
Selamlar,Aslında bu bölümde kitabı ve diziyi bitirmeden önce ortaya karışık bölümümde genel hislerimi ve düşüncemi paylaştım. Özellikle diziyi bitirdikten sonra başka, daha derin, karmaşık hisler de doğdu. Onları da sizinle paylaşmak istiyorum. Ayrıca instagramdan sizden gelenler bölümü de hazırlanıyor, beni oradan da takip edebilirsiniz. xoxo
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bugün böyle ortaya karışık bir bölüm çekeceğim.
Normalde bunu yaptım mı daha önce?
İnanın hatırlamıyorum. Bir süredir zaten konularımız self-help genelinde gidiyor ama tam şu sıra ben self-help'den azıcık bunaldım.
Yani hep bahsediyoruz ya böyle kendimize merceklerle bakıyormuşuz gibi, sürekli kendimizi masalara yatırıp neşterle açıyoruz, organlarımıza falan bakıyoruz gibi.
Belki biraz fazla dramatize ediyorum, metafor kullanıyorum ama bu sıra şunu fark ettim, terapistimle de bunu konuştum.
Abi yeter dedim ya, her şey böyle homework gibi.
Hani evet şimdi gym'e gittim, evet şu anda siner...
Taksiyemiyorum. Bravo bana. Evet şu anda disiplin gösterdim.
Böyle bu moddan ben sıkıldım.
Bence siz de sıkıldınız. Yani yaşamıyoruz gibi.
Geçenki bölümlerde kendi hayatımızı yaşamıyoruz demiştim.
Bir sonraki bölüm acı çekmekle alakalıydı.
Bu sıra hala sıkıntılar içerisindeyim.
Maalesef kafam karışık. Biraz da o yüzden tam bir konu hakkında olmayacak bu bölüm.
Çünkü gerçekten kafam dağınık.
Siz dağınık olduğunuzda evinize yansıyor, hayatınıza yansıyor, kendi organizasyon yeteneklerinize yansıyor, dışarıdaki ilişkilerinize yansıyor.
En önemli şey ipin ucunu bırakmamak bence.
Kendimle ilgilenmeye devam ediyorum.
Bana en iyi gelen... Gelen şeylerden bir tanesi banyo.
Yani küvette bir süre vakit geçirmek.
Çok iyi hissediyorum. Böyle şarkı falan söylüyorum.
Biraz saçma gelebilir ama böyle magnezyumunu dökmek, işte tuzlarınızı dökmek.
Bazen çay falan da döküyorum içine.
Beni rahatlatıyor. Akupuntura geri dönmedim.
Üşeniyorum çünkü New York...
İki gün önce son 10 yılın en şiddetli kar fırtınasını yaşadı.
Benim evden izlemesi çok keyifliydi.
New York'un yeni belediye başkanı Mamdani sağ olsun bayağı önlemler dağıldı.
Hatta homeless'ları bir şaltıra geçirdiler.
Umarım gitmişlerdir.
Onların şimdi bir alan açıldı diye biliyorum.
Bayağı şiddetli bir fırtınaydı.
Hatta 24 saate yakın arabaların işte araçların dışarı çıkması travel bendendi.
Dışarıda herhangi bir araç yoktu.
Çok sessizdi. Hoşuma gitti.
Hasılı benim kafa birazcık böyle daha rahat hissettiğim konulara gitmek istiyor.
Ödev zihniyetinden çıkıp biraz daha aksiyon üzerine devam etmek istiyorum.
Mesela evin içerisinde şeyden çok hoşlanıyorum.
Yürürken bir yeri halletmek işte mesela küveti doldururken hemen banyo raflarımı temizlemek gibi bir hareket bana inanılmaz tatmin getiriyor.
Keza bizim aşağıda aynı zamanda plates makinemiz var ama daha önce instructor ile çalıştığım için kendi kendime nasıl yapacağımı bilmiyordum.
