
Instagram: nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Bismillah. Hadi bakalım.
Bugün birazcık hava kapalı.
Umarım çok karanlık görünmüyorumdur.
Çünkü önümde kocaman softbox var ama bir işe yaradığı yok bence.
Çünkü son günlerde New York'ta karlı havalar görülüyordu.
Ay batırdım hava muhabirliğini.
Ama evet yani şu aralar New York'ta deli gibi kar yağdı.
Özellikle evden izlemesi çok güzeldi.
Ben yine atla koştura gibi konuşuyorum.
Nefes. Okey. Gördüğümüz üzere Türkiye'de de güzel güzel yağmış.
Herkes bir karın tadını çıkardı.
Çünkü psikolojik olarak da şey gibi hissediyoruz yani her şey yolunda.
Kış kar yağdı, güzel.
Yani kar yağması gereken şehirlerde kar yağdı, her şey yolunda gibi de hissediyoruz gibime geliyor.
Bugün birazcık böyle formal giyindim çünkü biraz sonra yemeğe gideceğim bir de bu havaya girdim.
Yani böyle hissediyorum.
Bu sıra biraz daha böyle have fun modundayım.
Çünkü her şeyi overthink yapmaktan, her şeyi böyle fazla düşünmekten, execution'dan falan azıcık sıkıldım.
Yani execution tabii ki de gerekiyor çünkü ben hep şunu söylüyorum.
Her gün 1 milyon dolarlık bir fikrim ölüyor benim maalesef.
Muhakkak bir yerden başlamak gerekiyor ama bu sıraki mottom have fun yani eğlenelim.
Güzel hissedelim. Keyif alalım.
Ama bütün bu duyguların içerisinde azıcık da disappointment yani hayal kırıklığı var.
Reddedilme var. Bir de en geçten neler konuşmasını bekleyebilirsiniz ki yani.
Her duygu böyle çat çat sert geldiği için.
Hepsini yaşıyoruz. Hepsini böyle bir sistemden geçiriyoruz.
Ama bir şey çok işe yaradı geçenlerde.
Onu da paylaşacağım bu bölümde. Bugün bu konuları birazcık konuşalım istedim.
Fakat tabii ki de bölüme başlamadan önce Spotify'dan en iyi versiyon hesabını takip edebilirsiniz.
Ve 5 yıldız verebilirsiniz.
Çok teşekkürler. Seviniyorum.
Mutlu. Ben de bu olumsuz duyguları artık böyle...
Kara kara işlemek istemiyorum.
Dediğim gibi zaten yengeç olduğum için birçok şey ağır hissediliyor bu bünyede.
Tamam mı? Bazı böyle şeyler var ya kovalar falan hani hiç vurmuyor onlara yay buçları.
Onlar geziyorlar, eğleniyorlar, mutlular.
Biz bunları birazcık böyle karakter meselesi zannediyoruz ama buçlara inanırsanız yani doğuştan şanslı bu insanlar.
Fakat bu yengeçler ya da benim gibi hassas olan kişiler maalesef yani bize bu gelmiş.
Bizim piyangomuz bu. Tamam hissetmek güzel ama ağır da şeyler ya bunlar özellikle işte bu hayal kırıklığı.
Reddedilme yani sürekli kapıların yüzüne çarpılması gibi ya da çok hayır duymak gibi.
Bilmiyorum benim egom çok hassas.
Çok kırılıyor egom. O yüzden yıllarca ben bu duygularla karşılaşmayayım diye kendime tuzaklar kurmuşum.
Evet burada bir alkış.
Yani sonunda fark ettim.
Sonunda yüzleşmeye karar verdim.
Bu duygularla karşılaştığımda da hani anamanan moduna da girmeyeceğim.
Ama aynı zamanda işte eller havaya çok pozitifiz de değil.
Burada en azından nasıl konuşabiliyorsak onu konuşalım istiyorum.
