
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Onay ihtiyacı kötü mü? Bu ihtiyacı yaratıcılıkta nasıl kullanabiliriz, kendimiz olmayı her yönüyle nasıl kabul ederiz hepsi bu bölümde.
İyi dinlemeler:
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bir gün podcast çekmenin en zor kısmı ne diye sorarsanız girizgah diyeceğim.
Çünkü böyle şey oluyorsun. Selam, En İyi Versiyonun kanalına hoş geldin.
Sürekli bu. O yüzden bazen LOBS diye konuya giriyorum.
Bazen selam diye giriyorum.
Bazen kendimi tanıtıyorum. Bilmeyenler varsa eğer ben Nurtaç.
Uzun zamandır YouTube'da, Instagram'da içerik üretiyorum.
Son zamanlarda içerik üretmekle alakalı bir tık şey oldum böyle.
Hani artık bu işi yapmasam mı?
Gibi şeyler geldi. Sonra şuna karar verdim.
İş olarak çok yapmak istemiyorum.
Çünkü full time content creator olduğunuzda full time content creator gibi çalışmanız gerekiyor.
Ve ben de öyle çalışamadığımı fark ettim.
Bu ne demek? Gerçekten sabah uyandığında ofise gider gibi masa başına geçeceksin.
Videolarını editleyeceksin. Stratejini yapacaksın.
Marka görüşmeleri yapacaksın. Vesaire vesaire.
Bu işin engagement'ı var.
Canlı yayın var mümkün mertebe.
Yani çok fazla arka planda iş dönüyor.
Benim gönlümden geçen bir iki saat çalışayım ve hani güzel paralar kazanayım.
Ama öyle olmadığı için sürekli aynı duvara tosluyorum.
En son şeye karar verdim. Karşımdan ameliyat olmadım mı?
En iyisi bu dönem güzel güzel dinleneyim.
Kafamı da ağrıtmayayım çok fazla.
Ama şimdi bunun arka planında bir sürü şey var.
Böyle söylüyorum da kendimi ikna etme var.
Kafamdaki sesler var. Ebeveyn sesim var.
Çocuk modum var. Bizim ana konularımız bunlar biliyorsunuz.
Hep beraber aynı yerlerde dalgalanıp duruyoruz.
Yani gidiyor geliyor. Son dönemlerde en işime yarayan keşfim toksik olmamı, işte huysuz olmamı, mızmız olmamı kabul etmemle alakalıydı.
Bu birazcık işle alakalı kısımda da tabii ki de işime yaradı.
Çünkü ben normalde çalışkan bir insanım bu arada yani kimse yanlış anlamasın tembel bir insan değilim.
Ama stresle baş etmeyi öğrenemedim.
Yani strese girdiğimde dünya duruyor gibi bir şey benim için yani vücudum da donuyor.
E bir de hastalık mevzusu dedik bunu açıkladık tamam justifike ettik hep beraber.
Ve bu tabii ki de şakası değil yani gerçekten.
Ameliyat oldum hayvan gibi arkadaşlar.
Yani iyileşme sürecime izin veriyorum.
Ben de dedim ki bu iyileşme sürecinde güzel güzel dinleneyim ve başka şeyler keşfedeyim.
Geçen yıl bu dönemlerde Artist's Way yani sanatçının yolu kitabını bitiriyordum.
Böyle yılın sonuna doğru bitmişti.
Ve hemen böyle içimden neden bir şey çıkmadı gibi bir kaygı oluşmuştu.
Çünkü kitap size onu vade etmiyor ama siz o vade alıyorsunuz kafadan.
Ama aslında bir şeyler çıktı içimden.
Öncelikle tasarımla alakalı, dikişle alakalı, işte bir şeyler ortaya çıkartmakla alakalı.
İnanılmaz haz aldığım bir yerde buldum kendimi.
Çünkü sanatçının yolu da aslında bunu size aşılamaya çalışıyor.
Hani gerçekten keyif aldığın, tutkunun olduğu yerler.
Belki yaptığımız her işte deli gibi tutkularımız olmayacak, çok sevmeyeceğiz.
Ama sevdiğin yeri nasıl?
Nasıl oraya yönlendirebilirsin?
Onun etkisini nasıl gösterebilirsin?
Bu başka bir konu. Benim de çok uzun zamandır kendime meslek atfettiğim şey aslında sosyal medyada bulunmak.
Birçok farklı mecrada bulunmak.
Ve son zamanlarda da bu konuda kendimi çok yargılamaya başlamıştım.
İşte eğer sosyal medyadaysan başka insanların onayına ihtiyacın var.
