
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümde Nurtaç; eşi Zach'in kendisine yaptığı yorum ve eleştiriler sonrasında yaşadığı farkındalıkları, kendisindeki etkisini, sosyal medyadaki kazancı ve daha fazlasını anlatıyor.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Ay çok büyük cümleler kurmaya geldim bugün.
İlk cümlemiz I am back bitches.
Ne anlatıyor bu diyenlere?
Aslında son zamanlarda ne kadar belli ettim, ne kadar anlattım, ne kadar anlaşıldım tabii ki de bilmiyorum ama bilenler biliyor.
Ben Haziran'dan beri garip bir dönemdeyim.
Türkiye sürecim çok işe yaradı aslında.
Gerçekten en en ihtiyacım olan şey buymuş.
Hatta şunu fark ettim yurt dışında yaşıyorsanız mutlaka yılda bir kere Türkiye'ye gitmeniz gerekiyor.
Ama gitmişken kendinizle vakit geçirmeniz gerekiyor.
Çünkü her dönüşümde...
arkadaş, aile ziyareti yapmam ya da zeki eylememden dolayı kendimle buluşamıyordum.
Bildiğiniz üzere bu yaz kendimle vakit geçirebildim.
Bir buçuk ay Türkiye'de yalnız kaldım.
Bir arkadaşımın evine çöktüm.
Resmen sağ olsun evi boştu.
İzmir'de kendi başıma kaldım.
Üç hafta ve hayatımda geçirdiğim en güzel günlerden bir tanesiydi.
Çünkü tiyatroya gidiyordum, konsere gidiyordum, arkadaşlarımla buluşuyordum, denize gidiyordum, diğer şehirlere gezmeye gittim falan.
Gerçekten içime sinen bir yaz oldu.
Döndüğümde annemle döndüm.
O süreç de beni birazcık yani yordu.
Annem döndükten sonra da çalışmama kararı aldım.
2-3 aydır çalışmıyorum.
Yani hiç çalışmıyorum. Çok çok az iş birliği yaptım.
Çalışmamaya ihtiyacımın olduğunu fark ettim.
Çok şükür diyeyim hani maddi olarak belki buna ortamım olmasına rağmen kendime yüklediğim yüklerden dolayı bir türlü kabullenemiyordum.
Çünkü para kazanmıyorsam değerimin de azaldığıyla alakalı bir algı var bende.
Kök inancım var. Ne kadar o inanca dokunmaya çalışsam da ne kadar ilgilensem de onu çok üzerimden silkeleyemedim.
Hala da silkeleyebilmiş değilim bence ama en azından dinlenme sürecini kendime verebildim.
Yılın sonuna kadar hiçbir şey yapmayacağım diyordum.
Artık 2025 kaç yıl olduğunu unuttum.
Artık yeni yıl başladığı için hadi bir yerden bir şeylere başlayalım diyerek aslında galiba giriş yapmış oldum.
Yeni döneme, yeni sürece, yeni hislere, yeni eramıza diyeceğim.
Çünkü hep dönemlerden zaten bahsettim.
Önceki bölümlerden biliyorsunuz.
Şimdiki erama olanı olduğu gibi kabullenmek, inanç ve de have fun demek istiyorum.
Şimdi bu nereden çıktı önce onu konuşalım.
Gitgeller çok yaşayan bir insanım.
Yani keşke evreka dediğim anda kalabilsem.
Evreka dediğim yerde kalabilsem.
O duyguları, o hisleri bir yerlere taşıyabilsem.
Çünkü bir şeyi bir yere getiriyorum.
Sonra onu unutuyorum.
Değil mi? O yüzden şu son birkaç ayda aslında iyi gidiyordum.
Sanatçın Yolu kitabı da iyi gidiyordu.
Son bir aydır yine bir dalgalanma yaşadım.
Son bir aydır yine paniyim, ansiyetem arttı.
Ve Zek de sohbet ederken şey dedi yani fark ediyorum son bir aydır yine geri döndün o hislerine.
Çünkü başta da bahsettim para kazanmadığımda kendimi eksik hissediyorum.
Sanki bir şeyleri doğru yapamıyormuşum gibi hissediyorum.
Bu başlarda böyle değildi sanatçının yolu kitabını yaparken sonlara doğru yine bu periler geldi bana.
Sonra Zek şey dedi yani yine o moda geçtin.
