
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bu sıralar biraz daha ağlak bir modda olduğumu geçenki bölümlerde söylemiştim.
Belki Mercury Retrosundandır, belki başka şeylerdendir bilmiyorum ama...
Böyle bir iyileşme sürecinde olduğumu düşünüyorum.
İyileşme süreci derken kulaklar biraz tırmalanabilir, farkındayım.
Ama bir yandan da gerçeklik bu, yapacak bir şey yok.
Yani ruhumuz, bilmiyorum artık o çocukluktan kalanlar mı, yetişkinlikte tekrardan yaşadığımız travmalar mı, her zaman bir hasara uğruyor ve biz ona bakım göstermedikçe, onunla ilgilenmedikçe bilmem ne sıkışmışlıklar
yaşayabiliyoruz. Bunu böyle dramatik bir yerden söylemiyorum.
Sadece kendime yaklaşımım, yaptığım şeyler, kendimle olan bağım vs.
onları paylaşmayı seviyorum burada.
Son dönemlerde akupuntur çok gündemimde.
Yaklaşık 4 haftadır falan haftada 2 kere alıyorum ve gerçekten faydasını görüyorum.
Bu ağlamalarımın bir sebebi bu çünkü yani en böyle amiyane tabiriyle içerideki sıkışmışlığı açıyoruz diyeyim.
Bu çiğ enerjisi denilen bir hayat enerjisi var merkeziniz yani.
Eğer orada bir tıkanıklık olmuş ise ne bileyim çocukluktan kalabilir, geçen sene başınıza gelen bir olaydan kalabilir.
Yani hayatta bir yerde bir şekilde bir tutukluk yaşayabiliyorsunuz.
Ve o enerji akışı tam sağlanmadığında hayatınızda bazı yerlerde eksik hissedebiliyorsunuz, tıkanmış hissedebiliyorsunuz vs.
Ya da benimki gibi kendinizi sabote edebiliyorsunuz.
Şimdi geçen bölümde biraz rasyonalize etmekten bahsettim.
Duyguları yaşamak yerine bunları kategorize etmek, konuşmak, isim vermek ya da illa neden olduğunu anlamak üzere bir kaygım gelişmişti.
Sonra bu akupunturla beraber bence biraz daha farkındalığımın arttığı bir evreye yöneldi.
Oradan da şu... İçimdeki çocuk mevzusuna biraz daha odaklanıyorum bu sıra.
İçindeki çocuğun hani o neşeli halin.
Çünkü farkındayım birçoğumuz o spark deniyor İngilizce'de.
Spark'ı birazcık kaybettik.
Biraz böyle azıcık solgunlaştık gibi.
Neşemiz biraz düştü gibi.
Hani gülerken bize iki şeyi anlattım mesela.
Ben küçükken, küçükken dedim lisede geldi bu başıma.
Ya ben altımı yapardım gülerken.
O kadar çok gülerdim ki tutamazdım kendimi.
Tiyamaylarca. Biraz fazla ama herhalde başınıza gelmiştir.
Çok gülmekten, katıla katıla gülmekten, sus kız başımıza kötü bir şey gelecek diye diye diye.
Abi ben öyle artık gülemiyorum.
Ya öyle bir ortamım yok şu anda ya da dünyacak üzerimizde bir hüzün var.
Ama dediğim gibi bu bölümü böyle üzgün, hüzünlü bir yerden olsun istemiyorum.
Sadece içimizdeki sparkı bulmak için ben neler yapıyorum, size nasıl fayda sağlar onu paylaşmak istiyorum.
Çünkü şunu fark ettim yine, yine ben ve yine farkındalıklar.
Ben kendi alanımı korumadıkça çok fazla hasar alıyorum.
Hassaslığımdan kaynaklı çok etkileniyorum.
Ve gülerken sanki suçluymuş gibi bir duygu olabiliyor.
Yani tabii ki de güldüğüm zamanlarım var.
Ama o eskisi kadar ki neşeyi bulamamamın en büyük sebebinin bu olduğunu düşünüyorum.
Dünyada olanlar, çevremizde olanlar, ne bileyim yakın çevremizdeki kişilerin başına gelenler, o suçluk duygusu, ağırlık duygusu.
İşte bu rasyonalize etme duyguları yaşamamaz.
Sen kendini kategorize ediyorsun, bastırıyorsun, kendinden uzaklaşıyorsun falan derken orada bir tıkanma başlıyor.
