
Podcast BPT Danışmanlık Hizmeti testini çözmek ve fiyat teklifi almak için: basvuru.podcastbpt.com
Bu bölüm “Podcast BPT” hakkında reklam içerir.
Yaz tatili dönüşü eski rutine dönmek, yeni alışkanlıklar geliştirmek, ilişki içerisinde tek olabilmeyi deneyimlemek ve daha fazlası bu bölümde.
Instagram: @nurtacturkeli
Email: info.nurtacturkeli@gmail.com
Transkript
Amanın da amanın kim gelmiş?
Ne zaman bir yerden bir yere gitme olsa hep aklıma bu şarkı geliyor.
Neden bilmiyorum ya galiba hepsi grubuyla büyüdüğümüz için.
Benim jenerasyonumun tam böyle ortaokul lisesine denk gelen bir gruptur.
Ve biliyorsunuz çok tatlı kızlardı.
Hele ki dediğim gibi o yaştaki kızlar için inanılmaz güzel, ideal bir gruptu.
Hem dansları, hem tarzları, hem şarkılarıyla, sözleriyle vs.
Benim en sevdiğim şarkılardan bir tanesi bu.
Eski sevgilim gelmedi ama ben New York'a geldim.
İki aylık Türkiye seyahatimin sonunda artık Amerika'ya geri döndüm ve annemle geldim bu arada.
O konudan da biraz sonra bahsedeceğim.
Fakat bugün böyle biraz daha vurgulamak istediğim şey ilişkide nasıl ayrı kalmayı öğrendiğim üzerine olacak.
Yani tam başlık bunun üzerine diyelim.
Detayları biraz sonra vereceğim.
Çünkü bir buçuk aydır Zek'ten uzağım.
Yani Türkiye'de Zek döndükten sonra kendi başıma bir buçuk ay seyahatlerime devam ettim.
Bildiğiniz üzere biraz sağlık, diş durumları vesaire olduğu için seyahatimi etkileyen bir bölüm oldu.
Ama böyle bir şeyin Türkiye'de olmasını tercih ederdim zaten.
Amerika'da hem fiyatlar hem de...
Doktordan dolayı Türkiye'de olması benim için daha iyi olanın kendi dilinde gerçekten beni Türk hekimlere emanet edin.
İnsan daha fazla güvende hissediyor.
Güvende hissetme konusunda birazcık irdeleyeceğim bugün çünkü daha önceki bölümlerle de bahsetmiştim.
Türkiye'deyken içimden farklı bir cengaver çıkıyor.
Biraz daha amiyane tabiyle kendi çöplüğümde hissediyorum.
Höt diyebiliyorum, pıs diyebiliyorum, tıs diyebiliyorum.
Daha güvende hissediyorum. Tabii ki de ailem ve arkadaşlarım beni uyardı.
Çok da hani havalara girmeye biraz daha dikkat et.
Buradaki insanlar da manyaklaştı falan diye uyarıldım da.
Ama insan kendi ülkesinde olunca kendi doğup büyüdüğü yerde biraz daha güvende hissedebiliyor.
Bir de Amerika malumunuz biraz daha silah kullanımının fazla olması, şiddet.
Bilmiyorum yani benim biraz daha burada anksiyetimin yükseldiği alanlar olabiliyor bu bölümler.
Ama şimdi kendime baktığımda bu bir buçuk ayı kendime neden verdim?
Ve oradaki versiyonu buraya taşımakla alakalı zaten konuşmuştuk.
Şimdi geldim. O konuştuğumuz şeyleri uygulamam gereken yerdeyim.
Ve bir evlilikte olduğum için de tabii ki de buraya geldim.
Ha ha böyle tek kendi başıma devam etmiyorum.
Bu tempoyu bir evliliğe yerleştirmem gerekiyor.
Evliliğim içindeki dinamiklerin birazcık değişmesi gerekiyor zaten.
Bunları detaylı olarak anlatacağım ama şöyle söyleyeyim başta.
Bilmeyenler için yani. Yeni bir işe başladı Birleşmiş Milletler'de.
Ve eskiden hep remote olarak çalıştığı için ilk defa ofise gidiyor.
Tam da bu ay General Assembly diye bir şey var.
Yani böyle kongrelerin yapıldığı, büyük başkanların falan geldi.
İşte Biden, Biden hepsinin olduğu toplantılar olacak, kongreler olacak.
