
Transkript
Huzura doğru yeni bir bölüme hoş geldiniz.
Bugünkü bölümde gerçekten biraz böyle huzuru konuşalım istiyorum.
Huzuru bulmakla alakalı derinlere gireceğiz.
Benim keyfim çok yerinde maşallah çok şükür.
Bunun birkaç tane çürüğü var.
Önce onları paylaşacağım sizinle.
Bir tanesi TCM yani Traditional Chinese Medicine.
Bana gerçekten çok iyi geliyor.
Daha önce bahsetmiştim işte Qi Gong hani Qi enerjisini hareket ettirme, akupuntür yapıyorum.
Bir de şöyle Çin ilaçlarım var.
Hatta bir yudum alayım. Bir tane daha alayım.
Bunları şu anda sabah akşam içiyorum.
Normalde hap olarak da yutabilirsiniz ama bazı büyük hapları ben yutamıyorum.
Bir de plastik gibi ya. Aslında o bitkiymiş.
Yani bitkiden yapıyorlar o plastik gibi şeyi, tableti.
Yine de hoşlanmıyorum ben. O yüzden içindeki özü içiyorum.
Bu tam olarak ne işe yarıyor?
Bir kadın olduğum için aslında. Biraz kadınsal.
Ve endometrisizle alakalı bazı şeylerde destek alıyorum.
Vücudumun hormon dengesiyle alakalı bazı takviyeler alıyorum diyelim.
Normalde daha da böyle içine girmek istiyorum.
Hatta bir tane kitap sipariş vereceğim.
Akupuntur isimle konuştuğumda bana şey dedi.
Bence sen de akupuntur öğrenebilirsin.
Dört yıl okula git falan dedi ama I don't think so.
Tekrardan böyle yeni bir bölüme başlayıp bir...
Onu düşünmüyorum, onu düşünmüyorum ama hormon döngüsüne göre yaşamakla alakalı bölüm yapmıştım.
Ben şu anda lütfeldeyim, normalde kahve içmek çok önerilmiyor ama vücuduma sordum da içebiliriz dedi.
Bazen gerçekten vücudunuzu check edin, kahve içmek istemiyorsunuz ya da bazı yemek türlerini yemek istemiyorsunuz.
Bütün bu sinyaller kendi içinizde var.
Biraz daha böyle farkındalıkla bir şeyleri yiyip içtikçe size iyi gelen şeyleri fark ediyorsunuz.
Bazen hani kötü deniyor ya mesela kahve şu an çok önerilmiyor ama vücudum bunu istediği için...
İçtim ve çok da keyfim yerinde.
Bir diğer keyfimizi artıran şey bende bu çok işe yarıyor.
Sabah uyandınız mesela ekstra bir yorgun hissediyorsunuz.
Bir duş sabah uyandınız mesela ekstra yorgun hissediyorsunuz.
Bu hafta içi ya da hafta sonu fark etmez.
Mesela ben bu sabah eğer uyandığımdaki hissiyata kapılıp da hareket etseydim muhtemelen şu anda yapacağım birçok şeyi yapamazdım.
Mesela podcast bölümü de yapamazdım bence.
Çünkü biraz daha ağır hissediyordum.
Yani vücudumu hareket ettirmek, taşımak.
Mental olarak ağır değilim.
Hani birçok şeyi yapmak istiyorum ama...
Çocuğum daha yavaş hareket etmek istiyordu.
Böyle olduğunda bir iki tane taktik var ve bence %99 işe yarıyor.
Birincisi hemen böyle bir duş almak, ılık bir duş.
Şık kıyafetlerinizi giyinmek, güzel bir cilt bakımı, vücut bakımı.
Yani bacaklarınıza kadar krem sürün.
Kadın erkek fark etmez. Ve birazcık makyaj, güzel bir kokuyla bütün enerjiniz değişiyor.
Bir diğer taktik de yürüyüşe çıkmak.
Bundan zaten artık herkes bahsediyor ve herkes bunu uygulamaya başladı.