İlginizi de çektiği kadar. Çünkü hepimizin, bilimun bir yerlerde, hayatımızın birçok alanında hayal kırıklığı yaşadığını düşünüyorum.
İlişkiler olabilir, kariyeriniz olabilir.
Gittiğimiz bir şehir bile olabilir bazen.
Çünkü para veriyorsun, gidiyorsun, tatilini orada geçirmek istiyorsun ama...
Kötü bir yer ya da otel kötü değil ya da başına kötü bir şey geliyor.
Birçok yerde bununla karşılaşıyoruz ve genelde buna tepkimiz öfke oluyor.
Çünkü hayal... Beklenti demek ya birazcık yani bir şey bekliyorsun.
Oradan bir şey almak istiyorsun.
Alamadığında da bir üzgünlük oluyor.
Bununla yüzleşmek de kolay olmuyor.
O yüzden biz bu bölümde birazcık helalleşelim istiyorum.
Kendimin de hayal kırıklıklarına bahsedeceğim size.
Çünkü günlüğe döndü burası artık ya da terapi seanslarına döndü.
Ama video kesti olunca biraz daha rahat olmaya başladım bence.
Yani size nasıl geliyor bilmiyorum bunun karşı enerjisi ama konuşacağız bugün.
Hayal kırıklığı dediğim gibi aslında beklenti demek değil mi?
Yani bir şey bekliyorsun. Bir şey yaptığın, emek gösterdiğin karşılığında bir şey almak istiyorsun.
Bu bazen maddi olabilir, bazen manevi olabilir.
Ya da ilişkilerine efor sarf ediyorsun, ilgi gösteriyorsun ve karşılığını almak istiyorsun.
Yani aslında bir karşılık beklemek gibi.
Burada belki temelden...
Bazen yanlış beklenti olmuş olabilir ama ben oraya girmeyeceğim.
Çünkü biz yüzeyselde kalıp duygumuzla olan kısımdan biraz bahsetmek istiyorum.
Çünkü eve daha beklemeyelim, beklentiler acıtır falan dediğinde olay kapanmıyor.
Çünkü bekliyoruz, hala bekliyoruz.
Aslında bendeki direkt karşılığı gözünüzün de önünde olduğu için sosyal medya.
Yani ben yıllardır burada olduğum halde istediğim yere ben de getiremedim.
Ben de karşılığını alamadım karşıdan.
Karşılığını alamayınca ona vermek istemedim, veremeyince o bana vermedi gibi saçma bir ilişki içerisindeyim ben sosyal medyayla.
son 3-4 yıldır. Aslında böyle uzaklaşmak istememin en büyük sebeplerinden bir tanesi bu.
Kendimdeki hataları kabul etmek istemediğim için çünkü canım acıyor, egoma zarar veriyor.
Ben projeden projeye atlayarak geçirdim hayatımın birçoğunu.
Son 3 yılını özellikle.
Şimdi şunu açıklamak istiyorum böyle herkesin önünde.
Çok private bir şey olacak ama.
Bence ben hayatımın son 3 yılında sosyal medyada hatalar yaparak geçirdim.
Yani bir şey olmadığı halde ısrarla oradan oldurtmaya çalıştığım işte gururuma yedirip bırakmak istemediğim yerler oldu.
Ya da işte genelde şu oluyor belki siz de yapıyorsunuzdur.
4-5 projeyi aynı anda yapıp birbirinin üstünden atlayıp hani oradaki hayal kırıklığını hissetmemek için diğerine odaklanma.
İşte yok burada olmadı deyip öbürüne sıçrama.
Ama önemli olan hani onun...
başarısızlığının görünülür olmaması gibi bir durum vardı.
Anlatabiliyor muyum? Yani beş tane proje var mesela.
Biri olmuyorsa hop öbürüne sıçıyorum ki ondaki başarısızlığımı, gitmeyen şeyi ya da hayal kırıklığını kimse görmesin.
