
Bu bölümde konumuz “kendini sabote etmek”
Uzun zamandır kendisinde bu özelliği fark eden Nurtaç, bununla alakalı neler yapıyor, nerelerde fark etmeden kendimizi sabote ediyoruz, buna yönelik neler yapabiliriz, hepsini bu bölümde ele alıyor.
Siz de kendinizi sabote ediyor musunuz? Hangi duygunuz direksiyon başında? Sorumluluk almak korkutucu mu?
Bu soruları kendinize sormanız ve daha fazlası için bölüme bekliyoruz 🌸
Hiwell denemek için,
Linkimiz: https://hiwell.app/eniyiversiyonun
İndirim kodumuz: Nurtac10
Bana ulaşın,Instagram: https://www.instagram.com/nurtacturkeli/Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Selamlar, En İyi Versiyon'un podcastine hoş geldiniz.
Ben Nurtaç Türkeli.
Umarım bugün çok çok çok güzel bir gün geçiriyorsunuzdur.
Malum Türkiye'de şu an olaylar, yani Türkiye'den denediğinizi düşünüyorum.
Olayları hepimiz yakından takip ediyoruz.
Zaten kapanmalar, açılmalar, bir değişik durumlar.
Ben Amerika'da olmama rağmen Türkiye'yi bu anlamda yakından takip ediyorum.
Bugünkü konuyu aslında yine benim kendi terapi seanslarımdan çıkan sonuçlarıma ve notlarıma dayanaraktan sohbet niteliğinde yapmak istiyorum.
Öncelikle terapime ara vermeye karar verdim.
Çünkü benim terapim biraz daha böyle yaşam koçu olarak ilerliyordu.
Ve bunun aslında hayatımın şu noktasında olmasını istemediğime karar verdiğimi fark ettim.
Çünkü bazen öyle bir hal oluyor ki...
Kendinizi sürekli böyle hani dik ne denir işte onu aşağı aşağı eşe eşe kelimeyi unuttum ya.
Kendini sürekli eşe eşe bunu nasıl düşünüyorum?
Bunu nasıl yapıyorum? Acaba bu konudaki algılarım, kalıplarım, şema terapilerim neler?
Yani şeyi fark ettim artık.
Nurtaç'ı bir sal. Ne olursun Nurtaç'ım.
Şu kızı bir sal.
Her hareketinden bir anlam, her hareketinden bir travma.
Eğer bunu siz de yapıyorsanız bugünkü bölüm sizin için size özel.
Zaten bu podcastlerin amacı aslında bu.
Sizi zaten bildiğiniz bir şeyi hatırlatmak.
Kendi günlük akışınızda.
Bazı şeylerin yönünü belki bir miktar değiştirebilmek.
Çünkü ben podcast dinlediğimde bu etkiyi alıyorum diğer insanlardan.
O yüzden terapime bir müddet ara vermeye karar verdim.
Çünkü bir noktadan sonra artık dedikoduya dönüyordu bence.
Yani ne oldu ne bitti onu anlatıyorsun hayatında.
Terapinin özellikle bir terapi şeklinin, mesela ben önceden BDT yapıyordum, bilissel davranışçı terapi.
O tarz bir sistemle ilerlemek daha farklı.
Eğer yine öyle bir şey yapıyorsanız kesinlikle tavsiye ediyorum.
Ama benimkisi dediğim gibi yaşam koçu gibi olduğu için kendi kendime kalmaya karar verdim.
Bunların işte sebeplerinden bir tanesi de son zamanlarda kendimde fark ettiğim yine kendimde fark ettiğim bir konu var.
İki, kendimi sabote etmek.
Eğer siz de bendenseniz beni çok iyi anlayacaksınız.
Zaten bence kendini sabote etmeyen insan yoktur diye tahmin ediyorum.
Çünkü genelde önce kendimize odaklanıyoruz.
Kendimizi dışarıdan diğer insanlara baktığımız açılarla değil de çok daha içselleştirerek incelediğimiz için o şeyi çok objektif bir şekilde göremiyoruz.
Bir de imposter sendromundan.
Yani hem kendini sabote etmek ayrı bir nokta.
Hem de yaptıklarını işte bu imposter sendromuna kurban etmek.
Yani ne yaptın ki?
Doğru zamanda doğru yerdeydin.
Yani senlik bir şey yoktu ki, sana özel bir şey yoktu ki gibi böyle kafanızda, zihninizde oluşan ve asla susmayı bilmeyen meditasyonlarla bile hayli güçlü bir
şekilde yavaşlayan o sesler ile boğuşma sendromu.
Ben kendimi sabot ettiğimi aslında şunlarla fark etmeye başladım.
Çok fazla olumsuza odaklı.
