
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümümüzde Nurtaç, kişisel algıladığımız konulara, bunların altında yatan olası sebeplere değiniyor. Kendisinin de sürekli bu sorunla karşılaştığını ve bunu geliştirmek ya da daha iyi başa çıkabilmek adına neler yaptığını paylaşıyor.
Kitap önerileri:
The Gifts of Imperfection by Brené Brown
The Power of Now by Eckhart Tolle
Daring Greatly by Brené Brown
Four Agreements by Don Miguel Ruiz
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
En İyi Versiyonun podcastine hoş geldiniz.
Ben Nurtaç. Çok tatlı, güzel bir haftabaşı olsun.
Öncelikle bir önceki bölüme gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür etmek istiyorum.
O bölümde kafaya takmamak ya da kafaya taksak dahi yapmak üzerine konuşmuştuk.
Yani bir şeyleri başarmak ve yapmak üzerine konuşmuştuk.
Bu bölüm de aslında benim için çok değerli ve çok önemli olan bir konu.
Hatta nasıl bugüne kadar yapmadım kendime şaşırıyorum açıkçası.
Konumuz bir şeyleri üstüne alınmak, kişisel algılamak üzerine olacak.
Bildiniz değil mi onu? Bir şeyleri kendi üstüne almak.
Biraz örnekler vereceğim.
Biraz son dönemlerde gördüğüm, gözlemlediğim şeylerden bahsedeceğim.
Biraz da kendim nasıl başa çıkıyorum bununla.
Hele ki şu an kurduğum iş hayatı üzerinde neler yapıyorum onları anlattığım bir bölüm olacak.
Umarım keyifle dinlediğiniz bir bölüm olur.
Öncelikle bu kişisel algılamak deyince aklınıza ne geliyor?
Siz nasıl hissediyorsunuz?
Yani kelime olarak çok açık gibi görünse de aslında hayatımızda hangi evrelerde bizler nasıl tepki vererek ya da bunu nasıl içselleştirerek günlük hayatımızı etki etmesine izin veriyoruz?
Biraz onları düşünerek başlayalım isterim.
Ben hayatım boyunca bunu bolca tecrübe ettiğim için hala sistemimden kolaylıkla çıkartamadığımı itiraf ederek başlamak istiyorum.
Ne yaparsam yapayım illaki üzerime aldığım, benimle alakası olmamasına rağmen biraz böyle içselleştirdiğim ya da buruklaştığım anlar, konular çok fazla oluyor.
Ama zaten o yüzden podcastlere bu konuları getiriyoruz.
En iyi versiyonumuza çıkmak için, yeni bir basamak eklemek için bunu da birazcık eşelemek, deşmek istiyoruz.
Şimdi kişisel algılamak herhangi bir olay olduğunda ya da herhangi birisi size bir şey söylediğinde biraz böyle sanki onu kişisel saldırı gibi, sizinle alakalı gibi.
algılamak diyebiliriz.
Yani hissiyat olabilir, söz olabilir, belki bir davranış olabilir.
Bu birazcık beklentiler kısmına da girebiliyor aslında çünkü özellikle bizim gibi bir toplumda beklenti duymanın yaygın olduğu ve gerçekten de o beklentilerin olmasının beklendiği bir toplumda yaşıyoruz.
Anlatabildim mi? Karışık bir cümle oldu ama gerçekten şu cümleleri çok fazla kullanıyoruz.
Ama şöyle yapmalıydı, aramalıydı, bana bunu teklif edebilirdi, söylemeliydi gibi gibi.
Yani o beklentilerin bol olduğu bir kültürde olduğumuz için bir şeyler olmadığında ya da karşıdaki taraf sizin iş arkadaşınız mesela sabah size geri günaydın demediğinde biz bazı şeyleri üstümüze alınıyoruz.
Biraz böyle sadece kendi tarafımızdan baktığımız bir pencere hayal edin.
Sadece sizin dünyanız var, sadece sizin o günkü hisleriniz var, sizin hikayeniz var o senaryoda, sizin hikayeniz var o tabloda.
O yüzden mesela bir sabah uyandınız, işe gittiniz, her gün size selam veren arkadaşınız o gün size selam vermediğinde sizin kafanızda oluşan hisler şu şekilde gelişmiyor aslında.
