
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu haftaki bölüm neden cinsellik hakkında konuşmaktan utandığımız üzerine.
Hem tarih boyunca hem de toplumda cinselliğe bakış açısı nasıldı, neler değişti ve günümüzde neler oluyor hepsi bu bölümde.
***Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Bugünkü bölümüm biraz daha benim jenerasyonuma hitap edeceğini düşünüyorum.
Yani Y jenerasyonuna.
Çünkü bizler cinsellikten çok fazla utanarak büyüdük bence.
Kendimden örnekler vereceğim daha doğrusu.
Ben cinsellikten utanan bir insan değildim.
Daha çok küçük halimle bile annemle babama sorular sorardım.
Hoşuma giderdi konuşmalarını isterdim.
Fakat susturulurdum.
Çevremden de susturulurdum.
Sonra lisede bir şeyler gelişmeye değişmeye başladıkça biraz daha ilgim arttı tabii ki de.
Ve öğrenmek istiyorum sonuçta.
İçeride bir şeyler değişiyor.
Hormonlarda bir şeyler değişiyor anlamak istiyorum.
Fakat ne okulda bu eğitim tam olarak veriliyor ne de aile içerisinde bunu çok rahatlıkla konuşabiliyorsun.
İşte ablana, teyzene çok soramıyorsun.
Bunu soran, çok rahatlıkla konuşan, işte yengemden şunu duydum, teyzemle bunu konuştum diyebilen çok fazla arkadaş da var.
Ama benim çevremde yoktu öyle söyleyeyim size.
Üniversiteye gittikten sonra yani başka bir şehre taşındıktan sonra farklı şeylerle karşılaştım.
Ama Zonguldak'a doğup büyüyen bir insan olarak söyleyeceğim.
Çok yaygın değildi.
Lisede işte ilk öpüştüğünü anlatmak falan çok büyük bir şeydi.
Saklanılan işte gizlenilen bir konuydu.
Öpüştüysen işte kötü bir şey gibi algılanıyordu.
Hatta çok saçma bir şey söyleyeceğim size.
Ben 17 yaşında ilk kez öpüştüm.
Sonrasında 18 yaşında bir sevgilim olacak.
Üniversiteye gittim. Çocuğa öyle bir anlatıyorum ki işte ben aslında daha önce öpüştüm diye.
Utana sıkıla, ağlayarak, sanki çok kötü bir şey yapmışım.
Yani geri dönüp baktığımda gerçekten üzülüyorum aslında.
Sonuçta öpüşmek kadar bence doğal ve güzel bir şey yok.
Çok açık söyleyeceğim bu konu nereye çekilir, nasıl algılanır diye bir kaygı duymak istemiyorum.
Sanki ben normal bir kız arkadaşımla konuşurmuş gibi anlatmak, gerçek duygularımı paylaşmak istiyorum.
Çünkü aslına bakarsanız ben cinsellikten utanan bir insan değilim.
Hatta ortamlarda bu konuyu biraz daha açmaya müsait kişi benim.
Gerekirse tecrübelerimizden bahsederiz, paylaşımlarımızı yaparız.
Eğer bir sorun varsa, sıkıntı varsa sonuçta her şey tıkırında da gitmeyebilir.
Onlar konuşulur. Fakat...
Yani bu kadar açık olmama rağmen jinokoloğa gittiğimde garip bir moda giriyorum.
Yani jinokolo kadınlar için en vulnerable olduğunuz masa.
Çünkü o çatala da oturduğunuz zaman...
Gerçekten o teslimiyeti başka bir yerde göstermiyorsunuz bence.
Hele ki doktor geliyor işte bu Pepsimir var ya cinsel hayata aktif olan insanlara önerilen bir test bu arada.
Yılda bir kere yaptırılması öneriliyor.
Ve Pepsimir'de o penise benzeyen aleti bir jel sürerek bayağı içinize sokuyor ve oradan tekrardan böyle diş fırçası gibi bir fırçayla hücre alıp onu kontrol ediyorlar.
Hani herhangi bir mikrop, hastalık, kanser hücresi var mı diye.