Yani ne kadar dışarıdan pozitif görünsem de enerji bakımından, enerji miktarı bakımından evet çok hareketliyim.
Genel itibariyle gün içerisinde neşeli bir insanım.
Espriler yapabilen, eğlenebilen, yeni şeylere meraklı olabilen bir insanım.
Ama aynı zamanda yengeç burcuyum.
Yalnız kalmaktan çok keyif alıyorum.
Hatta böyle geçenlerde birisi benim isim analizimi yaptı, o çıktı.
Yani yalnızlıktan, yalnız çalışmaktan çok keyif alıyorsun ama bunu da fazla yapmamak lazım diye analizim de çıktı karşıma.
Çünkü zaten aslında kendime seçtiğim meslek de bununla alakalı.
Yalnız başına çalışmak, kendi evet bir kitleye hitap ediyorum ama günün sonunda...
İşte o video nasıl çekilecek, nasıl editlenecek?
Ne bileyim efendim işte Instagram'da niye, kimle reklam yapacağım?
Hepsine ben karar verdiğim için garip bir yalnız çalışma arzusu var.
Bu sefer de ekip çalışmasından uzaklaşıyorum.
O ayrı bir mevzu. Çünkü daha öncesinde şirketlerde çok fazla çalıştım.
Aslında ekip...
Çalışması konusundan çok kötü olduğumu düşünmüyorum ama zevk almıyorum.
Anlatabiliyor muyum onu? Kendi başıma kalmayı daha çok seviyorum.
Hatta zevkle bile yani bir şey yapıyorsak bir bölüme kadar beraber yapıp sonra ayrılmayı, kendi başıma kalmayı seviyorum.
Fakat kendi başına kalınca da kendine çok fazla galiba saldırıyorum.
Beğenmiyorum ya da bir türlü yeterli bulamıyorum kendimi.
Bir şeylerle tatmin olmayı, aslında kendimi takdir etmeyi bir türlü tam istediğim manada öğrenemediğimi fark ettim.
Son zamanlarda şunu hatırlatıp duruyorum kendime.
Acaba yıllardır kendime böyle hazmettirdiğimi düşündüğüm etiketler doğru etiketler miydi?
Acaba ben bir şeyi yapabildiğime inandığım konu gerçekten yapabildiğim bir şey mi?
Aynı zamanda asla yapamadığıma inandırdığım, asla ilgimi çekmediğini düşündüğüm konular gerçekten öyle miydi?
Yani sorum şu, benim içimden başka bir ben çıkar mı?
Yoksa bu mu? Hani o kalıplara soktum kendimi ve bunlara inandım ve artık bunlar benim gerçekliğim mi oldu?
Yoksa gerçekten...
Benim içimde beni çok şaşırtabilecek birisi var mı?
Ya bunun en belki basite indirilmiş örneği sporda çok fazla kendime sorduğum bir soru.
Mesela koşarken işte sen koşamazsın ama inandırıyorum kendimi.
Yoksa o koşarken ilk iki dakika böyle çok zorlanıp işte nefessiz kaldım gibi bir moda girip sonrasında kafamda kendime söylediğim cümleleri değiştirerek Farklı
bir beni bulmaya çalışmak.
Bunu bir örnek olarak vermek istedim.
Çünkü bunu hayatınızda birçok yere yerleştirebilirsiniz aslında.
Ben atıyorum korku filmi sevmiyorum deyip o kapıyı kapatmak mı?
Yoksa aslında korku filmini izlerken...
Sende nelerin işte uyandığını, neyi tetiklediğini, neden ondan kaçtığını fark ederek aslında başka bir şeyle yüzleşerek kendine farklı bir alan açmak mı?
Son dönemlerde gerçekten benim ilgimi çeken şeyler bunlar oldu.
Yani sürekli kendisiyle uğraşan.
kendisinde böyle bir hata bulalım da onu iyileştirelim mantığıyla bakmaya çalışan bir insan olduğumu fark ettim.
Ve bu da sağlıklı değil bence.
Çünkü yani her şeyi de terapiyle halledemezsin.
Her şeyi terapi masasına yatıramazsın.
Ve gerçekten hani çok amiyane tabirle biz salalım kendimizi.
Neden sürekli depresyondayım?
Neden sürekli... Neden buna motivasyonum yok?
Hani bu sorular bile aslında gerçekten fark etmeden böyle bir bataklık gibi seni çeke çeke içine olayın daha da derinlerine giriyorsun ve kolay gelsin
oradan çıkabilene. Bu nedenle son zamanlarda zaten terapide de bunu çok yapıyorduk.
Kendime sürekli ve sürekli nasıl sorusunu sormak.
Yani tamam belli bir ruh halinde olabilirim.
