
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Uzun zaman sonra ilişkiler hakkında konuşmaya karar verdim.
Bir süreleri böyle aman çok da kendi ilişkimi anlatmayayım gibi düşünüyordum ama dayanamadım.
Belki bir tık kendimi de öveceğim burada.
Çünkü son zamanlarda ben arkadaşlar TikTok'a düştüm.
Yani ameliyattan sonra buna ihtiyacım vardı gerçekten.
Böyle aldatma hikayeleri işte başıma gelen kötü hikayeler, narsist boyfriend ilişkileri falan.
Benim kafa yandı ama yanmasına da ihtiyacım vardı.
Beynimi kullanmadığım içeriklere acayip bir ihtiyacım vardı.
Dedikodu kaynıyor bu arada.
Yani kötü kötü hikayeler işte kaynana gelin kavgası.
Yani uzun zamandır böyle ihtiyacım olan toksik ortam şeyini aldım.
Merak etmeyin yani sakinleştim şu anda onu yapmıyorum.
Ama ameliyattan sonraki ilk hafta böyle tuvalete falan telefonla gidiyorum.
Hani ekran sürem gerçekten 25 saati bulmuştu.
Yavaş yavaş sakinleşmeye başladık tamam dengemizi buluyoruz.
Herkes sakin olabilir.
Ve bir de çevremdeki birkaç arkadaşımdan bazı olumsuz işte aşk ilişkileri, evlilik ilişkileri vesaire duyunca ben bir tık böyle bir coşkulandım.
Dedim... Bence birazcık konuşayım ben bu konuda.
Hem kendimden bahsedeceğim çünkü.
Çünkü burası benim podcastim.
Ama sizi de rahatsız etmeden.
Çünkü çok özelleştirdiğimde.
Hani psikolog gibi değil zaten. Burası daha çok sohbet etme yeri gibi.
Okey. Ama sıkmadan, çok da kendimi övmeden bazı konulara değinmek istiyorum.
Benim burada bir arkadaş grubum var.
Hepsi yabancı. Çoğu influencer o grupta.
Ama çoğu da benden çok genç.
Bence bu kısımlar çok önemli bak.
Erkek arkadaşı arıyorlar diyorum ki nasıl bir partner istiyorsun?
İşte uzun boylu olsun, finans sektöründe çalışsın ve bana çok iyi davransın ve işte şöyle olsun böyle olsun ama hepsi aşırı yüzeysel.
Hani karakteriyle alakalı çok nadir.
Hani zenginlik, seyahatler, gezme, uzun boy.
Ya uzun boy takıntısı ne bu kadar arkadaşlar bilmiyorum.
Benim hayatım boyunca uzun boy takıntım olmadı.
Ve ben aslında uzun boyu sevmiyorum.
Niye yanında küçücük hissettiğim bir adamı isteyeyim ki?
Yani bana göre ideal olan ölçü...
Benden bir kafa büyük. Hani kafamı kaldırınca öpebileceğim yerde, boynuna atlayabildiğim yerde, bayağı güreşebildiğim bir yerde olması her zaman daha çok hoşuma gitti.
Benim öyle uzun bir iki tane sevgilim olmuştur.
Bilmiyorum, beni çekmiyor galiba.
Yani bu tamamen kişisel bir tercih.
Sadece bu uzun boy mevzusundan bahsetmemin en en en büyük sebebi, bütün kızlar sanki böyle bunu istemek zorundaymış gibi davranıyor.
Gerçekten istiyor musun? Biraz sormak istiyorum bunu sana.
Gerçekten uzun boylu bir boyfriend istiyor musun yanında?
Hatta hayat arkadaşı. Şimdi bunun psikolojik sebebini anlayalım.
Yanında büyük bir adam durunca heybetli diye düşünüyorsun.
Ve bu beni daha çok koruyacak diye düşünüyor olabilirsin.
Hani bilinçaltında kadın olarak.
Ama işte her zaman bu böyle olmuyor.
Yani paketine göre bir şey alamıyorsun.
Belki dışarıdan çok güzel görünüyor adam.
Belki diyorsun ki vay işte çok da yakışıklı.
İyi de işi var. Ondan sonra ne bileyim evi barkı var, arabası var falan gibi.
