
Transkript
Biliyorsunuz bölümlere şarkıyla girmeyi çok seviyorum.
Şu an kafamda Justin Beauty and a Beat çalıyor.
Beautycella'ya ilgi duyuyor musunuz?
Fikirleriniz nelerdir bilmiyorum ama kendi şahsi tecrübemi burada hızlı bir şekilde anlatmak istiyorum bölüme girmeden önce.
Çünkü bir catch up yapmamız lazım değil mi ama?
Birkaç tane catch up yapmamız gereken konu var gerçekten.
Birincisi ben geçen hafta böyle yine Amerika'daki kız grubumla bir şehir dışında kabin seyahatine çıktım yani.
Bir ev kiraladık hep beraber 12 kişiydik ve iki arabayla gidiyoruz.
Giderken Beautycella kafam şişti.
Yani aralarındaki en...
Yaşlı kişi benim bu arada.
Yani Y jenerasyondan tek kişi benim.
Hepsi bir Justin manyağı ve ben böyleyim.
Okey tamam. Bütün bir virtual'a maruz kaldım ve bir şey itiraf etmem gerekirse hoşuma da gitti.
Yani Justin'in sahne performansını açıkçası ben beğendim.
Gayet böyle fanları için çok sentimental bir şov olmuş.
Yani sürekli mükemmel bir sahne gösterisi izlememize gerek yok.
Bana çok daha böyle hassas bir çalışma gibi geldi.
Biliyorsunuz zaten çocuğun başına gelenler değil.
Bütün bölümü Justin üzerine yapmayacağım merak etmeyin.
Bir diğer konumuz da birkaç gün önce buradaki lahmacun etkinliğimizi yaptık.
Trivia ile beraber yapacağız demiştik.
Yani bilgi yarışması. Bilgi yarışmasını...
Yani daha çok böyle İngilizce gittik ama zaten etkinliğe katılan birçok arkadaşımız yabancı arkadaşlarını da getirmişti.
Kimileri arkadaşlarını getirdi, kimileri eşlerini getirdi.
Böyle bilingual bir şekilde bilgi yarışması yaptık.
Burada New York'ta ben böyle küçük küçük etkinlikler yapıyorum.
Bir şeyler yapmak beni de heyecanlandırıyor.
Tanışmak, yüz yüze tanışmak daha çok heyecanlandırıyor.
Bir de son olarak şunu ekleyerek devam edeceğim.
Tanışmak demişken şu anda da Türkiye'den iki tane arkadaşım benimle kalıyor ve Türkiye'ye gidemediğim için onlar buraya geldiği için o kadar böyle özlediğimi fark ediyorum ki.
Dediğiniz kadar yabancı arkadaşınız olsun.
Kendi adımı konuşacağım tabii ki de.
Ben bir Türk girlfriend istiyorum.
BFF'im olsun istiyorum ve bir tane de Türk kız arkadaşım olsun istiyorum.
Yani tamam yabancılar okey, partnerim okey ama eskisi gibi olanı çok seviyorum, çok özlüyorum.
Çünkü ben toplulukla büyüdüğüm için ve kız ortamında büyüdüğüm için açıkçası buna ihtiyaç hissediyorum.
Yabancı ülkede yaşamanın en büyük dezavantajı bence bu.
Yalnızlık hissiyatı her halükarda oluyor.
Sık sık bir araya gelmeler zor oluyor.
Bir de... Olmuyor, bilmiyorum.
Nedense olmuyor ama olmuyor deyip kenara atmak istemiyorum.
Evrene bir mesaj bırakıyorum bu bölümle beraber.
Umarım benim de gönlüme sinen bir BFF'im olacak.
Geçenlerde şey dedim, böyle interview yapmak falan istiyorum.
İş ilanı gibi BFF ilanı vereceğim.
Kalp. Bugünkü konumuzun derinliği de neden tam olarak kendimiz olmayı beceremiyoruz?
Özelinde konuşacağım ama birçok konuya değineceğim teker teker.
Çünkü işin içerisinde biraz özgüven var.
İşin içerisinde biraz...
dönemlerimiz var. Dönemler içerisinde kendimizle alakalı sanrılarımız var.