O yüzden böyle zevk videoları izleyip benim instructorum oldu.
Ben onun instructoru oldum.
Keyifli böyle bir plates macerası.
Çünkü hareket gerçekten bereket hareket etmek zorundayız.
Belki modunuz düşük olduğunda kendinizi iyi hissetmediğinizde böyle bir köşeye çekilmek güzel.
Bundan ben de keyif alıyorum ama bütün gün olmasını istemiyorum.
Bütün gün olması bana beni iyi hissettirmiyor.
Genelde sabahları buna izin veriyorum.
Daha sonrasında hani hadi bir spora gidelim, hadi bir şey yapalım.
İşte dediğim gibi bir yeri temizleyeyim, toparlayayım derken bana enerji geri geliyor.
Mesela sabah pin ekleme modundayken bir dizi izlemek istiyorum.
Biliyorsunuz ben uzun zamandır bir şey izleyemiyorum.
İzlerken keyif alamıyorum. Hele binge watch yok artık.
Bence bu iyi bir şey ama bazen böyle köşeme çekilip yastığım yorganım.
Binge watch yapacağım, çok bir şey bulamıyorum.
Şu anda Masumiyet Müzesi'ne başladım.
İki bölüm ya da üç bölüm. izlemiş olabilirim.
Kitabı bitirmedim. İngilizce okuyordum ve maalesef herkes Masumiyet Müzesi ile alakalı fikirlerini sundu.
Ben de bu bölümde birazcık bahsedeceğim çünkü neden olmasın.
Ben bu dizinin yayınlanacağını bilmiyordum ve kitabı öncesinde okumaya başlamıştım.
İngilizce okuduğum için ve maalesef sıkıldığım için çok yavaş okuyorum.
Ya bazı insanlar Sıkılmıyor olabilirler ama biraz sonra neden sıkıldımını anlatacağım.
Şimdi bu kitap özellikle ben lisedeyken ya da üniversitedeyken de galiba çok popülerdi.
Herkes böyle Masumiyet Müzesi, Masumiyet Müzesi bir de Nobel aldıktan sonra falan.
Tabii ki de okumaya değer bir kitap.
Gerçekten dili de güzel.
Yani Türkçe okumadım hala. O yüzden anlatımı güzelliğim, hikaye güzel.
Hepimizin ilgisini çekecek bir hikaye.
Üniversite döneminden bahsetmemin sebebi de o dönemlerde ben bu kitabı okusam bence...
Etkilenirdim. Kemal'in işte aşkı diye düşünebilirdim.
İşte Füsun'la Kemal'in bir araya gelememesi gibi bir duyguya kapılabilirdim.
Çünkü o dönemler ben de o kafadaydım.
Böyle aşk kavuşulamadığında aşk olur, acı çekilir, böyle hatıralar saklanır.
Bir şeyi vardır bunun içerisinde değil mi?
Yani genel olarak toplumda biz aşkı öyle sanki öğrendik.
İşte Ferhat Şüren, Ferhat da Şüren miydi?
Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun.
Yani bu edebi hikayeler içerisinde biz bunlarla tohumlandık.
zaten toksik yapımız olduğu için işte böyle kavgalar, gürültüler, bir araya gelememeler.
Bu anlamda bence dejenere olduğumuzu düşünüyorum.
Umarım birilerinin kalbini acıtmam kendi yorumlarımla ama şöyle bahsetmek istiyorum ki bu bir aşk değil.
Yani aşk eğer hastalıksa bunu aşk diyebilirsiniz ama bu obsesyon derecesindeki bağ kurma şekli benim nezdimde değil.
Aşk değil. Çünkü aşkın içerisinde aradığınız değerler ya da kavramlar Bence yaşamın parçası olan şeyler.
Yani bir araya gelinmediğinde o kişiye duyduğunuz duygular nesneleştirilebiliyor.
Yani o kişiyle alakasız olabiliyor.
