
Evital, online sağlık hizmetlerini erişilebilir hale getiren bir dijital sağlık platformdur. Kullanıcılar; psikolojik danışmanlık ve beslenme danışmanlığı hizmetlerini online olarak alabilir, ücretsiz ön görüşmeyle ihtiyaçlarına en uygun uzmanı seçebilirler.
Daha fazlası için: https://s.evital.app/versiyon25 - VERSIYON25
VERSIYON25 koduyla ilk psikolojik danışmanlık veya beslenme danışmanlığı seansınız %20 indirimli.
---
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Bu bölüm ''Evital'' hakkında reklam içerir.
Transkript
Bu bölüm Evital'le ilgili tanıtım içerir.
Bir aylık Instagram detoksundan sonra geri geldim ve bugünkü bölümde bundan birazcık bahsetmek istiyorum.
Instagram detoksu derken hiç mi girmedim, hiç mi bakmadım?
Hayır, zaten birazcık onları konuşacağız.
Baştan söyleyeyim bu bölüm böyle bir anti-teknoloji değil.
Yani kesinlikle sosyal medya uygulamaları çok kötü, hepsini silin hayatınızdan çıkartın değil.
Ama İngilizce'de şu an yani Amerika'da yaşadığım için burada dönen şöyle bir cümle var.
Yani artık online olmamak, çabuk ulaşılır olmamak, bütün dünyada olanı biteni, arkadaşlarınız ya da tanımadığınız insanların hakkındaki hayatlarını hemen öğrenmemek yeni flex oldu.
Yani daha moda olan, daha cool olan şey olmaya başladı gibi diyebiliriz.
Ama bu haydi moda oldu o yüzden offline olalım değil.
Ama sosyal medyayı çok sık kullanmak ya da ekran süresi diyelim sürekli dijital olarak bir şeyler tüketmek bizi nasıl hissettiriyor, neden her anı dolu dolu yaşamamız gerekiyormuş gibi bir algı içerisindeyiz.
Günlük hayat akışımız, sosyal ilişkilerimiz, yaratıcılığımız, belki ruhsal tarafımız bu bölümde olacak.
Konumuzun derinliklerine detaylara girmeden önce bölümümüzün sponsoru Evital'le biraz bahsetmek istiyorum.
Daha önceki bölümlerde de bahsetmiştim.
Ben de Evital üzerinden psikolojik danışmanlık alıyorum.
Evital genel hatlarıyla kendi bünyesinde diplom olaylı sağlık profesyonelleriyle isterseniz beslenme danışmanlığı da alabiliyorsunuz ya da psikolojik destek alabileceğiniz dijital bir sağlık platformu.
Ücretsiz ön görüşme yaparak kendinize en uygun olan kişiyi seçebiliyorsunuz.
Avantajlı seans paketleri var mutlaka inceleyin derim.
Ödemelerde de taksit imkanı sunuluyor.
Ki bu da çok uygun bir seçenek.
Tüm görüşmelerinizi ve seans paketlerini versiyon 25 koduyla %20 indirimli alabiliyorsunuz.
Daha fazla detay için açıklamalara bakabilirsiniz.
Evet şimdi gelelim bizim detaylara.
Nereden çıktı bu Nurtaç?
Yani hep sosyal medya detoksu ya da dijital detoksan bahsediyorum.
Ama yıllar sonra ilk defa telefonumdan Instagram uygulamasını sildim.
Bu böyle bir anda olmuş gibi göründü.
Hatta sileceğim zaman zevk şaşırdı.
Hani emin misin? Hani silecek misin?
Çünkü bilmeyenler için söyleyeyim.
Sildiğiniz zaman bütün draft deniyor ya böyle hazırladığınız riyaslar falan gidiyor.
Bir birikim vardı orada. Hazırladığım şeyler de vardı.
Ama hepsini silmek istedim.
Bir böyle bir anda uyandım ve olmuş gibi oldu.
Ama öncesi var tabii ki de.
Öncelikle biraz akupuntur aldığım için onunla da alakalı olduğunu düşünüyorum.
Bir süredir hiçbir şey yapmadığım, sessizce kalabildiğim aktiviteler olmaya başladı hayatımda.
Bu akupunturla başladı dediğim gibi.
