
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yeni bölümümüzde hayatı dönemlere göre nasıl yaşıyoruz, eskiden sevmediğimiz bir şey nasıl bir anda favorimiz oluyor ya da tam tersi haliyle fikirlerimiz değişiyor bahsediyoruz.
Bir anda tamamen bir şeye odaklanmışken, neden bir anda ondan uzaklaşıp başka şeylere odaklanıyoruz, bu süreci nasıl geçirebiliriz, kendimizi ve başkalarını yargılamadan, bu dönemlerden neler öğrenebiliriz, hepsi bu bölümde.
***
Sorularınızı ve yorumlarınızı Instagram üzerinden veya e-mail olarak iletebilirsiniz.
Her Pazartesi sabah 7’de yeni bölümü dinlemek için, podcast hesabını takip etmeyi unutmayın.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bu haftaki bölümümüz biraz gecikmeli geldi.
Normalde pazartesi sabah 7'de.
İlk yayını veriyoruz ve hani bölümümüz nerede ben onu yolda dinliyordum, işe giderken dinliyordum, makyaj yaparken dinliyordum diyen herkese öncelikle teşekkür ediyorum.
Bir önceki bölümde yani hazırladığımız bölümde ufak bir arıza çıktı diyelim.
O yüzden çarşambaya sarkıtmak durumunda kaldı ama yine her pazartesi sabah 7'de olmak üzere bölümleri yayınlamaya devam edeceğiz.
Bugünkü bölümde dönem dönem dönemlerimizin olması üzerine konuşmak istiyorum.
Çünkü kendimi gözlemlediğimde nedense çok da hoşlandığım bir süreç aslında bu.
Fakat böyle o anı...
İçerisine girdim de ilk verdiğim tepki bazen panik olabiliyor.
O yüzden önce kendimi inceleyip kendime nasıl destek verdiğimi gözlemledikten sonra sizinle paylaşmak üzere bu bölümü hazırladım.
Muhtemelen sosyal medyada da görüyorsunuzdur özellikle İngilizce olarak.
İşte I'm in my cooking era, winter shopping era, I'm in my travel era, I'm like lazy era neyse artık o.
Dönem dönem içerisinde olduğunuz süreçleri kapsayan bir süreç.
Duygusal yakınlık olduğunda yani siz o olayı şahsen yaşayan insan olduğunuz için bazı dönemlere girdiğinizde o dönemin asla bitmeyeceği kaygısına kapılıyor olabilirsiniz.
Hayatta her zaman o minimalde gideceğinizi düşünüyor olabilirsiniz.
Biliyorsunuz ki bu genelde olumsuz bir şey yaşadığımızda daha çok hissettiğimiz bir durum oluyor.
Yani başımıza kötü bir şey geldiğinde o kötü şeyin daha farklı daha da kötü şeyler getireceğini ve o sürecin asla geçmeyeceğini düşünebiliyorsunuz.
Sadece bu hisle başa çıkmak için.
Çok farklı yöntemler var bugünkü bölümde hem onlardan bahsedeceğim hem de bu dönemleri ben nasıl kategorizeştiriyorum, onlarla başa çıkma yöntemlerim ne, süreci yaşadığım anda kendimi nasıl gözlemliyorum vs.
onları kapsadığım bir bölüm olacak.
Bilmeyenler için şu anda New York'ta yaşıyorum.
Bundan önce Washington DC'deydim, ondan önce Dallas, ondan önce Çin, ondan önce Türkiye.
Yani aslında hayatımı...
Öncelikli olarak ülkelere ve ülkelerdeki yaşam stillerime göre kategorize ediyorum.
Ve de şehre göre, şehrin bana sunduklarına göre o anki çevremdeki insanlar, hayatımı etki eden olaylar, mesleğim, yaptığım iş ve iş gereği karşılaştığım insanlar üzere birazcık etki
altında kalabiliyorum. Yani dışarıdan gelen etkenler önemli bir faktör.
Uzun yıllardır aynı şehirde yaşıyorsanız ve aynı mesleği yapıyorsanız muhtemelen daha duygusal bir evreden de bahsediyor olabiliriz sizin için.