Ve onaya ihtiyacın varsa özgüvensizsin gibi böyle çok düz matematikte kendime yeni bir çıkarımda bulunmuştum.
Sonra şunu fark ettim, biliyorsunuz sürekli aydınlanmalar yaşıyorum.
Bence ben ona ihtiyacını son zamanlarda çok yanlış değerlendirmişim, yargılamışım hatta.
Ona ihtiyacı böyle günümüz dünyasında, günlük kullanımda, belki modern psikolojide sanki trauma response gibi ya, yani kötü bir şeymiş gibi, kurtulmamız gereken bir şeymiş gibi, özgüvensizlik göstergesi gibi.
Fakat... Şimdi gerçek dünyada da sonuçta ona ihtiyacı ne demek?
Yaptığınız şeylerin diğer insanlar üzerindeki etkisini görmek, belki o değeri değerlendirmek.
Bu eşittir tamamen diğer insanlar için bir şey yapın değil.
Ama kardeşim sen şimdi kendi evinde oturdun, kendini onayladın, kendi kendine sanat yaptın, kendi kendine bir şey ortaya çıkardın, kendi kendine beğendin.
Eee yani...
Bunu kimseye göstermeyecek misin?
Kimseyle bir bağlantı kurmayacak mısın?
Onlardan yorum almayacak mısın?
Onlardan geri bildirim almayacak mısın?
Ya kendi kendine oturup tamam.
Onayladım kendimi. Çok özgüvenliyim.
Sonra diğer insanlardan uzaklaşıyorsun ve bu seni yavaş yavaş izolasyona götürüyor.
Ben neden birkaç aydır bunun sıkıntısını yaşıyormuşum bence onu anladım.
Çünkü diğer insanlara çok ihtiyaç duyuyorum ama artık sosyal medyada diyorum ki işte kendi hayatımı göstermeyim ya da çok fazla kendimi ortaya koymayayım.
Çünkü eleştiriden de korkuyorsun bir yerden sonra.
Oysa ki... Kork. Yani sonuçta o da bir geri bildirim.
Sen kendini ortaya koyduğun için, yaptığın işten keyif aldığın için gerçek haz orada zaten.
Gerçek büyüme orada zaten.
Yani bu illa yaratıcı çalışmalarımız da olmak zorunda değil.
Ama günün sonunda bizler onay ihtiyacına ihtiyaç duyan canlılarız.
Yani birlikte yaşıyoruz, beraber bir şeyler yapmak istiyoruz, o tepkiyi görmek istiyoruz.
Beğenilmemek bile gerçekten bunun bir parçası aslında.
Bir yerde sosyal güvenlik türü gibi bile düşünebilirsiniz.
Yani bak gördün mü? Beğendin mi?
Beğenmedin mi? Bir geri bildirin, bir şey söyle.
Yani onun karşınızdaki insanın üzerindeki etkisini görmek istiyorsunuz.
Bunun bir sebebi bence kendi gücünüzü de test ediyorsunuz orada.
Karşınızdaki insanı ne kadar etkilediniz?
Belki olumsuz bir duygu ya da düşünce dahi olsa siz karşınızdaki insana onu hissettirdiniz.
Anlatabiliyor muyum? Yani burada kendi gücünüzü hissetmek, diğer insanlar üzerindeki etkinizi görmek aslında yani alttan alta bizi...
Mutlu eden, hoşumuza giden duygular.
Şimdi dedim ya modern psikolojide sanki böyle hemen hop label'ı yapıştırıyoruz.
Ne kadar narsist, ne kadar egoist, ne kadar da bencil, ne kadar da ben merkezli diyoruz.
Oysa ki herkes de gerçekten bak bir spektrum gibi düşünün bir yere kadar var.
Zaten bugünkü bölümde o aşılmaması gereken şeyleri falan anlatacağım yani.
Haydi bakalım komple sadece ona ihtiyacı üzerinde çalışmalar yapalım değil.
Ama oradan alınan şey...
sanatçılığı ya da toplumdaki varoluşunuzda destekleyen bir enerji.
Biz yanlışlıkla bunları da kapı dışı ediyor olabiliriz bence.
Buradaki en en en temel ayrım şöyle çizilecek bak.
Onay ihtiyacı değil, onaya bağımlılık.
Yani sen onaya bağımlı olursan, sırf başkaları için bir şeyler yapmaya başlarsan burada aslında istemediğimiz tablo ortaya çıkıyor.
Sen kendinden uzaklaşıyorsun, otantik halinden uzaklaşıyorsun.
Artık diğer insanların beğenileri üzerine.
bir çalışma yapmaya başlamış oluyorsun.