Allah Allah Ayşe de bugün bana selam vermeden acaba morali iyi mi acaba başına bir şey mi geldi yoksa bugün hasta mı hissediyor gibi değil de şuna bak ya ne oldu acaba dün şöyle söylemiştim onu mu üstüne alındı dün işte erken gittiğim
işe 5 dakika ona mı kızdı gibi gibi kafamızda bambaşka bir senaryo üretiyoruz ve üstümüze alınıyoruz.
Belki o an Ayşe'nin kafası dağınıktı dikkat etmedi ya da gerçekten size kızdı diyelim.
Ama bizde böyle hani konuşmadan direkt üzerimize alınarak tepki vermek üzerine ya da daha da kötüsü maalesef intikam almak üzerine hani bu bana bunu yaptıysa ben de ona bunu bunu yaparım ya da
yapacağım bu bunu hak ediyor gibi.
Bildiğiniz ya tüm bu kullanımları o kadar iyi biliyorsunuz ki yani bu şeyleri sadece ben duymuş olamam yıllar boyunca.
Sadece çevremden ya da kendi yaşadığım tecrübeye dayanarak söylemiyorum bunu.
Bildiğiniz bu ortamı. İş arkadaşınız, kendi erkek arkadaşınız, partneriniz, ailenizden birisi, herhangi birisi aslında beklediğiniz şeyi yapmadığında bunu siz kişisel saldırı olarak algılayabiliyorsunuz.
Şimdi bu ilk çemberimiz olarak bakabiliriz.
Bir ikinci çember iş hayatı.
Mesela benim için şu anda girişimci olduğum için bir şeyleri üstüme almadan ilerlemekte çok zorlanıyorum.
Bu ne demek? Bir de girişimci olduğun için Bence bu alanda en en en fazla derinin kalınlaşması gereken yer hayır cevabına karşı bir dayanıklılık geliştirmek.
Bu da öyle pat diye olmuyor.
Şimdi benim burada görevlerimden bir tanesi bilmeyenler için çok hızlıca şöyle söyleyeyim.
Sosyal medya ajansı kuruyorum burada.
Yani markaların kapısını teker teker çalıp bunu mecazi anlamda söylüyorum.
Benim kapı çalma yöntemim internetten, e-mail ya da DM yoluyla oluyor.
Ve kendimi tanıtman gerekiyor.
Aslında şöyle bir örnek de verebilirim.
Kendi zayıf olduğum yerler var gerçekten.
Yani elevator pitch deniyor ya asansör tanıtımı.
Asansör tanıtımım hala çok kuvvetli değil.
Markanın misyonunu, vizyonunu, markalaşma halini yani brandingini tam oturtmuş da olmadığım için zaten zorlandığım bir alan var.
Hadi bu cepte. Fakat bunu kabul ederek üzerine gitmek burada olgunca vereceğim bir tepki aslında.
Tamam. dediğimiz gibi bu cepte ben bir markaya yaklaştım, bir tanıtım yaptım.
Bazen aslında o tanıtımın kuvvetli olduğunu da düşünüyorum, iyi de olduğunu düşünüyorum.
Ama o marka yine bana hayır dediğinde benim bunu internalize etme halimi görmüş olmanız lazım.
Yani ne kadar olgunca...
belki 5 dakika sonra 10 dakika sonra olgunca bir tepki versem dahi ilk hissettiğim duygu her zaman bir topmak etkisi yaratıyor bende.
Çünkü alışkanlığım o. Yıllar boyu geliştirdiğim desen şeklim o.
Ben direkt kendime yönelik bir cevapmış gibi algılıyorum.
Bu marka benimle çalışmak istemiyor.
Bu marka çok değerli bir marka ve ben onlarla çalışacak kadar değerli değilim.
Bak bana hayır cevabı verdiler ve bu da onu onaylıyor gibi.
Buradaki değerlendirmeyi yapalım şimdi.
Diyelim ki gerçekten marka seni beğenmedi.
Diyelim ki gerçekten o markanın misyonuna uygun değilsin.
Bu eşittir neden seninle alakalı kötü bir anlama geliyor.
