
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bugün sesim biraz farklı gelebilir çünkü hem mikrofonum farklı hem de mekanım değişik.
Bayağı geniş bir odadayım.
Şu anda bir arkadaşımı ziyarete geldim.
O yüzden deniyoruz. Beraber bakalım nasıl.
Umarım kulağınızı tırmalamaz.
Bu tırmalamak kelimesi de çok komik bir kelime ya.
Seyahat ederken rutinimden çıkmamayı çok istiyorum aslında.
O yüzden 3-4 tane defter, böyle kitapla falan geldim.
Hala sabah sayfalarını yazmaya özen gösteriyorum.
Şu sıra bana çok iyi gelen şey meditasyon yapmak.
Sporu maalesef her gün yapamama alışkanlığına geri döndüm.
Ama merak etmeyin. Barbie Land diye bir egzersiz challenge'ı var.
Yine ona kayıt olduk. Hatta arkadaşımla yapacağız.
Bugün obliklerim varsa o 2020'de yaptığım challenge'dan dolayı.
O yüzden şu an çok heyecanlıyım.
Umuyorum tekrardan başarıyla tamamlarım onu.
Çünkü böyle bale hareketleriyle, küçük kaslarınızla kolay gibi görünen ama çok zor olan bir spor türü.
O yüzden denemek isterseniz yani kayıt olmanız gerekiyor.
Paralı bir şey. Bilmiyorum.
İlginizi çeker mi ama? Bakabilirsiniz sponsor falan da değil.
Gerçekten yaptığım için söylüyorum.
Bunun dışında saçlarımı boyattım.
Böyle eski kahverengi rengine geri döndüm.
Bu böyle sarıdan sıkıldığım ya da artık sarıyı sevmediğim tükaka için değil.
Gerçekten... Orijinal halini aşırı özlemişim.
Ben halimi çok özlemişim.
Bu... Önceki bölümlerde Türkiye'de çok bahsettim ya.
İşte kendi halime dönmek, eski halim o.
Bazı şeylerin ilk başladığı alan, vizyonum, eski hırsım, eski enerjim vs.
vs. Sanki onun metaforik bir anlamı vardı benim için.
Eski saç rengime geri dönmek, orijinal saç rengime geri dönmek.
Sanki o biraz daha en baştaki niyetlerimizi hatırlamak, heveslerimizi hatırlamak üzerine de yaptığım.
Spiritüel bir eylem diyeceğim.
Action yani ne onu Türkçesi.
Aksiyona geçtim. Ve yaptırır yaptırmaz böyle hafiflemiş.
Daha da gençleşmiş hissettim.
İnsan kendini över mi?
Över. Böyle elmacık kemiklerimi falan seviyorum.
Cildimin daha da parladığını fark ediyorum.
Bakalım Instagram'dan bakabilirsiniz.
Yeni fotoğrafları falan paylaşırım.
Muhtemelen videosunu paylaşırım.
Şimdi bugünkü konumuz kibir üzerine olacak.
Ve saçtan kibire nasıl bağladığımla alakalı da şunu eklemek istiyorum.
Ben özümü çok merak eden birisiyim ya.
Özüme inmek. ben ben ben kendimi tanıyacağım işte en iyi versiyonum falan derken kendimde bu roadblocklarında kibiri gördüğümde müthiş bir duvara toslama hali yaşıyorum ve kalbim bir cız ediyor
orada benim kendimde kibiri yakaladığımda.
Sonra düşünüyorum işte kibir nedir?
Başkalarına gördüğümde bunu nasıl fark ediyorum?
Çünkü bilirsiniz ki başkasında sizi çok rahatsız eden bir şey aslında içten içe kendinizde de gördüğünüz bir şeydir.
Hatta bir tane egzersiz var çok yakınız bir insanda sevdiğiniz 3 şey ve sevmediğiniz 3 şeyden bahsettiğinizde aslında...
kendinizle alakalı bilgi veren şeyler oluyor.
