
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bugünkü içeceğimiz benim tarifim içerisinde zencefil, limon, goji beri ve çin hurması var.
TCM yani Traditional Chinese Medicine'a göre baya anti-inflamatuar ve lezzetli bir içecek.
Denemek isterseniz hepsinden biraz biraz atıp 5-10 dakika demlettim.
Böyle minik minik kaplarla bir demlik içiyorum ben.
Çünkü böyle kafeini azaltmaya çalıştığım dönemlerde, geçen bölümlerde bahsetmiştim lutealdir, menstrual dönemlerdir.
O dönemde benim için güzel bir sıcak içecek alternatifi oluyor.
Yine de tabii ki de biraz biraz çay, bazen kahve alıyorum.
Ama en azından ritüelime bu tarz bir içecek eşlik ediyor.
Afiyet olsun. Yine karanlık çünkü dün New York'ta böyle kar fırtınası bekleniyordu.
Tamam çok kar yağdı ama size şöyle anlatayım.
Amerikanlar marketlere saldırdılar.
Böyle hani ben markete gitmedim bile öyle söyleyeyim.
Videolardan görüyorum. Raflar boşalmış, her şeyi almışlar.
Sadece bizim alt katta bir tane market var.
Biraz pahalı bir market. Normalde boşalıyor.
Ama oradan böyle ufak bir şey alacaktım.
Girdim çıktım normalden böyle 10 kat falan kalabalıktı.
İnsanlar yağmalamaya başlamışlar.
Biraz böyle o kıtlık bilinci, scarcity mindset deniyor ya.
Tam o belki Covid'den kalma bir zihniyet de olabilir bilmiyorum ama bakın.
Bugün pazartesi ve karlar erimeye başladı bile insanlar dışarıda çıkabiliyor, bilmiyorum.
Biz Zek'le şu anda şöyle bir challenge yapmaya çalışıyoruz.
Dolapta uzun zamandır kullanmadığımız ürünler var.
Bence bu sizin de başınıza geliyordur.
Unutuyorsunuz, arkaları gidiyor ya da iştekilerinizde kumanyalarınız vs.
Uzun zamandır kullanmıyorsunuz ve hala yeni yeni alışveriş yapıyorsunuz ya.
Biz de önümüzdeki hafta tatile çıkacağız Zek'le.
O yüzden dedik ki gidene kadar hiç alışveriş yapmayalım.
Evdeki şeyleri kullanalım.
Ve inanılmaz yaratıcı hissediyorsunuz.
Yani böyle saçma gelebilir ama...
Ne ile neyi eşleştirebilirim deyip yeni yeni tarifler bulmaya başladım.
Yeni değil ama dün bir fokaç ekmek yaptım.
Yani mükemmel oldu bence.
Hani kendimi övmeyi severim ben.
Yaptığım şeyi beğenmeyi severim.
O yüzden fokaç ekmeğim de çok güzel oldu.
Benim karakterim tam buydu.
O yüzden böyle hani mutfakta ne varsa onları kullanmaya çalışıyoruz.
Size de tavsiyelerimi denemek isterseniz.
Çünkü gerçekten böyle bir ufak yaratıcılık çalışması gibi bile oluyor.
Şimdi kısa bir genel konuşmadan sonra bugünkü bölümde biraz daha böyle detachment üzerine konuşacağız.
Bu da galiba Türkçe'ye ayrıştırma diye geçiyor.
Hem stoicism'de daha önce duymuşsunuzdur.
Kendin kontrol edemediğin şeyler üzerine enerji harcamamak üzerine.
Ama bunu çok uygulayamıyoruz.
Ben galiba İngilizce kelimesi söyledikten sonra daha hızlı bir şekilde uygulayabilmeye başladım.
Hani tek kelime olduğu için detach dediğimde bir uyarı gibi geliyor beynime, bir komut gibi geliyor.
O yüzden biraz daha başarabildiğimi düşünüyorum.
Bugünkü bölümde biraz bunlardan bahsettim.