Kontrol edilen genel bir test diyeyim size.
Yani cins hayata aktif olan bütün kadınların yapması önerilen hatta zorunlu olan da bir test.
Fakat dediğim gibi ben şu ana kadar hiçbir erkek jinekoloğa gidemedim.
Kadınlarda yani sadece meme kontrolü için gittim erkeğe.
Ama iş o vulva'ya geldiğinde gerçekten bende birazcık.
falan oluyorum yani.
Ya şimdi ama nasıl gibi tepki verebiliyorum.
Fakat cinsellikten konuşmak, cinsel tecrübeden konuşmak, deneyimlerden hatta bence fanteziden konuşmak o kadar güzel fantezi fikirleri var ki benim aklımda.
Yani cinselliği renklendirmek üzere, onu hikayeleştirmek üzere, onu daha canlandırmak üzere.
Çünkü çocukluktan beri gerçekten bir şeyleri böyle hayal gücüyle çeşitlendirmeyi çok seven bir insanım ve tabii ki de küçücük halimle seksin nasıl olabileceğiyle alakalı hiçbir fikrim yok.
İki insanı üst üste koy...
Bıçaklarını falan kafamda yerleştiremiyorum.
Yani nasıl olabilir? Yani olmuyor.
Kafamda asla oturtamıyorum.
Fakat meraklıyım. Bir de biliyorsunuz ki maalesef Türk filmlerinde hep bir tecavüz sahneleri var.
Kadınlar için seksin çok daha korkulan bir şey, tehlikeli olduğu bir şey üzere bir algı var.
O yüzden hani kafamda karışık.
Merak ediyorum, görmek istiyorum.
Fakat gördüğüm şeyler o Türk filmlerinde işte arabanın camına sıkıştırılan kadın sahnesi.
O kadar korkunç ki aslına bakarsanız.
Ya da kız arkadaşlarımla konuşacağım zaman ya çok utanıyorum.
oluyor. Çok utanıyorlar falan kırmızı yanaklar.
Ya da hiç konuşulmuyor. Hiç o yok.
Hiç ama. İstek yok. Merak yok.
Yani hiç kimse de o istek merak yok.
Gibi gibi ben birazcık yalnız kaldım bu konularda.
Okullardaki eğitim deseniz maalesef o da çok kötü.
Yani biyoloji dersinde bütün kızların kızardı, utandı.
Erkeklerin kendi aralarında güldükleri bir ders olabilir.
Üreme konusuna geldiğinde.
Zaten ne olduğunu da anlamıyorsunuz dedim ya.
Kafada birleştiremiyorum ben o üremenin nasıl olabileceğiyle alakalı.
Hatta eğitim namının bir keresinde sadece Orkid getirmişlerdi okula.
Böyle dışarıdan gelen sağlık görevlileri.
O Orkid'in iç çamaşıra nasıl yapıştırılacağı üzere bir eğitim verildi.
Erkekleri sınıftan çıkardılar.
Erkekler böyle kapıdan bizi dinliyorlar falan.
Hatta sağlık görevlileri sınıftan çıktıktan sonra erkekler büyük bir kahkaha, bizimle dalga geçme, işte bir şekilde pedleri almaya çalışma gibi çok yani muzurca şeyler aslına bakarsanız.
Ama yine işte o yaştaki bir genç kız için 12-13 yaşındaki...
Genç kız için biraz travmatik olabiliyor.
Çünkü utanılan bir şeymiş gibi düşünülebiliyor.
Bir kadının periyot döneminde olması, regle olması utanılan bir şeymiş, saklanılması gerekilen bir şeymiş gibi algı yaratılıyor.
Tekrar altını çizeceğim. Yani ben küçük bir şehirde büyüdüğüm için belki bunlara maruz kaldım.
Belki siz bunları çok deneyimleyerek büyümediniz.
Umarım. Ama genele vurduğumuzda Türkiye kültürünün bu anlamda biraz daha tabulaştırdığını, utandığını hatta dinle bağdaştırarak biraz daha bastırdığı bir konu olduğunu düşünüyorum.