Böyle yüzeysel değerlerde okey tamam.
Bunlar da önemli bu arada.
Ama yani karakteri...
Sana nasıl davrandı? Seni el üstünde tutabiliyor mu?
Mesela prenses gibi hissettirebiliyor mu?
Bugün de prensesler günüymüş ama bu bölüm yayınlandığında birazcık geç olacak.
Yani üstünden geçmiş olacaksınız.
Ama umarım sizi prenses gününde birileri prenses gibi hissettirmiştir.
Çünkü işte benim ilişkimde biraz bahsetmek istediğim şeyler bunlar.
Hani maskülenite ne demek?
Masküleniteyi biz acaba illa döşügıllı...
Masaya yumruğunu vuran adam olarak mı anladık?
Onu mu istediğini zannediyorsun?
Ya da onu istediğini zannederken acaba bu bir desen mi?
Senin kıramadığın bir desen mi?
Bir döngü mü? Bu sana gerçekten seni iyi hissettiriyor mu?
Kadın gibi hissettiriyor mu?
Bir de çünkü sosyal medyada şunlara da denk gelmeye başladım.
Artık erkekler çok prenses ve çalışmak istemiyorlarmış.
Ben gerçekten bakın uzun yıllardır date falan yapmadığım için bu dünyadan kopmuşum.
Ben bir erkeğin çalışmak istemediğini hiç duymamıştım.
Ama dedim ya TikTok'a düştüm bu sıra.
O yüzden oralarda duyuyorum ve çok ilgimi çekti.
Garibime de gitti, yargıladım da.
Yani bir erkek çalışmak istemiyormuş ve oyun oynamak istiyormuş falan.
Hani bütün gün. Okey. Ve dengeler böyle şaştığında...
Şimdi kadın bazen şey moduna geçebiliyor.
Hani ben güçlü bir kadınım, her şeyi kendim yapıyorum, her şeyi kendim halledebilirim diye böyle erir enerjiye tutunabiliyor.
Oysa ki kadın narin, gerçekten bak yani biz o kadar da haldur huldur canlılar değiliz bence kadınlar olarak.
Yani her şeyi ben halledeceğim şeyi yok bende.
Belki eskiden vardı, mecburdum çünkü.
Büyümeye çalışırken, hayat arkadaşım yokken, bir de Türk ortamında galiba kendimi korumaya çalışırken Türk erkeklerine karşı.
Daha asidim maalesef.
Hani bana böyle davranamazsın kardeşim falan diye erkek arkadaşlarımla konuşuyordum ben ve bana hep şey diyorlardı.
Bana kardeşim deme. Kavga esnasında kardeşim çıkıyordu ağzımdan.
Çünkü kendimi korumak için sanki onu yapmam gerekiyormuş gibiydi.
Bu arada ya... Birkaç kişi bana kendini acındırıyorsun diyor ama şunu söylemek zorundayım.
Ben babamı çok küçük yaşta kaybettiğim için dışarıdan da hani böyle kız çocuğusun, babasızsın.
Bayağı böyle şey yaratmaya çalışıyorsun.
Yani ben tough cookie'yim.
Bana yaklaşamazsın. Ben seni döverim oğlum.
Bu arada ben erkekle çok dövdüm küçükken.
Bana açılan kişileri dövüyordum.
Bana aşkını ilan eden erkekleri dövüyordum.
Sandalye fırlatmışlığım falan var.
Allah'tan disiplin cezası almamışım.
Gerçekten dövmüştüm.
Bir de tırnaklarım çok uzundu. Erkeklerin yüzlerini falan tırmıklıyordum.
Ellerini tırmıklıyordum. Öyle yani biz de bu yollardan şimdi narinim hiçbir şey yapamam diyorum da.
Yani şimdiki bütün cadalozlukları öncesinde kullandım.
Bütün kredilerimi kullandım.
Zekke bunları göstermiyorum.
Gösteremiyorum zaten öyle bir adam değil.
Hiçbir yerimi tetiklemiyor. Şimdi bu yerimi tetiklemiyordan kastım da aslında bakın o bütün uyarıcılarınızı açmanız lazım tamam mı?
Şimdi bu genel geçer dünyada birazcık şey ya ay ben bad boy seviyorum.