Yani hem iş hayatımızda, sosyal ilişkilerimizde, romantik ilişkilerimizde detach yaptığımızda bir yerde uzun zamandır istediğimiz özgürlüğe de nasıl kavuşabiliriz?
Enerjimizi gerçek yerlere nasıl harcayabiliriz?
Yani oraları nasıl kanalize olabiliriz?
Nasıl odak noktalarımızı işimize yarayacak şekilde düzenleyebiliriz?
Biraz bunları konuşacağız bugünkü bölümde.
Benim gibi yapıda olan insanlar genelde çok empatik.
olduğumuzu iddia ediyoruz.
Yani diğer insanların vücudundaki değişmeleri bile bazen hissettiğimi düşünüyorum.
Bu özellikle sosyal ortamlarda, kalabalık ortamlarda şöyle oluyor.
Birkaç kişi var diyelim. Ben insanların böyle bir gözüyle bir şey yaptığını görüyorum.
Bir ufak sıkıldığını fark ediyorum.
Rahatsızlığını anlıyorum. Üşüdüğünü anlıyorum.
Biraz böyle hypervigilance deniyor ya.
Ortamdaki herkes hani mutlu muyuz, eğleniyor muyuz kafasında bir reaksiyon oluşuyor vücudumda.
Aslında ben bunu yapmak istemiyorum.
Ama o kadar otomatik olmuş ki yıllardır özellikle fiziksel ortamlarda ben bir insan sıkıldığında Ya da böyle kendisi olumsuz bir şey yaşadığında vücudumda hissediyorum o enerjiyi.
Bundan hoşlanmıyorum. Bu bana ağır geliyor.
Ama fiziksel olmadığımız yerlerde de mesela bazen sosyal medyada gördüğümüz acıklı bir hikayede de, ailemizin başına gelen olumsuz bir olayda, sağlık konularıyla alakalı bir durumda detachment yapmayı tam beceremiyorum.
Sanki bana da oluyormuş gibi geliyor bu.
Aslında burada sağlıklı olan şey sağlıklı bir şekilde ayrışabilmek.
Bu eşittir. Onlara karşı duygusuz olmak, kimseyi önemsememek, asla duygu hissetmemek, duyarsız olmak demek değil.
Yani bunlar biraz yanlış anlaşılmaya da müsait olabiliyor.
çok ağır tepkiler vermezseniz, karşınızdaki kişinin yaşadığı olaya çok endeks olmazsanız, siz de fokus olmazsanız, onunla beraber düşüp ağlamazsanız belki de bencillikle de suçlanıyor olabiliyorsunuz.
Ama bu sizin için sağlıklı olan değil.
Hatta üzerinize fazladan yükler taşıdığınız için sinir sisteminiz oldukça yorgun.
Çünkü sanki dinlenmeyi kendinize hak görmüyorsunuz, suçluluk duyguları yaşıyorsunuz.
Yani bir tanıdığınız, sevdiğiniz bir insan zor bir süreçten geçerken sanki sizin de onunla beraber düşmeniz gerekiyormuş.
gibi bir algı oluşabiliyor kafada.
Bu hepimizin hayatında muhakkak bir kere başımıza gelmiştir.
Sevdiğiniz bir insan zor bir süreçten geçtiğinde sanki sizin de onunla beraber o zorlu süreçten geçmeniz...
Ya da mesela çok yakın tanıdığınız borcun içinde sizin kendi birikiminizi ona vermeniz gerekiyormuş gibi bir algı olabilir.
Bunlardan daha önce biraz bahsetmiştik.
Bunun içerisinden enabling var.
Dikkat etmek gerekiyor. Çünkü siz sürekli birilerinin kuşini olursanız karşınızdaki insan aslında kendi yaşadığı yolculukta geçmesi gereken yerleri tam öğrenemiyor, tam geçemiyor ve enabling yani sürekli tekrar
etme potansiyeline sahip oluyor.
Yani siz bazen yardım ettiğinizi düşünürken yardım etmiyor olabiliyorsunuz.