Yani bir markanın kendine verdiği değere sen uymadığında bu neden seninle alakalı da kötü bir şey ifade ediyor olsun ki?
Anlatabildim mi? Biz maalesef biraz dışarıdan alacağımız onaya fazla kanalize olarak hareket ettiğimiz için bu herkes için geçerli değildir elbette ama demek istediğimi anlayanlar gerçekten...
Gerçekten beni hissediyorlar ve ben hala bunda zorlandığımı açıkça söylüyorum.
Çünkü bazen başka insanın onayına bırakıyorum kendi değerimi, yaptığım işi.
Ne kadar beğensem dahi o fikrine çok değer verdiğim insan benim projemi beğenmediğinde benim de gözümde o projemin değeri düşüyor.
Bu işte dışarıdan alacağım onaya çok bağlı olarak öğrendiğim için.
Muhtemelen öğretmen, muhtemelen anneydi bu önceden.
Şimdi de hayatımda işte iş alanlarında bunu yakalıyorum.
Ama önemli olan işte yine altını çizerek söyleyelim.
Yakalamak, geliştirmek, bunları öğrenmek.
Hatta tekrardan şeyi de hatırlatmak çok istiyorum.
Çünkü benim için çok çok faydalı olan bir şey.
Hayatta zaten şema terapisinde de şöyle bir şey söylenir.
Bütün bu geliştirdiğimiz şemalar yani alışkanlıklarımız yok edilemeyecek.
Hiçbir zaman sıfırla on noktası arasında...
sıfıra inmeyecek. Ama önemli olan halledilebilir hale getirilebilmesi.
Eğer ki bu sizin hayatınızda herhangi bir şema diyelim, bu aşağılık kompleksi demiştik daha önce yani yüksek standartlar şeması ya da yetersizlik şeması.
Şimdi bende yetersizlik çok nüksettiği için ve birçok alanda ayrıca mesleğim de bunu çok fazla tetiklemeye müsait bir alan olduğu için bizdeki en önemli nokta sıfırla on noktasında Eğer
ki benim hayatımı etkileyen bir yerde ise bu mesela 7, 8, 9 olabilir.
Onu nasıl halledilebilir sayıya çekebilirim?
Yani 2, 3, belki 4.
Çok da günlük hayatımı etkilemeyen, fikirlerimi etkilemeyen, projelerimi etkilemeyen, motivasyonumu, yataktan kalkma, enerjimi etkilemeyen bir hale getirmek ya amacımız aslında.
Çünkü hiçbir zaman tamam ya ben çok yeterliyim ve artık yetersizlik şamam yok gibi bir senaryo yok.
Bunu zaten psikologlar da söylemiyor bu arada.
Sadece ben bunu nasıl en iyi hale getirebilirim?
Hatta daha güzel hali kendi faydama çevirebilirim.
Çünkü biliyorsunuz ki önceki bölümlerde de bahsetmiştim.
Aslında kıskançlığın ya da kıyaslamanın iyi tarafları da olabilir.
Baktığın zaman o perspektifi kullandığın zaman kendi faydana nasıl çevirebilirsin?
İlerlemek için kendini onun nasıl ekstra...
Ekstradan enerji, ekstradan o fuel diyoruz ya gaz haline getirebilirsin.
Tüm bunlar baktığın bakış açısına göre değişebilen şeyler aslında.
O yüzden ben de terapiye giderken Allah kahretsin ya yetersizlik şeman var.
Allah kahretsin yüksek standartlar şeman var.
Ne olur beni buradan kurtarın gibi bir enerjiyle gitmiyorum.
Hadi gelin konuşalım, öğrenelim neler yapabiliriz diyorum.
Zaten o yüzden podcastları gelip sizinle paylaşmaktan aşırı keyif alıyorum.
Çünkü öğrendiğimi ve ilerlediğimi hissediyorum.
Burada da kişisel algılamak işte birazcık yeterli.
Yetersizlik şamasıyla da bağlantılı olduğu için herhangi beklediğiniz bir şeyle, hayalini kurduğunuz bir şeyle karşılaşmadığınızda verdiğiniz ilk tepki kişisel algılamak ve yetersizliğinizi kanıtlayan bir ispat
gibi görmek burada. Yani direkt bu size saldırıymış gibi hissediyorsunuz.
