
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Bugünkü bölümüm maalesef kısa olacak.
Biliyorum benden uzun bölümler bekliyorsunuz.
Daha çok konuşalım istiyorsunuz ve bu beni aşırı mutlu ediyor.
Biliyorsunuz zaten DM'lerde konuşuyoruz.
Bol bol sohbet ediyoruz. Gerçekten en keyif aldığım şeyler kim mesaj atarsa geri dönüyorum.
Nurtaş Türkiye hesabından bana ulaşabilirsiniz.
Muhakkak konuşuyorum.
O yüzden çok mutlu oluyorum.
Ve bu arada yani lafı gelmişken söyleyeyim.
Spotify'da Eniversyon hesabını takip edebilirsiniz.
Bir de Beş Yıldız verirseniz de çok mutlu olurum gerçekten.
Şimdi... Bu sıralar yani başıma bir şey geldi diyeyim.
Bazen biliyorsunuz her şeyi burada anlatmamam gerekiyor, anlatmamalıyım.
Ama konunun genelinde benim çıkarımlarımı paylaşmayı seviyorum.
İlla gelip burada dedikodu gibi olmasındansa kendi çıkarımlarım ya da reaksiyonumu anlatmayı daha çok seviyorum açıkçası.
Konunun tam içeriğini vermeden şöyle ifade edeyim.
Geçenlerde zorlanabileceğim bir ortamda kendimi korumam gereken bir yerde buldum.
Kendimi, benliğimi işte integrity diyeyim yani o saygınlığımı korumam gereken bir yerde buldum.
Ve şimdi eski Nurtaç ile yeni Nurtaç arasındaki farkı çok daha güzel gördüm.
Çünkü eski Nurtaç'ın verdiği reaksiyonlar mutlaka biraz daha böyle korkuyla olurdu.
Ya işte terk edilme korkusu, sevilmeme korkusu, yanlış anlaşılma korkusu, işte saygı görmek için, sevilmek için biraz daha ortama uyum sağlayabilmek.
Bilmek adına bir reaksiyon olurdu.
Ya da yine eski Nurtaç'tan bahsediyorum.
Yıkıp geçmek ile bir reaksiyon olurdu.
Bu yıkıp geçme dediğimiz yerler nazının geçeceği yerlerde olur.
İşte bu ailen olur, çok yakın arkadaşların olur, partnerin, sevgilin olur.
Eski Nurtaç'ın reaksiyonları böyle olurdu.
Ya böyle gıgını çıkarmayan, sessiz kalması gereken bir yerde.
Gerçi çok sessiz kaldığım bir şey hayatımda çok nadir oldu.
Ya da yıkacak. Yani her şey elinden gidebilir, hayatından çıkarabilir falan.
Çok uçlara gidiyordu. Bu yeni yakın yaşadığım olayda hayatımda ilk defa böyle geri çekilebilmeyi, sessiz kalabilmeyi yani sessiz kalmayı ben kötü zannediyordum bu arada sanki işte haksız görüleceğim ya da
işte suçlu o yüzden bir şey diyemiyor bak bak falan diyecekler diye o eski cümleler kafamda yankılanabilirdi.
Ama bu sefer dedim ki sen İngilizce yine terim kullanacağım.
Keep your ground yani sen bir...
Kendini bir sakin tut, yerini bil, arkanda dur.
Kendi arkanda dur yani bir ayakların yere bassın.
Çünkü siz ne olduğundan emin olduğunuzda reaksiyonlarınız ona göre şekilleniyor.
Yani siz kendi bilincinizden, kendi davranışınızdan emin olduğunuzda çevrenizdeki insanlar size doğru çekilebiliyorlar.
Çünkü siz oraylara koşmaktansa sabit kaldığınızda ya da duruşunuzun ne olduğunu bildiğinizde İnsanlar öyle ya da böyle görürler ya da görmezler size çekilebiliyorlar.
Yine bu olayda şunu öğrendim bir de.