Kendi adıma baktığımda dünya genelinde büyük bir paket olarak görüyorum bütün bu yaşadıklarımı.
Çünkü Türkiye'de doğup büyüdüm.
Daha sonrasında öğrendiğim yabancı diller sayesinde birçok yabancı ülkeyi hem ziyaret ettim hem de yaşama fırsatım oldu.
Bunları yaparken hem hobilerimi geliştirmek üzere hem de iş kaynakları alanında birçok şeye ilgi alanım olduğu için neler yapıp yapamayacağımı incelerken ve deneme yanılma yollarını denerken Çok fazla şey yapma imkanına sahip
oldum. Bunların sonunda evet elimde tam net bir mesleğim hala yok.
Bugünkü günümüzde bile. Çünkü bana sorarsanız yarın tamamen başka bir kariyere de başlayabilirim.
Bu dönemlerden kastım da aslında biraz bunları da kapsayan bir şey olacak.
Çünkü genel bir merakım ile biliyorsunuz hep kendime kahşif olarak da bakan birisiyim.
Merakım var, heyecanım var.
Bu hayattaki süremizin sınırlı olduğunu biliyorum.
Ve neler yapabileceğimi kendi başıma, kendi imkanlarımla neler yapabileceğimi hem kendime göre...
göstermek istiyorum hem de gerçekten bir şekilde sınırların ötesine geçebilmek istiyorum.
Aslında belki de en değerli ve belki de en en en zor olan bir şey var ki comfort zone yani o rahat bulunduğum ortamdan çıkma yolları arıyorum.
Bu da anlaşıldığı üzere çok kolay olmuyor.
Hem sosyal etkenler, yaşadığınız toplum, büyüdüğünüz, aile yapınız, ilişkileriniz birçok şey sizi mutlaka internal ve external olarak etkileyici faktörler olabiliyor.
Bu pencereden baktığımda merakımı anladığım için ve yaptığım bütün bu çalışma Altyazı M.K.
Burada özellikle vurgulamak istediğim şey kişinin merakı ve bulunduğu alandan çıkma isteği üzerine.
Bu eralardan, dönemlerden geçiyoruz.
Bunu da kendi üzerimden şöyle anlatacağım.
Siz kendi hayatınızı kendiniz biliyorsunuz.
Şu anda hangi eradasınız, dönemdesiniz bilmiyorum.
Ben son dönemlerde biraz daha beziniz ve de hiçbir şey yapmama eramdayım.
Yani iki tane erayı aynı anda yaşıyorum.
Sosyal medya eramın dışına çıktığımı hissediyorum.
Yani beni diğer platformlardan tanıy...
Normalde YouTube'da ve Instagram'da çok daha aktif içerikler üreten bir dijital üreticiyim.
Son dönemlerde bunun bende daha az anlam ifade ettiği bir süreçteyim.
Şu anki halime çok da hizmet etmediğini...
gördüğüm bir süreçteyim.
O yüzden o eradan çıktığım yani sosyal medya üreticisi bu tamamen çıkmak anlamına da gelmiyor bu arada.
Yine oradan beni takip ediyorsanız bare minimum olarak yaptığımı orayı tamamen bırakmadığımı da göreceksiniz.
Çünkü onun arkasında da başka bir motivasyon yatıyor elbette.
Fakat kendimi incelediğimde ben 10 ay önce New York'a taşındım ve ilk taşındığımda iştahla başladığım yer buradaki Broadway şovlarıydı.
Sosyal medya ya da biznesle alakalı bir şey çok da ilgimi çekmiyordu.
Gelir gelmez çok sık olarak Broadway gösterilerini...
izlemeye gidiyorduk Zek'le beraber.
Sonrasında influencer erama girdim ve orada daha çok şehri tanımak, buradaki yerel markalarla işbirlikleri yapabilmek, buradaki restoranlarla beraber çalışabilmek adına müthiş bir odak sağlanarak
oraya yöneldim. Ona da restoran erası diyorum, influencer erası diyorum.
Bir dönem sadece spor yaptığım bir eradaydım.
Biliyorsunuzdur belki kalçamı incittim.
Hatta önümüzdeki hafta MRI çektireceğim.
Hiç de hoşlanmadığım bir durum bu arada.