Benim egzersizlerim ya dışarıda yürüyüş ya da aşağıda cimde bisiklete binmek oluyor.
Kahvemle bisiklete gidiyorum.
Orada bir tane ekran seçiyorum.
İşte bir şehri geziyorum orada ekran üzerinden.
Bütün modum değişiyor. Geçen gün böyle bir ağlama geldi ve şeyim böyle.
Hani sonuçta diğer insanlar da var.
Dedim ki ağla. Yani şu anda demek ki vücudundan çıkmak istiyor bu toksinler.
İzin ver ve verdim. Bir de lütal dönemi olduğu için bazen böyle beklenmedik ağlamalar da geliyor.
Kabul ediyoruz. Şimdi huzura doğru olan konuyla birazcık şöyle girmek istiyorum.
Galiba 35,5 yaşımın bana verdiği etkiye dayanarak şunu ilan etmek istiyorum ki ben artık dış motivasyonla hareket etmiyorum.
Burada bir alkış.
Bu elbette %100 değil.
Artık hiçbir şey umurumda değil değil.
Ama hayatımın böyle direksiyonu artı karar verme mekanizması değişti diyebiliriz.
En azından büyük oranda.
Bunları böyle yavaş yavaş açacağım bu bölümde.
Kendi üzerimden anlatacağım.
Umarım birçok yerde yine paslaşırız.
Ortak bir noktada buluşuruz.
Çünkü sizden gelen DM'ler genellikle böyle oluyor.
Benim anlattığım hikayelerde kendimize benzeyen çok fazla payda buluyorsunuz.
Ve bu beni çok mutlu ediyor. O yüzden 3 yaşımdan beri başlayalım.
Şaka tabii ki de. Ama şuradan girmek istiyorum.
Ben Zonguldak'ta büyüdüm.
Zonguldak küçük bir memleket.
Deniz kenarı. Ben büyürken özellikle kafa yapısı aydın olan bir şehirdi.
Yani çok fazla kurallar böyle bizi kısıtlayan şeylerle büyümedim.
Bir de dağın üstünde, denizin dibinde.
Anladınız, şöyle bir yerde büyüdüğüm için keşfe çok düşkün, hayatım meraklı bir insan olarak büyüdüm.
Fakat şimdi babanın vefatı, Türkiye standartları, bizim bu gösterişe merakımız, gösteriş düşkünlüğü daha doğrusu ya da diğer insanları etkileme çabası derken muhtemelen ben hayatımın bir bölümünde bir
tongaya düştüm. Yani öyle bir değerlendirme yapıyorum şu anda.
O tongoda şuydu bence, ben de güçlüyümü dünyaya göstermek istedim çok uzunca bir süre.
Yine dediğim gibi babanın vefatından sonraki maddi değişiklikler, ortam değişikliği vs.
derken, Türkiye'de statü önem arz ettiği için ve siz de baba kaybıyla, maddi durumun değişmesiyle statü kaybettiğiniz için aslında ben oradaki dönüşümde çok zorlandım.
Ondan dolayı da biraz böyle hem kendimi ispat etmek, hem o döngüden çıkmak için çok çabaladım.
Bu güzel bir şey oldu. Bundan şikayet etmiyorum.
Yakıttı. Çünkü hem hevesim, merakım, iştahımla beraber hayata karşı bir mücadele içerisindeydim.
Bunu aslında Survivor's Mode da diyebilirsiniz.
Hayatta kalmak için.
Ama olay sadece hayatta kalmak değil.
Hayatta kalırken görülme ihtiyacınızla.
Yani bakın, ben de buradayım.
Ben de güzel şeyler yapıyorum.
Benim de sesim var. Ben de şunları becerebilirim.
Kaygısıyla beraber, yani aslında bu zaten sisteminizde olan bir şey.
Sadece benim örneğimdeki gibi bazı tetiklenmeler yaşıyor olabilir.
Tetiklenme olmadan da bu kaygıya düşebilirsiniz bu arada.
Demek istediğim bu içinizde olan doğal bir tepki.
