzel şeyler izliyorsunuz.
Çok güzel şeyler paylaşıyorsunuz.
Çok çok teşekkür ediyorum. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