Klostrofobim var. Parantezler içerisinde bunu da söyleyelim.
Bir gün sadece klostrofobiyle alakalı bölüm de hazırlayabiliriz.
Benim gibi panik olanlar, bir yere tıkılı kalmaktan korkanlar adına alnınızdan öpüyorum.
Neyse o yüzden şu anda spor da çok aktif yapamıyorum.
Yogaya geri döndüm.
Yogayı uzun süre yapanlar, ara verenler geri döndüklerinde bilirler ki...
Başka bir duygu yaşatıyor yoga size.
Bir kere ben ağlayarak tepki verdim bu sürece.
Çünkü vücudum, o eklemlerimde sıkışan sinir diyeceğim.
Açılmaya başladıkça hem kendime karşı bir şefkat doldum.
İyi bir şey yaptığım için, fiziksel olarak kendime yararlı bir şey yaptığım için ve yoga yaparken gerçekten zihinsel olarak da bir dinginlik yaşanıyor.
Onun size verdiği ekstra bir yumuşaklık var.
Orada bir falan haline geçiyorsunuz.
Spor eramdan çıkmıştım fakat şimdi yoga.
erama geri döndüm.
Yıllar önce tam bir spritüeldim bu arada.
Yani Reiki masterı olmak üzereydim fakat bıraktım.
Şimdi de çakra çalışmaları yapıyorum.
Yine kristallerle cleansing, kendimi temizleme işlemi yapıyorum.
Yoga yaparken meditasyonla bitiriyorum.
Genelde zaten meditasyonu yaparım yani her gün.
Mutlaka 5-10 dakikada olsa.
Biraz daha breathwork öğrenmeye çalışıyorum.
Yani nefes alma tekniklerini geliştirmeye çalışıyorum.
Onların hayatımız üzerinde özellikle günlük hayatımızdaki stresle başa çıkmak üzerine etkisinin...
Hala tam farkına varmadığımızın kanaatindeyim bu arada.
Çünkü çok değerli şeyleri elimizin tersine itmek gibi kötü alışkanlıklarımız var.
Genel konuşuyorum ama birazcık bunu gözlemliyorum hem kendimde hem çevremde.
Bu dönemlerden de aslında biraz daha kastım.
Bir süreç oluyor hayatınızda tamamen.
yeni bir evreye geçiyorsunuz.
Bunun altında yatan bir diğer sebep de kişisel gelişiminiz.
Yani bir şeyle alakalı oradan aldıklarınız, öğrendikleriniz, bulunduğunuz seviye ve bir sonraki seviyeye çıkma arzusu, isteği ile değişen ilginiz, çevresel faktörler diyebilirim.
Çünkü benim hikayemde çok fazla ülke, şehir ve çevre değiştirmek bununla alakalı müthiş bir etken.
Çünkü yeni insanlarla tanıştıkça belki ufkum geliştiği de için farklı alanlara ilgimi artıyor, farklı insanlarla farklı...
ve işbirliklerine giriyor olabiliyorum.
O yüzden bir şeye sabit kalmamak, tutulu kalmamak ya da inat etmemek burada benim hayatımda benim esnekliğimle alakalı müthiş bir destek sağlıyor.
Ve bu gelişen süreç ile hem kendinizde hem ilgi alanlarınızdaki değişimler hem dışarıdan belki kariyerinizi etkileyen sizin kontrolünüzün dışında çünkü bu da önemli bir faktör.
Bazı şeyler bizim kontrolümüzde bazı şeyler kesinlikle elimizde olmayan şeyler ile farklı aralara girebiliyoruz.
Böyle bir sürece girdiğinizi hissettiğinizde aslında belki de ilk başta olan şey kabullenmek ve buna değişime karşı açık olmak.
Önceki yaptığınız şey, belki de yıllardır emek verdiğiniz şey artık işlemiyor olabilir.
Artık istemiyor olabilirsiniz ve bu sizin için çalışmayan bir şey olabilir.
Ve bundan vazgeçmek, ondan çıkmak da gurur meselesi yapıyorsanız, biraz da egocentrik bir insansınız, ben öyleyim maalesef, orada da zorlanıyor olabilirsiniz.