Sizin sinirlerinize dokunuyor.
Verdiğiniz tepki tabii ki de karakterinize, modunuza göre değişebilir.
Çoğunlukla olumsuz bir reaksiyon olarak olabiliyor.
Mesela geçenlerde yani tabii ki de hikayenin hepsini anlatamayacağım.
Bir arkadaşım burada kendi başına gelen bir hikayeyi anlattı.
Tamamen ikisi olayı farklı değerlendirdikleri için ve tamamen yanlış anlaşıldıkları için uzun sürelik arkadaşlıklarını bir anda tek bir hikayeyle bitirdiler.
Ne iletişim kurmak istedi ikisi de ne de konu üzerine konuşmak, düşünmek.
Sadece senden şunu şunu şunu beklerdim ve sen bunları bunları bunları yapmadın o yüzden sen kötü bir insansın demiş.
Diğeri de sen de bunları bunları bunları yapacaktın.
Yani bu hikaye çok...
Saçma bir hikaye gibi görünebilir ama fark edersek eğer günlük hayatımızda bizim de hissettiğimiz çok nokta olabiliyor buna benzer.
Hemen bir şey olmadığında arkadaşlık ilişkimizi anında kesmek istiyoruz.
Anında koparmak istiyoruz.
Bu insan kötü diye yaftalayabiliyoruz.
Bana bunu nasıl yapmadı diyebiliyoruz.
Ya da şöyle bir şey de çok yaygın.
Ona bu kadar yardım ettim.
Her anında yanındaydım.
Benim bir tanecik bir şeye ihtiyacım oldu ama bana yapmadı gibi.
Burada gerçekten kişisel hikayeler o kadar farklı olabiliyor ki iki insanı farklı noktadan dinlediğinizde ikisi de bambaşka hikaye bile anlatabiliyor.
Yani bunlar birazcık daha bakış açısı, konuyu değerlendirme, sizin kendi içselleştirme tarzınız.
Bu şekilde düşünebilirsiniz ve bunun faturası genellikle karşıki tarafa onunla alakalı kötü bir şey ifade ediyor olarak kesiliyor.
Yani bu insan kötü bunlar.
Burada şunu eklemek istiyorum.
Arkadaşlıkların zamanı olduğuna inanan bir insanım.
Kendi hayat hikayemde de daha öncesine yakın olduğum insanlarla şu anda görüşmediğim bir dönem de oluyor.
Çünkü bazı arkadaşlıkların dönemleri var bence.
Her arkadaş forever çok yakınınız olmak zorunda değil.
Ama hiçbir zaman hayatım boyunca herhangi bir arkadaşımla kötü şekilde ayrılmadım.
Ben sevgililerimle de kötü bir şekilde ayrılmadım.
Her zaman bir şeyin sonu geldiğini hissettiğin anda aslında bir şeyler çok da dağılmadan, bozulmadan, hakaret noktasına geçmeden bitirebilmek bir meziyettir bana sorarsanız.
O yüzden onları anlamak, duygusal dayanıklılığın, duygusal dayanıklılıkla da alakalı bir şey olduğu için bazı şeyleri hissetmek, fark etmek, onu çok da batırmadan, karşı tarafı da suçlamadan, üzmeden bir şeyleri
bitirebilmek güzeldir. Bu anlattığım hikaye aslında iki kişinin çok sinirli çıkış hali ve...
eksiklentilerin karşılanmadığı için anlattığım bir hikaye pat diye ilişkilerini bitirme durumu.
Bir de ayrıca yaşadığımız şu sosyal medya dünyasında hele ki biliyorsunuz sosyal medya içerik üreten insanlar olarak söylemek istiyorum.
Bir şeyleri kişisel algılamamayı öğrenmek çok daha meşakkatli bir yol.
Çünkü her gün size kötü yorum gelebiliyor.
Ya da videonuz izlenmediğinde siz bunu kişisel olarak algılayabiliyorsunuz.
Kafanızdaki sistem biraz şöyle çalışmaya müsait olabiliyor.
Bak işte görüyorsun benim videolarım da izlenmiyor.