Çünkü iğneler batırıldığında hareket edemiyorsunuz, bir şey de dinlemiyorum.
Sadece kendi başıma sessiz sessiz duruyorum.
Böyle bir deneyim bana çok iyi geldi.
Çünkü son 1-2 yıldır aslında ben bunun üzerine düşünüyorum.
Youtube'da videolar izliyorum.
Sosyal medya, sosyal medyanın beynimizdeki etkisi vs.
Bir de üretici tarafında olduğum için aslında bir süredir içimden de gelmiyor yani bunu paylaştım sizinle.
Burada kendiniz olduğunuz için ürününüz yani yaptığınız çalışma, gösterdiğiniz içerikler sizin kendi hayatınız, özeliniz olduğu için.
Bir yerde kendi hayatınızı fazla göz önüne koymaktan dolayı bir ağırlık oluyor diyeyim.
Yani çok negatif bir şey beklemeyin oradan.
Bir de galiba yine benim kendi yapımdan kaynaklı.
Çünkü bazı insanlar çok keyif alıyor, çok mutlu oluyor.
Ben de bir dönem çok keyif aldım, çok mutlu oldum.
Fakat şu an aynı tatminliği alamadığım için biraz kendimi geri çekmeye başladım.
Bir de bunun üstüne biliyorsunuz zaten sağlık konularıyla alakalı bir süreçten geçiyorum.
O yüzden dedim ki bu çok güzel bir fırsat.
Ben Instagram webini sileceğim.
Çeçibiti'yi de sildim.
Bir sabah uyandım ve ikisini de sildim.
Dediğim gibi zevk çok şaşırmıştı.
Ve ilk 2-3 gün falan yoksunluğunu hissettim.
Sonrasında aklıma dahi gelmedi.
Asla bakmadım değil.
Çünkü web üzerinden yani bilgisayarımın üzerinden kullanmadığım Google'umdan.
Bırakmıştım Instagram'ı yani oraya tekrardan girmiştim.
Bazen sildim. Oradan da tamamen çıkış yaptım.
Tekrardan girdim. Çünkü DM'ler benim için önemli.
Oradaki mesajlaşmalar benim için önemli.
Bir de bu esnada şeyi de gözlemlemiş oldum.
Arada girdiğimde böyle ana sayfadaki fotoğrafları falan gördüğümde bana ne hissettirdiğini tekrardan gözlemlemiş oldum.
Özlemiyorum özetle. Fakat geri döneceğim merak etmeyin.
Tamamen sosyal medyayı bıraktığım gibi bir şey de yok.
Ya da dediğim gibi ben bir sosyal medya karşıtı değilim.
Sadece sosyal medyanın beni kontrol etmesinin tam tersine çevirmek istiyorum.
Yani ben sosyal medya ve sosyal medya kullanımımı daha çok kontrol edebilmek istiyorum.
Bu süreyi sınırlamakla da alakalı değil bazen.
Çünkü giriyorum mesela Epe'ye.
Bir yorum gelmiş, bir mesaj gelmiş ya da ana sayfada arkadaşımın yaptığı bir şeyi görüyorum.
Yemek mi yemiş, dışarı mı çıkmış, tatile mi gitmiş, arkadaşlarıyla mı?
Sonra şunu fark ettim. Tanıdığım ya da tanımadığım herkes benim beynimde kira vermeden yaşıyor.
Bu kadar insanla alakalı, bu kadar bilgi alabilecek kapasitemiz yok bizim.
Hele ki bir de doom scrolling huyunuz varsa, yani o kısa kısa videoları sürekli ittirerek ittirerek izliyorsanız, ben sıfır izlemiyor değilim, burada yalan söylemeyeceğim.
Ama izlerken başım falan dönmeye başlıyor artık, yani birazcık rahatsız oluyorum.
Orada çok fazla bilgiye çok hızlı bir şekilde maruz kalınıyor.
Birçok duygu üst üste yaşanıyor.
Uzun zamandır bunu yapmak istediğimi söylüyordum aslında size ya da çok sık telefon kullanmamamız gerektiğinden falan da bahsediyordum.