Sizin kendi içinizde yaşadığınız duygular olabiliyor.
Ne demek istiyorum burada? Yani Kemal gerçekten Füsun'un kendisine mi aşıktı?
Füsun'un kendisine mi takıntı duyuyordu?
Yoksa Kemal'in kendi içerisinde bulduğu duygular mıydı mesela?
Çünkü benim düşüncem acayip korkak.
Baktığınız zaman özellikle dizide çünkü kitabın başlarını unutmuştum bile.
Kemal aslında Fransız tarzı bir ilişki kuruyor.
Yani beğendiği işte kendi cemiyetine uygun birisiyle evlenecek.
Aşık olduğu kişi de lover'ı olacak, dostu olacak, sevgilisi olacak.
Yani zaten şey derlermiş ya Fransızlar sevdiğin kişiyle evlenmezsin diye.
Vakti zamanındadır şu anda öyle değildir artık ama birazcık o zihniyette gibi.
Zaten olay 1975'de falan patlıyor hatırladığım kadarıyla.
O zamanın Türkiye'si hatta bazen şaşırıyorum yani biraz fazla mı rahat anlatılmış o döneme göre.
bu döneme göre daha mı rahattı?
Çünkü şu anda birilerini ayıplamak, yargılamak daha hızlı oluyor.
İşte şöyle giyinmiş bunu yaptı.
Ya ben kendi kocamla öpüşmeli fotoğraf koyduğumda bile yuhlanıyorum.
Bazen. Ne zamandır yapmadığım için böyle bir tepki görmüyorum ama uzun bir süre maalesef yani işte bayağı ağır yorumlar geliyordu bana.
Genel olarak bu bölümde biraz hassas erkeklerden bahsetmek istiyorum.
Çünkü siz aslında İkili ilişkiler diyelim, sağlıklı ilişki kurduğunuzda, bir paylaşımın arttığınızda, içerisinde bir de arkadaşlık da varsa, dostluğun, sadakatin, güvenliğin üzerine temel kurduysanız,
bu tarz şeyler ilginizi çekmiyor.
Hani o kavuşamama, bakışlar, işte bir şey düşürdü aldı, sigara izmeliklerini topladı.
Yani bu tarz şeyler belirli bir yaştan sonra size ı getiriyor.
Ve hatta şey diyorsunuz yani ben bununla mı uğraşacağım?
Bu kadar hayatınızı kitleyen, bu kadar hayatınızdan sizi uzaklaştıran bir şey haline getiriyor.
Nitekim bu hikayede şeyi de çok rahat görüyorsunuz.
İşte ayrıcalıklı bir aileden gelmenin farkını.
Çünkü sen ben bu kadar boşlasak her şeyi, bu kadar acıtasyona düşsek işlerimiz aksar.
Bayağı... çulsuz kalırız sonunda.
Ama Kemal hiçbir şey olmadı. Yani kendi lüks hayatına, seçkin hayatına aynı şekilde devam etti.
Dediğim gibi sonunu okumadım ve izlemedim ama spoiler yedim yani her yerde.
Size de spoiler vermeyeyim.
Beni çok saran bir hikaye olmadı bu açıdan.
Bak eskiden üniversite döneminde aşk acısı yaşadığım bir dönemde buna denk gelseydim bence çok keyif alırdım.
Çünkü o kafada bu uyuyor.
Sizde aşk acısı yaşıyorken, kavuşamamışken, işte bütün şarkılar size yazılmış gibi hissediyorken bu kafa size uyuyor.
İşte o küçük küçük anıları toplama vesaire de.
Bu arada anı toplamayı yargılamıyorum ama ben yapmıyorum artık.
Çünkü hayatı yaşamak üzere bir adaptasyonum var benim.
Yani eskiye takılı kalmak istemiyorum.
Eskiye değer veriyorum. Çok da özlediğim şeyler var.
Ama böyle oturup kutu toplama bir de çok seyahat ettiğim ve ev değiştirdiğim için de olabilir.