Buradaki temel motivasyon birazcık da dışarıya nasıl göründüğümüz gibi.
Yoksa belki hayal kırıklığıyla baş başa ben otursam bu duygu bana güzel bir şey söyleyecek, güzel bir şey öğretecek ya da insan olmakla alakalı doğal bir şey olduğu için benim canımı bu kadar acıtmayacak.
Ama herkesin önünde olduğu için.
Bana göre yani tanıdığım insanların önünde, milyonlardan bahsetmiyorum.
İnsanın önünde olduğu için, onay alamadığım için ve böyle başarısız göründüğü için bu benim canımı daha çok acıtıyor.
Ve bunun içerisinde bir reddedilme de var.
Yani reddedilmeye ayrı bir başlık da açmak istiyorum ama aslında aynı şeylerden bahsedeceğim.
Bir yerden sürekli hayır duymak...
Yani bu direkt kelimelerle hayır, istemiyorum gibi değil.
Ama davranış olabiliyor, işte reaksiyon olabiliyor, feedback olabiliyor.
O reddedilmeyi almak gerçekten hiç kolay değil.
Ve üstüne burada belki iki yöntem var.
Bir tanesi işte asla vazgeçmeyeceğim, deneyeceğim gibi bir hırs olabiliyor.
Çünkü bazen hani vazgeçmen gereken zamanı da bilmek önemli ya.
Bence ben bir şeylerin direksiyonunu, direksiyonunu değiştirmem gereken zamanı tam tahayyül edememişim.
Özellikle dediğim gibi sosyal medya alanında.
Çünkü sosyal medyadaysanız burayla alakalı bir beklentiniz var, bir kaygınız var, bir yerlere gelme hedefiniz var.
Yani bu bir yerlere gelme bu arada bitmiyor.
Yani mesela ilk başta 100 bine hedefliyorsunuz sonra 250 bine hedefliyorsunuz sonra 1 bine.
Devam edebilir bu.
Bir yere gelmek gibi bir şey aslında çok yok.
Bunu şöyle hayata alalım.
Hayatınızda birkaç hedef belirliyorsunuz kendinize.
Oraya vardığınızda bir sonraki level'a geçmek istiyorsunuz ya.
O içerideki tatminlik gerçekleşmediği sürece biz orada birçok alanda hayal kırıklığı yaşayabiliyoruz.
Çünkü olmayacak. Bu biraz akışın da doğal gidişi.
Yani her zaman sürekli yükselme eğiliminde olmuyoruz ya ve duygularımız çoğunlukla buna endeks.
oluyor. Benim alanım sosyal medya olduğu için hep örneklerimi oradan veriyorum ama işte siz onun Çevirisini yapabilirsiniz kendi hayatınızda.
Benim gibi böyle sayılarla alakalı bir işte olay day trading'e dönüyor.
Yani bu günlük borsalar var ya işte kripto dünyası falan.
Aslında manyak bir yer. Yani benim sürekli böyle üzerinde düştüğüm sayılar benim kontrolümün dışında olan sayılar.
Çünkü bazen siz ne yaparsanız yapın gibi bir durum da söz konusu.
Ama bu dediğim gibi sadece iş hayatında olmak zorunda değil hayal kırıklığınız.
İlişkilerinizde olabilir, romantik ilişkinizde olabilir.
Ki galiba en can atıcı...
Ah söylemiyorum. Ki galiba...
Ki galiba en can acıtıcı.
Bu romantik ilişkilerinizde de olabilir ki galiba en can acıtıcı.
Acıtıcı. En can acıtıcı.
Şaka gibi. Bu en can acıtıcı kısmı da olabilir.
Söyledim. Çünkü burada da bir emek sarf ediyorsunuz, bir yatırımınız var.
Duygusal olarak, maddi olarak işte enerji.
birçok yatırım yaptığınız yerde gönlünüzden geçeni alabilmek istiyorsunuz.