O yüzden bu era geçişlerinde, dönem geçişlerinde ilk yapmanız gereken şey bazı şeyleri kabul etmek, değişime açık olmak ve bu kendiniz yaşadığınız personal yani...
Kendinizde yaşadığınız gelişimi kucaklayabilmek ile yeni hedeflere odaklanabilmek.
Yani burada gelişen değişen bir şey var.
Bir sonraki evreye geçtiğinizde ona karşı hazırlıklı olabilmek.
Bundan sonra da o anki hayatınızın koşullarına göre, o anki sisteme göre tekrardan hedeflerinizi gözden geçirmek ve ona karşı uyarlayabilmek.
Bazen de kariyer, iş hayatınızla alakalı yeni bir eraya, döneme giriyor olabilirsiniz.
Ben kendi adıma biliyorsunuz uzun zamandır sosyal medyada içerik yapıyorum.
Ve sosyal medyadaysanız biraz daha böyle spotlight hissiyatında oluyorsunuz.
Bir de ilgilendiğiniz şeyler mi bilmiyorum.
Benim yükselen burcum Aslan.
Aslan Burcu ön planda olmayı sever.
Zaten bu spotlight'ı sever.
Fakat başarısında başarısızlığında insanlar önünde yaşadığını düşündüğü için.
Yani gerçek olsun ya da olmasın Aslan Burcu.
Burcu benim de karakterimden de dolayı yani.
Sanki insanların oturup beni izlediğini falan düşünüyorum.
Deli değilim merak etmeyin.
Gerçekten öyle olmadığını biliyorum.
Ama bu biraz daha bilinçaltında geliştirdiğim bir şey.
Sosyal medyadaki kariyerim diyeceğim.
Orayla alakalı New York'a geldikten sonra influencerla odaklandığım için bana sorarsanız tadına baktım.
İlgim de azaldığı için şu anda tekrardan ticareti önermeye ve ticaretin farklı bir alanına daha denemediğim, biraz daha parayı riske attığım bir döneme girmeye hazırlanıyorum.
Tabii ki de burada bazı korkularım var.
O korku da genelde işte comfort zone tabanlı olabiliyor.
Çünkü hem para kaybetme ihtimalim çok yüksek hem de başarısız olma ihtimalim çok yüksek.
Ama denemeden öğrenemeyeceğim için burada da yine...
ilk yaptığım şey bu sürece girdiğimi kendime hatırlatmak.
Ölçülebilir ve de %100 kesinlikle bu olmazsa olmaz gerçekçi hedefler koyabilmek.
Bugüne kadar kendime yaptığım en büyük sabotajım gerçekçi olmayan hedefler koyabilmek.
Yani hayalimdeki bana göre fantezi dünyamda benim yapabileceklerimin sınırı yok.
Ama siz oturup kağıt kalemi aldığınızda, hedefler planladığınızda o hayallerinize göre hedefler çizemiyorsunuz.
Gerçek olan hedefleri kağıda yazdığımda biraz hoşuma gitmedi, düşük göründü o hedefler.
Fakat gerçekçi olduğu için, ulaşılabilir olacağı için...
Hem içsel hem de dışsal olarak motivasyon kaynağınız da olacak.
Fakat bu kariyer değişimlerinde özellikle ya da yeni bir eraya girdiyseniz kendi kariyerinizde belki...
Terfi aldınız. Belki tamamen farklı düşünüyorsunuz artık işinizle alakalı.
Belki bırakmayı düşünüyorsunuz.
Böyle bir süreçte sınırlar çizebilmek çok önemli olacak.
Yani hem kendinize ayırdığınız vakti önceliklendirmek neredeyse olmazsa olmaz diyeceğim.
Hatta unnegotiable bu İngilizce'de de çok kullanılan bir şey.
Yani bunun pazarlığı yok.
Kendinize vakit ayırmak zorundasınız.
Kendinize iyi davranmak zorundasınız böyle bir süreçte.
Çünkü sadece iş ol... Altyazı M.K.
Odaklanırsanız, sadece para ve kariyer düşünürseniz burn out kaçınılmaz olacak.