Bu egzersizi yapabilirsiniz diyeceğim de artık spoiler'ı aldınız.
O yüzden bilinçli cevap vermeyin ona.
Böyle kendiniz mesela annenizde ya da eşinizde, en yakın arkadaşınızda sevdiğiniz ya da sevmediğiniz şeyleri fark ettiğinizde kendinizde değiştirmek istediğiniz şeyler de olabiliyor bunlar.
Benim kibirle alakalı o yüzden ekstra bir hassasiyetim var sanıyorum.
Çünkü hala kendimdeki kibiri görüyorum.
Peki kibir ne demek? Önce biraz böyle kelime anlamıyla.
Başlayalım. Podcaster'ın adetindendir yani işte etimolojisiyle başlayalım.
Bunun makalesinde değilim yok yok tamam şaka yapıyorum.
Zaten ben öyle bir podcaster değilim biliyorsunuz gayet conversational ilerliyor bizim bölümler.
Kibir, kendini başkalarından üstün görme hali, böyle bir gururlanma, bir büyüklenme hali.
Bunun böyle psikolojik alt tabanını biraz sonra konuşabiliriz ama insan çoğu zaman bunu kendinde fark etmiyor olabiliyor.
kendini bir yere konumlandırmak istiyor ve maalesef bu konumlandırma aşamasında kimisini kendisinden küçük görüyor, kimisini de kendisinden büyük görüyor.
Bu olabilir. Sonuçta özlerle alakalı bir yere değiniyor.
Fakat kişi kendinde kibiri görmediğinde, böbürlendiğinde, büyüklendiğinde, aşırı gururlandığında maalesef hem kendisine hem de çevresindeki insanlara, yakınlarına, diğer insanlara zarar veren bir tutum olabiliyor.
Hepimizin içinde muhakkak bir miktar var.
Bunu bazen özgüven ile karıştırıyoruz.
Kendine çok güvenen insan diyoruz.
Başarılarını ön plana çıkaran insan diyoruz.
Başarıların arkasında duran insan diyoruz.
Bunlar iyi tarafları bu arada.
Yani hepsi kibir kategorisine girmiyor.
Fakat orada final line'ı en iyi sen biliyorsun.
Tutumunun içerisindeki niyeti en iyi sen biliyorsun.
Bir insana bir şeye yaklaşırken, bir projeye yaklaşırken, yeni bir fikir oluştururken, yeni bir şey yapmak isterken.
Çünkü içindeki niyet, ulaşmak istediğin yer, arkasındaki nedenlerin yani onu neden istemenle alakalı kısımda çoğumuz bazen gerçek cevaba ulaşamıyoruz.
Bunun en büyük sebeplerinden bir tanesi kafamızın içindeki ses kalabalığı.
Sesleri ayırt edemediğimizde gerçekten neyi neden yaptığımızı bulmak.
İnanılmaz zor. Ben bunu çok yaşıyorum.
Hatta geçen gün Zeki şey dedim.
Yeni bir proje geldi aklıma.
Tabii ki de. Her zamanki gibi.
Ve bunu Zeki anlatıyorum. Hala video call yapıyoruz bu arada.
Uzaktan da illa anlatacağım.
Sonra Zeki şey dedi. Hani gerçekten ne istiyorsun?
Ben de dedim ki...
Vallahi yeter ya. Yani gerçekten ne istediğimi bulacağımdan ben daha çok yoruldum.
Yani acaba ben bunu gerçekten istiyor muyum?
Araştırmaktan, derinlere inmekten.
Dedim ben biraz sıkıldım.
Biraz da bodozlama gitmeyi denemek istiyorum.
Tabii ki de istemem çünkü bodozlama gittiğimde çok fazla duvara tosladığım için bu işin esprisi.
Niyetten bahsetmemin sebebi insan herhangi bir aktiviteye girmeden önce kişi niyetini anladığında tavırları da ona göre şekilleniyor.