Cinsellik konusu aslında tarih boyunca çeşitli bir şekilde değerlendirilmiş.
Yani ilk başlarda artık nasıl diyeyim size, antik Yunan'da ve Roma kültüründe cinsellik çok daha açık bir şeyken, biliyorsunuz ki sanata da yansıtılmış bir şeyken, cinsel yönelimlerin çok daha kabul edildiği bir toplum
iken sonrasında zamanla değişmeye başladı.
Ve yine antik Hindistan döneminde Kamasutra gibi metinlerle aslında cinselliği ve aşkı inceleyen derin bir kitap oluşturmuşlar ki Kamasutra yani Kama.
zevk demek, süre kitap demekmiş.
Direkt zevkin kitabı diye Hindistanlılar bunun kitabını yazmışlar yani.
Hiç inceleme fırsatınız oldu mu bilmiyorum.
Kitap 7 bölüm ve 36 ayrı pozisyon var.
Hepimizin başucu kitabı olması gereken bir kitap bence.
Sonra Orta Çağ döneminde Hristiyanlığın yükselişiyle beraber işte cinsellik büyük ölçüde tabu haline gelmiş.
O zaman cinsellik sadece evlilik içinde üreme amaçlı olarak kabul edilmiş.
Cinsel arzular, cinsellik üzerine düşünmek bile günahkarlıkla ilişkilendirilmiş.
Hiç yabancı gelmiyor bize ki zaten İslam dünyasında da buna benzer bir yaklaşım var.
Aslına bakarsanız İslamiyet cinselliği kabul ediyor.
Zevk alınılması gerekilen bir şey olduğunu söylüyor ama sadece evlilik içerisinde bunu kabul ediyor.
Zaten kültürümüzden dolayı.
Sonra Rönesans döneminde Avrupa'da yine tekrardan Antik Roma ve Yunan kültüründen etkilenildiği için cinsellik üzerine çok daha açık bir yaklaşım geliştirilmiş.
Tekrardan sanat ve edebiyat dünyasında cinsellik üzerine olan tüm konular biraz daha işlenmeye başlamış.
Ve aydınlanma dönemiyle düşünce özgürlüğünün ön plana çıkmasıyla beraber bu konu biraz daha rahatlamış ama yine de çok daha muhafazakar olan, bunu tabu olarak kabul eden birçok kültürde devam etti.
Ki biliyorsunuz hala günümüzde de o şekilde.
Ben bu kitap bilgileri falan filan kenara bırakıyorum.
Çünkü sonuçta bir birey olarak, Türkiye toplumunda büyümüş bir birey olarak ve dünya genelinde yaşamını idame ettirmeye çalışan bir insan olarak ve ayrıca dünyaya gelmiş bir canlı olarak sadece kendi cinselliğimi anlamak
ve bunu paylaşabilecek bir alan yaratmak istiyorum belki de.
İçerik üreticisi olarak şöyle bir kaygı oluyor kafamın arkasında.
Yani bunu dinleyen çok başka bir şekilde yorumlayabilir.
Belki de cinselliği tamamen serbest alın, yaşayın gibi bir vurgu yaptığımı düşünüyorum.
Ve belki de hayatıyla alakalı yanlış bir karar verebilir.
Bilmiyorum. Yani teker teker insanları düşünerek içerik yapmaya çalıştığınızda gerçekten çok zor oluyor.
Ben sadece kendi deneyimlerimden yola çıkarak burada bir aktarım yapmak istiyorum.
Benim kendi yolculuğumda cinsellik...
evlenmeden önce yapmamam gereken bir şey olarak duruyordu.
Ve maalesef bunun sebebi çoğunlukla tırnak içerisinde burada işaret yapıyorum evleneceğim insanın bunu istememesi üzerine olan bir kaygıdan dolayıydı.
Yani bu tamamen bence fucked up bir bakış açısı.
Yani sizin cinselliği yaşayıp yaşamamanız sizin vücudunuzla ya da dini Değerlerinize alakalı bir şey değil.
