
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Bu bölümde Nurtaç; son zamanlarda aldığı kilolardan, kendisine gelen yorum ve eleştirilerden, eski yeme alışkanlıklarından bahsederken aynı zamanda bu duruma bir çözüm bulmak için yeme düzenini ve yaşam tarzını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Keyifli dinlemeler !
Bana ulaşın,Instagram: https://www.instagram.com/nurtacturkeli/Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Kilolar alınıyor da, veriliyor da ama bizler yaşamaya devam ediyoruz.
Çünkü hepimizin başından...
Eminim ki birçok kez bu geçmiştir.
Ya sen bu aralar kilo mu aldın?
Kız kilo almışsın ne yapıyorsun?
Ay çok kilo verdin sen tatlım hamile misin?
gibi kendiniz yapmasanız dahi dışarıdan gelen birçok beden baskısı, imajı, beden algısı olduğu için hepimiz aynı gemideyiz ve aynı şeye maruz kalıyoruz.
Günün sonunda her ne kadar yok gel ben takmıyorum desen dahi Aynaya baktığında işte şu an biraz çıktı, kollarım da çok sarktı, neden o kadar sıkı değilim, Instagram'daki gibi değilim gibi
maalesef hepimiz öyle ya da böyle etkileniyoruz.
Ben de tabii ki de burada kendi geçen yıldan beri başıma gelenleri, kilo alıp verme sürecimi anlatırken neler yaptım, motivasyonumu nasıl korudum, nasıl hedefler belirledim onlardan bahsedeceğim.
Şu anda böyle bir süreçten geçiyorsanız umarım size de yardımcı olan bir bölüm olur.
Çünkü ben geçen yıl işte Türkiye'ye gittim Eylül ayında ve nedense herhalde psikolojik bir baskı bu yurt dışında yaşayan insanlar için yani kendi kendimize yarattığımız bir algı da olabilir.
Sanki Türkiye'ye dönünce hayatında hiç mantı görmemişsin, lahmacun görmemişsin, baklava görmemişsin gibi bir saldırma durumu var.
Keza ben yıllarca yurt dışında yaşadığım için...
Kendi evimde de lahmacun mu yapabiliyorum mantı mı yapıyorum yani aklınıza gelebilecek bütün o karbonhidratlı yemekleri yapabiliyorum ki zaten Zevk de çok seviyor onun gazına gelerek yapıyordum diyelim çünkü bu yeni evde daha un dahi
almadım buralara geleceğiz.
Neyse yani Türkiye'ye gittiğinde hem böyle diğer insanlarla yemeğe çıkıyorsun sanki kutlamalar yapmak bir şey hani bir araya gelmek ziyafetler.
O çok karbonhidratlı yemeklermiş gibi bir algı var ya hepimiz buna düşüyoruz günün sonunda yani alkol alıyorsan da bir sürü kalorisi şu su bu su var.
Şekerli şeyler keza başka bir sektör.
Yani ben Türkiye'ye gittikten sonra biraz böyle salmalara başladım.
Zaten ayda yılda bir geliyorum diye.
O kadar çok serpme kahvaltı yaptık ki seyahatimizin sonuna doğru şey diyorduk artık.
Bir daha serpme kahvaltı görmek istemiyorum.
Bir kurvasan verin bana. İki yumurta kırın.
Yeter. Fakat Türkiye'den döndükten sonra Amerika'da zaten yani kilo almaya başladığım için Türkiye'de Amerika'da da işte akşam yemeklerini biraz daha abartmaya başladım.
Ya zaten aldım işte veririm nasılsa bir ay sonra bir daha veririm diye diye sonra Paris'e gittim yılın sonuna doğru.
Orada da 3 hafta zaten her şey karbonhidratlı.
Kurvasana düştük.
Birçok birçok yemeğin içinde tereyağı var.
Tereyağı içinde yüzen yemekler var.
Haldır haldır uyuyorsun.
Sonra döndük.
Taşınma evresi.
Taşındık. New York'a geldik.
Gelmişken her gördüğüme saldırdım.
Ben 60 kiloya vardım.
Artık sonunda ve tabii ki de tahmin edersiniz ki bunun sonu yok böyle devam ederse hiç iyi yerlere gitmiyor ve maalesef bununla ne kadar başa çıkmaya çalışırsak çalışalım öz güvenimizi sarsan
bir şey oluyor. Yani ben şöyle fark ettim özellikle hiç alışveriş yapmak istemiyorum içimden gelmiyor yani zaten kıyafetlerim var diyorum bir mağazaya gidiyorum ya işte buna bu parayı vermek istemiyorum diyorum ama alt...