Motivasyonun ona göre şekilleniyor, evrenli anlaşman ona göre şekilleniyor, enerjin ona göre şekilleniyor.
O yüzden niyetin kibirle bağdaştığını düşünüyorum ben.
İçerideki motivasyonu daha iyi anlayabilmek için diyeceğim.
Herhangi bir şeye girişimde bulunmadan önce orada özgüveniniz varsa aslında bu kendine olan sağlıklı inancın ve güveninin olduğu anlamına gelir.
Kibir ise başkalarından kendini daha üstün gördüğün için ya da diğer insanları değersizleştirdiğin için işte bunu en iyi ben yaparım gibi bir ses tanıyla yaklaştığında bu özgüven olmuyor aslında.
Ve biliyorsunuz ki bir şeyin temeli sağlıksız olduğunda onun üzerine ne kadar şey yüklemeye devam edebilirsiniz ya da onu ne kadar inşa etmeye devam edebilirsiniz orası zaten questionable olan kısmı.
Böyle bir yerde herhangi bir başarıda bazı soruları kendinize sorabilirsiniz.
Mesela herhangi bir şeyi başardığınızda her şeyi ben yaptım benim sayemde gibi bir ses tonumu var kafanızda.
Ya da başka insanların katkılarını, etkilerini, onların sizin hayatınızdaki yerini kabul ediyor musunuz?
Buna teşekkür ediyor musunuz?
Buna izin veriyor musunuz?
İş birliğine girebiliyor musunuz?
Bunlar galiba zaten söylediğimde de içinizi böyle kıpır kıpır yapan şeyler ya.
İş birliği yapabilmek, beraber çalışabilmek, bir şeyi beraber ilerletebilmek.
kıskançlık olmadan, kibir olmadan, niyetinizi ona göre...
Ben ne kadar çok niyetledim bugün ya.
Demek ki buna takmışım bu ara.
Niyetinizi ona göre belirleyebilmek de bunun bir parçası.
Çünkü orada kibir olduğunda diğer insanları zaten egale etmiş oluyorsunuz.
Ya da sonuç başarıysa eğer sizin gözünüzde başarıya ulaştıysanız orada...
böbürlendiğinizde hani at the end of the day ne yapıyorsun tepede?
En tepede kendin ne yapacaksın yani?
Kibirli insanı dinlemeyi ve nedenlerini anlamayı da severim bu arada.
Kibiri yakaladığımda biraz korkarım.
Başkasında da gördüğümde biraz korkarım.
Çünkü korkarımdan kastım beni bir tık böyle Ulan şimdi bununla mı uğraşacağız moduna sokar.
E tabii ki de uğraşmak zorunda değilim ama hala 34,5 yaşında olduğum için bazen o çok net sınırı koyamıyorum.
Ya da suratına ne yapıyorsun hacım ya diyemiyorum.
Böyle dinliyorum bazı insanları.
Ama nereden geldiğini anlama halini severim.
Kibirin biraz daha böyle büyüdüğü topraklar diyeceğim.
Yetersizlik duygusu. Çok eleştirilmek ya da belki küçükken çok övüldüğünde kişi otomatik olarak ona bir duygu geliştirebiliyor.
İşte kendini üstün görebiliyor.
Biliyorsunuz ki aşağılık kompleksinde bununla başa çıkma yöntemi olarak böbürlenme de vardır, büyüklenme de vardır.
Yine psikolog konuştu gerçekten.
Ya kendi kendimi eleştiriyorum.
Lütfen beni yermeyin.
Yani psikolog değilim. Sadece okuduklarımı, bildiklerimi aktarıyorum burada.
Kişi kendisini yetersiz gördüğünde Bununla baş edebilmek için aksini kendisine uygulatıyor.
Kendini daha üstün görüyor.
Bunun farkında bile olmuyor mesela.
Yani yetersizlik duygusunu yaşadığının bile farkında olmuyor.
Olabiliyor. Ya da bir yerde çok başarılı olmuş oluyor bir kişi.