Herkes hayatta ulan bir şey olsun da ders çıkarayım, öğreneyim, kendimi geliştireyim diye bir hayat yaşamıyor.
Galiba bizler diyeceğim.
Hani siz dinleyenler, benim podcast'ını dinlediğim insanlar, ben.
yakınımdaki çok yakınımdaki insanlar neredeyse her gün şeyin peşindeyiz yani ben bu hayatı daha nasıl kaliteli yaşarım nasıl kendimi bulurum işte en iyi versiyonum daha daha daha gelişeceğim de yetişeceğim de pişeceğim
de diye çabalarken herkeste bu çaba olmayacağını olamayacağını bunun bir kapasite olabileceğini ben bilmiyordum yani belki çok safça bir yaklaşım
Ama bu bana yüklenmemiş yani.
Biraz onu da anladım.
Yani siz kendi arkanızda dururken kendinizi illa savunmak, horulurul gitmek zorunda olmadığınızı fark ederken karşınızdaki insan eğer size hala saldırma modundaysa işte bir tuşunuza basıp reaksiyon
almaya çalışıyorsa ve siz sessizliğinizi korudukça onun bir şey öğrenmesini hayal ediyorsanız sadece öğrenmek onun kararında oluyor.
Öğrenmek ve ona göre reaksiyon göstermek onun kararında.
Eğer o isterse olacak ve bunları kabul etmek de bir dersmiş, bir tecrübeymiş.
Biz hala buradayız bu arada. Yani biz öğreneceğiz, gelişeceğiz.
Ben hala bu kafadayım. Şimdi bir diğer çıkarımım burada.
Eğer karşınızdaki kişi öğrenmek istemiyorsa, gelişmek istemiyorsa onu orada bırakmak gerekiyor.
Yani illa kişiden bahsetmiyorum ama işte en zor böyle hayatın cilvesi olan kısım orada başlıyor bence.
Acı çekiyorsunuz, bir duygusal bağ yaşıyor olabilirsiniz.
Hele ki bizim toplumumuzda birbirine çok yakınlık, o ayrışamamalık...
oralardan koparken yani canından bir şey çıkıyor gibi oluyor bazen.
Yani çok yakının olmasa dahi insan olarak bence zorlanıyoruz.
Birisinin acı çektiğini görüp kendisine yardım edemeyeceğini gördüğünüzde o yardım istemedikçe sizin yardım edemeyeceğinizi anlamak acı veriyor.
Burada en güzel yaklaşım o acıya yoğunlaşmak.
Kişiye değil, kişinin gelişimine değil.
Sizin hissettiğiniz duygulara ve acıya yoğunlaşıp kendi tekamülünüz diyeceğim.
Yani oradan çıkarımlarınız olacak.
Diyelim ki siz de kendinizi çok da böyle hayal etmeyeceğiniz bir ortamda buldunuz.
Kendinizden vazgeçmek istemiyorsunuz.
Bu ne demek? İşte geri adım atmamak, kendinden ödün vermemek, duruşunu bozmamak, kararlı durmak, kendini ezdirmemek ya da biraz daha böyle bulunun pozisyonu savunmak, saygınlık kazanmak diyelim.
Şimdi bunlar hepsi ayrı ayrı ama bir yerde bütün.
Burada bence niyetler çok önemli.
Niyetin güç kazanmak mı, egonu mu şişirmek mesela.
Yoksa... Gerçekten kendine verdiğin değer.
Çünkü sen kendine değer veriyorsun.
Onu mu ortaya koymak istiyorsun?
Sen de o ortamda belirli bir alanı mı kaplamak istiyorsun?
Çünkü bazen eminim sizin hayatınızda da insanlar vardır.
Hiç kimsenin hayatına dokunmak istemezler.
Yer kaplamak istemezler. Sesleri çıksın istemezler.
Bu bir tercihtir bu arada.
Başka bir tercihte hayatta olduğunu buram buram hissetmek istersin.
Ben de buradayım dersin. Ama bu yıkarak yakarak değildir.
Sadece... Ben hep söylüyorum ya böyle yere basa basa, sağlam basa basa hayattan geçmek diye.
