
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bir önceki bölümümüzde yalnızlıktan bahsetmiştik.
Yalnızlıkla. Baş başa kalmaktan, yalnızlıkla yüzleşmekten vs.
bahsetmiştik. Dinlemediyseniz dinlemenizi tavsiye ederim.
Ama sanki biraz böyle eksik kalan şeyler de oldu gibime geliyor.
Biraz daha böyle kendimi analiz ettim de biliyorsunuz ki overanalyze denince biz.
Bazen tam aklımdan geçenleri buraya aktaramıyorum gibi hissediyorum.
Yüreğimde olanları, zihnimde gezenleri.
Çünkü mikrofona konuşmak hala benim için çok kolay değil.
Yani bu kamera olmasıyla da alakalı değil aslında.
Sonuçta düşüncelerinizi, duygularınızı buraya aktarıyorsunuz.
Belki yazmak bu açıdan daha kolay ya da alışkın olduğumuz bir şey.
Umuyorum yani yıllardır podcast yapıyorum ama umuyorum bir gün o seviyeye gelirim.
Ya da... Gönlümüzden geçen daha derin hazırlıklı gelirim buralara deyip kendime de ufak bir eleştiri yapıyorum.
Eğer bölümleri dinlerken böyle kaybolmuş gibi hissediyorsanız bazen özür diliyorum onun için.
Bugünkü konuyu İngilizce outgrow.
Yani Türkçesi biraz daha böyle kendini aşmak diyelim.
Hani çoktan öğrenmiş olmak, üstüne çıkmak gibi düşünebilirsiniz.
Outgrow'dan bahsetmek istiyorum.
Çünkü dedik ya böyle analiz ediyoruz, kendimizi sorguluyoruz işte aynı boşluklara düşüyoruz vs.
Bazen şeyi kabullenmek de zor oluyor.
Belki de artık buradan çıktınız, buradan büyüdünüz yani outgrow oldunuz.
Bu ne demek? İşte eskiden zevk aldığımız şeylerden zevk almıyoruz diyoruz değil mi?
Ay aynı dizileri sevemiyoruz, ay aynı filmleri izleyemiyoruz, aynı etkinliklere gitmek istemiyoruz.
Hatta bazen acı verici ama aynı kişiler arasında olmak istemiyoruz.
Şimdi buralarda bir outgrow mevzusu var.
Outgrow İngilizce kullanacağım. Hem daha kısa hem de yani bence daha iyi ifade ediyor gibi geliyor bana.
Yani özetle şey diyelim yani burayı aşmak buradan çıkmak diyelim.
Ben buradaki değerlendirmeyi iyi yapamadığım için ilk yaklaşımım sevmediğim bir huyum ama olumsuz yaklaşmak oluyor.
Genelde kendimde arıyorum nedenini, sebebini işte artık mutlu değil misin, depresif mi yaklaşıyorsun, neden negatif düşünüyorsun, neden sevmiyorsun gibi biraz daha böyle hüzünlü tarafıyla yaklaşıyorum.
Böyle olunca neyin yolunda gitmediğini fark edemeden orayı zorlamaya başlıyorsun.
Aynı baskıyla belki aynı yüksek standartlarla aynı sonucu almaya çalışıyorsun ama Öyle olmadığı zaman dediğim gibi işte genelde kendinde arıyorsun sebebini ya da bazen de çevrendekilere atıyorsun suçu.
En basit örneğiyle ben uzun zamandır dizi izleyemiyorum.
Ve izleyemediğim için kendime kızıyorum.
Ve izleyemediğim için gezmediğim dizi böyle denemediğim şey kalmadı.
Yabancısı, Türkçesi, başka dillisi yani Çincesine kadar gittim.
Sürekli bir arayış halindeyim, aynı tatmini almaya çalışıyorum, beğenemediğim diziler olduğu için kendime kızıyorum ya da dizi yapan insanlara kızıyorum.
Diyorum ki ben neden eskisi gibi binge watching yapamıyorum, neden eskisi gibi işte kapılıp gidemiyorum, check out yapamıyorum falan filan.
Umarım benzer şeyler yaşamışsınızdır çünkü benim çıkarımım...
bende inanılmaz işe yaradı.
Size de faydası olacaktır diye ümit ediyorum.
Şimdi bu bir dizi örneğiydi.
Film de olabilir. Eskiden yaptığınız etkinliklerden şu an keyif almamanız da olabilir.
Yine dediğim gibi çevrenizdeki insanlar da olabilir.
Bu canımızı acıtan belki kabul etmek istemediğimiz yer ama maalesef gerçekler.