Bence dedi yani beni silkeleyen, bana beni hatırlatan, tekrardan böyle kendime döndüren iki uyarı da bulundu.
Hayatınıza böyle partnerler seçin bu arada.
Sizi hatırlatan partnerler seçin.
Kapatıyoruz parantezi.
Bir dedi inancın eksik.
Hala dedi tam inanç gösteremiyorsun.
Hala işte bu evren olabilir, spritüel.
Bir şeylerin senin hizmetinde olduğunu, senin yolunda olduğunu, akışta olacağını hala tam bir teslimiyet göstermiyorsun dedi.
O kadar doğru ki hala böyle alttan altı bir şeyleri kontrol etmeye çalışıyorum.
Sanki... Ben yapmazsam onlar olmazmış zannediyorum.
Benim bir şeyleri elde etmem için benim bir şeylere gitmem gerekiyor zannediyorum.
Oysa ki senin olan sana gelir diyoruz bunları.
Kısmetin de varsa olur diyoruz, nasipse olur diyoruz.
Ama buna ne kadar gerçekten teslimiyet ve inanç gösteriyoruz hepimiz bilmiyorum.
Benim inancım eksik maalesef çünkü unutuyorum.
Ya da her şeyin kendi kontrolümün altında olduğunu zannediyorum.
Bir ikincisi de de, bence bu da çok önemli.
You don't have fun. Yani bundan keyif almıyorsun.
Bir şeyi eğlenceli bırakmıyorsun.
Bir şeyden keyif aldığında onu paraya dönüştürme gibi bir kaygın var dedi.
Bu da çok doğru. Yani hobi yapmak artık hobilerden bahsettiğim bir bölüm var aslında.
Sanki belirli bir yaştan sonra zaman kaybı gibi geliyor.
Aslında öyle değil. En crucial şeylerden bir tanesi baktığınızda.
Ama evet dedim çok haklısın ve hemen günlüğüme yazdım bunları.
Bir dedim. Birazcık daha inanç göstermemiz lazım.
İki, artık keyif almam lazım.
Yani ne yaparsam yapayım, ondan eğlenmeye bakmam lazım, ondan keyif almam lazım.
Mesela ben örgü örmeye başladım.
En son ortaokulda örgü örmüştüm.
Yani 20 yıldan bahsediyoruz burada.
Ve hatırlamıyorum tabii ki de.
Sadece bir modeli hatırladığım için ondan gidiyorum ve atkı yapıyorum şu anda.
Aklı ilk gelen şey dağ.
Ama böyle kap kalın bir şey oldu.
Sonra dedim ki kalın olsun abi.
Ben onu bir tarz yaparım. Üzerine dantel alacağım.
Şimdi dantel işlemesi yaparım.
Boncuk koyarım. Değişik bir şey yaparım.
Ya dedim yani kendi tasarımım olur.
Yani sadece hobi olduğu için de aşırı aşırı aşırı keyif alıyorum.
Bir de biliyorsunuz ellerle yapılan her şey farklı bir tatmin veriyor insana.
Üretkenliği de hissettiriyor.
Sanatçının yoluna tekrardan başladım.
Ve gelmek isterseniz arkadaşlar Instagram'da grup kurduk.
Şu anda 85 kişiyiz.
Yani pazartesi bu bölümü dinlediğiniz itibariyle başlayacak.
Yine de katılabilirsiniz.
Belki ilk haftayı geç yaparsınız.
Zor yetiştirirsiniz ama en azından 12 hafta zaten.
Bir yerden yakalamış olursunuz bizi diye düşünüyorum.
Çünkü yani ödev gibi görmezseniz gerçekten çok güçlü bir kitap bence.
Beni de böyle kendime döndüren bir kitap oldu.
Bir diğer şey paylaşacağım bunu.
Flamenco derslerine yazıldım.
Yine yazıldım diyorum bu arada lise çocuğu gibi.
Flamenco benim kanımda olan bir dans.
Yani gördüğümde elimin ayağımın titrediği müziğiyle böyle çok heyecanlandığım, çok seviyorum.
Türkiye'de de cipsi dansı çok seviyorum.
Roman dansını aşırı seviyorum.
Muhtemelen önceki yaşamlarımdan birinde bir çingeneydim.
Zaten bu hayatta da ufak tefek o traitlerim olduğu için o özelliklerim.
Yani çingenlik var hala üzerimde.
Ablamlar falan bazen onu çok çingensin der.