Metninde acaba kilo aldığım için mi bilmiyorum ya da bilmek istemiyorum.
Yani şöyle aslında baktığım zaman çok kilolu görünmüyorum.
Sadece ağırlaşmaya başladığımı da hissetmeye başlamıştım.
Keza zaten şey düşünün yani üzerinizde vücudunuzda 4 kilo diyelim 5 kilo artık ne kadar fazla aldıysanız ekstra bir ağırlık taşıyorsunuz.
Yani bu da tabii ki de dizinize ayağınıza belinize bir yerinize bir şekilde ağrı vererek sinyalleri veriyor.
Taşıyabileceğinden fazlasını taşıyorsun.
Merdiven çıkarken yoruluyorsunuz.
Keza benim zaten geçen yıl bir covid geçirme durumundan dolayı daha hızlı yorulduğumu fark ediyorum.
O yüzden artık bir gün uykundum ve dedim ki bunun önüne geçeceğim.
Bu arada bunları diyene kadar zekik defalarca şeyde söylemiştim yani.
İşte bak karbonhidratlı şeyler yemeye kalkarsan beni durdur.
Hani partnerinden yardım istiyorsun.
Ama o da hani sizinle aynı gemide olmadığı için o anlamda.
Kendisi mesela öyle şeyler yiyor.
O yerken siz ucundan ucundan yiyorsunuz.
Baktınız siz de yiyorsunuz falan.
Yani birazcık sanki ortak da bir noktaya da gelebilmek gerekiyor bu anlamda.
Mesela New York'ta pizza çok meşhur ve gece 12'de 1'de pizza yeniliyor.
Yani bütün pizzacılar açık.
O dilim pizza alıyorsunuz zaten bir tanecik dilim.
E gidiyoruz işte tam evin karşısında bir pizzacı var.
Oradan gece 12'de pizza yiyoruz.
Aa süper. Geliyorsun köşeden baklava alıyorsun.
Aa süper. Bir de şeyin de mutluluğunu yaşıyorum.
Aa her istediğime ulaşabiliyorum.
Her istediğim saatte.
Bir de burada Yunan pastaneleri olduğu için Yunan tatlıları da bizim tatlılar olduğu için.
Yok ona girmeyelim burada. Neyse yani geldimden beri gerçekten sanki kutluktan çıkmışım gibi önüme gelene saldırıyorum.
Artık bunun...
Önüne geçmemiz gerekiyor dedim.
Çünkü gerçekten aldığınız kilo hem özgüveninizi etkiliyor toplumda maalesef bir şekilde yani bunun güzellik algısı güzellik ekonomisi konusuna burada giremeyeceğim ama yıllarca devam
eden bir şey ki işte vakti zamanında şişmanlar seviliyordu beğeniliyordu kilolu olmak takdir edilen bir şeydi kilolu olmak güzellik göstergesiydi zenginlik göstergesiydi
şimdi devir değişti tam tersi oldu.
Zayıfsanız daha güzelsiniz, vaktiniz var, cime gidebiliyorsunuz, sağlıklı besinler tüketebiliyorsunuz, paranızın olduğunu gösteren bir şey.
O yüzden maalesef toplumun da bir parçası olduğunuz için buna uymak durumunda kalıyorsunuz.
Öyle ya da böyle ne kadar itiraz ettiğinizi düşünseniz de günün sonunda belki işe alımlarda maalesef karşınıza çıkan bir faktör oluyor, olabiliyor.
Bilmiyorum ama kendi araştırmalarıma göre bunların da istatistiksel değerini görebiliyorum.
Maalesef hani cinsiyetin dışında ayrıca böyle kilo durumu olarak karşınıza çıkan toplumsal ayrımcılık konusu olabiliyor vesaire.
Benim yaşadığım zaten freelancer olduğum için bu anlamda dışarıdan gelen sadece sosyal medya anlamında belki bir baskı vardı.
Özellikle evli olduğunuz için ve bütün evli çiftlerin sabah akşam seviştikleri ve ertesi gün bebek yapma potansiyeli olduğu için.
bana instagramdan gelen en fazla yorumlardan bir tanesi bebek mi geliyor hamile misin göbeğin var gibi bir sürece girmiştim ve artık hamile değilim onlar pasta börekler diye
cevap vererek bu şeyi geçiştiriyordum hatta youtube'da bir tane video bile yapmamız gerekti bununla alakalı yani bebek düşünüp düşünmediğimizle alakalı öyle ki siz evliyseniz bir de kiloluysanız eşittir
hamilesiniz yani Ben öyle bir süreçteydim.