Bunu uygulamaya başladıktan sonra yaşadığım ilk deneyim, umarım ilginizi çeker bu örnek ama, çocukluk, işte ortaokul, lise, üniversite dönemimdeki anılarım, hayatımda böyle aklıma gelmeyen, unuttuğumu
düşündüğüm anılarım gün yüzüne çıkmaya başladı.
Böyle aa böyle bir şey olmuştu, şöyle bir şey olmuştu ya da benim içimi ısıtan, benimle alakalı bilgi veren, geçmişimden gelen bazı şeyler gözümün önüne gelmeye başladı.
Bunun en büyük sebebi beynimde yerler açıldı artık.
Sürekli başka bilgiler dolmadığı için.
Bir rahatlama, bir boşalma gibi düşünebilirsiniz.
Aynı zamanda şifalanma da düşünebilirsiniz.
Çünkü sıkıştırdığınız, depoladığınız, tam belki o duygu süzgecinden geçiremediğiniz şeyler aslında gün yüzüne çıkıyor.
Belki yüzünüze tebessüm, belki ufak bir hüzün, belki bir kırgınlık.
Ama o duyguyu yaşıyorsunuz.
Vücudunuzdan çıkmaya başlıyor.
Anılarınız vücudunuzdan çıkmaya başlıyor.
Bu herhangi bir bilimsel bir dayanağı yok bu arada.
Sadece gerçekten gürültüyü azaltınca hayatımdan, o sürekli verimli olacağım, sürekli bir şeyle ilgileneceğim, sürekli kendimi...
kendimi sürekli dikkatimi dağıtacağım kaygısı azaldıktan sonra muhtemelen beynimde yerler açıldığı için dediğim gibi boşalma ve bence şifalanma olmaya başladı.
Birisi bu kadar sosyal medya kullanmakla alakalı şöyle bir örnekte bulunmuş.
10 tane espresso kahvesi içtiğinizi düşünün ve vücudunuzun sakin kalmasını bekliyorsunuz gibi.
Çünkü bu kadar bilgi, bu kadar dopamin fazlalığı...
Vücudunuzda aslında toksik bir reaksiyon verebiliyor.
O yüzden burada aslında ana konumuz bunu kontrol edebilmek.
Yani sosyal medyada çok kötü sakın paylaşım yapmayın, hayatınızı göstermeyin, kimseyle interakt kurmayın değil.
Burası o kadar altın değerinde bir çizgi ki.
Yeteri kadar. sizin o günlük akışınızı almayacak, hayatınızdan çalmayacak, böyle o telefonları hop sak in alıyorsunuz ya, öyle olmayacak şekilde daha bilinçli bir kullanım üzerinden hayatınızı
entegre etmek. Biliyoruz ki bu uygulamaları hazırlayanlar, bizi bordanları sokanların arkasında müthiş bir psikolojik çalışma var.
Burada kimyasal uyarıcılar var ve birazcık...
Addiction'ı tetikleyen şeyler var.
Belki olumsuz kelimeler kullanıyorum burada ama bağımlılık seviyesinde oluyor.
Hep şey diyoruz ya iki dakika bakayım çıkayım.
Tuvalete telefonla gidiyorsun işte.
İnstagram'a bakayım çıkayım.
Ama orada gerçekten beyninizin çalışma halinden bahsediyorum.
Yani kimyasal verilen tepkilerden bahsediyorum.
Sizin için iyi olmayan bir reaksiyon var burada.
Ya ürün alıyorsunuz diyelim.
Ya kendinizi kıyaslıyorsunuz diyelim.
Ya bir anda duygularınız değişiyor.
Çünkü üzücü bir haber görüyorsunuz.
Başka ülkede yaşanan şeyleri görüyorsunuz.
Belki felaketler... Kaygınız orada tekrardan etkileniyor, artıyor, aksiyetiniz artıyor.
O yüzden bir şeye maruz kalmak, yani bu ilk defa ben söylemiyorum, ilk defa benden duymadınız çok yeminim.
Bazen de tekrardan hatırlamamız ve hatta mümkünse uygulamamız burada bizim için faydalı olan oluyor.
Offline olmak artık yeni flex oldu dedik.
Bu birazcık Gen Z'nin kullandığı jargon aslında ya da internet.
Dili diyebiliriz. Flex oldu yani daha cool olan, sizinle alakalı böyle güzel bir ifade gibi.