Yani duvara toslamak, yorgun hissetmek, tükenmişlik hissetmek kaçınılmaz olacak.
Kendinize ayırdığınız vakit.
Sessizleşebilmek, sakinleşebilmek, sevdiğiniz şeyleri, size iyi gelen şeyleri yapabilmek, size iyi gelen insanlarla bir arada olabilmek burada olmazsa olmaz.
Hep deniyor ya iş ve sosyal hayat dengesini kuramazsanız eğer orada mutlaka bir dengesizlik olacak ve o dengesizliğin de çıkışı negatif konuşmalar olabiliyor çünkü kendinize karşı daha
sert olabiliyorsunuz.
Burada düzenli olarak aralar verebilmek.
Yani kendinize ait bir proje de olabilir bu arada.
Evde çalıştığınız bir proje de olabilir.
Orada mola verebilmek, ara verebilmek, kendinizi o alandan çıkarabilmek, psikoloji şeyde geçer, kanal değiştirmek.
Bazen o kafanızdaki kanalı değiştirip farklı şey düşünebilmek, kendinizi bir alandan başka bir alana taşıyabilmek de burada sizin için başa çıkma yöntemi olabilir.
Eğer ki iş hayatına çok odaklandıysanız, bir şeyi başarmayı çok hedeflediyseniz aralıklı olarak kendinize vakit ayırmak zorundasınız.
Bir diğer era. Benim de sık sık içine girdim ama özellikle son dönemlerde yaklaşık bir yıldır seyahat etmediğim için delirdiğim, böyle burnumda kokusu tüten bir şey var ki seyahat edebilmek.
Bazen hayatı, bu bulunduğumuz konumu, işimizi, kariyerimizi, partnerimizi, belki ailedeki insanları vs.
fark etmez. Bunları çok ciddiye alıyormuşuz gibime geliyor.
Bazen... O eraya girdiğimde hayatın en büyük anlamının dünyayı gezmek, dünyayı keşfetmek ve diğer insanlarla tanışabilmek, onlarla kaynaşabilmek olduğunu düşünüyorum ki son dönemlerde o da dürtüyor beni
alttan alttan. Çünkü özellikle Asya'da yaşadığım sürede Asya'yı seyahat edebilmek, oradaki insanlar, oradaki dil vs.
çok daha kolaydı. Hem okul okuduğum için yani burada freelancerım ama Amerika hem daha pahalı hem...
İş kurmak istiyorum, bunları yapıyorum, şunları yapıyorum derken oradaki özgürlüğüm yok açıkçası hem maddi hem manevi olarak.
Fakat bu da beni alttan alttan dürtüyor dediğim gibi.
Burada da mantıklı olan yani bu isteğe, bu evreme göre neler yapabileceğimi şöyle oturup planlıyorum.
Gerçekten bir yıl içerisinde nereleri gezmek istediğimi, ne yapabileceğimi yine gerçekçi olarak planlayıp önceliklendirme.
Çünkü Türkiye'ye geçen yıl gidemedim.
Hem New York'a yeni taşındığımız için işte bu şirketi yeni kurduğum süreç olduğu için.
Bana sorarsanız aslında Türkiye'yi çok da özlemedim.
Keşke Türkiye'de sadece bir hafta kalıp sadece ailemi ve arkadaşlarımı görüp başka yerlere gitmek istiyorum aslında.
Ama bir hafta yetmiyor çünkü çok fazla arkadaş var, ailem var ve orada muhtemelen zekten de dolayı biraz daha uzun kalıp onun o keşfine destek olmak var.
Tabii Türkiye'de keşfetmediğim birçok yer de var ama bana sorarsanız şu anda böyle dünyanın farklı yerlerini gördüğümde gerçekten içimde oluşan kıpırtıya biraz daha cevap verebilmek adına nereleri gezmek istediğimi ve bütçemi...
ayarlayabilmek ve bunu önceliklendirmek istiyorum.
Ve sonrasında tabii ki de eğer ki içinizden o adventurous tarafınız çok da dürtüyorsa yani maceracı tarafınız ille de bir şeyler yapmak istiyorsa daha yakın yerlerde daha bütçenize göre neler yapılabilir üzerine bir
şey yapabilirsiniz. Çünkü bazen benim gibi bir insansınız biraz daha dürtüsel davranma eğilimi olabiliyor.