Ben bir süredir ekran bağımlılığım üzerine çalışmalar yapıyorum.
Bu bir bağımlılık bu arada.
Bağımlılığını kabul etmek de onun bir iyileştirici versiyonu.
Ama bir bağımlılık. Şimdi bu dizi izleyememe hali oturup dizi izleyemiyorum.
Ama sürekli bir şeyler değiştiriyorum.
Özellikle YouTube'da hiç ilgimi çekmeyen insanların vloglarını izliyorum.
Kamp videoları izliyorum tamam okey hani güzel görünebilir ama izlemeye çalışıyorum.
Sürekli oralarda geziyorum.
Yani ekran bağımlılığım var.
Telefondan uzak duruyordum.
Kendimi orada böyle başarılı zannediyordum.
Ama bilgisayarın da bana verdiği benim vaktimden çaldığı bir enerji var.
Ve hiç hoşuma gitmiyor bu enerji.
Ne zamanki ekran bağımlılığımı kabul ettim.
Bunun üzerine bir şeyler yapmaya başladım.
O zaman yani size söz veriyorum.
İhtisel bir rahatlama.
Ama nasıl bir rahatlama bakın.
Ya bu telefon işte dopamin detoksu, sosyal medya detoksu falan değil.
Bu bambaşka bir rahatlama ama acı tarafını söyleyeceğim şimdi size.
Hayvan gibi bir yorgunluk.
Rahatlıyorum ama öyle bir yorgun hissediyorum ki kendimi.
Kafamda öyle bir patlamalar oluyor ki.
Ya şeyi fark ettim işte ben nerelere neye zorluyorum kendimi.
Aylardır hatta yıllardır.
Şimdi o sessizlik anında benim yaşadığım korku birincisi sıkıcı olmak.
Hani sessizsek ben sıkıcıyım ya da ben sıkılırım korkusu bu bir.
İkincisi de yaşlanıyorum kaygısı.
Ben yaşlanmaktan korkuyorum maalesef.
Yani yaşlanmaktan korkmamın benim hayatımda çok büyük etkileri var.
Olumsuz etkileri de var.
Onları başka bir bölümde dilerseniz konuşuruz.
Ama o sessizlikte yaşadığım kaygı Yani benim de sıkıcı olmam ya da benim sıkılmamın dışında hayatın böyle kırılganlığıyla tekrardan karşılaşmak.
Aslında o yüzden bu kadar kendimizi sürekli bir şeylerle meşgul etmeye çalışıyoruz ya da istemediğimiz ortamlarda bulunuyoruz.
Bunları biliyoruz. Bakın bunların hepsini biliyoruz ama yaparken ne kendimize itiraf ediyoruz ne de o düşünceyle hareket ediyoruz.
Ben bunu bir bağımlılık olarak gördüğüm için withdrawal anlar yaşıyorum tabii ki de.
Yani elimin gittiği, ihtiyaç duyduğum, işte bırak ya yemek yerken bir şey izleyeyim gibi dürtülerim geliyor.
Bu dürtüler geldiğinde çünkü dediğim gibi bir bağımlılık tepkisi aslında bu.
Siz olmadığında onu arıyorsunuz, bir şey yapmak istiyorsunuz.
Hemen kendi vücudunuza geri dönmeniz gerekiyor.
İşte çevrenizdeki 3 tane pembe şeyi sayabilirsiniz, 5 tane yumuşak dokulu şeyleri tutabilirsiniz, dokunabilirsiniz yani.
Kendinizi ağına çekmeniz gerekiyor ve eğer başarabildiyseniz şöyle omzuma bir pat pat yapıyorum.
Ve işte bu çekişmeli anlarda, hani bir gideceğim, hayır gitmeyeceğim, geliyorum, başardım, başaramadım, bir iki denedim çünkü sıfıra indirmiyoruz tamamen, öyle bir kural yok.
Fakat... İşte o başarabildiğim anlarda fark ettiğim şey bu pattern'dan çıktığım anda yani cycle'ı kırabildiğim anda kendimde şunu gördüm ki eskiden çalışmayan,
önceden bana hizmet etmiş ama şu anda hizmet etmeyen yerlerde kalmaya çalışıyormuşum.
Ya bunu nasıl anlatabilirim?
Umarım anlaşılmıştır. Kendimi uyuşturuyormuşum aslında.
Bence ben çoktan outgrow oldum.
O izleyemediğim, keyif alamadığım şeyleri zorlamaya çalışmamın sebebi aslında ben oradan çıktım.
Benim zihnime onlar çok basit geliyor.
