
Yeni sezona hoşgeldik! Umarım yaz tatiliniz harika geçmiştir.
Bu bölümde En İyi Versiyonun ne demek, kimdir gibi biraz daha hem podcastin adının hakkını verdik, hem de gelecek bölümlerin konu başlıklarına değindik. İyi izlemeler.
Spotify'dan takip edip 5 yıldız vermeyi unutmayın.
Sorular ve yorumlar için;
Instagram: nurtacturkeli
Email: pr@nurtacturkeli.com
Transkript
Ay ay ay inanmıyorum çok heyecanlıyım.
Aylar sonra ben, mikrofonum, bilgisayarım, manzaram, bitkilerim, çiçeğim, notlarım geri geldik.
En İyi Versiyonun'un yeni sezonuna hoş geldiniz.
Bitkiler demişken ben artık bir bitki anasıyım.
Plant mama yani çok keyif aldığım bir şey.
Hayatımda böyle bir şey yoktu yani.
Sizi en son bıraktığım yerden sonra çarpı 20 bitkim olmuş olabilir.
Sürekli bitki alıyorum ve hediye de geliyor.
Galiba böyle oluyor.
Yani siz bir şeye baş koyduktan sonra arkadaşlarınız da size bunu hediye olarak getirmeye başlıyor.
Neyse özetle son dönemlerde hayatımdaki değişikliklerden bazıları bu.
Sizinle en son görüştüğümüzden beri müthiş şeyler değişti mi?
Hayır ama yaz tatilim gayet istediğim gibi geçti.
Bu ara bana çok iyi geldi.
Öyle söyleyeyim öncelikle.
Yani kayıt yapmadım bu arada gelip buraya konuşmadım ama Instagram'dan bir şeyler paylaştım.
En İyi Versiyonun Instagram hesabı da var.
Daha aktif kullanıyorum.
Önceden de vardı ama daha aktif kullanıyorum.
Lütfen takip edin.
Yani kontent yapan herkesin bir idealidir.
O takipçi sayısının yukarıda olması biraz bizi motive eden bir şey.
Yani sayısal da olsa.
Sosyal medyadan artık nefret etmiyorum.
Buraya bir alkış efekti.
Yani bu ara vermemin en güzel geri dönüklerinden bir tanesi de bu oldu açıkçası.
Yani sosyal medyayla alakalı değilmiş algısına vardım.
Özetle benim yaz tatilim çok güzel geçti.
Zaten bir ay Bali'de kalmıştım.
Bali mükemmeldi.
Gitmek isterseniz mesaj atabilirsiniz.
Hani genel hatlarıyla yardımcı olabileceğim herhangi bir konuda kesinlikle görüşürüz.
Benim için Bali böyle tam istediğim tatil tarzıydı.
Zaten Astia'yı çok seviyorum biliyorsunuz.
Yani eve dönmüş gibi bir şeydik zevkle.
Her yere de ev diyorum ya.
Böyle bir hal.
Şimdi en iyi versiyonunun yeni sezonuna en iyi versiyonunu tanımlayarak başlayalım dedim.
Bu sezonda biraz daha bugünkü anlatacağım konuların derinliklerine de gireceğim aslında.
En iyi versiyonunu biraz tanımlayalım istiyorum.
Bizim için ne ifade ediyor?
Şu anki halinizdeki en iyi versiyonunuz kim?
Çünkü bazı anlayışlarda, kalıplarda bir şeylerle eşleştiriyoruz.
Mesela mükemmel olmakla, mesela her şeyi halledebilmekle, zengin olmakla, daha daha daha başarılı, zengin, fit.
Neyse artık o sizin o idealinizdeki, hayalinizdeki şey.
Onlara ulaştığımızda sanki en iyi versiyonumuz oluyoruz, varmış oluyoruz.
Ama baştan söyleyeyim en iyi versiyonun gidilecek yol değil.
Zaten geri döndüğümüz halimiz olacak, biz olacak, yörüngemiz olacak.
O yüzden en iyi versiyonun derken neler demek istiyorum?
Bugünkü bölümde bunlara birazcık gireceğiz.
Başlangıç sorusunu en iyi versiyonun kim ve gerçekten bunu sen mi istiyorsun diye sormak istiyorum sana.
Bugünkü halin mesela.