Bad boy sevmeyin. Arkadaşlar bad boy falan sevmeyin.
Ay güvenli erkekler sıkıcı.
Evet sıkıcı. Sıkıcı olsun ama sen evine geldiğinde huzur buluyor musun?
Ya sen huzur istiyor musun? Huzura önem veriyor musun?
Hayat arkadaşınla el ele tutuşarak bu hayattan geçmek istiyor musun?
Bir şeyler yapmak istiyor musun? Çünkü Mazlow var ya hani bir şeyler bir yere gelmeden sen kendini gerçekleştirme aşamasına geçemeyeceksin.
Barınman, yemen, içmen gibi aynı zamanda hayat arkadaşınla sürekli sıkıntı yaşıyorsan, sürekli bir turmoil halindeysen, evin içerisinde bir fırtına varsa ve sen onu sence seksi zannediyorsan ama kendini gerçekleştirme
aşamasına bir türlü... geçemediysen eğer aslında kendin gibi olamadan bu dünyadan göçeceksin.
Demek istediğimi anlatabiliyor muyum?
Aslında vakit kaybı yaşıyorsun sen böyle bir insanla ve bunu sevdiğini zannetmekle.
Çünkü bakın şu kısım çok önemli.
Sağlıklı, güvenli bağlanan erkeklere biz hemen sıkıcı diyoruz değil mi?
Ama bad boy nasıl? Sen o bad boyu alacaksın, ellerinle dönüştüreceksin ve onu evinin erkeği yapacaksın.
Okey. Gerçekten.
Gerçekten buna inanıyor musunuz mesela?
Ya da hadi inanıyorsunuz diyelim tamam mı?
Buna bu kadar emek harcamak istiyor musun?
Yani bir erkeği dönüştürme olayına o kadar emek harcayacağına kendine emek harcasan ve zaten o kalifiyede bir adam olsa karşına öyle birisi çıksa.
Çünkü şimdi benden bir abla tavsiyesi gibi olacak.
Yaşlarınızı bilmiyorum ama şunu söylemek istiyorum.
Sen kendini iyi yetiştirdiğinde, kendine iyi baktığında girdiğin ortamlar da ona göre şekilleniyor.
Ve senin o ortamlarda da sana benzeyen, senin kalitendeki insanlarla karşılaşma ihtimalin daha yüksek oluyor.
Çünkü o frekansta oluyorsun.
Ve yana yakala boyfriend arayın demiyorum bu arada.
Zaten sen kendine odaklandığında karşına kendisine odaklanmış bir insan çıkıyor.
Ve oradaki etkileşim, oradaki çekim daha doğal halde oluyor.
Ben Zek'le tanıştığımda bir erkek arkadaşı aramıyordum.
Yani görüştüğüm kişiler vardı ama Zek'ten önce bir 4 yıl kadar hiç sevgilim olmamıştı.
O 4 yıl öncesinde de çok aşık olduğum, çok sevdiğim yani bayağı ağladığım, zırladığım bir Türk sevgilim olmuştu.
2 ay yani beraberdik, 2 ayda uzaktan ilişki yaptık ama ben o 4 ayı bir türlü atlatamamıştım.
4 yıl boyunca öyle düşünün. Hani aralarda dediğim gibi çerezler vardı.
Tamam takıldığım çocuklar falan da vardı.
Ama benim takıldığım şeyler de bu arada ben baya hani şimdiki kızların bana kezban diyeceği modelde bir kızdım.
Hani cinsel ilişki falan yaşamıyordum.
Takılma dediğim işte kafeye gitmeye, yemek yemeye, mesajlaşmaya işte ben de senden hoşlanıyorum.
Bir tek o. Ve Zek'le karşılaştığımda aslında yani tanışma hikayemizi biliyor musunuz bilmiyorum ama ben bir iş görüşmesine gidiyorum.
Zek'le tanışmaya giderken.
Dans ediyordum. Dans koreografiyle alakalı bir iş ilanı görmüştüm.
Küçük bir tiyatro okulunun müzikali çıkacaktı.
Ben de böyle bir ilana başvuruyorum ve...
Tiyatroyu açan, kuran kişi Zek.
İlanı koyan kişi Zek ve beni interview yapıyor.
Yani benim Zek'le tanışmam bu.