Yani aynı yerde kalmıyorum çok uzun zamandır.
Onun da etkisi vardır eminim.
Ama ben toplamayı da çok sevmiyorum.
Nostalji gibi bakmıyorum birçok şeye.
Nitekim benim düşüncelerim böyleydi.
Yani işin içerisinde wow ne aşk falan.
Görmüyorum ben. Bence Kemal'in ciddi anlamda problemleri var.
O yüzden o zaman da bir terapiste gitti mi kitabın içerisinde var mı böyle bir şey bilmiyorum ama.
Move on kanka yani hayatına devam et.
Bir de Sibel'i orada garanti tutup Füsun'u sevgili.
Bilmiyorum beni o anlamda itti ama sinematografisi çok başarılı.
Yani yönetmenin adını hatırlamıyorum şu anda.
Uzun zamandır böyle dönem dizileri bakmamıştım ben.
Galiba Pera Palas da güzel bu anlamda.
Başrol oyuncusu Selahattin Paşalı mıydı çocuğun adı?
Çok iyi bir oyuncu. Bir de güzel bir çocuk olduğu için bence bir çok Kızın.
Ben de dahil. Yani o okey seyir zevki olan bir yaklaşımı var.
Maalesef medya böyledir.
Yani sizin kendinizi beğendiğiniz maalesef medyadaki trickler böyledir.
Hatta ben böyle arka planı anladıktan sonra bir şey izlerken azıcık rahatsız oluyorum.
Böyle devam sahnelerini falan fark ediyorum.
Ya da abartılı oyunculuk yapıldıysa çabuk etkileniyorum.
Mesela bence dizideki anne tiyatro oyuncusu olabilir.
Çünkü öyle oynuyor kadın. Yüksek perneden oynuyor bence.
Bilmiyorum. Çok da incelemedim.
Benim kendi düşüncem yani böyle eleştirmemin sebebi hani sakın beğenmeyin ya da böyle bir aşk yaşamayın değil.
Herkes nasıl bir şeye ihtiyaç duyuyorsa, hayatına neyi getirmek istiyorsa, neden keyif alıyorsa onu muhtemelen hayatına girmesine izin veriyordur.
Ben uzun zaman önce bunun kararını vermiştim.
Daha çok arkadaşlık ve huzur ve sadakat üzerine bir ilişki kurmak istediğimi düşünüyordum.
Maalesef o yüzden Türk erkek arkadaşlarıyla da geçinemiyordum.
Çünkü biz toksik olmaya çok müsait bir yapıdayız.
Ben de öyleyim maalesef.
Yani beni bir Türk ile şu anda da bir araya getirseniz aynı.
içimdeki çingenlikler çıkar.
Çok yüksek ihtimalle aynı yerden tetiklenirim.
Belki reaksiyonlarım aynı olmaz ama tetikleneceğimi eminim.
Benim bir erkekte sevdiğim şey sensitif olması.
Yani show up diyoruz ya.
Ben bununla alakalı bir video çekmiştim.
Benim bir erkekte en değer verdiğim şey onun show up yapması, orada olması ve size karşı duyarlı olması, hassas olması, sizin içinize dokunması, sizin hisleriniz, korkularınız, hayallerinize destek olması, hayatınızın bir parçası olması.
Aşk benim için yaşanılması gereken bir şey.
Böyle raflarda sakladığınız fantezisini kur...
Durduğunuz, dramasını çektiğiniz bir şey değil.
Belki bu kafa herkese uygun değil.
Bazı insanlar o romantizeyi seviyor.
Dramayı seviyor içindeki kavuşamama halini seviyor.
O yüzden herkes kendi çıkarımını yapabilir.
Bir diğer konu ben ta buradan Deniz Akkaya'nın kitabını sipariş verdim.
Reklam falan değil bu arada yani hiçbir ilgim de yok.