Yani bir şeyi zannetmelerimiz var.
Kendimize yüklenmelerimiz var.
Bir de yani kendimize karşı acımasızlığımız var.
Çünkü ben bir hata yaptığımda hala kendimi affetmekte çok zorlanıyorum.
Çünkü şey gibi hissediyorum.
Belki size de oluyordur bu. Özellikle 30 plus'tan sonra bir tarafım şöyle konuşuyor benim kafamda.
Artık hani, hani artık.
Otuzlara geldik ya Nurtaç'cığım.
Hala bunu mu yapıyoruz? Hala yapmasak mı?
Böyle soft bir ses gibi görünüyor ama kafamda daha da acımasızım kendime.
Çünkü zaten konuştuk.
Hani bunu hallettik.
Bir rafa kaldırdık. Zannettiğim şeylerde aynı hatayı yaptığım zaman kendimle alakalı bir hayal kırıklığına uğruyorum.
Ve panik yaşıyorum. Sanki hani beceremedim.
Tekrar oluyormuş gibi. Şöyle de hayal edebilirsiniz.
Bir ilişkideyseniz partnerinizle sürekli ikazda bulunursunuz.
Ve karşınızdaki insanın sizi anlamasını istersiniz.
Onun gibi düşünebilirsiniz. Ve kendi kendini anlamadığında...
Yani kendinin isteklerini yerine getirmediğinde de böyle bir hayal kırıklığı ve öfke yaşıyorsunuz ya.
Benzer şeyler diyebiliriz.
Çünkü oradaki hayal kırıklığı çok açıkça kendinle kavga ettiğin bir şey değil.
Bara bara kendinle kavga edemiyorsun.
Şöyle göğsüne bir öküz oturuyor.
Onunla önce bir anlaşman gerekiyor.
Bazen size de şu oluyor mu bu arada?
Uyanıyorsun. Ben uyandım nasıl hissettim?
Bir bakarım bu arada. Uyandım.
Ağırlık var mı üzerimde? Kendimi nasıl hissediyorum?
Daha fresh mi hissediyorum? İyi uyudum mu?
Bunlara özen gösteririm açıkçası.
Ama günün ortasında bana laps diye bir ağırlık gelir bazen tamam mı?
Yani muhakkak bir şey olmuş. Ama ne olduğunu bilmiyorum henüz.
Üzerimde bir ağırlık var, bir ufak bir ağlama hissi var.
Hemen taramadan geçiririm. Hani bugün ne oldu?
Benim canımı kim sıktı?
Ne sıktı? Bir incelerim.
O yüzden böyle kendine şefkat göstermek, kendini sürekli zinde tutmak, sen kendin gibi hissetmek benim için zorlayıcı bir şey.
Fakat geçenlerde...
özür dilemeden kendin olmak adına bir bölüm yapmıştım.
Biliyorsunuz zaten bizim podcastlerimiz en iyi versiyonumuz üzerine değil mi?
İyisiyle, kötüsüyle, kırık dökük halinle, messy halinle, clean girl halinle.
Şu anda sen nasılsın?
Şu anda nasıl hissediyorsun? En iyi versiyonum belki de bu.
Yani en iyi versiyonumuza ulaşmak için o gösterdiğimiz çılgın eforlar inanılmaz yorucu.
Ve ben bezdum. Gerçekten bu konuda bezdum.
Kendime şefkat göstermeyi otomatik olarak yapamıyorum.
Baya oturup düşünüp kendi kendimize karar verip, istişare yapıp O sonuca ulaşmış olmamız gerekiyor.
Bu da zaman alıyor. Bu kendini olmayı becerememe konusunda da benim şöyle yargılarım var.
Bakalım sizin düşünceleriniz ne olacak?
Böyle karşılıklı sohbet gibi olmasını çok seviyorum.
Bazen bana Instagram'dan DM üzerinden cevap da veriyorsunuz.
Kendi düşüncelerinizi soruyorsunuz.
Eklemeler yapıyorsunuz. Bazen oradan konuşmaya devam ediyoruz.
Böyle bir şey dahil olmak isterseniz Instagram'a Nurtaş Türkeli bana DM yazabilirsiniz.