En son dedim ki ben bunu değiştireceğim.
Yani hem bir de egzersizi gerçekten düzenli olarak hayatıma yerleştirmek istiyorum.
Çünkü yani çok uzun yıllar dans ettim.
Dans ettiğim için hani bu bir egzersiz gibi en azından kalori yaktığım bir yer olduğu için kilo sorunum olmuyordu hayatımda.
Uzun yıllar Asya'nı yaşadığım için yogayı çok rahat bir şekilde yapıyordum, ulaşabiliyordum.
Keza zaten hani yürüyüştür, bisiklettir.
Hayatımın hep bir parçası hele hikingdir hani dağ yürüyüşleri vesaire çok seviyorum.
Hayatımda hep bir hareket var ama bir türlü mesela crossfit deniştim yıllar önce.
10 gün boyunca yataktan kalkarken robot gibi kalkıyordum.
Crossfit mesela bana göre değildi ya da böyle cim egzersizleri bazı ağırlık hareketleri falan doğru yapmadığınız zaman maalesef bir taraflarınızı incitebildiğiniz karşınıza daha sonra olumsuz olabilecek olan durumlarla
karşınıza çıkabiliyor. Yani ben böyle birazcık cimden o şekilde uzaklaşmıştım cime gidiyorsam sadece treadmillde hani o yürüme bandında.
egzersiz yapıyordum. Bir iki tane ayak çalışması falan filan eve geliyordum.
Youtube'dan takip ettiğim kızlar var.
Hit egzersizleri yapan kızlar var.
Onlarla beraber güzel bir çalışma yapıyordum.
Zaten aslında bu son kararımı aldıktan sonra yaptığım benim kendi deneyimlerim de böyle olmuştu.
Onu da anlatacağım şimdi. 18 Mayıs'ta 2023 18 Mayıs'ta ben artık bunu değiştirmek istediğime karar verdim ve 2 ay sonra doğum günüm olduğu için yani 17 Temmuz aslında kendimi bunu doğum
günü hediyesi olarak vermek istediğimiz sağlıklı beslenmeyi ve egzersizi bir düzene oturtmak adına.
Bunlar için de aslında sağlıklı beslenmenin dışında egzersizi daha ulaşılabilir hedef olarak hayatıma nasıl yerleştirebilirimi düşündüm.
Yürüyüşlerin dışında zaten New York'ta her yere yürüdüğümüz için tamam yürüyüşler var ama ben artık Biraz daha terlemeyi, o bana zor gelen şeyleri kolaylaştırabilmeyi, daha eğlenceli
hale getirmeyi nasıl öğrenebilirimi deneyimlemek istiyordum.
Bu yüzden de aylık olarak bir sablon hazırladım, bir tablo çıkarttım.
Bütün Mayıs'ı ve Haziran'ı önüme tablo olarak çıkarttım.
Ve günde en az 10 dakika olmak üzere egzersiz hedefi belirledim kendime.
Yani ulaşılabilir bir şey.
10 dakika nedir? İstersen zumba yap, istersen dans ile hareket et.
O terle yani hani ayna karşısında benim için en önemli şey bu oldu bu arada.
Ayna karşısında belki YouTube'dan 10 dakika karın egzersizi videosu yaparak, yürüyüş yaparak yani YouTube'da bu Lindsay ya da Grow With Joe belki açıklamalarda yazarız bunları.
Grow With Joe diye bir hesap var ki beni bu düzende tutmaya sağlayan kişi olmuştur.
Çünkü aslında sadece yürüme hareketleriyle yani yürüyorsunuz gibi tamamen yüksek bir tempoda.
Bir iki tane farklı hareket yaptırarak inanılmaz terliyorsunuz, inanılmaz bir havaya giriyorsunuz.
Bir de zaten hani orayı da dinlemek zorunda değilsiniz.
Kendi istediğiniz müzikleri açarsanız ya da televizyon işte bir şey izlemek istiyorsanız arka planda kendinizi meşgul edecek ya da daha eğlenceli hale getirebilecek.
Bir saat boyunca tamamen orada kalabiliyorsunuz.
Dediğim gibi Grow With Joe ile yaptım ben bunu.
Neyse ama... Bir saate varana kadar ilk hedefim 10 dakika idi.
Genelde de böyle başlıyor zaten ilk küçük hedeflerle.
Bir de kilo hedefi belirledim kendime.
Haftalık kilo ve aylık kilo hedefi.