Başarıyla gelen bir güç vardır ya ve o güç her yerde bir tip zehirler insanı.
Çünkü birilerinden öne geçmişsin anladın mı?
Bu hayat yarışında bir şeyleri başarmışsın ve insanlar seni övmüş mesela.
Oradaki güç biraz kibre yöneltebiliyor insanı.
Mesela ben Çin'de yaşadığım dönemde çok kibirliydim.
O zaman işte 2013'te Türkiye'den çıktım.
2013-2019 arasında ben Şahay'daydım.
Ve her yaz Türkiye'ye döndüğümde kendimi diğer insanlardan üstün görerek dönüyordum.
İşte daha çok para kazanıyorum, masterımı yapıyorum, Asya'da ülkeler geziyorum.
Yurt dışında yaşayan insanın bir tip böyle bir karın ağrısı da olur bu arada.
Yine altlarındaki nedenleri aradığımda şunun da olduğunu düşünüyorum şahsen.
Türkiye'ye döndüğünde bir şeyleri ispat etmek istiyorsun aslında.
Yani ülkenden vazgeçmenin, bazı şeylerden fedakarlık etmenin sanki bedeli...
Senin daha ileride olduğunu ispat etmekmiş gibi.
Bu eşittir, daha güzel görünmek, ülkeye dönünce zayıfsın, spor yapmışsın, işte başarıların geri dönünce yaptığın tatil, işte Türkiye'den aldığın varlıklar vs.
neyse artık. Bir yerden bir şeyi böyle ispat etmeye çalışıyorsun.
Ben de yaptım yani bunu dediğim gibi.
Ya da döndüğümde işte kendimi yakın çevremden de böyle üstün görüyorum gibi bir moda da girmiştim.
Ve şimdi geri dönüp baktığımda bu benim canımı acıtan bir şey.
Çünkü... Bunun göçmen psikolojisinde şöyle bir yer olduğunu düşünüyorum.
Ben o ülkeden çıktım ve birçok şeyden vazgeçtim.
Başka ülkede kendinizi...
Gerçekleştirmeye çalışmak inanın çok zor eğer yabancı ülkede yaşamıyorsanız.
Çünkü bir de orada kendinizi ispat etmeniz lazım.
Bir de orada kabul görmeniz lazım.
Farklı bir dilde, farklı bir kültürde.
Zaten bir şeylerle mücadele ediyorsunuz.
Ve bunun ödeşmesi olarak Türkiye'ye döndüğünüzde aldığınız övgüler ya da başarınızdan kaynaklı size duyulan hayranlık vs.
işte çok takdiri görülmesi, size imrenilmesi gibi bir çıkarımı olabiliyor.
Bu herkeste böyle yaşanmıyordur.
Ben kendimden bahsediyorum. Uzun yıllar bunu hissettim kendimde.
Yaparken de rahatsız oluyordum çünkü kibirimi sevmiyorum.
Törpülediğimi düşünüyorum üzerinden kaç yıl geçti artık.
Fakat başkası yapınca da o yüzden shrunk diye yakılıyorum.
Çünkü kendimden biliyorum.
Hani çok yakın geliyor o şeyler bana.
Bir de yabancı ülkede yaşayan Türkler de maalesef kendini gerçekleştiremediyse daha da net görülüyor bu işte.
Canım 20 yıldır biz burada yaşıyoruz.
Yani bir takım işlerimizi kurduk.
Evet evet falan böyle o ses tonuyla 20 yıldır orada yaşadığını böyle...
vurgulayarak belirten kişilerde biraz daha böyle o üstünlüğü yakalıyorsun yani.
20 yıldır buradayım ben abi.
Anladın mı? Ben geldim senden önce falan.
Hele ki Amerika'daki karın ağrısı biraz daha öyle oluyor.
Çünkü Amerika'da kimisi gerçekten zenginleşiyor.
Kimisi de harbiden çok zorlanıyor.
Çünkü bu ülke evet abi kolunu açtığında evini, arabanı, köpeğini alacağın ülke değil.
