
Kendinle Kalmak, Yalnızlık, Son zamanlarda Hissettiklerim
30 Aralık 2021 · 24 dk
PlatformlardaSpotifyApple Podcasts
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Nurtaç son zamanlarda neler hissettiğinden bahsediyor.Ne zamandır yalnız kalmadığından, kendisiyle tekrardan nasıl bağ kurmak istediğinden, kendisine nasıl sadık kalabileceğinden bahsediyor. Soruları olanlar her zaman ulaşabilir.Takip edin;instagram: https://www.instagram.com/nurtacturkeli/Youtube: https://www.youtube.com/channel/UC6raRxMHFn7ONEYIk0A-4IQ/videosSorularınız için;Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Merhaba, ben Nurtaş Türkeli.
En İyi Versiyon'un podcastine hoş geldiniz.
Umarım çok çok çok güzel bir gün geçiriyorsunuzdur.
Benim bugünkü ruh halim, haleti ruhiyem çok duran, sessiz kalmak isteyen, evden dışarı çıkmak istemeyen ki yağmur yağmasına rağmen beni birazcık tanıyorsanız
yağmur obses bir insan olduğumu biliyorsunuzdur.
Yağmur yağdığımda dışarıya çıkmak istiyorum.
Direkt kendimi dışarıya atmak istiyorum.
Keza dün de öyle bir şey yaptım.
Bu bölümde ondan da bahsedebilirim.
Çünkü bu sıra Kendi içime çekilmek, biraz böyle kendime sadık kalmak, bütün o dışarıdaki uyarıcılardan arındığımda içeride
ne kalıyor gerçekten onu görmek istiyorum.
Çünkü bir evet yılda bitiyor.
Benim şeylerin pek yoktur.
2020 geçti, 2021 geçti.
Hadi bakalım 2022 planları.
Onlar pek yoktur bende.
Genel olarak...
bir hayalim var hayatta.
Onun akabinde gidiyorum.
O yüzden böyle bir yıl bitti.
Oh be kurtulduk. Diğer yıl gibi değil.
Hatta bence çok şükür her yıl çok daha katlanarak güzel geçiyor.
Belki de bu yüzden. Bilmiyorum.
Size de belki bu anlamda bir ışık olabilir.
Dünden bahsedeyim.
Dün şimdi sabah bir tane buradaki bir arkadaşımla görüşmeye gittim.
Tek istediğim, o çünkü evde yaşıyor böyle, kriz misalci falan da kurmuştu.
Tek istediğim onun köşesine gideyim, koltuğunda gömeliyim.
Çok güzel bir koltuğu var onun, kocaman.
Bana kahve yapsın.
Bir kız kıza, Türk kız zaten, kız kıza sohbet edelim.
İçime çekileyim, o eski halime çekileyim.
Biraz daha böyle eski Nurtaç'la bağlantılı bir...
ruh halindeydim ki bugün de ona birazcık yatkınım.
Bu ara zaten Zeki evde değil onun kendi işleri var.
O yüzden böyle tam o sessizlik sakinlik alanında çok iyi gidiyor.
Şu anda çok iyi denk geldik.
Ve işte dün kahveyle elimde oturdum saatlerce sohbet ettim.
Sonra dedim ben artık eve gideyim.
Taksi tutmuştum. Ben burada araba kullanamıyorum maalesef.
Umarım Ha bak yeni yılla alakalı planlar yapmıyorum ama.
2022'de artık şu araba muhabbeti kalksın istiyorum hayatımdan.
Yani yeter. Aslında ehliyetim olmasına rağmen.
Zek de şey diyor yani çok gözünde büyüttün.
Çok abarttın. O yüzden sanki bir ise mesela beş zor geliyor şu anda bana.
Bunu aşmak istiyorum tabii ki de.
2022 en azından bu olsun benim için.
Plan olarak. Sonra işte taksi tuttum kapıya kadar geldim.
Yani artık apartmana gireceğim.
İki dakika yürüyeyim dedim. Çünkü biraz böyle yağmur vardı.
Kulaklıkları taktım kulağıma.
Zaten kulağımdaydı da yani. Bıraktım kendimi yürümeye.
Nereye yürüdüğümü bilmiyorum. Ne yaptığımı bilmiyorum.
