
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Bugün nedense bölüme girmekte çok zorlanıyorum.
Bunun sebebini kahveye vereceğim arkadaşlar.
Bana hayatımda birkaç kere kahveyi bırakmam söylendi ama söylendiği anda kafeye giderdim.
Yani böyle ısrarla görmezden geliyordum.
Ama son dönemlerde maalesef birkaç sağlık sorunu yaşıyorum.
Aslında bu evden taşımamızın bir sebebi de bu.
Bence... Tamamen kendi teorim.
Bu ev daha eski bir ev olduğu için benim alerjik reaksiyonlarımı mahvetti.
Yani sinüslerim, boğazlarım, her yerim tıkalı.
Ve acetic reflux çıktı.
Yani reflü çıktı. Bunu da test edilmesi falan yani en hoşlanmadığım tarzlarda.
CT'yi çektirdim.
Burnumdan kamerayla boğazıma kadar girdiler falan.
Yani biliyorsunuz sağlık anksitesi olan birçok insan gibi ilk verdiğim tepki genelde korkarak oluyor.
O yüzden böyle hani CT'den kaçmaya çalıştım.
Ama CT MRI kadar uzun sürmediği için kendimi rahatlattım.
Korkuyla alakalı şöyle bir ufak keşfim oldu bu esnada.
Korktuğunuz şey aslında sizin kendinizi korunma yönteminiz yani.
Günün sonunda o korkun içindeki küçük çocuk başına kötü bir şey gelmesinden korkuyor.
Çünkü kimse day to day life'da doktora gidip boşuna oturmaz yani.
Orada bir sağlık sorununuz var.
Belki kötü bir şey çıkmasından korkuyorsunuz.
Çünkü hayatı çok seviyorsunuz ve sağlık sorunları olabiliyor.
Günün sonunda biz de makine gibi olduğumuz için bazen tekleyebiliyoruz.
Öyle görmek istiyorum. Bir de...
Yani her şeyi felaketlendirmeden otomatik düşüncelerde böyle bir teknik var bu arada.
Kafanız hemen felaketlendirmeye müsaitse böyle en kötü senaryoyu düşünüyorsanız burada da maalesef onun etkisi olabiliyor.
Benim de korkumla alakalı böyle bir keşfim oldu.
Dedim şu an korkun seni korumak istiyor ve nerede hissediyorsun bu korkuyu?
Kalbim. Bum bum bum atmaya başladı CT odasına girdiğimde.
Bir de CT'yi serumla yapıyorlar.
Bu kontrast yapılıyor ya. İçinize bir ilaç gönderiyorlar.
Ne olacağını da bilmiyorum. Reaksiyonu da bilmiyorum.
Kadın mikrofonla diğer odadan şey ediyor.
Tamam şimdi ilacı gönderiyorum.
Abla nereye basıyorsun? Neyi gönderiyorsun bilmiyorum.
Ama korkmadım. Korkmamamın sebebi bence şuydu.
Kalbimin atışlarını dinledim.
Ve kendimi meditasyonda da gittiğim böyle rahat hissettiğim bir yer var oraya gittim.
Bir de ben dua etmeyi çok seviyorum öyle anlarda.
Hemen duamı da ettim ve gerçekten beklediğimden daha çabuk geçti.
Bir de bende şu var ben çok kadar çocuk muduna geçebiliyorum ve söz dinleyen çocuk oluyorum.
Böyle hani tamam bütün kurallara uyuyayım ve hemen olsun bitsin gibi de yapabiliyorum.
Neyse yani özette korkumla alakalı böyle bir yaklaşımım oldu ve bence...
Güzeldi, işe de yaradı ve dedim ki bunu podcastta paylaşmam lazım.
Bu sadece sağlık konusunda olmak zorunda değil.
Hayatınızın birçok yerinde bazı endişeleriniz, korkularınız olabilir.
Burada yapılabilecek en güzel yaklaşım aslında nefesinizi ve kalbinizi dinlemek.
Çünkü böyle grounded diyoruz ya iki ayağınızı yere koyup bir köklenmek, şu ana dönmek.
Çünkü kafanızda kurduğunuz senaryolar, gittiğiniz yerler işte başkalarının sesleri derken aslında vücudunuzdan çıkmış oluyorsunuz.
O da o anlık halinizde işe yaramıyor.
Özetle benim kendimi hatırlatmak istediğim bir şey böyle hep olumsuz gibi gördüğümüz şeyleri aslında kendi avantajımıza nasıl çevirmekle alakalı.
Daha öncesinde öfkeden bahsetmiştim.
Yani öfkeniz sanki kötü bir şeymiş gibi sizin kötülüğünüzü isteyen bir şeymiş gibi görünebilir.
Ama oraya biraz bakmak gerekir.
Korku da aynı şekilde. Yani aslında korkunun istediği şey sizi korumak, kollamak, iyi olduğunuzu bilmek.