Kavga ederken görmüyor beni.
Artık öyle kavga etmiyorum da.
Küçükken çok çingenleşiyordum ya.
Neyse. Ama flamenco benim için çok değerli bir dans çeşidi.
Sonunda yapacağım ya.
İnşallah haftaya başlıyor dersler.
İnstagram'dan da göstermeyi düşünüyorum.
Bunu bu sefer böyle çok saklamayacağım.
Çünkü oyunculuğu hala göstermedim.
İnstagram'da. Niye bilmiyorum.
Niye bilmiyorum. Yani onun da videosunu yaparız bence.
Bir de Instagram'a az önce post attım dedim ki I am back.
Şimdi I am back bitches. Orada bitches demedim de.
Biraz şöyle oluyor. Uzun zamandır yakın arkadaşlarımla bile buluşmak istemiyordum.
Gerçekten enerjim yoktu.
Restoranlarla çalışmak istemiyordum.
Normal şartlarda belki bunu buradan aktarmak anlamsız gelecek ama.
New York gibi bir yerde restoranlarda bedava yemek, influencer olmak bunun bir perk yani ya da evime gelen hediyeler, markalarla işbirlikleri ya da ücretli işbirliklerine bile kapalıydım.
Çok saçma. Oysa ki ben restoran keşfini çok seviyorum.
Yemek yemeği aşırı seviyorum.
Hediyeleri seviyorum. Yani bütün bunlardan keyif almama rağmen ücretli işbirliklerini bile istemiyordum.
E-maillere cevap vermiyordum.
Gerçekten böyle bir tükenmişlik demeyeceğim de o geçiş süreci diyeceğim.
Yani hiç içimden gelmiyordu.
New York çok da pahalı bir yer olduğu için dışarıda yediğiniz yemek TL birimine çevirmeyin hemen ama iki kişiye bir 150 dolar bıraktığınızda ve ben bunu haftada bir kere yapayım diyeyim gerçekten pahalı.
Böyle 600 dolar 600 lira gibi düşünmeyin lütfen.
Burada 600 dolar...
Kazanmak çok zor yani 600 lira gibi değil burada da.
O yüzden şimdi zevkle date night yapıyoruz ya da arkadaşlarımla yemeğe çıkıyorum.
İnfluencer olmayan arkadaşlarıma da bir yemek ısmarlamak istiyorum sosyal medyadan dolayı.
Sadece Instagram'da artık restoran videoları yapmanın anlamsız olduğunu şöyle fark ediyorum.
İzlenmiyor. Çünkü takipçimin çoğu benim Türkiye'de.
Buradan oraya hitap etmem aslında daha mantıklı.
En azından dedim ki orta yolu bulacağım.
Yani bilingual bir kanalım.
Ben bir markayla çalışacaksam bilecekler.
Yani ben Türk'üm ve ona göre işbirliği olacak.
Bu özgüven bu kadar kolay gelmedi diyeceğim.
Yani önce nereye ait olduğumu nasıl...
negotiation yapmam gerektiğini bilemedim, bulamadım.
Zaten New York'a gelene kadar ben influencer gibi de hissetmiyordum kendimi.
Çünkü çevremde hiç influencer yoktu.
Şu anda çok güzel bir arkadaş grubum var.
Bilgi de paylaşıyoruz birbirimizle.
Hangi marka ne kadar vermiş falan yavaş yavaş anlatmaya başladık.
Çünkü o tarz bir güven de hemen oluşmuyor influencerlar arasında.
Burada kendime şöyle kredi vermek istiyorum.
Genelde bunu ben başlatıyorum.
Hangi restorandan ne kadar almışım?
Hangi markadan ne kadar almışım?
Paylaşıyorum, gösteriyorum. E-mail veriyorum.
O yüzden bunun da bir şekilde yolu açıldı gibi geliyor bana.
Umarım devam eder. Ve işbirliği yapma heyecanım da biraz daha gelmeye başladı.
Instagram'dan ya da YouTube'dan beni takip ediyorsanız aslında gerçekten çok keyif aldığım bir şey değil.
Markalarla çalışmak, sürekli böyle promotion gibi göstermek.
Gönlümden geçen keşke platformlar yeteri kadar para verse hiç markalarla çalışmasam.
Çünkü YouTube'un ödediği rakam aşırı komik.
Telefon faturamı anca öder burada deyin size.