Ve normalde cadde isimlerine falan bakarım.
Hiç bakmıyorum. Artık yani DC'nin bölgesinde oturduğum için merkezi bölgede tanıyorum birçok yeri.
Ama işte böyle hani arabayla geçtiğimiz, pek yürüyemediğim kadar uzak yerlere kadar yürümüşüm.
Dün ben ne ara buraya geldim?
Sadece müzik dinledim.
Normalde böyle podcast dinlemeyi çok severim yürürken.
Ama dün hem de dinlemediğim şarkıları, hiç tanımadığım insanları dinlemek istedim.
Biraz daha böyle country müzikleri gidiyor gibiydim.
Ya da o tarz nedir acaba?
Onun adını bilmiyorum. Böyle daha sakin müziklerdi.
Kulağımda. Çok dinlediğim şarkı türünde değildi.
Bir tane White Rabbit diye bir şarkı var.
Jefferson mıydı?
Şarkıcının adını hatırlamıyorum şu anda.
White Rabbit yani Beyaz Tavşan.
O şarkıyı Matrix izlerken, yeni çıkan bölümünü izlerken duydum.
Ve duyduğum günden beri böyle tüylerim diken diken oluyor o şarkıda.
Önce onunla başladım. İşte onun tarzı şarkıcılarla falan devam ettim.
Bütün şehri turlamışım.
Kaç saat bilmiyorum bile.
Ondan sonra dedim ben kendimi yeme kısmı ağırlayacağım.
Dışarıdayım zaten yalnızım.
Hadi dedim Nurtaç seni şöyle güzel bir yere yemeğe götüreyim.
Bu arada hani şeyleri de umursamıyorum.
Acaba yeteri kadar iyi giyinmiş miyimdir?
Makyajım nasıl? Saçım nasıl?
Çünkü ıslanıyorum yani. Yağmur yağıyor ve şemsiyem yok.
Umurumda değil. Bir tane böyle steakhouse'a girdim.
Çünkü onların böyle...
Balon gibi hani ev şeklinde.
Muşamba'dan şeyleri var dışarıda.
Tekli tekli. Eğer Instagram'ımdaysanız görmüşsünüzdür.
Şimdi Reels attım hatta.
Böyle ufak kulübe gibi yani.
Muşamba kulübe gibi.
Tekli tekli restoranlar, şeyler var, masalar var.
Ve yağmur yağıyor.
Ve ben bir yağmur mayyayım.
O restoranı hatırladım.
Oraya doğru yürüdüm. Ve normalde öyle yerlerin arkadaşlarla falan gidilir.
Ya dedim kendim gideceğim.
Nurtaç'ı götürüyorum bugün. Ondan sonra oturdum.
Zaten dedim ya böyle muşanma gibi o pıt pıt pıt pıt sound.
O yağmur sesi. Böyle eriyorum.
Hemen elime telefonu alıyorum.
Diyorum ki bırak. Ne olur bırak.
Yani bu addiction'ın, bu bağımlılığın yeter artık.
Hani gerçekten şöyle.
Bazen ben bağımlı olmaktan bir şeylere çok zarar vermiyorsa bana rahatsız olmuyorum.
Okey bu benim bağımlılığım ve ben okeyim bununla.
Mesela telefon ve kahve benim aklıma ilk gelen iki şey.
Bana birisi... Bu sana zarar veriyor bırak demedikçe bırakmak istemiyorum.
Telefonla alakalı olarak galiba beni etkiliyor.
Çünkü kendimi hiç yalnız bırakmıyorum bu sefer.
Ya biriyle yazışıyorum ya birini arıyorum ya Instagram.
Bu arada ben Instagram'ı şey yapmıyorum hiç.
Başka insanların içeriklerine falan hiç bakmıyorum.
Ya ben bir şey paylaşıyorum ya biriyle oradan konuşuyorum.
Çünkü uzun zamandır başka insanların içeriklerine bakmayı bıraktım.
Bu bana da şunu yaratıyor.
İçerik de üreticisi olduğum için.
Hadi bundan da yap. Neden bundan da yapmadın?
Bak bu çok kolay. Bunları üretmek çok basit.
Neden yapmıyorsun gibi kendime saldırıya geçiyorum.