Akupuntur'da, burada Chinese Traditional Medicine'ı çok biliyormuş gibi anlatmak istemiyorum ama Çin'deyken de sıkça yaptırdığım bir şeydi.
Başınız ağrıdığında işte bir...
Kronik sorununuz olduğunda da yaptırabilirsiniz.
Benimki gibi anksiyete dönemlerinizde ya da çiğ enerjisinin akışını açmak için de yaptırabilirsiniz.
Türkiye'de eğer yaptıracaksanız kesinlikle Çinli doktor tavsiye ediyorum ya da Çin'de eğitim görmüş bir doktor tavsiye edeceğim.
Çünkü ben çok faydasını görüyorum ve ne bileyim Çinlilere karşı ekstra güvenim var bu konuda.
Vücudunuzun belirli yerlerine iğneler batırılıyor ve oradaki sirkülasyonu artırıyor aslında kan akışını artırıyor.
Vücudunuz uyarılıyor. Oradan da sinir boşalması gibi bir şey yaşıyorsunuz.
Bende acayip derecede yorgunluk gösteriyor.
Bir de üstüne masaj alıyorum bu arada ben yani vücut masajı yaptırıyorum akıpın turun bittikten sonra.
Ama sözüm hep şey diyor eve git sık sık su iç ve sık sık çiş yap.
Senin bu içindekileri çıkarmamız lazım yani bol bol su iç ve bol bol çişini yap diye.
Ben de söz dinliyorum dediğini yapıyorum akıpın turun bittikten sonra eve geliyorum ve acayip yorgun oluyorum.
Ama bu dinlenme hali bana çok iyi geliyor.
Şimdi bundan bahsetmemin sebebi ben böyle böyle bir tıkanıklığı açmaya başladım.
Oradan sonra dedim ki zaten Sanatçının Yolu kitabı da bunun için faydalı bir kitaptı aslında.
Ama unutuyoruz çünkü hayat aşağı yukarı inişli çıkışlı devam ediyor.
Her zaman yüksek olamıyoruz.
Zaten böyle bir beklenti yok. O gerçek olmayan bir beklenti.
Don't worry. Benim şimdi burada kendimi yakalamak istediğim şey günlük sparkımı, enerjimi, neşemi ben nasıl koruyabilirim?
Çünkü ben neşeli bir insanım.
Şakalar yapmayı çok severim.
Çevremde enerjik bana ilham veren insanlar olmasını çok severim.
Beni aşağı çeken insanlar istemiyorum artık hayatımda.
O yüzden birincisi zaten hep konuştuğumuz gibi bu farkındalıklarla gelen bir sınır koyma hali mevcut.
Çok zor. İnanın bana çok zor.
Ben de çok zorlanıyorum. Hele ki bu insanlar böyle sınırı daha zor koyacağımız kişiler ise ama size yine hala zarar veriyorlar, enerjinizi emiyorlar, aşağı çekiyorlar ise bu sınırlar korunacak.
Suçluluk hissedilmeyecek.
Yani ben yine kendime söylüyorum galiba bu bölümü.
Ben çünkü hala suçluluk hissediyorum eğer birisinin kalbini kırdığımı düşünüyorsam.
Ama kırmam da lazım gibi kendimi korumak için.
Çünkü içimdeki çocuğu korumaya çalışıyorum ben artık sürekli.
İyi çocuk deniyor ya iyi çocuk sendromu.
Başkası için iyi olmaya çalışan bir çocuktan bahsediyorum işte.
İyi evlat, iyi kardeş, iyi arkadaş, iyi eş, iyi iyi iyi.
Yani siz o iyi olmaya çabaladıkça, kendiniz olamadıkça bu içinizdeki çocuğu zaten ezdikçe eziyor.
Yani o kendi neşeniz, enerjiniz, siz siz olma halinizden uzaklaşıyorsunuz.
Burada içinizdeki çocukla bağ kurmak için kendinize soracağınız birkaç soru da olabilir bu arada.
Ben onlardan da biraz bahsetmek istiyorum.
Mesela çocukluğunuzda sizi en çok ne üzmüştü?
Size en ağır gelen şey neydi?
Hatırladığınız, hafızanızda kalan şeyler.
Hani en çok sizi ne üzerdi diyeyim.
Ya da küçük halinize baktığınızda sizce o küçük çocuğun en çok neye ihtiyacı vardı?
Neye özlem duyuyor?
Kendisini nasıl korumaya çalıştı?
Bugün o çocuğa nasıl güven verebilirsiniz?