Benim zihnimi onlar beslemiyor, beni eğlendirmiyor.
Ama ben kendimi oraya zorladığım için sürekli böyle bilgisayarımla o tatminin peşinde koşuyorum.
Bu sadece bu arada sürekli tükettiğimiz için attention spendan kaynaklı değil.
İzlediğimiz şeyler siz o saykılı kırmadığınız zaman sizi artık beslemiyor.
Bu ne demek? Belki izlediğiniz içerikler değişecektir ama hemen dur bakalım bugün de bir bilim kurgu deneyeyim olmuyor işte o.
Biraz bir sessizlik, biraz kendine bir alan yaratma, belki şu anda bir şey izlemezsin, yeni bir hobi geliştirirsin, hayatında hiç denemediğin bir şeye ilgi duyabilirsin ama bizi o aralara izin vermeyeceğimiz için, veremediğimiz için
ve bağımlılık geliştirdiğimiz için otomatik olarak orada tıkılıp kalıyoruz.
Bunun formülü...
O break the cycle'ı yapmak zorundayız.
Ama öyle ama böyle. O aynı anda kalabilmeye tutunmanın bağımlılık olduğunu düşünüyorum.
Yani deseninizi, eskiden sizi mutlu ettiğini düşündüğünüz şeyleri tekrar tekrar hayatınıza sokmaya çalışmanızın bir bağımlılık olduğunu düşünüyorum.
Yani eski yöntem artık çalışmıyor olabilir.
Zihniniz daha önce hiç girmediği kıvrımlara girmek istiyor olabilir.
Daha önce hiç düşünmediği şeyler, hiç girmediği odalar.
Yani dünyadaki her şeyi bitirdiniz mi mesela?
O yüzden mi zevk alamıyorsunuz?
O yüzden mi bir şeylere ihtiyacınız ya da ilginiz gitti?
Yani sizce gerçekten her şeyi denediniz mi?
Her şeyi deneyimlediniz mi? Bence işte burada iki tane formül var.
Bir tanesi bağımlı kaldığınız için orada, bir şeylere tutunduğunuz için.
Duyguyu arayış halinde olduğunuz için bunu bir çıplak gözle görmek gerekiyor.
Kendinizi yakalamanız gerekiyor, böyle elinizi falan tutmanız gerekiyor.
İkincisi de döngüyü kırıp belki...
Yani herkese işlemeyebilir bu ama öğrenmesi zor olan bir şeyi denemeye çalışmak mesela.
Yani zihninizi biraz daha zorlayıp, onu daha böyle tatmin edecek, belki ona daha çok yeni alanlar açacağınız yerlere götürmek.
Çünkü artık eski yöntemler işe yaramıyor.
Yani bir örnek olacak ama Avrupa yakasını 500.
kez izlememize gerek yok.
Belki de birçok insan 500'den fazla izlemiştir.
Bu kadar sık bir şeyi tekrar etmenin bir sebebi anksiyeteymiş.
Hepimiz duymuşuzdur bunu ama tekrar etmek istedim.
Anksiyettik bir reaksiyon çünkü ne izlediğinizi biliyorsunuz, reaksiyonları biliyorsunuz.
Ama orası hep döngü.
Ve sıkıldınız. Oradan da sıkıldınız.
Yeni bir şeylere de geçemiyorsunuz.
Sıkışınız kaldınız orada yani.
Ben en azından kendimi sıkışmış gibi hissediyorum uzun zamandır.
O yüzden hiçbir şeyden keyif alamıyorum.
YouTube'da geziniyorum, geziniyorum.
Hiçbir şeyi izleyemiyorum. Hiçbir şeyden keyif almıyorum.
Ve addiction yani bağımlılığa dönüştü bu.
Ne zaman işte kendimi tüm bunlardan uzaklaştırdım.
Yeni bir döngüye soktum kendimi.
Ellerinizle yapacağınız şeyler çok değerli burada.
Çünkü hem zihinsel konuşma devam ediyor ama ellerinizle yaptığınız için bir rahatlama da yaşıyorsunuz.
Ve aynı zamanda o anda kalabilmenin de pratiği oluyor.
Çünkü birçoğumuz baskı halinde yaşıyoruz.
Bir sonraki için, yüksek standartlarımızı yerine getirmek için ve o standartlarımızın yüksek olduğunun farkında bile değiliz.
Bir başarımız oluyor ama başarıyı kutlamadan yenisini planlıyoruz, yeni projeye geçmek istiyoruz.
Onun da sırası ekleniyor.
Sonra hep bundan böbürlenmek istiyoruz.
