
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Bugünkü konum özellikle maintenance yani sürdürülebilirlik üzerine olsun istedim.
Çünkü şu anki gündemim gerçekten bu.
Özellikle yeni eve taşındığım için bir yandan evin eksiklikleri, temizliği, yeni alışkanlıklar geliştirme ya da yeni mahalleye alışma, yeni yeni yeni ve sonrasında normal ve ayrıca rutinleri koruma, rutinleri
tekrardan geri dönmeye, tırnak kesmeye kadar bir şeyleri düşündüğümü fark ettim ve düşünürken de yoruldum.
Maintenance olayı benim hayatımda genel olarak gerçekten zor.
Bazen şey diyorum, Allah'ım neden bizi temizlikle uğraştırdın?
Yani bulaşık ayrı, yemek yemesi ayrı, sorunun temizliği ayrı, çarşafları ayrı, kıyafetleri yıkamak ayrı, bir oda bitiyor diğerine geçiyorsun.
Yani o kadar yorucu ki bence.
Genel olarak zorlanıyorum.
Bir kadın olarak daha daha zorlanıyorum.
Çünkü bizim bir de öz bakımımız var.
Saç bakımından tut, tırnak bakımına, diş bakımına.
Yani ben bazen yetişemiyorum ki benim çocuğum da yok.
Düşünün bir de yani çocuklu kadınları tahmin dahi edemiyorum.
Bence gerçekten çok zor.
Çünkü başladığımız zaman dopamin çok yüksek.
Yeni hayatla alakalı kafanda bir şey şekillendiriyorsun.
Belki vision board'unu onu ekledin.
Yani başladığın zaman gerçekten daha pozitif yaklaşıyorsun.
Sonrasında beyin neden bize böyle bir çelme takıyor?
Birincisi aslında oradan aldığımız haz düşüyor maalesef.
Çünkü bir şeyin tadına bakmış oluyorsun, bir şeyi deneyimlemiş oluyorsun.
Bir diğer sebebi de sonuçlar hemen gelmediği için, biz o sonuçları hemen görmediğimiz için oradan da motivasyonumuz etkileniyor ya da tamamen soğuyoruz olaydan.
Bir diğeri de bitmiyor.
Yani günlük görevlerimiz bitmiyor, aylık görevlerimiz bitmiyor, yıllık görevlerimiz bitmiyor.
Yani gerçekten sürekli bitmeyen bir şeyin içindeymişiz gibi.
Bu özellikle çevremizi ve kendimizi maintenance anlamında benim zorlandığım bir şey.
Burada karakter de önemli.
Biraz daha böyle kâşif ruhlu olanlar diye geçiyor bu.
Yani sürekli yaratıcı ve yeniye hevesli olan kişiler için.
Mesela ben. Gerçekten yeniyi çok seviyorum.
Bir şeyin yeni olmasını çok seviyorum.
Ve maalesef bir şeylerin zamanının geçtiğini düşündüğüm anda ondan soğuyorum ve yapmak istemiyorum.
Bu benim birinci zorlandığım kısım.
İkincisi mükemmelliyetçilik.
Bende bu çok fazla yok ama bence yine bir miktar var.
Mesela evin çok temiz olmasını istemeniz gibi yani o mükemmel derecede.
Ben de Allah'tan o yok en azından %80 kadarında olsa yeterli diyen birisiyim.
Ki bu yeni evle beraber gerçekten bu alışkanlığımı da geliştirmeye çalışıyorum.
Çünkü temizlik yaparak büyümedim.
Temizlikten hiç keyif almadım.
Temiz yerleri severim ama temizlik yapmayı sevmiyorum.
Hani zaman kaybı gibi geliyordu.
Şu anda hayatımda onu yerleştirmeye çalışıyorum biliyorsunuz.
Bir travmadan iyileşme bölümünde bundan bahsetmiştim.
Keyif almaya başladım ama düzenli yapamıyorum.
Yani aa evet işte hemen her hafta bu saatte şöyle olacak gibi yok.
Ama düzenli yapmakta zorlanıyorum.
İşte her hafta, pazar günü sabah uyandığın anda iki saat temizlik yapacaksın gibi bir şey hayatımda hiç olmadı.
