
Transkript
Ve kayıtsız.
İki üç kere girmeye çalıştım.
Giremedim yine. Çünkü bakın aşağıda bir çalışma yapılıyor.
Yine arkadan duyuluyor ama yapacak bir şey yok.
Yani ben öyle bir muhitte yaşıyorum ki şu an muhtemelen New York City'nin en hızlı büyüyen yerlerinden birisi olacak.
Ve hani paranız varsa gelin Long Island City'den ev alın.
Long Island ile Long Island City karıştırılıyor.
Long Island dışarıda başka bir böyle ada yani uzuncana.
Long Island City Manhattan'ın tam karşısı.
Sürekli yüksek binadaki yollar evin tam yanına dibine.
Yine başladılar. Geçenlerde şuradaydı, bitmişti.
Maalesef bir dezavantajımız.
Arkadan gelen ses için özür diliyorum.
Yapacak bir şey yok. Şimdi bugün ne konuşmak istiyorum biliyor musunuz?
Arkadaşlar, büyük burun moda olmaya başladı.
Bak Amerika'da ya da yabancı ülkeler dediğim sadece Amerika'da değil.
Bu artık konuşulmaya başlandı.
Karakteristik güçlü burunlar işte böyle heritage gösteren burunlar artık yeni trend oluyor.
Şimdi Türkiye'ye daha hızlı gelmesi de ben ve benim gibiler sayesinde olacak bence.
Artık bu konuyu biraz daha açıkça konuşalım isterim.
Dış görünüş güzellik benim bu arada En İyi Versiyonun hesabımın en top.
dinlenen bölümü. Güzellik Korkusu aslında o bölümün adı.
Biraz daha onu deşelim başka bölümlerde de konuşalım istiyorum normalde.
Çünkü ben de hayatım boyunca olmasa da böyle üniversiteye gittikten sonra falan güzellik kompleksi yaşadığım bir dönem oldu.
Youtube'da bundan bahsetmiştim ve o da güzel izlenmişti.
Buraları da alabiliriz bu konuyu.
Şöyle ki şimdi burundan başlayacağız ama dış görünüş, güzellik, güzellik algısına birazcık gireceğim.
Burunla alakalı olarak benim burnumu göstererek başlamak istiyorum.
Allah'tan video kestin şu anda.
Bir şu profil bir de Bu profil.
Mikrofonla hareket etmek zorundayım.
Şöyle, şöyle ben Karadenizliyim.
Karadeniz'de büyürken burnum asla dikkatimi çekmedi.
Hatta benim burnum küçük sayılıyor.
Yani şurası... Şu ucu falan küçük.
Benim kemerim var ve bu normalde Karadeniz'de çok normal.
Hatta yani herkeste olan bir şey.
Hatta güzel de görünen bir şey.
Aynı zamanda bu kemer sayesinde Çin'de bayağı da sükse yaptığım bir şey.
Yani Çinlilerin burası olmadığı için sağ olsunlar beni pazarlarda falan aralarına alıp döndürürlerdi.
Hiç şakasız bu arada. Gerçekten kirpiklerim benim orijinal çok uzundur.
Kirpiklerime bakarlardı, burnuma bakarlardı.
Bahsettiğim yıl 2010 bu arada.
Daha dünya o kadar estetik ameliyatları dünyasına batmadan önce diyelim biraz daha böyle doğallığında kabul edildiği.
Çünkü böyle söylüyorum Masyalılarla alakalı.
Masyalıların geneli obsesyon derecesinde güzellik dışı görünüşle alakalı.
Kore'den bahsetmiyorum. Çin'de aynı şekilde.
Yani o konular uzun. Orada kilolu olmak, suratın yuvarlak olması işte V-shape deniyor ya çok fena.
Çok obsesyon. Fena takıntı.
Şimdi bu burunla alakalı olarak da artık biliyorsunuz ki burun ameliyatı biraz hani fazla.
Yani şu an burnunu yaptırmayan çok az kaldık.
Bir bu grup yani bunu dinleyen insanların burnunu yaptırmadığını düşünüyorum, tahmin ediyorum.
Bu arada hani yaptırdınız yaptırmadınız derdi değil bu.
Çünkü sağlık sorunu olabilir ya da güzellik takıntısı olabilir ya da yaptırmak istemişsinizdir.
Başka versiyonunuzu görmek istemişsinizdir.