İşte Ayşe'nin Mehmet'in videosu çok izlendi.
Hemen işte kıyaslama geliyor arada.
Demek ki onlar ona müsait ama ben müsait değilim gibi kişisel değerlendirmeye maalesef düşebiliyoruz.
Ve buradan hemen sonuç çıkartmak üzerine bir çalışma yapıyoruz.
O sonuçlar da genellikle bu şekilde olumsuz oluyor.
Benim artık yıllardır...
bunu fark ettiğim için ve üzerinde çalıştığım için ilk yapmayı denediğim şey aslında hemen reaksiyon vermemeyi denemek.
Hemen reaksiyona geçmemek.
Hemen karşınızdaki insana savunmaya geçmemek.
Bu iş hayatında da böyle, arkadaşlık ilişkilerinde, duygusal ilişkilerde de böyle bence.
Hemen kendinizi savunmaya geçmeden, ben senden bunu beklerdim, bana bunu yaptın, işte şunlar şunlar, o hep kendi bakış açımızı karşıki tarafa anlatma çabasına girmeden biraz böyle geri adım atıp Dur bakalım ben
ne hissediyorum? Neden böyle hissediyorum?
Yine aynı deseni mi yapıyoruz?
Yine belki karşı tarafla alakalı hiçbir şey yok ama ben kendi kendime bu hikayeyi kurdum gibi birazcık zaman almak önemli.
Bir de hikayenin şu tarafı da var.
Gerçekten karşınızdaki insan size saldırıyor olabilir.
Gerçekten patronunuz size mobbing uyguluyor olabilir.
İş arkadaşınız size mobbing uyguluyor olabilir.
Sınıfta, okulda zorbalığa uğruyor olabilirsiniz.
Bu durumlarda da işte kişisel algılamadan, Bunun seninle alakası olmadığını düşünerek, konunun neden gerçekleştiğini, karşındaki insanla ne kadar alakası olduğunu anlayabilmek
burada ömür boyu çok da işine yarayan belki de travmalarının önüne geçebilecek bir reaksiyon aslında.
Çünkü bir insansa saldırdığında siz de o saldırıdan gelen şeyin etkisinde kalıp onu söylediği şeylere inanırsanız aslında maalesef içten içe kendinizle alakalı bir özgüven kaybı yaşamaya başlıyorsunuz.
Gerçekten onun öyle olduğuna inanıyorsunuz.
Şeme terapisine başa çıkma yöntemlerinden bir tanesi de teslim olmak.
Yani karşınızdaki insanın ya da insanların söylediklerine inanıp teslim olma noktasına geldiğiniz anda aslında belki de güveninizle alakalı, özgüveninizle alakalı en büyük şeyi kaybetmiş oluyorsunuz.
Ve de daha da kötüsü aslında karşınızdaki kişilere bu gücü vermiş oluyorsunuz.
Buna inanarak... bunu kişisel algılayarak ve içselleştirerek karşınızdaki insanı onaylamış, buna inanmış, özgüveninizi kaybetmiş ve bu kadar gücü, bütün bu kontrolü karşınızdaki
kişi ve kişilere vermiş oluyorsunuz.
Burada aslında belki de yine dediğim gibi bizim ailelerimizin maalesef çocuk büyütme yöntemlerinde çok küçük yaşta bireyselleştirme başlamadığı için çocuk aslında kendisiyle alakalı kararları
vermeye biraz geç başlıyor.
Öyle olduğu için de maalesef uzun yıllar boyunca başkasının kendisiyle alakalı karar vermesine izin vererek büyüyor.
Yani orada bireyselleşmede birazcık bir yavaşlama olduğunu düşünüyorum ben.
Öyle olunca işte öğretmeninden gelen tetkiklere, ailesinden gelen tetkiklere göre kendisiyle alakalı bir değerlendirmeye girebiliyor.
Bu da maalesef çoğunlukla yanlış olabiliyor.
Ya da daha sonraki hayatında iş arkadaşı ya da patronu ya da duygusal ilişkisindeki partnerlere göre, onların verdiği feedbacklere göre doğru olmasa bile buna inanma eğilimidir.