Nasıl onun yanında olduğunu hissettirirsiniz?
Nasıl onu korursunuz?
Şimdi o küçük haliniz yanınızda olsa ona sarılıp ne söylerdiniz gibi kafanızda böyle hayal edebilirsiniz, görselleştirebilirsiniz.
Bunu bu arada gerçekten yapın.
Ben bazen böyle o küçük halimi görüyorum.
Genelde salonda yalnız oyun oynarken buluyorum kendimi.
Kendi çocukluğumla bağ kurmaya çalıştığımda.
Ve içimdeki enerjiyi, neşeyi ben öyle yakalıyorum.
Bazen diyorum ki gidip onunla konuşacaksın, sarılacaksın.
Saçma gelebilir bilmiyorum.
Ben kendimi dinlerken de bazen bana saçma gibi geliyor.
Ama bir deneyin.
Çünkü o küçük çocuk iyileşmedikçe bugün o suçluluklar, şematerapileri, şematerapide çıkan şeyler, yetersizlik, özdeğer eksikliği falan filan.
Hepsinin biraz tabanı orada oluyor.
Çünkü küçükken neden korktunuz?
Sizi ne koruyamadı? Siz neye hasret duydunuz?
Neden o yetersizlik şemanız gelişti?
O mükemmel yetçilikler, başarı korkuları, başarısızlık korkuları.
Tüm bunların tabanını görüyorsunuz.
Bu arada hadi küçüklük halimize gidelim ve sarılalım deyip de hepsi de iyileşmiyor.
Öyle bir şey de yok. Ama şimdi bunlar günlük alıştırma ya.
Ve yine Atomik Alışkanlıklar kitabına atıfta bulunmak istiyorum.
Minik minik de olsa yaptığınız her şey.
ileride size avantaj olarak geri dönecek.
Yani az az da olsa o küçüklük halinize gönderdiğiniz şefkat, iyileşme enerjisi, tekrardan neşenizle bağ kurma...
İnanın bana uzun vadede ekümülatif olarak karşınıza çıkacak.
Yani o toplanacak ve karşınıza o şekilde çıkacak.
O yüzden onu ihmal etmenizi istemem.
İsterseniz mektup yazmalarını da yapabilirsiniz.
Ona neler söylemek isterdiniz, onun yanında olduğunu nasıl hissettirmek isterdiniz gibi.
Bir de günlük olarak mesela benim yaptığım şeylerden de biraz bahsetmek istiyorum.
Ben küçükken de aynen karşısına dans etmeyi çok seviyordum ve yaş aldıkça bu azalıyor.
keşifleriniz olduğu için daha çok yapıyorsunuz bunu.
Aynak karşısındaki vücudunuzu inceliyorsunuz.
O kıyafetleri görmek istiyorsunuz.
Kıyafetleri çeşit çeşit denemek istiyorsunuz.
Ben küçükken saatlerce kıyafet denerdim.
Bütün gardırobumu yere serip teker teker kombin şu bu yani bayılıyorum.
Kıyafetlere bayılıyorum. Bu arada dikişi ilerletiyorum.
Eğer Instagram'dan görüyorsanız.
Kendi kendime bir şeyler yapmaya başladım.
Hala adam akıllı bir ders almadım.
Her şeyi kendim öğreniyorum. Neyse.
Parantezi kapatıyorum. Ayna karşısında kendinizle o ilk defa tanışmalarınız, vücudunuzu keşfetmeniz, kıvrımlarınız, dans etme vs.
ya da beğenilme arzunuz ile daha çok yapıyorduk belki.
Yaş aldıkça bu ihtiyaç azaldı vs.
ama ya müziği açtığınızda aynaya bakmak zorunda da değilsiniz.
Sadece kendi başınızda dans etmeniz.
Ben geçen gün oturdum, oturmadım.
Topuklu ayakkabılarımı giydim.
Uzun zamandır topuklu giymiyorum çünkü New York'ta onlarla yürümek çok zor maalesef.
Tupuklularımı giydim, böyle güzel bir müzik açtım ve sadece dans ettim.
Evde yalnızım. Bir de benim evimi gördüyseniz Instagram'dan böyle Manhattan manzaram var.
Manhattan manzarasına karşı şarkı söylüyorum.
Dedim ki insanlar şu anda beni dinliyorlar.
Ya böyle rahat rahat her şeyi anlattım.
Tek mecran burası gerçekten.
