
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Ses ses ardına bakarken.
Acayip böyle astroloji havasına sokmuyor mu şu mikrofon?
Videokestleri sevdik gibi bu arada.
Güzel dönüşler alıyorum. Çok teşekkür ediyorum.
Ben de bir gaza geliyorum.
Bu arada üzerimdeki gömlek canım annemin 21 yaşındayken diktiği gömlek.
Pantolonum da ben diktim ama görünmüyor.
Söyle. Dünyadaki en güzel hobi bu olabilir bence.
Kendi kıyafetini dikip onu giymek.
Bilmiyorum ya tasarımı, dikimi, giyimi her şeyle acayip sevdiğim bir hobi oldu.
Instagram'dan da bazen paylaşıyorum zaten Nurtaş Türkiye'de bakabilirsiniz.
Bir de... Şimdi burası çok önemli çünkü sonları ekliyorum ve genelde dinlemiyormuşsunuz çok üzüldüm.
En son diyorum ki Spotify'da en iyi versiyonu hesabını takip ederseniz çok mutlu oluyorum.
Bir de 5 yıldız verirseniz çünkü bizi bu sıralamalarda öne alıyor.
Yani başka bir getirisi yok merak etmeyin.
Bir de takip ederseniz bana ekstra bir motivasyon alıyor.
Böyle büyüdüğümüzü hissediyorum, görüyorum.
Dediğim gibi video keslerinde...
Dur nefes alayım arada. Ay koştur koştur.
Hani sürekli koşmamaktan bahsedip heyecan geliyor.
Çok heyecanlıyım. Heyecanlı kızım.
Bu videokestleri de beğendiğiniz için buradan böyle devam etmek istiyorum.
Bakalım. Şimdi bugünkü konu ve başlık birazcık dramatik gibi yani içimizdeki eksiklik ama kendi üzerimden böyle geniş çerçevede düşünmeyin ama kendi üzerimden örneklerle açıklamak istiyorum.
Biliyorsunuz ben uzun zamandır terapi alıyorum çünkü çok seviyorum.
Yani kendimi anlamak, tanımak gibi geliyor bu bana.
Son çalıştığımız ekolde serbest çağrışım.
Şimdi serbest çağrışım genelde aklınıza gelen her şeyi söylediğiniz bir formül.
Hemen böyle teşhis bekliyoruz, hemen elinize bir reçete verirsin, şunu yap bunu yap densin ve...
hemen halledelim, işte olumsuz özelliklerimizden kurtulalım gibi bir beklenti olabiliyor bende en azından öyle.
Ve terapistim bu konuda beni çok güzel durduruyor, yönetiyor bence.
Özellikle şunu söylüyorum, teşhis ihtiyacın yok ya da teşhis sana...
Yardımcı olacak bir şey değil.
Çünkü bazen elimde kağıt kalemle şey gibi bekliyorum.
Ne ihtiyacım var çabuk söyle gibi.
Adam oralarda beni güzel, koca oralarda beni güzel yavaşlatıyor bence.
Ki biliyorsunuz yani yavaşlama çalışmaları yapıp hala çok zorlanan birisi olarak sürekli bunları hatırlatıyorum kendime.
Umarım siz de hatırlıyorsunuzdur.
Belki denemelere başlamışsınızdır.
Başladıysanız bana muhakkak ulaşın.
Yani bir e-mail'e de Instagram'dan atıyorsunuz zaten.
Konuşuyoruz bazen. Bekliyorum.
Bu mesele de şöyle doğuyor bende.
Dedim ya terapiye gidiyorum, anlatıyorum, anlatıyorum, anlatıyorum.
Genelde cevap şey gibi oluyor yani bunları söylerken ne hissettin?
Şimdi ben bu bölümde sizinle bunu birazcık paylaşmak istiyorum çünkü bence bu bana çok yardımcı oluyor.
Bazen anlattığımız konu bir şeyin ürünü.
Olayın kendisi değil. Yani altında yatan bir sebep var, doğru.
Altında yatan bir duygu var, motivasyon var, bir yara var orada.
Bazen hani travma var, bilmiyorum artık nasıl tanımlarsanız.