Ve o tepkiyi ben şu anda dışsal motivasyon olarak değerlendiriyorum.
Çünkü benim o zamanki motivasyonum bunun kanıtını yaşamak.
Yani yapabiliyorumu kendim görmek istiyorum.
Yapabiliyorumu dışarıya göstermek istiyorum.
Ve en önemli şeylerden bir tanesi yapabiliyorumun o onayını anneden almak istiyorum.
Bunları kendi hayatınızda siz de bu şekilde değerlendirebilirsiniz.
Yani kimi etkilemek istiyorsunuz?
Kendinizi mi etkilemek istiyorsunuz?
Dışarıdaki insanları mı etkilemek istiyorsunuz?
Annenizi mi etkilemek istiyorsunuz?
Etkilenmekten kastım gurur duyulmak aslında.
İşte vay yaptı becerdi falan denmesi.
Ben bu motivasyonu bayağı böyle at gibi düşünün sırtına binmişim.
Ve yıllarca dıgıdı dıgıdı dıgıdı mı deniyordu ata.
O şekilde güzel gittim yani.
Benim için bu hani geçmişime baktığımda müthiş bir deneyim.
Yani girmediğim delik kalmamış, yapmadığım iş kalmadı.
Çok keyifliydi. Şimdi ise bir yavaşlama geldiği için biliyorsunuz ben bu yılın başında en büyük hedeflerimden bir tanesini sadece exist, sadece var olabilmek üzerine kurdum.
Bu niyet sadece bu yılın başında gelmedi.
Son 3-4 yıldır aslında ben bu niyeti kendi hayatıma uygulamaya çalışıyorum.
Dış motivasyonun haricinde içeride neler yapabiliyoruz, beni gerçekten ne tatmin ediyoyu incelediğim, merak ettiğim ve görmek istediğim için aslında bunu bir milat gibi de düşünebiliriz.
Yani öncesi ve sonrası olarak bakacağız buna.
Çünkü iki tarafı da kötüleyip övmüyorum.
Hani bu o kötüydü, tü kaka, keşke öyle olmasaydı da değil.
Bir değişimin yaşandığını anlatmak istiyorum.
Bu dış motivasyon dediğim gibi dışarıdaki insanları etkilemek, hani kimi etkilemek istiyorsunuz, kim sizin hakkında ne desin istiyorsunuz, hangi zümreye ait olmak istiyorsunuz, kimler sizi kabul etsin istiyorsunuz, hangi gruba dahil
hissetmek istiyorsunuz gibi düşünebilirsiniz.
Çünkü evet, sosyal varlıklar olarak bir yere aidiyet...
hissediyoruz, istiyoruz.
O olsun istiyoruz.
Bizimle alakalı güzel şeyler düşünsünler istiyoruz.
Ben büyürken biraz bu yaşadığım değişikliklerden kaynaklı dışlandığım, belki itildiğim yerler oldu.
Ve oradaki duyguyu çok iyi biliyorum.
Hani istenmediğin, beğenilmediğin hani you're not with us.
Hani o mean girl tarzı.
Aslında çok zor balığa uğradığımı söyleyemem.
Genel olarak hani iyi insanlarla denk geldim bence.
Ama hani Öyle ortamlarda başıma geldiğinde ağızda kalan tadı biliyorum.
Öyle söyleyeyim en azından yani tamamen sırça köşkte falan da büyümedim.
Zorluk yaşamama rağmen büyük çoğunlukla şanslıydım.
Bir diğer sebebi de muhtemelen sürekli on the go havasında olduğum için yani sürekli giden, sürekli böyle bir şey başaran birisi de olduğum için kendimi o anlamda başarılı buluyorum ve bu başarı anlayışının değişmesiyle
alakalı da başka bir bölüm hazırlıyorum.
Merak etmeyin çünkü bu konu bence hayat değiştiren bir konu.
Nitekim şimdi onun devri bitti.
Hizmet dönemi bitti.
Yeni bir evreye geçiyoruz.