Çünkü günün sonunda bir hedef olduğu zaman motivasyonunuzu da aslında en çok etkileyen ve buna destek veren bir alan açmış oluyorsunuz kendiniz için.
Yani şöyle düşünün artık şu anda Temmuz'un ortasındayız.
İsterseniz Temmuz ortası, isterseniz Ağustos başında kendinize uyan şekliyle bir şablon hazırlayın, bir tablo çıkartın.
Ve bir hafta boyunca her pazar günü ulaşmak istediğiniz kilo hedefin nedir?
Bunun için bir hafta boyunca neler yapabiliyorsunuz'u çıkarabilirsiniz.
Ben mesela beslenme açısından da aralıklı oruca başladım.
Günde sadece iki öğün yedim.
Ve bu iki öğün aralarında da asla atıştırmalık yapmadım.
Bazen kaçımaklarım olmuştur.
Özellikle periyot dönemlerinde, regli dönemlerinde insanın gerçekten...
Bir de o şeyi de kendime yapmak istemedim aslında.
Yemek mi istiyorsun? Ye, yi verdim.
Şeker şöyle bir sorunum var.
Çikolatayla aram fazla fazla iyi.
Keza bunu mesela midye doktorlarına falan gittiğimde de duyuyorum.
Fazla çikolatayla kahve tükettiğim için.
Aslında vücuduma verdiği zararına farkındayım.
Yüksek asitli yiyecekler olarak bana geri dönüyor bunlar.
Yani aslında azaltmam da gereken bir şey sağlığım için.
Ama kilo anlamında da şeker bir tek çikolataya çok düşkünüm.
Bir de baklava çok yiyorum burada.
Onları da günde mesela atıyorum bu Ferrero'lar var ya içinde fındık olan çikolatalar.
Bir tane Ferrero'ya düşürerek kendimi sınırlandırdım.
Yoksa öncesinde ne yediğimin ve nasıl ne kadar yediğimi de bilmiyordum.
Yani önüme gelene saldırır şekilde ki burada.
Çikolatalı gofretler, çokonatlar, bu ülkerin kocaman kocaman çikolataları falan olduğu için her şeyi yiyordum çikolata anlamında da.
Bu nedenle de artık bunları azaltmayı, neler yapabileceğimi kendime dürüst olarak sordum.
Yani bazen bir de şey oluyor ya bir şey çok yemek istediğinizi düşünüyorsunuz.
Sonra kendine sorduğunda ya ben aslında yemek istemiyorum.
Sadece canım sıkıldığı için.
Belki stres yaşadığım için.
Belki o...
ihtiyacı hani duygusal beslenmeyi oradan alacağıma inandığım için yani bir yerden duygusal bir eksiklik hissediyorsunuz onu tatlıdan bekliyorsunuz o ihtiyacı karşılamayı sanki oradan
gelecekmiş gibi çoğumuz böyle düşünüyoruz böyle hissediyoruz bence yani oysa ki ben mesela bir çikolataya saldırdığımda iki dakikada ne yediğimi bile anlamıyorum bir şey yutuyorum iki dakika sonra bitmiş
ne elimde bir şey kalmış Ne anlamışım, ne duygusal ihtiyacım giderilmiş.
Yani yedikten sonra oh be rahatladım, oh hayatta bana güzel gideyim şunu yapayım da olmuyor.
Arkasından gelen başka bir ağırlık oluyor.
Arkasından gelen kilo sorunları oluyor.
Yani sadece o an saldırma ihtiyacı geldiğinde kendinizi tutabildiğiniz anda bir zafer duygusu var ya işte o başka yerlere de yansıyabiliyor olumlu anlamda.
Yani o iradenin sizde olduğunu fark ettiğiniz zaman Bir güç hissediyorsunuz.
İşte o iş arkadaşlarınıza, iş hayatınıza, belki aile ilişkilerinize, belki uzun zamandır ertelediğiniz ve yapamadığınız hobinize birçok yere şöyle bir duyguyla geri dönüyor hayatınıza.
E ben bunu da yapabilirim.
Demek isteyince yapabiliyorum.
Demek ki bir şeylere emek sarf ettiğinde bir şeyler sana cevap veriyor.
Şey yapmak çok kolay gerçekten kurban rolüne girmek.
Ya yapamıyorum işte ya da tembelliğe sığınmak.
Bunlar kolay olan şeyler.
Bu da bu arada olumsuz anlamda söylemiyorum.
Hepimizin dönem dönem yaşadığı şeyler bunlar.