Dışarıya işte ne kadar başarılı olduğumuzu, her şeye yetebildiğimizi falan göstermek istiyoruz ama içsel tatmin yok, içsel memnuniyet yok.
Kendi sıkışmışlığımı şöyle anlatmak, aktarmak istiyorum size.
Ben uzun yıllar içinde master ve PhD...
üzerine eğitim aldım.
PhD'm bitmedi ama son sınıf öğrencisiydim.
Yani kitabımı çıkarttığım anda doktoram da bitmiş oluyor.
Yani yüksek eğitimli birisiyim.
Bir sürü yaptığım iş var değil mi?
Bugüne kadar hem Çin'de hem Türkiye'de çalıştım.
Geldim Amerika'da. Amerika'da da full time işe girdim.
Bir şirkette çalıştım. Aynı zamanda sosyal medyayı büyüttüm.
Youtube, Instagram vs. Bunları niye söylüyorum anlatacağım size.
Uzun yıllar bir misyon halinde gittim ben.
İşte başarıya ulaşacağım, bir statü alacağım ve değer göreceğim.
Çünkü öz değer eksikliğim var maalesef.
O yoksunluk duygularımı bunlarla beslemeye çalıştım uzun yıllar.
Çünkü değer görmek istiyorum. İşte belirli bir yere gelirsem, yüksek eğitimli olursam, iyi paralar kazanırsam, insanlar beni daha çok sevecek, insanlar bana daha çok saygı gösterecek gibi algılarım var.
Ve sonra son birkaç yıldır sürekli hastayım.
Ve yani geçen aylarda ameliyat oldum ve ciddi bir ameliyat oldum.
Bütün bunlar tesadüf değil aslında.
Yani bazen o psikolojik koşuşturmalarınız sağlığınıza etki ediyor.
Önünüzdekinin tadını çıkartmayı bir türlü öğrenemiyoruz.
Önünüzde ne var olduğunu görmek istemiyoruz.
Sürekli bir sonraki şey, bir başka şey.
Yani bu outgrow'dan bahsetmemin sebebi şey gibi değil.
Hadi yeni bir misyon belirleyelim ve kendimizi daha da geliştirelim değil.
Biz bir yere sıkışıp kaldık değil mi?
Ve bu sıkışıp kalmışlıkta da ki kaygımız şey.
Neden ilerlemiyorum? Neden daha iyi olmadı?
Neden daha çok şey yapmıyorum?
Gibi bir çıkış var. Şimdi orada outgrow'dan kastım aslında bu.
Umarım aktarabiliyorumdur.
Şunu demek istiyorum. Önceden işe yarayan formül sizi bir yere kadar götürdü.
Hayatta sizi belki daha iyi eğitimli birisi yaptı.
Maaşınız yükseldi.
Başka bir şirkette iyi bir pozisyonda işe girdiniz.
İyi bir partner buldunuz.
Yani birçok standardınız sizi iyi bir yere getirdi.
Keyif de aldınız. Bir yere kadar bunlar işe yaradı.
Fakat... Bittiğini kimse size söylemediği için hani onların görevi bittiği artık hizmeti bittiğini kimse size söylemediği için siz de belki hemen idrak edemediğiniz için şu sorularla hayatınıza devam ediyorsunuz.
Neden ben mutlu değilim?
Neden keyif almıyorum?
Neden buraya sıkışıp kaldım?
Oysa ki bugüne kadar yaptıklarının bir tadını çıkarsan ve zihnini başka yerlere çeksen ama şey gibi bir misyonla değil hani daha da geliştireceğim daha da çok şey yapacağım gibi bir misyonla değil.
Sen bir yere geldin zaten.
Rahatladın belki de.
Yani kendimden yola çıkarak söylüyorum.
Benim bugünkü hayatım benim hayal ettiğim hayat.
Neden rahatlayamıyorum?
Çünkü aynı yere sıkışıp kaldım.
Aynı şeyleri işte hayatıma sokmaya çalışıyorum.
Aynı yerden keyif almaya çalışıyorum.
Ama aynı yerden keyif alamıyorum artık.
Burası bitti. Bence ben outgrow oldum.
Ama outgrow olduğumu kabul edemiyorum.
Kabul etmek istemiyorum çünkü aynı zamanda korkuyorum.
Outgrow'dan kastım işte bir sonraki level'a gideceğiz ve daha yükseleceğiz değil.
Galiba söylerken ki kaygım bu.
Umarım yanlış anlaşılmaz. Buradaki ana konu belki önceden belirlediğin standartlar seni bugüne getirdi, keyif de aldın birçok şeyden.