Çok doğal. Zaten şu pandemi döneminde mümkün değil yani o aşağılara düşmemek, yukarılara çıkmamak.
Hani o tabii ki de bir aşağı bir yukarı biz de gidiyoruz ki bunun çok insani bir şey olduğunu da sürekli kendime hatırlatıyorum.
O yüzden mesela bir reminder olarak sosyal medyadaki gerçekten sürekli pozitif lay lay lom hayat öyle bir şey yok.
Bunu bildiğinizi düşünüyorum.
O yüzden hatırlatıyorum sadece. O yüzden de işte bu son dönemlerde biraz daha böyle nasıl sorusunu sorup tamam bugünkü ruh halimiz böyle ama nasıl daha
verimli geçirebilirim?
Bunun çok çok iyi olmasına gerek yok.
Vay efendim işte günde 50 tane bir şey yapıp yanına tik atmak zorunda değilim ama...
Benim için en verimli, en tatmin verici, doyum, o doyum hissiyatını veren şey ne?
Çünkü bazen gerçekten sadece yatağınızda uzanıp belki kitap okumak sizi motive edecek ya da belki hiçbir şey yapmamak sizi motive edecek.
İnanın bazen sadece dedikodu kanalı izlemek istiyorum.
Zaten dedikodu insan doğasının bir parçası, insan gelişiminin bir parçası.
Bunu yatsıyamayız.
Tabii ki de dedikodu yapmak kötü bir şey ama atıyorum bu magazin kanalları var ya.
Onları izleyerek hiçbir şey düşünmediğini düşünmek, böyle hiçbir şey yapmadığını.
Zaten başkasının hayatını izlemek o anlamda keyif verir.
O yüzden diziler, filmler çekilir.
Yani onun farklı bir mantığı var elbette.
Öğle günlerimi öyle geçiriyorum.
Son dönemlerde böyle...
İşte çalışma iznimi de aldığım için maddi kazanç kaygısına büründüm.
Hani acaba yeterli kazanmıyor muyum?
Ne kadar kazanmalıyım ki yeterli olsun?
Maddi sıkıntıda değilim ama sadece işte bu kafama çarpan sorular.
Sürekli kendimi bir oklar altında hissetmem.
Bunun akabinde de motivasyonumun ve enerjimin düşmesi.
Sonra motivasyonun ve enerjinin düştüğü için aslında yapmak istediğin birçok şeyi yapamaman ve arkasından gelen suçluluk hissiyatı.
Yani bunların hepsini anlıyorsunuz değil mi?
Kendi kendine böyle bir kazan düşün.
O kazana kendin koyuyorsun bütün malzemeleri.
O kazanı elcağızlarınla pişiriyorsun, yoğuruyorsun, ne yapıyorsan yapıyorsun sonra ondan şikayet ediyorsun.
Kendim için söylüyorum.
Kendi ellerimle bu malzemeleri böyle özene bezene koyup sonrasında da aslında bundan çok yorulduğumu fark ettim.
Bu yüzden mesela terapiye de ara vermek istedim.
Bir süre böyle kurcuklamayacağız bazı şeyleri.
Bir süre gerçekten sadece akışı deneyimlemek istiyorum ve önceden akışı deneyimlerken de şey hissiyatındaydım.
Evet şu anda akıştayız bak.
Mesela aferin sana şu anda akışı deneyimliyorsun gibi böyle sürekli kendine hep bir böyle aferin dedirten böyle işte bir şey başarıyorsun şu
anda meditasyon yapabilmeyi başarıyorsun gibi anlatabiliyor muyum?
Hep böyle bir gözetim altında o içindeki zihnin yani sürekli bir gözetim altındasın.
Ya aferin diyor sana ya yazıklar olsun diyor sana.
E bir yeter yani. Hani bir gerçekten bir rahat bırak beni.
O kendini sabote etme konusunda da işte o yüzden bunları fark ettim.
Bir insan kendisiyle de bu kadar uğraşmamalı.
Tabii ki de güzel bir şey farkındalığını artıyor.
Onları fark ettiğin anda zaten değişim başlıyor.
Kendini hangi konuda dışarıdaki sesler malum şehir hayatı artık.
Yani o kendini fark ettiğin anda aslında gerçekten böyle Benim hep tanımladığım bir şey vardır.
Odalarda böyle ışıklar açılıyor.
Karanlık yerler açılıyor.
Sen bir şeyleri daha net görüyorsun.
Böyle bir ferahlık geliyor.
Nefes giriyor beyninin içine.
O duyguyu çok seviyorum.
O konuda kesinlikle yani kendime haksızlık edemem.
Çünkü kendi kendini keşfetmekten işte aa bunu böyle düşünüyoruz, bunu böyle yapıyoruz gibi şeylerden de keyif alan bir insanım.
