
Nasıl Giyindiğimiz Neden Önemli? - Intentional Dressing
25 Kasım 2024 · 14 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümde Nurtaç, nasıl giyindiğimizin psikolojimiz ve modumuz üzerindeki etkisinden bahsediyor. Aynı zamanda, intentional dressing ne demek, gün içerisinde nasıl hissettiğimizin üzerine kıyafet tercihlerimiz nasıl olur, kendimizi nasıl daha iyi hissederiz ve özgüvene etkisi olur hepsi bu bölümde.
İyi dinlemeler xoxo
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com******
Transkript
Altyazı M.K.
Havalar artık inkar edemeyeceğimiz kadar soğumaya başladı ve kışla beraber gerçekten nasıl giyineceğimizi bazen bulamıyoruz.
Benim böyle çok kışlık kıyafetlerim yok, boğazlı kazaklar, o yünlü şeylerim yoktur.
Sevmem, hemen sıkılırım.
Çok böyle bunaltıcı gelir bana.
Ama aynı zamanda lahana gibi giyinmeyi de sevmiyorum.
O yüzden sıklıkla hasta olurum.
Biraz böyle tril tril giyinmeyi seven birisiyim galiba ama...
Tabii ki de kış geldi diye modadan da vazgeçmek istemiyorum.
Kendi tarzımdan vazgeçmek istemiyorum.
Bugünkü bölümde de birazcık böyle kıyafetlerle psikolojimizin, günlük modumuzun ilişkisini konuşmak istiyorum.
Intentional giyinmekten bahsetmek istiyorum.
Bunun tam Türkçesi böyle niyetlenerek giyinmek gibi bir şey oluyor.
O da yani hani niyet ettim Allah rızası için gibi bir şey yani bizim kültürümüzde.
Ama biraz daha böyle amacına göre giyinmek diyebiliriz.
Sabah uyandığınızda nasıl hissettiğinizi bulmak zaten daha önceki bölümlerde biraz bahsetmiştim.
Köklenmiş hissetmek yani grounded olmak için sabah uyandığımızda aslında vücudumuzu tarıyoruz işte başınızdan ayaklarınıza kadar.
Nasıl hissediyorum bugün diye kendinize sorabilirsiniz.
Mutlu muyum? Korkuyor muyum?
Sıkılgan mıyım? Utanıyor muyum?
Bir stres mi var? Vücudumda sıkışmış bir enerji mi var diye kendinize bir bakıyorsunuz.
Ve kıyafet seçimi de bunun üzerine o kadar bir etki yaratıyor ki bazen bunu fark edemiyor olabiliyoruz.
Çok uzun zamandır intentional dressing yapıyorum.
O anki moduma göre kıyafet seçimi yapıyorum.
Genelde kıyafetlerim kapsül wardrobe kategorisine giriyor.
Kapsül wardrobe'da mix and match yapabileceğiniz kıyafet parçalarınız var.
Yani maalesef diyeceğim.
Benim giyim tarzımda desen ve renkler çok fazla yok artık.
Çok fazla dedim yani parlak renkler hiç kullanmıyorum.
Desen neredeyse hiç kullanmıyorum.
Daha yeni yakın bir tane ikinci el.
İpek bir gömlek aldım desenli sırf denemek için.
Bakalım ondan da biraz sonra bahsedeceğim zaten.
Genelde benim kıyafetlerimin renkleri gri, beyaz, beş, lacivert, siyah.
Ve kırmızı detaylar gibi söyleyeceğim.
Çok ufak kırmızı aksesuarlar ve detaylar kullanmayı çok severim.
Bu şekilde de ufak böyle paplarla, aksesuarla birleştiriyorum.
Çantayla birleştiriyorum.
Ayakkabıyla birleştiriyorum.
Ve bunu çok seviyorum. Siz genelde bu konularda nasılsınız?
Önce onu da sorarak başlamak istiyorum.
Mesela bugün nasıl giyindiniz?
Bugün nasıl hissediyorsunuz?
Kıyafetlerinizi seçerken nasıl hissettiğinizi düşünerek mi seçiyorsunuz?
