
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Merhaba, Bu bölümde Nurtaç, çok daha küçük yaştan beri, kıyafetler, güzel olmak üzerine. düşüncelerini bunların nasıl evrildiğini ve kendisini nasıl etkilediğini anlatıyor. Arenada olmak isteyen herkesi biraz motive etmesi umuduyla.
Transkript
Merhabalar, En İyi Versiyon'un podcastine hoş geldiniz.
Ben Nurtaş Türkeli ve umarım harika bir gün geçiriyorsunuzdur.
Bugünkü podcast konusunu...
Birazcık değişik bir konu üzerine çekeceğim.
Yani belki birçoğunuz hiç aklına bile gelmedi, hiç tecrübe etmediniz.
Ama benim için hayatımın çoğunluğunda çok fark ettiğim, biraz kaçtığım, merak ettiğim, değiştirmek istediğim bir konu.
Güzellik korkusu. Güzel olma korkusu.
Yani bu ne demek? Kulağa birazcık garip geliyor olabilir.
Çünkü bir insan güzel olmaktan neden korkar?
Ya da güzel olmak ne demek?
Bu terimleri tabii...
Burada inceleyemeyeceğim zaten o konuda yetkili birisi de değilim.
Ama kendi tecrübelerim yurt dışındaki yaşarken ya da Zonguldaklı birisi olarak ya da birazcık mahalle baskısı, toplum baskısı bunları nasıl değerlendirdim?
Şu anda hangi aşamadayım?
Birazcık bunlardan bahsedeceğiz.
Şimdi Zonguldak küçük bir memleket fakat deniz kenarı olması itibariyle biraz daha kafa yapısı belki Türkiye'nin bazı şehirlerine göre daha rahat olabilecek bir şehir.
Ama genel olarak yine de tabii ki de bir...
Diğinin etkisi var, onu bir kenara koyuyoruz.
Fakat çoğunlukla biliyorsunuz ki bizim ülkemizde mahalle baskısı var.
Nasıl giyindiğin, nasıl göründüğün, nasıl oturduğun, büyüklerin yanında bacak bacak üstüne atman da dahil her şeyi birazcık didikleyen bir milletiz.
İlkokul ve ortaokul dönemlerinde kıyafetlere inanılmaz ilgi duyan birisiydim.
Hatta muhtemelen büyüdüğümde böyle moda tasarımcısı, kıyafet dizayneri gibi meslekler yapmayı çok istiyordum.
Tabii ki de çizimlerim...
Küçükken özellikle hiç iyi olmamasına rağmen sürekli böyle kadın çizip, kıyafetler çizip onları böyle dizayn ettiğimi hayal ederdim.
Ve kendim de alışveriş yaparken çok değişik tarzlar giyinmek istediğimi, biraz daha dikkat çekmek istediğimi düşünürdüm.
Bunları birazcık o taraftan bir almak istiyorum.
Dediğim gibi küçük bir memlekette yaşıyorum.
İşte biraz farklı giyinmek istiyorum.
90 doğumluyum.
İşte 90'lar ve 2000'lerin başını düşünürseniz eğer çok daha böyle renkli kıyafetler, Eminem tarzı böyle düşük ber pantolonlar, göbeği açık kıyafetler.
Galiba benim için yeni yeni ortaya çıkan şeylerdi.
Ve yaşadığım şehirde özellikle...
ablamdan da kaynaklı, sürekli renkli giyinen, dikkat çeken, kıyafetleriyle alakalı biraz kötü yorumlar alan kişilerdi.
Değişik olduğumuz için.
Değişikten kastım da işte bot giyiyorsun, bacıklarını renkle alırdık.
Bir bacığı mavi, bir bacığı böyle neon pembe kullanırdık.
Saçlarımızı ablam böyle kurdelayla örgü yapardı.
Hani kurdelayı içinden geçirirdi örgünün ve çok daha farklı dururdu.
Çok küçük olmamıza rağmen ablam saçlarını böyle teker teker örüp boyamıştı.
Bir tarafını ufak bir sarı, bir tarafını kızıl olarak.
Yani değişik olmayı, değişik giymeyi çok seviyorduk.
Ablam da ben de. Özellikle benim şöyle...
Böyle dönemlerim oluyordu. turuncu giyinmek.
Her şeyim turuncu. Pantolonlarım işte üstlerim, çoraplarım, tokalarım, bacıklarım turuncu.
Bir dönem neon yeşil.
İşte pantolonu yırtık bulamıyorsan eğer kendini yırtman, içinden böyle neon yeşil çorap fışkırtması, rengarenk giyinmek.