Herkesin hayatı mükemmel.
Benim hayatım böyle gibi bir kıyasla da yapmıyorum.
Çünkü sosyal medyanın geneli öyledir ya.
Dışarıya çok iyi gösterdiğin için hayatını diğer insanlar kendisiyle kıyaslar falan filan.
Bilmediğiniz şeyler değil. O yüzden böyle telefona ellediğimi fark ettim.
Dedim bırakıyorsun. Dedim şarap içelim hadi.
Bir tane şarap söyledim ve ne söylüyorum fiyatına falan da bakmıyorum bu arada.
Adama söylüyorum sen bana kendi beğendiğini getir.
Ondan sonra iki tane getirdi o tadımı falan yaptım.
Bir tanesi seçtim. Ve yemeğimi söyledim.
Kulübenin içindeyim. Kapımı kapattılar.
O kadar sessiz, sakin.
Sadece yağmur sesi ve bulunduğum yer de çok güzel.
Dediğim gibi Instagram'daysanız görürsünüz.
Böyle ışıkların içinde, Christmas ışıkları da var ya şu anda.
Onların içinde bir yer. İnanılmaz huzurluyum.
Sonra eve geldim işte film falan izleyecektim.
İzleyemedim o Don't Look Up.
Aslında şu an çok popüler ama içine alamadı beni.
Kitap okumak istiyorum okuyamıyorum.
Bu sıra böyle neye dokunsam elimde kalıyor gibi bir şey.
Böyle olduğunda ben panik atak olmuyorum.
Hani tamam demek ki şu anda bu moddayız Nurtaç.
Şu anda bir şey yapmak istemiyorsun belli ki ya da eskisi gibi yapamıyorsun.
Buna biraz ara verelim. Bu arada ben ilerleyen bölümlerde ondan da bahsedeceğim.
Son zamanlarda seks terapisine başladım.
O da şey dedi mesela bana.
Yani seksle alakalı konular var şu ara.
O da şey dedi. Kendinle ilgilen.
Kendini dışarıda uzun zamandır yapmadığın şeyleri yap.
Hiç denemediğin şeyleri yap. Cinsel istek olduğunda kendi kendine ilgilen falan gibi.
Bu dediğim gibi bir sonraki bölümde ondan daha çok bahsederim.
O tamamen başka bir konu çünkü.
Bir diyorum böyle acaba ben neleri uzun zamandır yapmıyorum?
Eskiden çok severek yaptığım ve uzun zamandır başına geçmediğim şeyler neler?
Nedense aklıma ilk Çince geldi ve kitap okumak geldi.
Yani kitap okuyorum şöyle.
Var şey hard copy kitaplar var elimde ama bitiremiyorum.
Bir de sesli kitap dinleyebiliyorum şu anda.
Zaten trenle gidiyorum ya iş yerine.
Onlarla alakalı olarak hani kitap ihtiyacımı oradan karşıladığımı mı hissediyorum artık bilemiyorum.
Onu öyle bastırıyorum ama Çince pörtledi bir anda.
Yabancı dil çalışmak istemiyorum şu anda ki öyle bir ortamda değilim.
Eskiden ne kadar güzelmiş yani sadece ben dilci olduğum için tek yapman gereken şey o yabancı dile çalışmakmış.
O dili öğreniyorsun, o dildeki kitapları okuyorsun, o dildeki filmleri izliyorsun, şarkı dinliyorsun.
Yani o dilin içinde kaybolmak inanılmaz.
Yabancı dil çalışan herkes ne demek istediğimi çok iyi biliyor.
O dilin içine girmek, kaynaşmak inanılmaz bir duygu gerçekten.
Şu an Çince'ye olan ilgim kalmadı.
Çince benim için böyle birazcık daha araç, amaç değildi.
Hiçbir zaman değildi. Yani ben ilk defa Çince okumaya karar verdiğimde lisedeyken İngilizce öğrencisiydim ve herkes İngilizce öğretmeni olmak istiyorum falan derken ben rehber olmak istiyorum diyordum turist rehbere.
Ama bir tane hocamız...
O da kursdan bir hocaydı hatta.
Kendi hocam bile değil. Ben sinirinizde olsam Çince okurum.