Daha fit mi olmak istiyorsun, daha zengin, daha özgüvenli, daha sosyal, daha üretken mi olmak istiyorsun?
Yoksa biraz daha böyle dışarıdan gelen uyarılar nedeniyle mi acaba gibi.
Bunu genel çerçevede düşünebilirsiniz.
Çünkü sosyal medyadan çok hızlı etkileniyoruz biliyorsunuz.
Hani bir şeyler görüyoruz ve ben de olmak istiyorum, ben de yapmak istiyorum, benim benim benim gibi düşünebiliyoruz.
Şimdi bu amaçlarımızdan bir tanesi olacak aslında.
Yani biraz böyle dedim ya kendi yörüngemize döndüğümüzde, kendini bilen, sorgulayabilen kadın olmayı başardığımızda biraz sonra daha derinlere gireceğim ama
o kendi haline geri dönebilmeyi başarmak olacak bizim burada bahsettiğimiz esas core diyeyim yani o noktamız.
Çünkü bazen bedeli kendimizden uzaklaşmak oluyor maalesef.
Kendini tanıyamamak oluyor.
Bazen o arada kaybolmak oluyor.
Bu hepimizin başına geldi, geliyor.
Gelecektir de muhtemelen.
Umarım gelmez ama bazen böyle şeyler başımıza gelebiliyor öyle söyleyeyim.
Çünkü çevremizdeki insanlar buna neden olabiliyor.
Bu arada kurban psikolojisinden bahsetmiyorum.
Çünkü çevren gerçekten çok etkileyici olabiliyor.
Bunun örneklerini şöyle vermek istiyorum.
Benim çevremdeki arkadaşlarım şu anda bana çok ilham veren,
beni gaza getiren, beraber mesela fitness'a gidebildiğimiz,
pilates'e gidebildiğimiz, belki proje konuşabildiğimiz arkadaşlarım.
Ama bu hani tesadüfen seçilmedi, tesadüfen olmadı.
Bunu demek istiyorum aslında çevreden kasıt.
Bir şeyin ideali peşinde koşarken işte daha fit, daha güzel, daha özgüvenli dedik ya.
Bunları kafamızda zaten nihai hedef gibi görebiliyoruz.
Ya da olumsuz her şeyi itmek gibi düşünebilirsiniz.
Çünkü en iyi versiyonumuzda aslında mükemmel değiliz.
Bazen motive değiliz, bazen özgüvenli olmadığımız yerler var.
Bazen yanlış kararlar veriyoruz, bazen paramız yok, bazen zor bir dönemden geçiyoruz.
Yani aslında böyle mükemmel bir şey gibi düşünmeyin en iyi versiyonunu.
Çünkü belki söylediğinde akla ilk gelen hal,
hani her şeyle tamam böyle çok özgüvenli, parası olan, çok başarılı, başarı ölçütünden de bahsedeceğiz.
Zaten en iyi versiyonunda hiçbir problemi olmayan versiyonun demek değil.
Daha böyle kendisini tanıyabilen, sorumluluklarını alabilen, kendi kararlarının arkasında durabilen, sınırlarını koyabilen, kendisini regüle edebilen, zorlandığında yardım isteyebilen kişi olarak düşünmenizi istiyorum en başında.
Yani evet daha iyi isteyebiliriz, daha güzel, daha fit, daha daha daha olmak isteyebiliriz.
Ama bu bir şeyin yetersiz olduğu anlamına gelmiyor.
Şu anki halimizden, versiyonumuzdan nefret ediyoruz ve o yüzden kendimizi değiştirmemiz, geliştirmemiz gerekiyor anlamına gelmiyor.
Şimdi bu ikisini çok iyi ayırmamız gerekiyor burada.
Çünkü evet kendimizi geliştireceğiz.
Kendi potansiyelimizi biliyoruz.
Yapmak istediğimiz şeyleri biliyoruz.
Hissettiğimiz duyguları biliyoruz.
O içimizi kıpırtan hayalleri biliyoruz.
Değil mi?
Yani bunlar daha daha olabilir.
İşte daha fit olmak mesela.
Bununla alakalı hiçbir sıkıntı yok.
Buradaki önemli ayrıntı kendini yetersiz hissettiğin için koşullu olarak mı daha iyi istiyorsun?