Ben bir boyfriend aradığım için değil.
Bayağı kendi halimdeyim. Çin'de yaşıyorum.
Master derslerim var. Staj yapıyorum.
Mezun olacağım. Tez yazıyorum.
Ve bir yandan da çalışıyorum.
Birkaç işi aynı anda yapıyorum. Bayağı kendime odaklıyım.
Ve son o Türk sevgilimle şiddetli bir ayrılık olduğu için hani bayağı dramalı, ağlamalı, toksikli bir ilişki olduğu için uzun zamandır da erkek arkadaşa ihtiyacımın olmadığı hissindeyim.
Yani ben böyle iyiyim. diyorum. Yalnızım diyorum.
Ara ara dediğim gibi o delikler falan hoşuma gidiyor.
O kadar. Ve ben Zeki ilk gördüğüm anda aşık oldum.
Gerçekten yani oraya gittim.
Çok beğendim Zeki.
Gözlerini, ruhunu, enerjisini o kadar beğendim ki ve şeyim böyle ağzımı kapatamıyorum bütün iş görüşmesi boyunca.
Zek de aynı şekilde. İkimiz de birbirimize sürekli gülüyoruz.
Bir eğlence şeyi var aramızda.
Hani enerjisi var. Ve Zek beni işe aldı.
10 günlük bir çalışma yaptık.
10 günün sonunda da itiraf etti.
Yani çok hızlı oldu her şey.
Ve biz 10 yıldır beraberiz arkadaşlar.
Yani her şey çok hızlı oldu ama arada böyle hani ayrılık falan olmadı.
Sadece ben Türk kızı şeyini denedim tabii.
İstersen ayrılama oğlum, istersen ayrılama oğlum falan yaptığım zamanlar oldu ama Zeki böyle o tongalara düşmedi.
Hani onun için şey hani if you don't mean it, never mention it gibi bir şey.
Yani gerçekten istemiyorsan bunun lafını yapma deyince ha ha okey.
Hani Türklerli şey çünkü. Ayrılıyorum senden.
Hayır ben senden ayrılıyorum.
Ben önce ayrıldım falan hop ayrılıyorsun sonra 2 dakika sonra hadi barışalım.
Ağlama zırlama falan. Hepsini yaşadım merak etmeyin.
Bu. Yani
biz buyuz. Birazcık...
Kabul ediyorum ama uzun vadede bu partnerin hayatımda olmasını da istemedim.
Ne yalan söyleyeyim yani çünkü ben istemiyorum.
O kavgalar, emin olamamalar, kapı vurup çıkılması, bir şeylerin kırılması, bağırıp çağrılması.
Ben istemiyorum. Uzun vadede bunu istemediğimi çok iyi biliyordum.
Ve o yüzden aslında Türkiye erkek arkadaşımla çok kısa birliklerim olmasına rağmen aşırı kıskançlığı bir ilişkiydi.
Ve ben o kıskançlıktan ağlamalı zırlamalı moddan mutlu olmadığım için severek aslında ayrılmıştım o çocukla.
Yani öyle bir şey düşünün. Burada anlatmak istediğim olay şu ama.
Şimdi bilinç altında sen nasıl bir hayat istediğini çok rahat bulabilirsin.
Ve bunu değiştirebilirsin.
Belki geldiğin, gördüğün şey...
Daha çok toksiklidir. Okey.
Ama bunu istiyor musun mesela?
Hani o bad boy istiyorum diyorsun da bad boy iyi hale dönüşmeyecek muhtemelen.
Ya da onu dönüştürene kadar sen zaten çok yorulacaksın.
O git geller seni çok yoracak.
Buna karar verdiğinde ona hayır diyebilmek.
Canın acısa da o göğsün sökülse de.
Çünkü yaşadık yani.
Ben ayrılırken ayrıldıktan sonra hüngür şakırtlar, bu arada daha küçüktüm 22 yaşında.
O yaşların cilvesi de biraz bu oluyor, onun da farkındayım.
Her yaşın cilvesi farklı bu arada, hiçbir şeyi yaşla kategorize etmeye çalışmıyorum.
Sadece 20'lerin başlarında bu daha çok başımıza geliyor.