İleride çok para kazanırsınız, ticaret yaparsınız falan dediği için benim için bir araçtı Çince.
Yani bir uzak dili, uzak doğu dilini öğreneyim.
Ay ben Asya'yı çok seviyorum.
Şu an daha çok seviyorum mesela o günlere göre.
Yani o yüzden Çince ile olan ilişkim çok zayıf.
Öğrenciyken çok başarılı bir öğrenciydim.
Hocalarım da bilir. Hala hocalarımla aram çok iyi.
Hem sosyal anlamda çok sosyaldim.
Hem derslerim, notlarım çok iyiydi.
Kendimi de öveyim yani. Böyle son dakika ders çalışıp sınavı ilk bitiren insanlardan biri falan olurdum.
Gerçekten severdim yani o çalışmayı.
Ama şu an o notta değilim. O kafada değilim.
Yıllardır dilimde İspanyolca pelesenk olmuş.
Bu yıl geliştireceğim, bu sefer öğreneceğim, bu sefer kurs yazılıyorum ki Udemy'den kurs falan aldım da.
Çok da güzel o kurs.
Denk gelirse belki ya da isterseniz benimle Instagram'dan ulaşın.
O kursu size gönderiyorum. Çok güzel aslında.
Böyle müzikle öğretiyorlar.
Şarkı yapıyor yani adam öğrettiği şeyleri.
Oradan aklınızda kalıyor.
Ders bittikten sonra böyle evin içinde şarkı söyleyerek falan geziyorsunuz.
O yüzden o İspanyolca, yabancı diller geri nasıl dönebilirim acaba?
Kendimle alakalı bu sıra neler yapabilirim?
Çünkü belki bu bölümle alakalı olur mu bilmiyorum.
Zevkle son zamanlarda şunu hissetmeye başladık.
Hem ilişki hem arkadaş gibi düşünün.
Son iki yılımızı pandemiden de dolayı her gün aynı evde, aynı odada değil ama beraber geçiriyoruz.
Bir yatak odası var, bir salon var.
Yatak odası benim ofisim. Salon onun ofisi.
O evden çalışıyor, ben evden çalışıyorum.
İki gün ofise gidiyorum. O da çok sayılmıyor yani.
Bir kafa çok dağıtmıyor anlamda.
Her şeyi beraber yapıyoruz ve normal şartlarda benim en zevk aldığım şey buydu.
Sürekli zevkle beraber olmak, sürekli zevkinin dibinde olmak, sürekli zevkle konuşmak, zevke bir şey anlatmak.
Yani zevk aşağı, zevk yukarı.
Ama son dönemlerde içimden bir böyle Nurtaç camlara vuruyor böyle.
Ben de buradayım.
İçindeki o değişik şeylerden hoşlanan.
Artık bu Amerika'da yaşamak mı yoksa eski...
Farzımda farklı bir hayat sürdüğüm için mi ki bunlar yaşla alakalı da olabilir.
Yani ben artık 31 yaşındayım.
21-22 yaşımdaki halim değil.
Arada 10 yıl fark var.
Tabii ki de... Farklı şeyler olacak ama hani o içindeki enerji hiç ölmez ya ve benim YouTube'da da çok bahsettiğim bir şeydir.
Hani o içindekine sadık kalmak, kendi enerjine, içindeki kız çocuğuna sadık kalmak.
Acaba ben onunla bu sıra bağlantımı zayıflatmış mıydım?
Bir ilişkide olmak harika bir şey ama neden mesela kendim...
Bu arada böyle diyorum ama ben çok da şey independent şeyler de yaparım.
Bağımsız da çok yaptığım şey vardır.
Dışarıya bir restorana giderim, kafeye giderim.
Ya da başka alışveriş yapmaya giderim.
Çoğu şeyi kendim de yaparım.
Başka kız arkadaşlarım var burada.
Onlarla buluşmaya giderim.
Ama günün sonunda şey oluyor galiba kafamda.
Ben bir çiftim. Bunu uzun ilişkide olan insanlar galiba beni daha iyi anlarlar.
Çünkü bir dakikadan sonra single halini unutuyorsun.
Nasıl singledim? Hani singleken neler yapıyordum ya bekarken neler yapıyordum falan diye.
İnsan birazcık onu unutuyor.