Tamam çok sık video yapmıyorum ya da viral videolar olmuyor.
Keşke öyle olsa belki 5000 dolar falan gelir aylık.
O zaman okey olurum bu arada.
Bir de Instagram mesela önceden kazandırıyordu.
Neredeyse maaş kadar kazanıyordum.
Ama şu anda 7 milyon izlenmeye 70 dolar falan veriyor diyeyim size yani.
O yüzden o da çok saçma yani 70 dolar yok.
Yani çok şaka gibi yani 7 milyon aylık engagement alıyorum ve 70 dolar ödüyor meta.
Metadan gelen faturaları görseniz böyle bazen 10 dolar falan gönderiyor bana şey diyorum yani ben onu sana geri vereyim ya da kahve alırsın kendine falan diyorum.
Çok saçma yani o platformdan o tatmini almadığınızda ki TikTok da bu konuda çok kötü anca canlı yayın falan yapacaksın.
Sıkılmamın sebepleri bunlardı ve biliyorsunuz aylardır da bahsediyorum yani sosyal medya benim full time işim zaten olamadı hiçbir zaman kendimi de full time gibi göremedim orada.
Arka planda yapmak istediğim birkaç şey var.
Umuyorum 2025'te biraz böyle ufak ufak tohumlarını atmaya başlıyoruz gibi.
Çünkü yılın başına kadar gerçekten elime temel şeyden çekmiştim.
Şu an bir tık böyle kıpırdanmalar oluyor ama geçen bölümde de bahsettik.
Olana kadar anlatmayacağım.
Sadece başlığı bilin.
Size bir şey anlatacağımı bilin.
Bir de siz de bunu yapıyorsunuz.
Bu örneği görün. Yani hemen herkes her şeyinizi anlatmayın.
Bir şey anlatacağım sana deyip konuyu orada bırakabilirsiniz.
Şey diyebilirsiniz işte ben şu an bir proje üzerine çalışıyorum.
Detaylar henüz yok.
Birkaç ay sonra haber vereceğim diyebilirsiniz.
Çünkü ben de artık bunu bu şekilde cover ediyorum.
Gönlümden geçen hemen anlatmak.
Bir diğer olmazsa olmazdan bahsedeceğim şimdi.
Bunu ne olur her yerimize yazalım ya.
Kapılara, duvarlara, bacalara, tepelere, çatılara neresini bulursanız ne olur yazın.
Spor olmazsa olmaz.
Kendi sporunuzu kendinize uydurabilirsiniz.
Yani ne tür bir spor yapmak istiyorsunuz.
Ama size söz veriyorum.
Bir günde spor yaptım diyebileceğiniz bir şey bulun.
Bütün modunuz değişecek.
10 dakika mı? Yap onu.
10 dakika yürümeli şey mi?
Egzersiz mi? Yap onu.
10 dakika yoga mı? Yap onu.
Ben her gün spor yapıyorum diyebileceğim bir şeyi bul ve yapış.
Benim şu anda YouTube'dan izlediğim...
spor egzersizleri var.
Bir buçuk yıl önce kalçamı incittim aslında.
O videolara dikkat etmeniz lazım.
One leg burpee yaptığım için resmen böyle kalçana bir ses geldi ve ilgilenmedim.
Ama birkaç ay üzerine basarken inanılmaz böyle ağrıyordu.
Kayropraktiğe gittim. Biliyorsunuz o manuel tedavici var ya çıtır çıtır.
Muhtemelen onu da yapmamam gerekiyordu.
O da işe yaramadı. Sonra galiba 3-4 ay fiziksel tedavi mi?
Physical terapi. Fizik tedavisi.
Turkish. Okey.
Bye bye. Şey var ya bilingual.
Bilingual oldum yani iki dilde gitti.
Neyse eğer öyle videolarla çalışacaksanız ne olur dikkat edin.
One leg burpee falan sakın yapmayın.
Bir de tenis. Yani benim için aşırı güzel ve önemli yeri olan bir spordur.
Bir de pickleball diye bir şey var.
Türkiye'ye henüz gelmedi o. Pickleball tenisle masa tenisinin çocuğu diyebilirsiniz.
Yani dört kişi oynanıyor.
Büyük raketi yok ama masa tenisinden biraz büyük bir raketi var.
Normal tenisinden de daha küçük işte.
Daha böyle elinizde hissettiğiniz bir raket.
Ve aşırı keyifli.