Fakat dediğim gibi bakın ben o yaşta bu öngörüye sahip bir insandım bence.
Ve Zek'le karşılaştığımda...
İlk yıllarımızda Zek'i sıkıcı buldum.
Çünkü Zek güvenli bağlanıyor.
İletişim kurmak da belki bir tık şeydi.
Çünkü oğlak burcu kendisi.
Yani aramızdaki şaka şu oluyor genelde.
Bir şey diyorsam ben Zek'e 3 gün sonra cevabı geliyor.
Yani Zek böyle hani I don't know what I feel right now.
Hani nasıl bilmiyorsun abi.
Ben de yengecim. Bir olay olmadan önce ben ne hissettiğimi biliyorum.
Adam oğlak o an ne hissettiğini bilmiyor.
Yani bizdeki böyle bir karşıtlığı zıtlığı düşünün.
O yüzden hani çok iyi anlaşıyoruz bazı konularda.
Ve ben bazen Zek'e şey diyorum.
şöyle hissediyorsun ama 3 gün sonra anlayacaksın.
Çünkü ben psychic bir kız olduğum için bunlar tırnak içerisinde.
İroni yapıyorum. Ama genel olarak bu yani.
Şimdi ciddiye dönüyoruz. Zevkle karşılaştığımda ben hani amibdalam burada güvendesin dedi.
Tamam mı? Ben güven ve huzura önem veriyorum.
Kendi ilişkimde dediğim gibi başlarda buna alışkın olmadığım için ve Zek çok kibar olduğu için, kavga etmediği için, kıskançlıkları olmadığı için sıkıcı buldum.
Çünkü Zek bad boy değil ve biz bad boyları sıkıcı buluyoruz.
Ama sıkıcı bulduğum anlarda bile kendime dedim ki Nurtaç seni döverim.
Kendimi. Bu çocuktan ayrılmayacaksın kızım falan gibi bir tehditle.
Yani şeyi söylediğimi hatırlıyorum günlük falan yazıyordum yine tabii ki de o zamanlarda.
Şey diyorum asla o ayrılmadıkça.
Asla ayrılmıyorsun Nurtaç.
Yani kendime öyle bir ultimatum verdim ki.
Çünkü şeyleri denedim. Zekle'de denedim bu arada.
Bak ben gidiyorum. Bak ben ayrılırım.
Bak ben öyle kolay lokma değilim falan.
İşte o atarlı giderli kız hemen ölmüyor.
Yani... Belki uzunca bir süre ölmedi.
İlla böyle şeyi göstermek istiyorsun.
Hani ben iteyim bakayım gidecek mi?
Ben bir cadalozluk yapayım bakayım gidecek mi?
Orada bir şeyleri de test etmeye çalışıyorsun.
İşte toksik yani yapacak bir şey yok.
Orada terk edilme korkum var.
Aman da terk edilmeyeyim diye ben terk etmek istiyorum.
Yani bunların altlarına az deşmedik yıllardır.
Sen kendi korkularını anladığında ve ilişkileri yaklaşımını anladığında en azından bir sakinleşiyorsun.
Sonuçta benim oradan kaçma isteğimin sebebi terk edilme korkum.
Yani başıma kötü bir şey gelecek.
En iyisi o kontrolü ben elimin altına alayım ve ben bitireyim.
Çünkü öyle olursa daha rahat olacak.
Hani benim kontrolümde ya.
Ben orada muhtemelen kendimce yani duygularımı daha iyi yönetebileceğim.
Ya da ağlayıp zırlayacaksam da benim kararım bu diyeceğim.
Yani insan orada en çok terk edilmekten korkuyor.
Çünkü bir reddedilme var orada.
İstenmeme işte. İstenmedin gibi.
Hani sevilmedin. Onlar şiddetli.
Fakat ya bununla yüzleşmek de aslında sana başka bir şey öğretiyor.
Onlarla yüzleşemedim galiba.
Hep ben böyle hani. Kaçmaya çalıştım, terk etmeye çalıştım, ayrılmaya çalıştım.
Eğer böyle bir şeyler ciddiye binecekse hemen koparayım.
Hani olmasın, bitsin gibi oralarda da bağlanma.
Problemleri çıkıyor işte. Hani kendini bırakmama, güvende hissetmeme.