Ama artık bugün işe yaramıyorlar çünkü sen çok değiştin, önündeki şeyler değişti, kafa yapın değişti, belki daha sakin bir şey istiyorsun.
Şimdi ben bunu kendimce deneyimliyorum bence uzun bir süredir.
Tam oturamadı. Tam oturamamasının bir sebebi zaten sosyal medyada olduğum için bazen bana şöyle yorumlar geliyor.
Oh be ne güzel işte evde oturuyorsun sürekli.
Ya da o kadar okudun ev hanımı mı olmak için.
Hani anlattım ya size işte Çin'deydim şöyle okudum böyle okudum ve burslarla okudum ben.
Yani başarı burslarıydı onlar.
İyi bir eğitim aldım.
Amerika'da da çalıştım ama şimdi mesela dışarıdan baktığınızda hiçbir şey yapmıyor gibi duruyorum.
Yani podcastler hariç. Çalışmıyor gibi duruyorum.
Geçenlerde bir takipçi belki iyi niyetli ama şöyle bir mesaj atmış işte.
Modern kadın olmak çok zor.
Sen evde oturup kış yüksüne girerken ben işe gitmek zorundayım.
Şimdi bu her yere çekilebilir.
Benim o anki modumla şuna çekildi.
Abi ben bugünkü hayatıma kolaylıkla ulaşmadım ki.
Yani yıllar önce bu misyonu gördüm kendimde, bu vizyonu gördüm.
Ve dedim ki ben böyle bir hayat yaşamak istiyorum.
Yani kimse bana Nurtaç'cığım sen de işe gitme hadi otur.
Yani sabah da kalkmak zorunda değilsin demedi.
Ben çok küçükken de hiçbir zaman full time iş hayatını sevmedim.
Ve o işe girmemek için, o çarka girmemek için elimden geleni yaptım.
Fakat... Şimdi sen bunu yaptın.
Neden dışarıdan onay bekliyorsun?
Ya da bazı insanlar seni tetikleyen düşünceler ile sana geldiğinde kendim için söylüyorum.
Neden tetikleniyorum? Neden birisi beni çalışmıyor gibi gördüğünde ben bundan rahatsızlık duyuyorum?
Burası benimle alakalı. Ama benim kendimde görmek istediğim şey artık benim önümdekinden keyif alabilmem.
Bugüne kadar yaptığım şeylerle Şöyle sırtımı pet pet yapabilmek ve buradan sonrası için daha keyifle, daha yavaş, daha sakin ilerleyebilmek.
Standartlarımı biraz daha insan haline çevirmek.
Yani ben bir robot değilim.
Ben bir terminatör değilim.
Her yere yetişmek zorunda değilim.
Müthiş fedakar bir kadın değilim.
Ben önümdekinin tadını çıkartmak istiyorum artık.
Bugüne kadar ne yaptıysam bugüne ulaşmak için yaptım.
Outgrow olduysam da bu işte büyüdün, aştın, geliştin, aynı şeylere takılmana gerek yok, yeni şeylere, yeni alanlara geçebilirsin.
Buradan başka bir yere geçebilirsin ama hırsla değil işte yani orası çok önemli.
Çünkü o statü kaygısı.
Bir başarısızlık korkusu vs.
bizim için sağlıklı olan parametreler değiller maalesef.
Tamam belki alttan ateş veriyor gibi ama bir yere kadar sizi götürüyor.
Sonrasında işte sağlığınıza etki edebiliyor.
En azından bende öyle oldu.
Yani bu başarısı bile olabilir bu arada.
Sonuçta vücut stresi iyi yönetemiyor maalesef.
Ve aslında bunlar gerçek stresler bile değiller.
Yani siz ne kadar ilerlerseniz ilerleyin günün sonunda kimse onu görmeyecek.
Yani o farkı görmeyecekler.
Sizin nerede olduğunuzla alakalı maksimum 5 dakika ilgi.
Bunu anlatabiliyor muyum bilmiyorum.
O yüzden önemli olan sizin sağlığınız.
Hem zihinsel hem fiziksel hem ruhen.
Hepsinde beraber biraz daha böyle sakin.
Kimse ne diyor dışarıda çok da kaygı duymadan.
Yeni yerlere açılmak, yeni yerlere alan vermek, izin vermek, yeni tecrübelere izin vermek.
Belki artık çok da keyif almadığınız insanlardan biraz uzaklaşmak, mesafe koymak iyi olabilir.
Bilmiyorum biraz fazla personal bir bölüm oldu ama umarım yine de keyif almışsınızdır.
Haftaya yeni bölüme tekrardan görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