Ve zevk de aynı noktada olduğunu fark ettik.
Çünkü ister istemez böyle enerjilerimiz yavaşlamış.
Eski böyle atiklik.
Ben şey derim mesela bekarken daha cengaver bir kız oluyorum ben.
Daha yırtıcı oluyorum, daha cabbar oluyorum.
Zevkle biraz daha böyle rahat oluyorum.
Rahatıma düşüyorum yani. Birisi bir şey yapıyor.
Sinemaya mı girecek? Birisi alıyor biletleri.
Ben evde otururken ayağıma çay geliyor.
Sabah kahvem hazır. Bunlar beni yavaşlatıyor.
Mükemmel. Gayet keyfim yerinde.
Kim bunlardan şikayetçi olabilir?
Ama acaba dengesini başka türlü mü kurmam gerekiyor?
Bu sıra düşünmeye başladım.
Çünkü birazcık kendimden uzaklaştığımı fark ettim ve...
En son 2014 yazında Türkiye'deydim.
Ve ondan sonra kaç yıl olmuş?
Kaç yıl oldu ya? 8 yıl mı oldu?
8 yıl olmak üzere.
7,5 yıl. Ay inanmıyorum şu an çok şaşırdım.
Ben Türkiye'de misafirim.
Geliyorum. En fazla bir ay kalıyorum.
Geri dönüyorum. Başka yere gidiyorum.
Kendi ülkemin insanı gibi hissetmiyorum artık.
Ve... Acaba Türkiye ile olan bağlarım da mı zayıfladı?
Bu zayıflık beni olumsuz etkiliyor mu?
Bunları da sorguluyorum.
Aynı anda terapi almak mükemmel bir şey.
Her ne kadar seks terapisi olsa da kadına bütün psikolojik şeylerimi alt yukarı neyse artık aşağı yukarı iniş çıkışlarımı hepsini anlatıyorum.
Hatta diyorum acaba seks terapisi böyle bir şey değil mi?
Genelde insanlar atıyorum vajinismus sorunu olur.
Başka sorun olur. Kadın için söylüyorum.
Onun için giderler.
Kendi cinsel kimliğimi yani straight'im ne denir ona kendi cinsimden etkilenen bir şeyim.
O cinsel kimliğimi bulmaya çalışmıyorum.
Ama mesela seksten daha çok keyif almak istiyorum.
Onu dediğim gibi bir sonraki bölümlerde daha çok anlatacağım size.
Çünkü eminim ki kadının çok ilgisini çeker, çok yerlerine dokunur gibi hissediyorum.
Yani ortak noktada buluşacağımızı düşünüyorum birçok anlamda.
Ve o yüzden de böyle hani terapisti anlatmak, terapiyle beraber gitmek de güzel bir şey.
Keyifli bir şey. Bir de biraz daha böyle profesyonel ilerlemiş oluyorsun.
Bunların dışında yani genel olarak bu podcast'ı aslında çok editlemek istemiyorum.
Hatta böyle hatalarıyla falan göndermek istiyorum.
Çünkü şu an editleyecek de enerjide değilim.
Ne varsa o arkadaşlar.
Zaten podcast'larımı sevdiğinizi biliyorum.
Beni dinleyen kemik bir kitle var.
Arada konuşuyoruz sizinle.
Podcast atmadığımda bana stem ediyorsunuz.
Ve ben o kadar mutlu oluyorum ki.
Birileri böyle beni push ediyor ya, arkadan itiyor ya.
Ondan o kadar mutlu oluyorum ki.
Ve bir hatırlatma oluyor.
Son dönemlerde biraz daha böyle İngilizce'de bir teyim var.
On earth. Daha dünyadayım.
Daha dünyada olmak istiyorum.
Daha böyle kabuğuma çekilmek istiyorum.
Sosyal medya yapıyorsanız ki ben normalde de böyleyim.
Sosyal medyanın verdiği bir yorgunluk değil ama sosyal medya yapıyorsanız bu sizi iki kat daha çok yoruyor.
İçerik üreticisi olmanız işte bir şeyler.
Bir de içerik üreticiyseniz de günlük yaptığınız şey değil.
Bilgilendirici olmalısınız.
Estetik olmalısınız. Daha anlatabiliyor muyum?