Sanki rehberin bu gibi yani ve insanlar seni beğenmediğinde orada ayrı bir kırılganlığın oluşmaya başlıyor.
Yani sürekli dışarıdan aldığın beğenilme içgüdüsüne göre hareket ettiğinde beğenilmediğin zaman da kırılganlık yaşıyorsun.
Aslında bunu istemiyoruz. Tamam burada modern psikolojiyle aynı dili konuşuyoruz.
Bunu kontrolsüz yaptığınızda işte başka insanların sizi nasıl gördüğünü karar merci haline getirdiğinizde gerçekten sessiz olmanın dışına çıkıyorsunuz.
O zaman işte mutsuzluk başlıyor, içsel bir huzursuzluk başlıyor.
O yüzden buradaki ayrımı iyi yapmamız gerekecek.
Hatta burada onayı ikiye ayıralım.
Bir tanesi sağlıklı onay olsun.
Yani ihtiyacımız olan onay, ihtiyacımızı kabul ettiğimiz onay, bizi geliştirecek olan onay.
Burada geri bildirim almayı önemsiyoruz, yaptığımız şeyin karşıya geçmesini görüyoruz, onun üzerindeki etkisini fark ediyoruz ya da insanlarla daha rahat, kolay bağ kurabiliyoruz.
Bir de üstüne ilişkileri güçlendirebiliyorsak eğer burası işte istediğimiz onay merciği.
Burası iyi yönetildiğinde...
Buradan gerçekten motivasyonumuz artabilir, kendimizi geliştirebiliriz.
Bir de bazen içindeki çocuk bir kıpırdıyor ya.
Diğer insanlarla kurdun o bağı gördüğünde zıp zıp yürümeye başlıyorsun ya.
Hepimizin başına gelmiştir gerçekten.
Ayaklarınızın götüne vurduğu zamanlar, koşarak gittiğiniz zamanlar, ağzınızın yürüye geldiği zamanlar.
Çünkü bu işte bağ kurduğumuz zaman oluyor.
İlişkilerimiz güçlendiğimiz zaman oluyor.
Bir toplum olabildiğimizi gördüğümüz zaman oluyor.
Ya bunu kabullenmek gibi de düşünebilirsiniz.
Sonuçta bir sürüden dışlansanız gerçekten hayatta kalamıyorsunuz.
O yüzden şimdi buradaki hayrım bu yüzden kuvvetli.
Kabul görmek için yapmak değil de...
Olduğunuz haliyle yaptığınız şeylerle insanlar üzerindeki etkinizi gördüğünüzde oradan geri bildirim aldığınızda hem kendinizi daha rahat geliştirebiliyorsunuz.
Yaptığınız şey sizin de içinize siniyor.
Çünkü daha çok size benziyor.
Ve bu gelişmeyle beraber diğer insanlar üzerindeki etkisini de daha çok fark ediyorsunuz.
Diyorsunuz ki ben birilerinin kalbine dokundum.
Gelelim sağlıksız onayı birazcık konuşmaya.
Çünkü istemediğimiz kısım bu.
Yani sağlıksız onayı istemiyoruz.
Burada kişi kendisini değersiz hissettiği için.
Bakın alttaki taban bu.
Kendini değersiz hissediyor.
O yüzden değerini dışarıdaki insanlardan toplamaya çalışıyor.
Hani ben seviliyor muyum?
Sevilecek birisi miyim?
Buna bağlı olarak arayış halindeysen eğer.
Ya da onay gelmediğinde çökmek.
Eğer dışlanıyorsanız, beğenilmediyseniz, yaptığınız bir çalışma beğenilmediyse, bazen yaptığın yemek beğenilmediyse, hemen çökme hali oluyorsa.
Çünkü bu yine dışarıya fazla bağımlılık, dışarının onayına fazla bağımlılıktan geliyor.
Ya da bunları toplayabilmek için sürekli kendini ispat etmeye çalışmak.
Yani kendin değilsin, acayip yoruldun, artık var olma izni istiyorsun diğer insanlara.
Hani ben de burada var olabilir miyim, beni kabul edebilir misiniz gibi.
Hani bağ kurmak değil buradaki amacınız, daha çok kabul edilmek.
Sırf orada olan biri.
Olmak gibi düşünün yani siz aslında orada gerçek halinizde olmuyorsunuz.
Oraya uyum sağlamak için kendinizi değiştiriyorsunuz.
Bu da sizi aslında maalesef ekstra itici bile yapıyor olabilir.
Çünkü beğenilmek için bir şey yaptığınızda sırf kabul edilmek için bir şey yaptığınızda diğer insanlar bunun kokusunu alırlar.