Ve o dönemlerde ya hocalarımdan uyarı alıyordum işte palyaço gibi giyinme diye ya da okul sıramın üstüne nurtaç, iğrenç giyiniyorsun gibi yorumlar görüyordum.
Eğer ki normal şort ve tişört Şort giyinirsem de aa bugün normal giyinmişsin deniliyordu.
Yani kıyafetleri böyle tarz yaratmayı, değişik giyinmeyi çok seviyordum.
Ama dikkat çekmek, eleştiri almak, insanların sana farklı bakması beni birazcık farklı bir yöne ilerletti.
Ve büyüdükçe daha da güzelleşmen, vücudunun gelişmesi, göğüs dekoltesi vermen, artık mini şort ya da mini etek giydiğinde farklı bir ilgi...
çekiyor olman ile ben de şu düşünce peydah etti.
Ben güzel olmaktan ya da değişik olmaktan korkuyorum.
Dikkat çekmekten korkuyorum.
Peki bu ne demek? Zonguldak'ta başlayan maceram yine Kayseri'ye gittiğimde bayağı bir olumsuz eleştiriler aldım.
Normal yolda yürürken kıyafetimle alakalı yorum aldığım bir yerde.
Şu an Kayseri değişmiştir eminim ama 2008 yılından bahsediyorum Kayseri'ye ilk geldiğimde.
Benim bir de tozluk sevdam vardı.
Tozlukları bilir misiniz?
Böyle ayakkabının üstüne ayrıca giydiğin çorap gibi ama değil.
Rengarenk şeyler. Ablam onları kendisi örerdi mesela.
Bu tarz kıyafetler Kayseri'de olumsuz yorum alan, dikkat çeken ve dikkat çekilmenin kötü olduğu tırnak içinde söylüyorum bir yerdi.
Ben bunları daha çocuk aklımda, daha genç aklımda topluyorum kafamda.
Yani dikkat çekme, güzel olma, farklı şeyler giyinmeyi...
Bir kalıp olarak kafamda yerleştirmeye başlıyorum.
Sonrasında yine dediğim gibi göğüs dekoritesini ya da dekorite vermeyi seven bir insanım aslında.
Ama biraz farklı olduğunuzda, biraz dekorite açtığınızda dikkat çeken, daha çok dikkat çeken bir görüntü haline geliyorsunuz.
Halk otobüsleri kullanıyorsanız, işte topuklu giyindiyseniz, daha dar giyindiyseniz.
Yani şöyle ki kendinizi o gün daha seksi hissediyorsanız daha çok dikkat...
Dikkat çekiyorsunuz. Ve nedense dikkat çekmenin bir şekilde kötü bir şey olduğu bana öğretiliyor.
Dikkat çekme ya da dikkat çekmeye çalışman kötü bir şey.
Çünkü insanların gözünün senin üstünde olmaması gerekiyor.
Ama neden? Neden yani?
Çünkü ben aslında bundan zevk alan hani dikkat çektiğim için değil.
Değişik giyinmekten, o gün kendimi seksi hissetmekten, daha farklı, daha tarz hissetmekten zevk alan birisiyim.
Bu benim kendi karakterimde var.
Ve insanlar buna bakmak istiyorlarsa, baksınlar beni neden bu rahatsız ediyor, bu kısmı birazcık psikolojiye dayanıyor.
Yani insanların beni neden rahatsız etmesine benim izin vermem.
Benimle alakalı bir kısım. Bunları fark etmem birazcık Çin'e dayandı.
Çünkü hani Türkiye'yi tamam anladık.
Hatta Bodrum'a gittiğimde bile kısa kıyafetlerim, dahacık dikkat çeken kıyafetlerimden dolayı biraz böyle bakışlar aldığımda çekiniyordum.
Fakat Çin'e gittim zaten yabancı olduğun için dikkat çekiyorsun.
İnsanlar böyle birbirlerine seni gösteriyorlar.
Bak bak işte yabancı var falan.
Ve eğer ki yine dediğim gibi o gün daha seksi hissediyorsam, daha güzel giyindiğimi düşünüyorsam metro falan kullanırken çok rahatsız oluyordum.
Hatta Çin'de komik bir şey ama yanınızdaki kişi sizin fotoğrafınızı çekebiliyor oluyor.
Yani bu tarz örneklerle de karşılaşıyorduk.
Sizde de şöyle bir şey oluyor mu?
Daha güzel giyindiğinizde, makyaj yaptığınızda ben bir gergin oluyorum.
Dışarı çıkarken işte çok mu abarttım acaba?
Çok mu dikkat çekmeye çalışıyor gibi duruyorum acaba?
Gibi bir gerginlik oturuyor üzerime.
Ve artık bunu şeye bağladım.
