
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölüm kitap okuma alışkanlığı kazanmak üzere. Teknolojik gelişmelerle alışkanlıklarımız her geçen gün değişiyor, ancak dijital dünyadan uzaklaşıp elimize kahve ve kitap almayı birçoğumuz özlemiştir.
Bu alışkanlığı geri kazanmak sanıldığı kadar olmuyor bazen. Ne tür kitaplar okumalı, okuma alışkanlığı nasıl kazanılmalı ve daha fazlası bu bölümde.
İyi dinlemeler xoxo
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com******
Transkript
Böyle arada bir şarkıyla açma alışkanlığım var.
Bu da Comfortably Now şarkısının başlangıcı.
Çok da severim Pink Floyd'un.
Okey. Yeni bir kısa bölümle geldim.
Çok fazla uzatmayacağım bu bölümü.
Kitap okuma alışkanlığına geri dönmekten bahsedeceğim hızlıca.
Benim için uzun yıllar böyle hard copy kitap okumak gibi bir alışkanlıktan maalesef uzaklaşmıştım.
Çünkü... Yurt dışında yaşayınca ve çok fazla seyahat edince artık kitap taşımıyorduk.
Özellikle Çin'deyken bütün kitaplarımızı orada bıraktık.
Şu anda bir tık üzülüyorum. Keşke bir yol bulup böyle göndertseymişim.
Tamam kitap alınabilir yine de ama eskiden okuduğunuz kitaplar ya bilmiyorum biraz daha farklı bir anlamı var gibi.
Uzunca bir süre sesli kitapla hayatımı idam ettirdim.
Bir de yani ben podcastleri de öyle dinliyorum.
Ben her şeyi çok hızlı dinliyorum.
Bir şey izlerken de hızlı izliyorum.
Yani bu wow aşırı zekiyim anlamında değil ama zaten çok hızlı konuşan birisiyim.
Çok hızlı yazı yazarım. Kimse benim yazımı okuyamaz.
Hatta telefonda en hızlı yazan ben olabilirim.
Yani bununla alakalı yarışmaya bile girmek istiyorum.
İnşallah ödüllü bir yarışma çıkar da karşıma.
Girerim şöyle havadan para kazanırım.
Şimdi bu tüketim çağında dijitale o kadar adapte olduğum için artık böyle hani audiobook ya da kindle üzerinden sanki o benim eski alışkanlığım kadar zevk alamamaya başlamıştım.
Üniversite döneminde belki kimisi bunu tercih etmez çok da önermez ama 3-4 kitabı aynı anda okurdum.
Böyle bayağı... Kantinlere, kütüphanelere 3-4 kitapla giderdim.
Benim inanılmaz keyif aldığım ve bence kendimi doldurduğu bir alışkanlığımdı.
Nitekim evimizde hard copy kitaplar çok daha az bulunuyordu.
Bir de benim İngilizce okumakla alakalı başka bir alışkanlığım var.
Mesela Haruki Murakami'yi çok rahat okuyorum.
Sanki kendi dilimde yazılmış gibi okuyorum.
Ama böyle hikaye gibi değil de...
Daha kompleks bir yapıda yazı yazılıysa mesela şu anda Intermezzo'yu İngilizce olarak okumaya çalışıyorum.
Zaten Selen'in farklı bir yazı biçimi olduğu için bayağı kopuyorum aralarda.
Keza kitabı Zek elimden kaptı.
Ben Ferrante'ye devam ediyorum şu anda.
Napoli serisinin üçüncü kitabına başlamak üzereyim ama elimde aşırı güzel ince kitaplar var.
Böyle yıl bitmeden 3-4 tane ince kitap bitireyim de çok kitap okumuş olayım da diye düşünüyorum.
Çok akıllıca.
Hasılı ben uzun zamandır böyle dijital kitap dinliyordum.
Cimdeyken özellikle o kadar iyi oluyor ki böyle sesli kitap dinlediğinizde bir de onu bir buçuk bazen ikiye alarak şakasız o kadar hoşuma gidiyor ki o.
Ama elime kitap alıp okumayı da aşırı özlemiştim.
Dediğim gibi İngilizceyle de o alışkanlığımı devam ettiremediğim için kitaplardan uzak kalmıştım.
Bu Türkiye tatilimde de gitmişken...
Özellikle Gülse Birsel'in yani bunlar reklama girmiyordur diye düşünüyorum.
Gülse Birsel'in Beni Gözünüzle Çok Büyütmeyin kitabı bence biçilmiş kaftandı.
Çünkü aşırı konuşma dilinde yazılmış, incecik bir kitap.
Zaten Gülse'yi biliyoruz, tanıyoruz, seviyoruz.