O yüzden şimdi bütün bu anlattığımız olaylar, işte o bana bunu dedi, şöyle oldu, ben böyle hissettim, oraya çağıralım, gitmedim.
Aklınıza gelebilecek herhangi bir hikaye aslında bir şeyin ürünü, değil mi?
Savunma mekanizmamız, projeksiyonlarımız, işte bizim kendi duygularımızı başkasını projekte etme.
Ben bunu çok yapıyorum maalesef.
Şey gibi oluyor bazen. Beni sevmedi diyorum mesela işte bir yere gittik bir şey yaptık.
Bence benden çok hoşlanmadı galiba bu teklifi bana vermeyecek gibi çıkarımlarım var.
Zihin okumalarım falan var biliyorsunuz.
Yani bütün Türkler şey zaten voodoo olduğumuz için çok iyi zihin okuyoruz.
Oralarda şöyle kendimi durdurmaya başladım.
Diyorum ki belki de bugün sen kendinden çok hoşlanmıyorsun Nurtaç.
Belki de bugün sen kendini çok beğenmedin.
Hani sanki sen kendini beğenmediğin için başkaları da seni beğenmeyecek gibi bir algın olabiliyor.
Yani burada yine dürüst oluyoruz kendimize.
Buraları yakaladığımda öncelikle kendime kızıyorum diyorum.
Buraları yakaladığımda öncelikle bir sakinleşiyorum.
Yani burada iki katman var tamam mı?
Bugün hep böyle katmanlar konuşacağız.
Burada iki katman var. Birincisi muhtemelen genelde böyle oluyor.
%90 benim projeksiyonum.
Ben o gün kendimi beğenmediğim, belki kıyafetimi beğenmedim, belki düşüncemi beğenmedim.
Enerjim orada değildi. Yani konuştuk bu geçenki bölümde cycle sinking.
Yani modunuzda değilseniz bazı şeyleri iyi yapsanız bile güzel görünmüyor gözünüze.
Ve siz beğenmeyince başkaları da beğenmiyormuş gibi geliyor.
O yüzden oralarda yakalıyorum kendimi.
İkincisi diyelim ki karşınızdaki kişi beğenmedi.
Değil mi? Bu niye bu kadar önemli?
Bunların arkasında değiştik zaten.
Ona ihtiyacı dedik işte reddedilmeler vesaire.
Zaten bugünkü konu biraz daha böyle reddedilme kısmını alacak benim üzerimde.
O yüzden hani oralarda da tetiklenmem normal, doğal okey.
Ama bu neden bu kadar önemli dediğimde oradaki etkisi de azalıyor.
Anlatabildim mi bilmiyorum. Yani şöyle ben kendimi sosyalleştim de dışarı çıktım da işte risk aldım da hayata karıştım da vesaire katmanlar var sürekli ve anlattığım hikayeler dediğim gibi tüm bu duyguların esas tabandaki
duyguların ürünleri oluyor.
Ve benim terapiye götürdüğüm şeyler bu ürünler oluyor.
O yüzden genelde terapistim ürünlerle ilgilenmiyor.
O yüzden terapistim ürünlerle ilgilenmiyor.
Şu soruyu yöneltiyor bana genelde.
Bunu söylerken ne hissettin?
Ya bu beni acayip kendime götüren bir şey oluyor.
Böyle haa okey. İşte anlatıyorsun anlatıyorsun şey gibi bekliyorsun.
Çünkü bazen karşındaki insan o dedikoduya karışsın.
İşte şikayet ettiğin kişiyi o da kötülesin gibi ufak bir beklentimiz olabiliyor maalesef.
Yani bu arkadaşlarımızda da öyle.
Sadece terapiste değil tabii ki de.
Ama karşındaki insan şey deyince bana bu kadar şey anlattın da.
Hani sen bunlar yaşandığında ne hissettin ya da bana bunu şu an anlatırken ne hissediyorsun?
Beni böyle durdurduğunda bazen ağlama oluyor böyle.
Bir çözülmeye geliyor.
Çünkü içerideki duyguya dokunmuş oluyoruz.