Bunlar benim eleştirdiğim konular değil elbette.
Sadece... Toplum baskısından kaynaklı, tam da böyle kendi istediğinizi bilemeden yaptırdıysanız ve içinizde şu an pişmanlık varsa bunu anlayabilirim.
Üzgünüm sizin için çünkü geri getirilemeyecek de bir şey.
Ama bak şuradan bahsetmek istiyorum.
Benim hayatımda Zek olmasaydı bence ve ben Türkiye'de yaşasaydım bence...
Çok dürüst bir yerden söylüyorum.
Ben de yaptırmayı düşünürdüm.
Yaptırır mıydım bilmiyorum. Ama böyle git geller yaşardım.
Ameliyattan korkabilirdim. Çünkü genel olarak ameliyattan korkuyorum.
Yani o olay beni korkutuyor.
Çünkü nefes falan alamıyorsun ya günlerce böyle.
Burnundan nefes alamam ama hissi bana kliostrofobik geliyor.
Bu beni korkutabilirdi. Çünkü güzellik uğruna çok çaba sarf eden birisi değilim.
Yani saçlarını bile hiçbir şey yapmıyorum.
Duş alıp... çıkma hali.
Yani uzun uzun vakit geçirme ben de isterim.
Daha düzenli maskeler yapmak isterim.
Maske yapıyorum ama banyodayken yapıyorum.
Hani harici yapmıyorum. Yok ya ben saçlarıma bakıyorum aslında.
Öyle de konuşmayayım.
Genel olarak bakımı severim ama böyle hani parlamıyor ya.
Daha ne yapabilirim bilmiyorum. Bir şeyi böyle maintenance etme konusunda biraz beceriksizim.
Yine bir öz eleştiri. Bu konuda da hem Benim korkum hem de Zek'in estetikle alakalı çok böyle net bir çizgisi oldu en baştan beri.
İşte dudak dolgusu falan da dahil yani dolgular da dahil.
Zek şunu çok vurguladı. Eğer herhangi bir değişiklik yaparsan, bir dokunuş yaparsan ben hoşlanmam.
Hani bunu ben istemiyorum.
Çünkü senin görüntünün değişmesini istemiyorum diyerekten.
Aslında beni kendime getirecek şekilde konuşuyordu.
Çünkü Zek'in burada hani benim dış görünüşümü üzerimde kurduğu hakimiyet değil.
Zek... Bildim bileli olgun bir insan yani böyle doğmuş bence hatta ben onu guru gibi görüyorum.
Bir şeyleri aşmış ve kendisini ileriye götürmüş bir insan olarak görüyorum tanıştığımız günden beri.
Ve onun bence diyeyim yani bizim kendi hayatımız içerisinde çok yüksek sesle ya tam dibimizde çünkü umarım sizi rahatsız etmiyordur bence ediyordur.
Ama bölümü de çekmem lazım yani.
Öğle arası vermiyor mu bunlar ya?
Öğle arası saati de değil. Neyse devam edeceğim.
Yani burada Zeki'nin benim üzerimde yapmaya çalıştığı şey hani kesinlikle değişmeyeceksin, güzelleşmeyeceksin, ben böyle seviyorum gibi bir yerden değil.
Zaten Zeki'yi az çok tanıyorsanız öyle bir adam değil.
Ama Zeki'nin bence bende yarattığı şey bu furyaya katılma.
Hani buraya düşme.
Çünkü şu anda yaratılan bir güzellik algısı var ya ve birçoğumuz bunu çok sorgulamadan dümdüz gidiyoruz ya da maalesef motivasyonlarımızın arkasında dışarıya beğenilmek var.
Yani kendi beğeninizin dışında beğensinler, kabul edilin ya da belirli bir yere ait görünün.
Çünkü böyle bir gerçeklik var.
Nasıl giyindiğiniz, hangi marka olduğu, nasıl göründüğünüz, hangi marka kıyafetler giydiğiniz, saçınız, parlaklarınız, tırnaklarınız, nasıl yaptırdığınız tırnaklarınızı, dudak parlaklarınız, dudak dolgunuz, kalınlık,
burun, jawline, her şey.
Her şey maalesef bir statü göstergesi.
Bu artık çok da saklanan bir şey değil.
Biraz böyle çaba sarf edilen bir şey ama kendi kanaatim.
Bakın şunu söylemek istiyorum. O kadar fazla yapıldı ki bu.