Ve Zach oralarda hem sosyal medya çekimleri yapıyor, hem fotoğrafçılık yapıyor, çekimler yapıyor.
İşte Melissa diye bir kadın var.
UN'de önemli bir pozisyonda mı hatırlamıyorum.
Onun çekimlerine falan yardım ediyor.
Yani aktif olarak bu toplantılarda olacak.
Onun dışında ekstra hafta sonu bile çalışması gerekecekmiş mesela.
İlk defa Zeki böyle görüyorum.
Yani 9 yıldır hayatımda ilk defa bu kadar yoğun olacağı bir iş temposu var.
Ama Zeki çok mutlu çünkü evden çalışmaktan hiç haz almıyordu artık.
Çok sosyal bir adam çünkü ve o sosyal çevreye, teamwork'e çok ihtiyaç duyuyordu.
Onun adına çok seviniyorum.
Hatta işte bu bölümün detaylarını da burada vereceğim.
Şimdi daha önceden bahsettiğim bir konu var benim.
Şema terapisi. Ve şemalar, bu alışkanlıklar diyeyim, kalıplar diyeyim, kendinize kurduğunuz, eskiden öğrendiğiniz bir şeyi o kalıba oturttuğunuz ve yetişkinlikte de devam ettirdiğiniz alışkanlıklar,
desenler üzerinde devam ediyor.
Benim kendi hayatımı neredeyse çok etkileyen şemalarımdan bir tanesi terk edilme şeması.
Yani birisinin beni bırakacağı üze işte bu biris dediğimiz genelde ilk yakınlarınız oluyor.
Ölüm olabilir, ayrılmak olabilir, işte ailenizden birisinin ölmesi olabilir.
Partnerinizin sizi terk etmesi olabilir.
Arkadaşlarınızın sizi bırakması olabilir.
Yani tam anlamıyla kendiniz olduğunuzda sizi insanların sevmeyeceği üzerine bir algı da diyebiliriz.
Maalesef ki benim terk edilme şamam yoğun bir şekilde hayatımdaydı.
Bunun en baştaki sebebi babamın ölmesi.
Bunlardan daha önce bahsetmiştim.
Tekrardan duyanlar lütfen sıkılmayın.
Yeni duyanlar için biraz daha açıklama yapmam gerekiyor.
Çünkü terk edilme şamasının kökenini anladığınızda sizin üzerine neler eklediğinizi ve hayatınızda şu anda Neleri etkilediğini biraz daha iyi gözlemleyebiliyorsunuz, ayırt edebiliyorsunuz.
Benim de terk edilme şemam mesela ne demek?
Partnerimin de ölme ihtimalinin olması ve o öldükten sonra ne yapacağım şaşkınlığı, korkusu diyelim.
Ya da ya beni terk ederse korkusu üzerine.
Ben fark etmeden Zek'e çok yapışıyordum.
Çünkü yanımda olmadığında onun benden uzaklaşacağı üzere bir algı vardı.
Sürekli onu görmek istiyordum.
Bir de bütün bunları bırakın, şemayı şunu bunu bırakın.
Adamla vakit geçirmekten gerçekten çok keyif alıyorum.
Yani en iyi arkadaşım Zek benim aslında.
Beraber film izlememiz, maske yapmamız, dışarı çıkmamız, sinemaya gitmemiz, tiyatro, hareket, aktiviteler.
Neyse bütün bunların hepsini ben Zek'le çok keyif alarak yaptığım için bir yandan da bütün vaktimi neredeyse Zek'le geçirmek istiyorum.
Ama Türkiye'deyken yanımda olmadığında Zek, başka Nurtaş'la da karşılaştığım için aslında buraya fazla yatırım yaptığımı da fark ettim.
Yatırımdan kastım.
Nurtaç'ın başka tarafları da var.
Ben biraz daha kendi başınalığı seven bir insanım, yalnız seyahat etmeyi seven bir insanım ya da kız arkadaşlarımla seyahate gitmekten keyif alan bir insanım.
Bunları ne kadar ilişki içerisinde konuşsak da çok fazla harekete geçiremiyordum.
Şu anda mesela buradaki diğer influencer arkadaşlarımla başka planlar yapmaya başladık, seyahat planları yapmaya başladık.
Olur olmaz şu an bilmiyorum ama en azından adım atabilmek üzere bir şeylerin farkındalığına vardım.