Aslında tam öyle olduğunda daha çok kabul edilmiyor oluyorsunuz.
Daha çok istenmiyor oluyorsunuz.
Oysa ki şimdi kişi kendisini gerçekten olduğu gibi kabul edebilse ve onay alma ihtiyacına göre bir şey yaptığında kendini...
gibi olma anlamına gelmiyor bu.
Yaptığın zaman diğer insanların üzerindeki etkisini görmek ya da seni evden çıkaran bir motivasyon olduğunu fark etmek.
Mesela dışarı çıktığında diğer insanlarla bağ kurma ihtiyacını anlamak.
Sonuçta evde oturduğunda kendini onayladığında içinden o ilham çıkmıyor ya da motivasyonun artmıyor ama ben bir şeyler yapacağım dediğinde ve diğer insanlar üzerindeki etkisini göreceğim dediğinde gerçekten sanatçı tarafın da daha çok uyanmış oluyor burada.
Yani onay ihtiyacını İhtiyaç duymak seni toksik ya da egoist yapmaz.
Ama sağlıksız olandan bahsetmiyorum yani sağlıklı olanından bahsediyorum.
Bu seni toksik ya da egoist yapmıyor.
Bu seni insan yapıyor.
Bu seni toplumun bir parçası yapıyor.
Bu seni gerçekten daha da mutlu ediyor aslında.
Ben bunu fark ettiğimde sosyal medya o yüzden daha farklı görmeye başladım.
Sonuçta ben insanlar üzerindeki etkisinden çok hoşlanan bir insanım.
Ya hepimizde var bence bu.
Sadece dediğim gibi spektrumda bir...
Ayarınıza bakabilirsiniz.
Hepimizde var. Hepimiz kabul edilmek istiyoruz.
Sevilmek istiyoruz. Görülmek değer.
Hissetmek istiyoruz. Kendi değerimizi.
Duymak istiyoruz dışarıdan.
Hani biliyorsundur ama duymadığın zaman bazen şey oluyor.
Eee hani işe yaramıyor ki gibi bir şey yani.
Bilmiyorum hani hiç umurumda değil.
Kimsenin bana bir şey söylemesine gerek yok.
Ben kendimi onayladım ve bitti diyen var mı?
Çünkü kabul edildiğimizi hissettiğimizde aslında güvende oluyoruz.
Bu da en temel ihtiyacımız.
Güvende hissetmek, değer gördüğünü hissetmek.
Ve burada belki sayısal olarak şöyle bir şey söyleyebiliriz.
Yani bu tamamen benim uydurmam.
Dışarıdaki onay %70 içsel onay diyelim.
Yani senin de içine senecek, sen sen gibi hissedeceksin, senin içini gıdıklayacak, sen kendin bir o duyguyu, coşkuyu yaşayacaksın.
Sonra dışarıya göstereceksin ve oradan geri bildirim alacaksın.
Yani buradaki kullandığımız aslında mekanizma daha çok böyle geri bildirim almak için ve insanların üzerindeki etkimizi görebilmek için.
Çünkü bu, bakın tekrar söylüyorum, varoluşumuzun bir parçası.
Biz bir toplumun parçasıysak eğer, diğer insanlar üzerindeki etkimizi merak ediyoruz.
Ve bu eşittir. Ah ne kadar...
da egoistsin, ne kadar da dışarıya bağımlı bir tipsin gibi değil.
Yani ben bir süre öyle değerlendirdim bu olayı.
Kendime de o göze baktığım için onu hayatımdan çıkartmaya çalıştım.
O zaman da şey oldu yani eee hani o zaman Sanat kendin için mi?
Kendi kendine mi yapıyorsun bir şeyler?
Hani yap kimseye göstermediğinde bilmiyorum bu sizi mutlu eder mi?
Beni etmedi. Etmesini de istemedim galiba.
Çünkü ben dışarıdan gelen onaya göre kendimi geliştirmeyi çok seviyorum.
Ben hayatım boyunca böyle yaşadım aslında.
Sonuçta beğenilmediğim çok şey oldu.
Onları değiştirdim, düzelttim.
İçime sinen haliyle. Yani tamamen dışarıya da bağımlı olmak için değil.
Ve burada diğer insanlara da daha çok anlayış gösteriyorsunuz.
Belki empatiniz artıyor.
İlişkilerinizi derinleştirebiliyorsunuz.
Tüm bunların ucu...
İnsan olmaya çıkıyor baktığınızda.
İnsansınız. İnsanlarınızı kabul etmeniz gerekiyor.