Hani neyse eğer onun duygusu ondan konuşmaya başladığımızda çözülmeye başlıyor.
Şimdi çözülme deyince hemen yüzde yüz kurtulmak değil.
Sadece gerçek araya dokunmuş oluyoruz aslında.
Burada bir diğer şimdi bu içimizdeki eksiklik mevzusuna da şöyle bağlamak istiyorum.
Benim içimdeki eksiklik.
Terip seansı. Bilmiyorum sizi ilgilendiriyor mu bu kadar detayı ama biraz anlatmak istiyorum galiba.
Çok uzun zamandır ben bu hayatta güvende hissetmekle alakalı sıkıntı yaşıyorum.
Şimdi bu atlı koşturmalardan falan bahsettik ya bir türlü gerçekten dinlenememek, gerçek molalar verememek vs.
Bunların arkasındaki en büyük motivasyon yani esas problem benim kendimi güvende hissetmemem.
Zaten bu fight flight modu ya da survivor modunun da bununla alakası var.
Şimdi uzun bir terapi seansı olacak ama ya da çok mu özel konu olacak bilmiyorum.
Ama bendeki çıkış noktası aslında bir ebeveyn kaybıyla başlıyor.
Hayatın ne kadar kırılgan olmasıyla alakalı ölümün...
Her an kapıyı çalmasıyla alakalı ya da bir yakınınızı bu kadar yakınınızı kaybettikten sonraki dönüşümle beraber hayattaki o kırılmayı çok kolay atlatamadım bence.
O yüzden çok uzun zamandır hayatımın uzun bir bölümünde güvensiz hissediyorum.
Bunu böyle günlük hayatınızda ay bugün de güvensizim dediğiniz bir şey değil.
Yaptığınız eylemlerde işte kendinizi kurmaya çalıştığınız çevrede, evinizde, işinizde, evliliğinizde birçok şeyin altında aslında güven arayışınız olabiliyor.
Bu kötü bir şey değil bu arada. Yani kötü bir şeyden bahsetmiyorum.
Ay burada güven arayışım varmış o zaman kendimi de işte çayırlar içmenlere atıvereyim, riskler alayım da değil.
Ya da ay çok mu güvenli alandayım işte bu kötü mü gibi sorgulamalar da değil.
Sadece şundan hoşlanıyorum ben.
Yani kim olduğunu bulma çalışması çok önemli ya ben kimim?
Bir de kim olmak istiyorum? Bu ikisi arasında bence birazcık fark var.
Yani kim olduğun özünde...
Çoğumuz uzaklaştık ondan. Çünkü kafalarımız dağıldı, dikkatimiz dağıldı.
Bir de kim olmak istiyorum? Kim olmak istiyorum yolculuğunda zaten birçoğumuz başka şeylere takılıyor.
Başka insanlarla karşılaşıyor.
İşte çevrendeki insanlar onların düşünceleri seni inanılmaz etkiliyor.
Doğduğun evdeki sen ile şu anki sen arası zaten yani fark olmaması anormal olurdu.
Ama demek istediğimi anladınız galiba.
O yüzden şimdi kim olduğumu bulmak ayrı bir mesele.
Güven korkusundan dolayı mı bazı şeyleri yapıyorum?
Neden hayata bu kadar böyle tutunmaya çalışıyorum gibi sorgulamalarım var.
O yüzden bir şey olduğunda kendinize bu...
O katmanlı soruları sormanızı ben öneririm.
Yani bu bölümün amacı o aslında.
Bir şey olduğunda olayın kendisiyle ilgilenmekten ziyade arkasında ne var?
Benimki gibi olabilir mesela sizin de probleminiz.
Belki küçük yaşta anneniz babanız ayrıldı.
Belki siz de bir kayıp yaşadınız ya da ilgi görmediniz.
Kötü şeyler yaşandı evinizde.
O yüzden hayatınızda o çocukken kuramadığınız bir şeyi yetişkinliğinizde de kurmaya çalışıyorsunuz.
Ama şimdi burada güzel bir fark var.
Küçükken bu duyguyla baş etme yönteminiz işe yaradı.
Yine... Güneşin üzerime gelmesiyle.