American Dream. Öyle bir şey yok.
Ya da New York gibi bir yerde yaşıyorsanız gerçekten 2-3 tane işle çalışıyor insanlar.
Minimum wage kazanıyor zaten 15 dolar saatlik.
Yani kolay değil. Ama başaran kişi, başarmayan kişiye ya da başaramamış kişiye bu üstünlüğü gösterebiliyor.
Ya da benim en en içimi acıtan, beni böyle en yoran şey bir türlü topluluk kuramıyor olmamız.
Yani biz Türkler, yurt dışında yaşayan kişiler bir araya gelemiyoruz.
Bu üstünlük çabamızdan kaynaklı.
Yani o daha iyi biliyor. Onun yapması lazım.
O önce gelmiş, onun daha çok tanıdığı var ya da daha çok parası var, daha çok para koymak istiyor.
Yani benim buradaki galiba baş etme yöntemim de doğru değil.
Direkt kaçıyorum ama gönlümden bir yerden bunu çok arzu ediyorum.
Umuyorum bir adım daha yaklaştım bu arada topluluk kurma işine.
Sadece şu anda önceliklerim değişti.
Bir hikaye öteye itmem lazım projeyi hayata geçirme, projeyi hayata geçirme eylemimin.
Ne kadar ciddi cümleler bunlar.
Yani neyse bir hikaye ertelemem gerekiyor bu topluluk fikrini.
Ama Allah'ın izniyle diyeceğim.
Galiba ilk dans topluluğunu kurmaya başlıyorum.
Çünkü Instagram'ım var en azından.
New York ya da çevresinde yaşıyorsanız zaten duyuruları oradan yapacağım öncelikle.
Sonrasında artık hangi kanalı bulursam, dernekler, işte konsolosluk vs.
Biraz böyle gönlüm şey.
Çok emin değil ne kadar yardım alacağımla alakalı ama deneyeceğim abi.
5 kişi bile olsa benim topluluğum.
dans vesaire ihtiyacım olan şeyler.
Burada o yüzden kibire bağlamak istedim sanırım.
Yani kendimde de daha önceden yapıyordum.
Benimle iş yapmak zordur.
Muhtemelen 50-50 partnerleşemem ben birisiyle.
Çünkü birçok solo entrepreneur diyeceğim.
Yani hiçbir şeyin başarılı olmadığı okey.
Başarılı bir girişimci sayılmıyorumdur belki.
Ama çok fazla fikri olan bir insan olduğum için ve kendi fikirlerime aşırı düşkün ve kendi fikirlerini seven birisi olduğum için genelde solo entrepreneurların bu problem olduğu söyleniyor.
Başkalarının da başarılı olabilecek fikirlerini kabul etmemiz gerekiyor ve onlarla işbirliği kurmamız gerekiyor.
Yani başarılı bir girişimci olmak istiyorsanız solo girişimcilik belki başka bir şeydir.
Umuyorum. Daha da büyüdüm de diyeceğim.
Başarılı olabileceğim bir alan olur.
Ama şu anda bu iş birliğine kendi kalbimi de daha çok açmak istiyorum.
Başka insanların fikirlerine, onların getirdiklerine de daha çok açmak istiyorum.
Bu bir alan mesela topluluk kurma açısından ya da yurt dışında yaşadığım için.
Bir alan olarak görüyorum bunu ve bunu deneyimlemek istiyorum.
Sizi de updateleyeceğim zaten. Ama işte başkasında o kibiri gördüğümde yemin ediyorum böyle kaçacak delik arıyorum.
Çok zorlanıyorum ya. Böyle ne ona ders vermek istiyorum ne onu değiştirmek istiyorum.
Yani aynı... Odada bile olmak istemiyorum o kibirli insan haliyle.
O yüzden bu benim için challenge olacak ama that's okay.
Kibiri azaltmak için bir iki tane böyle şey vereceğim şimdi.
İşe yarar mı bilmiyorum ama.