Kullandığınız renkler sizce sizi yansıtan renkler mi?
Uzun zam... Bir zamandır giymediğiniz, kıyıda köşede sıkışmış kıyafetleriniz var mı?
Atmaya kıyamadığınız, bir gün kullanırım diye beklettiğiniz ama hiç size enerji vermeyen, size sizin gibi hissettirmeyen, o artistik kendinizi ifade ediş şeklinizi hissettirmeyen parçalarla mı dolu dolabınız?
Ve acaba onları temizlemenin vakti geldi mi?
Çünkü nasıl giyindiğimiz artık bir ihtiyaç değil.
Gerçekten kendimizi ifade ediş şeklimizdir.
Kendi karakterimizi, o günkü modumuzu rahat hissederek, pahalı parçalardan bahsetmiyorum ama uyumlu, şık ve iyi hissetmek üzere ayrıca başkalarının bizi nasıl algıladığı üzerine de bir
ifade şekli. Ve ayrıca özgüvenimiz üzerinde de o kadar etkisi var ki.
Ben dediğim gibi bir süredir intentional giyiniyorum zaten.
Ne giyindiğime dikkat ediyorum.
Nasıl giyindiğime dikkat ediyorum.
Böyle bir giyiniş şeklinde normalde üniforma diye bir şey de hazırlıyorsunuz.
Yani eğer hızlı bir yere gidecekseniz, ne giyeceğinize bir türlü karar veremiyorsanız.
Çünkü o biraz da psikolojik sıkışmışlık hissi de verir.
Üniformanıza gidiyorsunuz. Bu eşittir.
Mesela bende gri kumaş pantolon, beyaz tişört, gri ceket, işte kırmızı bir detay ve spor ayakkabılar gibi olabiliyor.
Çünkü buna çok sık gidiyorum.
Kendimi çok rahat hissediyorum ve şık hissediyorum.
Fakat şimdi son... 3-4 yıldır da aynı kombini kullandığım için o kıyafetlerin yani o parçaların benim üzerimdeki etkisi azalmaya başladı.
Bu sürekli bir şeyler alalım, sürekli kıyafetler alalım, bütün paramızı kıyafetlere dökelim gibi bir konu zaten değil.
Keza ben birçok parçayı indirimden ya da ikinci elden almayı da seviyorum.
Çok çok beğendiğim bir parça varsa ve...
yüksek bir fiyattaysa onu da almayı seviyorum.
Çünkü bütün o kombinleri yapmayı, kendimi iyi hissetmeyi önceliklendirdiğim için ve buna çok önem verdiğim için benim için dolabım bu şekilde hazır.
Hatta muhakkak kıyafetlerimi...
Tekrardan dikerim, keserim, bir şeyler yaparım.
Ya bağışlarım, satarım.
Burada da böyle kendi kıyafetlerini satabileceğiniz uygulamalar var.
Onları kullanıyorum. Çok da güzel.
Gerçekten hani kıyafeti dönüştürmek gibi oluyor.
İkinci el alıyorsunuz, ikinci el satıyorsunuz.
İkinci el konusunda hala böyle özellikle Türkiye'de diyeceğim.
Alışılmış bir şey değil.
Pis olduğu ile alakalı. İşte belki bir hastalık geçmesiyle alakalı korku olabiliyor.
Aldığınız yere dikkat edebiliyorsunuz.
Oradaki sirkülasyonu görebiliyorsunuz.
Mağazayı görebiliyorsunuz vs.
Gerçi Türkiye'deki durumu şu anda bilmiyorum.
Gerçekten iyi midir, temiz midir bilemiyorum.
O yüzden haklısınız. Ama burada birkaç mağaza var.
Özellikle online olarak çok rahat alışveriş yapabiliyorum.
Burada vurgulamak istediğim konu...
niyetinize yani intentional giyinmek.
Seçeceğiniz kıyafetin dokusuna kadar, rengine kadar, sizi nasıl hissettirdiğine kadar dikkat etmeniz, buna önem vermeniz yani kendinize bir check etmeniz burada.
Ben hep söylüyorum belki ukalalık gibi gelebilir bazılarına.