Bizim burada gerçekten bir olay olduğunda o değerlendirmeyi daha sağlıklı yapabilmemiz için başta da söylediğim gibi bir adım geri atmak, hemen reaksiyon vermemek.
Olayları, karşındaki kişiyi tekrardan değerlendirmek, düşünmek.
Ben ne hata yaptım? Yine self-reflection diyoruz ya gerçekten ben burada ne yaptım?
Kitsel değerlendirme ve eleştiriyi de doğru bir şekilde yapabilme yeteneği.
Bunlar yavaş yavaş gelişen şeyler bu arada.
Belki şu anda çok güçlü değildir.
Hemen aklınıza gelmiyordur.
Hemen reaksiyon veriyorsunuzdur bir olay olduğunda.
Ama yavaş yavaş hele ki hep söylediğim bir şey var.
Not tutmak, günlük yazmak.
Günlük yaza yaza beyninizin bir tarafında gerçekten daha güçlü oluşan bir sistem olabiliyor bu.
Bir diğer yöntem benim kendi terapistimin de bana sık sık hatırlattığı şey beyni biraz daha olumlu.
düşünmeye alıştırmak.
Çünkü biliyorsunuz ki beynimiz aslında survival mekanizmasına bağlı olduğu için genelde negatife yönelir.
Çözüm odaklı olmak istediği için ve sizin hayatta kalmanızı istediği için sürekli ne çalışmıyor, nasıl çalıştırabiliriz üzerine.
Yani zevk alalım, hayattan eğlenelim, oh be ne güzel meditasyonlar yapalım.
Birazcık beynin şu anda çok alışkın olduğu bir sistem değil.
Onu da biz kendimiz kendi ellerimizle çalıştıra çalıştıra beyni biraz daha olumlu tarafa yöneltmek için olumlamaları daha sık ve daha bilinçli bir şekilde yapmak gerekiyor.
Hele ki karşı düşünce yazma diye bir şey var ya mesela herhangi bir olayla karşılaştınız ve canınızı sıktı.
Bunlar hepimizin hayatında her gün başımıza gelen şeyler.
O yüzden onu belki not almak, bir yere yazmak ya da karşıt görüşünü yazmak gibi düşünebilirsiniz.
Çünkü bu şekilde yazdığınızda aslında bütün perspektifleri daha rahat görebiliyorsunuz.
Konuya daha vakıf olabiliyorsunuz ya da objektif olabiliyorsunuz.
Sadece kendi pencerenizden bakmaktansa ya da o güne kadar geliştirdiğinizde.
bakmaktan ve değerlendirmektense direkt olarak onu daha objektif etmek, kağıdın üzerinde görmek çok daha sağlıklı bir yöntem aslında.
Ben de denediğim için söylüyorum bu arada.
Çünkü gerçekten hala zorlandığım bir yer.
Çok hızlı reaksiyon verebiliyorum, üstüme alınıyorum.
Bu arada üstüne alınmanın en büyük sebeplerinden bir tanesi de özgüven eksikliği aslında.
Ve özgüven daha önceden de birkaç yerde bahsetmiştim.
Tek bir yerde özgüvenlisiniz ve her yere yansıyan bir şey değil.
Bir yerde özgüvenli olabilirsiniz ama başka bir yerde henüz oradaki güveniniz gelişmediğinden dolayı özgüveninizi etkiliyor olabilir.
Yani özgüven biraz değişkenlik gösteriyor bence.
Çünkü çok güçlü hissettiğim, kendimi iyi hissettiğim yerler var.
Ama hala güvenimin çok iyi olmadığı, kendimi eksik hissettiğim ya da düşük hissettiğim yerler var.
Öyle yerlerde aldığım feedbacklerde mesela ben bir şey kişisel algılama eğiliminde bulunuyorum.
Mesela şu anda kurduğum iş benim çok çok yeni ve her şey kendi.
yaptığım için herhangi bir olumsuz bir şeyle karşılaştığımda bunu direkt kişisel algılıyorum.
Ama tabii ki de kişisel algıladığımı fark ettiğim için derin bir nefes çekip ya da bunları kağıda yazıp olayları daha objektif olarak görmeye çalışıyorum ya da biliyorsunuz terapi alıyorum zaten her hafta bu konuları da tekrardan konuşarak dışarıdan
da bir gözle değerlendirmeyi deniyorum.