Artık kendi hayatınızı çok paylaşmamanız, belki çok göstermemeniz, o spotlight efektin dışına çıkmanız biraz daha istenilen, aranılan, daha ihtiyaç duyulan gibi olmaya başlandı.
Bunun bir sebebi öbür türünü çok fazla yaptık.
Yani çok fazla tüketildi, çok fazla kullanıldı.
Neredeyse tanıdığımız herkes artık influencer.
Ve burada çok fazla bir akış var.
Kendimi de dahil ederek söyleyeceğim.
Hepimiz her şeyin uzmanı olduk.
Yani internete giriyorsunuz çok fazla bilgi var ve herkes çok bilen kişi olarak konuşuyor.
Hatta bununla alakalı şöyle bir analoji kullanılmış.
Düşünün ki bir odada bin kişi var ve herkes size başka bir yön gösteriyor.
Yani şunu yap bunu yap buraya git şöyle git.
Biz buna aynı anda maruz kalıyoruz gibi düşünebilirsiniz.
Hatta yemek konusunda bazı komik videolar var.
Tam yumurta yiyecek kişi yumurta yemeyin sakın çok sağlıksız işte yulaf yiyecek sakın yulaf yemeyin.
Hani su içecek sakın su içmeyin.
Sürekli bir şeye maruz kalıyoruz o taraftan.
Gerçek olmayan hayata fazla empoze olmuş bir şekildeyiz.
Yani normalde şey deniyor ya, yaratıcılığınız aslında sıkıcılıktan beslenir.
Biz sıkılmayı istemiyoruz.
Böyle boş anımız kalmasın.
Sürekli bir şeye gülelim, eğlenelim, bak komik videolar izliyoruz falan diyoruz.
Ama işte o yüzden altını çizmek istiyorum.
Beynimiz hiç sessiz kalamadı.
Hiç sıkılamadık. Hiç kendi sesimizi duyamadık.
Hiç böyle kendi düşüncelerimizle baş başa kalamadık.
Çünkü bunun korkutucu tarafı var.
Artık alışkanlığımız da değil bu.
O yüzden böyle yapışık hale geldik.
Ama... Yaratıcılığımız, bizimle alakalı unique taraflarımız, bize ait olan şeyler, belki yapmak istediğimiz, değiştirmek istediğimiz şeylerden uzaklaşıyoruz.
O yüzden şey deniyor yani brain fog.
Yani orada beyinde sis başlıyor.
Siz artık belki uzağı hatta yakınınızı görememeye başlıyorsunuz.
Artık oradaki sisin gücüne göre diyelim.
Bu da belki bizi birazcık içsel huzurumuzdan uzaklaştırabiliyor.
Burada tamamen böyle felaket senaryoları yazmıyorum.
Sadece olaya birazcık daha gerçekçi yaklaşalım isterim.
Fokusumuzu etkiliyor. Yeteri kadar artık odaklanamamaya başladık.
Zaten attention span'dan hep bahsettik.
Yani eskisi gibi bir şeye odaklanıp kalamıyoruz.
İsteyerek ya da istemeyerek muhakkak kıyaslamalar yapıldığı için aslında beyniniz sürekli bir reward sisteminde ilerliyor.
Yani ödül almaya çalışıyoruz.
Onlar da kısa vadeli işte algoritmalara göre çalışan bir sistem üzerinde olduğu için biz o umutla o uygulamaları kullanıyoruz.
Reward almak ne demek? Sizle alakalı, iyi hissettiğiniz, dopamini alacağınız bir içerik peşinde koşmanız gibi düşünebilirsiniz.
Aslında teker teker bunun peşinde oluyorsunuz videoları izlerken.
Yani abi kereli video göreyim ve çok güldüm ve eğlendim ve vücudum rahatladı değil.
Vücudunuzun rahatlayacağı şeyler aslında gerçek hayatta olan şeyler.
Mesela bugün terapistim şey önerdi bana.
Bazen sadece parkta yürümek bile seni çok farklı bir şekilde stimüle edeceği için beynini daha çok rahatlatan bir aktivite oluyor.
Belki resim yapmak, sessizlikte oturmak.
Yani hiçbir şey yapmamak değil mi?
Biz bundan çok bahsediyoruz, çok duyduk ama gerçekten hiçbir şey yapmadan durabiliyor musunuz?