Bazen hiçbir şey yapmak istemiyorsun.
Canavar çıkıyor içinden, her yere saldırıyorsun falan.
Bu yüzden ben bu şekilde kendimi bir programa soktum kendi kendime.
Bu motivasyonu nasıl en iyi anlamda sağlayabilirsin, koruyabilirsin?
Birinci adım hedef belirlemek.
Ve bunlar ulaşılabilir hedefler.
Öyle hemen işte bir ayda 20 kilo vereceğim, bir haftada 5 kilo verdim, şok diyetler gibi şeylerle değil.
Uzmanların da önerdiği 500 gramla 1 kilo arasında haftada yani sağlıklı beslendiğinizde.
Tabii ki de aslında en en güzeli bunu bir uzmanla yapmak, bir diyetisyenle ve yani bir çalışmayla yapabilmek en en sağlıklısı.
Ama kendiniz de yapmak istiyorsanız benim araştırmalarıma göre haftada maksimum 1 kilo olarak düşünebilirsiniz.
Aralıklı orucu ben işte akşam genelde 6.30-7'den sonra hiç yemiyorum.
Ertesi günde... Genelde 12'de ve 1'de yiyorum.
Yani benim yaptığım sistem de buydu ve çok da güzel işledi.
Bu arada saat 1'de yemek yerken de gerçekten yüksek proteinli, karbonhidratı da olan sebzesi içerisinde bol besinli yemekler tükettiğim için 1'de yiyorum.
1'den zaten 2'ye kadar bitmiş oluyor yemek diyelim.
2'den 5'e 6'ya kadar tamamen tok.
Yani bir açlık var ve ben o açlığı bastırmaya çalışırım gibi de değil.
Çünkü yüksek proteinli şeyler yediğim için açlığı da hissetmiyorum.
Ve benim saat 12'de 1'de yediğim tabaklar kocaman tabaklar.
Öyle iki tane peynir, bir tane küçük bir hani o dilimlik şeyler değil.
Bayağı gözümü de doyuruyorum, kendimi de doyuruyorum, motivasyonumu da doyuruyorum.
O şekilde ilk adımımızı ulaşılabilir hedefler olarak düşünebiliriz.
İkinci adımda az önce de söylediğim gibi.
Bunları takip edebilmek yani ölçebilmek.
Nasıl yapıyorsunuz?
Ben bunu bir tabloyla yapabildim.
Haftada şöyle kocaman bir A4 kağıdına bütün ayı takvim olarak yazdım.
Karşıma yapıştırdım.
Kilo hedeflerimi her gün sabah işte tuvaletten sonra tartıldığınız halinizi yazıyorsunuz sabahleyin.
Sonra ben mesela 10 ile 11 arası egzersizimi yapıyorum.
Benim şu anda 1 saat oldu egzersiz programım.
Dediğim gibi 10 dakika diye başlayıp 1 saate de yükselebildim.
O ayrı bir parantez açalım burada.
O yüzden her sabah onu kontrol edebiliyorum.
İşte hangi günse oraya gidip çarpatıyorum egzersizimi yaptıktan sonra.
Kiminle egzersiz yaptım, nasıl bir egzersiz yaptım onu da yazıyorum.
Yani ölçülebilir de hale gelmiş oldu.
O datayı da kendim görebiliyorum ve takip edebiliyorum.
Bu da aslında içsel bir motivasyonunuzu size en kanıt haliyle sunan fiziksel bir şey olarak karşınızda durduğu için.
Gerçekten sarsmayan bir tablo olarak duruyor.
Bu nedenle de görüyorsunuz ilerlemeyi de görüyorsunuz.
Bunun akabinde de üçüncü step olarak şunu önermek isterim ki kendinizi ödüllendirin.
Yani bu ödül haydi haldur huldur hamburger yiyelim bir sürü tatlı yiyeceğim ağzımı yüzüme bulaştıracağım gibi değil.
Belki küçük bir hediye alabilirsiniz kendinize bir kafeye gidebilirsiniz yalnız başınıza kendinizi date'e çıkartabilirsiniz bir yemeğe çıkarabilirsiniz kendinizi ya da Partnerinizle, arkadaşınızla yemeğe çıkıp ama onu sanki ona
ithafen. Ondan dolayı olduğunu da onurlandırarak yaptığınızda o ödül hissiyatını alabiliyorsunuz.
Yani tatlıyı da özlemiş olabilirsiniz.
Atıyorum bir dilim pasta yiyebilirsiniz.
Zaten ara verdikten sonra o bir dilim yenmiyor.