Yani bana sorarsanız bir anda kalkıp Başka bir ülkeye yarın gidebilirim taşınmak diye.
Çünkü niye oradan memnunum? Ama yarın kalkıp bana bir bilet aldırıp hadi bakalım Afrika'da şuraya keşfetmeye gidiyoruz dediğinizde ben gidebilirim.
Ama gidemiyorum çünkü hem param yetmiyor hem de birazcık gerçekçi olmayan bir hedef oluyor.
Zaten bunu yapan başka bir insan da olmuyor.
O yüzden gerçekçi olan hedeflerle bulunduğunuz ortamdan lokal de olabilir.
Neler yapılabilir ve içinizdeki o maceracıyı biraz besleyebilirsiniz.
Oraya bakabilirsiniz. Bir diğer aramız daha çok sosyal olmak ve ilişkileri derinleştirmek.
Geçen gün Zek'le kafede çalışıyoruz biz bazen hafta sonlarında.
İkimiz de bilgisayarlarımızı alıyoruz ve o kendi yaptığı projelerine odaklanıyor.
Biraz daha planlama ve değerlendirme üzerine gidiyor.
Bir tane alıştırma var onu yaptık aramızda.
25 tane çok istediğin yapmayı düşündüğün şeyleri yaz.
Bunu aslında Ali Aptal'ın tekniği YouTube'da izliyorsanız eğer.
İçinden 5 tanesini seç ve diğer 20'sini unut.
Unut derken tamamen hayatından çıkar değil.
Orada da bir önceliklendirme tekniği var tabii ki de.
Ve biz Zek'le şöyle yaptık.
Benim 5 taneyi Zek seçti.
Onunkini de ben seçtim. İçlerinden bir tanesinde sosyalleşebilmek ve ilişkileri derinleştirmek vardı.
Çünkü sosyal olmayı çok seviyorum.
Ben aynı zamanda acayip dışa dönük bir insanım.
Diğer insanlardan enerji alıp onlarla kendini yenileyebilen bir insanım.
Ama aynı zamanda da... İçe dönük bir insanım.
Sadece odada durup hiçbir şey yapmadan kendimle vakit geçirerek de enerjisini toplayan bir insanım.
Tam ortadayım yani gerçekten.
Buradaki dengeyi de şu şekilde kuruyorum.
Evet sosyalleşmekten ve yeni insanlar tanımaktan ve onlarla olan ilişkilerimi derinleştirmekten çok keyif alıyorum.
Ama aynı zamanda bunu çok fazla yaptığımda kendi enerjimden fazla tükettiğim için kendime de vakit ayırmam gerektiğini kendime hatırlatıyorum.
Yani her evente gitmek zorunda değilim ve ben o etkinliklere gitmediğimde bir şey kaçırmıyorum.
Özellikle o insanlarla ilişkilerinizi daha samimi bir şekilde kurduysanız birkaç etkinliğe gitmediğiniz için sizinle olan arkadaşlıklarını kesmeyecekler.
Normalde öyle bir korku olabiliyor arka yapıda.
Çünkü yeni tanıdım insanları ve birkaç kere hayır dedim de bir dahakine beni çağırmayacaklar gibi bir hissiyatım olabiliyor.
Fakat burada gerçekten kendinize ayırdığınız ve ayıracağınız vaktin çok değerli olduğunu.
Kendi kendinize sadece evde hiçbir şey yapmadan vakit geçirmek ne kadar keyifli, ne kadar sıcak, ne kadar huzurlu ve ne kadar güvenli.
Yani bunları çok fazla sosyal medyada gündeme getirmediğimiz için dışarıda kalabalıklar içerisinde partileyen, daha dünyayı gezen, sürekli aktif olan insanlar biraz daha buslandığı için sosyal medyada içeride
evde oturan insanları asosyal zannediyoruz.
O yüzden merak etmeyin asosyal değiliz, mutsuz değiliz.
Sadece bazen... İçimizde deşarj olma ihtiyacımız var.
Bunun dengesinin de çok önemli olduğunu düşünüyorum.