Sadece önüme düştü Aşk Kuşlar diye bir kitap ve merak ettim.
Zaten bu arada daha çok kitap okuyorum biliyorsunuz.
Her ay bir İngilizce bir Türkçe kitap okuma hedefim var en azından.
Yani Türkçeler daha hızlı gidiyor.
İngilizceler biraz böyle yavaş yavaş gidiyor.
Kitabına göre bu arada bazı kitaplar hızlı okunuyor.
Bazı kitaplar işte Puntos falan küçükse uzun uzun bitmiyor yani kitap.
Neyse Punto mu deniyordu onu bu arada?
Font. Ben bu kitabı merak ediyorum.
Bu arada benim bölümlerimde Epstein konularına hiç girmedim.
Normalde 2019 yılında...
İntihar ettiği söyleniyor ama aynı zamanda farklı spekülasyonlar da var adamla alakalı.
Eminim duymuşsunuzdur Epstein olaylarını.
Ben bir yorumcu olmadığım için kendi bölümlerimde böyle Amerika'da yaşanan olaylar ya da politik konuları almıyorum.
Belki birçok insana göre boş konulardan konuşuyorum.
Çünkü dünyada olup bir tanelerle alakalı konuşmak gerekiyor gibi.
Ama zaten bunu yapan bir sürü kanal var.
Ben kendi dünyamı paylaştığım bir podcast kanalı açmıştım.
Sadece şu ara kendi yaşadığım sıkıntılardan da kaynaklı.
Çok da iç dünyasına giresim yok.
Biraz yüzeyselde mesela aşk konularını daha çok konuşmak istiyorum.
İlerleyen bölümlerde. İlginizi çekiyorsa muhakkak sorular sorun.
Instagram'dan bana yöneltebilirsiniz.
Böyle kendi ilişkinizle alakalı paylaşmak istediğiniz şeyler de olabilir.
Hatta belki Instagram'ım Nurtaş Türkeli.
Sizin ilişkilerinizi yorumladığım bir bölüm de yapabiliriz.
Şu an ilgimi çekti. Umarım ilgimi çekmeye devam eder bu konu.
Neyse. Özetle Deniz Akkaya Epstein'in Turkish versiyonunu yapmış aslında.
Yani o siyah yalıda yaşananlar maalesef Epstein olaylarına benzeyen konular olduğu iddia ediliyor.
Ben de merak ettim. Bunu okumak da isterim aslında.
Yani iç karartan konular olduğunu biliyorum.
Ama Deniz Akkaya bir yazar değil.
Acaba nasıl yazdı bunu da merak ediyorum.
Kendisi zaten spekülatif bir tip.
Ve gerçekten kendisi mi yazdı onu da bilmiyoruz.
Ama günün sonunda biliyorsunuz biz yaratıcı yaşama önem veriyoruz.
Ve çok sıkıntılı olduğu bir dönemde kız ile alakalı bir sürü olay var kadının.
Eve kapatıp kendisini yazı yazmış.
Eğer gerçekten böyle bir şey yaptıysa ben tebrik ederim.
Çünkü kendinizi sıkıntılı hissettiğiniz anda sana tasarılmak...
Sıkıntılı hissetmeseniz de mükemmel.
Ama o dönemde içinizden eminim çok derin şeyler çıkacaktır.
O yüzden ben merak ettim.
Sipariş verdim. Onu sipariş verirken de başka bir sürü kitap sipariş verdim.
Çünkü Amerika'ya sipariş verdiğinizde belirli bir kargo ücretine çıkmanız gerekiyor.
Böyle. Ben hiç konuşmayacağım dediğim bölümde bile uzun uzun konuşmuşum.
İnanın bu ara beynim böyle şey gibi jelly gibi.
Yani yumuşak yumuşak dağınık böyle kafam.
Ama yavaş yavaş kendime geliyorum diyelim.
Hayat. İzlediğiniz ve dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Hafta yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