Yani hiçbirimiz robot değiliz.
Bayağı zorlandığımız yerler var.
Gölge taraflarımız var. Karanlık taraflarımız var.
İstemediğimiz taraflarımız var.
Ve fark ettiğiniz gibi son birkaç bölümüm benim.
İstemediğim taraflarım da barışma bölümlerim aslında.
Ve kendimi daha iyi hissetmemle alakalı.
İşte huysuzluğum, toksikliğim, çabuk sinir olmam, çabuk gıcık olmam, mızmızlığım.
Ya bunlar benim tadım, tuzum, biberimmiş meğersem.
Ve bakın şöyle anlatmak istiyorum dışarıdan aldığım onaya göre değil içsel olarak farkındalığım geldi.
Sonuçta benim hayat arkadaşım hiçbir zaman ne kadar huysuzsun ne kadar mızmızsın ay çok da toksiksin falan demiyordu.
Benim bizi yani bizim gibi olanları eleştirdiğim bir kafa vardı çok uzun zamandır.
Sonra dedim ki bu bizi bayağı...
Spicy yapıyor ya.
Lezzetli yapıyor yani.
O yüzden dışarıdan aldığım onay artık eskisi gibi böyle düşmanım kabul etmek istemediğim bir şey gibi değil.
%30-%70 ayarlanabilir ve sağlıklı seviyede kullanıldığında acayip de gaz veren bir şey.
Hani drive deniyor ya. Acayip de drive veren bir şey.
Ya at kendini araneye.
Araneye atmakla alakalı bölüm de yapmıştım.
Sen at kendini araneye. İster cringe ol, ister beğenilme.
Sonuçta oradan aldığın feedback sana bir şey öğretiyor.
Yani evinde oturup hiçbir şey yapmadığın halin mi?
Yoksa kendini dışarıya attığın, denediğin dizlerinin kanayan haliyle yeni şeyler geliştirdiğin halin mi?
Bu ikisi arasında kendiniz karar verebilirsiniz.
Yani kimseyi yargılamıyorum. Ama ben meraklıyım.
Ben hevesliyim. Ben yapmak istiyorum ya.
Beğenmeseler bile yapmak istiyorum.
Çok coşku.
İçimden çok şeyler çıkıyor şu an.
Yani hastalığı, sanatsal ruhun besleyicisi birazcık burasıymış.
Dışarıyla bağ kurmak, dışarıya bir şeyler göstermek.
Yani insanların görmesini istemek kötü bir şey değil arkadaşlar.
Sosyal medya yapıyorsanız kendinizi kötülemeyin, kötü hissetmeyin.
Videolar çekiyorsanız, görülmek istiyorsanız, çevrenizdeki insanlar falan dese dahi ya o sizin içinizden geliyor.
Yani onu yapmak istiyorsunuz.
Geçenlerde de bir arkadaşıma şey dedim hani sosyal medya yapma sebebim görülmek istedim.
İnanıyorsanız tabii Allah insanları yaratmasının sebebini öyle söylemiş ya.
Görülmek, bilinmek istedim diye.
Bir yerde hepimizin bir tık böyle ihtiyacı da gibi.
Bilin ya ben de bu dünyadan geçtim ya.
Geçip gittikten sonra zaten ne bileceğim hiçbir şey bilmiyorum.
Yani istediğinizi söyleyin arkamdan ama galiba bir tık ilkel bir motivasyon bu.
Yani çok da fark etmediğimiz baya ilkel arkada duran bir şey gibi bence bu.
Özetle bir şey yapmak istiyorsanız, diğer insanlar üzerindeki etkinizden hoşlanıyorsanız egoist falan değilsiniz.
Narsist de değilsiniz.
Bu size kıvılcım getiren, bu size ateş getiren, drive getiren bir motivasyon kaynağı tamam mı?
Ama dediğim gibi kendiniz olmaktan çıkmayın.
Sağlıksızı onay haline getirmeyin.
Diğer insanlar sizi beğenmediğinde hemen değeriniz düşmesin.
Çökmeyin, kırılmayın. Buralar okey.
Buraları denge getirene kadar belki bir iki sallanırız.
Aşağı yukarı gider. Ama dengeye gelmesini hedefleyin.
Ve bence denge geliyor. Gelecekte.
Buradan böyle devam. Yaratmaya devam.
Üretmeye devam. Denemelere devam.
Ay çok harikayız. En iyi versiyonumuzu bir basamak daha yaklaştık bence.
Okey. Benim bu kadar gaza gelmem.
Neyse teşekkür ediyorum bölümü dinlediğiniz için.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