Yani tamamen evde olup kendini izole etmek ve yalnız kalmaya itmek de başka bir şeye verdiğiniz cevap olabilir.
Yani o bir travma cevabı olabilir bilmiyorum.
Psikolog değilim sonuçta ama kendi gözlemlerime göre çok yalnız kalmayı ihtiyaç duyduğumda biraz sorguluyorum onu.
Denge önemli. O yüzden bir başka era bunu...
Bu sıra sadece rahatlamak istiyorum, dinlenmek istiyorum ve dinlenmek üzerine bir şeyler yapmak istiyorum.
Mesela bir spaya gitmek istiyorum, tırnaklarımı uzun uzun yaptırmak istiyorum, saçlarıma bakım yaptırmak istiyorum, sadece kendimle ilgilenmek istiyorum, ne zamandır izlemek istediğim filmler listesi vardı dur bakalım bir onlara bakmak istiyorum,
defter defter yazılar yazmak istiyorum, kendimi sanatçı hissetmek istiyorum dediğiniz bir dönemdeyseniz de eğer ona da eyvallah deyip haydi bakalım hoş geldin dönemcim neler yapıyoruz demek ki bu...
Bu sıra dinlenmek istiyorsun. Demek ki bu sıra içine çekilmek istiyorsun.
Başka bir şeyin keşfindesin, başka bir şeyin merakındasın diyebilmek burada lezzetli.
Bu sıra normalden biraz daha fazla uyuyorum.
Ama hemen korkmak ve inanmıyorum çok da geç uyandım.
Yani neden bu kadar uyuyorum demiyorum.
Bu sabah mesela uyandım.
Yataktan kalkıp salona gidip koltuğa yattım.
Bilgisayardan böyle şeyler var ya.
AI videolar işte fireplace ile arkadan yağmur gösteriyor şıkır şıkır.
Aslında AI ama ben kendimi içinde hissediyorum ve oradaymış gibi hayal edip gözlerimi kapatıyorum.
O yağmurlu kabinin içindeymişim gibi şıkır şıkır böyle.
Ve bir 3 saat daha uyumuşum.
Uyandım da alnımdan öptüm kendimi.
Aferin dedim ya ne güzel.
Yani bir acil eğitim yok.
O şeyi değerlendirebilmek de önemli.
Ne acil? Neyi önceliklendirebilirsiniz?
Dinlenmek istiyorum bu sıraya.
Ve bunun hesabını kimseye vermek istemiyorum.
Kendime de kızmak istiyorum. Ben bu sıra birazcık geç uyanacağım.
Bu bir hafta sürebilir. Önümüzdeki hafta uyanırım sabahın köründe vs.
Neyse artık o yani bilinçsiz olsa da suçluk hissetmeden yani oturup belki suçlu hissetmiyorsunuzdur ama bilinç altında düğürten bir şey varsa genelde o suçluluk oluyor.
Ben de bununla başa çıkmaya çalışıyorum.
Hatta terapide de bunu önceliklendiriyoruz.
Çünkü aslına bakarsanız yapmam gereken her şeyi yapıyorum ama normal bir şey izlerken bile arkamdan...
Üff ya şimdi şunu mu yapsaydım acaba falan olabiliyor.
O kafadaki ses biliyorsunuz zaten kafamızda kimler kimler yaşıyor.
Yani hiç durmayan sesler korusu.
O yüzden burada suçlu hissetmeden bu sıra dinlenme aranızdasınız.
Çok çalıştınız belki 6 aydır bir şey üzerine koşturdunuz ya.
Azıcık bir kendinize izin verip o alanı kendinize yaratıp.
Biraz da bunun keyfini çıkarmak üzere bir süreçten geçebiliriz.
Çünkü çok yüksek ihtimalle 3 ay sonra yine haldır huldur koşturduğumuz, at teptirdiğimiz bir sürece gireceğiz.
Neden enerjimizi toplamayalım şimdi?
Ki böyle bir süreçte aslında insan fark ediyorsanız...
değerlendirme sürecine de girmiş oluyor.
Yani siz dinlenirken bazı şeyleri değerlendirmiş oluyorsunuz.