Üstüne kendiniz de dahil ettiğiniz için bu olayın içerisine siz de yoruluyorsunuz ve hatta maddi manevi kayba uğruyorsunuz.
Bunun sonucunda win-win diye bir şey yok yani.
Hatta lose-lose gibi bir durum oluyor.
Karşıki taraf da öğrenemiyor.
Karşıki taraf o içinde bulunduğu zor durumdan çıkamıyor.
Ve siz de maalesef olayın içerisine dahil olmuş oluyorsunuz.
Bu bir örnek. Hatta kendi romantik ilişkinizde de başka bir örnek olabilir.
Mesela ben daha öncesinde kaygılı bağlanmaktan bahsetmiştim.
Biraz daha böyle zeki olan attachment'ım.
Yani detachment değil de attachment'ım.
Bir kaygıyla... Maalesef.
Üzerine bayağı bir çalıştım. Şu anda bence çok iyi bir noktadayız.
Hatta bazen şeyi söylüyorsunuz.
Zek nerede? Hani niye görmüyoruz diye.
Bunun bir sebebi de kendi alanlarımıza daha çok odaklandığımız için ve Zek zaten sosyal medyayı yapmadığı, sevmediği için artık o dahil olmuyor ve ben eskiden bunu birazcık personal algılıyordum.
İşte detachment yaptıktan sonra siz başka bir yöne gerçek anlamda size benzeyen haliyle odaklanabiliyorsunuz ve karşınızdaki insanı küskünlük, kızgınlık hissetmiyorsunuz ya da neden dahil olmuyorsun diye beklentiye girmiyorsun, reaksiyon vermiyorsun.
Bence bu örnekle Zek'le ben de fayda sağladık kendimize karşı.
Çünkü ilişki içerisinde bu detachment yapmaya başladıktan sonra gerçekten birbirimize karşı daha sağlıklı alanlar oluşturmaya başladık.
Bu tamamen istediğim haliyle değil.
Bir örnek mesela bende bir ufak kontrolcülük var.
Bu Zek'in üzerine ceket giymesi bile olabilir.
Yani bu kadar soğuk havada bazen Zek tril tril bir şeyle çıkıyor dışarı.
Ben de Türk annelerimizden öğrendiğimiz kadarıyla işte neredeyse atlet giydireceğim çocuğa işte çorap falan giydireceğim.
Bu içindeki kodlardan çok rahat kurtulamıyorsun zaten.
Ama kendimi yakaladığımda şey diyorum, bir sal.
Hem ona bu kadar odaklanmana gerek yok çünkü o da bir yetişkin.
Hem de ben dışarıdaki insanlara, dışarıdaki olaylara verdiğim enerjiyle kendimi yoruyorum.
Yani o enerjiyi oraya sarf edeceğime, kendi hayatımda kendi işime yarayacak yerlere vermek aslında daha mantıklı.
Çünkü hem siz karşınızdaki insana yardım etmiyorsunuz, hem de bazen, bakın burası birazcık tehlikeli bir yer, karşınızdaki insana güvenmediğinizi gösteriyorsunuz.
Yani mesela Zeki'nin soğuk havada ceket giymemesine benim güvenmem işte.
Sen soğuk havada nasıl giyineceğini bilmiyor musun gibi bir şey.
Saçma bir örnek gibi gelebilir ama gerçekten böyle.
Aslında background yani kafamızın arkasında biz karşımızdaki insanlara o kadar da güvenmiyoruz.
Bu kadar hani kontrol etmeye çalıştığımızda, bu kadar attach olduğumuzda, bizimle alakalı bir şey ifade ettiğini düşündüğümüzde.
Bu mesela aileniz de olabilir, geldiğiniz yer de olabilir.
Hemen bu kendi kimliğimi zannedebiliyoruz.
O yüzden burada hem bir güven durumu var, hem de biraz fazla bağ kurduğunuzda yanlış eşleştirmeler yapılabiliyor.