Bir buçuk ay Türkiye'de Zek'ten uzakta kaldığım dönemde Nurtaç'ın eski haliyle de karşılaştığım için ve buna ek olarak ilişkimin bozulmadığını gördüğüm için çünkü biliyorsunuz terk edilme şabası
size bu korkuyu veriyor.
Uzak kalırsanız, görülmezseniz, onun yanında olmazsanız, sürekli gıt gıtı olmazsanız vesaire kafanızın arkasında bir şeyler dönüyor zaten biliyorsunuz o senaryoları.
Buna benzer bir şemanız varsa çok iyi biliyorsunuz demek istediğimi.
Ama bu korkuların sadece korkudan ibaret olduğunu, hatta hayatınızı etkileyen bir bakış açısı olduğunu, bu bakış açısının davranışlara döndüğünü ve bu davranışların asla sizin faydanıza olmadığını bu
bir buçuk ay içerisinde çok daha net gördüm.
Çünkü Türkiye'deyken aşırı mutluydum.
Arkadaşlarımla, yaptığım şeylerle tek kendim.
Sonra annem geldi İstanbul'da bana dahil oldu.
Sonra beraber bıdı bıdı bıdı buraya geldik, uçağımızla bindik.
Çok tatlı, çok güzel.
Daha önce bir tane podcast yapmıştım ilişkide ayrışabilmek üzerine.
Aslında bugün bunu yapabildiysem eğer ben yaklaşık 6-7 aydır bunun üzerine pratikte yaptığım için.
Çünkü evet ilk başta farkındalığınız oluşuyor.
Neye nasıl baktığınızı anlıyorsunuz.
İlişkiye hangi pencereden baktığınızı ve ona göre enerji harcadığınızı fark ediyorsunuz.
Sonradan biraz daha böyle kendinizle vakit geçirebilmek üzere ve...
gelecek içinde kendi başınıza da sadece sizin istediğiniz şeyleri de anlayarak bir plan yapmak üzerine şu anda Zek'in kendi hayatında kendine seçtiği yol biraz daha full time üzerine diyelim.
Yani Zek bu tarz bir iş hayatını seviyor.
Şu anda Birleşmiş Milletler'deki görevini çok seviyor, iş arkadaşlarını çok seviyor, yeni bulunduğu ortamı çok seviyor ve o onun kendi journey'si diyeyim yani kendi yolculuğu, kendi yolu.
Benim ise kendimce yapmak istediğim şeyler biraz daha hareket, yolda olmak üzere, hareket etmek üzere diyebilirim.
Bu ne demek? New York'taki base'imi çok seviyorum.
New York'taki evim, arkadaşlarım, kariyerimin buraya evrilmesi halini çok seviyorum.
Çünkü perks diyeceğim yani avantajları çok fazla.
İçerikleri İngilizce'ye çevirdikten sonra hem New York'u farklı yönleriyle keşfetme şansına sahip oldum.
Hem PR ajansları, diğer influencerlar vs.
Bu içerik üreticiliğinin farklı tarafıyla da daha yakından karşılaşmış oldum.
Bunlar benim için büyük avantajlar ve tadını sevdiğim şeyler oldu.
O yüzden bu perklerden yani avantajlardan vazgeçmek istemiyorum.
Aynı zamanda hatta bundan daha da faydalanmak istiyorum.
Bu ne demek? İnfluencer olarak, içerik üreticisi olarak daha fazla seyahat edebilirim.
Bunları daha fazla hayatıma entegre etmek istiyorum.
Ve öncesinde kendi kendimi bloke ediyordum.
Yani zevkle yapamıyorsam.
Çok da yapmak istemiyorum.
Ona haksızlık gibi geliyordu.
Bunu ilişkimizde çok kez konuşmamıza rağmen böyle birazcık kafamın arkasında.
Ama o çalışıyorken benim gezmem gibi.
Fakat bunları konuştukça artık hayatımıza da entegre etmek istiyoruz.
Ve tüm bu Türkiye'deki versiyonumu buraya getirmek amacım da buydu aslında.
Yani biraz daha kendi başına olabilmek.
Zekede şey söyledim. Her yardım istediğimde bana yardım etme.
Çünkü buna alıştım.
Böyle başım sıkıştığında hemen zeka gidiyorum.