Fakat bunu fazla yaptığımda da sabote etmeye gittiğini, Etiketlere fazla yapıştığımı, işte Nurtaç bunu sevmez, Nurtaç bunu sever, Nurtaç bu konularda iyi, şu konularda
kötü gibi böyle kalıp kalıp kendi hayatıma sanki böyle kitap koyuyormuş gibi dizdiğimi fark ettim.
Bu yüzden de işte eğer siz de bunu yapıyorsanız gün içerisinde Belki fark edilmiyor çünkü bu işte atıyorum çok farazi bir örnek yani ama ben kahvemi sütlü
içerim. Ben kahvemi sütsüz içerim.
Yani o kadar tutunuyoruz ki böyle ufak şeylere işte ben asla rock müzik dinlemem.
Sadece klasik müzik dinlerim.
Asla işte şu tarz yemek yemem gibi böyle yani dediğim gibi kendi hayatınıza onu farklı örneklerle yerleştirebilirsiniz.
Bunlara çok tutunduğumu fark ettim ve son zamanlarda işte sevmem dediğim şeylere de biraz daha böyle.
Gerçekten sevmiyor muyuz acaba?
Gerçekten denemek mi istemiyorsun yoksa buna inandın mı?
Belki de senin içinde senin tanımadığın birisi çıkar mı?
Gibi böyle kendimi merak etmeye başladım.
Fakat bunları yaparken de işte yine o dediğim gibi eşeleyerek değil.
Bakalım burada ne var, şurada ne var böyle zorlaya zorlaya değil.
Daha bir kendi halinde.
O kendi halinde olma durumunu.
Yine dediğim gibi bu kafada olmayan birisiyseniz muhtemelen çok deli saçması geliyor söylediğim şeyler ama bu kafada, bu zihniyette kendini sorgulayan bir insansanız da beni şu an çok
iyi duyduğunuzu ve anladığınızı hayal ediyorum.
Çünkü gerçekten farklı bir haleti ruhiye ve de aslında fark etmeden beni yavaşlatıyor.
Benim inandığım ve sevdiğimi düşündüğüm kalıpların içerisine sıkıştığım için gerçekten sıkıştığımı yani oradan çıkamadığımı fark ettim.
Son dönemlerdeki amacımız kendimle alakalı tek gayem bu oldu.
Biraz daha böyle kendi halinde bırakmak.
Bir spor yapıyorsam mesela bunu nasıl, kaç kalori ile yaptığımı değil.
O an... İçimden nasıl geliyorsa öyle yapmak.
Esnemekse sadece esnemek.
Yemek yemek konusunda da öyle mesela.
Ki zaten şu anki evimde tartım da yok.
Kilo konusunda ki kaygılarım bitti.
Zaten o bir süreydi aslında.
Çünkü 60 kilo olmuştum ve hayatımda hiç 60 kilo olmadığım için bir panik yaşamıştım açıkçası.
Ama o kontrol altına alındıktan sonra o da geçti.
Bir de bu kelime aslında kontrol.
İşte bir şeyleri kontrol etmiyor, kontrol freak.
O kadar kontrol freak değilim bence ama belki de zannettiğimden daha fazla kontrol freeyim.
Onu anlatabiliyor muyum? Yani bu konuda tam kendimi çözümleyemedim.
Bazı konularda böyle çok da kontrol manyağı olmadığımı düşünüyorum ama aslında galiba öyleyim.
Bilmiyorum. Fakat kilo alma konusunda, yemek yeme konusunda kaygılarım şu anda yok denecek kadar az.
Spor yapma konusunda da çünkü mesela evimizin altında bir gym var ve oraya gidip sadece yürüyerek ve sesli kitap dinleyerek bile inanılmaz keyif aldığımı, beni çok motive ettiğini
ki zaten kitap dinlemek şu anda en büyük sosyal aktivitelerimden bir tanesi.
Çünkü sürekli ya yürüyorum ya bir şey yapıyorum yemek yaparken işte evde temizlik yaparken falan kulağımda podcastin ya da kitap olmasının kendi açımdan çok faydalı olduğunu ve tatmin edici olduğunu fark ettim.
O yüzden bu tarz aktivitelere de daha çok yöneldim.
Böyle yani kontrolümün dışında daha az kendimi sabote ederek, kendime inandırdığım etiketlerin dışında etiketler arayarak birazcık
böyle bir sürecin içerisine girdim.
Bunun da ufak bir bölümünü çekmek istedim sizler için.
Umarım keyifli bir bölüm olmuştur.
En İyi Versiyonun podcastını dinleyen herkese çok teşekkür ediyorum.
Yeni bölümlerle görüşmek üzere kendinize çok iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