Hatta kendinize haksızlık bile yapabiliyorsunuz.
Hatta yanlış bir kimliği bile...
sahiplenebiliyorsunuz yıllarca.
Belki bu siz değilsiniz ama yıllar önce size bir şey söylendi.
Bu siz dendi. İşte aileniz böyle dendi.
Ya da toplum bir şekilde size o değerleri gösterdi.
Ama siz bunlardan bir türlü detachment yapamadığınız için o ayrışmayı beceremediğiniz için kendinizi o zannediyorsunuz ve kendinizi toplumun size verdiği normlara göre tanıtıyorsunuz.
Hayatımızın birçok alanından Detach olmamız gerekiyor.
Eski kimliğinizden, aile kökeninizden bu.
Lütfen yanlış anlaşılmasın hani herkes hayatınızdan çıkarın küsün değil.
Biraz daha böyle üzerinizdeki kostümleri çıkartmak gibi düşünebilirsiniz.
Güncel hayatımızda da şu şekilde uygulanabilir.
Burada yakın zamanda yaptığımız bir örnekten bahsedeceğim.
Şimdi burada bir Türk toplantısı yaptık ve benim gönlümden geçen bir topluluk kurmak zaten...
Daha önce bahsetmiştim eğer önceki bölümleri gördüyseniz dinlediyseniz.
Gönlümden geçen bu. İlk buluşmamızı yaptık ve çok keyifli geçti.
Şimdi Eski Nurtaş böyle bir buluşma yaptığında herkes eğlendi mi?
Herkes iyi vakit geçirdi mi?
İşte kim nasıl geldi? Benimle iletişimi nasıldı?
Bana karşı ne düşündü? Gibi gibi bir sürü detaya takılabilirdim.
Bunları oturup teker teker düşünmüyorum ama...
O kadar şeye emindim ki işte insanların benim hakkımda ne düşündüğünü hissettiğime ya da onların vücudundaki frekans değişimini fark ettiğimi o kadar emin olarak yaşadım ki uzunca bir süre.
Üzerimde böyle kambur gibi düşün yani taşıdığım yükler yıllardır.
Günün sonunda şu oluyor bence siz bir şey yapıyorsunuz siz oraya bir topluluk.
Kuruyorsunuz, bir organizasyon yapıyorsunuz, diğer insanlar geliyor.
Nasıl geldikleri, kafalarındaki düşüncelerini ben bilemem.
Ama bana görünen hali çok güzel, enerji geçişi çok güzel.
Ben bununla ilgileniyorum bundan sonra.
Yani kötü hissettiler mi, beğenmedikleri bir şey oldu mu?
Söylerlerse konuşulur, ne güzel.
Eğer yapılabilecek bir şey varsa yapılır.
Ama bundan sonra ben her şeyi böyle teker teker düşünüp onun kaygısını yaşamamaya karar verdiğim için bende müthiş bir hafiflik.
Çünkü biraz da hayatın böyle yaşanılması gerektiğini düşünüyorum.
En azından benim gibi kişilerim biraz daha böyle light hearted.
Azıcık da yüzeyselde gördüğümüze bakalım.
Çünkü hep böyle derinlere girdiğim için ben her şeyi böyle derin derin hissettiğim için işte gerçekte ne oldu, gerçeklerini düşündü, arka planda ne oldu ya da işte bu kişi nasıl hissediyorları falan uzun uzun uzun düşündüğüm ve anlamaya çalıştığım için
bence çok komplike, bence çok gereksiz.
Benim açımdan sizi bilemem.
Ve bence çok yorucu. O yüzden böyle biraz light hearted.
Biraz da böyle hani that's okay.
Bu kadar uzun düşünmeye gerek yok, bu kadar her şeyi beş kere falan tartmaya gerek yok.
Bazen yapacaksın hani bu sıra şeyden bahsediyorum zaten.
Benim en böyle favori kelimem ve bence benim mottom gerçekten akış.
Sen akmaya devam et, o su yerini bulacak, sana başka bir yön çıkaracak.