Çünkü ilk başlarda tamam herkes bir mücadele gösterdi.
Herkes belirli bir zümreye ait olmak istedi.
Onun için çaba sarf etti. Ama biraz onun da dönemi geçmeye başladı.
Henüz geçmedi. Ama geçmeye başladı.
Böyle daha markasız, logosuz kıyafetler ilgimizi çekiyor şu anda biliyorsunuz.
Yani şöyle parlayan, marka marka görünen hiçbir şeyi beğenmiyoruz artık.
Değil mi? Bir kendinizden fayda için.
Kocaman böyle hani Prada, Louis Vuitton falan gördüğünüz zaman şey oluyorsun.
Yetti artık ya. Yani bence lüks markalar başta bunun ekmeğini yese de şu anda umuyorum diyeyim daha doğrusu parantez içerisinde.
Utanıyor bile olabilirler. Yani o kadar şeye düştü ki markalar.
Yok yani hani şu an no name isim daha kaliteli, daha niş, daha şık görünüyor.
İnsanlar da bunu tercih etmeye başladılar.
Ben bu konuda çok mutluyum.
Hani dayanabildiysek eğer hepimiz bir nebze düştük de o çukura.
Yine de genel hatlarıyla dayanabildiysek eğer bence o tüketim çılgınlığının azıcık virajından geçmek üzereyiz.
Yani çok çok çok kısmı azalmalara başladı.
Zaten recession var okey yani birçoğumuz ekonomik krizden öyle ya da böyle etkilendik.
Bu bir faktör okey ama aynı zamanda fazladan da yorulduk, sıkıldık, bunaldık.
Hatta artık... Böyle ne doğal ne az hani neler eskiyi hatırlatıyor neler bize kendimizi hatırlatıyor onların peşindeyiz.
İşte bu dediğim gibi logosuz olan şeyler ya da doğal haliniz işte normal kıyafetler biraz daha böyle hani abartı görünmeyen.
Bu arada ben modayı çok seviyorum hatta bazen şey diyorum keşke bazı alanlar olsa hani abartı abartı giyinebilsek.
Amerikalı'nın yaptığı bir tane reality show var Traitors diye.
Oradaki giyimler yani hiç denk geldiniz mi bilmiyorum galiba pick-up da gösteriliyor ve pick-up yani her yerde yok diyebiliyorum.
Oradaki moda...
Kıyafetler böyle hani yemeğe gittikleri zaman elemeye gittikleri zaman böyle dibim düşüyor.
Böyle bir ortamım olsa da ben de böyle abartı abartı giyinebileceğim yerler olsa.
Çünkü tamam zaten her gün sıradan giyiniyoruz.
Her gün basic giyiniyoruz.
Benimkisi artık kapsül gardırop olduğu için zaten hiç böyle farklı bir parçam yok.
O yüzden böyle abarttığım şeyleri isterim.
Geçenlerde New York Moda Haftası'na gitmiştik.
Onları da paylaşmadım gerçi Instagram'da falan ama.
Orada da mesela böyle bilerek abartı giyinen insanları görmek beni çok mutlu etti.
Hepimizi şu an birazcık ortamı... lazım.
Bunu ayrı bir köşeye koyuyorum.
Tamam mı? Yani kıyafetle alakalı dümdüz giyinin demiyorum.
Ama bir tarafımızda sıradanlığı özledik.
Böyle kendimizi ön planı çıkarma çabasından yorulduk.
Ki maalesef bunun arkasındaki motivasyon şu onay alma derdinden hepimiz böyleyiz yani.
Burun meselesine gelince de bence sizin de şu anda öyle bir hissiyatınız olabilir.
Böyle burnunu yaptırmayan ya da büyük görünen burunlar gözümüze daha unique.
Güzel görünmeye başladı.
Şimdi bu konuyla alakalı başka bir şey ekleyeceğim.
Dedim ya geçenlerde New York moda haftasından kış moda haftasıydı.
Bir tane yanımızda model bir kız vardı.
Çok güzel bir kız. Ve dedi ki şu anda ben iş bulamıyorum.
Çok zorlaştı. Çünkü artık piyasa borderline ugly diye de geçiyor bazen.
Çok da konvensiyonel güzel olmayan modelleri istiyor.
Hani bazen şey deriz ya aslında çok çirkin ama çok çekici.
