
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Aboneliğini başlatmak için: https://subscribe.fizy.com/
Detaylar: https://fizy.com/kampanya/
Bu bölüm “fizy” hakkında reklam içerir.
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Altyazı M.K.
Selamlar, günaydınlar.
Eğer pazartesi sabahı benimle uyandıysanız, benimle işe hazırlanıyorsanız öncelikle çok teşekkür ediyorum.
Haftanız harika geçsin, çok güzel şeyler olsun.
İçinizde sizi gıcık eden patronlar varsa, bu hafta ekstra gıcık oluyorsanız birilerine bugün birazcık onlardan bahsedeceğiz.
Neden böyle dengelerimiz şaşıyor, hormonlar bize neler söylüyor, biz kendimizi ne kadar dinleyebiliyoruz falan.
Birazcık muhabbetimiz bunun genelinde olsun istiyorum.
Ve sabah sabah beni dinlediğiniz için gerçekten çok teşekkür ediyorum size.
Yani sabahın yedisinde...
Bu başka bir nimet.
Bu arada teşekkürüm etmişken hep sonunda söylediğim şeyi bu sefer başta hatırlatmak istiyorum.
Spotify'da en iyi versiyon hesabını takip ederseniz bir de üstüne 5 yıldız verirseniz çok mutlu oluyorum ben.
Onları görünce gerçekten böyle içim kıpır kıpır oluyor.
5 yıldızı nasıl vereceğini bilmeyenler oluyor.
Orada about kısmı var ya hakkında oraya bastığınızda oradan puanlama işte yıldız verebiliyorsunuz.
Teşekkür ediyorum. Bu aralar birileri sizi ekstra gıcık ediyorsa.
Böyle tahammül seviyeniz düştüyse, stresiniz biraz daha arttıysa, bunun özellikle kadınsanız tabii ki de bu bölüm biraz daha kadınlara hitap edecek, belirli birkaç sebebi var.
Bu sefer kendimden de birazcık kişisel örnekler de vererek anlatmak istiyorum bunu.
Dün sabah uyandığımda bütün hayatımı neredeyse değiştirmek istediğime inanarak uyandım.
Böyle bir gıcık oluyorum, işte New York'tan taşınmalıyım bence kesinlikle.
Ondan sonra acaba evliliğim falan böyle zeki uyandırmak istiyorum.
Evliliğim hakkında böyle onunla konuşmak istiyorum ama uyuyor zek.
Yani... Hiçbir şeyden haberi yok.
O kadar masum ki yani arkasını dönmüş çocuk yastığına böyle sarılmış.
Kendi halinde bilmiyorum kaçıncı rüyasındayken onu böyle bir dürtmek istedim.
Sonra dedim ki bir sakin ol.
Nerede olduğumuzu bir hatırlayalım.
Lütal fazdayız. Şimdi daha öncesinde de çok kez bahsettim aslında periyot öncesi dönemler şu bu.
Bu sadece periyotla alakalı olmak zorunda değil bu arada.
Hormonal dengesizlikler olabilir, belki yaşadığınız stresli bir süreçten kaynaklı olabilir.
Ama bazen siz de çok iyi biliyorsunuz ki tahammül eşiğimiz çok düşüyor.
Yani bir şeyler bir şiddetindeyken on şiddetinde hissettirebiliyor.
Ve siz bunu yakalamazsanız eğer, aa ben işte ekstra hassasım, daha çok hissediyorum, biraz daha böyle tahammülleşim düştü, hemen gıcık oluyorum gibi şeyleri fark etmezseniz eğer yanlış kişilere yanlış şekilde
yönlendirme yapabiliyoruz.
Çevremizdeki insanları gereksiz yere bazen üzebiliyoruz.
Aynı şekilde eğer önden bilgi verirseniz, karşınızdaki insanlara açıklarsanız durumu biraz daha tatlı geçebiliyor bu süreç.
Şimdi genel olarak lütalfaz...
Bu adet döngüsünün başlamadan hemen önceki dönem.