Bazı işlerimi ona yaptırıyorum.
Kolayıma geliyor. Sonuçta onun ülkesi diyorum.
Ama Türkiye'de mesela her şeyi kendi başıma hallediyorum.
Bu benim bir şeyi yapamadığım anlamına gelmiyor.
Dayanıksızlıktan bahsetmiştik.
Bu resilience dediğimiz duygusal dayanıklılık ve dayanıksızlık.
Artık dayanıksızlığınız arttıkça kendinize olan güveniniz de azalıyor.
O yüzden eğer ki sizin destek sisteminizde diyelim çok fazla yardım eden varsa ve fark etmiyorsanız böyle...
biraz daha kendinize olan güveniniz azalıyor ve kolayınıza da geliyor.
Alışkanlık haline dönüşüyor ve daha çok onlardan o yardımı istiyor oluyorsunuz.
Fakat günün sonunda bu size çok fayda etmiyor.
Bunları böyle teker teker bulmak, ayrıştırmak ve tekrardan dönüştürmeye çalışmak kolay olmuyor tabii ki de.
Benim kendimden çok sevdiğim şey içgörüm çok yüksek.
Yani hemen yakalıyorum.
Aa Nurtaş burada bunu yaptık, burada bunu yaptık falan.
Çok seviyorum bu tarafımı ve eğer ki bu içgörüyü biraz da size aktarabiliyorsam çok mutlu olurum.
Bugün burada bu kadar kararlı konuşmamın en büyük özelliği ne biliyor musunuz?
Aman Allah'ım ya hep bahsettiğim bir konu şu.
onay arayışı. Ya o kadar muhtaç hale geliyoruz ki dışarıdaki onaya ihtiyaç duyduğumuzda işte başkasının bizi beğenmesine, başkasının onaylamasına, birisinin bizi okeylemesine, evet demesine, beğenilmemize,
takdir edilmemize o kadar çok bağımlı hale gelebiliyoruz ki fark etsek de fark etmesek de.
Bu durum aslında duygusal dayanıklılığımızın o fundamental dediğimiz temelini etkileyen bir hal alabiliyor.
Çünkü eğer ki dışarıdakinin bakış açısına dışarıdakinin bizi beğenip beğenmemesine çok odaklanıyorsak içerisi böyle zangır zangır sağlanan bir yer oluyor.
Kendinize bir bakın. Grounded olabilmek yani sizin kendiniz içinde o kökü oturtup köklenip sağlamlaşıp dayanıklılığınızı artırabilmek bir de bunun üstüne
kendi kendinize bu onayı verebilmek bana sorarsanız hayatın reçetesi.
Çünkü ben böyle istedim.
Çünkü ben onayladım.
Çünkü bu böyle olacak.
Bu bu arada başkasının alanına girin, başkasının sınırını aşın demek değil.
Kendi içinizdeki konulara kendi onayınızı verebilmek.
Bir içerik üreticisi olarak en güzel örneğini şu şekilde vermek istiyorum.
Maalesef ki biz aldığımız beğenilere, izlenme sayısına göre içerik tarzını değiştirmeye çalışıyoruz.
Çoğumuz değil. E sonra şunu fark ediyorum.
Ben stratejiyi de ona göre yapıyorum çoğunlukla.
Ve istemedim bir...
tarzdaki videoyu sırf daha çok engagement alacak diye, etkileşim alacak diye ya da daha çok beğenilecek, daha çok takipçi kazanacağım diye yönelebiliyorum.
Çok da istemedim video tarzına.
Demek ki onayı başka yere bıraktım yine.
Bu hemen fark ettim.
Şimdi değiştiriyorum ve her şey mükemmel olacak gibi basit de bir şey değil.
Çünkü çok uzun zamandır alışarak yaptığınız bir şey olduğu için, alışkanlıklar da çat diye değişmediği için zaman alacak.
Okey, bunu kabul ediyorum. Ve şimdi...
Instagram'da özellikle yaptığım bu içerikleri ona göre yapmak istiyorum.
Ben sevdim mi? Ben keyif aldım mı?
Mesela benim son videom benim çok keyif aldığım bir video oldu.
Sokakta yürürken bence içinde mizahı olan biraz oyunculuğunu kattığım bir video yaptım.
İşte Amerika'ya geri dönen Türk kızının kafa karışıklığından bahsediyorum.