Olanlara da özeniyorum.
Böyle internette falan sende reset videolarını falan çok seviyorum.
Biraz böyle kendimi videolarla motive edesim var aslında.
Temizlik yapmayı öğreniyorum diye bir seriye başlayasım var.
Ve gerçekten şu anda ilgim var.
Fakat korktuğum şey bir ay, iki ay sonra bundan so...
Uğrum gibime geliyor çünkü o da rutine binecek.
Ve kendi yaptığım temizliği de çok beğenmiyor olabilirim.
Bilmiyorum burada biraz annemin sesi var kafamda.
Çünkü maalesef benim annem temizlik konusunda çok eleştirel yaklaştı.
Yaptığım hiçbir şey hiçbir zaman beğenmedi.
Bence haklıydı da çok üstün kör yapardım.
Hep şey derdi zaten her şeyi baştan sanma yapıyorsun diye.
Gerçekten bu benim kötü bir alışkanlığım.
Bunun altında da şunun yaptığını düşünüyorum.
Bu sürekli görevler sıkıcı oluyor.
Yeni bir şey olsa sıkılmayacağım.
O kadar sıkılıyorum ki yani bir şeyi temizleme görevi.
Burada biraz Atamak Alışkanlıklar kitabından da öğrendiğim bir şey var.
Bunu otomatiğe dönüştürmemiz gerekiyor.
Yani benim gibi sürekli düşünürseniz, aa evet şurayı temizlemem lazım, bulaşıkların yıkanması lazım, çamaşırlar, çarşaf falan diye düşünürseniz beyniniz gerçekten error vermeye başlıyor.
Çünkü sürekli yeni bir görevle karşı karşıyasınız.
Yaptıktan sonra bir reward hissi geliyor, ödül hissi geliyor.
Ondan sonra ekstra enerji topluyorsunuz ve başka yerlere de yansıyor.
Ama aynı şekilde yapmadığınızda üzerinize 5 ton ağırlık çöküyor gibi oluyor.
Ben de böyle en azından.
Bu da biraz daha aşırı hassas insanlar grubundan dolayı oluyor.
Yani siz her şeyi ekstra düşündüğünüzde bir külfet gibi ve bütün o duyguları vücudunuza taşıdığınızı düşünün.
Ben bu tarafımla yıllardır cebelleştiğim için artık bir şeyleri daha oturtmak, anlamak istiyorum.
Bu konuya da biraz şeyden yaklaşmak istedim.
Acaba bu A ve B tipi kişilikler var ya ya da arketipler var, farklı arketipler.
Benim bulunduğum kategorinin de bunda bir etkisi var mıdır diye düşünmeye başladım.
Hem size birazcık bilgi olsun hem de kendim için bu bölümü çekmek istedim.
Şimdi bu A ve B tipi kişiliklerde genel tanımlama yapacağım.
A tipi hırslı, rekabetçi, zaman baskısı altında iyi çalışırmış, kontrollü ve organiz olmaya eğilimliymiş.
Fakat fazla mükemmel ilacı oldukları için de düzenlerini koruyamadıklarında hayal kırıklığına uğrayıp bırakabiliyorlarmış.
Bence ben A tipi değilim. Hırslıyım ama böyle hani çok fazla kontrol ve organize değilim maalesef.
B tipi de daha rahat, stres yönetimi yüksek.
Yine bende yok bu. Akışta kalmayı sever.
Bu biraz daha okey. Fakat fazla rahat olduklarında düzen kurmakta ve sürdürmekte motivasyon eksikliği yaşayabiliyorlarmış.
Ben ikisine de tamamen uymamama rağmen biraz daha kendimi B tipine yakın buluyorum.
Çünkü genel olarak sistem kurmakta zorlanıyorum.
Daha önce bahsetmiştik ve çok düzenli ya da organize bir insan değilim.
Hayatımda böyle en çok değiştirmek istediğim şeylerden bir tanesidir.
Kendimle alakalı umuyorum bir gün.
Bir de arketipler var. Dört tane arketipten bahsedeceğim.
Aşıpler hep yenilik istediği için düzenden hemen sıkılıyorlarmış.