Kendi tarzını çok seven birisiyim.
Nasıl giyindiğime dikkat eden birisiyim.
Dikkat etmediğim zamanlarım da oluyor ve o farkı görebiliyorum.
Yani saçımın daha yağlı olduğu olmuyor mu?
Hepimizde oluyor. Daha böyle paspal hissettiğim dönemlerim de oluyor.
Hatta paspal hissetmeyi istediğim dönemlerim de oluyor.
Daha böyle bol kıyafetlerimin olduğu.
Biraz eski bir kıyafetim var mesela benim 15-20 yıldır.
Üniversitedeyken aldığım bluz gibi bir şeyim var.
Evde giyiyorum tabii ki de onu.
Ama eğer o moddaysam giyiyorum.
Daha böyle cozy hissetmek istediğim, kendime o alanı yaratmak istediğim.
Bir de Zek'in bir tane ceketi var.
O kadar sıcak tutuyor ki ben artık onu Zek'ten aldım zaten.
Kendisi giyemiyor onu.
Ben ona depression ceket diyorum.
Ama orada demek istediğim hani depresyona gireceğiz değil.
Sadece o günün yavaş geçmesine izin verdiğim bir ceket.
Kendimi acele ettirmeden.
Eğer o gün biraz stresli hissediyorsam, sıkışmış hissediyorsam.
Üzgün hissediyorsan bir şey olduysa eğer ona izin vermek için sanki sığındığım bir ceket.
Hepimizin vardır muhakkak yani periyot dönemlerinde falan da kullandığımız ceketlerimiz var.
Ama demek istediğim buradaki niyetiniz yani dikkat ettiğiniz nokta ben bugün nasıl hissediyorum?
O kıyafetle işte oturdum bir çay içtim bir tane kitap okuyacağım.
Kendinize o alanı verebildiğiniz zaman dışarıya da çıktığınızda bu yansıyor.
Biraz daha havalı giymek isteyebilirsiniz.
Renklerin uyumu. Hep şundan bahsediyorum.
Moda dediğimiz şey illa internette gördüğünüz şeyler.
değil. Kendinizi yansıtan bir şey.
Ufak bir aksesuar. Mesela
bugün ben kocaman beyaz kaşmir kazağım var.
Onu boynuma böyle sardım.
Kocaman pufuduk durdu.
Ve çok güzel oldu bence.
O görüntüyü de seviyorum.
Çünkü uzun da bir tane kışlık ceketim var.
Bir tane de beyaz şapka taktım üstüne.
Benim için beni yansıtan bir şey.
Güneş gözlüğüm. İşte atkı gibi duran kazağım.
Bir tane çanta diyelim. Normalde kırmızı çantayla pop yaparım o kombini.
Ama yanımda sürekli kitap ve su taşıdığım için artık büyük çantalarla geziyorum.
Nitekim ben... İyi giyinmeyi çok seviyorum, uyumlu giyinmeyi çok seviyorum, şık hissetmeyi çok seviyorum ve insanların üzerindeki etkisini de hissediyorsunuz.
Bunu bazen sözde duyuyorsunuz, bazen size bakan insanlar oluyor, sizi güzel görüyorlar, size ekstra iyi davranıyorlar.
Yani bu taktiksel olarak söylemiyorum.
Psikolojik olarak cevap verdiğimiz bir şey aslında bu.
Çünkü karşınızdaki insan daha iyi giyimli, güzel görünen, güzel kokan birisi olduğunda siz karşınızdaki insana kendinize ne kadar değer verdiğinizi de göstermiş oluyorsunuz.
Ve bunun cevabı olarak da size o değerde yaklaşıyorlar.
Bu da bir ortama girdiğinizde diğer insanların size nasıl yaklaşacağını göstermiş.
oluyor. Yani bunu siz koymuş oluyorsunuz.
Bunu siz belirlemiş oluyorsunuz.
Bunun etkisi gerçekten çok güçlü.
Kadın ya da erkek flörtten de bahsetmiyorum ama flört de olabilir.
Buralarda bir sakınca da görmüyorum bu arada.