O panik hali o bilinmezlikten kaynaklı.
O yüzden o süreci geçirene kadar bunun doğal olduğunu da hatırlamak.
Sürecin bir parçası olduğunu bilmek de çok önemli.
faydalı olabiliyor. Dediğim gibi orada korktuğunuz şeyi de fark ettiğinizde içinize de daha çok sevgi gönderebiliyorsunuz bence.
Bir başka böyle hani korku demeyeyim de daha çok hani sosyal anksiyete yaşadığım yer.
Geçen gün böyle yeni bir influencer kız grubuna girdim.
Orada da böyle hani klasikte round table herkes kendisini tanıtıyor işte uzun uzun konuşuyor.
Ben hemen şeyi fark ettim vücudumda aa okey birazcık public speaking anksiyetesi yaşıyorum.
Biraz sonra sıra bana gelecek ve ne desem ki diye düşünmeye başladım.
Ve muhtemelen artık kendinle alakalı çok da hoşlandığın bir şey değil bu.
Yani belki normaldir hala bir anksiyete yaşamak ama kendi kendime şunu söyleyeyim.
Yani bence artık alışman gerekiyor Nurtaç.
Yani hem sosyal medyada bu kadar aktarsın hem sosyal ilişkilerin çok güçlü.
Ve hani iki ayağını yere koy.
Lütfen bir sakinleş, nefesini dinle.
Zaten akışına bırak yani konuşmak konusunda ve enerjim konusunda kendime güveniyorum.
Bir de önceki bölümlerde bu anlatıcını değiştiriden bahsetmiştik ya.
Ben önceden daha çok böyle yapamadığım şeylerden bahsediyordum.
Şu anda böyle tamamen kendimi övme gibi de değil ama iyi yönlerimden de çok bahsettim.
O konuşma sırasında kendimden bahsederken.
Kendi güçlü taraflarımdan daha çok bahsettim.
Zorlandığım, sosyal medyada yapamadığım şeyleri ya da sosyal medyayla alakalı yaşadığım sıkıntılardan da bahsettim.
Ve o kadar hoşuma gitti ki yani hem daha otantik hissettim kendimi hem de kendime haksızlık etmeye...
Çünkü bunu konuşmuştuk aslında yani o anlatıcını değiştirmediğin zaman böyle insanlardan belki yardım ya da onay beklediğin zaman kendine alakalı bir şey.
...dile getirdiğinde aslında kendine haksızlık yapıyorsun ve bugüne kadar yaptığın her şeyi elinin tersiyle itiyorsun gibi oluyor.
Bu tarz bir yaklaşım aslında sizde başka bir özgüven getiriyor ve başka yerlere de bu şekilde yansıyor.
Çünkü artık kendinizi de dışarıdan daha iyi duymaya başlıyorsunuz.
Kendinizi daha iyi hatırlamış oluyorsunuz.
Güçlü yanlarınızı daha iyi biliyorsunuz ve zayıf yanlarınızı kabul ediyorsunuz.
Zayıf yanlarınızı geliştirmek istediğinizi hem kendiniz hem başkalarına gösteriyorsunuz.
O da sizi böyle vulnerable deniyor İngilizce'de.
Daha hani kırılgan yapıyor ama kırılganlık...
Kötü anlamda söylemek istemiyorum.
Yani daha insani yapıyor. Çünkü birçoğumuz dışarıda kendimizi güçlü göstermek için daha böyle hani ya maskeliyoruz.
Hiç böyle kırılganlı taraflarımızı anlatmak istemiyoruz.
Ya da karşımızdaki insan enerjisi daha sertse biz de o sert enerjiyle match yapmak istiyoruz.
Oysa ki bence ben ortamdaki enerjiyi bu sayede değiştirebiliyorum.
Çünkü güçlü taraflarımı da biliyorum.
Sadece işte çok zorlanıyorum ne olur yardım edin gibi kendimi tamamen saldığım bir şey de değil.
Ama şuralarda iyiyim buralarda kötüyüm.
Bunları nasıl geliştirebilirim?
Senin bildiğin şeyler neler?
Diye çok daha rahat konuşabiliyorum.
Connect kurabiliyorum. Öyle bir toplantıda da şey yapıldı zaten.
Herkes kendini tanıttıktan sonra kimle one on one görüşmek istediğini söylüyorsun.
Sonra ben mesela bir tane business ile alakalı danışman bir kadın var.
Ben onunla konuşmak istedim ve koltuğa yayıldık.
İkimiz de çaylarımızla falan böyle sohbet ediyoruz.
Hem birbirimizi tanıyoruz. Yani hayatımdaki defa gördüğüm kadın.
Ve benim biraz oversharing huyum var.
Şey zannediyorum mesela hemen çok şey anlatayım da hemen.
Daha böyle birbirimizi tanıyalım ve anlayalım.
Bunu yaparken de kendi kendime söylüyorum hani yapma bu kadar anlatmana gerek yok falan.