Yargılamayacağınızı biliyorum. Biz bizeyiz burada.
Bak o gün bununla başlayan neşem daha sonra her yere yansıdı.
gittim böyle daha çok yemek yaptım işte dikiş yaptım dışarı gittim arkadaşlarımla buluştum yani enerjim gerçekten değişiyor.
Biraz daha böyle kendinizi kendiniz gibi hissettiğiniz şeyleri yaptığınız zaman ya da size daha iyi gelen şeyleri yaptığınız zaman çünkü maalesef bakın bunu çok söylüyorum kendime de söylüyorum size de söylüyorum bütün podcastlerde
şu telefonlardan uzak durmak zorundayız.
Çok fazla vakit geçiriyorsanız eğer lütfen ekran saatine bakın ne kadar süre geçirdiğinize yazık ziyan.
Mümkün mertebe Ne kadar uzaklaşırsanız o kadar faydamıza.
Çünkü başkalarının videolarını izlemek, saatlerce Instagram'da, TikTok'ta böyle tık tık tık doom scrolling yapmak, vakit kaybı yani illa da oturun kitap okuyun kendinizi geliştirin demiyorum.
Yeter ki uzak durun. Mesela kek yapın.
Kek yaparken bir şey dinlemeyin.
Bunlara o kadar bağımlı hale gelmişiz ki hani ben mesela bir ara şey oldum.
Artık ses duymak istemiyorum.
Birinin bana bir şey öğretmesini istemiyorum.
Hani bir ses daha duymak istemiyorum diye.
Böyle her şeyi kapattığım sessiz sessiz o keki çırparken mesela kekin çırpılışını incele.
Filozofik bir yerden konuşmuyorum aslında ama bu duraklamalar olmadıkça...
Biz maalesef işte ya bütün konular buraya çıkıyor.
Kendinden uzaklaştıkça ne enerjin kalıyor ne motivasyonun kalıyor.
Hani yapacaktın hani o kitaplar okunacaktı.
Hani yeni bir işe başlayacaktın hani şunlar değişecekti derken derken onların hepsi önümüzde dağ gibi duruyor.
Bu da morallerimizi etkiliyor.
Zaten dünya haberleri artık her şeyden anında haberdar oluyoruz.
Çevremizdeki insanlar herkes bir mutsuz.
Ya bana öh geldi şu anda.
O yüzden benim en çok istediğim şey kendimi korumak.
Çevremdeki insanlara da bunu söylüyorum.
Birkaç kişinin kalbini kırmış olabilirim.
Buradan dinliyorsanız yani elimde olan bir şey değil.
Yani ben şu anda o raddeye geldim.
Öyle bir raddeye geldim ki kıra da bilirim maalesef.
Bana zarar veriyorsanız eğer ya o ilişki bana zarar veriyorsa kişi olmak zorunda değil.
O ilişki bana zarar veriyorsa ya da bana iyi gelmiyorsa maalesef hayatımdan çıkıyor.
Çıkması gerekiyor. İçindeki çocuğu iyileştirmek de burada o yüzden önemli.
Çünkü eğer siz iyi çocuk sendromundaysanız, eğer başkaları iyi olsun, mutlu olsun, kalp kırmayayım, şöyle de demeyeyim, böyle kibar davranayım, aman ters olmasın diye diye diye diye yeter ya.
Üstünde taşıdığın yüke bakar mısın?
Ben bir tane dizi var Amerika'da Curb Your Enthusiasm diye.
Hiç denk geldiniz mi bilmiyorum.
Seinfeld diye bir dizi var. Onun yazarlarından Larry David.
Larry David kendi dizisini çekiyor Curb Your Enthusiasm.
Ve Larry David dizinin içindeki başrolü zaten.
Normalde böyle dizinin ilk başında falan ne yapacağım ben bu yaşladım bunu mu izleyeceğim dedim.
Sonra o kadar komik geldi ki birçok yerde rahatsız da ediyor bu arada beni dizi.
Ama adam ağzına geleni söylüyor önüne geleni işte yapıyor.
Zaten izlerken şey diyorsun keşke hepimiz böyle olsak.
Keşke hepimiz bu kadar rahatça birbirimize bir şeyler söyleyebilsek.
Çünkü sorun çıkartıyor, kavga ediyor.
Kimiler onu evden kovuyor ve tamam diyor çıkıyor gidiyor evden hani sonra geri geliyor.
Hani başka bir gün. O yüzden bazen şeye o kadar arzu duyuyorum ki ya direkt söyleyebilmek istiyorum ya.