İyi hissettiğinizde, güzel hissettiğinizde, şık hissettiğinizde karşıki taraftan aldığınız vibe da o minvalde geldiği için güzel bir enerji exchange de oluyor bence.
Hatta insanlar kıyafetlerinizle alakalı soru sorabiliyorlar.
Sizin fikrinizi almaya geliyorlar.
Ben birçok arkadaşıma bu konuda yardımcı oluyorum.
tutup da stilistim ya da moda tasarımcısıyım falan demiyorum.
Çünkü bunlar olmanıza gerek yok.
Sadece siz nasıl giyindiğinize dikkat ediyorsanız eğer diğer insanlar da size bu konuda ekstra saygı duymaya başlıyorlar ve sizin fikrinizi almak istiyorlar.
Sizinle alışverişe çıkmak istiyorlar.
Ve ben bundan aşırı keyif alıyorum.
Arkadaşlarıma, aileme yardım etmekten çok keyif alıyorum.
İyi bir gözümün olduğunu düşünüyorum.
Yani o tasarımı iyi yapabildiğimi düşünüyorum.
Ve bu benim hobilerimden bir tanesi resmen.
Çünkü hobilerden, oyun oynamaktan geçen bölümlerde bahsetmiştim.
Kıyafetlerinizle oynayın.
Onlarla keyif alın.
Değiştirin. Bazen ayna karşısında ben müzik açıyorum.
Saatlerce kıyafet deniyorum.
O kadar hoşuma gidiyor ki.
Birincisi çok yaratıcı hissediyorum.
O kıyafetleri hiç aklınıza gelmeyecek bir kombinle birleştirebilirsiniz.
Ufak bir detayla kıyafete bambaşka bir hava katabilirsiniz.
Bir de kendinizle flört ediyorsunuz.
Kendinizin farklı güzelliklerini görmüş oluyorsunuz.
Auranızı yükseltmiş oluyorsunuz.
Kendi karizmanızı görmüş oluyorsunuz.
Ben bir de dans ederim. Ceketlerimi denerken fotoğraflar çekerim.
Kendime girdim o kadar güzel bir alan ki bu.
Bu beni çok yükseltiyor.
Yani oradan aldığım enerjiyi başka yere çok güzel aktarabiliyorum.
Başka bir yaratıcılık tarafından çıkarabiliyorum.
Birbirlerini besliyor oluyorlar.
İsterseniz bir dolabınıza bakın bu hafta.
Neler çıksın o dolaptan, neler sadeleşsin.
Acaba artık o kıyafetlerinizden o enerjiyi almıyor musunuz?
Bazı şeylere veda etme vakti geldi mi?
Mesela benim bir tane beyaz ceketim var, yün.
Çok şık böyle kalın bir ceket.
Yani blazer aslında. Kalın dediğim mont gibi değil de.
Onu ben Paris'ten trift ettim.
Yani ikinci el olarak aldım.
O ceketi hiç atasım yok.
Ama kuru temizlemeciye göndermeme rağmen gıcır gıcır görünüyor ceket.
Fakat o yün kokusu, o...
Biraz böyle o eski kokusu çıkmıyor.
Ve dün şey dedim yani giyerken de çok hoşuma gitti ama galiba vedalaşmamızın vakti geldi.
Dönüştüremem de çünkü kumaşın kendisinde bir koku var.
Biliyorsunuz bu arada ben dikiş makinesi de öğrendiğim için farklı bir hobi olarak oyuncaklarımdan bir tanesi diyorum ona.
Eski kıyafetlerimi dönüştürmeyi de seviyorum.
Ziyan olacaksa da önemli değil orası benim oyun alanım.
Yani çıkan sonuçtan memnun olmayacaksam da hiç önemli değil.
Sonuçta orada bir yaratıcılık var, bir çalışma var, makineyi öğrenmek var, dikiş tekniklerini öğrenmek var.
Her şey kendim... deniyorum şu anda.
O yüzden dönüştürebildiğinizi dönüştürebilirsiniz.
Dolabınızdan sadeleştirebilirsiniz.