Ya da En İyi Versiyon'un podcast'inin bir Instagram'ı var.
Aslında oradan daha çok yazanlar oluyor son dönemlerde.
Eğer görüşmek isterseniz, konuşmak isterseniz uzun uzun oradan da sizi bekliyorum.
Takip etmeyi unutmayın lütfen. Takip demişken Spotify'dan da En İyi Versiyon hesabını takip edip 5 yıldız verirseniz çok mutlu olurum.
Bu kendin olmaya tam cesaret edememenin sebeplerinden bir tanesinin ben üzerimize aldığımız sorumluluklar, yükler ve roller olduğunu düşünüyorum.
Zamanında aile içerisinde, arkadaşlarınız arasında dışarıdan duyduğunuz kimliklerle kendinizi belirlediğiniz halinizden çıkmanız çok zor.
Ve bu sorumluluklar bir nebze...
İsteseniz de istemeseniz de üzerinize yapışıyor.
Bir de bakalım size de oluyor mu bu?
Kilo aldığımız zaman çoğumuzda oluyor bu.
Merak ediyorum sizin düşüncelerinizi.
Burada fat shaming asla yapmıyorum bu arada.
Sakın yanlış bir yere çekilmesin.
Kendi adımdan konuşacağım. Kendiniz gibi hissetmediğiniz için böyle bir tık ben bunu yuvarlak enerji diyorum.
Neden kilo aldığımızda çirkin hissediyoruz?
Neden kilo aldığımızda kendimiz gibi hissetmiyoruz?
Biraz onları irdelemek istiyorum ben bu bölümde.
Çünkü o bizi kendimiz gibi olmaktan uzaklaştıran bir ereğe sokuyor.
Mesela kendi adıma söyleyeyim ben kilo almaya başladığımda ki şu anda biliyorsunuz bir kilo verme sürecindeydim verdim ama henüz hedef kiloma ulaşmadan biraz verdim diye işte arkadaşlar geldi diye tatil diye geziyoruz diye kabin seyahati yaptık diye ben hop geri
aldım onları. Ve bu daha önce başımıza gelmeyen bir döngü mü?
Her zaman olan bir döngü.
Her zaman böyle oldu.
Önce kilo veriyoruz. Kilo verirken diyoruz ki evet ya çok iyi ilerledi, çok güzel gitti.
Ben böyle böyle devam edeyim.
Bence bu vücut algısı bozukluğunun da dışında kendinizi en iyi hissettiğiniz haliyle bir alakası var.
O yüzden fiziksel... İşte saçınız başınız neyse artık kendinizi iyi hissettiğiniz versiyonunuzda değilse maalesef psikolojide etkiliyor.
Yani benim bölümlerim bir psikolog olmadığım için yanlış çıkarımlar yapıyor olabilir.
Ama kendimde bu farkındalıkları görüyorum.
Nerede ne zaman tökezlediğimi fark ediyorum.
Kilo verme konusu da o yüzden bu dönem biraz daha ilgimi çekiyor.
Yani yaz geliyor diye kilo vermek istemiyorum ben artık.
Gerçekten iyi hissettiğim halimde kalabilmeyi becermek için, iyi hissetmeyi becerebilmek için ve 60 yaşıma buradan selam göndermek için ben bugün...
Kilo vermek, zinde olmak, spor yapmak, iyi beslenmek istiyorum.
Fakat biz bu kısımları iyi halledemediğimizde işte duygusal beslendiğimizde ya da benim gibi arkadaş ortamlarında biraz kaçırdığımızda sanki yememiz gerekiyor gibi hissediyoruz çoğunlukla.
Ben öyle yaptım yani özellikle şehir dışındaki grupta.
Hiç canım atıştırmalık istememesine rağmen oyun oynuyorduk.
Bir koro oyunuydu işte drinking game'di.
Arada atıştırmalar derken bir bakmışım çok affedersiniz çıkartmak zorunda kaldım yani şey gibi değil.
Gerçekten midem bulandığı için çıkarttım.
Kendi kendime çıkarttırmadım.
Orada şeyi fark ettim. Ben ne yapıyorum?
Neden böyle bu kadar otomatik yiyorum?