Gerçekten böyle bunalmaya falan başlıyorsunuz yarıda.
Mideniz bulanıyor. Eğer hiç denemediyseniz şekersiz hayatı gerçekten o şekere geri döndüğünüzde Ya ben bu koca pastayı kendi başıma nasıl yiyebiliyormuşum diyorsunuz.
Bende öyle oldu. O yüzden yani ben küçük küçük şu an devam ediyorum.
İşte Ferrero'ları iki tane yiyorum.
Üç tane yiyorum eğer çok dediğim gibi atak hissiyatına girdiysem.
Ya da mesela ben evde granola yapıyorum.
Onu yani daha sağlıklı buluyorum.
İşte şekersiz meyveli bir yoğurtla granolayı birleştirdiğinizde bir tatlı hissiyatı da oluyor.
Yani bu belki ödül anlamında değil de şeker ihtiyacını alternatif olarak da verebileceğim bir...
Örnek olabilir. Yani kendinizi ödüllendirmeniz bu anlamda bence çok önemli.
İsterseniz küçük bir hediyeyle, isterseniz ufak dilim bir tatlıyla vs.
vs. Sizin için ne ifade ediyorsa o ödül.
Çok da abartmadan ödüllendirmeyle devam edebilirsiniz.
Bir diğer seçeneğimiz de destek ağı oluşturma.
Yani belki bu bir WhatsApp grubunda bir gruba dahil olmanız olabilir.
Belki bir arkadaşınızla...
Challenge olabilir. Keza ben öyle yaptım.
Haziran'ın başından Haziran'ın sonuna kadar bir arkadaşımla 4 kilo galiba 8 pound olarak anlaşmıştık.
Vermek adına ve kim veremezse 100 dolar charge olacak.
Yani en sonunda kim o 8 poundu veremediyse 100 dolar diğer kişiye verecek.
İşin ucunda para da olduğu için yani para ödülü almak değil parayı vermemek istediğim için.
Çünkü aslında konu parayla da alakalı değil.
Yenilmek istemiyorsun. Bir yarışa girdin.
Onu kazanmak istiyorsun, arkadaşının da kazanmasını istiyorsun.
Keza biz bütün Haziran ayı boyunca günlük olarak birbirimize ne yediğimizin fotoğraflarını gösterdik.
Bir şeyi abarttıysak, o gün bir yere çıktıysak ondan da bahsedeceğim bu arada.
Arkadaşlarla dışarıya yemeğe çıkmak o anlamda gerçekten rutin bozan bir hal olabiliyor.
Ama hani birazcık o kontrolün dışına çıktıysak nasıl birbirimizi geri çekebiliriz?
Neler oluyor? Bir ay boyunca neredeyse her gün konuşarak birbirimizi buna İngilizce'de accountability friend deniyor.
Yani sorumluluk arkadaşı olarak destek ağı oluşturduk.
Ve gerçekten de Haziran'ın sonunda ikimiz de 8 poundumuzu verdik.
Ve o gün ikimiz de dışarıya çıkıp yani aynı şeylerde yaşamıyoruz maalesef.
İkimiz de dışarıya çıkıp o akşam ne istiyorsak onu yedik.
Yine bu böyle ne istiyorsak onu yedik.
Haldır huldur yemeğe saldırma yine değil.
Çünkü gerçekten bir ay boyunca onu yaptıktan sonra vücudunuz da onu istemiyor.
Yedikten sonra zaten karnın öyle bir şişiyor ki boğazına kadar geviyor bütün yemekler.
Yani yine böyle gittik kötü sağlıksız yemekler değil ama dışarıya çıkıp şık şık giyinip yine partnerimle yaptım ben bunu.
Ben bugün bunu kutluyorum.
Zafer kutluyorum. Oradaki 100 dolar arkadaşına vereceğini dışarıda yemeğe eziyorsun mesela.
Keza arkadaşım da kazandı.
O yüzden ikimiz de bir zaferle bütün Haziran ayını geçirmiş olduk.
Gerçekten inanılmaz etkili olan bir şey bu.
Arkadaşınız ailenizden birisi, partneriniz olabilir.
Zekin kilo problemi olmadığı için genetikleri sağ olsun.
Onunla hiçbir zaman böyle bir challenge'a giremeyeceğim.
Ama bu şekilde yine aynı sorunları yaşayan, destek arayan arkadaşlarımla yapabiliyorum.
Fakat daha önce böyle bir şey denemiştim aslında.
Hani o kuraldan çıkan, onu devam ettirmeyen arkadaşla bunu yapmak da birazcık zor.