Mesela daha zengin olursam daha çok sevilirim.
Daha güzel olursam daha çok sevilirim.
Yalnız olmam gibi neden sonuçlar mı var burada?
Hani yalnızlığınızı mesela kilonuza mı bağlıyorsunuz?
Ya da para durumunuza mı bağlıyorsunuz?
Şimdi bir şeylerin sebeplerini olumsuz gibi gördüğümüz anda aslında başta biraz böyle
hani başlangıç noktasında biraz böyle çıtırdamalar oluyor.
Çünkü orası çok sağlam değil ya da çok motive eden ya da sürdürülebilen bir başlangıç noktası değil.
Çünkü son dönemlerde benim kendimde uyguladığım en güzel şeylerden bir tanesi olumlu konuşmak.
Kendime hani daha sık söylemeye başladım bazı şeylerini.
aferin kız sana bayağı da akıllısın işte şunu da yapabiliyorsun bunu da becerebiliyorsun gibi
daha böyle hani içerideki sesi daha artırdığım, daha çok dinlediğim,
duymak istediğim sesleri hayatıma çekiyorum.
Çünkü öbür türlü yetersizlik tabanı altında hani kendiniz de alın şişirin demiyorum bu arada ama
yetersizlik tabanı altında bir şeyi böyle değiştirmeye, dönüştürmeye çalışmak
yani baştan çok zorlanılan bir şey.
Çünkü bir şeyin kimliğini oluşturduğunuzda kendinizle yaptığınız o negosiyasyon bitiyor.
Yani öyle miyim değil miyim, böyle miyim değil miyim?
Sürekli kendiniz alıp veremediğiniz bir işbirliği olabiliyor orada ve baştan aslında ben böyleyim dediğinizde zaten aranızdaki o anlaşmazlık kalkıyor diyeyim.
Motivasyonunuzu o günki hislerinize bağlamıyorsunuz.
Öyle söyleyeyim.
Kimlikten kastım kendinize bir şeyi tanımladığınız zaman artık onun pazarlığı bitiyor kafanızda.
Yani öyle miyim değil miyim, yapayım mı yapmayayım mı pazarlığı kalkıyor kafanızdan.
O yüzden altındaki motivasyon diyeyim biraz daha sürdürülebilen.
Çünkü her gün motivasyonumuz olmuyor ve her gün o kimlikte de olmuyoruz.
O yüzden orada biraz böyle kendinizi yetersizlik sendromundan çıkartıp o daha iyi neden istediğimizde, o kişisel gelişimin nerede bize faydalı olduğunu görmek burada bizim için biraz daha hedef olacak.
En azından bize faydalı olan kısmı olacak.
Ben aslında biraz bu faydadan bahsetmek istiyorum çünkü kendimde şunu yakaladım.
Hani faydacılık, pragmatizm biraz kötü bir şeymiş gibi algı vardı üzerimde.
Belki çocukluktan kalan, belki çevremden etkilendiğim.
Ama buradaki faydacılıktan kastım benim kendi gelişmeme etki eden, olumlu olan faydacılıktan bahsediyorum.
Beni durduran, yavaşlatan şeyleri artık bünyemden çıkartmak istiyorum.
Teşekkür edip göndermek istiyorum.
Bu insan da olabilir.
Bazı alışkanlıklar da olabilir.
Buradaki faydacılıktan kastım da bu.
Yani alın insanları çarçurt harcayın demiyorum.
İşinize gelen çıkarlarınız doğrultusunda bir şeyden bahsetmiyorum.
Ama bir şey işe yaramadığında, siz artık servis etmediğinde
onunla böyle sürekli empati uygulayıp sürekli onu justif etmekten ziyade
döneminin bittiğini de burada kendinize hatırlatmak gerekiyor.
En iyi versiyonumuzda 3 kategoriden daha bahsetmek istiyorum.
Bir tanesi mental gücünüz.
Yani mental olarak işte hiçbir şey kafaya takmayan, hiç kaygılanmayan, sürekli güçlü olan bir insan olmanız da gerekmiyor.
Bazen zorlandığını kabul eden, dışarıdan destek alan, yardım isteyen, kartları bazen gösterebilen,
yani sürekli o bana bir şey olmaz, ben çok güçlüyüm algınızda sizi yoran versiyonunuz olabilir.