Dedim ki tekrardan böyle elimde hard copy kitap okuma alışkanlığına dönülebilecek en iyi tercih.
Çünkü... Bayağı konuşma dilinde olduğu için ben böyle bütün sayfaları çevire çevire bir anda bitirdim ve anında o yüklendi diyeceğim.
Yani o tekrardan elime kitap alayım, kahvemi yapayım, çayımı yapayım, bir köşeye geçeyim alışkanlığı anında tekrardan yüklendi.
Bunun tabii ki de bariz nedenlerinden bir tanesi kasa hafızam.
Yani eskiden çok fazla yaptığım için en minik halimden beri kitap okurum bu arada.
En minik halim ne demek ya?
Yani çok küçük yaştan beri kitap okurum.
Aşırı da severim. İlk okuduğum kitaplardan bir tanesi Simyacı'ydı benim.
Aslında 11 yaşındaki bir çocuk için.
Biraz fazla ağır kitap olabilir ama evde çok eski bir kopyası vardı.
Ve çok hoşuma gidiyordu onun o kadar eski ve sarı yapraklı olması.
O yüzden onu okumuştum. Tabii o zaman anladığım kadarıyla anlayıp Poğla Koğlan'ın uzunca bir süre fanı olmuştum.
Üniversitenin son yılında yollarımız ayrıştı artık.
Poğla okuyamıyorum, okumuyorum.
Maalesef sevmiyorum artık onun...
yazı dilini. Gerçi uzun zamandır okumadığım için böyle bir Veronica ölmek istiyorla geri dönüş yapabilirim Paola'ya çünkü okurken bayağı etkilendiğim ve çok da hoşuma giden bir kitap olmuştu.
Biliyorsunuz zaten Türkiye'de herkesin kütüphanesinde olan ve nedense aşırı romantize edilen bir kitap var ki Kürk Mantolu Madonna.
Onu da hatırlamıyorum mesela ama o kadar çok okuduk, o kadar çok bahsettik ki o kitaptan.
Yani bütün ülkecek.
Kitabın değerini azaltmıyorum bu arada.
Sakın kürk mantoluma donucular bana yüklenmesin.
Çünkü değerli bir kitap olduğunun farkındayım ve muhtemelen tekrardan okuma alışkanlığına geri dönmek isterseniz de iyi bir tercih olacağını düşünüyorum.
Hiç kitap olmasın derseniz de...
makale ya da dergi okuyarak tekrardan okuma alışkanlığına geri dönmeye çalışabilirsiniz.
Çünkü artık böyle elimize bir şey alıp okuyamamak aşırı derecede üzücü değil mi?
Yani tamamen sosyal medya ekranlara çok bakıyoruz.
Sürekli istimülasyona uğruyoruz.
Destruction'a uğruyoruz.
Ama bir yerde de bunun kararını vermek bizim elimizde olduğu için artık böyle hani bahanelere de sığınmadan biraz harsh olacağım size yani tough love var bugün.
Hiç bahanelere sığınmadan böyle minik minik minik minik Uzaklaşmamız gerekiyor.
Ben sosyal medyada çok şükür diyeceğim.
Doomscrolling huyum yok.
Böyle oturayım da saatlerce Reels izleyeyim yapmıyorum.
Hatta bana Reels gönderen arkadaşlarıma ne olur bana göndermeyin diyorum.
Annemin Reels'lerini izlemiyorum.
Zaten birbirine benziyorlar. Bir de bana gönderdiğiniz Reels'lerle benim algoritmam bozuluyor.
Ben öyle şeyler de izlemek istemiyorum.
Özetle mümkün mertebe Instagram'da içerik tüketmiyorum ama benim kötü bir özelliğim YouTube.
YouTube çok dinliyorum, izliyorum.
Uyurken falan bazen yine çarpı ikide bir yayın açıp onunla uyuyorum.
Yani bu uyku alışkanlığım kötü ama işte bak kötü ama şöyle değiştiriyoruz.
Zevkle beraber şunun kararını aldık.
Saat 10'dan sonra dijitallere bakmıyoruz.
Televizyonda dahil.
İkimizin de bu kitap ışıkları var ya böyle kıstırıp takıyorsunuz kitabın tepesini.
Ondan var. Eğer birimizden biri uyursa öbürü işte okumaya devam ediyor.
Yani uyku saatini de biraz öne çekmeye çalışıyoruz.
Kitap gerçekten hayatın olmazsa olmazı bence.
Evet farkındayım. Teknolojiyle beraber çok aklımıza gelmiyor.
Böyle evimize falan daha nadir kitap almaya da başlamış olabiliriz.
Bilmiyorum sizde ne durum var.