Yani ben güzel olmaktan korkuyorum galiba.
Çekiniyorum galiba. İşte bir ortama girdiğimde dikkat çekmekten çekiniyorum galiba.
Çünkü bana bunun kötü bir şey olduğu söylendi.
Yani üniversiteden yakın arkadaşlarımdan bir tanesi bile ben şapka takmayı çok severim.
O zamanlar bana şey demişti.
Şapkayı dikkat çekmek için takıyorsun deme.
Mesela. Yani benim aklıma gelmemiş olan bir şey.
Ya da... Ya da diyelim ki dikkat çekmek için takıyorum.
Sana ne? Seni neden rahatsız ediyor?
Başkalarını neden rahatsız ediyor?
Senin kişilik olarak yaptığın şeyler dikkat çekmek istiyorsan bile neden başkalarını rahatsız ediyor?
Ben bunları biraz sorguladığımda ve kendimde fark ettiğimde tabii ki de psikolojik boyutunun artık davranış bozukluğuna ya da şema terapilere dayandığını anlayacak kıvama geldim.
Ve bunları da iyileştirmek istiyorum.
Çünkü şu an 31 yaşındayım.
Kendimi çok daha güçlü, kendimi çok daha güzel, yetişmiş, kendisini yetiştirebilmiş bir insan olarak hissediyorum.
Ve neden kendimi ortaya, arenaya atmayayım ki?
Eğer bu içimden geliyorsa, yine bunun altını çizerek söylüyorum.
Çünkü ben köşeye çekilmek isteyen bir insan değilim.
Ben ortada olmayı seven, insanlar ulaşmayı seven, bazen seksi giyinmeyi seven, dekolte vermeyi seven bir insanım.
Peki bunları kötü bir şey yapıyorsun gibi bir eleştiri alacağım diye neden geri plana atayım ki?
diyerekten bunu fark ettim.
Ve açıkçası bunu sizinle de paylaşmak istedim.
Eğer benzer bir durum yaşıyorsanız eğer galiba bunu sahiplenmemiz gerekiyor.
Kötü bir şey yapmıyorum ben.
Evet dikkat çekiyor olabilirim.
Ve what's wrong with this?
Bunda ne var? Anlatabiliyor muyum?
Kimseye zarar vermiyorsam eğer gidip bir insanın hakkını çalmıyorsam.
Eğer bu karşındakini rahatsız ediyorsa bu tamamen onunla alakalı bir durum.
Ve bunu kendime hatırlatmak, bu konuda kendimi eğitmek istiyorum.
Çünkü bunu seviyorum.
Bu podcast'i birazcık bunu da böyle açık açık, yüksek sesle söylemek için de çektim.
Çünkü gerçekten özellikle artık bu yaştan sonra yani neden kendimi böyle kutuların içinde, battaniyenin altında, köşe bucakta yaşatayım ki, yaşayayım ki?
Çünkü bu hepimiz için geçerli.
Herkes bir şekilde bu hayatta kalmaya çalışıyor.
Burası bir survivor yeri aslında.
Ve senin metodun benimkinden farklı olabilir.
Eğer ki sen hayatta kalmayı senin koşullarına göre battaniye altında yaşamak ya da daha sessiz sakin ki bu %100 yani bunda hiçbir sakınca yok.
İse hani ne sen bana dokun ne ben sana dokunayım.
Ben senin metodunu iyileştirmiyorum.
Sen de benim metodumu iyileştirme.
Ve bu benim içimden gelen bir şeyse eğer.
Ben bunu çok ortada kabullenerek yaşamak istiyorum.
Kendimi daha seksi ve daha güzel hissediyorum.
Bunu da ortaya koymaktan çekinmek istemiyorum.
Bu güzellik korkusu, bu gerilimi üzerimden atmak istiyorum.
Bununla alakalı çalışmalar tabii ki de çoğunlukla terapi oluyor.
Ama bu tarz işte bir farkındalık çalışması, belki üzerine yapacağınız bir meditasyon bile çok yardımcı olabilir.
Eğer buna benzer bir...
Duygu yaşıyorsanız, daha güzel olduğunuzda, daha çekici olduğunuzu hissettiğinizde gergin hissediyorsanız terapi ya da meditasyon bununla yardımcı olabilir.
Ama bence en önemlisi bunu kabullenmek ve belki de attention whore olmakta bir sakınca olmadığını görmek.
Böyle kısa bir epizod olmasını istedim.
Aslında keşke daha çok çekim yapabilsem çünkü hem çok seviyorum çekim yapmayı hem de size ulaşmayı çok seviyorum.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Kocaman öpüyorum. Yeni bölümlerde görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