Bir önceki evrede nelerden keyif aldım, neler işe yaradı, neler işe yaramadı, neden şu anda yorgun hissediyorum, neyi değiştirsem ve bir sonraki sitepe geçtiğimde nasıl ilerleyebilirim gibi suçluk hissetmeden değerlendirdiğinizde
hatırlatabilirsiniz kendinizi.
Sessiz kalmaktan ve hiçbir şey yapmama durumundan çok korkuyorsanız şöyle bir şey hatırlatayım size.
Ben meditasyona ilk başladığımda ilk 5 dakika oturmak bana zor geliyordu.
8 yıl önce falan zevkle başladım meditasyona.
5 dakika oturmak bile böyle gözüm yarım yamala kaçıp falan yaptığım bir şeydi.
Şimdi oturduğumda kendimi dinlendirebildiğim, düşüncelerimi uzaktan izleyebildiğim de bir teknik.
O yüzden meditasyonu ve nefes alma tekniklerini de burada önerebilirim size.
Tüm bunların dışında kendi kontrolünüzün dışından gelen Tamamen dış faktörlerin etkisiyle oluşan şeyler de olabilir yeni girdiğiniz evrede.
Bu sevdiğiniz bir insanın sağlık durumu olabilir.
Sonuçta bu sizin kontrolünüzde olan bir şey değil, elinizde olan bir şey değil, yapabileceğiniz bir şey değil ve orada insan biraz savunmasız da hissediyor, çaresiz de hissediyor olabilir.
Böyle bir süreçte değişime hazırlıklı olabilmek, bu değişimi kabullenebilmek, sizin kontrolünüzün dışında olduğunu kendinize hatırlatabilmek, daha esnek olmayı pratikleştirmek yani...
Bazı geçişleri daha yumuşak yapabilmek, gerekiyorsa profesyonel destek alabilmek de böyle bir süreçte size destek olacak bir yaklaşım olacaktır.
Unutmayın ki her şeyin başı denge.
Yani dengeyi ne kadar daha vurgulayabilirim bilmiyorum.
Ne kadar kendimi hatırlatabilirim bilmiyorum.
Ne yaparsanız yapın.
Denge olması gerekiyor.
Kendinizi önceliklendirmeniz çok değerli.
Yine unnegotiable diyeceğim.
Yani bunun pazarlığı dahi yok aslında.
Ve diğer önceliklendirdiğiniz şeylerin de yer değiştirmesi olan, panik yapmamamız gereken bir şey.
Önceden istediğiniz şeyi şu an istemiyor olabilirsiniz.
İlgi alanlarınız değişebilir.
Hedefleriniz değişebilir. Yeter ki bunların hepsinin olduğunu...
kabul edebilmek, olağan olduğunu bilmek ve ona göre hazırlık yapabilmek burada size yardımcı olan bir şey olacak.
Bu süreçleri geçerken de çevrenizdeki insanlarla paylaşabilirsiniz.
Umuyorum ki sizi anlayan ve destek olan insanlar çevrenizde vardır.
Eğer ki siz aşağı çeken, daha negatif yaklaşan insanlar varsa çok yüksek ihtimalle aranıza mesafe koymanızı önereceğim.
Çünkü siz bir evreden geçerken size hani sen bunu sevmiyordun, hani yapmak istemiyordun gibi cümleler kuran, hız hız hız böyle kafanızın tepesinde konuşan insanlarla mümkün mertebe çok da planlarınızı paylaşmayın.
Yapmak istediğiniz şeyleri çok anlatmayın.
Daha çok size iyi gelen, sizi iyi hissettiren...
insanlarla bir arada olup onlarla bu hislerinizi paylaşabilirsiniz.
Günlük yazabilirsiniz ama oraya verdiğiniz enerji de çok değerli olacak.
Ona da sahip çıkın diyorum.
Bence içinizden böyle bir istek geliyorsa, yeni şeylere merak duyuyorsanız, hayatınızı tek bir çizgide değil, renkli bir şekilde yaşamak istiyorsanız, bence kendinizi alnınızdan öpün.
Yola devam. Haftaya sabah 7'de yine görüşmek üzere.
Kendinize çok iyi bakın.
Hoşçakalın. Kısa
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