Evleneceğiniz insanın karşınıza bunu getirme potansiyelinden dolayı sakındığımız bir şeymiş gibiydi.
Yine işte benim jenerasyonum bunu daha iyi anlayacak.
Maalesef kadının kendi değeriyle eşleştirilen bir şeymiş gibiydi.
Sanki cinselliği yaşarsan değerini azalttığın, kaybettiğin üzerine çok da ağır jargonlar da var bu arada maalesef.
Burada dile getirmek istemiyorum.
Kadınların üzerinde korkunç bir baskı var.
Fakat tüm bunlardan bahsediyor olmamız işte sıkılanın diğer ucuna fırlayın ve tamamen özgür bir hayat yaşayın demek anlamına değil.
Aslında tam da bu yüzden cinsellik üzerine rahatça açıkça konuşulabilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Çünkü cinsellik tabu olduğunda belki tam tersi bir reaksiyon gösterip fazla ilgi ve meraktan...
maalesef belki de yanlış bir karar veriyor olabilirsiniz.
Sonuçta cinsel yolla bulaşan hastalıklar da var.
Bunları fark etmeden kendi hayatınızı uzunca süre etkileyecek, sağlığınızı uzun süre etkileyecek kararlar da veriyor olabilirsiniz.
O yüzden cinsellik çok daha rahatça konuşulmalı.
Kişi kendi bedenini tanıyabilmeli.
Doktoruna rahatça gidebilmeli.
Eğer aktif bir seks hayatı varsa korunmak için yolları öğrenmeli.
Ya da hayır diyebilmeyi öğrenmeli.
Bir erkeğin manipülasyonuna ya da bir kadının manipülasyonuna gelmeden kendi isteğin...
ne göre, nasıl adım atacağını bilebilmeli, o sesini bulabilmeli bence.
Bir diğer değinmek istediğim konu da yine bizim gibi topluluklarda diyeceğim.
Bu normlara uymamış, bunun dışına çıkmış hatta biraz daha asi...
bakış açısıyla yaklaşmış kişilerde de farklı bir çıkış görüyorum.
Mesela bu övünülecek bir şeymiş gibi henüz seks hayatına başlamayı tercih etmemiş kişileri biraz daha böyle ya arkadaşlar ya o çağ kaldı mı yani lütfen açık fikirli olun, vücudunuzu tanıyın, yaşayın
gibi bir yerden de seslenmiyorum.
Hatta o ses sonunu da hiç sevmiyorum çünkü her bir bireyin günün sonunda kendi kararını bulabilmesini, anlayabilmesini ve uygulayabilmesini vurguluyorum ben burada.
Kendi kararı kısmını da ekstra vurguluyorum çünkü bazen bir ilişkideyken erkek arkadaşınız manipüle edebilir ya da kız arkadaşınız sizi manipüle edebilir.
Size istemediğiniz bir şeyi manipüle ederek yaptırabilir.
Üzerinizde o ağırlığı hissettirebilir.
Keza bazen DM'ler geliyor.
Genelde kadınlardan geliyor.
Bu DM'ler erkek arkadaşlarının üzerlerinde ne kadar baskı uyguladıklarını, kendilerinin hazır olmamasına rağmen orada manipülasyonla işte ilişkim bozulabilir, benden ayrılabilir, belki...
başka kadına gidebilir, beni aldatabilir korkularıyla bu deneyimi yaşamak zorunda olduklarını hissettiklerini ifade eden DM'ler geliyor bana.
O yüzden bu konuları açık açık konuşmalıyız.
Eğer istemiyorsanız size hiç kimse bunu yaptırmamalı.
Siz istemediğinizi, kafanızın karışıklığını annenizle, teyzenizle, terapistinizle, arkadaşınızla, benimle kimse artık paylaşmak istediğiniz kişiyle paylaşabilmelisiniz.
İstemediğiniz bir şeyi zorla yapmamalısınız.
Ve istediyseniz de kendiniz karar verdiğiniz...
zevk aldınız, deneyimlediniz.