Sadece makasla iğne iplikle de bir şeyler kesip dikebilirsiniz.
Gerçekten çok keyifli. İnanılmaz keyifli.
Yani sadece kesmek bile bir şey dikmeyi bırakın.
Kesmek bile bir pantolonun paçası.
Bazen mesela benim bir tane gömleğim var.
Pofuduk bir gömlek böyle ruffles deniyor.
Fırfırları var. Ama bence uzun güzel durmuyor.
Krop mesela olsa daha tatlı olur diyerek ben onu kestim.
Böyle yani kendi tarzınızı çıkarabilirsiniz.
İlla moda trendleri.
o pahalı pahalı görünen designer şeylere ihtiyacımız yok.
Sadece bir uyanın.
Belki bunu bir hafta boyunca deneyin.
Ben bugün nasıl hissediyorum?
Ne tür kumaşlar giymek istiyorum?
Rahat ve şık hissetmek için neler yapabilirim?
Upgrade edeceğim parçalar var mı?
Elimden çıkaracağım parçalar var mı?
Çünkü bir Çince atasözü der ki Eskisi gitmezse yenisi gelmiyor çünkü yer yok.
Bunu alın hayatınızdaki birçok yere uygulayın.
Yeni bir şeyin gelmesini istiyorsanız hayatınızdaki eskileri çıkartmanız gerekiyor.
Onlara yer açmanız gerekiyor.
Bir düşünün ne tür kıyafetlerle kendinizi daha iyi hissediyorsunuz.
Kendiniz gibi hissediyorsunuz.
Daha yaratıcı hissediyorsunuz.
İnsanların bakışlarını üzerinizde görebiliyorsunuz.
O parçaları düşünebilirsiniz.
Onlara benzer şeyler alabilirsiniz.
Dönüştürebilirsiniz. Kıyafetin kendinizle alakalı hissettikleriniz üzerindeki etkisini anlatamam.
Lütfen uygulayın. Kendinize olan güveniniz artıyor.
Kendinizi daha iyi hissediyorsunuz.
İlla size sunulan o güzellik standartlarına uymak zorunda olmadığınızı daha iyi anlıyorsunuz.
Çünkü bir kere auranızla ve karizmanızla tekrardan buluşuyorsunuz.
Altını milyonlarca kez çizerek söyleyeceğim.
Nasıl giyindiğiniz bence çok önemli.
Modunuza göre giyinmek çok önemli.
Konforunuzu oluşturmak, sıcak hissetmek, rahat hissetmek çok önemli.
Sadece bununla bile kendinizi daha iyi tanıyacaksınız ve kendinizi daha iyi ifade edeceksiniz.
Ve bence bunu siz bile şaşıracaksınız.
O yüzden gün bugündür.
diyoruz. En iyi versiyonumuza giden bu adımı atlayacağımızı düşünmediniz sanırım.
Hatta bence geç bile kalmışım bundan bahsetmeye.
İlgi duyarsanız eğer bir tane TikTok hesabım var benim nurtaçnyc diye.
Orada kıyafetlerle alakalı videolar çekmeyi düşünüyorum.
Normalde biliyorsunuz bir süredir bir şey yapmadan önce enans etmeyi istemiyordum.
Ama sanki yeri geldi ve söylemem gerektiği gibi de hissettim.
O yüzden gelirseniz bakarsınız.
Umarım siz gelene kadar Bir iki tane video çıkarmış olurum en azından.
Böyle ikinci el aldığım kıyafetleri nasıl kombinlediğimi göstermeyi istiyorum.
Ya da New York vibe'ı işte Soho'ya giderken nasıl, West Village nasıl gibi.
Böyle biraz daha konseptli videolar yapmayı düşünüyorum.
Çok anlatmayın bence gelin izleyin diyelim.
Ve eğer bu hafta intentional dressing yaparsanız bana haber vermeyi unutmayın.
Modunuz üzerindeki etkisini, özgüveniniz üzerindeki etkisini de mutlaka bana söyleyin.
Hafta yeni bölümde de görüşmek üzere diyorum.
Dinlediğiniz için teşekkürler.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