Yetimler de düzen kurmaktan korkuyorlarmış çünkü nasıl olsa yarım kalacak korkusu kafalarında olabiliyormuş.
Kral, kraliçe yani ruler.
Düzeni ve bunu sürdürmekten keyif alıyormuş.
Nerede bunlar? Benim hayatımda da olsun isterim.
En azından böyle bir arkadaşım olsun isterim.
Gerçekten kendi çizgisinde duran, bunu koruyabilen insanları biraz da hayatıma çekmek isterim.
Bir de bilge var. Sistem ve düzen içinde anlam arıyor.
Planlı olmaktan besleniyormuş.
Bence ben kaşefim çünkü çok çabuk sıkılıyorum.
Yenilik arayışı içinde olduğum için de benim için düzen hemen monotonlaşıyor ve monoton eşitir sıkıcı gibi geliyor.
Fakat şimdi aa evet tanımlamalar bu, kendi karakterim bu, kişiliğim buna yakın deyip bırakmak istemiyorum.
Dediğim gibi bu en iyi versiyonun o zaman da.
Hemen burayı bir şekilde onarmak, değiştirmek isterim.
Kendimi biraz daha tanımaktan kastım da bu aslında.
Çünkü orayı anlarsam, neyin neden kaynaklandığını anlarsam bu bana yardımcı oluyor.
Biraz yetime de yakın olduğumu düşünüyorum.
Çünkü benim hayatımda bir şeyler yarım kaldı.
Elimden alındı, hissi çok oldu.
Bu bir travmatik cevap bu arada.
Yani gerçekliği yok.
Sadece kafanızdaki algıyla beraber böyle bir kök düşünce oluşuyor.
Ve siz bunun böyle olacağına inanıyorsunuz.
Ve o korkunun içinde bu duyguya takılıp kalabiliyorsunuz.
Bu da aslında hayatınızın arkasında çaktırmadan direksiyon kullanan bir yaklaşım oluyor.
Ve maalesef ki bence çok tehlikeli.
Çünkü ben şundan da çok bahsediyorum.
Benim başarı korkumda var.
Sanki bir şeyleri başardığımda hayatım sona erecek ve tos yani bir duvara toslayacağım gibi geliyor.
Bu da yanlış ve çarpık bir düşünce.
Böyle çarpıkları toplayıp toplayıp böyle bir ateşin içine attığımı ve yanıp tutuştuğunu falan hayal etmek istiyorum.
Çünkü gerçekten kendim yaptığım haksızlıklardan ben çok yoruldum.
Şu ruhuma hiç yoktan ekstra yükler yüklüyorum.
O yüzden değişim var, değişebiliriz.
Fakat biliyorsunuz ki değişim öyle çatadanak olmadığı için benim gibi sabırsız insanlar buralarda çubuk umutsuzluğa kapılabiliyorlar.
Ama hiç önemli değil. Tekrar tekrar kendimizi hatırlatacağız.
Farkındalığımızla ve küçük adımlarla bir değişimin başlangıcını yapacağız.
Bu değişim sürecinde bence en en önemli olan şey biraz esnek olmak.
O kafanızdaki despot ve otoriter sesin kime ait olduğunu bulduğunuzda ya böyle hani evet belki iki ileri bir geri, belki bir ileri iki geri olduğunda da Kendin çaba sarf ettiğini
görüyorsun. Bir şeyler yaptığını görüyorsun.
Ve ufak ufak değişmeye başladığını görüyorsun.
Bir cümle var ya. Geçenlerde kendi kendimin moralini yine bozdum.
Çünkü oturdum kendimi internette gördüğüm insanlarla kıyasladım.
Yani bunun olmaması gerektiğini çok iyi biliyorum.
Tabii ki de biliyorum. Ama o gün gerçekten belki hormonlarımdan kaynaklı bilmiyorum.
Bir anda o moda girdim ve bir baktım.
Kendimi internette hiç tanımadığım insanlarla kıyaslıyorum.
Sonra tabii ki de internette başka bir cümle çıktı karşıma.
Bu cümleyi çok sık görmemize rağmen bazen doğru zamanlamada karşımıza çıkması daha önemli oluyor.