Çirkin neye göre bu arada da anladınız demek istediğimi.
Biraz daha unique görünen, daha farklı hatları olan.
Hatta bazen saç ve makyajla çok farklı gösteriyorlar ya insanlar.
Hani söylemeyi sevmiyorum ama uzaylı gibi bir görünüm veriyor mesela.
Yapıştırıyor onları, kaşlar daha büyük, kalın falan.
Daha güzel görünüyor gözümüze.
Çok klasik beyazlar mesela artık çok güzel görünmüyor gözümüze.
Hatta o yüzden astyalı mankenler daha çok tercih ediliyor.
Biraz daha farklı. Aklı gösteriyor hem kıyafeti hem de görünümü kendisinin de görünümü açısından.
Bütün bir kombinasyon olarak daha çok ön plana çıkıyor.
Siz de kendinize bir bakın şu anda.
Bazen dizileri falan izlediğimizde de çok beyaz Amerikalı, güzel görülen insanları eskisi kadar beğenmiyoruz.
Ya da geçenlerde şunu fark ettim.
Olimpiyatları izliyordum. Ben doğduğumdan beri buz patenine hayranım.
Umarım önceki hayatlarımda buz patenciydim ya da bir sonraki hayatlarda manifest diyorum şu anda.
Bu bir hani... Şaka olarak söyleyelim bunu.
Ve şöyle bir şey fark ettim. Asyalılar kaymaya başladıklarında şöyle oluyorum bak.
Kıyafetleri daha farklı görünüyor gözüme.
Ya da... Ya umarım böyle bir ırkçılığa kaymaz buradan çünkü öyle hissetmiyorum.
Umarım yanlış anlaşılmaz. Ya da onlar yaparken daha bir güven duyuyorum.
Hani bunlar yaparsa güzel yapıyordur.
Belki Çin'de yaşadığım için bayılsın bu konuda.
Yani uzun yıllar Çin'de yaşadım.
Japonya'da da yaşadım bir süre. Belki o yüzden ama birazcık şey algım oturmuş kafamda.
Hani bunlar yapıyorsa daha güzel yapıyordur.
Çünkü artık gözümüz farklı olanı arıyor.
Yani dünya genelinde farklı olanı arıyor.
Borderline algıdan da kastım şu.
Birisine ne çirkin diyebiliyorsunuz ne güzel diyebiliyorsunuz.
Hani bu konvensiyonel güzellik dünyasından bahsediyorum.
Hani birebir arkadaşlıklarınız, kendi ilişkileriniz değil.
Daha çok böyle editöryel çalışmalarda neyi kullanmak istediğinizi düşündüğünüzde o borderline yani arada kalmış güzellik şu an daha çok tercih ediliyor.
Ama bizi işte en çok ilgilendiren kısım bence burun.
Çünkü yıllar önce ben şöyle bir cümle kurduğumu çok iyi hatırlıyorum.
Birkaç kere kurduğumu da hatırlıyorum.
Bir gün bu burunlar moda olacak.
Ve küçük burunlar bunları yaptıramıyormuş arkadaşlar.
Bir küçük burnu büyültemiyormuşsunuz.
Muhtemelen teknolojisini bulurlar ama yani bu moda olduktan sonra düşünsenize insanların burnunu büyütmeye çalıştıklarını.
Bunun arkasında nasıl kodlar var biliyor musunuz?
Bu hem bir miras hem de senin o mirası nasıl taşıdığın, bununla nasıl gurur duyduğunla alakalı bir gösterge gibi algılayabilirsiniz.
Yani siz bundan gurur duyuyorsunuz ve bu çok cool aslında.
Kendinizi toplumun belirlediği güzellik standartlarına göre eğip bükmek işte shave etmek ya da şekil değiştirmek üzere değil de siz busunuz.
Ve bu toplum kabul etsin ya da etmesin sizin kendi halinizde kendinizi kabul ettiğiniz halinizde ortaya çıkardığınız için neyse ki şükür ki diyelim artık toplum da buna daha çok saygı duymaya başlıyor.
Yani cümlemin içerisindeki çeşkinin farkındayım hani zaten toplumun ne düşündüğünü umursamadığınız için.
Doğal halinizdesiniz, okey.
Ama aynı zamanda bunun da böyle geçerliliğinin olması, kabul edilebiliyor olması geniş anlamda bence bir başarı ve hatta ödül hissiyatı bile verebilir.