Orada kadınsanız eğer çok iyi biliyorsunuz ki vücudumuzda bazı değişiklikler oluyor.
Özellikle projesteron hormonunun artmasıyla bizim böyle biraz daha serotoninimiz düşebiliyor.
Sinir toleransımız azalabiliyor, stres toleransımız azalabiliyor.
İşte biliyorsunuz ki vücudumuzda şişmeler oluyor ya da içe kapanmak istiyorsunuz, daha sessizlik istiyorsunuz.
Böyle hani biri size bir şey söylemesin, lütfen dokunmasın, ellemesin gibi bir dönem olabiliyor.
Ama dediğim gibi bu tarz duygularımız sadece lütfen fazla alakalı olmak zorunda değil ya da sadece kadınların yaşadığı bir dönem değil.
Başka birçok nedene bağlı olarak stres toleransınız düşebilir.
Şimdi burada dediğim gibi...
Uyandığımda ben bu duygularla uyandım.
Ve hemen aslında neden hissettiğimi çok daha algılayamadım.
Yani uyandım ve hissediyorum.
Ağlama isteği yaşıyorum.
Sonra böyle Zek hafif uyanır gibi olduğunda böyle daha çok uyandırdım onu.
Hani bir şey konuşmak istiyorum seninle falan diye.
Ve düşün yani adam gözünü %75 açmış.
Henüz hala tam uyanık değil.
Ama ben başladım. Böyle hissediyorum.
Şöyle oluyor. Ondan sonra böyle düşünüyorum.
Evliliğimle alakalı. Ondan sonra sen böyle yaptın.
Bence ben bunu böyle hissettim.
Ama Zek'in hiçbir şeyden haberi yok.
Yani sadece bana bakıyor.
O boncuk gözleriyle bana bakıyor.
Ondan sonra işte Türkiye'ye mi gitsem ben aslında.
Valla dün yogada da düşündüm.
İşte hatta Instagram'da bununla alakalı video yaptım.
Ya ben Kayseri'ye mi taşınsam acaba?
Yani Kayseri ne alaka? Ama Kayseri orada üniversite okuduğum için hiçbir hani akrabam, ailem orada yaşamıyor.
Sadece eski arkadaşlarımdan bazıları orada kaldı.
Ama dönmek için yani bir sebebimin olduğu bir şehir değil aslında.
Bir sebebi aklıma gelmesinin nedeni şehir çok düzgündü.
Yani hala öyledir.
Böyle bankalar, caddesi.
vardı. İşte Kuyumcular Caddesi vardı.
Pastırmacılar Sokağı vardı.
Ya o kadar düzenli olması çok hoşuma gitmişti aslında benim.
Çünkü Zonguldak dağlık tepelik ve çarpık bir şehir olduğu için o düzen bana baya ilgi çekici gelmişti.
Şimdi de muhtemelen New York'un aslında New York düzenli ama bir tık daha kaotik olduğu için ve İstanbul maalesef yani deprem korkusu bende olduğu için aklıma getirmediğim bir yer.
Sonra şey dedim ya Kayseri'de araba kullanmayı da öğrenirim.
Denerim bir güzel çünkü dümdüz yani.
Düzenli bir şehir. Eski sevdiğim arkadaşlarım orada.
Belki ticaret yaparım falan çünkü biliyorsunuz tüccarlar orada.
Sabah sabah Zeki bunları anlatıyorum.
İşte Kayseri. Çocuk daha hayatına gitmedi Kayseri'ye ve çok istiyor aslında.
Hani bir de mantı falan çok sevdiği için.
Mantı sucuk. Zeki etkileyebilecek şeyler.
Özetle ben sabah sabah başladım.
Ağlamaya başladım falan böyle kendimi tutamıyorum.
Ondan sonra çok anlatmadım ama benim siz bu bölümü dinledikten 5 gün sonra falan bir operasyonum olacak.
O yüzden biraz onun da stresi var ya bence biraz değil daha çok onun da stresi var vücudumda.