Önümde diye. Sanki önümden alınıyor.
Önümde diye bazen o hayır demeleri ben beceremiyorum.
Canım istiyor zannediyorum.
Bir şeyleri bir şeylerle karıştırıyorum.
Tatlı tuzlu derken mahvoldum yani.
Orada bile uyuyamadım. Karnım ağrılar girdi.
Sonra buraya geldim işte. Dediğim gibi arkadaşlarımı ağırlıyorum.
Normalden daha fazla dışarı çıkıyorum.
Normalden daha fazla. Muhtemelen şu an şişim zaten.
Su topladı vücudum. Bütün bu...
Bunların akabinde ben kendim gibi olamıyorum.
Hani kendimiz gibi olacaktık?
Hani özür dilemeden kendimiz gibi olacaktık?
Bundan dolayı kendime olan öfkem ve şefkatimdeki azalma bağlantılı oluyor.
Anlatabiliyor muyum? Yani hani tam yapıyorduk, hani tam gidiyordu derken bu hayatın doğal akışındaki dalgalanmalar beni çok dalgalandırıyor.
Yani ben aslında dalgaya karşı yüzmeyi beceremiyorum.
Öyle söyleyeyim. Belki size de oluyordur.
Ya da şu anda böyle tanımlamak geldi ağzıma.
Bunun sebeplerinden bir tanesinin şöyle olduğunu düşünüyorum.
Zaten çok sık bir araya gelmiyorum ya işte çok sık Türk arkadaşım yok burada.
Bu kadar hani benim yanıma gelen ziyaret etten.
Ya da... Çok sık şehir dışına gitmiyorum.
Bir tarafım benimle şöyle konuşuyor.
İşte zaten bunlar çok sık olmuyor Nurtaç.
Sonuna kadar eğlen Nurtaç.
Zaten bu enerjiyi çok özlemiştim Nurtaç diye.
Kafamda beni ikna eden bir ses var.
Sanki ben bunlarla eğlenebiliyorum gibi düşünüyorum.
Bir de üniversitedeki versiyonumu çok özlediğim için.
Çünkü öyleydi. Bir araya gelmeleri daha sık yapardık.
Sabahlara kadar atıştırmalıklar olurdu.
Sohbetler olurdu. Yani hep öyleydi benim ortamım.
O yüzden galiba bir tarafım onunla çırpınıyor.
Ama... Bugünkü versiyonum değişti.
Aslında yeni şeyler var önümde.
Eskisi gibi keyif almıyorum.
Otomatik. Ve sonra kilo aldıkça ben şöyle tanımlıyorum.
Yuvarlak bir enerji oluyor bende.
Bunu nasıl anlatabilirim? Rolling diyorum yani yuvarlanıyorum ortalıkta.
Sanki çok net, keskin, sivri çizgilerim değil de yuvarlak bir enerji oluyor.
Ve o yuvarlak enerji beni birazcık böyle floating, havada uçuyorum gibi geliyor.
Yani çok benim köklerim var da, kendim karar veriyorum da, ona göre hareket ediyorum gibi değil.
Konuşurken bu arada şey hissettim, çok yine kafa açan bir bölüm yapıyorum.
Bazen kapılıp gidiyorum.
Ama ulaştıysa ulaşmıştır.
Buradayız, beraberiz. Beni duyuyorsunuz, beni hissediyorsunuz bence.
Yani ben buradan kendim olmaya devam edeceğim.
Yapacak bir şey yok. Demek istediğim işte ben böyle kilo aldığımda kendim gibi hissetmediğim için öyle özür dilemeden kendim olma falan olmuyor.
Beceremedim ben. Son bölümden beri ne kadar yaptığınız bilmiyorum.
Bana bir rapor verin, bir şey yazın yani.
Çünkü hani verecektik, hani yapacaktık kilo değil yani.
Hani kendin gibi olacaktın sesleri de kafamda çın çın çın devam ediyor.
Şöyle bir faktör de var. Ben...
Kilo aldığımda kendimi yaşlı bir insan gibi hissediyorum.
Sanki böyle vücut da değişiyor ya.
Daha yavaş yürüyorum.