Bir de çünkü multitasking alışkanlığımız da olduğu için verimli olma tuzaklarından kaynaklı.
Yürürken bir şey dinleyeceksiniz, yemek yerken bir şey öğrenmeniz gerekiyor.
Eğer trashy bir şeyler izlerseniz vaktiniz boşa gitti gibi böyle okumalarımız var.
Hatta bir arkadaşımdan örnek vermek istiyorum size.
Bu biraz ilgimi çekti. Bir sevgilisi var arkadaşımın.
Ayrılmayı düşünüyor kız. Birkaç sebebi var ayrılmak isteğinin.
Ama şu sebep benim birazcık garibime gitti.
Kız dedi ki işte çocuk kız arkadaşıyla bazen oturup bir şeyler izlemek istiyormuş.
Yani hiçbir şey yapmadan. Kız da diyor ki yani bununla ben rahatlamıyorum.
Kitap okursam, jime gidersem, koşarsam.
Daha çok stimüle oluyorum ve ben öyle rahatlıyorum dedi.
Aslında bunu anlıyorum. Hem belki yaşından kaynaklı henüz 25 yaşında daha genç ve kariyerine çok düşkün şu anda.
Ama duyduğum şey birazcık şu oluyor yani her gün yapmıyorsun zaten bunu.
Her gün yapmamalısın belki de oturup saatlerce bir şey izleme okey.
Ama bunu kendine hak görmemesi bu anlamda dikkatimi çekti.
Çünkü bazen evet gerçekten de hele ki belki hayat arkadaşınızla partnerinizle hiçbir şey yapmadan boş bir şey izlemek.
Bilmiyorum çok öznel bir konu galiba.
Daha rahatlatıcı olabiliyor yani sürekli kitap okumak da sürekli bir şey peşinde koşmak da aslında yorucu geliyor bana.
Dediğim gibi tamamen kişisel yani belki ben yaşım ve yaşadığım şeylerden kaynaklı şu anda buna ihtiyaç duyuyorum diyelim.
Biraz daha özelleştireyim bu konuyu.
Sosyal medyayla alakalı bu konuyu kendim için de araştırırken birkaç analojiye denk geldim.
Onları da sizinle paylaşmak istiyorum.
Umarım çok karamsar gibi gelmez ama...
Bence kafamızda netleştiren analojiler olacağını düşünüyorum.
Bir tanesi diyor ki seçenek ilizyonu.
Arabayı senin kullandığını zannediyorsun ama direksiyon GPS'in elinde.
Yani sen sende olduğunu zannediyorsun bütün seçeneklerin.
Ama bazen maalesef başka bir direksiyona çekilmiş olabiliyorsun.
Burada hepsine teker teker çok girmeyeceğim ama daha önceden de bahsetmiştim.
Böyle kendi sevdiğiniz şeyler acaba gerçekten sizin sevdiğiniz şeyler mi?
Yoksa çok gözünüze çıkan, daha moda olduğu söylenen, kabul görmüş olan şeyler mi?
Bir diğeri bağ kurduğumuzu hissediyoruz ama izole yaşıyoruz.
Çünkü çoğumuz evlerimizde yalnız başımıza sosyal olmaya çalışıyoruz.
İnternet dünyasında, dijital ortamlarda.
Bu da buradaki analoji de şöyle tanımlamış.
Diyor ki çok susadığını düşün ama tuzlu su içiyorsun.
Aslında susuzluğun gitmedi.
Burada da ıslız adamın sonu gibi oldu.
Kardasın, donuyorsun, çok uykun var ama ölüyorsun diyordu ada.
Çok da seviyorum burada.
Ben nasıl izledim bunu kaç kez izledim bilmiyorum.
Zekere izlettim hatta. Buradan sonra analojileri okumak istiyorum hızlı hızlı.
Yoksa öbür türlü 30 dakika olacak bölümümüz.
Bir diğer örnek diyor ki çok fazla bilgiye maruz kalıyorsunuz.
Yani çok fazla giriş var.
Bu da eşittir. Anksiyete ve uyuşukluğa neden oluyor.
Ve hafızanızda da yer kalmamaya başlıyor.
Başta da bahsettiğim gibi şimdi sürekli bilgi girişi azaldığı için benim eski hafızam ortaya çıktı.