Çünkü bir bilinmezlikle karşı karşıyayım.
Hatta onunla alakalı ayrı bir bölüm çekmek istiyorum yani.
Sağlık konularıyla alakalı ya da hazırlanmakla alakalı.
Çünkü o bambaşka bir dünya.
Ama özetle ben böyle dolu dolu uyandım.
Şimdi Zek'in tavrı gerçekten zaten sakin bir insan.
Sadece beni dinledi. Bir de bana sürpriz day trip hazırlamıştı.
Bu işte iki saatten dört saatlik bir yolculuğumuz olacaktı.
Zek de şey dedi. Arabada bol bol konuşuruz.
Bana istediğini anlatabilirsin.
Bu detayları güzelce konuşuruz.
Çünkü bir gece önceden de Zek'in arkadaşı bizde kalmıştı.
Çocuk salonda. Yani bizim artık buna hem vaktimiz yok hem alanımız yok.
Ve Zek gerçekten çok olgunca karşıladı.
Şimdi orada güzel olan taraf benim duygularımı açığa çıkarmama, belki ağlamama, biraz mızmızlanmama izin vermesi.
Aslında benim biraz vurgulamak istediğim kısım bu.
Zek orada durumu anlamayıp hemen bana gıcık olabilirdi.
Çünkü günübirlik bir seyahat hazırlamış bize.
Hem de sürpriz. Nereye gideceğimizi bilmiyorum.
Her şeyi o planlamış. Sabah bir uyanıyor.
Karısı böyle bir şeyler anlatıyor.
Kendisine hatta ufak bir saldırıda bulunuyor.
Sürekli bir sorgulama gibi düşünüp bana o şekilde geri dönüş yapabilirdi.
Beni başka şekilde suçlayabilirdi.
Yani anlatabildiğimi düşünüyorum.
Ama onun yerine Zek benim aslında o an neler hissettiğimi anladı.
Nereden geldiğimi anladı. Ve sadece sakin sakin tamam biraz sonra konuşuruz bunları.
Hadi hazırlanalım deyip ama böyle...
Psycho bir sakinlik de değil.
Yani şu an seni görüyorum sakinliğiydi o.
Burada bence birçok kadının ya da birçok insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey aslında bu.
Ya iki dakika bir çirkinleşmeme izin ver belki.
İki dakika bir moralimin bozulmasına izin ver.
İki dakika bir hayatımı sorgulamama izin ver.
Ben geri yörüngemize döneceğim zaten.
Ama orada... Bir şeyler beni ele geçirmiş oluyor.
Vücudumda değişiklikler var.
Tamir seviyem düşmüş.
Yani nefes alsa gıcık oluyorsun.
Şey diyorsun ya bir uzakta nefes alanı.
Şunu şöyle tutma onu öyle giyme şunu deme gibi böyle bir çıkışların oluyor.
Tabii ki de karşınızdaki insan peygamber değil.
Yani her şeyi anlayış göstermek zorunda da değil ama.
En azından o an sizin o alana ihtiyacınız var.
Bu illa karşınızdaki insana anlatın, dert yanın demek değil.
Yeter ki biraz belki içinize çekilin, bir sessizliğe ihtiyaç duyuyorsanız onu bir yapın.
Belki su içmek istiyorsunuz, belki dinlenmek istiyorsunuz, belki hiçbir şey yapmadan bir sürü uzanmak istiyorsunuz.
Belki birazcık ağlamak istiyorsunuz.
Yani azıcık o duyguyu yaşamak adına kendinizle baş başa kalmak, partnerinize bunu anlatmak.
İnanılmaz yardımcı oluyor.
Çünkü gereksiz yere gıcık olabiliyoruz insanlara.
Onları gıcık edebiliyoruz.
Yani bir tansiyon yükselmesi olabiliyor.
Buradan eşlerinizi de dinletmek isterseniz bu bölümü.
Ya bu gerçekten bazen bizim kontrolümüzde olan bir şey değil.