Hani merdiven çıkıyor. Merdiven çıkabiliyorum.
Spor da yapıyorum bu arada ama.
Merdiven çıkarken bile taşıdığım bir ağırlık var ya.
Yani böyle bir gerçeklik var.
O da sanki böyle hissettiğin o feminen enerjine yansıyor.
Daha kıyafetinin duruşuna yansıyor.
Arkadaşlar ben kilo vereyim diye.
Kendime ek small pijamalar almışım.
Gece yarı suete gittiğimde o pijama indirmek o kadar zor oluyor ki.
O kadar dar. Ne yapıyorsun ablacığım?
Yani small olsan bile git medium al.
Neden bir size aşağıya iniyorum da?
Çünkü benim kafa şey. Ek small olacağım ya ben yakında.
Şu an small ve medium giyiyorum yani pijamada.
Ya git medium al yine. Geniş geniş giy.
Benim ne derdim var? Sanki şey gibi hissediyorum.
Belki size de oluyordur bu. Eğer şu an medium almaya başlarsam hayatım boyunca medium'da kalacağım gibi.
Ben hiçbir zaman böyle çok çok kilolu olmadım ama ameliyat...
Ameliyattan beridir yani hiç olmadığım kadar bir kiloya çıktım değil mi?
Aslında medium giymeye başladım.
Böyle eski kıyafetlerimi giyiyorum dar geliyor ama yeni aldığım eşofmanlar falan medium'du.
Özellikle işte ameliyat döneminde karnımdan ameliyat oldum ya ben o şiştiği için falan.
Sonra bir hoşuma da gitti o bolluk, rahatlık.
Ama almak istemiyorum. Mesela şimdi yeni spor kıyafetleri alıyorum.
Ek small, small ama dar ama rahat değil.
Neden? Çünkü korkuyorum o size alışacağım diye, o bedende gideceğim diye.
E ben şimdi arada kaldım. Ne ben benim ne öbürüyüm.
Medium olmak istemiyorum, kilolu olmak istemiyorum.
Şimdi bu kilodan bahsettim.
Bu arada yani literal bir şekilde, smooth bir şekilde düşünmeyin.
Yani evet şişmanım ve şu anda işte çok mutsuzum gibi değil.
Bunun psikolojim üzerindeki etkisi dediğim gibi bu yuvarlak enerji oluyor.
Havada uçuyormuşum gibi oluyor.
Böyle ayaklarımı yere basıp...
Bu benim ya. Enerjim bu sıra bizde yok gibi.
Bir de üstüne kıyafetlerim işte o seksi hissetmek, ben gibi hissetmek.
Femin enerjim, kendim aynada görüşüm.
Yani beğenmiyor değilim bu arada. Bazen böyle anlaşılıklıcık da oluyorum açıkçası.
Bir şey söyledim de hani hop yuvarlıyorlar.
Bir şeye bağlanıyor falan.
O yüzden nasıl anlarsanız bilmiyorum ama demek istediğim kendinizi böyle kendiniz gibi hissetmediğiniz yerlerde maalesef ki bir bu faktör var.
Kilo faktörü, giyindikleriniz, enerjiniz.
Bir de kendimize eklediğimiz roller.
Üzerimize aldığımız sorumluluklar ve o sorumluluklardan kaçamayışımız.
Değil mi? Çünkü mesela ben şu anda farklı bir personel yaratmak istiyorum.
Buradaki yabancı arkadaşlarıma da şey dedim.
I wanna change. Ama hani I wanna change de başka birisi olmak istiyorum da başka birisi olmak istediğimdeki reaksiyonlar bazen şöyle bir feedback de geliyor.
Bu sen değilsin. Sana ne?
Ben mi? Bence buyum da ve şu an bu enerjiye geçmek istiyorum.
Ama dışarıdan gelen reaksiyonlar niye beni etkilemesine izin veriyorum?
Uzunca bir süre ben buna izin verdim bence.
Hani böyle şey oluyor. Herkes iyi mi?
Okey miyiz? Beni hala seviyor musunuz?
Bunu people pleaser'la bağlamayacağım bu arada.
Çünkü çok insan bir yer burası.
Yani şöyle söyleyeyim size.