Çünkü o en iyi versiyonunuzda ben çok güçlüyüm, bana hiçbir şey olmaz diye bir şey yok.
Bazen, evet ben çok zorlandım, bu aralar zorlanıyorum.
Biliyorsunuz ben burada çok anlattım size.
Bu aralar zorlanıyorum deyip bir süreç olarak görmek, dışarıdan destek alabilmek ve o süreci en azından hani o sürecin de geçene kadarki haline biraz daha anlayış gösterebilmek.
Çünkü hani hadi hadi hadi bunu ben de yapıyorum kendime bu arada hani çabuk çabuk.
Ne zaman düzeleceksin, ne zaman olacak gibi.
Olmuyor ama yani kendinizi böyle iteklediğinizde bir şeyler çarptı diye değişmiyor.
O yüzden buradaki mental haliniz de çok önemli.
Hani her şeyi o halledebilen, kaldırabilen taraf diye bir şey yok.
Bir diğer kategori duygusal haliniz.
Burada da böyle her şeyi tolere eden, herkesi memnun eden, duygularını bastıran insandan bahsetmiyoruz en iyi versiyonumuz dediğinizde.
Çünkü bu da mümkün değil.
Zaten olmamalı da.
Hani sınırlarını koyabilen, kendini tanıyabilen işte hayır bunu ben bu kadar yapabiliyorum diyebilen aslında en iyi versiyonumuz.
Çünkü zaten sana benzeyen hali bu.
Kendine benzeyen hayatı yaşayabildiğin anda içine sinen hali oluyor.
Kendin gibi hissettiğin, kendi istediğin şeyleri yapabildiğin hayatın aslında en iyi versiyonun.
O yüzden duyguları bastırmadan, duygularından korkmadan yani duygular sana ne ifade ediyor?
Öfkelendin. Demek ki bir sınır ihlali var.
Kıskandın. Belki arzu ettiğin bir şey var orada. Sen de onu istiyorsun.
Yani kıskançlık illa ki hani böyle çok olumsuz, çok kötü bir şey değil.
Bazen içeriye bakıyorsun, diyorsun ki bunu ben de istiyorum.
Hani onda olmasın değil. Onda da olsun, bende de olsun gibi bir duygu olabiliyor.
Yani illa hasetten bahsetmiyorum. Hani gidin, alın, koparın, yıkın gibi de değil.
Üzüntü mesela yani bir şey kırılmışsınız bir şey başınızdan geçiyor şu anda duygularınızdan korkmadan yaşayabilmek onların size ne ifade ettiğini anlayabilmek burada en iyi versiyonunun bir parçası.
Yani bizim ulaşmak istediğimiz olmak istediğimiz kişi bu.
Bir diğer kategori de finansal.
Şimdi bu konuda bambaşka bir bölüm çıkacak.
Yani parayı konuşmak hele ki kadınlarda hele ki geldiğimiz toplumda biraz ayıp gibi değil mi?
Hani para sormak, parayı konuşmak, parayı yönetebilmek mesela ya da maddiyatla alakalı hayaller kurmak.
Bu böyle sanki eşittir yüzeysel olmak, materyalist olmak gibi düşünebiliyor.
Evet bazı insanlar zengin koca istiyorum diyor.
Bu başka bir konu bu arada yani bizim konumuz değil.
Benim burada bahsetmek istediğim şey en iyi versiyonunun finansal kategorisinde kadın ya da erkek fark etmez.
Para kazanabilen, bağımsızlığı olan, parayı yönetebilen, yatırım yapabilen, bu konuyu anlayabilen, anlamaya gönlü olan.
Çünkü dediğim gibi çok cesaretlendirilmediğimiz için hele ki kadınların yatırım konuştuğunu ben görmüyorum.
Yeni bölümlerde bunları göreceğiz.
Çünkü yani para kötü bir şey değil.
Yani paradan bahsetmek, böyle hani onunla alakalı hayaller kurmak.
Biraz böyle utandırılmış olabilirsiniz.
Ben maalesef hayatımın son 2-3 yılında başıma gelen bir şeyle değil yani utandırıldım.
Çünkü ben para kazanmayı seven bir insanım.
Parayı konuşmayı seven bir insanım.
Ama utandırıldım.
Yani bunu kurban ben hani yazık bana diye anlatmıyorum.