O ayrı bir konu. Onu sadece altın çizelim ve konudan uzaklaşalım.
Neyse yani bir diğer maddemizi destek ağı oluşturmak olarak düşünebilirsiniz.
Tabii ki de bazen öyle anlar oluyor ki hiçbir şekilde motivasyon bulamıyorsunuz.
Artık tartı ilerlemiyor.
Baktığınız hiç kilo veremiyorsunuz.
Mezuralarla ölçüyorsunuz.
Kendinize bir incelme yok.
Ve şeye ikna oluyorsunuz.
Tamam galiba ben benim kiloma hani vücudumun olması gerektiği kiloya düştüm.
Bundan sonra ilerlemeyecek deyip bir duvara toslama durumu oluyor.
Hepimiz olmuştur bence bu.
Öyle yerlerde dışarıdan motivasyon nasıl alabilirsiniz?
Mesela ben bununla alakalı YouTube'da içerik izlemeyi seviyorum.
Benzer şeyler yaşamış olan insanlarla ki bu podcast epizotu bile belki sizin için bu anlamda eğer o noktadaysanız destek veren bir konuşma olmuş olabilir.
Devam etmemiz gerekiyor.
Yani belirleriniz hedef kiloya düşmediyseniz eğer.
Belki bazı şeyleri değiştirmek gerekiyor.
Yemek alışkanlıklarında olabilir.
Akşam yediğiniz içeriklerde olabilir.
Daha az kalorili şey yemek olabilir.
Bu arada ben hiçbir zaman kalori saymadım.
Hiçbir zaman. Yani kalori sayma işini bilmiyorum bile.
Nedir, ne demektir, kaç kalori vardır bilmiyorum.
İçindeki besin değerlerini seviyorum.
Genelde yüksek lipli, yüksek proteinli yemekler yemeyi seviyorum.
Böylece kendi rutinimi bunlar arasında değiştiriyorum.
Bazen işte ekstra kefir kullanımı, kambuço kullanımı gibi şeylerle de sindirim sistemimi destekleyen ürünler kullanarak da orada bir şekilde belki hareketlilik de sağlayabiliyorum.
Bunları tabii ki de kendi adıma söylüyorum.
Bir tavsiye değil. Siz kendi vücudunuzu en iyi tanıyan kişisiniz.
Size en uygun programı yaparak ya da yeni bir uzman ile çalışarak bunu en iyi şekilde uygulayabilirsiniz.
Ama dediğim gibi ben aralıklı oruç yaparak akşam yediden sonra hiç yemeyerek keza benim gece atıştırma alışkanlığım da olmadığı için o anlamda çok şanslıydım.
Sabah da kahve ile bu arada hemen uyanır uyanmaz kahve içmeniz de çok önerilmiyor.
Bir iki saat geçmesi daha iyi olduğu söyleniyor.
Keza benim galiba mideme olan bir zararı da vardı o anlamda.
O yüzden böyle hapsiz diye kahve de içmiyorum.
İşte suyun içine limon katıyorum.
Limonlu suyu mu içiyorum ilk uyandığımda?
Böyle green diye bir içecek var.
İçerisinde birçok şey var şu anda da.
Söyleyemeyeceğim galiba. Yani maçası bir olana.
İşte çiğ tohumları, keten tohumları.
Hepsinin olduğu bir toz var.
Ben onu da içiyorum sabahları.
Bu YouTube'da bu arada gösterdiğim de bir şey.
Bugünle ilgili videoları yapıyorum şu anda.
Orada da gösterdiğim.
Bir içerik olacak.
Merak ederseniz görsel olarak da orada bulabilirsiniz yediğim içtiğim şeyleri.
O yüzden böyle yani kendi düzenimi o şekilde oturttum.
Akşam yediden sonra sabah da genelde 12'ye kadar hiçbir şey yemediğim için.
Bir de ben spor yaptığımda o çok açlığı da hissetmiyorum.
Neden bilmiyorum yani hiçbir şey yemeden spor yapıyorum bu arada.
O green powder. Biraz enerji vermesi açısından güzel ve detoksla sinir sistemine de yardımcı olan bir toz bu arada.
Yani o şekilde 12'ye kadar falan hiç acıkmıyorum.
Sporum yapıyorum. 12'den sonra duşu alıyorum.
İşte kahvaltıyı hazırla et derken biri buluyor benim yediğim saat.
Ve o öyle olunca da yediğimden de kısmıyorum.
Büyük şeyler yiyebiliyorum.
Marulu aşırı seviyorum.