Bu evrede de kendiliğinden gelen bir sakinlik var ve şunu hatırlatmak istiyorum size.
Bir şeyi ilk defa duyduğunuzda belki bu 7 yıl önceydi tamam mı?
Uyduruyorum şu anda. Siz 7 yıldır bunun aslında hazırlığını yapıyorsunuz.
İçinizdeki mutfakta bu hazırlanıyor, pişiyor.
Belki hemen uygulanamıyor, biraz daha zamanı ihtiyacınız oluyor.
Demek istediğim şu, bugün bu izlediğiniz video, belki bu duyduğunuz şeyler hemen sisteminize girmeyebilir.
Belki birkaç yılınızı alacak, şimdi başlattığınız şeyler, farkındalıklarınızı, baktığınız açıları değiştirecek.
Bu yavaş yavaş hayatınıza bir şekilde entegre olmaya başlayacak.
Önemli olan acele etmemek, önemli olan hani that's okay.
Yani ben şu an buradan çıkmaya çalışıyorum, hemen çıkamayabilirim, dış motivasyona bağlı yaşamak istemiyorum bu kadar deyip içeriye minik minik çalışmalar yapmaya başlıyorsunuz.
İç motivasyondan kastım da aslında bu yani hemen...
String değişmedi. Hemen böyle insanlardan kendimi uzaklaştırıp evet ya bu benim falan olmadı.
Yıllardır gerçekten milim milim ilgilendiğim bir konu.
Ve son zamanlarda içsel motivasyonu artırdığım için huzurum arttı.
Bunlar bayağı paralel gidiyormuş.
Dışarıdaki insanları etkilemeye çalışmadığınızda işte annenizden o onayı almaya çalışmadığınızda ya da kendinizle bile yarışmadığınızda.
Çünkü bir de o var ya en büyük rakibin kendin ol.
Ya ben kendimle de yarışmak istemiyorum şu anda.
Ben bugün geldiğim noktanın tadını çıkarmak istiyorum.
Ve birazcık hani o dinginleşmek, sakinleşmek ya ben buradayımı kendime göstermek istiyorum.
Ama bu yarış halinde değil.
Yarış kelimesini kullandığınızda yine fark etmeden optimizasyona geçilebiliyor.
Kendinizde de yarış halinde olmak şunları düşündürtebilir.
Neredeyim ben? Nasıldım 5 yıl önce?
Şu an ne yapıyorum? Ne yapmam gerekir?
Yani o kaygılara girebilirsiniz.
Benim için şu an en önem verdiğim şey o kaygıları azaltmak ve bugünkü halimde sakinlikle beraber içsel motivasyonuma göre hareket etmek.
Artık. Bunu açıkça ilan ederek söylüyorum ki dışarıdaki insanların beni nasıl gördüğünü, ne olarak değerlendirdiğini önemsemiyorum.
Yine dediğim gibi başarı tanımımın değişmesiyle alakalı bölümde bu konuya biraz daha gireceğim.
Çünkü ben başarıyı nasıl gördüm yıllarca, bugünkü versiyonumdaki başarı nedir?
Bir sonraki bölümde gireceğiz buna.
Bu bölümü daha fazla uzatmayayım.
Özetle dış motivasyonunuza göre nasıl yaşadınız bugüne kadar?
İçsel motivasyona nasıl geçersiniz ve bu hemen olmayabilir, o farkındalıkları nasıl arttırabilirsiniz?
Yüzünüzü açmanız ve bunu sorgulamanız bile inanın bana yeterli oluyor.
Ve de bu bölümü izlemeniz bile bugün bir şeyin kapısını açtı.
Buna emin olabilirsiniz.
Eğer daha önce hiç bu kadar düşünmediyseniz, bu kadar içeriye bakmadıysanız bugün bir şeyin kapısını açtığınıza emin olabilirsiniz.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Spotify'da en iyi versiyon hesabını takip etmeyi unutmayın.
Bir de beş yıldız verirseniz çok mutlu olurum.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