Bazen işte çevrenizden etkilenebiliyorsunuz.
Hayatınızı aldığınız o yakınınızı aldığınız insanların kendi zihniyetleri ya da düşünceleri sizin düşüncenizle alakalı bir şeyler ifade edebiliyor.
Bazen yanlış mı düşünüyorum diyorsunuz.
Bazen onlarınki doğru sizin de bir sorun var gibi gelebiliyor.
Olabiliyor.
Bunların hepsi olabiliyor.
Başımızdan geçebiliyor.
Bazı insanlar hiç vurmuyor.
Bazı insanlar umurunda değil yani sen sen senin hani ben böyleyim diyebiliyor.
Burada demek istediğim en iyi versiyonunda işte parayı konuşabilen, kazanabilen, yatırımlarını yapabilen, yönetebilen versiyonumuz da aslında bizim en iyi versiyonumuzun bir parçası.
Çünkü evet bağımsızlığımız, evet özgürlüğümüz.
Bu bence en iyi versiyonunda önemli bir kategori.
Bunu atlamak istemedim.
Bir diğer kategori ilişkiler.
Kendini feda eden, herkesi mutlu etmeye çalışan, tolere eden bir şeylere ne olur ya önemli değil ya falan diyen kısımlarımızdan da aranacağız.
Çünkü bu zaten hani olumsuz gibi görünüyor.
Burada da duygulara benzeyen bir şey var aslında.
yine sınırlar, yine kendinizi tanımakla
alakalı bir şey var. Sonuçta kendinizi
tanıdığınızda neyi sevip neyi sevmediğinizi
neye evet neye hayır dediğinizi çok daha
iyi ve hızlı anlıyorsunuz.
Benim bazen düşünmem gerekiyor. Mesela
bir arkadaşım bir şeye çağırdığında hemen
evet demek istiyorum. Sonra diyorum ki dur.
Hani gerçekten mesaj yazarken şey diyorum
bir dur. Hemen cevap vermenin gerek yok.
Önce bir düşün. Gerçekten istiyor musun?
Ya da gerçekten istiyorsan mesela arkasındaki sebep ne?
Bu arada bunları söylerken bir şey daha eklemek
istiyorum size. Benim son dönemlerde yaptığım
ve size de anlatmak istediğim bir şey. Artık
sorgulamaları bıraktım. Over analize
girecek herhangi bir şeyi bırakıyorum.
Bıraktım. Motto'm think long
think wrong. Yani uzun düşünürsen
yanlış olur gibi bir şey oluyor.
Geçenlerde bir filmde gördüm çok hoşuma gitti.
Çünkü yani overthink yaptığınızda
over analizler yaptığınızda
yani işin içinden çıkılmıyor. Bazen diyorum ki
ya gitsin hani. Bazen atıveriyorum
kendimi. O yüzden o mesajlar
geldiğinde ilk tepkim tabii ki de hani böyle
hemen atlamak oluyor ama sonra diyorum ki
dur hani bedensel bir şeyimiz de var
sonuçta. Biliyorsunuz dediğim gibi yani sağlık
kısmı tamamen hallolmadığı için bazen
kendi bedenimde check-in yapmak gerekiyor.
Bazen kendi bedenimde check-in yapıyorum. Diyorum ki
şu an hani enerjik misin, yorgun musun?
Biraz dinlenmen gerekiyor mu diye.
Bunun bu arada hastalıkla da alakası yok.
Bence hayatınızda her zaman vücudunuzu
biraz kontrol etmeniz gerekiyor. Çünkü
beyniniz, vücudunuz, amigdalanız
neyse artık cevabı biliyor.
Biraz da sorgulamalardan kastım bu.
Yani zaten aslında biliyorsunuz.
Eğer vücudunuzu dinlerseniz.
Yani çok da sorgulamaya istiyor muyuz?
demiyorum ama bunları düşünmeye gerek yok.
Bazı konularda bazı konularda da
okey. Şöyle mesela bazen benim
vücudum istemiyor.
Yani böyle bayağı gitmek istemiyorum
yapmak istemiyorum işte
çekiliyorum. Rahatsız
oluyorum. Bazen gerçekten fiziksel
ağrılarım oluyor. Bazen birileriyle görüştükten
sonra boynum sırtım bir yerlerim
ağrıyor. O şey diyorum hani okey yani
bu bize bir sinyal olsun
Nurtaç'cım gibi düşünebilirsiniz.