Akşam güneşi. Küçükken baş etme yöntemleriniz işe yarıyordu.
Onlar sizin sisteminize girdi.
Ve bunlara parçalar deniyor aslında bir ekolde.
Şimdi o parçalar sizin parçalarınız.
Belki 4 yaşınızdaki versiyonunuzda takılı kaldı.
4 yaşınızda işe yaradı. 6 yaşınızda işe yaradı.
12 yaşınızda işe yaradı. Bilmiyorum artık.
Fakat şimdi bilmem kaç yaşındasınız.
20 plus 30 plus değil mi?
Hepimiz artık kocaman insanlar olduk.
4 yaşındaki haliniz artık işe yaramıyor.
Yani onun o küçük hali, kırılgan hali, olmasın diye kaygılı hali, hani tekrardan bu duyguyu yaşamayalım diye kaygı gösteren hali artık bugün işe yaramıyor.
Ama bu eşittir kötü mü?
Değil. Hani bunu da çok söyledim ama artık işe yaramıyor.
Önemli olan... Tamam işe yaramıyor ama vücudumuzdan böyle teker teker leşlerle alacağız, çıkartacağız ve artık bunlardan kurtulacağız.
Yepyeni varlıklar olacağız değil.
Çünkü bir kere bunlar sistemimize girdi.
Bunlar bizim parçalarımız oldu.
Benliğimizin bir bölümü oldu.
Bizi biz yapan şeyler oldu. Yani bunlar iyi ya da kötü.
Belki kötü gibi bahsediyoruz travmalarımızdan, acıyan yaralarımızdan.
Ama bunlar bugün bizi biz yaptı.
O yüzden mesela ben şeyi çok severim.
Yaralı şifacı, arketipini çok severim.
Başka insanları anlayan, paylaşımı yapabilen halimi çok seviyorum.
Eskiden canımın acıyan...
yerlerini şimdi başkasında gördüğümde sanki o his paylaşımını ben seviyorum şahsen.
Yani hissedebilmeyi çok seviyorum.
Bilmiyorum fazla sensitif bir insan olduğum için de olabilir.
Bugün yapacağımız şey ise o parçaları görüp vücudunuzda Benliğinizde neredeyse artık hissettiğiniz yerde onlara birazcık kulak vermek.
Aslında yapacağımız şey bu yani bir şey eksik bir yerlerde tutunmaya çalışıyoruz.
İçimizde bir kırılganlık var ve genelde savunma mekanizmalarından bahsettik.
Yani ya tersini yaparız ya fazla telafi gösteririz ya böyle tamam artık benden bir şey olmaz dersin geriye çekilirsin.
Hani canın acımasın diye yöntemler buluyorsun.
Tekrardan hani acıdığını görülmesin diye bazen deriz yani fazla yapmakta mesela.
Hayır ben hiç ilgilenmiyorum benim hiç canım acımadı.
diye tepkide gösterebiliyorsunuz.
Ama canının acıması aslında güzel bir şey.
Vulnerable olmak güzel bir şey.
Yani canının acıdığını söyleyebilmek güzel bir şey.
Çünkü oradaki arayı görüyorsun, oraya dokunuyorsun.
Bazen bence önemli olan sadece orayı görmek, oraya dokunmak ve bu kadar.
Ben bugünkü sorgulamalarımda, kendi günlüklerimde bu katmanlarla ilerliyorum aslında.
Sorularımı bu şekilde soruyorum.
Hani şey gibi anlatıyorum kendime.
Mesela... Sorularımı bu şekilde soruyorum.
Mesela bugün günlüğümü yazarken bu taktiği uyguladım.
Böyle biraz daha katmanları açarak kendime sorular sorarak ufak bir terapi gibiydi aslında kendime yaptığım.
Birazcık şey üzerinden gitti. Sosyal medya biliyorsunuz hani anlattım aslında.
Bir tarafım tamamen sosyal medyadan çıkmak istiyor.
Yani podcast ya da video cast değil merak etmeyin ama bazen şey diyorum hani hiç Instagram'ım olmasa ne olur?
Bir 6 ay belki denerim.
Siz ne düşünüyorsunuz? Altı ay bir detoksa giresim var.