Böyle engaging vermeniz gerekiyor insanlara.
O da ayrı bir yorucu bir şey.
Çünkü oturup yaptığım yemeği koyamıyorum sadece.
Onu nasıl daha otentik yapabilirim?
Özgün yapabilirim, dikkat çekici yapabilirim falan filan ve bundan para kazanabilirim.
Onun arkası çok uzuyor.
Bu sıra şöyle şeyi de fark ediyorum.
Kendime olan böyle single kanki halimdeki hal, duruma karşı acaba özgüvenim de mi azaldı?
Hani bazı şeyleri ben tek kendim beceremez miyim?
Acaba yapamaz mıyım? Bunlar da kafamda.
O yüzden mesela şu sıra kendi kendime daha hiç yapamadığım şeyleri yapmak istiyorum.
Date'i o yüzden çıktım hani dün.
Kendimi yemeğe çıkardım.
Caddedeyken bu arada ben Amerika'da yani Dallas'tayken evden çıkmıyorduk.
Washington DC'ye geldik.
Bir korktum ben. Çünkü Pandeminin ilk yılını biz orada geçirdik ve evden çıkmadan geçirdik.
Bir de ben araba kullanamadığım için hiç evden çıkamıyordum.
DC'ye ilk taşındığımızda bizim apartmanın karşısında bir market var.
Yani iki dakika yürümeniz gerekiyor.
Acaba markete gidebilir miyim korkusu vardı.
Kendi başıma. Bunlar aslında normal psikolojik süreçler ve bunun normal olduğunu bilmek zaten çok faydalı oluyor.
Dün mesela bir de şey burada homeless'lar çok var.
İlk geldiğimde homeless'lardan korkuyordum.
Ya da DC'de weed, ot kullanımı serbest olduğu için herkes kafası böyle hay geziyor.
Herkesin kafası olmuş şekilde geziyor.
Normalde böyle kulaklığı takıp kendimi kaybedip bisiklet falan kullanıyorum öyle ama böyle kendimi caddelerde bıraktığımı hatırlamıyorum burada.
Dün bir de dedim ya böyle yağmurda var.
Benim bir tane pıvıdık ceketim var.
Battaniye gibi zaten. Çok kuzi hissettiriyor sizi.
Onu giydim.
Zaten o üstümdeydi. Kulaklıklarla hiç korkmadan ve akşam da karanlıkta kimse de yoktu etrafta.
Hiç korkmadan gezebildiğimi fark ettim.
Bu arada Zek bu ara yok ki evde.
Evde yalnız kalmaktan korkuyordum.
Ya dedim her şey kafandan urtaç.
Sen var dersen.
O spiritler, ne o işte ruhlar, hayaletler gelecek seni rahatsız edecek.
Sen yok dersen, aklına getirmezsen yoklar.
Nurtaç, yoklar. Yat, uyu, uyku bandını tak.
Ki ben uyku bandıyla yatarım hani çok karanlık yerde uyumayı severim.
Işıklı yerde uyuyamam. Korkuyorum diye ışık mı açacağım?
Sen dedim var dersen var, yok dersen yok.
Ayrıca hadi diyelim varlar.
Çünkü biz o kültürde büyüdük.
Bir de ben spritüel işlerde de bulundum.
Reiki yaptım.
Bir şey görmedim ama hissettim kendi adıma.
O hisler beni birazcık korkuttu.
Bir de şöyle bir şey oldu.
Bugün çok çenem düşük. Allah'tan konuşmak istemiyordum.
İyi ki sessiz kalmak istiyordum.
Bir de şöyle bir şey oldu.
Ben spritüel çalışmaya başladığımda ne zaman bıraksam...
Bir yere gittiğimde bu işlerle ilgilenen insan karşıma çıkıyordu ve bana bırakmamalısın.
Mutlaka, illaki bir şeyler yapmalısın diyordu.
Bu arada Zekin teyzesi şifacı, masaj terapisti aynı zamanda ama enerji temizliğiyle yapıyor masajı.
Hani çok böyle sadece masaj üzerine değil.
O bana şey demişti.
Neden spritüel olmayı, hani iyileştirici olmayı, healer olmayı...