Hasılı şimdi en iyi versiyonun
Bu paketimizde gelecek bölümlerde de bunları göreceksiniz.
Böyle her şeyin pop olandığı hep mükemmel iyi olduğumuz bir versiyon yok.
Çünkü başarı ölçütümüzde az önce bahsetmiştim.
Belki sizin başarı ölçütünüz çok zengin olmak, CEO olmak, bir yerlere gelebilmek.
Kimisinin başarı ölçütü gezgin olmak, dünyayı gezmek, anne olmak, sakin bir yerde yaşamak.
Belki tenha bir yerde, bağ bahçe yapmak.
Yani herkesin başarı ölçütü farklı.
Biraz bu kıyaslamalardan da uzaklaşıp ve diğer insanların da kendi başarı ölçütlerini yargılamadan.
Çünkü buna da düşüyoruz bazen. Diyoruz ki hani ne yapıyor ya böyle hayat mı yaşanır ya gibi.
Bunu neden söylüyorum biliyor musunuz? Eğer Türkçe içerikler izlersem eğer tekrardan o cümle kalıplarını duyuyorum ben.
Yani yabancı ülkede yaşıyorum ve çoğu arkadaşım zaten eşim yabancı.
Bunu bir eleştiri gibi duymanızı istemem biraz daha böyle gözlem gibi düşünebilirsiniz.
Türkçedeki bazı kelime kalıpları ve bazı alışkanlıklarımız diyeyim.
Düşünce şeklimiz temeli biraz daha olumsuz.
Böyle daha karşılaştırmalı, daha yargılamalı gibi sert bakış açılarımız var.
Ben bunlardan aslında uzak duruyorum, uzak durmak istiyorum.
Başkasını yargılayan, beğenmeyen bir tarz mesela.
Onu anlamak bile istemeden, onun kendi dünyası demeden mesela.
Elbette herkesi anlayacağız diye Mevlana değiliz, olamıyoruz.
Yani bu kadar anlayışlı da olalım, sürekli empati kuralımdan da bahsetmiyorum.
Bazen fazla empati göstermek, fazla anlayış göstermek kendinize arka plan atmak oluyor.
Burada da böyle bencil olalım, gidelim olalım, her şeyi koparalım, çıkaralım gibi hırçın bir yerden de bahsetmiyorum.
Çok güzel bir denge var.
Bence ben şu an oradayım.
Sizin de bugün kendinize bu soruyu sormanızı isterim.
En İyi Versiyonun'uz bugün kim?
Yani hemen cevap vermek zorunda değilsiniz.
Belki soruyu sormaya başlarsınız ve sonradan şekillenir.
Ve bu En İyi Versiyonun'uz düşüncenizdeki kişi gerçekten sizin olmak istediğiniz kişi mi?
Toplumun, arkadaşlarınızın, çevrenizin, sosyal medyanın verdiği bir algı mı?
Yani böyle olmanız gerekiyor mu? Bunları biraz düşünebilirsiniz.
Çünkü bazen hayatınızın başrolünde siz olmuyor oluyorsunuz.
Senaryoyu siz yazmıyor oluyorsunuz.
Yani Mean Girl Sendromu'ndan bahsetmiyorum ama yani hayatınızı kim yönlendiriyor?
Buraya bakmak en azından görmek gerekli.
Özetle ilk bölümümüz en iyi versiyonumuz kim?
Kim olmasını istiyoruz? Neler yapabiliriz?
Neleri hayatımıza çekebiliriz? Neleri hayatımızdan çıkarabiliriz?
ve çıkarırken kendimizi de başkalarını da çok acıtmadan
bu yolda kendi yörüngemize nasıl döneriz bunları konuşuyoruz.
Haftaya yeni bölümle görüşmek üzere.
Umarım keyif aldığınız bir bölüm olmuştur.
Ben özlemişim burayı, bu halimizi.
Haftaya görüşürüz.
Spor of Ayran beni takip etmeyi ve bana 5 yıldız vermeyi unutmayın lütfen.
Hoşçakalın.
Bu transkript otomatik olarak çıkarıldı; kayıtla küçük farklar olabilir.