Hem Türkiye'yi çok sevdiğini hem Amerika falan.
Biraz o oyunculukla eklediğim bir video.
Ben çok keyif aldım izlerken.
Kendi kendimi güldürdüm.
Konu kapanmıştır. Ben bu onayı kendime verebilmeye devam ettikçe ve alanları genişletmeye devam ettikçe artık iç huzurunu sadece bulmuş değil devam ettirebilmiş bir insan olacağıma
inanıyorum. Çünkü dışarının onayı, başkasının beğenmemesi, kendi yaptığınız şeyi beğenmemeniz, böyle burun kıvırmanız ama beğenmiştin, başkası beğenmedi diye fikrini değiştirebilirsin.
Buralar işte kendi kendinize böyle alttan zangırtıyı verdiğiniz yerler oluyor.
Bilmiyorum, oluyordur galiba çünkü bana oldu.
Böyle onayı başkasına bıraktığımda kendimin ne istediğinden uzaklaşmış oluyorum.
Bu evliliğim de dahil.
O yüzden Zeki'ye söylüyorum. Bana yardım etme her yerde.
Evet kıyamıyor yani.
Çünkü böyle biraz şey de yapıyorum.
Hani o mızmızlığı da yapıyorum.
Kolayıma geliyor dediğim gibi.
Yani bir de alışmışım. Tabii ki de önce Zeki'ye gideceğim.
Onun yardım etmesini isteyeceğim.
Çünkü çok rahat oluyor yani hayatım.
Şeye de müsaitim yani.
Daha ben minicikken, 5 yaşındayken hayatımda en çok istediğim şey...
Hizmetçilerimin olduğu bir villamın olmasıydı.
Bana narsist falan demeyin sadece burada.
Ama çok seviyorum bana böyle destek olunmasını, hizmet edilmesini falan.
Ama bir şeyi seviyoruz demek illa bize iyi geliyor anlamına gelmiyor.
Çünkü bunu ilişkimde birebir fark ettim.
Bunları fark etmek ve bunlardan vazgeçmek çok zor bu arada.
Çünkü benim şu an istediğim şey biraz daha kendi başınalığı sürdürebilmek.
Yani ilişkide...
Ayrı olmayı öğrenmek ki bu neredeyse benim sistemimde hiç olmayan bir şey.
Tam olarak nasıl kuracağımı da tam bilemediğim bir şey.
Çünkü zevkle de şunu çok konuşuyorum.
Sanki ben ilişkide ayrı kaldığımda ilişkiden uzaklaşırım gibi bir algı var.
Çünkü ilişki içerisinde, bir evlilik içerisinde ayrı kalmayı tam bilmiyorum.
Yani ayrı kalmak ne demek tam bilmiyorum.
Onları öğrenmek ve üzerine alıştırma yapmak üzere bir süreçteyim.
Kafamda çok fazla proje var.
Özellikle sanatsal şeylerle alakalı çok tatlı şeyler var kafamda.
Ve bunlarda zevk yok.
Sosyal medyadaki planlarımda zevk yok.
Benim zevk hayat arkadaşım.
Eve geldiğimde vakit geçirdiğim partnerim.
Çünkü o da artık ofise gittiği için sabahları ofiste olacak çalışacak.
Bu ilişkiye de çok tatlı bir dinamik getirdi aslına bakarsanız.
Çünkü hiç şey deneyimlemedik biz.
Zaten Amerika'ya taşındığımızdan beri yani 5 yıldır zevk evden çalışıyor.
Sabah işte böyle onun işe hazırlanması.
Bu arada her sabah kereviz sapı suyu yapıyor Zek.
Yani obses bir şekilde. Ben bazen içiyorum ama o her gün içiyor.
Kendi kereviz sapı suyunu yapıyor.
Duşunu alıyor. Böyle hazırlanıyor.
İş kıyafetleri biraz daha resmi oldu.
Kendi kıyafetlerini kendi ütülüyor falan.
Böyle pantolonları, gömlekleri.
Hemen işine hazırlanıyor ve çıkıyor gidiyor.
Şimdi... Bizim evlerimizde bu süreç hiç yaşanmadı.
Evde şu an annem var. O yüzden hani kocam gitti, ev bana kaldı yayılmasını yapamıyorum henüz.
Bir tık onu da merak ediyorum bu arada.
Yani zevk gittikten sonra böyle şimdi ne yapayım?