O yüzden şimdi belki karşılaştığınız erkeklerin kapağı çok güzeldir.
Dışarıdan harika görünüyordur, diğer kızlar da beğeniyordur, diğer kızlar da onunla sevgili olmak istiyordur.
Ama bazı genelgeçer kurallar var.
Yani maskülenite esasen ne biliyor musunuz?
Sözünün eri adam, show up yapan adam.
Yani oraya gelen, orada olan, seni gören, seni duyan.
Senin sen olmana izin veren adam kişisi.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Yani her halinle sevildiğini bilmek demek.
Yani sen o lütuel feyizde krizler geçirirken adam sana gerizekalı ya ben bu işte seni çekmek zorunda değilim demeyen işte dur o zaman ben bir Çikolata alayım, masaj yapayım sana, sıcak suya ihtiyacın var mı?
Papatya çayı getireyim diyebilen adam.
Şimdi biz bunları belki günümüzde duyarsak ya sıkıcı işte, çok da pasif, çok da pısırık diyebiliriz.
Çünkü biliyorsunuz ben sosyal medyada içerik üretiyorum ve birçok insan Zeki pısırık da dedi.
Bu vur kafasına al lokmasıdır da dedi.
Oysaki içeriği kimse bilmiyor.
Ben Zeki yıllardır böyle guru gibi bakıyorum.
Benim bilgi adam olarak gördüğüm birisi.
Her şeyimi ona danışırım. Hani dışarıdan tamamen daha çirkefim ve daha dominantim.
Okey kabul ediyorum. Bence Zeki.
benim o tarafımı seviyor. Çünkü hani ateş ve toprak gibi düşünün.
Zek daha toprak, daha böyle yere ayağı basan kişi.
Ben de böyle burası çok sakin, azıcık rüzgar estirelim, azıcık tozu dumana katalım, hadi bakalım biraz kavga edelim diyen, biraz daha böyle eli avuca sığmayan birisiyim ve bunu böyle kabul ettiğimde aslında kendimi daha çok seviyorum.
Şöyle hatta şu an kendime sarıldım.
Kendime daha çok sarılıyorum. Bence bu çok tatlı bir şey ama işte hayat arkadaşınızın böyle olması lazım.
Ayakları yere basan, sırtınızı dayayabileceğiniz, bir ömür geçirebileceğiniz.
Evet belki hemen her yerde kolay bulunmuyor ama şöyle yaptığınızda işte kanallarınızı siz kendinize çevirdiğinizde, kendi gelişiminize, kendi ihtiyaçlarınıza çevirdiğinizde ve doğru alanlarda bulunduğunuzda yani doğru
mekanlara gittiğinizde karşınızdaki insanlar da ona göre çekiliyor gibi geliyor bana.
Yani doğru enerjide doğru frekansda olursanız eğer hani illa boyfriend arayın demiyorum o yüzden karşınıza biri çıkıyor.
Muhakkak çıkıyor. Yani diyorum ya benim bu kız arkadaşlarım uzun boylu olsun, finans sektöründe olsun, yıllık 500 bin dolar geliri olsun.
Eee adam sana hiçbir şey vermek istemeyebilir.
Ya da geçen Türkiye'deki arkadaşım da şey dedi gold digger kız istemiyorum.
Ve gold diggerlığı ne diye düşünmüş biliyor musun anlattığına göre hikayede?
Kızın ilk buluşmadaki yemeğini ödemek istememiş.
Kız gold digger olmaması için.
Arkadaşlar bırakın da erkekler ilk buluşmada yemeğinizi ödesin.
Lütfen ödetmeyin.
Ya bu bir centilmenliktir.
O kadar sık date'e çıkmayın o zaman mesela.
Eğer yemekleri ödemiyorlarsa.
Bilmiyorum müdahale etmeyeyim tabii ki de özel hayatınıza ama ya onun bir adabı var bence bir centilmenlik var.
Hani olay şeye dönmüş gibi geliyor.
Herkes o kadar speedy date modunda ki hani hızlı hızlı date'ler.
O yüzden böyle kimse kimseye yatırım yapmak istemiyor.
Zaman harcamak istemiyor. Para harcamak istemiyor.
Ama olay o mu? İstediğiniz şey o mu mesela?