Yani sen merakını takip et, sen o akışa devam et ve bu kadar attachment yapmadan hani bu ne oldu, bu nasıl...
gitti. Ben ne hissediyorumları çok çok çok düşünmeden sana akımaya devam et.
O zaten bir yere evriliyor.
O zaten sana bir şey öğretiyor ve bence önemli olan oradaki heyecanın, oradaki sevincin, o küçük, neşen, çocuksu halin bilmiyorum beni acayip mutlu ediyor.
Benim bu sıraki gündemim bunlar.
Çok zorlandığım şeyler de oluyor bu arada.
Benim de duygularım karışıyor.
Başıma bazı istemediğim şeyler geliyor ama onlar olduğunda da biraz durak sayabiliyorum.
Yine böyle hani duygumu yaşayacağım kadar yaşıyorum.
Sonrasında benim yapabileceğim bir şey var mı?
Benim kontrol edebileceğim bir şey var mıydı?
Çünkü o noktada benim kontrol edebileceğim şey benim duygularım ve duygularıma verdiğim tepkim, kendi davranışlarım.
Yani orası benim kararım.
Çünkü karşınızdaki insan sizi istediği kadar sinir etmeye çalışabilir.
Sizi çok kızdıracak bir şey söyleyebilir.
Size hayatınızdaki en böyle hassas noktanıza dokunabilir.
Ama ona... kızdırmasına izin vermek sizin elinizde.
Bu sadece kızdırmak olmak zorunda değil.
Başka alanlarda da yani siz karşınızdaki insanlara bu kadar bağ kurduğunuzda yüklü bir kontrol gücü veriyorsunuz.
Yani diyorsunuz ki tamam hadi istediğini yap yani.
Hani beni kızdırabilirsin, beni mutlu edebilirsin.
Çünkü sadece olumsuz olmak zorunda değil dediğim gibi.
Bu kadar dependent olduğumuzda yani bağlı olduğumuzda sizin kontrolünüz nerede?
Sizin gücünüz nerede? O yüzden bu bence bir kas.
Yavaş yavaş gelişecek. Herkese bu kadar güç vermemek gerekiyor.
Hatta hiç kimseye vermemek gerek yok.
Bu duygularınızı kontrol etmek, davranışlarınızı kontrol etmek sadece sizin elinizde.
Burası bir özgürlük.
Çünkü buradan sonra yapacaklarınız da o dışarıdaki onaydan da biraz daha bağımsızlaşıyor.
Ben yine sosyal medya örneğini vermeyeceğim.
Çünkü benim gündemim hep bu olduğu için oraya bağlanıyor ama sizi sıkabilir.
Sadece küçük bir anekdot şunu bırakmak istiyorum.
Sosyal medya dahil.
Ben bundan sonra kendi mutlu olduğum şeye odaklanarak devam etmeye karar verdim.
Yani outcome, çıkışımız önemli değil.
Bana ne getirdi? Önemli değil gerçekten.
Benim o anki hissettiğim, benim kendime göre beni mutlu eden, benim yaratıcılığımı besleyen alana devam ettikçe buradan devam.
Burası da detachment aslında. Kendinizi burada dışarıdaki sayılardan, outcome'dan detach ettiğinizde yapacağınız işi de daha çok kendi gönlünüze göre yapıyorsunuz.
Ve bu şekilde içinize siniyor.
Biraz böyle üstünden girmiş olduğum bu konunun bayağı derinlikli, bayağı bir güzel bir konu.
Bence özgürleştiren bir konu.
Ufak ufak pratiklere devam edeceğiz.
Çünkü bu bir kas gelişmesi gerekiyor.
Hayatınızın birçok alanında kendinizi kendi...
Ürün genize çekebildiğiniz anda bence kazanıyoruz.
Dinlediğiniz için teşekkür ederim.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Spotify'dan en iyi versiyon hesabını takip etmeyi unutmayın.
Bir de 5 yıldız verirseniz çok mutlu olurum.
Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