Kendi başıma yani önce yayılayım mı?
Çünkü evden çalışıyorum ben biliyorsunuz.
Yani ben çalışmıyor değilim.
Beni çalışmıyor zannediyorlar ama ben freelancer olduğum için kafeden, evden, bir yerlerden çalışıyorum.
Fakat şu an yaşadığım evde tam olarak kendime ait bir çalışma alanım olmadığı için yemek masasını kaptım son olarak.
Şu anda annem var evde o yüzden hemen iş moduna geçemedim.
Yine dayanamadım bu arada bir iki tane pıt pıt pıt iş ayarladım ama tam o şeyi deneyimleyemedik.
Onun için meraklıyım yani annem döndükten sonra Türkiye'ye o süreci nasıl geçireceğime, kendime o yeni rutini nasıl oluşturacağımla alakalı bir merakım var.
Ve çok heyecanlıyım bu arada çünkü evden çalışmayı çok seviyorum, videolar hazırlamak istiyorum, bir sürü strateji yaptım.
Şu anda şey aşamasındayım yani bir karar vermem gerekiyor.
Türkçe içerikler, İngilizce içerikler, aman TikTok, Instagram yani çok dağıldım.
Bu bana iyi gelmiyor ve toplamayı bir yerde karar vermeyi de beceremiyorum.
Terapistine de bunu konuşuyorum.
Karar vermek, fokus olmak çok zor ama hemen bir şeye karar vermek zorunda da değilsiniz.
Önemli olan yine grounded hissetmek.
Yani siz kendinizi kendiniz gibi hissettiğinizde zaten doğru cevap sizi buluyor.
Ay iki dakikada yatağıma Türk kahvesi döktüm ya.
Bugün çok fazla Türk kahvesi içmiştim.
Sonuncuyu da yatağa döktüm.
Bravo. Bir de New York'a döndüğüm üst kattaki komşumuzdan belli oluyordur.
Ya nasıl bir insan bu kadar gürültülü yürür?
Niye bu saatte bu kadar yürüyorsun ablacığım?
New York'a dönmek gerçekten çok tatlı.
Bu şehri seviyorum. Maalesef alerjimi etkileyen bir yer, alerjik hastamımı etkileyen bir şehir.
Onunla alakalı ne yapacağız bilmiyorum.
İlaç kullanıyorum ama çok da faydasını göremiyorum maalesef.
Türkiye'de doktora da gittim bununla alakalı ama bir salıyorlar mı ya?
Ben mi acaba doktorlara güvenmiyorum?
Ama çok salıyor gibi konuştu bana.
Bu biraz ansiyetlik falan yaptı gönderdi.
Neyse bunun üzerine de fazla düşünmeyi düşünmüyorum.
Düşünmemeyi düşünüyorum.
Umarım kendi ilişkisinde böyle yapışık olmaya müsait olan arkadaşlarıma birazcık olsun değinebilmişimdir.
Yani bu yakınlık, bu kadar birliktelik, bu kadar her şeyi beraber yapalımcılık Çok da faydalı olmuyor uzun vadede.
Kendinden biraz uzaklaşıyorsun.
Bazı insanlar da bu tepki vermiyor olabilir ama kendisini çok seven bir insanın etkilenmemesi neredeyse mümkün değil bence.
Yani kendisini kendi olarak seven, kendisiyle vakit geçirmeyi çok seven bir insanın bundan etkilenmemesi çok da mümkün değil gibi bana göre.
Belki ben etkilendiğim için şu anda bu perspektifi aktarıyorum.
Çünkü ilişkide maalesef dediğim gibi böyle kendimden uzaklaşmıştım.
Yurt dışında yaşam. işte bir yere adapte olma, fit in fit in, evlilik, arkadaşlık, kendi memleketinden uzaklık, güvende hissedip hissetmemek yani hepsi bir potada toplanabilir.
Ama önemli olan her gün, her sabah neredeyse kendi vücudunuza geri dönmek, o grounded egzersizlerini yapmak, nefesinizi dengelemek, kendinizi kendiniz gibi hissetmek ve yani
milyonlarca kez altını çizeceğim bunu, kendi kendine onayını vermek.
Ben böyle istedim.
Bu kadar. Okey.
Umarım keyifle dinlediğiniz bir bölüm olmuştur.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Bye bye.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