Sadece böyle atıyorum reikiyle ya da kristallerle, otlarla ilgili düşünüyorsun ki.
Sen sosyal medyadasın.
Youtube yapıyorsun. İnsanlara ulaşıyorsun.
Podcast yapıyorsun. İnsanlara ulaşıyorsun.
Bu senin iyileştirici gücün.
Korkmana gerek yok. Demişti yıllar önce.
Bundan bir buçuk yıl önce falan.
Ve şu anda onun ne demek istediğini daha iyi anlıyorum.
Evimde kristallerim var.
Selenit çok severim bu arada.
Selenit daha temizleyici bir kristaldir.
Bence yani bana en güçlü kristal gibi geliyor kullandığımda.
Ve kristallerim var.
Ot da yakıyorum bazen.
Adaçayı yakıyorum. Ama illaki böyle hayaletlerle, diğer varlıklarla, görünmeyen varlıklarla ilişki kurmama falan gerek yok.
Benim kendi gücümü kullanmam için.
Belki de o yüzden son zamanlarda hiç böyle spritüel çalışma yapan insanlarla karşılaşmadım.
Ve hiç kimse bana dönmelisin, geri yapmalısın falan demedi uzun zamandır.
Böyle beni bıraksanız daha konuşurum ama sanki konuşmayayım.
Bu bölümü böyle hiç editlemeden nefeslerimi duydunuz.
Arada kekelemelerimi duydunuz.
Ne denir sürçülisan ettiysem affola efendim.
Ama gerçekten şu sıra edit yapacak gücüm yok.
YouTube'da da zaten videoları bir edit yapan ekiple anlaştım.
Onlar da düzenlemelerimi onlar yapıyor.
Yani kendime birazcık dönmek istiyorum.
Kendimle ilgilenmek istiyorum. Dışarıya verecek enerjim kalmadı galiba şu anda.
Yine yapmak istiyorum elbette.
Yani şu an bunu bugün bu kadar anlatmam bile bence vermek istediğimi gösteriyor.
Ama bu kadar.
Hani daha fazlası çıkmıyor içimden.
Bir de son şeyi de söyleyeyim bununla alakalı.
Dört Anlaşma diye bir kitap var.
Orada dört tane anlaştığınız konu var.
İşte bir tanesi kendine söylediğin kelimelere dikkat et.
Ağzından çıkanlara dikkat et.
Bir diğeri böyle bir şeyleri kişisel algılama.
Ben çok yapıyorum. Onu hepimiz yapıyoruz aslında.
Bir şey oluyor mesela kesin benden ne oluyor?
Kesin bana şöyle dedi. Kesin şöyle oldu falan.
Çok yapıyoruz. O içimizdeki kırgın tarafımız hemen üstüne alınıyor her şeyi.
Dördüncü hatırlamıyorum da üçüncüsü de şeydi.
Elinden gelenin en iyisini yap.
Çünkü daha fazlasını zorlarsan olmuyor.
Yani o en iyisi olan böyle wow olmak zorunda değil.
Ne kadar çıkıyorsa içinden, elinden ne kadarcık geliyorsa en iyisi o.
Ve onun wow olmasına, oh my god bunu nasıl yaptın olmasına gerek yok.
Senin o anki kapasiten neyse o.
Yani demek istediğim bendeki kapasite şu anda bu kadar arkadaşlar.
Hatalarıyla bir bölüm bırakıyorum buraya.
İyi ki buradasınız.
Yani son zamanlarda bölümler biraz uzadı.
Beni nerede dinliyorsunuz bilmiyorum.
Ay çok isterdim. Çünkü ben podcast dinlerken ondan çok keyif alıyorum.
Yolda yürürken, otobüste, trende, alışveriş yaparken falan dinlemekten inanılmaz keyif alıyorum.
Yemek yaparken falan arkadan sevdiğim insanların sesleri.
Beni nerede dinliyorsunuz bilmiyorum.
Umarım size güzel bir arkadaşlık etmişimdir.
Enerjimi hissedin.
Sizi seviyorum.
Kocaman güzel sevgi enerjisi gönderiyorum.
Böyle hissedin içinizde.
Çünkü şu anda hissederek gönderdim.
Yeni bölümlerle görüşmek üzere.
Bye bye. Fikrinizden
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