Çünkü çoğumuz hani bunu evet ya ben kendim olduğum gibi seviyorumu her zaman diyemiyor.
Bazen bir kafa karışıklığımız oluyor, bazen ulan diyorsun.
Ya genel olarak benim aslında sevindiğim şey standartların değişmeye başlamış olması.
Demek istedim aslında bu çünkü çok oldu, çok abarttık.
Yani herkes, Substance filmini hala izleyemedim mesela ben.
Substance miydi filmin adı?
Ben gerilim izleyemiyorum bu arada.
Gerilim ve korku izleyemiyorum.
Geçen gün bu Gonya'yı izleyecektik.
Yani yarısını kadar izledim tam böyle olaylar manyaklaşmaya başladı.
Ben bıraktım zevk devam etti.
Ama sonunu tahmin ettim yani eğer izlediyseniz.
Birazcık şey hissiyatını da veriyor da spoiler vereceğim.
Daha fazla konuşmayayım o filmle alakalı.
Özetle yani bu güzellik standartlarının artık değişiyor olması beni mutlu etmeye başladı.
Yani borderline ugly olmak ya da estetik ameliyatlarına düşmemek.
Çünkü şunları da çok duyduk. Belç deniyor ya başarısız ameliyatlar.
Ya da artık eski hanginizi geri getiremiyorsunuz, beğenmiyorsunuz, belki nefes alamıyorsunuz, belki başka sağlık sorunları yarattı.
Ameliyat sürecine girmek bile bir risk aslında.
Ne olacağını bilemiyorsunuz bazen.
Bazı şeyler ters gidebilir. Yani bunların hepsi gerçekler.
Ama bizler daha çok böyle...
olumlu olanları gördüğümüz için hani finali gördüğümüz için sadece oraya gitmek kolay gibi geliyor.
Kimseyi de böyle lütfen şey yapmayayım kötü hissettirmeyeyim ya da yanlış anlaşılmasın tabii ki de istediğinizi yapın yaptırın.
Sadece Güzel haberdiğim yani genel olarak toplum açısından.
Çünkü böyle birazcık yaşla da alakalı olabilir.
Yani yaşlı değilim. Gayet genç bir insanım ama biraz şey başladı bende.
Çok küçükler de bunu yaptırıyor ya.
14 yaşındaki kişiler botoks yaptırmaya başladılar.
Baby botoks deniyor mesela buna.
Dermatologları falan dinleyebilirsiniz.
Sadece pazarlama stratejisi.
Baby botoks diye bir şey yok. Aynı madde.
Zaten botoksun içindeki kelime toksin.
Yani vücudunuza soktuğunuz şey bir toksin.
Ama onu baby deyince hani küçük dokunuşlar deniyor ya bizde.
Ona yaftanıyor ama öyle değil maalesef.
Bilmiyorum ben birazcık şu yaşta hala botoks karşıtıyım.
Söylerken korkuyorum. Ama suratlar değişiyor ve ben galiba bir süre kendi suratımı kullanmak istiyorum.
Yani yaşlanmaya başladığımda düşünebiliriz.
Çünkü biliyorsunuz kararlar da değişebilir.
Burunla alakalı olarak kararımı değiştiririm zannediyordum ama şu anda bu olay çok hoşuma gitti.
Hatta bu bölüm yayınlandığında yapmış olur muyuz bilmiyorum ama ben bir tane fotoğrafçı arkadaşım var.
Yıllar önce ona şey demiştim.
Burun fotoğrafları çekelim hani açılarla vesaire diye.
Şimdi bu olay da biraz daha popüler olmaya başlayınca tekrardan aklımıza geldi.
Çünkü unutmuştum yani bunu yıllar önce söylemiştim kıza.
O yüzden belki böyle bir proje de yapacağız.
Bu arada bölümün sonlarına doğru ses azaldı.
Umarım başta çok rahatsız olmamışsınızdır.
Spotify'dan En İyi Versiyonun'un hesabını da takip etmeyi unutmayın.
Ayrıca 5 yıldız verirseniz de çok mutlu olurum.
Burada bitiriyorum bölümü.
Bir üzerinden genel almış oluruz ama bu güzellik konularını, güzellik kompleksini ayrı ayrı konuşmaya devam etmek istiyorum.
Bir de ilişki konularına devam ediyoruz.
Haftaya görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