Yani burada oturup sadece justify etmeye çalışmıyorum konuyu.
Buralarda dinlenmek, kendi içinize dönmek, sessizleşmek, daha böyle sizi iyi hissettiren şeyler yapmak, duş almak, sıcak bir bitki çayı içmek.
Yani sürekli kafeine gitmek de burada çok iyi gelmiyor bu arada.
Biliyorsunuz ben kahveyi ne kadar çok sevsem de.
Bu sürede biraz daha azaltmayı deniyorum.
Belki bir tane ya da bazen hiç içmeden günü geçirmeye çalışıyorum.
Eğer içeceksem daha sütlü kahve içip, biraz daha yumuşatmaya çalışıyorum gibi.
Oralarda vücudunuza doğru sinyali göndermek, doğru yaklaşımda bulunmak önce bizim görevimiz sonra çevremizdeki, ilk çemberimizdeki insanların birazcık anlayışına sığındığımız bir yer.
Çünkü buralarda hayır demeye daha çok ihtiyaç duyuyoruz.
Bir şey yapmak istemiyorsun. Bazen çok basit görünen görev bile biraz daha ağır hissettirebiliyor.
Maalesef... Hayatınızda bunları anlayış göstermeyen bir insan varsa ya da aileniz varsa bu daha üzücü, daha yorucu.
Ama orada da öfke duymayın.
Sadece bakın karşınızdaki insana beni anla işte ben şöyle istediyorum böyle istediyorum gibi bir gayeye düşerseniz ekstra stres yaratacak.
Böyle durumlarda sizi anlamak istemiyorlarsa eğer...
Bir de karşınızdaki insan şey yapabilir yani.
Ben de şöyle hissediyorum. Böyle hissediyorum gibi iki tarafta böyle görülme isteğiyle, anlaşılma isteğiyle sadece bağrılan, ses tonlarının yükseldiği bir ortam oluşmuş oluyor.
Dediğim gibi siz kendi fazınızı bir yakalayın.
Biraz daha belki karşınızdaki insanı anlatmadan o içe dönmeleri yaşayabilirsiniz.
Bir kafeye gidip sessizce oturup çayınızı içmek, kahve içmek gibi kendinize özel alan yaratma ihtiyacınıza izin vermek.
Bakın ben bunun altını çizmek istiyorum.
Çünkü çoğumuz bunu fark etmiyor.
Ben bazen arkadaşlarıma şey diyorum.
Senin birazcık kendi içine...
çekilme ihtiyacım var. Çünkü bazen o hayatın keşmekeşinde işte şu ne der, bu ne oldu, işim, gücüm, patronum, çocuğum, eşim derken hop bir şeyin içerisinde tıkılı kalınabiliyor.
Oralarda işte sadece lütfaz olmak zorunda değil.
Ben bu sıra yorgunum.
Muhtemelen kendimi de biraz ihmal ettim deme anlarını görmeniz bence altın değerinde.
Lütfen onları yakalayın. Kendinizi ihmal etmeyin.
Çünkü siz kendinizi ihmal ettiğinizde karşınızdaki insan nefes aldığında bile gerçekten gıcık oluyorsunuz.
Oysa ki çoğu zaman karşınızdaki insanla hiçbir alakası yok.
Durduk yere bir de canlarımız sıkılabiliyor.
Biz de geçtik bu süreçlerden.
Yani Zekin dün o kadar anlayışlı olmasının sebebi daha önce anlayamadığı zamanlarda gereksiz yere moralimizin bozulmalarının sonucu.
Yani tecrübelerden aldığımız derslerden kaynaklıydı.
Böyle bir bölüm olsun istedim.
Birazcık kısa oldu. Kusura bakmayın.
Bir sonraki bölümlerde yine görüşürüz uzun uzun.
Umuyorum keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Kendinize iyi gelen bir bölüm olmuştur.
Ve belki de partnerinizle paylaşmak istediğiniz bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölüme görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