Çok net böyle yorum yapabilmek istiyorum.
Herhalde bu Amerika'da daha çok üstüme bindi.
Çünkü Türkiye'dekiler de bazen abartıyor.
Onu atlamayayım. Hani bazen biz aman ağzıma geleni söyleyeceğim canım diye patavatsızlık yapılabiliyor.
Ben patavatsızlıktan bahsetmiyorum bu arada.
Hani her önüne geleni söyle demiyorum.
Galiba orada yanlış anlaşıldım. O çizgiyi aşmayayım.
Demek istedim biraz daha.
Keşke hani o nice deniyor ya Amerika'da.
Ben çok nice moduna geçtim.
Hani daha iyi çocuk moduna geçtim.
Ve o yüzden ben önce benim içimdeki çocuğu iyileştireyim.
Söylemem gereken şeyleri söyleyebileyim.
Haldır huldur gidelim demiyorum.
Ağzımıza geleni söyleyelim demiyorum.
Ama o iyi çocuk olma sendromundan çıkıp başkaları için fazla fazla düşünmenize, suçluk hissetmenize gerek yok.
Önce içinizdeki çocuğu iyileştirin.
Önce ona bakım verin. Önce onu bir mutlu edin.
Neşenize geri dönün. Zaten bence çevrenize o buluğumu yayacaksınız.
Yani o çiçek açmalar devam edecek.
Çevrenizdeki insanlar da bunu sizden görecek.
Bir de hep bahsettiğim, çok konuştuğumuz şeyler var.
Bazı çevrenizdeki insanlar zararlı kişiler olabilirler, manipülatif kişiler olabilirler.
O antenleri de hiçbir zaman kapatmayın.
O uyarıcılara devam. Böyle böyle herhalde eski neşemize geri döneceğiz.
Çünkü farkındayım hepimiz çok yorgunuz.
Üzerimizde böyle bir ağırlık var.
Akupuntür denemek isterseniz ben buradan tavsiye ediyorum.
Hayatınızda hiç denemediyseniz korkmayın.
Bu arada ineler böyle vücudunuza tamamen girmiyor.
Ucundan bir dokunduruyorlar o kadar.
Bazı bölgeler acıyor bu arada.
Hiç acımıyor değil. Onun da anlamı oluyormuş mesela.
Atıyorum organınızla alakalı ya da vücudunuzdaki stresinizle alakalı, sıkışıklığınızla alakalı bir anlam ifade ediyor.
Doktorunuzla görüşebilirsiniz. Böyle bugünkü bölümde içimizdeki çocukla alakalı olsun istedim.
Ben o eski neşemi gerçekten özledim.
Tam olarak onu bulabilir miyim?
Eski neşem çünkü olmaya da bilir.
Yeni bir şey inşa etmem gerekebilir.
Biraz benim gündemim bu keşifler üzerine.
Yine bölümlere bir ara verme konumuz var.
Bu sıra benim önceliğim biraz dinlenmek, azıcık geri çekilmek, biraz sessizleşmek.
Çünkü ruhumun buna ihtiyaç duyduğunu hissediyorum.
Böyle olunca insanlar şey zannediyor, depresif ya da anksiyetik olduğunu zannediyorlar.
Ama hepimizin zaman zaman bu duraklamalara ihtiyacı var bence.
Bence herkesin var. Non-stop gidiyoruz ve sürekli gidiyoruz ve sürekli yeni bir şey halindeyiz, hedef halindeyiz.
O yüzden ben böyle ufaktan, bir tane arkadaşım bana şey dedi, Nurtaç sen hep dinleniyorsun zaten diye.
Hep dinlenmiyorum. Öyle gibi görünüyor ama hep dinlenmiyorum.
Neyse. Eğer haftaya yeni bölüm gelirse görüşürüz.
Gelmezse haberleşiriz. Kendinize çok iyi bakın.
Dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
Spotify'dan En İyi Versiyonun kanalını takip edip 5 adız vermeyi unutmayın.
Bu arada gitmeden buraya dinler misiniz bilmiyorum.
Bir arkadaşımız bana peçete yazıp istek göndermiş.
Hemen konuyu listeme aldım.
Merak etmeyin. O konudan bahsedeceğiz.
Bu isteklerin savada kalmıyor.
Ama aşırı keyifli bir şey değil mi ya?
Gerçekten peçete yazıp göndermiş.
Ben bizi çok seviyorum. Görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