Ama bazen hayat öyle ilerlemiyor.
Bunu da şuradan söylemiyorum bu arada.
Zaten her şey olumsuz olabilir.
O yüzden hiç yatırım yapmayın kendinizi.
Bunu hazırlayın gibi de değil.
Bu duygularla nasıl baş edebilmek ve yüzleşmek kısmı daha önemli.
Çünkü en baştan hani hadi bakalım hiçbir şey yapmayacağım.
Bu sefer hayal kırıklığına uğramayayım değil.
Ya da benim gibi işte projeden projeye sıçrayıp onları böyle ignor etmek değil.
Önemli olan böyle artık gerçekten senin gönlünden geçeni seçip.
Bu ilişki de olabilir bu arada iş de olabilir.
Dediğim gibi yani yapmak istediğiniz bir şey.
Sizin gerçekten gönlünüzden geçen, sizi iyi hissettiren, keyif aldığınız, size yakışan, yansıyan bir şeyi seçtiniz.
Siz ona kendi yatırımınızı yaptınız, enerjinizi harcadınız vs.
Orada zaten önemli olan hani hep diyoruz ya varış noktası değil yani o yolculuk önemli.
Gerçekten enerjinizi oraya endeksleyebildiğinizde bence tamam bunu çok duyduk çok klişe ama Kırılma noktası orada oluyor.
Siz bir şeyden keyif aldığınızda o bir yere zaten dönüşüyor, evriliyor, başka bir şey getirebiliyor hayatınızda.
Ama bizler çoğunlukla o nihai hedefe odaklanıyoruz.
Çünkü öyle yetiştirildik. İşte hedef, hedef, hedef odaklı yetiştirildik.
O yolculuktan keyif almak birazcık işte egomuzu incitebiliyor.
Ya da yere yapışıyoruz, ağzımız burnumuz kanıyor.
Onlarla mücadele etmek çok zor.
Okey. Ama dediğim gibi biraz böyle direksiyonu şeye çevirdiğinizde, dur bakalım, şu an ben iyiyim.
Yani ben şu an bunu yapmak istiyorum bunu yaparken keyif alıyorum ve karşılığında tabii ki de bir şey almak isterim.
Yani bu hayrına bir şey yaptığımız anlamına gelmiyor ama olayın içindeyken siz keyif aldığınızda iki tane formül var bence burada.
Biri siz gerçekten keyif aldığınızda size uyan şekliyle kendi ritminizle yaptığınızda zaten aslında bir yere varıyor.
Çünkü biz o along the way hani o yol esnasında hırslanıyoruz ya onu almak için kendi ritmimizden çıkıp Bir daha ona geri dönemiyoruz.
Yani biz bize benzemeyen formumuzla oraya ulaşmak istiyoruz.
Oraya ulaşamayınca da hayal kırıklığı oluyor.
Zaten en baştan aslında sen kendinden biraz uzaklaşmıştın.
İkinci formülü şu an hatırlamıyorum.
Ne diyecektim?
Ay gerçekten dağınık oldu.
Ay arkası çok güzel görünmüyor mu bu arada?
Tamam hatırladım galiba.
İkincisi de doğru zamanda vazgeçmek.
Yani bu... İşte benimki gibi egolarınızın dışında, metrikler size uymuyorsa, kendi ritminizden uzaklaştıysanız ya da belki yolun ortasında yapmak istediğiniz şeyin bu olmadığını anladığınızda ondan vazgeçebilmek
de bununla baş etmenin bir parçası.
Çünkü orada karşılaşıyorsun o duyguyla, istemediğini anlıyorsun, belki beğenmediğini anlıyorsun ya da yoruldun ya da...
Bazı şeyler değişti. O yüzden o direksiyonu çevirmek de size orada yardımcı olacak.