Bundan hiçbir şekilde pişman olmamalısınız.
Kendi kararınız, kendi merakınız, kendi deneyiminiz ve hiçbir zorunluluk olmadan yaşadığınız için sizin değerinizi kaybettiren herhangi hiçbir şey yok.
Bundan emin olun. Eğer ki karşınıza öyle bir partner çıkarsa maalesef o doğru kişi değil.
Çünkü bunu kullanabilen çok fazla insan da oluyor.
Eğer sizin geçmişinizdeki tecrübelerinize dayanarak sizi değerlendiriyorlarsa ve o değerlendirmeye göre değerinizi azaltıyorlarsa ben bu tutumu ve bu kişileri çok toksik buluyorum maalesef.
Yani çok değişmeyen bir bakış açısı bu.
Evlendikten sonra sık sık karşınıza getirebilecek de bir bakış açısı olabilir.
Ve maalesef bunu ben biraz daha böyle klostrofobik bir yer buluyorum.
Yani sizi bir yere sıkıştırması ve sizi sadece o alan çevresinde değerlendirmesi üzere bir bakış açısı olarak görüyorum.
Burada kadınların kendi değerini başkasının değerlendirmesine izin vermemesini çok istiyorum.
Yani herhangi bir erkeğe bu müsaade bile edilmemeli.
Herhangi bir kadına da diyeceğim çünkü bu tam tersi bir yerden de olabilir.
Bir kadın, bir erkeğe daha önce cinsel hayatı olduysa eğer bunu kötü hissettirmeye çalışabilir.
Geçmiş, geçmiştir gerçekten.
Kendi deneyiminizdir.
O yüzden şeyi çok vurguluyorum.
Siz de istediyseniz ve zevk aldıysanız ve mutlu olduysanız bu geçmişinizdeki bir tecrübe olarak kalır.
Bugünkü halinize... herhangi bir yansıması olmamalıdır.
Bence ilişkinizde bir yansıması olmamalıdır.
Bu konu gözlemlerim ve şu anda gelen DM'lerden dolayı biraz daha dikkatimi çeken ve dikkat çektirmek istediğim bir konu oldu.
Maalesef çok yakın bir zamanda yakın bir arkadaşımın başına da böyle bir şey geldi.
Yeni tanıştığı erkek arkadaşı ona kendisini bu konudan dolayı değersiz hissettirmek istedi.
Burada şunu söylemek istiyorum.
Yani karşınızdaki erkek böyle bir tercihte bulunabilir.
Kendisinin hayatını birleştirmek istediği kadının bakire olmasını Bu onun kendi hakkı, kararı.
Fakat bunu yansıtma şekli ve size kullandığı cümleler toksikse eğer ben orada okey değilim.
Kendi kararı bu olabilir, en baştan bu konuşulabilir ve iki tarafta birbirine saygı duyar.
Ama hem ilişkide kalmaya çalışıp hem karşıdaki kişiyi küçük düşürmek isteyip onu oradan eksik hissettirmek, değersiz hissettirmek burada biraz karaktersizce görüyorum ben.
Yine söyleyeceğim kendi kararınız.
Saygı duyuyorum. Bakire bir insanla bakire bir insanla evlenmek isteyebilirsiniz.
En doğal hakkınız. Öyle değilse oradan uzaklaşmak aslında burada verilen tepki.
Yani teşekkür etmek ve uzaklaşmak.
Karşınızdaki insanı kötü ya da düşük görmek değil.
Cinselliği biraz da böyle biyolojik, psikolojik, duygusal ve sosyal yönleri olan geniş bir kavram olarak da görmemizi istiyorum.
Çünkü sadece biyolojik bir şey değil.
O yüzden psikolojik tarafı, sosyal yönleri çok güçlü ve eğer biz bunları tabuğu yapmaya devam ettikçe, bastırdıkça, konuşmadıkça, paylaşmadıkça bir yerde sıkışmış olarak devam ediyorlar
ve gelişim göremiyorum.
Kimisi hata yapıyor, hatasıyla...