Umarım Türkiye'ye bir an önce gelir.
Kafayı yiyeceğiniz kadar keyifli bir spor bence.
Ama tabii dört kişi olmanız gerekiyor.
Çatadanak yapamıyorsunuz.
Genelde kortlara gittiğinizde belki başka bir çiftle grup alıyorsunuz.
O da güzel oluyor. Yani şu anda böyle hareketli sporlarda tenis ve pickleball aşırı aşırı ilgimi çekiyor.
Bir de evde... YouTube'dan video izleyerek ufak egzersizler yapıyorum.
Gerçekten bütün modumu etkiliyor.
Flamenco'ya yazıldığım için yine yazıldım diyorum.
Ne denir bunun yerine ya? Kayıt olmak mı?
Hepsi çok lise çocuğu gibi geliyor.
Yazıldım. Şiir derslerine yazıldım.
Allah'ım. Flamenco'ya gideceğim için aşırı heyecanlıyım.
Çünkü benim için hatırlarsanız yazığım bir bölüm yapmıştım.
Bunu unutursam bana hatırlatın diye.
Ben dans ettiğimde en çok kendime yaklaşıyorum.
Oraya gitmem lazım abi.
O ayaklarımı yere vurmam lazım.
O çatır çatır sesi duymam lazım.
O ayakkabıyı giymem lazım.
O eteği fırlatmam lazım benim.
Anca öyle rahatlayacağım.
Neyse şu anda o yüzden I am back bitches diyorum.
Böyle kendimi yine kendimle çok yakın görüyorum.
Burun burunayız şu anda. Ve biraz daha rejuvenated diyeceğim.
Yani bir İngilizce kullanmamı belki sevmiyorsunuz ama aralara da böyle istem sesi serpiştiriyorum.
Kendime gelmiş gibi hissediyorum.
Daha böyle enerjik hissediyorum.
Bu arada bunun sözünü de vermiyorum.
Yani yarın bir gün yine düşebilirim.
Bundan bahsettik. Ama en azından yeni yılın enerjisi bana böyle bir sprinkles hissi verdi.
Üzerime böyle bir şeyler fırlatmışsın gibi bir his var üzerimde.
Ama abartmıyorum da bunu.
Ya da evet abi bu yıl çok farklı olacak.
Bak her şey değişecek falan da yapmıyorum.
Sadece şu anki hissiyatım bu.
Bir şeylerin de ufak ufak başlangıcı olmaya başladı.
Sporla beraber gelen enerji bana çok iyi geldi.
Şimdi dans ve işte diğer aktivitelerle de çeşitleniyor.
Bölümü bitirmeden şu kutsal iki şeyimizi hatırlayalım.
Biri inanç. Gerçekten sürece inanmak.
Olacağına inanmak. Senin olanın sana geleceğine inanmak.
Ve biraz oralarda sakin olmak.
İkincisi de have fun.
Yani zevk almayı, keyif almayı da unutmamak.
Bunlar beni gerçekten kendime getiren şeyler oldu.
Buradan Zeki'ye tekrardan teşekkür ediyorum.
Zek bölümlerimi dinlemiyor ve bölümü bitirmeden önce size bir şey söyleyeceğim.
Tepkinizi almak istiyorum ama yine de yapacağım bu bölümü.
Bir bölüm Zek'le çekmeyi düşünüyorum.
Komple İngilizce olacak. Yani komple demeyeyim de aralarda Zek Türkçe konuşur illa ki.
Çoğunlukla İngilizce olacak.
Tepkiniz nasıl olur? Keyif alır mısınız?
Dinlenir mi bilmiyorum ama bir bölüm Zek'le çekmek istiyorum.
Ne dersiniz? Yorum yapabilirsiniz bölümü çekmeden önce ama muhtemelen bu ay gelecek öyle bir bölüm.
Diyorum. Teşekkür ediyorum dinlediğiniz için.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Takip etmiyorsanız kanalı takip edebilir misiniz?
Çünkü o önemliymiş.
Böyle takipçi sayısı arttıkça biraz daha öne çıkıyorum dinlenmelerde.
Dinleyip beğenip bir de arkadaşlarınızla paylaşırsanız da ekstra mutlu olurum.
Buraya kadar dinlediyseniz zaten mutlaka yaparsınız bunu.
Demek ki beni bu kadar destekliyorsunuz demektir.
Teşekkür ediyorum. Bay bay.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