Kimisinin de böyle heyecanları vardır, böyle istekleri vardır.
Belki yine ölümsüz olma kaygısıyla bağlantılıdır, bilemiyorum.
Ama şimdi siz böyle bir konumda olduğunuzda karşınıza, inanın Türkçesi gelmiyor aklıma, iki tane outcome var.
Biri kısa vadeli, biri uzun vadeli.
Yani karşınıza çıkan sonuçlar diyelim.
Kısa vadede uğraşacağınız şeyler ve onların sonuçları bir de uzun vadede.
Belki şimdi o kısa vadede uğraşacağınız şeyler en böyle çirkin, uğraşmak istemeyeceğiniz, çetrefilli, daha karmaşık, biraz daha böyle entrikalı kısım olabilir.
Bu ne demek? Siz kendi arkanızda durduğunuzda çevrenizden gelen tepki, bencillikle suçlanmanız, belki aşağılanmanız, belki bir şeylerin yüzeye çıkması diyelim.
Yani sizin arkanızda durduğunuz anda hele ki kadınsanız ki dinleyicilerimin çoğu kadın, toplumu size atfettikleri, sesinizin daha az duyulması gerekliliği.
inancı vs. derken bir şeyle mücadele ediyorsunuz.
Kısa vadedeki ilk tepkiyle.
Uzun vadede ise iyi kotarılırsa bu süreç mükemmel bir şey çıkıyor arkasından.
Çünkü birincisi kendinize olan saygınızı kaybetmiyorsunuz.
Kendi arkanızdasınız.
Yani kendinizin ebeveyni oluyorsunuz.
Kendinizin annesi oluyorsunuz.
O şefkati içeriden işte elini tuttuğunuz kişi siz oluyorsunuz.
Bence bu zaten hayatta başınıza gelebilecek en güzel şey.
Yani tutun kendinizi dünyanın öbürcüne koyun.
Orada da Sağlamsınız anladınız mı?
Yani orada da başınıza bir şey gelmez.
Çünkü siz varsınız arkanızda.
O yüzden bunun uzun vadedeki çıkarımının dadından geçilmiyor bence.
Bir de yani olaylara da artık böyle yaklaşıyorsunuz başka olaylara.
Ya da kendinize olan özgüveniniz artıyor.
Benim de kısa diyeceğim bölüm bu kadar olur.
Yani hala konuşuyorum. Özetle bu sıra biraz beni sarsan, savuran, sert olan bir şeyle karşılaştım.
Ama kendimde en çok gurur duyduğum şey çizgimi hiç bozmadım.
Hayatımda ilk defa böyle sessizlikle cevap vermeye öğrendim.
Kendimi geri çekerek, sakinleştirerek işte hep böyle grounded diyoruz ya.
Kendini kök salarak, kök salarak, kök salarak.
Çünkü belki şey alışkanlıklarınız olabilir.
Bağırmazsam beni kimse duymuyor gibi.
Kök inançlarınız orada size zarar veren çıkarımlar yaptırıyor olabilir.
O yüzden oraları bir incelemek lazım.
Hemen her şeye anında sonuç almak zorunda değiliz bu arada.
Siz tepkinizi yine koyabilirsiniz.
Bu gürültülü ya da kavgalı olmak zorunda da değil.
Fakat ektiğiniz şeyin mahsulü sonradan da olabilir.
Yani hemen olmak zorunda değil.
Hemen bir şey kazanmak, kazanım, haklılık olmak zorunda değil.
Tüm bunlar cebimize güzel bir şey olsun.
Hayatta yol olsun.
Yolculuğumuzda yoldaş olsun.
Kendimden gurur duyuyorum diyeyim.
Yani çok çok içime sinen bir süreçteyim şu anda.
Bir seyahatim var.
Yurt dışına çıkıyorum. O yüzden...
Onun için de aşırı aşırı aşırı mutluyum.
Onun da konuşmasını yapacağız. Solos hayatları olacak.
Böyle umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