Instagram'ı tamamen kapatıp.
Merak ediyorum çünkü o halimi.
Bu sorgulamada burayı baz aldım.
Dedim ki sosyal medya. Sosyal medyada ne olmak istiyorsun?
Ne tür videolar yapmak istiyorsun? Ne tür videolar yapmak istemiyorsun diye kendi kendime böldüm.
İstemediğim yerden devam ettim.
Ne istemiyorsun? İşte mesela artık tepki videoları yapmak istemiyorum.
Komik videolar yapmak istemiyorum.
Sonra olay şuraya geldi bak neden istemiyorsun?
Ya onlar çok lakayt duruyor, çok işte cıvık duruyor, sevmiyorum.
Kendi kendime cevap veriyorum. Neden sevmiyorsun?
Yeteri kadar saygı görmüyorum.
Eğer çok komikse videolar, çok cıvıksa mesela saygı duymuyorum.
Neden saygıya ihtiyaç duyuyorsun?
Çünkü orası işte böyle katman katman girdiğim bulduğum bir yer oluyor benim.
Neden saygı göstermesine ihtiyaç duyuyorum?
Şimdi orası benimle alakalı bir yer.
Orada zaten bir şeyi gördükten sonra diyorsun ki tamam.
Bir şey bulduk. Ve sonra yine kendime döndüğümde ben kimim kısmına geldiğinde ben aslında her duyguyu taşımayı, barındırmayı ve paylaşmayı seven bir insanım.
Yani sürekli komik videolar, sürekli dark böyle estetik temalar barındıran da birisi değilim.
Yani ben aslında Nurtaç olarak var olmak istiyorum değil mi sosyal medyada?
Ama şimdi birçoğumuz yani benim işim bu olduğu için bu örnekten veriyorum.
Başka bir alana kendiniz... Buradaki problem sanki sosyal medyanın kuralları var, işte tarzı var ve sen o kurallara uyman gerekiyor, o tarza uyman gerekiyor yoksa gibi hissediyorsunuz.
Yani kimse bunu size açıkça söylemiyor ama sosyal medya sizi bu anlamda o şekilde yönetiyor.
Yani viral videolar mesela. Ben artık viral video için bir çalışma yapmak istemiyorum.
Ben ben olduğum haliyle.
içerikler üretmek istiyorum. Muhtemelen birçok kişiyi kaybedeceğim çünkü çoğu kişi komik videolardan dolayı benim hesabıma gelmişti.
Ama şimdi onlar olmadığı için mesela hiçbir zaman olmayacak değil ama şu anda yok.
Fakat yine de önceden gelenler şimdikini beğenmediği için mesela gitmek istiyorlar.
O da okey. Hani bununla okey olabilmek belki birazcık zor ama kendimde de böyle geliştirmek istediğim, ilerletmek istediğim bir şey.
Bir diğeri de artık ya ne kadar söylesek de yapıyoruz.
Yani karşılaştırma.
Beni de karşılaştırmayın başka insanlarla lütfen.
Hani... Sayılarım olabilir, takipçi sayım olabilir, izlenme sayım olabilir.
Bazen şey gibi yorumlar geliyor çünkü.
Bu kanal hak ettiğini almıyor.
It's okay, belki yüz binlerce insanlara hitap etmem gerekmiyor.
Yani bunları benim öğrenmem uzun zaman aldığı, hala zorlandığım bir yer.
Ama beni de karşılaştırmayın isterim.
Çünkü beni karşılaştırıyorsanız aslında bu alışkanlığı kendiniz de yapıyorsunuz.
Kendinizi başkalarıyla karşılaştırıyorsunuz.
Yani bundan kurtulmak çok zor ama ufak ufak azaltarak en azından hayatımızda daha yönetilebilir hale getirmek isterim.
Neyse uzunca bir bölüm oldu.
Bilmiyorum anlatabildim mi? Önemli olan katmanlar.
İçimizdeki esas yere dokunmak, esas yeri bulmak, ondan da kurtulmak değil.
Merak etmeyin. Bazen sadece görmek yeterli.
Böyle bir bölüm olsun istedim.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