O da bana gerçekten yardımcı oluyor.
Bugün de zaten bu podcast'ı yaparken Umuyorum ki size de faydalı araçlardan bir şeyler sunabiliyorumdur.
Çünkü bu baktığınız zaman hayatınızı gerçekten çok olumsuz etkileyen bir şey olabilir.
Olmayan bir şey kendinizi inandırdığınız için ama ilişkilerinizde ama belki iş hayatınızda.
Bu kendi kendinizi yarattığınız senaryoda kendi kendinizi sabote etmenize de maalesef neden olan bir şey olarak karşınıza çıkabilir.
Bu arada bu konularla alakalı birkaç tane kitap da önermek istiyorum bu bölümde.
Özellikle yıllar önce Dört Anlaşma diye bir kitap okumuştum.
Aslında böyle belki okurken umarım kötü olarak...
Yani başta böyle ya ne okuyorum ben falan deyip zaten tek nefes sık bir kitap, çok da hızlı bitebilen bir kitap.
Hayatla alakalı dört anlaşma sunuyor size.
Başlı başına aslında podcast olabilecek bir kitap bence.
Ana fikri çok güçlü, çok güzel.
O yüzden kesinlikle tavsiye ediyorum kitabı ve çok da kolay okuması dediğim gibi bir saatte bitirebileceğiniz bir kitap.
O maddelerden bir tanesi yani anlaşmalardan bir tanesi de kişisel algılamamayı öğrenmek yani üzerine alınmamak.
Hayatın gerçekten kurtarıcı noktalarından bir tanesi.
asla özümsenmeyecek bir şey aslına bakarsanız ve eğer ki bu gözlüklerle hayatınızı, günlük hayatınızı inceliyorsanız o kadar yerde birçok şeyi kişisel algılıyoruz ve bu bizim günlük motivasyonumuza
o kadar çok etkileyen bir şey olarak karşımıza çıkıyor ki o yüzden burada farkındalık geliştirmek gerçekten kritik bir noktada.
Diğer anlaşmaları da dediğim gibi belki başka bir podcast konusunda uzun uzun anlatırız ama diğer önermek istediğim kitaplar bir tanesi Şimdinin Gücü.
Eckhart Tolle'un o biraz daha zor okuması, daha kalınca böyle yani okurken bir tık ben İngilizce okuduğum için de olabilir.
Çok fazla dikkatimin dağıldığı bir kitap oldu ama genel fikri güzel bir kitap.
Bir de Bruna Brown'un birkaç kitabı var.
Bruna Brown da bazen sizi çok etkileyen veya fikirlerine katıldığınız bir yazar.
Bazen de gerçekten tamamen yeni dünyanın araçlarından faydalanan bir insan gibi hissediyorum.
Ama yine de kitaplarından birçoğundan keyif aldığımı söylemek isterim.
İngilizce isimlerini biliyorum bu arada o yüzden direkt İngilizce söyleyeceğim.
Açıklamalar kısmında da ekleyeceğimiz için oradan da tekrardan bakabilirsiniz.
Bir tane kitabın adı The Gift of Imperfection.
Yani hani mükemmel olmamanın aslında hediyeleri.
diye çevirdim bilmiyorum gerçeklerin adını.
Burada da o kadar öğrenmemiz gereken şey var ki yani o mükemmelin peşinden giderken kendinle alakalı o uniqueness diyoruz ya sadece sana özgü olan şeyleri kendimde yaptığım bir şey mesela boklamak
üzerine bir alışkanlık geliştirdiğinde kendinin o eşsiz taraflarını görmeyebiliyorsun.
O yüzden bu kitap orada çok değerli olabiliyor ve o yüzden de kişisel algılamak üzerine de bir faydası olduğunu düşünüyorum.
Bir de Daring Greatly yine Brene Brown'ın dediğim gibi açıklamalar.
da tekrardan bulabilirsiniz.
Bölümü burada bitiriyorum.
Umarım keyifle dinlediğiniz bir bölüm olmuştur.
Sorularınız varsa bana DM ya da e-mail üzerinden ulaştırabilirsiniz.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