Çünkü ben bu duygularla karşılaştığımda canım acıdı ama bundan bahsettiğimde bu kadar canım acımadı.
Şöyle alalım. O duygudan kaçmak için, onu ignor etmek için yaptığın halin, duygunun gözlerinin içine bakıp onu hissetmekten daha çok canını acıtıyor.
Anlatabiliyor muyum? Yani sen o duyguyu yaşamamak için yaptığın şeylerle o duygudan kaçarken daha çok bedel ödüyorsun.
Özetle o duygudan kaçmaya çalışırken daha çok bedel ödüyorsun.
Bu örnekte de mesela ben...
Hayal kırıklığımın ya da reddedilmemin gözlerinin içine baktığımda şöyle oldum bak.
O kadar da acıtmıyor.
O kadar da acıtmadı.
Yani onu hissetmemek için verdiğim çaba benim daha çok canımı acıtmış bence.
Onu kabul etmemek benim daha çok canımı acıtmış bence.
Ama onu kabul ettiğimde şöyle oluyor.
Duygu ile konuşuyorum. Buradan böyle manyaklığa doğru geçeceğiz yine.
Yine ben ve yine birazcık duygularıyla konuşma hali.
Ama çok işe yarıyor. Bak geçen gün gecenin üçünde uyandırdı bu duygular beni.
İşte tuvaletliğe kalkıyorsun sonra.
Dön dön dön uyuyamıyorum bir sürü duygu geliyor etek yapıyor sana hani şunu da düşünelim bunu da söyleyelim bu da.
Dedim ki arkadaşlar bir saniye bir saniye bir saniye gidin şu anda uyumak istiyorum.
Size ne dedim yarın görüşeceğim.
Yarın müsait bir zamanda ben size uğrayacağım.
Böyle dalga geçiyormuşum gibi görünüyor ama gerçekten öyle yaptım.
Beni dedim bir rahat bırakın ben azıcık uyuyayım.
Yani gecenin 3'ü ne yapıyorsunuz?
Gerçekten de gittiler. Böyle zihnimin berraklaştığını falan gördüm.
O duygu silsilesi falan beni yormadı.
Çünkü oluyor birçoğumuz oluyor.
Bir sürü duygu işte ailenle alakalı, işinle alakalı falan filan her alandan bir şey saldırıyor.
Ama sen işte onları kompartmentalize ettiğinde en azından onlarla daha çok istediğin gibi baş edebiliyorsun.
Çünkü bu duyguları eritemeyeceğiz, yok edemeyeceğiz.
Zaten etmeyelim okey. Çünkü o hayal kırıklığı da sana...
bir mesaj veriyor ya. Belki yönünü değiştirmen gerekiyor.
Belki eskisi kadar keyif almıyorsun.
Ya da olmadı. Hani elinde patladı.
Çünkü çok şey de elimde patladı benim.
Ama dediğim gibi canım acıyor yani.
Bayağı bir şey elimde patlamasın diye bazen yapmak istemediğim şeyler oluyor.
Bu sefer de hayatımdan çalıyor bu benim.
Yani ben bir şeyleri yapmak istiyorum, denemek istiyorum ama canım acımasın diye yapmıyorum.
Sonra hop! Yani anlatabiliyorum değil mi?
Niye yapıyorum bunu kendime?
Bu kadar gençken, bu kadar hayatı yaşamak istiyorken.
O yüzden ben de böyle cereyan etti.
Biraz uzun bir bölüm oldu.
Yani baya personal bir bölüm oldu yine.
Umarım keyif almışsınızdır.
İstek bölümlerinizi bazen bana Instagram'dan yazıyorsunuz.
DM'den de gönderebilirsiniz. Peçeteyi yazıp gönderenler de oluyor.
Bayılıyorum. Gerçekten peçeteyi yazıp gönderenler oluyor.
Çok tatlı. Listeye ekliyoruz.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Kendinize iyi bakın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