Bence en önemli şeylerden bir tanesi şükretmek.
Bunu ben de unutuyorum yapmayı bazen.
Kendimi yakaladığında hemen böyle diyorum Nurtaç şükret şu anda.
Elinde olanlara ve elinde olmayanlara şükret.
Çünkü olmayanlar için de şükretmemiz gerekiyor.
Arzulayıp sahip olamadıkların için de şükretmen gerekiyor.
Bu senin içindeki kibiri biraz daha kırar ve yontar.
Ve biraz daha kendi eksik yönlerini kabul ettiğinde teamleşebiliyorsun, partnerleşebiliyorsun.
eksiklerin ve güçlü olduğun alanlar var.
Her yerde her zaman en iyi olamıyoruz.
Bunu kabullenmek biraz zaman alabiliyor ya da yani kabullenmenin dışında farkındalığını geliştirebilmek zaman alabiliyor.
Çünkü nerede gerçekten daha iyisin, nerede ne kadar eksiksin bunu çok sık alıştırmasını yaparak büyümedik maalesef.
Önce bir o alıştırmadan geçip bir data çıkartman gerekiyor içeride.
Sonrasında da işte bunu kabullenmek gerekiyor.
Yani bazen de dürüstçe Eksiklerimizi görmemiz gerekiyor.
Başka insanlar da o varsa eğer sizde eksik olan onunla partnerleşebilmek gerekiyor.
İş birliğine girebilmek gerekiyor.
Bir de dinlemek diyeceğim.
Dinlemeyi hala iyi yapabildiğimizi düşünmüyorum.
Maalesef birçok insan karşısındaki insan konuşurken hala ne diyeceğini tasarlıyor.
Bazı insanlar bunu söylüyor bu arada.
O da çok garip. Yani sakla en azından içinde.
Ama dinlemeyi de geliştirmemiz gerekiyor.
Böyle daha az konuşup başka insanların fikirlerini duymak, başka insanların hayallerini, düşüncelerini, projelerini duymak.
Yani size bunu söylemem birazcık manidar.
Çünkü benim podcastimi dinliyorsanız eğer gerçekten dinleyebilen insan grubundasınız.
Ben de podcast dinliyorum bu arada sık sık.
Fakat... güncel hayat dediğim yani in-person ilişkilerimizde de dinleme eylemini biraz daha arttırabilmek iyi olabilir.
Çünkü yani kibirin herhangi bir faydası gerçekten yok.
Fark etmeden kendimize, diğer insanlara, olabilecek potansiyeli olan bütün projelere istemsiz bir duvar örmüş oluyoruz.
Ve bu duvardan da sonra şikayet ediyoruz.
Neden olmuyor diyoruz?
Neden hep aynı sorunla karşılaşıyorum diyoruz?
Bunun arkasında birazcık kibir olabilir.
O yüzden şöyle güzel bir tekmeyle o duvarı yıkmak da bizim elimizde olabilir.
Çünkü gerçek özgüven aslında kendinizi tam anlamıyla tanımak, eksiklerinizi ve...
Güçlü yanlarınızı kabul etmekle oluyor bence.
Bu uzun bir bölüm oldu.
Ne zamandır uzun bölüm hazırlamıyordum.
Son olarak bir tane kitap, bir tane film önerisi bırakacağım ki birine alakalı.
Birisi Eckhart Tolle'un Şimdinin Gücü.
Bu Ego'yla alakalı, Ego'nun aşılmasıyla alakalı bir kitap.
Daha önce okumuştum ama bir kere daha okumak istiyorum bu yıl.
Bir de Great Gatsby filminden bahsedeceğim.
Kitabı da var bu arada okumuş olabilirsiniz.
Leonardo DiCaprio'nun oynadığı güzel bir film.
Onu da severim. Onun da...
ufak bir notunu bırakmış olalım.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Spotify'dan beni takip edebilirsiniz.
5 yıldız verebilirsiniz lütfen.
Teşekkür ediyorum. Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