Yani önceki anılarım aklıma gelmeye başladı.
Öbür türlü artık hafızanız dolmuş ve hiçbir şey kafanızda kalmıyor oluyor.
Bu kadar bilginin girip çıkmasında şöyle...
tanımlamış. Birazcık bilgisayar gibi düşünün kendinizi.
Çok fazla tap open ve artık dondunuz.
Hani bazen bilgisayar böyle yuvarlak yuvarlak dönüyor ya hani hiçbir şekilde ilerlemiyorsunuz.
Onun gibi düşünebilirsiniz.
Bir sonraki birazcık bu karşılaştırmadan bahsetmiştim ama şu analoji çok hoşuma gitti.
Evde bir sürü ayna olduğunu düşünün ve her yansımada sizden daha güzel bir görüntü var.
Anlatabildim mi yani? Sosyal medyaya baktığınızda aslında işlenilmiş bir insecurity yerleştiriliyor orada.
Sanki herkes sizden daha güzel ve siz sürekli o aynalara bakıyormuşsunuz gibi hayal edebilirsiniz.
Ay bunu düşününce çok üzücü aslında ama bu kafamızda uzun süreli kalabilir bu örnek.
Odak noktasının bozulmasıyla alakalı da şöyle söylemiş.
Uzunca bir süre alçıda kaldığınızı düşünün ve sonrasında ağırlık kaldırmaya çalışıyorsunuz.
Yani çok zor artık ona odaklanabilmeniz gerçekten çok zor çünkü kas kaybı da yaşandı.
Diğer birkaç analojiden zaten bölümün başlarında bahsetmiştim.
Şimdi buradaki çözüm hadi app'leri silelim ve artık asal sosyal medya kullanmayalım değil.
Biz bu app'leri aslında araç olarak kullanacağız.
Bizi yönlendiren, hayatımıza yön veren, sürekli kendimizi kıyasladığımız ya da elimizin ilk gittiği yerler değil.
Bunun için de analojiyi şöyle belirtmişler.
Düşünün ki... Kumandayı bırakıyorsunuz, elinize bir kalem alıyorsunuz ve siz yazar oluyorsunuz.
Yani sen yazıyorsun bunu. Tüketilmekten ziyade neyi tüketeceğine sen karar veriyorsun.
Daha bilinçli davranıyorsun.
Uygulamaları kısıtlayabilirsin belki.
Çünkü biliyorsunuz ki sosyal medya aslında...
Ücretsiz değil, ücretsiz gibi görünüyor ama dikkatimizi alıyor, belki huzurumuzu alıyor, belki birazcık neşemizi alıyor.
Birçok insan o yüzden son zamanlarda sosyal medyayı bırakmaya başladı ve raporlar bayağı iyi bu arada.
Yani sosyal medyadan uzaklaştıktan sonraki hayatlarındaki etkilerinden çok olumlu bir şekilde bahsediyorlar.
Ben de geri dönmeyi düşünüyorum, tamamen bıraktım gibi bir şeyden bahsetmiyorum.
Bu ara bana çok iyi geldi.
O sessizlik, uzaklaşabilme, uzaklaşabildiğimi görebilmek de bana çok iyi geldi.
Bana mesaj atanlara ayrıca teşekkür etmek istiyorum bu arada.
Beni merak eden, ilgi gösteren herkese ayrıca teşekkür ediyorum.
Ve hep sitesi üzerinden baktığım zaman onlara cevap vermiştim zaten ama buradan da ayrıca teşekkür etmek istedim.
Podcastlere de devam ettik.
Burada da ayrıca ekibime teşekkür etmek istiyorum.
Çünkü bölümleri önceden hazırlamıştık.
Onlar sağ olsun benim bu sessizlik dönemimde gerçekten hazırlanmış bölümleri teker teker yayınladılar, ilgilendiler.
O yüzden buraya da ara vermemiş olduk.
Şimdi aynısını tekrardan yapmak istiyorum.
Hani ekimi de böyle toparlayalım istiyor.
İyi ki buradasınız. İyi ki dinliyorsunuz.
Son olarak 5 yıldız verirseniz bir de En İyi Versiyonun hesabını takip ederseniz çok daha mutlu olurum.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