Çünkü biliyorsunuz ki ben bir bağ kurma bağımlısıyım ve hemen nasıl bağ kurabilirim?
Hani bir de karşımdaki kişiden hoşlandıysam o süreci biraz hızlandırmak istiyorum.
Fakat hoşlanmadıysam ya da hani üsluba da çok dikkat eden bir insanım.
Ne kadar yakın olursanız olun bazı şeylerin adabının da olduğunu düşünüyorum.
Maalesef burada ufak bir eleştiri yapacağım.
Türklerle alakalı şöyle bir sıkıntı yaşıyorum.
Ben yurt dışında yaşayan ve kendini geliştirememiş diyeceğim parantez içerisinde.
Ufak bir karın ağrısı olabiliyor.
O yüzden burada komünite kurmak çok daha zor.
Fakat ben birkaç kötü örnek yaşadım diye ya da bu karın ağrılı insanlardan dolayı kendi komünitemi kurmaktan artık alıkoyulmak istemiyorum.
O yüzden muhtemelen Mayıs ortalarında ya da...
Mayıs sonunda bir projem var.
Yani proje de denir mi bilmiyorum ama kendi kendime bir kabile kurmaya karar verdim.
Şu an detayları burada söyleyemeyeceğim ama olduktan sonra zaten muhtemelen Instagram'dan da göreceksiniz.
Ya da ben yine gelir size burada da anlatırım.
Fakat şeyin farkındayım yani ben topluluğu çok seviyorum.
Düzenli buluşmaları çok seviyorum.
Sohbetleri çok seviyorum.
Fikir alışverişleri işte business ise eğer konu business konuşalım.
Yeni fikirler belki beraber yapılabilecek şeyler derken bunları geliştirmek ve ilerletmek istiyorum.
Daha önce yaşadığım birkaç...
Olumsuz deneyimden dolayı kendimi biraz geri çektiğimi fark ettim ve biliyorsunuz zaten 2024'üm benim bence çok depresif geçmiş.
Yani bence bana benzemiyor.
O yüzden böyle bu yeni evle beraber de yeni enerjinin geleceğine de inanıyorum açıkçası.
Evin ve çevrenin gerçekten büyük bir önemi var.
Yani bunu ne kadar söylersek söyleyelim maalesef etki ediyor yani yaşadığın yer bile.
Benim şu anki evim karanlık olduğu için bir kere...
İçeri küresmekle alakalı motivasyonumu çok etkiliyordu.
O yüzden DC'den buraya gelmek büyük bir şeydi benim için.
Hani ev karanlık mı değil mi fark etmedim bile.
Direkt bu evi tuttuk. İkinci yılı belki uzatmayabilirdik ama bilmiyorum.
Hani her şeyde bir hayır var diyelim.
Şu anda böyle o kadar şeyim ki, sıfırsızım ki.
Galiba bu bölüm yayınlandıktan bir hafta sonra eve taşınmış olacağız.
Instagram'a da videolarını göndermeyi düşünüyorum.
Hem apartman hunting kısmına, işte buradaki evlere bakarken nasıldı, biz neler arıyorduk.
Ve son seçtiğimiz evi de çok yüksek ihtimalle göstereceğim.
Aslında böyle eve göstermekle alakalı ufak bir emin değilim.
Hani bütün yaşadığım evin detaylarını göstermek, bilmiyorum.
Bu konuda önceden böyle değildim.
Sonra sonra böyle acaba...
Çok mu kendimizi ortaya koyuyoruz?
Yani kendi yaşadığın yer ya, kendi evin ya.
Bilmiyorum. Hem gösteresim var.
Hani paylaşmak istiyorum ama herkes sizin gibi iyi düşünmüyor olabilir.
O yüzden orada ufak bir enerji koruması yapmak için paylaşmamalı mıyım?
Ne dersiniz bana? İnstagram'dan yazsanıza.
Siz de bir şey söyleyin ne olur.
Çünkü bir tarafım şeyi çok istiyor.
Bütün o taşınma evresini, evi temizlediğim, evi yerleştirdiğim hani YouTube'a da geri dönmek istiyorum.
Bütün bu videoları hazırladım.
Ama bir tarafımda böyle işte hani acaba azıcık kapalı mı kalsan, her şeyi göstermesen mi de diyor.
Ay yine sizden yardım istiyorum bu konuda.
Neyse. Şimdilik bölümümüzü burada bitirelim.
Böyle toplama bir bölüm oldu yani.
Hem korkuyla alakalı hem de kabile kurmakla alakalı bir bölüm hazırlamak istedim.
Bu arada yine beni Spotify'dan En İyi Versiyonun'un hesabı üzerinden takip edebilirsiniz.
Ayrıca 5 yıldız verirseniz de çok mutlu olurum çünkü öne çıkarıyor bizim hesabımızı.
Bu da büyümemizi sağlıyor.
Teşekkür ediyorum tekrardan. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