Yalnız kalıyor. Bazı kadınlar tacize, tecavüze uğruyor ve bunu açıkça söyleyemiyor.
Utandığı bir şey olduğu için, paylaşamadığı için, belki diğerleri tarafından dışlanacağını düşündüğü için paylaşamıyor ve bunlar kabul edilemez.
Biz bunları konuşmadıkça, kadınları yalnız bıraktıkça, kadınları susturdukça, onları değersiz hissettirdikçe onlara kötülük yapıyoruz aslında.
Cinsellik üzerine şunu da eklemek istiyorum.
Sadece penetration'dan ibaret değil.
Partnerinizle kurduğunuz o aranızdaki duygusal çekim, yakınlık ve romantik hisler de cinselliğin bir parçası.
Aynı şekilde ön sevişmede mesela öpüşmek, sarılmak, birbirine dokunmak, masaj, çıplaklık yine cinselliğin bir parçası.
El ele tutuşmak, sarılmak, beraber uyumak, birbirini koklamak.
Ya ben çok seviyorum bunları gerçekten ve bunları sevdiğimi rahatça söyleyebilmek istiyorum.
Herhangi bir etiketleyemeden, aman da ne konuştun, ne yaptın, kızları bozacaksın gibi böyle bir kaygıya kapılmadan rahatça söyleyebilmek istiyorum.
Yani ben her zaman çok sevdim.
Çok gençken de çok sevdim.
Ortaokul dönemlerinde bile çok sevdim.
Bu o yüzden altını çiziyorum.
Penetrasyonlar ibaret değil diye.
Birinin elini tutmak, konsere gittiniz, beraber birbirinize sarılıyorsunuz, bağıra bağıra şarkı söylüyorsunuz, seni şöyle bir belinden kavruyor, bir tane öpüyor.
Çok güzel şeyler bunlar.
Ben temas bağımlısı zaten birisiyim.
Bu love language var ya aşk dillerinde.
Gerçi hepsinden %20 çıktı bende.
Totalde 5 tane var ama temas da kesinlikle çok değer verdiğim bir aşk dili.
Yani ilgi duyduğunuz, sevdiğiniz, aranızdaki o çekim...
Kimi olan insanla bir göz teması bile.
Oradaki bakışma, konuşma, kokular, ufak dokunuşlar, sesi, gülüşüyle duyusal uyaranlardan da cinselliğin bir parçası oluyor.
Ve çok da keyifliler, çok güzeller.
Ben bir kadın olarak hissetmeyi ve hissettirmeyi çok seviyorum.
Kendi cinselliğimle...
Gayet barışık bir insanım ki 2 yıl önce seks terapisiyle alakalı bir bölüm çekmiştim.
Dinlemeyenler dinlesin ama bence o bölümü tekrardan da güncelleyebiliriz.
Çünkü şimdi geri dönüp baktığımda o terapi çok da güzel bir terapi değilmiş maalesef.
Çok bilen birine denk gelmediğinizde yani terapisiniz çok iyi olmadığında başınıza bu gelebiliyor.
Ayrı bir not. İşte bak bu podcastı çekerken bile aman da korkuyorum.
Linçlerler mi? Dalga geçerler mi?
Bana ne ya? Bana ne? Ben burada kendi kendime mikrofonumu...
Normal arkadaşlarıma anlattığım şeyi size de anlatmak istiyorum.
Yani bu konuları biraz daha açıkça konuşalım istiyorum.
Kadınlar kendilerini tanıyabilsinler istiyorum.
Diğerlerinin bununla alakalı olmadığını anlayabilsinler istiyorum.
Ve her şeyin sadece penetration'a alakalı değil.
O küçük çekimlerin, tahrik edici hareketlerin, konuşmaların, kokunun, tadın, sesin, kıyafetin bile bunun bir parçası olduğunu vurgulamak istiyorum.
Böyle içimden gelenler... Bunlar da ulaşana ulaştı diye düşünüyorum.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle sabah 7'de görüşmek üzere.
Sabah 7'de de fantezi konuşmadık demeyiz.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