Diyor ki kendini kıyaslayacağın tek kişi senin kendi geçmişin.
Yani biz istemeden başkaları ile kendimizi kıyaslıyoruz ve bu da bizim motivasyonumuzu etkiliyor.
Oysa ki hani... Yıllar önce yapamadığın şeyi bugün yapabiliyor olduğunu beyin çok da fark etmiyor, unutuyor.
Çünkü biliyorsunuz ki biz yapamadığımız şeyleri görürüz.
Yapıp tamamlanmış şeylerin farkında bile var mıyız ki bu başka insanlar için de geçerli.
Birisi sizi aramadığında fark edersiniz ama sık sık aradığında fark etmezsiniz gibi.
Ya bu da aslında monotonluğun ve hani o maintenance kısmının bir parçası.
Çünkü maintenance sadece kendi öz bakımınızı, günlük hayat rutininizin dışında ilişkileriniz, iş hayatınız, gelecekle alakalı bazı kararlarınız gibi de olabiliyor.
Yani sürekli bir şeyi maintenance etme modunda olduğunuzda bu non-stop yani bitmeyen bir sürecin içindesiniz gibi ve reward yok.
Yani ne zaman ödüllendirileceksiniz?
İnsanlar sizi ne zaman fark edecek?
Eviniz her gün çok temiz olduğunda aa evet ya Nurtaç da çok temiz demeyecekler ama eviniz pis olduğunda mesela evet Nurtaç çok pis deniyor.
Ya bu örneği çok basit bir şekilde vermek istedim çünkü bir şeyi yapmadığınızda daha çok dikkat çekiyor maalesef.
Bir de biliyorsunuz ki takdir almak istediğimiz için buralarda takdir alamadığımızda yani hızlı bir dönüş olmadığında buradan da çabuk sıkılıyoruz.
Mesela kilo verme çalışmaları biliyorsunuz ki ilk bir haftada acayip motiveyiz, yemiyoruz falan.
Biraz daha dikkat ediyoruz.
Spor yapıyoruz. Bir bakmışız böyle ilk başta 2-3 kilo gitmiş.
Biliyorsunuz zaten onlar genelde vücudun topladığı sular.
Sonrasında o platoya geçtiğinizde düzleştiğinde oradan çıkmak çok zor.
Çünkü ödül yok. Çok yavaş ilerliyor süreç.
İnsanlar sizi takdir etmiyor.
Siz kendinizi takdir etmiyorsunuz ve hop sıkılma başlıyor.
Sıkılmayla beraber zaten beyin de artık orada tatmin olmadığı için motivasyonunuz kalmıyor ve tekrardan uzaklaşmaya başlıyorsunuz.
Bu otomatik bir döngü.
Sürekli aynı yere çarpıyoruz, sürekli aynı duvara çarpıyoruz.
Ve ben bugün bu podcast'ı yaptım diye o da değişmiyor maalesef.
Fakat kendimi geçmişimle kıyasladığımda, geçen kendime bir mektup yazdım.
Dedim ki senin alnından öpeyim.
Yani bugüne kadar tek başına yaptığın şeyler, hayatın, yaklaşımın, düşüncelerin, birçok şey.
Dedim ki lütfen kendine birazcık teşekkür et, kendine birazcık sarıl ve sadece bununla okey ol şu anda.
Yani kıyaslamadan, kendine de kıyaslamana gerek yok istemezsen.
Ama bir şeyleri böyle o anki haliyle kabul edin.
Çünkü değişim oluyor. Belki yavaş yavaş oluyor ama oluyor.
Ve bölümü bitirmeden önce size sormak isterim.
Sizce sizin arketipiniz hangisine yatkın?
Ya da A tipi kişilik misiniz?
B tipi kişilik misiniz? Düzeni mi seversiniz?
Yoksa biraz daha akışlı mısınızdır?
Merak ediyorum. Ya da düzen kurmakta en çok nerelerde zorlanıyorsunuz?
Maintenance sizi de yoruyor mu?
Ve bunu açtıysanız nasıl açtınız benimle paylaşırsanız çok mutlu olurum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