Yani bu bölümü dinliyorsanız muhtemelen siz de artık o alışkanlığınızı özlediniz.
Ve düzenli olarak o alışkanlığınıza geri dönmek istiyorsunuz.
Benim de öncesinde yani hiç mi elime kitap alıp okumadım?
Tabii ki de alıp okudum. Ama uzun sürdü o kitapları bitirmem.
Demek istediğim o aslında. bağlanıp dışarı çıkarken onunla gezmek, uyumadan önce okumak, gün içerisinde kitapla mola vermek gibi alışkanlıklarım azalmıştı.
Yoksa böyle sürüncemeyle 2-3 ayda bitirdiğim hard copy kitaplarımız tabii ki de oldu.
Evimde Türkçe kitap da vardı öncesinden kalanlardan.
Bir de tabii ki de dijital olarak da okumak istiyorsanız sonuçta amacımız burada okuma alışkanlığına geri dönmek.
Belki yine e-kitaplarla dinlemek değil de okuyarak o alışkanlığa biraz geri dönebilirsiniz.
Bir diğer aşırı yardımcı olan şey Book Club.
Eğer ki böyle kendim yapamam diyorsanız da bir iki arkadaşınıza da söyleyin.
En basit bir kitaptan başlayarak bir book club başlatabilirsiniz.
Ben burada bir anda kendimi book clubda buldum.
Buradaki influencer arkadaşlarım bir de yani hani çoğunun derdi, işi, gücü.
içerik üretmesi olduğu için galiba onlar da sıkıldı bundan ve yoruldular.
Bir anda böyle kendimize book club yaptık ve düzenli olarak buluşuyoruz, birbirimizin evine gidiyoruz falan.
Çok tatlı, çok güzel yani o book clubların da komünite kurma açısından farklı bir faydası oluyor bizim günlük hayat akışımızda.
Hem sosyalleşmek, hem odaklanmayı artırmak, yaratıcılık çalışmasına da destek olması açısından okumanın önemi gerçekten...
Belki de fark ettiğinizden daha fazla.
O yüzden eğer ki uzaklaştığınızı düşünüyorsanız bir yerden başlamak lazım.
Zaten son aydayız artık.
Geçen yıl da bir tane bununla alakalı rüyası yapmıştım.
Hani son bir gün kaldı artık 10 tane kitap okuyacağım, 10 bin dolar biriktireceğim ve 3 ülkeye gezeceğim falan diye.
Çünkü o iştah, son sıkıştırılan ulan neler yapamadık neler yetişmedi gibi bir azimle geldiği için o azimle bunu başlayacağınıza inanıyorum.
Ve o başlayan sürenin önümüzdeki yıla da 2025 yılına da serpişeceğini düşünüyorum ve umut ediyorum.
Ve size bunu buradan gönderiyorum.
Bir de şeyi atlamayayım. Yani sona kaldı bu.
Umarım dinlersiniz. İlle de uzun uzun okuyacağım değil.
Yani bir sayfa kuralıyla başlayabilirsiniz.
Her gün 10 dakika diyerek başlayabilirsiniz.
Kendinizi çok sıkmadan, yormadan, aman aman böyle hırpalamadan o eski alışkanlığınızı tekrardan geri getirebilirsiniz.
Ben şu anda kafayı yiyorum.
Yani böyle sürekli kitaplarıma bakıyorum.
Onları yanımda taşıyorum.
2-3 tane kitaplı kafelere gidiyorum.
Bu sıkılıp birine geçmek gibi değil.
Çünkü okuduğum bazı kitaplar alıştırmalı kitaplar, görevli kitaplar ya da yazı yazarak okuduğunuz kitaplar.
Daha rehberli olan kitaplar.
Bazıları direkt hikaye kitapları.
Çok kısa kitaplar da var bu arada.
Bazıları da böyle uzun uzun yine romanlar.
Bu arada roman okumak bir de şimdi kış geldiği için o kadar keyifli ki.
Yani o sıcak çikolatayı yapabilirsin.
İşte sıcak bir bitki çayı.
Bilgisayarından Fire Pit açabilirsin.
Lo-fi müziklerle beraber.
Yani kendine o hygge ortamını oluşturabilirsin.
Çünkü gerçekten çok rahatlatıcı bir etki yaratıyor.
Kendimize niye böyle bir alan yaratmayalım?
Me time'ımızı oluşturmayalım diyorum.
Bölümü dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Hala takip etmiyorsanız bu arada beni Spotify'dan takip edebilirsiniz.
Bir de beni puanlayabilirsiniz.
En düşük puan 5 puan arkadaşlar.
5 yıldız bırakabilirsiniz bana.
Thank you so much. Haftaya görüşmek üzere.
Bye bye. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