Hayatınızdaki en cool insanı düşünün.
Onlar da bir nebze buna takıyorlar.
Anlatabiliyor muyum? Yani hiçbir şey olmamda değil diyen insan.
Öyle birisi doesn't exist yani.
İngilizce söylediğimde de gıcık oluyorsunuz ama this is who I am.
Şu var ya LA girl.
Şu eller sürekli American girl.
Eğer Instagram'ı izliyorsanız bir ara böyle American girl taklidi yapıyordum.
Aslında böyle goy goy yapmaları çok özledim ya.
Ben niye böyle hastalıkta şuydu buydu derken yaşlı kadın enerjisine geçtim.
Sanırsın 60-70 yaşındayım yani böyle hani.
Biraz ruhum çekildi arkadaşlar.
Bir ufak itiraf da olsun bu.
Yani hareket istiyorum, enerji istiyorum, fun girl olmak istiyorum ya.
Lighthearted olmak istiyorum.
Yani böyle çok da hani umursamaz gamsız değil.
Şuraya bağlamak istiyorum.
Eğer kendiniz gibi olamıyorsanız maalesef ki birincisi dış faktörleri hala çok önemsiyoruz.
Üzerimize aldığımız roller hala bize yapışık.
Çıkmamız çok zor. Çünkü dışarıdan da...
Olumsuz bir etki geliyor yani. Bu sen değilsin ya falan olduğunda.
Hepimizin bir tık motivasyonu düşebiliyor.
Yine genelleme yaptım. Genelleme kadın ben.
Yani maalesef seviyorum galiba genelleme yapmayı.
Bir üçüncüsü de dediğim gibi mevcut kilomuz, görünüşümüz, kıyafetlerimiz bizi etkiliyor.
Yani ben intentional dressing diye bir bölüm yaptım.
Ne denir ona? Niyet ettim giyinmeye gibi bir şey.
Yani daha dikkat ederek giyinmek, duygunuza göre giyinmek ya da duygunuzu değiştirmek için giyinmek gibi düşünebilirsiniz.
Mesela bugün modunuz daha rahat olmak istiyorsa rahat kıyafetler.
Ama daha böyle seksi hissetmek istiyorsanız seksi kıyafetler gibi düşünebilirsiniz.
Mesela benim bugünkü gömleğim aslında Zekin gömleğiydi ama ben onu kestim arkasını.
Yine şöyle bir göstermeye çalışayım buradan.
Ben bunun arkasını kestim ve şey gibi oldu hatta.
Zekin haberi yoktu. Dedim ki Zek sen bence artık bu gömleği beğenmiyorsun.
Bence istemiyorsun deyip.
Biraz böyle şımarıkça bir hareket oldu ama çok hoşuma gitti.
Yani benim üzerimde yaptığım haliyle daha çok hoşuma gitti diyebilirim.
Öyle. Hasılı.
Bu sıra yine böyle ulan hani kendimiz olacaktık hani özür dilemeden kendimiz olacaktık dediyseniz ve tökezlediyseniz sizi buradan öpüyorum.
Eğer kilo aldığınızda biraz daha böyle çirkin hissediyorsanız kendiniz gibi hissetmiyorsanız bu bir gerçek.
Sırf işte dışarıdaki insanlar için kilo vermek değil bu arada.
Gerçekten üzerinizde yük taşıyorsunuz.
Yani fazla. Kiloyu taşıyorsunuz.
Buradan hep beraber benim gibi düşünen birisi varsa belki bir grup kurabiliriz.
Aslında çok grup grup istemiyorum.
Ne yedin, ne yaptın, kilo verdin mi falan öyle bir grup istemiyorum ama buradan yine de birbirimize destek olalım.
Çünkü böyle bir gerçeklik var.
Yani body shaming'den bahsetmiyorum.
Umarım yanlış anlaşılmaz ve lütfen yanlış anlamayın.
Kimsenin kilosunu eleştirmiyorum.
Sadece kendi psikolojimin nereye evrildiğini, beni nasıl olumsuz etkilediğini ve kafama gelen sesleri sizinle paylaşmak istedim.
Umuyorum keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Hafta yeni bölümle görüşmek üzere.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