Yani ben bir günde beş tane erkek gördüm.
Kendi içkimi aldım, yemeğimi aldım.
Okey eee? Hani ben oradan aldığım bir bilmiyorum beni tatmin etmezdi o mesela.
Daha... Ya kimse de yargılamak istemiyorum da böyle dediğim gibi ufak bir abla tavsiyesiyle girdim galiba bu bölüme.
Çünkü ben küçük yaştayken onu fark ettim galiba.
Yani başka bir sürü seçenek de vardı ama ben bana değer verilmediğini hissettiğim anda kaçarım oradan ya.
Kaçtım yani her zaman hayatım boyunca.
Evet bazen fazla yanlış anladım belki.
Çok hızlı geri çekildim.
Çok hızlı karar verdim. Ama içgüdülerim, koruma içgüdülerim bu yönde ilerledi.
Ve bence iyi kararlar aldım.
Benim hani o severek ayrılmam da dahil.
ve diğer Türk erkek arkadaşlarım da dahil ya da yabancı takıldığım çocuklar da dahil doğru kararlar aldığımı düşünüyorum.
Yani kaba olmasın ya da yanlış anlamayın lütfen sadece bu konuda söz söyleme hakkına o yüzden sahip olduğumu düşünüyorum.
Yani orada antenlerinizi açıp ya bu adam tamam hani Şu anda tutkuluğu, çekiciği, seksiği geliyor ama 95 yaşında benim şey öneğini veriyorum altını temizlemek istediğim adam.
95 yaşında yaşlanacağınız kişi mi o?
El ele tutuşabileceğiniz kişi mi?
Bu arada biliyorum hiçbir şeyin garantisi yok.
Yani yarın bir gün ne olacağını hiçbirimiz bilmiyoruz.
Umarım Allah güzel bir ömür verir.
Sağlıklı, uzun, hayırlı ömür verir hepimize.
Ama ben bugün varsa elinizde eğer bugünkü karar üzerine de bunu değerlendirmenizi çok isterim.
Gönlümden geçen bu. Yani o surface level olan şeyler, yüzeyselde iyi görünen şeyler güzel ama bir de içine iyi bakmak lazım.
Size değer vermiyorsa sündürmeyin.
Size değer vermiyorsa orada durmayın.
Çünkü kendi değeriniz düşüyor maalesef.
Bazı belirli genel geçer kurallar var.
Şimdi bunların hepsini burada tabii ki de aktaramıyorum.
Ama sizin o kendi algılarınız, kendi değer yargılarınız, kendi ihtiyaçlarınızı siz en iyi biliyorsunuz.
Onlara uymuyorsa... İleride değişir gibi düşünmek çok zor.
Gerçekten çok zor. Bilmiyorum.
Böyle bir bölüm çekmek istedim.
Sürçülüyü zannettiysem, yanlış bir şey söylediysem affola.
Dediğim gibi çok fazla kendi ilişkimden bahsetmeyi istemiyorum artık.
Ama bir yandan TikTok'a da hikaye anlatmaya başladım bu arada.
O kadar dinliyorsam benim de anlatmam lazımdı Storytime.
Hayatımı Değiştiriyorum serisiyle girdim.
Ve oradaki işte Çin'deki hayatımdan başlayıp buraya gelene kadar bir seri yaptım kısa kısa.
Dikkatinizi çekerse Türkçe bir TikTok'um var.
Nurtaş Türkelidenz. Oraya da gelebilirsiniz.
Bu arada Spotify'dan da beni takip etmeyi unutmayın lütfen.
Ve 5 yıldız verirseniz de ayrıca çok çok mutlu olurum.
Bu bölümle alakalı ne düşündünüz?
Bu tarz şeyler yapayım mı?
Devam edeyim mi? Bana haber verin lütfen.
DM yazabilirsiniz. Şu an böyle bir süreçten geçiyorsanız bana anlatabilirsiniz.
Çok da severim böyle şeyleri konuşmayı.
Bilmiyorum yani aşk gönül mevzuları benim hoşuma gider.
Anlatmak istediğiniz şeyler olursa DM'den ya da e-mailimden ulaşabilirsiniz.
Aşağıda yazıyor onlar. Öpüyorum.
Hafta yeni bölümüne görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