Yeşillikleri aşırı aşırı seviyorum.
Yumurtaları yiyorum. Bazen yumurtayı haşlayıp sarısını çıkartıyorum.
Sadece beyazından alıyorum o proteini.
Böyle böyle destekleyici bir tablo hazırladım kendime.
Ve artık iki ay oldu.
Yarın doğum günüm bu arada.
Ve ulaşmak istediğim kiloya ulaştım.
Bu düzen oturdu.
Bu sistem oturdu.
Ve dediğim adımları takip ettim kendi adıma da.
Notivasyonunuz düştüğünüzde, ilhamınız azaldığında dışarıdan destek almak, arkadaşlarınızla görüşmek, başka içerikler tüketmek, küçük hedefler bulmak ve küçük hedeflere ulaştıktan sonra
da kendinizi ödüllendirmek ile olan bir yolculuğun sonunda gerçekten şu anda benim bir düzene oturduğunu hissediyorum.
Spor yapmadığım zaman gerçekten vücudumun onu aradığını hissediyorum.
Keza zaten şu anda neredeyse her gün.
Bazen kaçırıyorsam o programıma göre ya da yorulduysam ya da bir yerimi incittiysem şu anda mesela kalçamı incittim.
Bir tane YouTube'da başka bir YouTuber'a geçtiğim için ve bana one leg burpee yaptırdığında yanlış bir kasın üzerine galiba sıçradığım için böyle bir çekilme vardı.
Şu anda da chiropractora gidiyorum.
Düzenli olarak da gideceğim. Ama onun dışında hani eyvah bir yerimize zarar verdik hemen sporu bırakmak gibi değil.
Yine yürüyüşlü şeylerle bu yine Grow With Joe hesabına geri dönerek.
Yeter ki terliyim, yeter ki hareket edeyim ile devam ettirdiğim de bir program oldu.
Zaten bir de birazcık galiba hedefe ulaştığım için arada kaçamaklarımı artırdım.
Buna ben 80-20 kuralı diyorum.
Yani ben demiyorum. Gerçi birçok insan şu anda onu uyguluyor.
Ben 80-20 kuralını uyguluyorum.
Yani %80 sağlıklı bir tempoyu ama %20 alkol almak istiyorsan, tatlı yemek istiyorsan, karbonhidratlı şeyler yemek istiyorsan da hayatına %20'lik dilimi aşmayacak şekilde entegre ederek bir
rutine devam ettiğinde aslında dengeyi sağlıyorsun.
Yani sözün özü biz bu bütün podcast'ı bile sadece denge çerçevesinde toparlayabiliriz.
Bir şeyleri dengeli yaptığınız zaman Karşınıza olumsuz bir şekilde geri dönmediğini çok rahat göreceksiniz.
Çünkü kilo neden alıyoruz? İşte harcadığından daha fazla kalori aldığında, hareket etmediğinde vücut sana kilo olarak bunu söylüyor.
Ya da bazen tabii ki de bunun altında psikolojik bir süreçten geçiyor olabilirsiniz.
Kullandığınız ilaçlar olabilir.
Dönem dönem hepimizin girip ve çıktığı süreçler olduğu için kendinize de zalimce davranmadan, şefkat ile Şu anda böyle bir süreçten geçiyoruz ama karar verdiğimizde,
yapmak istediğimizde bu süreçten beraber çıkacağız diyerek kendi arkanızda da durabilirsiniz.
Bunun gücü gerçekten çok büyük.
Çünkü siz bir şeye evet dediğinizde, bir şeye karar verdiğinizde gerçekten bütün evren sizin onu yapmanız için karşınıza yollar çıkartıyor.
Eğer dikkat ederseniz benim hayatım hep böyle oldu.
Siz de eğer dikkat ederseniz...
Muhtemelen hayatınızda buna benzeri çok örnekler olacak.
Siz bir şeye karar verdiğinizde, bir şeye baş koyduğunuzda bütün yollar sizin için oraya çıkacak şekilde hazırlanıyor.
Ben bu konulara YouTube'dan ve podcast üzerinden devam edeceğim.
Umarım keyif aldınız.
Şu anda belki hayatınızda...
olduğunuz sürece hitap eden bir bölüm olmuştur.
Bana istediğiniz zaman Instagram'dan ya da e-mail üzerinden ulaşabilirsiniz.
Sizin sorumluluk arkadaşınız ben olabilirim.
Tabularınızı benimle paylaşabilirsiniz.
Ben her zaman buradayım.
Yeni bölümlerle görüşmek üzere.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
